Kitap Künyesi
Yazar: Marguerite Duras
Çevirmen: Tahsin Yücel
Orijinal Adı: L' Amant
Yayın Evi: Sel Yayınları
İSBN: 9789755708782
Sayfa Sayısı: 96
--reklam--
Sevgili Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Marguerite Duras'ın 1984 Goncourt Ödülünü alan ve 34 dile çevrilen ünlü "Sevgili" (L'Amant) romanının yeni basımını sunuyoruz. Modern romanın en önemli yaratıcılanndan biri sayılan Marguerite Duras'ın yetmiş yaşındayken yazdığı bu roman, dünyanın dört bir yanında firtınalar koparmıştı. Kolay anlaşılan, yoğunlukla yalınlığı ustaca birleştirdiği bu romarııyla, Duras, büyük okur kitlelerine ulaşmayı da başarmış oldu. Roman, on beş yaşındaki yoksul beyaz bir kızın, Vietnam'da, bir nehir üzerinde yaptığı vapur yolculuğu sırasında, kendinden iki kat yaşlı, zengin bir Çinliyle tanışmasının, o adamda cinsel aşkı keşfetmesinin öyküsü. Yazarın kendisi de, on yedi yaşına kadar, bir Fransız sömürgesi olan Vietnam'da kalmıştı. Romanı yayımlandıktan sonra, bu romanın, kendi yaşamından alıntılarla dolu olduğunu saklamadı. Kimi eleştirmenlerin, bugüne kadar yazılmış en güzel romanlardan biri saydıkları "Sevgili"yi, ünlü Fransız yönetmen Jean Jacques Annaud, filme çekti. Bu romanı severseniz, Duras'ın bundan sonra kaleme aldığı ve Can Yayınları arasında bulabileceğiniz "Kuzey Çinli Sevgili"yi severek okuyacaksınız.
(Arka Kapak)
Ödüller: Goncourt Ödülü, 1984
--reklam--
Sevgili Alıntıları - Sözleri
- On sekizimde yaşlandım. Herkeste böyle mi olur, bilmiyorum, hiç sormadım.
- ...... bedeni istediğini yapmaya, aramaya, bulmaya bıraktığımız zaman söylenen de budur, her şey iyidir o zaman, döküntü yoktur, döküntülerin üstü örtülüdür, selde, arzunun gücünde, her şey akıp gider.
- Onu yitirmek istemiyorsam, özgür bırakmak zorundayım.
- Alışkanlıkları olan bir adam, birdenbire onu düşünüyorum, oldukça sık geliyor olmalı bu odaya, çok sevişen bir adam olmalı, korkan bir adam bu, korkuyla savaşmak için çok sevişiyor olmalı.
- Eşiğinde sessizlik başlayan yerdir o. Sessizliktir burada olup biten, yaşamım boyunca süren bu ağır gelişmedir. Hâlâ orada, bu büyülenmiş çocuklar önündeyim, gizlem de hep aynı uzaklıkta. Yazdığımı sandım, ama hiç yazmadım, sevdiğimi sandım, ama hiç sevmedim, kapalı bir kapı önünde beklemekten başka bir şey yapmadım hiçbir zaman.
- Alışkanlıkları olan bir adam, birdenbire onu düşünüyorum, oldukça sık geliyor olmalı bu odaya, çok sevişen bir adam olmalı, korkan bir adam olmalı bu, korkuyla savaşmak için çok sevişiyor olmalı...
- Ortak bir geleceğin tasarlanabilir bir şey olmadığını daha ilk günlerden biliyoruz, bu nedenle hiçbir zaman gelecekten söz etmeyeceğiz, gazetelerdekine benzer sözler edeceğiz, karşıtlıktan karşıtlık çıkaran türden, eşit içerikli sözler.
- Yazdığımı sandım, ama hiç yazmadım, sevdiğimi sandım ama hiç sevmedim, kapalı bir kapı önünde beklemekten başka bir şey yapmadım hiçbir zaman.
- Yazdığımı sandım ama hiç yazmadım, sevdiğimi sandım ama hiç sevmedim, kapalı bir kapı önünde beklemekten başka bir şey yapmadım hiçbir zaman.
- "Onu yitirmek istemiyorsam, özgür bırakmak zorundayım."
- Ona beslediğim bu saçma sevgi, benim için kavranması olanaksız bir gizem olarak kalıyor. Neden ölümüyle ölmek isteyecek ölçüde çok seviyordu onu, bilmiyorum. Bu iş başa geldiğinde on yıldır ayrıydım ondan, onu çok ender düşünüyordum. Öyle görünüyordu ki her zaman için seviyordum onu, bu sevgide hiçbir değişiklik olamazdı. Ölümü unutmuştum.
- En sonunda umuttan vazgeçildi. Umut bırakıldı.
- Güzelliğini anımsıyorum, unutmam için çok geç artık, onun kusursuzluğuna hiçbir şey erişemedi daha, onun kusursuzluğuna hiçbir zaman hiçbir şey erişemeyecek, ne koşullar, ne çağ, ne soğuk, ne açlık, ne Alman bozgunu, ne Suç’un tümüyle günışığına çıkarılması. O, her zaman için, ne denli korkunç olurlarsa olsunlar, bütün bunların tarihi üzerinde yürüyor sokakta.
--reklam--
Sevgili İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Duras: “Yaşamımın öyküsü yok!”: Yoksunluğun bir kokusu, bir izi vardır insanın üzerinde; vücudunuzda görünmeyen, sizinle yaşayıp sizinle ölen, acı veren içsel bir yara gibidir: “Yoksunluk dışarı sızdırılmaz, özenle gizlenir.” Duras, çocukluğundaki büyük ama bulanık fotoğrafı ortaya çıkarmak istercesine birçok kitap yazar. Genç kızlıktan kadınlığa geçip, kendi ayakları üzerinde durduğundan beridir, özyaşam anılarına yer vermiştir eserlerinde. Duras, 1984 ilkbaharında, yetmiş yaşında yazdığı “Sevgili” isimli romanında, ilk gençlik günlerinin aşkını, tüm yoğunluğu ve derinliğiyle, yeniden zihninde resmetmek adına, tüm etik ve moral duvarlarını da yıkarak, uydurma ya da düşsel bir anlatıcı gibi değil de gerçek bir kadın gibi, içten-yürekli ve göz kamaştırıcı bir yöntemle, harikulade eksiltmeli cümlelerle anlatmıştır. Aynı yıl, Fransa’da büyük edebiyat ödülü Goncourt’u da alır. Sonraları, romandaki küçük kızın, hayatından kesitler taşıdığını -aslında bir bakıma kendisi olduğunu- itiraf eder. Duras, ailesinin ne ten kokularını, ne göz renklerini, ne de akşam sohbetlerindeki neşeli kahkahalarını anımsar olur yaşlılığında. Hatırladığı tek şey, genç kızlık döneminin geçtiği yerlerdeki akşamların dinginliğidir. Anımsamaya çalıştığı, Fransa sömürgesi, Çinhindi Saygon’da, evlerinin avlusunda çekilen umutsuzluk fotoğrafıdır. Büyük ve bulanık bu fotoğrafın üzerine bir eskiz kâğıdı koyar. Bu eskize, usundaki en belirgin görüntüyü, “odak” noktasını işaretler. Sonra rastgele, kronolojik düzen kaygısı da olmadan, zaman içinde bir ileri bir geri gelgitler yaparak yeni noktalar belirler ve kalemiyle işaretler koyar eskiz kâğıdına tekrardan. Tüm kâğıt dolduğunda işaretlerle, adeta sihirli kalemiyle birleştirir tüm imgelemleri. Geriye çekilip baktığında, büyük fotoğrafı artık görmektedir, mutlu olur, kederiyle. Romanında, aşkıyla ilk tanıştığı vapur yolculuğunda onun büyük arabası, limuzinini, ileride yazacağı tüm kitapların cenaze arabasına benzetir, Duras. Otuzlu yıllarda, Fransız sömürgesi Vietnam’ın Saygon şehrinde bir kız lisesinde öğrenci olan küçük-beyaz bir kız çocuğu, nehrin öteki yakasındaki kız yurdunda kalmaktadır. Beyaz çocuğun annesi kız okulunun müdiresidir. Kendinden büyük iki erkek kardeşi vardır. Arabalı vapurda, her sabah akşam, rutin seyahat eden, on beş yaşlarındaki bu cılız-toy-beyaz küçük kıza; Cholen’li zengin Çinli bir işadamının, Fransa’da -sözüm ona- çok iyi eğitim almış, utangaç 27 yaşındaki tek oğlu âşık olur. Küçük kız, 27 yaşındaki Çinli sevgilisiyle cinsel bir aşka yelken açar. Bu küçük kız, sevgilisine, garsoniyerine getirdiği tüm kadınlara yaptığının aynısını kendisine de yapması için yalvarır. Çinli aşık, bir dediğini iki etmez küçük kızın, onu sonsuz bir aşkla sever, bu beyaz kızdan sevgisine asla karşılık bulamasa da. Küçük beyaz kız, tutucu babasına olan korkusuyla savaşmak adına kendisiyle bu kadar yoğun ve çok seviştiğini düşünür Çinli aşkının. Beyaz-küçük kız, yaşamındaki herkese meydan okur; önce kendisine, sonra, hayatın seyrine tabii olan annesine, zengin babasından ölümüne korkan Çinli sevgilisine, hastalıklı-zayıf-edilgen ortanca kardeşine ve dolap hırsızı-kaybeden-kumarbaz-sefil büyük erkek kardeşine, vücudunu inanılmaz güzel bulduğu ve körpe göğüslerini bir meyveyi ısırır gibi yemek istediği kız yurdundaki ağlak kız arkadaşı Helene Lagonelle’e ve genç yaşta ölüp kendisiyle beraber iki kardeşini yetim bırakan babasına. Küçük kız ve erkek kardeşleri annelerini büyük bir tutkuyla sevmişler, lakin toplumun, güven ve sevecenlik dolu annelerine yaşattıkları yüzünden, üç kardeş de birbirlerine ve yaşamlarına nefret beslemişlerdir. Duras, romanında, ailenin ümitlerinin yok olduğunu anlatmak istercesine, annelerinin Kamboç’ta deniz kenarında aldığı ve gel-git yüzünden sürekli su basan toprakları için: “Umut bırakıldı, okyanusa karşı girişimler de bırakıldı,” der. Çok iyi bir anlatıcıdır Duras. Romanında, eksiltmeli cümlelerinde, beş duyuyu da çok iyi kullanır, özyaşam hatıralarını anlatmak için. Mesela: “Odaya sel gibi dolan kent gürültüsünde yoğunlaşıyor dikkatim,” der. Başka bir yerde: “Bütün ev güzel kokar, fırtına sonlarının ıslak toprak kokusu yayılır ortalığa, hele bir de öteki kokuyla, arapsabununun, arılığın, namusluluğun, çamaşırın, aklığın, annemizin uçsuz bucaksız saflığının kokusuyla karıştı mı insanı deli eden bir kokudur” der. Ya da: “Işık, gökten bu arı saydamlık çağlayanlarının, bu sessizlik ve kımıltısızlık hortumlarının üzerine vururdu. Hava maviydi, avuca alınabilirdi. Mavi. Gökyüzü bu ışık balkımasının (parıldama) sürekli çırpınışıydı” der. Hatta tüm duyuları beraber aynı anlatımda hissettirir: “Yel dindi, ağaçların altında yağmur sonlarının doğaüstü ışığı var. Kuşlar çıldırmış gibi, bütün güçleriyle bağırıyor, soğuk havada gagalarını biliyor, neredeyse kulakları sağır edecek biçimde, çınlatabilecekleri kadar çınlatıyorlar havayı,” der. Romanın kahramanı, anlatıcısı, kâh “Duras”tır kâh “Okur”dur. Mekân, sadece Çinhindi Saygon da değildir. Geldikleri ve yine gidecekleri yer olan Fransa’ya, Paris’e ve orada Duras’ın duyumsadığı tüm anılara da göndermeler vardır kitabın içinde. Sıkılmadan, erinmeden, duygudaşlık kurduğunuzda kendinizi kahramanın yerinde, o garsoniyerde, ya da tüm ailenin bir ritüel haline dönüşen duygusuz akşam yemeklerinde görebilirsiniz. Kendi ailenizle ve yaşamınızla da belki paralellikler ya da acı-tatlı hatıralar canlanabilir usunuzda. Duras, Uzakdoğu ve Batı kültürlerinin oluşturduğu derin birikimle, dobra dobra anlatıyor yaşadıklarını. İçsel yaralarımıza merhem olmak adına, bir ışık çakıyor benliğimize, Freud’un “Derinlik Psikolojisi”in izdüşümünde. Süha DEMİREL, İstanbul, 13 Mayıs 2012. *** Kitabın Künyesi: L’AMANT – SEVGİLİ / MARGUERITE DURAS CAN YAYINLARI TÜRKÇESİ: TAHSİN YÜCEL 4. BASIM: 1992, CAN BASIM: ÖZAL BASIMEVİ ISBN 975.510.396-1 EDITIONS DE MINUIT / ONK AJANS LTD. / CAN YAYINLARI LTD.ŞTİ. (1984) (Süha Demirel)
#1001kitap~~~: Marguerite Duras'ın 1984 Goncourt Ödülünü alan ve 34 dile çevrilen kitabı "Sevgili", Marguerite Duras'ın 70 yaşındayken yazdığı, duygusal yoğunlukla yalınlığın birleştiği bu roman, on beş yaşındaki yoksul beyaz 1 kızın, Vietnam'da, 1 nehir üzerinde yaptığı vapur yolculuğu sırasında, kendinden 2 kat yaşlı, zengin 1Çinliyle tanışmasının, o adamla aşkı keşfetmesinin öyküsünü ve kendi aile içi ilişkilerinde aile bireyleri ve annenin tüm bu yaşadığı durumlar içindeki genel tavrı kitaptaki en etkileyici bölümlerdi bence en iç burkan olayları anlatırken, bazı yerler vardı ki okurken bile isyan ettirdi beni, çok gerçekçiydi anlatımı durağan olsa bile... Yazarın kendisi de, 17 yaşına kadar, 1Fransız sömürgesi olan Vietnam'da kaldığından dolayı romanda otobiyografik öğeler de bulunmaktadır. Kitabin filmi de varmış henuz izlemedim... "Sevgili" ölmeden önce okunması gereken #1001kitap arasındadır ki yazarı okumaya devam edeceğim, kurduğu tüm psikolojik durumlar çok sarsıcıydı, herkese sağlıklı mutlu huzurlu keyifli okumalar... (Ayşe...)
"Yazdığımı sandım ama hiç yazmadım, sevdiğimi sandım ama hiç sevmedim,kapalı bir kapı önünde beklemekten başka bir şey yapmadım hiçbir zaman." #! Sevgili;marguerite duras'ın yaşamından izler taşıyan otobiyografik bir eser.Çocukluk sancıları,gençlikle birlikte de nereye ait olduğunu bilmeden zamanda şiirsel bir sürüklenme.Zorluklarla baş ederken, bir taraftanda başı sonu belirsiz bir aşka yelken açan genç bir kızın hikayesi sevgili.Ne gerçek, ne de hayal diyebiliyoruz fakat bence ikisi de var bu kitapta.Oldukça gerçek ve oldukça da hayali şeyler. Genç bir kadın var ve kendinden yaşça çok büyük,zengin ve farklı kültürden bir insanla aşk yaşıyor ya da cinsellik mi demeliyiz?Belki ikisi de.Bu durum aile ve çevresince olumsuz karşılanıyor ve travması olarakta kitapta karşımıza çıkıyor.Tabiki kitap yalnızca bunlardan ibaret değil.Dönemin fransasına,insanların savaş sonrası yaşantısına,yoksulluğuna da değinilmiş. Anlatımı şiirsel yer yer sevdiğim ve altını çizdiğim çok fazla yer oldu.Derinliği olan edebi açıdan da zengin bir kitap.Bir solukta okunmuyor belki düşündürüyor da fakat etkileyici bir anlatım dili var.Kesinlikle yazarla tanışmanızı öneririm.Bu kitapta güzel bir başlangıç olabilir.Ben Keyifle okudum tavsiye olsun.!:) . . . #sevgili #margueriteduras #fransızedebiyatı #tavsiyekitap #kitapyorumu #neokudum @selyayincilik (Ayşen demirci)
--reklam--
Sevgili PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Marguerite Duras - Sevgili kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sevgili PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Marguerite Duras Kimdir?
1914 yılında Çinhindi'nde doğan Duras, gençliğini geçirdiği bu ülkenin atmosferinden ve olaylarından derinden etkilendi. 18 yaşında Paris'e geldi; hukuk, matematik ve siyaset bilimi okudu. Komünist Parti'ye katıldı. İlk romanı Les Impudents'ı 1943 yılında yayımladı. Özyaşamöyküsel bir roman olan Sevgili ile 1984'te Fransa'da Goncourt Ödülü'nü aldı. Çok sayıda roman dışında, birçok senaryoya da imza attı. Bütün eserlerinde edebiyatı sorguladı. 1960 Cannes Film Festivali'nde gösterilen Hiroşima Sevgilim, Duras'ı ününün doruğuna çıkardı. Duras 1996 yılının Mart ayında 82 yaşında öldü.
--reklam--
Marguerite Duras Kitapları - Eserleri
- Sevgili
- Ölüm Hastalığı
- Hiroşima Sevgilim
- Moderato Cantabile
- Bir Yaz Akşamı On Buçukta
- Bir Kış Günü Öğleden Sonra
- Yaz Yağmuru
- Yazmak
- Mavi Gözler Siyah Saçlar
- Bahçe
- Acı
- Yıkmak Diyor Kadın
- Askıya Alınmış Tutku
- Bay Andesmas'ın İkindisi
- Pasifik'e Karşı Bir Bent
- Somut Yaşam
- Yeşil Gözler
- Buraya Kadar
- Konsolos Yardımcısı
- İngiliz Sevgili
- Lol V. Stein'ın Kendinden Geçişi
- Tarquinia'nın Küçük Atları
- Ayrılık Müziği
- Normandiya Kıyısının Yosması
- Savaş Yılları Defterleri ve Diğer Metinler
- Kuzey Çinli Sevgili
- Cebelitarık Denizcisi
- Bütün Gün Ağaçlarda
- Yann Andrea Steiner
--reklam--
Marguerite Duras Alıntıları - Sözleri
- ona bakıyordum gitgide daha hızlı konuşuyordu ve sonra birdenbire konuşmayı kesti -bakıştık, bakıştık. Gökkubbe yıkıldı. (İngiliz Sevgili)
- Demek, yine. Her gün, her yerde artıyor. Televizyon hastalığı. Televizyon cihazı pis. Bir ev eşyası haline geliyor, ama eski ve pis, eski bir tencereye, bir bulaşık çukuruna dönüşüyor. Çok zamandır görüyor, duyuyoruz onları. (Yeşil Gözler)
- Karşılarına geçip bütün bir gece seyretseniz de, sizi ne fark eder, ne de sizden tedirgin olurlardı. Öylesine yalnızlardı ki dünyada, yalnızlık nedir artık bilmez olmuşlardı. (Bir Kış Günü Öğleden Sonra)
- Filmler vardır, kalıcıdır; filmler vardır, seyredildikten sonraki saatler içinde yok olur gider. Ben sinemaya gidip gitmediğimi buradan anlarım: bir önceki gün gördüğüm film, ertesi gün bende nasıl bir kılığa bürünmüşse, ne hale girmişse, gördüğüm film odur. (Yeşil Gözler)
- Öznesiz bir acının anlamı nedir? (Lol V. Stein'ın Kendinden Geçişi)
- İnsanın herhangi birinden kopması, doğasına uygun bir olay değildir . (Cebelitarık Denizcisi)
- Hayat beni fazla ilgilendirmiyor... Hiçbir zaman gerçek anlamda ilgilenmedim hayatla... (Yaz Yağmuru)
- Kalbimi hissetmiyorum artık. (Acı)
- Ben sizin yerinizde olsam dinlerdim. Dinleyin beni.. (İngiliz Sevgili)
- Ona beslediğim bu saçma sevgi, benim için kavranması olanaksız bir gizem olarak kalıyor. Neden ölümüyle ölmek isteyecek ölçüde çok seviyordu onu, bilmiyorum. Bu iş başa geldiğinde on yıldır ayrıydım ondan, onu çok ender düşünüyordum. Öyle görünüyordu ki her zaman için seviyordum onu, bu sevgide hiçbir değişiklik olamazdı. Ölümü unutmuştum. (Sevgili)
- Bakarsın ki yaşamda çözüm az ve her şey yerli yerine oturur, gün gelir bir tek değiştirme düşüncesi bile şaşırtıcı olur. (Bahçe)
- Bir yıl sürdü saçının uzaması. Düşünüyorum da, saçları mı kesenler saçların bu kadar zamanda uzadığını bilselerdi, bu işi yapmadan bir kez daha düşünürlerdi diyorum. (Hiroşima Sevgilim)
- Yavaş sesle ekledi: "Hep yirmi yaşındaymışçasına çekip gitmek gerek, bunu unutma." (Tarquinia'nın Küçük Atları)
- Yalnızlık hazır bulunmaz, oluşturulur. (Yazmak)
- Para yoksa erdem "geçersizdi" ve masumiyet mahküm edilebilirdi (Savaş Yılları Defterleri ve Diğer Metinler)
- Birincisi, onu öldürdüğümü düşümde görmüştüm. İkincisi, onu öldürdüğümde düş görmüyordum. (İngiliz Sevgili)
- Onun yanına uzanırsınız. Kendinize ağlarsınız hep. (Ölüm Hastalığı)
- tuhaf bir hikâye bu her şeye rağmen. (Yaz Yağmuru)
- Artık, yalnızca gözlerinizi görüyorum. (Normandiya Kıyısının Yosması)
- ..uzaklara git... Asla geri dönme ... Asla! .. çok uzaklara git... öyle ki, bulunduğun yer aklımın ucundan bile geçmesin ... (Konsolos Yardımcısı)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin