Kitap Künyesi
Yazar: Fernando Pessoa
Çevirmen: Işık Ergüden
Orijinal Adı: A hora do diabo
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750709982
Sayfa Sayısı: 48
--reklam--
Şeytanın Saati Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Çağdaş edebiyatın en kendine özgü kişiliklerinden Fernando Pessoa, ölümünden sonra üne erişen yazarlardan. 1935'te öldüğünde, sandığından binlerce sayfa metin çıkmış, çok geçmeden dünyanın en gizemli yazarlarından biri olmuştu. Kendi adının yanı sıra, kendisinin farklı yanlarını yansıtan hayalî şair ve yazarların adlarıyla yazdığı yapıtlarıyla kısa zamanda birçok dile çevrilen Pessoa'nın daha önce Huzursuzluğun Kitabı ve Anarşist Banker adlı kitaplarını yayınlamıştık.
Şeytanın Saati de, Pessoa'nın ardında bıraktığı sandıktan çıkan metinlerden. Bu kısa metin, yazarın önemli takıntılarının, büyü, mistisizm ve simya gibi hiç vazgeçmediği konuların bir panoramasını sunuyor nerdeyse. Aslında, şeytanla girişilen bu diyalog, yazarın yapıtlarının belli başlı niteliklerini küçük ölçekte sunan bir bütün. Alaycı, kuşkucu Pessoa'nın gerçeği arama yolculuğunun bir parçası sayılabilecek düşsel bir diyalog.
--reklam--
Şeytanın Saati Alıntıları - Sözleri
- "Bilimin temeli cehaletimizi bilmektir."
- "Gitmenin ya da kalmanın, bir yerde olmanın ve bir şey olmanın derin dehşeti istila etti beni."
- "Fırsat buldukça okuyordum, tartışıyordum ve aptal biri olmadığımdan, derin bir tatminsizlik içindeydim. Kaderime ve bana dayattığı toplumsal koşullara karşı derinden isyan duyuyordum."
- "Düşler, hiç olmazsa, çürümez. Geçer. Böylesi daha iyi, öyle değil mi?"
- "Düşte özgür olduğumuz gerçek değil mi?"
- "Bir kedinin güneş altında uyumasıyla bir kitabı okumak aynı şeydir."
- Her zaman kendisi olarak kalan tek şey düşlerdir. Onlar bizim, içine doğduğumuz, her zaman doğal ve kendimiz kaldığımız o parçamızdır.
- "Ben, senin her zaman aradığın ve asla bulamayacağın kimseyim. "
- Ben, senin her zaman aradığın ve asla bulamayacağın kimseyim.
- İnsan hayvandan, sadece bir hayvan olmadığını bildiği için ayrılır.
- Bilimin temeli cehaletimizi bilmektir.
- Benim büyülü silahlarım müzik, ay ışığı ve düşlerdir.
- En büyük aşk, derin bir uykudur, dalmaktan hoşlandığımız bir uyku.
- "Her şey, bir şeye karşı koyduğu için yaşar. Ben, her şeyin karşı koyduğu şeyim."
--reklam--
Şeytanın Saati İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Şeytanı olduğu gibi kim görebilmiş, kim işitebilmiş? Rabbimiz bize bildirmemiş olsa hangimiz şeytanı kendimizden ayırt edebilirdik. Kim bilir kaç defa kendimiz diye şeytanla sohbet ettik. Şeytanın bir kadın ile diyaloğunun anlatıldığı kısacık bir anlatı bu kitap. Derin, yaralayıcı, uyandırıcı! Pessoa “Beni uyandırın, ama insan olmanın anlamı uyumaktır." der. Şeytanî bir cümledir bu. Bizi uyutan şeytandır zira. “Peki ama siz kimsiniz, bayım? Niçin böyle maskelisiniz?” “İki sorunuza da tek bir yanıt vereyim: Maskeli değilim.” “Nasıl olur?” “Ben Şeytan’ım, bayan. Evet, Şeytan’ım. Ama ürküp telaşa kapılmanıza gerek yok.” Şeytan kadınla kendi kimliğini açıklarken şu çarpıcı ifadeyi kullanır: "İnsanlar benim var olma tarzımın sırrını bilmezler." Sanırım şeytanın bahsettiği uyku budur. Hâb-ı gaflet diyelim mi? "Benim, hakikati söylemek gibi bir iddiam olmadı asla"... İşte şeytanın lisân-ı hâfîsi... “Hayır, çünkü ben de kendime pek benzemem. Bu kusur benim erdemimdir. İşte ben bu yüzden Şeytan’ım.” "Ben, bütün görevlerin unutuluşu, tüm niyetlerdeki tereddütüm." Âşinası olduğumuz tereddüt işte bu! "Bu sohbet, belki de yaşamınızın en önemli olayı olmasına rağmen, asla gerçekten olmadı." Sahi kiminle konuşuyorduk bunca zamandır? "Pessoa, Portekizce’de kişi, kimse (hiç kimse) demek ve maske anlamına gelen persona sözcüğünden türemiş. Bir yazgı, düşsel dünya kişisi, PESSOA." Bildiğimizi bile bilmeden bir dili nasıl konuşabiliriz?! Şeytan, evet, insanın apaçık düşmanı. Düşmanı tanımak için konuştuğu dili bilmek, sanırım yüzünü bilmekten daha elzem. Kendisine bile benzemeyen bu tehlikeli düşmanın var olma tarzını öğrenmek gerekiyor. (Vakti Garîbe Âlemi Muhal)
“Öyleyse rahat edin. İnsanları bozarım, doğrudur, çünkü hayal ettiririm. Ama Tanrı daha kötüdür — en azından bir anlamda, çünkü o, çok daha az estetik olan bozulabilir bedeni yarattı. Düşler, hiç olmazsa, çürümez. Geçer. Böylesi daha iyi, öyle değil mi?” Mutlak ki Pessoa yaşarken bir bütün haline gelseydi bu eser, bambaşka yerlere giderdi. Yine de güzel hissettirdi zaman zaman. Yine, yine ve yine, elbette bir Huzursuzluğun Kitabı değil :) (Tuğçe)
Başucu kitabı derler ya hani işte öyle olabilecek bir kitap. Edebiyatla uzaktan yakından ilgi duyan herkesin okumasını düşündüğüm bir eser. Minicik hacmine dünyaları sığdırabilmiş yapıt. Pessoa'nın ömrü yetmediğinden tamamlanamamış olsa da bu haliyle bile her kitaplıkta mutlaka olmalı. (immorasko)
--reklam--
Şeytanın Saati PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Fernando Pessoa - Şeytanın Saati kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Şeytanın Saati PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Fernando Pessoa Kimdir?
Lizbon'da doğdu. Beş yaşındayken, müzik eleştirmeni olan babasını kaybetti. Annesi, Portekiz'in Durban konsolosuyla yeniden evlenince yerleştikleriGüney Afrika'da (1896) tam bir İngiliz eğitimi gördü. 1905'te geri döndüğü Lizbon'da yaşamının sonuna kadar kaldı. Geçimini, İngilizce ve Fransızca iş mektupları yazarak kazandı ve yalnız yaşadı.
Portekiz modernizminin öncülerinden olan Pessoa, Milton, Shelley, Keats, Poe, Byron, Whitman, Shakespeare, Baudelaire'den etkilenmiş ve ilk şiirlerini, İngilizce olarak, 1905-1908 yılları arasında yazmıştır. 1912'de, ilk şiirlerini "Portekiz 'Rönesans' " hareketinin yayın organı A Aguia dergisinde yayımladığında, simgeci şiirin ve "saudosismo"nun (geçmişe özlem) etkisi altındaydı. Aynı yıllarda, düzyazı metinler (Fausto, Epithalamium, O Marinheiro, Na Floresta do Alheamento, vd.), eleştiri ve denemeler yazdı. 1913'te, fütürist harekette yer aldı ve Sá-Carneiro ile birlikte Portekiz öncü edebiyatını başlatarak, "paulismo" akımını yarattı. 1914 yılında, her şeyi, olabilecek bütün tarzlarda hissetmek için, kendi içinde gücül olarak bulunan farklı yazar kimliklerini aralarında diyaloğa sokarak, onlara yazı aracılığıyla kurmaca bir gerçeklik kazandırdı. Pessoa'nın farklı yazar kimliklerinin yansıması olan bu kökteş şair ve yazarlar Alberto Caeiro, Alvaro de Campos, Ricardo Reis, Bernardo Soares ve Fernando Pessoa'nın kendisidir. Pessoa'nın kendi şiirleri ve kökteş şairleri aracılığıyla yarattığı şiirler Orpheu, Portugal Futurista, Contemporanea, Atena gibi ancak birkaç sayı çıkan dergilerde yayımlandı. "Vatanım Portekiz dilidir" diyen Pessoa ölümünden bir yıl önce, Portekiz tarihinin okültist ve simgeci bir yorumu olan "Mensagem" adlı şiiri yazdı ve Ulusal Propaganda Sekreterliği'nin açtığı yarışmada ödül aldı.
Fernando Pessoa 30 Kasım 1935'te, 47 yaşında, Lizbon'da karaciğer hastalığından öldüğünde pek az tanınıyordu. Sağlığında yayımlanan dört kitabından üçü İngilizce'dir: 35 Sonnets (1918), English Poems I-II ve English Poems III (1921). Portekizce kitap olarak yayımlanan tek eseri Mensagem'dir (1934). Dergilerde kalmış birçok şiir, deneme vb. yazıları vardır. Ardında bıraktığı elyazması fragman sayısı 25-27 bin arasındadır.
Bütün eserleri 1942'de yayımlanmaya başlanmış ve 26 cilde ulaşmıştır.
--reklam--
Fernando Pessoa Kitapları - Eserleri
- Huzursuzluğun Kitabı
- Şeytanın Saati
- Uzaklıklar, Eski Denizler
- Bulmaca Meraklısı Quaresma
- Anarşist Banker
- Anarşist Banker - Şeytanın Saati
- Ophelia'ya Mektuplar
- Pessoa Pessoa'yı Anlatıyor
- Başıboş Bir Yolculuktan Notlar
- Felsefi Denemeler
- Hiçbir Şey İstememenin Mutluluğu
- Düşsel ve Gerçek
- Sırların Cebri
- Anlamaktan Yoruldum
- Gizemli Bir Maske
- Teslis'in İkincisi
- Lizbon: Her Turistin Görmesi Gerekenler
- Prensin Ölümü - Şeytanın Saati
- Huzursuz Bir Aforizma
- Aklın Haysiyeti
- İnsan Bir Uçurumdur
- I Have More Souls Than One
- Denize Övgü
- Mesaj
- Kalp Düşünebilseydi Atmaktan Vazgeçerdi
- Pessoa Olmak Üzerine Düşünceler
--reklam--
Fernando Pessoa Alıntıları - Sözleri
- Henüz yazılmamış bir romanda havada süzülen bir karakterim ve içime hayatı üflemeyi tam olarak becerememiş birilerinin hayalinde var olmadan önce yok oldum. (Hiçbir Şey İstememenin Mutluluğu)
- "Dış dünyada sanki bir kapı açılır da, Hiçbir şey değişmeden Her şeyin bambaşka olduğu zaman." (Denize Övgü)
- "Bulmak için kendimi çiçeklerde, kuşlarda, tarlalarda, kentlerde; insanların davranışlarında, sözlerinde ve düşüncelerinde; güneş ışığında ve artık yok olmuş dünyaların unutulmuş harabelerinde aramalıyım." (Sırların Cebri)
- Tek bir yaşamım var, o da bu. Tüm bu propaganda ve toplumsal eşitsizlik hikayelerinden bana ne! Güzel vakit geçirebilir ve tüm bu karmakarışık şeyleri kafaya takmadan yaşamdan zevk alabilirdim. (Anarşist Banker - Şeytanın Saati)
- Asla varılamayacak yere her zaman dosdoğru gidildiği için mi, yoksa varışı olmayan yere doğru dönüp durulduğu için mi hiçbir şeyin sonunun olmadığını kimse bilmez. (Anarşist Banker - Şeytanın Saati)
- Hangi huzursuzluk yükseltir bizi derinden? (Mesaj)
- • İnsan ya özgürdür ya belirlenmiştir. • (Felsefi Denemeler)
- Zekanın olduğu yerde hayat imkansızdır (Aklın Haysiyeti)
- Kafe ve lokanta garsonlarından, berberlerden, evrak taşıyan çocuklardan, köşe başlarında doğal ve kendiliğinden oluşan ilişkilerden hoşlanıyorum. Daha iyi tanıdıklarıma karşı bu duyguyu taşıdığımı söyleyemem. (Huzursuz Bir Aforizma)
- Gösteriş köpekler içindir. (Aklın Haysiyeti)
- Onlarda benim gibi gelecekleri geçmişleridir. (Huzursuz Bir Aforizma)
- Yalnız kalabilmenin adıdır özgürlük. İnsanlardan uzaklaşıp kendi içine çekilebiliyorsun. Eğer paraya, şana, şöhrete, aşka ve çoğunluğun uyduğu o sürüyle hareket etme içgüdüsüne ihtiyacın yoksa özgür birisin. Özgürlük, yalnızlık ve sessizlikle beslenen ıssız içe çekilme halidir. Yalnız yaşamayı başaramıyorsan, o zaman doğuştan kölesin demektir. Ve hiçbir zaman da bu kölelikten kurtulamazsın. İnsan yalnız doğar ve yalnız ölür. Pekâlâ bu ikisi arasındaki süreyi de yalnız geçirebilir. Hayatın tortusu altında yok olup giden özgürlük, bir silkelenme kadar da yakındır. Kendi kendinle baş başa kalma cesaretine sahip olanlardır özgür olabilenler. (Kalp Düşünebilseydi Atmaktan Vazgeçerdi)
- I am tired, that is clear, Because, at certain stage, people have to be tired. Of what I am tired, I don't know: It would not serve me at all to know Since the tiredness stays just the same. The wound hurts as it hurts And not in function of the cause that produced it. Yes, I am tired, And ever so slightly smiling At the tiredness being only this - In the body a wish for sleep, In the soul a desire for not thinking And, to crown all, a luminous transparency Of the retrospective understanding… And the one luxury of not now having hopes? I am intelligent: that's all. I have seen much and understood much of what I have seen. And there is a certain pleasure even in tiredness this brings us, That in the end the head does still serve for something. (I Have More Souls Than One)
- Kalbim sanki yapay bir ağırlıkmış gibi hissediyorum. (Aklın Haysiyeti)
- ''İnsanlara bakmak öyle yorucu ki!..'' (Prensin Ölümü - Şeytanın Saati)
- Kimseyi yargılama, çünkü gerekçeleri değil, yalnızca fiilleri görüyorsun. (Pessoa Pessoa'yı Anlatıyor)
- “Gitmenin ya da kalmanın, bir yerde olmanın ve bir şey olmanın derin dehşeti istila etti beni.” (Prensin Ölümü - Şeytanın Saati)
- Fakat ben, eğilimime uygun olarak, mizacın bir felsefe olduğunu keşfettim. (Aklın Haysiyeti)
- Bütün yanılgı cehaletten (ve acelecilikten) gelir. (İnsan Bir Uçurumdur)
- HİÇTEN hiç kalır. Hiçiz biz. Biraz güneş biraz hava ardımızda bırakır Üstümüze çöken solunmaz karanlığını Mütevazı ve kaçınılmaz toprağın, Ertelenmiş cesetlerdir yaratılan. Yapılan yasalar, seyredilen heykeller, yazılar odlar Hepsinin kendi mezarı var. Eğer biz, Bir iç güneşin kan verdiği tenler, Yaşlanıyorsak, onlar niye yaşlanmasın? Hikâyeler anlatan hikâyeleriz biz, hiç. (Sırların Cebri)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin