Kitap Künyesi
Yazar: Susanna Tamaro
Çevirmen: Eren Yücesan Cendey
Yayın Evi: Gendaş Kültür
İSBN: 9789757809678
Sayfa Sayısı: 205
Sevgili Mathilda, İnsanın Yürümesini Dört Gözle Bekliyorum Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Büyük yürüyüşçüler olmamız gerekiyor. Birbirimizin yanında, birbirimizin ayakkabılarını giyerek yürümeli, yürümeli ve yürümeliyiz. Dünyaya geldiğimiz ve gideceğimiz günü düşünerek yürümeliyiz. Kırılganlığın, çıplaklığın yanında cüppesiz yürümeliyiz. Temellerinin artık önyargı ve yargı değil, alçakgönüllülük ve anlayış olduğu bir dünyayı oluşturmak için yürümeliyiz. 'Yüreğinin Götürdüğü Yere Git' ve 'Anima Mundi' kitaplarının yazarı Susanna Tamaro - Mektuplardan oluşan güncesini- 'Sevgili Mathilda'yı yazış tasarısını böyle geliştirdiğini söylüyor. Genç yazar kimi zaman heyecanlı, tutkulu, kimi zaman da dingin bir ruh haliyle yazdığı mektuplarda günlük yaşantımızın dokunmuş olduğu olayları düşünüyor, düşündürtüyor: İnsanın en derin özü olarak yürek; arkadaşlık, sabır ve sadakat; ruh ve beden arasındaki ilişki; yazının, okumanın ve kitapların anlamı; doğa sevgisi ve çevreye saygı, kötülük ve acı deneyimleri; aile, okul, gençlik ve yaşlılık, bir yaşam ritmi olarak huzur; ruhun, umudun ve kutsallığın korunması, işte fonda yeşil Umbria bölgesi olmak üzere kitapta bütün bunlar dile getiriliyor.
Sevgili Mathilda, İnsanın Yürümesini Dört Gözle Bekliyorum Alıntıları - Sözleri
- -"Oyalanırken, oyalanırken, sonunda bir sabah uyanırsın, aynaya bakarsın ve tanımadığın bir kişiyi görürsün karşında. Ben kimim? Nereye gidiyorum?"
- Pek çok kişi bağırıp çağırıyor ama konuşan yok.
- Yalnızlık insanın kendi kendiyle bir içtenlik yaşayabilmesi için bulunabilecek en olağanüstü yoldur.
- “ kendimi küçük bir çocuk gibi hissediyorum; içimde bir şey dupduru ama çevremdeki her şey o kadar karmaşık ki .”
- Pek çok kişi bağırıp çağırıyor, ama konuşan yok.
- Sabır acelenin, sadakat ise tüketimin panzehiridir. Bu iki duyguyu fiziksel bir imge olarak düşünmek istersem sadece minik tuğlalar ya da kökler geliyor aklıma. Dostluk, tuğlalarla örülür, kökler sayesinde gelişir.
- Kendimi küçük bir çocuk gibi hissediyorum. İçimde her şey dupduru ama çevremde her şey o kadar karmaşık ki.
- Sevinç içinde bekledim onu, birlikte yapacağımız uzun gezintilerin, karşılıklı konuşmayla ya da sessizlikte geçireceğimiz anların hayalini kurarak bekledim.
- Neden bakışlarınız böylesine hüzünlü? Yüreğiniz de nasıl bir ağırlık var? En son ne zaman otların üzerine yatıp, gökyüzünü çimenlerin içinden seyrettiniz ? Ne zaman yaprakların arasından esen rüzgarın sesini dinlediniz? Varolduğunuz ve yaşam denen bu olağanüstü serüvenin bir parçası olduğunuz için hiç minnet duydunuz mu ?
- Gelecek beni ne heveslendiriyor, ne de neşelendiriyor. Sadece korkutuyor.
- İyi insanlar yoktur, sadece bilinçli ve bu yolu yürümeyi kabullenmiş insanlar vardır.
- Arkadaşlık yaşanacak en güzel duygulardan biridir, çünkü insana zenginlik , heyecan ve güç ortaklığı tattırır ve ayrıca bütünüyle bedavadır. Bir anda birbirini görürsün , birbirini seçersin , bu arada bir tür içtenlik oluşur , sonra yan yana yürünebilir , aşılan yollar ayrı bile olsa , arkadaşlar birbirinden uzak bile düşseler , birlikte gelişebilirler , aynen aramızda binlerce kilometre olan , biz , ikimiz gibi ...
- Yazı yazanlar için anılar, en canlı gerçeklerden biridir; ve anılar ne yazık ki, nesnelere bağlanma eğilimi yaratıyor.
- Eğer yaşarken sevgi ve bilinç ektiysek, arkamızda da sevgi ve bilinç büyüyecektir.
- Korku mu? Korku hala var , ama zaten korkuların varlık nedenleri budur, onları yenmemizi beklerler.
Sevgili Mathilda, İnsanın Yürümesini Dört Gözle Bekliyorum İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yazarın, İtalya da yayınlanan ünlü bir dergi için kaleme aldığı, hayali bir arkadaşına yazdığı; günlük konulardan, dünyanın gidişatından, doğadan, insanlardan, hayatın gerçeklerinden bahsettiği mektupları içeren güzel bir kitap. Okudukça düşündüren, sıkmayan ve akılda kalıcı hikayeler anlatan, akıcı bir dili olan etkileyici bir eser. Okurken mektup arkadaşının gerçek olduğu hissine kapılıyor insan. (Nazime Genç)
Yıllar önce... Minimalizm kitabını okuduktan sonra anı biriktirmemeye tek anıların beynimin içindekiler olacağına söz vermiştim kendime. Sonrasında hâlâ vazgeçemediğim tek bir anı birikimim vardır ki oda mektuplarım. 10 yılı aşkın mektuplarım dahi durur sol yanımdaki kutumun içinde. Zaman geçer, insanlar gider ama o an ki duygular hep benimle kalır. Kitapta ismini hatta cinsiyetini bile bilmediğimiz bir karakterin karşı taraftaki dostuna yazdığı mektupları okuyoruz. Her konudan dem vurulan, şefkatle, sevgiyle yazılmış muhteşem bir eserdi. Okurken hüzünlenerek içimdeki boşluğa emanet ettim kendimi resmen. Bizler böyleyiz. Duygularımızı ve heyecanlarımızı müthiş bir yoğunlukla yaşarız ve ayrılıklar bizim için her zaman birer yara olmuştur. " Bizler" kategorisindeysen geç kalmadan eline almalısın bu eseri. Çünkü yarım kalmış sevgilerini bile nasıl onaracağını sana ilmek ilmek anlatan bir eser. Sevgiyle ve güzel kitaplarla kalın. Hoşçakalın. (Tuğba aydın)
Şans eseri elime geçmesi sonucu okudum. Yazar hayali bi arkadaşına yazdığı kısa mektupları kitapta derlemiş. Mektuplar, insanın insanla, doğayla ya da toplumla olan ilişkisi hakkında türlü düşünceler içeriyor. Bir arkadaşla sohbet ediyor havasında; samimi, sıcak, düşündürücü... Ancak bir anda okunabilecek kitaplardan değil. Ben ara ara elime aldım kitabı, mektuplar bir dostumdan bana yazılmış gibi okudum. Keyifliydi. Bazı kısımları bi kaç sefer geriye dönüp yeniden okumak istedim hep. Eminim her okur da tekrar tekrar geriye dönmek isteyeceği cümleler bulacaktır. (Asif)
Kitabın Yazarı Susanna Tamaro Kimdir?
Susanna Tamaro, İtalyan kent soylu bir ailenin kızı. Trieste'de 1957 yılında doğdu, Orvieto yakınlarında kedileri ve köpeğiyle birlikte yaşamaktadır. Zor bir çocukluk dönemi geçiren Tamaro, 18 yaşındayken, bir depreme tanık olur, 25 yaşındayken ölümcül bir hastalık geçirir ve 27 yaşında yazmaya başlar.
Her başarıya ulaşmış yazarın yaşamış olduklarını o da yaşar. İlk denemelerinde başarısız olur ama bunlara aldırmadan yoluna devam eden Tamaro “Tek Bir Ses İçin” adlı kitabıyla büyük ses getirir. ”Yüreğinin Götürdüğü Yere Git” adlı bu eser de ona daha büyük bir ün kazandırır. (Bu kitap aylarca İtalya'da liste başı olmuştur.) Genelde günlük ya da mektuplar şeklinde yazar. Olayları birinci ağızdan anlatır. Eserlerinde hep bir hüzün vardır. Kahramanları genellikle ölümün eşiğine gelmiş ama bu durumu kabullenmiş; hayatta aradığını bulamamış insanlardır.
Susanna Tamaro Kitapları - Eserleri
- Yüreğinin Götürdüğü Yere Git
- Kitaplardan Korkan Çocuk
- Yüreğimin Sesini Dinle
- Kökler, Yollar ve Yitik Benler
- Anima Mundi
- Luisito: Bir Sevgi Öyküsü
- Sonsuza Kadar
- Sevgili Mathilda, İnsanın Yürümesini Dört Gözle Bekliyorum
- Tek Ses İçin
- Kaplan ve Cambaz
- Her Melek Korkunçtur
- Aklı Bir Karış Havada
- Düşünen Bir Yürek
- Büyülü Çember
- Daha Çok Ateş Daha Çok Rüzgar
- Yanıtla Beni
- Rüzgar Ne Diyor
- Tombul Yürek
- Ulu Ağaç
- Her Sözcük Bir Tohumdur
- Bakışınla Aydınlanır Dünya
- Büyük Bir Aşk Hikâyesi
- Sessizlik Bir Erdemdir
- Var Olan Ada
- Tobia ve Melek
- Atla, Bart!
- Eve Doğru
- Rüzgar Ne Diyor
Susanna Tamaro Alıntıları - Sözleri
- Benim için gerçekten her kitap son kitaptı. Sonuncuydu çünkü ufka baktığımda hiçbir şey göremiyordum, belki de yazmanın bıraktığı yorgunluk ve halsizlik içindeydim; öte yandan- belirişi ve işlenişiyle- her kitabın çevresinde bir mucize halesi oluyordu. Bilindiği üzere mucizenin, buyrukla yaratılması mümkün değildir. (Her Melek Korkunçtur)
- O ekim ayında, bir parçam- umut etmiş, hayal kurmuş olan parçam- bütünüyle ölmüştü. O günden sonra artık onunla birlikte yaşamayı öğrenmem gerektiğini biliyordum. Belki bir süreliğine gizli tutabilirdim ama sonra güçlü çürüme kokusu gerçek durumumu başkalarına da açık edecekti. (Her Melek Korkunçtur)
- "Uyku sırları ortaya çıkartıyor." (Rüzgar Ne Diyor)
- (...) "Eh, en azından senin bir sürü kardeşin var." "O kadar çok olunca yok sayılır. Zaten artık yoklar." "Nereye gittiler?" "Derin donduruculara herhalde." O anda yeniden utanç yüklü bir sessizlik oldu. Bart, Zoe'nin akrabasını yemiş olma olasılığını düşündü. (...) (Atla, Bart!)
- Sakin, korunaklı ve ufuksuz. Kesinlikle benden, senden daha iyi yaşayacaklardır ama hayat gerçekten o mudur? Bu, arzu duyulacak bir yaşam mıdır? Ölüm döşeğinde "Bu olağanüstü bir serüven miydi?" diye sordurabilecek bir yaşam mıdır? Yoksa bir yaşam putu mudur? Gizemi olmayan —ve bununla karşılaşma hevesi taşımayan— hayat bitmek bilmeyen esnemelerden başka nedir ki? (Luisito: Bir Sevgi Öyküsü)
- Gerçekte insan hayatı nedir? İki karanlık arasındaki ışıklı bir yarılmadır... Nereden geliyoruz? Nereye gidiyoruz? (Var Olan Ada)
- Düzen ve saygı bizi hayvanlardan ayıran biricik değerlerdi. (Rüzgar Ne Diyor)
- Sözcüklerin arkasında sözcükler gizlidir, ama sessizliğin içinde "herhangi bir şey" yuvalanmış olabilir. (Rüzgar Ne Diyor)
- Büyüklerin dünyasında yasalar, sevgiden daha ağır basar.. (Luisito: Bir Sevgi Öyküsü)
- Ansızın kollarını göğe doğru kaldırdı, ellerini bir orkestra şefi gibi sallayarak şöyle dedi: " Ve sonra hayata şükrediyorum! Ağaçlara, çuha çiçeklerine, boraya, üveyiklere ve serçelere, çocuklara, otlara şükrediyorum ve tümünü kutsuyorum! Çünkü her şey kutsaldır ve bir lütuftur." (Her Melek Korkunçtur)
- ‘Eğer’ler dünyası bir girdap, bir hortum, bir kara deliktir. İnsan bir an dengesini yitirirse, içine yuvarlanmaması olanaksızdır. (Daha Çok Ateş Daha Çok Rüzgar)
- Demekle yapmak arasında uçurumlar var. (Büyük Bir Aşk Hikâyesi)
- Sonra, belki de ölmeden bir an önce, hayatımızı bir an için seyredeceğiz ve gerçekten bizim olan, gerçekten dolu geçen anların farkına varacağız;bunlar belki de bir çiçeğe bakarak,bir ağacın biçimini seyrederek,yanımızdan geçen bir çocuğun başını okşayarak zaman yitirdiğimiz anlar olacaklar. (Her Sözcük Bir Tohumdur)
- “ Bilgelik dolu yazılara bakarsanız işin hoş yanı da sürprizlerdir ama hele bunu gerçekte yaşayın da görün. “ (Tombul Yürek)
- Bir hayvan neydi gerçekten? Günlük konuşmanın küçümseyici tavrında bu sözcüğün kökeninde yatan öz kolayca unutuluyordu. Can. Evet, hayvan can sahibi olan biriydi. İnsanların büyük bölümü için aynı şeyin söylenebileceğinden ise emin değildi. (Luisito: Bir Sevgi Öyküsü)
- "Gitmek ya da gitmemek, beslediğin ateşe bağlıdır." "Ateş beslenir mi?" "Yakıp yok eden buz gibi bir ateş vardır, bir de sıcak, yeniden yapan bir ateş. Her ikisi de bizim yüreğimizdedir. Hangisinin alevleneceğine biz karar veririz." (Kaplan ve Cambaz)
- "Gerçek yüzlerini en baştan gösterseler, büyük bir olasılıkla hiçbir zaman evlenemezler." (Anima Mundi)
- "Boşuna yaşadım, ölümümde boşuna olacak " (Tek Ses İçin)
- "Her şeye içine girmeden yukarıdan bakabilmenin ne güzel olacağını düşündü." (Rüzgar Ne Diyor)
- “Kovalayandan kaçarım, kaçanı kovalarım.” (Büyük Bir Aşk Hikâyesi)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin