Kitap Künyesi
Yazar: Ali Şeriati
Yayın Evi: Fecr Yayınları
İSBN: 9786055482251
Sayfa Sayısı: 260
Şia Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Dünyanın bugünkü tezadını halletmede bizim yanlışımız, mülhit mücahitleri mümin oturanlar ile kıyaslamamız ve meseleyi çözmekten âciz kalmamızdı. Bu ölçme mantık olarak yanlıştır. Mülhit mücahitler mümin mücahitler ile kıyaslanmalı. O zaman bir mücahit mülhit de zaten itiraf edecektir ki halkın kurtuluşu yolunda canı infak ve kendini îsâr etmek için Allah'a iman, daha uygun bir dünya görüşü ve daha mantıklı bir altyapıdır. Çünkü dünyayı duygu, şuur, hesap ve mantık sahibi olarak ve kendini bu varlıkta kaybolmayan zevalsiz bir eylem olarak gören bir mümin, Allah'tan ve meâddan aldığı güçle kendi sorumluluğu yolunda ve halkın hayatı için ölümü öyle doğal ve kolay anlar ki onu seçerken bir kahramanlık duygusuna bile kapılmaz ve ölümle karşılaşmayı kahramanlığa ihtiyaç duyulacak bir şeyden daha değersiz görür."Biliyorum ki bilinçli ve sorumlu müminler arasındaki bir şehit, tıpkı namaz kılar gibi can verir!"
(Tanıtım Bülteninden)
Şia Alıntıları - Sözleri
- “Dünya müminin zindanı, kâfirin cennetidir.”
- Fakat iş oraya varır ki "muhteva"yı kendi "çıkarları"na ters görüp yok edenler, "kalıplar"ın hamisi ve destekçisi olarak, halkı muhtevadan gafil hale getirip kalıba tapar kılmaya çabalar ve bu yolda "kutsiyet", değer ve itibar da kazanırlar!
- Hükûmet, zekatla saray yapar, saray yapışını mescide makul gösterir. Hükümete bağlı sermayedarlar, zekat parasıyla semirdikce semirirler ve mescitlerde üstünlüklerini halka sergilerler.
- Çünkü şu anda bizim için söz konusu olan mesele, bir milletin bin üç yüz yıllık ukdesidir, bir ümmettin fikri çaresizliğidir, kurtarıcı ve bilinçlendirici bir imanın tahrif olmasıdır. Bir halkım zulüm, cehalet ve yoksulluk yüzünden yoldan sapması, boyun eğmesi ve uykuya dalmasıdır.
- Düşman, dört dörtlük bir tavır alma etkenidir. Çünkü her düşünce, düşmanı sıkıntıya ve zarara soktuğu ölçüde günün sözüdür. Düşmanın ağzından çıkan her hak da artık hak değildir.
- Maslahat, her zaman hakikatin kıbleye döndürülüp kurban edilebilmesi için şer'î bir kılıç olmuştur.
- Ali hükümetinde İranlı bir kadın ile bir Arap kadını anlaşmazlığa düşerler. Ali, Arap olmayan kadın lehine karar verir. Arap kadın şöyle der: - Niçin benimle bu Arap olmayan kadın arasında fark gözetmedin? Ali de cevap olarak iki avuç toprak alır ve Arap kadına gösterip şöyle der: - Bu iki avuç toprak arasında ne fark var ?
- Bir topluluk, hakikat yolunda sadık ve gayretli yürürse, hakikat için didinip çalıştıkça hakikat o topluluğa aşikar olur, onlar önlerindeki yolu daha düz bulurlar. Bu durum şu ayetin somut olarak gerçekleşmesi ya da sağlamasıdır: " Yolumuzda ve bizim için mücahede edenleri kesinlikle yollarımıza yöneltiriz. ( Ankebut/ 69)
- Sahip konumunda ve sonuçta muhafazakar olduğu için iktidar, kanun veya din gücüyle mevcut durumu gerekçelendirmeye ve tahkim veya takdis etmeye çabalar.
- Dini vaazların çoğunda “git, oku, anla, ol”dan ziyade “yapma, gitme, okuma, olma, anlama…” dediklerini görmedin mi?
- O adamlar ki evlerinin duvarları dışında olup biten her şeye kapılarını kapatir, kendi kilimlerinin dışına ayağını uzatmaz, kafasını kendi yemliğine gömüp gece gündüz toplumdan ve halktan uzakta bir halvet kapısının gaipten bir el uzatmasını ve sadece kendilerinin elini tutmasını bekler. Lafzi virdlerin, yatırım amaclı gusüllerin, ağlamaların, masrafsiz ve zararsız duygu gösterilerinin, şairane övgü ve menkıbelerin, feodalizm ve istibdat dönemine özgü yaltaklanırcasına yapılmış tevessül ve kurviyetlerin ve genellikle dostlara yemek yedirmek, sofra artıklarını yoksullara bağışlamak, ehlibeyte bağlılık gösterisinde bulunmak gibi zahmetsiz, az masraflı ve dertsiz hayır işlerine el atmanın, kölelik cağından kalma rüşvet verme ve hediye sunma geleneklerini andıran namaz icra etme, parayla Kuran okutma veya bir minareyi altınla kaplatma, dua kitabının haşiyeleriyle amel etme, anlamını bilemedigi birkaç dua cümlesi veya ziyaretname okuma gibi islerin karşılığında bir ömür pislikten, dertsizlikten, mal yığıcılıktan, bencillikten sonra bir ömür halkın kaderindeki ve Müslümanların yazgısındaki her türlü faciaya rıza gosterdikten sonra anasının karnından doğduğu ilk günkü gibi tertemiz olurlar ve günahları çöldeki kumlar gökteki yıldızlar ve denizdeki köpükler kadar cok olsa da her türlü günahtan temizlenirler. Bu beyin yikamadan sonra -hayır bu ne ki?!- yetmiş Bedir şehidi sevabı bu uyanik murdara bağışlanır..
- Siz kılıcınızı buraya (boğazını göstererek) dayasanız ve ben boğazımdan bir nefesten fazlasının çıkmayacağını hissetsem, ben o son nefesi "sessiz" vermeyeceğim. Bilakis, büyük dostum Muhammed'den duyduğum hakkı söylemek için vereceğim.
- Başkalarının size dayattıkları bahtsızlıklara boyun eğerseniz, aslinda o bahtsızlığı kendi elinizle hazırlamış olursunuz ve bu tahammül ve boyun eğme yüzünden kendiniz cezalandırılırsınız.
- Şehit, her zaman ve mekânda varlığıyla bütün insanlara örnek olan insanlardır.
Şia İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yine yazarın okuduğum ilk kitabı idi ama aradığımı bulamadım anladığım kadarı ile yazar Şii zaten ve peygamberlere çok rahat dil uzatabilmiş kitapta sıkıntılı yer çok okurken dikkat edilmeli. (Hasari Ekinci)
Din ve toplum( İran Şii toplumunun) ilişkisinin işlendiği bir Şeriati klâsiğiydi. 1.İnsanın sorumluluğu ve bu sorumluluğun kapsamı nedir? 2.İslam'ın harekete geçiş şiarı ve stratejileri nelerdir? 3.İslam dairesi için de özel bir ekol olan ( Şia ile İslam'ı burada eş anlamlı kabul eder Şeriati ve bu görüşe kısmen itiraz edilebilir) Şia'nın ortaya çıkışı nasıl olmuştur? 4.Şii imamların (ehlibeytin) mücadeleleri ve bu mücadelelerin toplumdaki yansımaları nelerdir? 5.Şia'daki sapmalara sebep olan fikir ve uygulamalar nelerdir? İslam tarihinin bir döneminde meydana gelmiş politik-sınıfsal bir ihtilâftın nasıl köklü bir bölünmeye sebep olduğunu anlamak için harika bir kitap. (Pınar Mi)
Kitap uzun cümleler ve konuşma metninin yazımı olduğu için yorucu bir üsluba sahip, yer yer de tekrarlar bulunmaktadır. Bununla birlikte Şeriati'nin fesefesini anlamak için sanırım okunacak en temel eserlerden biri. Bir yerde okumuştum mealen "Sünnilerin yanında Şii, Şiilerin yanında Sünni" olarak görülüyorum diyordu, Şeriati. Fakat bu doğru olamaz. Nitekim hiçbir Sünni, eleştirse de Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer ile Hz. Osman'ın faziletini, hizmetlerini inkar etmez. Onları küfürle, gaspla suçlamaz. Bunun yanında Şeriati Sa'd b. Vakkas, Talha, Zübeyr, Halid gibi pek çok sahabeye karşı ağır ithamlarda bulunmaktadır. Bu da onun toplumunun öocuğu olduğunu göstermektedir. Şeriati'nin farklı yanı kendi geleneğine yönelttiği eleştirilerdir. Bunların da başında şekilselcilik, çürümüşlük, otoriteye boyun eğme, Şii İslam muhalefetinin Sünni İslam itaatine dönüşmesi, alimlerin yobazlığı, din dilinin geliştirilememesi ve İslam'ın çağa söyleyecek bir şeyi olmaması, alim geçinenlerin eski konuları yüce ilim mertebesi olarak görmeleri, yeniliğe karşı çıkmaları ile tekfir kılıçlarını ellerinde taşımaları gibi konular sayılabilir. Bu konular aslında Sünni tarafın modern İslam bilimcilerinin de mustarip olduğu konulardır. Ve Sünni gelenek de en az Şii gelenek kadar keskin dil ve davranışlarla dert sahibi alimleri susturmayı, yok etmeyi kendine şiar edinmişlerdir. Tıpkı Ali Şeriati'nin şehit edilmesi gibi, Seyyid Kutub, Fazlurrahman, Halefullah, Taha Hüseyin, Cabiri gibi pek çok alim tekfir edilen, sürülen idama mahkum edilen alimlerdendir. Şeriati'nin temel sloganı öze dönüştür. Bu da ilk şii hareketin başlangıç çağına dönmekle olacaktır. Sanırım onun istediği muhalefet eden dinamik bir devlet-toplum-millet-ümmet ilişkisi. Zaten o İslam'ı yol-sırat-mezhep gibi kavramlarla sürekli hareket eden, gelişen ve dinamik olan bir toplum olarak görmektedir. Fakat dogmatik bir toplum hangi ideolojiye sahip olursa olsun, konforunu bozmak istemeyecektir hem zihinsel hem de toplumsal açıdan. Bu nedenle de Şeriati fikirleri ve fikirlerine olan inancı uğrunda şehit/şahit olmuştur. Keskin bir dil ve uzlaşılmaz anlayışı onun daha fazla fanatik kazanmadan genç yaşında öldürülmesine sebep olmuştur. Allah rahmet eylesin diyelim.. kurken dikkat etmek lazım... Bununla birlikte ondan alacağımız çok şey var. (Sümeyra N.)
Kitabın Yazarı Ali Şeriati Kimdir?
Ali Şeriati (Farsça: علی شريعتی) (d. 1933, Sabzevar - ö. 1977), İranlı Müslüman sosyolog, aktivist, düşünür ve yazar; özellikle din sosyolojisi ve çağdaş İslam düşüncesi üzerine eserler vermiştir. Marksist düşünceden yaptığı alıntılar ve türetmeler ve bunların kendi zamanındaki İran'a ve çevresine adapte edilmesi ve Marksizm kritiği ile birlikte çağdaş İslam düşüncesi ve devrimcilik açısından ortaya koyduğu çeşitli sonuçlar ve yarattığı ilgi sebebiyle, gerek önemli çağdaş İslam düşünürleri arasında gerekse İran'daki devrimci İslam'ın babası ve İran İslam Devrimi'nin baş düşünürü olarak anıldığı olmuştur. Düşünceleri genel olarak "İslam'a dönüş" -"öz"e dönüş- başlığı altında toplanabilir ve bilimsel kaynaklara dayanması, sosyoloji vurgusu yapması ve Batı metodolojisini, çeşitli açılardan eleştirmekle birlikte çeşitli açılardan yapıcı bir şekilde kullanması (ki sosyoloji gibi çeşitli bilimler ve Batı düşüncesinde ortaya çıkan çeşitli fikirlerin, örneğin bazı Marksist fikirlerin, İslam'ın özünde de daha farklı bir şekilde ortaya konduğunu da savunur) sebebiyle moderndir ve gelenekçilikten uzak olduğu gibi gelenekçi görüş ve kesimlere eleştirel yaklaşır nitekim bu sebeple eleştirildiği veya çelişki ile suçlandığı olmuştur. Bu tarzından yola çıkarak kendisi hakkında "sosyolojiyi İslamlaştırmaktan" ziyade "İslam'ın sosyolojik" bir okumasını yaptığı da söylenmiştir.
Hayatı
Çocukluğu
Şeriati 1933 yılında Mazinan, Sabzevar, İran'da doğdu. Babası ilerici milliyetçi bir öğretmen olan Muhammed Taki'dir. Eğitim yıllarında ilk kez İran'ın daha aşağı sınıflarından insanlarla tanıştı, var olan fakat bilmediği yoksulluk ve zorluklarla tanışması bu dönemde oldu. Ayrıca aynı dönemde Batı felsefi ve siyasi düşüncesiyle de tanışmıştır. Modern sosyoloji ve felsefenin bakış açısı ve bunun geleneksel İslami prensipler ile harmanlanması aracılığıyla Müslüman toplum ve toplulukların karşılaştığı sorunları açıklamaya ve çözümler bulmaya çalışmıştır. Şeriati Mevlana ve Muhammed İkbal'den büyük ölçüde etkilenmiştir.
Eğitimi
Lisansını İran'da bitirdikten sonra, Paris Üniversitesi'nde doktorasına başladı. Burada, 1964 yılında Sayfuddin'den "Belh'in Faziletleri Tarihi" isimli bir el yazmasının notlandırılmış bir Farsça çevirisini yaparak Edebiyat dalında doktor olmuştur. Daha sonra İran'a dönmüş, fakat hemen şah yönetimi tarafından tutuklanıp hapsedilmiştir. Yönetim onuFransa'dayken devleti yıkıcı siyasi aktivitelerde bulunmakla suçlamıştır. Daha sonra 1965'te serbest bırakılmış ve Meşhed Üniversitesi'nde eğitim vermeye başlamıştır.
Ölümü ve etkileri
Dersleri kısa sürede farklı toplumun farklı kesimlerinden öğrenciler tarafından beğenilmiş ve popülerleşmiştir. Bunun sonucu yönetim Üniversite'yi zorlayarak onun eğitim vermesini engellemiştir. Bunun üzerine Şeriati Tahran'a giderek Hüseyniye-i İrşad Enstitüsü'nde ders vermeye başlamıştır. Yine büyük bir popüleriteye ulaşan dersleri, yine toplumun her kesiminden öğrencileri etkilemiştir. Şeriati'nin görüşlerine ilginin arttığı orta ve yüksek sınıflardan öğrencilerin olması dikkat çekiciydi. Bu ilgi de şah yönetiminin Şeriati ile bazı öğrencilerinin tutkulanması emrini vermesine neden oldu. Gerek yurt içinden gerekse yurt dışından gelen tepkiler üzerine yönetim onu serbest bıraksa da çeşitli şartlarla tahliye edilmişti: kesinlikle herhangi bir eğitim aktivitesinde yer almayacak, hiçbir şey yayımlamayacak ve özel veya genel hiçbir toplantı yapmayacaktı. Ayrıca devletin güvenlik örgütlerinden SAVAK onun yakın çevresini yakın gözetim ve denetim altında tutacaktı. Şeriati bu şartlara karşı çıkarak ülkesini İngiltere'ye gitmek üzere terk etmeye karar verdi. Üç hafta sonra, 19 Haziran 1977'de SAVAK tarafından öldürüldü.
Tahran'ın büyük hastanelerinden birine Şeriati'nin ismi verilmiştir.
Devrim öncesi İran'ın en önemli ve etkili felsefi liderlerinden sayılan Şeriati'nin görüşleri bugün hâlâ İran toplumunda popüler ve etkindir. Özellikle bugünki İslami Cumhuriyet rejiminin biçimi, ruhban sınıfının konumu ve eşitlik anlayışına karşı çıkan kesimler tarafından beğenilmektedir.
Şeriati'nin düşünsel çalışmaları sadece devrim öncesi ve sonrası İran'ı değil, dünya çapında İslamcı topluluk ve düşünceler başta olmak üzere birçok kişi ve grubu etkilemiştir. Çeşitli dini kavramlara yaklaşımı, ruhban sınıfının eleştirisi ve İslamcılık hareketinin içinde kabul edilen çeşitli çıkarımlarıyla ilgi çekmiştir.
Şeriati, ayrıca Martinikli Marksist düşünür ve şair Frantz Fanon'un "Yeryüzünün Lanetlileri" isimli eserini, Jacques Derrida'dan "Şiir Nedir" ve Fransız oryantalist ve aynı zamanda katolik papaz olan Louis Massignon'dan "Selman-ı Pak" adlı eserleri Farsçaya çevirmiştir.
Birçok eseri bulunan Ali Şeriati'nin eserlerinin neredeyse tümü Türkçeye çevrilmiştir.
wikipedia
Ali Şeriati Kitapları - Eserleri
- Hac
- İnsanın Dört Zindanı
- Ali
- Dine Karşı Din
- Kendini Devrimci Yetiştirmek
- Ebuzer
- Anne Baba Biz Suçluyuz
- Kadın (Fatıma Fatımadır)
- Her Hicret Bir İnkılaptır
- Muhammed Kimdir
- Kendisi Olmayan İnsan
- İnsan
- Bilinç ve Eşekleştirme
- Dua
- Çocuklar ve Gençler
- Dinler Tarihi 1
- Dinler Tarihi 2
- Şehadet
- Aydın
- İslam ve Sınıfsal Yapı
- Marksizm
- Kur'an'a Bakış
- Hangi Şia?
- Kapitalizm
- İran ve İslam
- İslam Bilimi (Ciltli) I-II
- İbrahim'le Buluşma
- İslam'ı Tanıma Metodu
- Dünya Görüşü ve İdeoloji
- Yeni Çağ'ın Özellikleri
- Ne Yapmalı
- Yalnızlık Sözleri 1
- İslambilim 1
- İslambilim 2
- Biz ve İkbal
- Aydınlara Umut Çağrısı
- Ali Şiası Safevi Şiası
- Hür Düşünce Mektebi
- İslam Nedir Muhammed Kimdir
- Mektuplar
- Çöle İniş
- İslam'ı Anlamak
- İnsan Olmak
- Kevir/ Bir Tarih Olarak Beliren Coğrafya
- Muhammed'i Tanıyalım
- Kültür ve İdeoloji
- Kendini Bilmek
- Yalnızlık Sözleri 2
- Medeniyet ve Modernizm
- Medeniyet Tarihi 1
- Medeniyet Tarihi 2
- İdeallerin Yenilgisi
- Kapitalizm Uyanıyor mu?
- Şia
- Mükemmel Bir Cemaat Ali Şiası
- Sanat
- Dine Karşı Din / Anne Baba Biz Suçluyuz
- Ümmet ve İmamet
- Adem'in Varisi Hüseyin
- Aşina Yüzlerle Ailesine ve Dostlarına Mektuplar
- Kavramlar Sözlüğü
- Muhtelif Eserler- I
- Muhtelif Eserler- II
- İslambilim 3
- Bir Önünde Sonsuz Sayıda Sıfırlar
- Tevhidi Altyapı
- Bekleyiş - Karşı Tepki Dini
- İslam Ekonomisi
- İslam'ın Tarih Felsefesi
- İslam Sosyolojisi Üzerine
- Sizi Rahatsız Etmeye Geldim
- Marksizm ve Diğer Batı Düşünceleri
- Yarının Tarihine Bakış
- Sevmek Aşktan Üstündür
- Terimler Sözlüğü
- Gençler İçin İnanç ve Ahlak Prensipleri
- Dine Dayanmak
- Siret
- Ali Şeriati'den Aforizmalar
- Dinleri Tanımak
- İki Sûre İki Yorum
- Çağımızın Müslüman Kadından Beklentisi - Emperyalizme Karşı Müslüman Kadın
- Toplumbilim Üzerine
- Çar Zindanen İnsan-Eli Şerieti
- Aşk ve Devrim
- Ve Cevap Veriyorum
- Öze Dönüş
- Ayet Yorumları
Ali Şeriati Alıntıları - Sözleri
- Diğer canlılar niçin yaşadıklarını anlamaları gerekmeksizin yaşarlar. Ama insana: "Yaşa!" dedikleri zaman "Nasıl?" diye sormadan önce "Niçin?" diye soruyor. Bundan dolayı insana,sadece nasıl yaşayacağını öğretmek yetmiyor. İnsan, aç olduğu sürece alışılmış hayat nimetlerinin peşinden gider ve gündelik dertlerini gidermek için çabalar; bu durumda bu sorulardan az ya da çok uzaklaşır. Fakat bu ihtiyaçlar giderildiğinde onun için insan olmanın temel ihtiyaçları ve nerede olması gerektiği gündeme gelir.Gercekten de gerçek din ve mutlak din duygusu bugün daha çok, daha ciddi ve daha hayatı bir ihtiyaç konusudur. (Dinler Tarihi 1)
- Bu dünyada şu üç şeyi şunlarla ara: Gerçekliği, düşünce ve ilimle; iyiliği, ahlak ve dinle; güzelliği, sanatla. Ve aşk sana bu üç dünyanın da kapılarını açabilir. (Aşina Yüzlerle Ailesine ve Dostlarına Mektuplar)
- Başkalarıyla oldukça kendimi yalnız görüyordum. Yalnız kendimle, yalnız değildim. (Çöle İniş)
- Diyorlar ki kafir, ölümden sonraki dünyaya inancı olmayan kimse demektir. Mümin ise bunlara inancı olan kimsedir. (Dine Dayanmak)
- Peygamber, ağır düşüncelerin baskısı altında bunaldığında ve ruhunun çetin dalgaları ve düşüncelerinin yüksek miraçları karşısında takatsiz kaldığında, Ayşe' yi çağırıp " Benimle konuş ey Hümeyra( pembelim) ! diyordu. (İslam Nedir Muhammed Kimdir)
- “Sezgisel ve tahmini değil, aksine gözle görme şeklinde olan kesim bilimsel ölçülere dayanarak ikinci neslimiz bizimle yabancılaştığını biliniz.” (İbrahim'le Buluşma)
- Dua; öğreten, bilinçlendiren, iyilik ve güzelliği telkin eden bir metin, ruhu ruhani miraca götüren, ölüm gününden kurtaran, Allaha yaklaştıran, eğitip öğreten bir ilimdir. (Kavramlar Sözlüğü)
- Kıyamette görmeye başlayıp başkalarını görme azabına uğrayacağımdan korkuyorum. [Ebulala Maarri] (İslambilim 2)
- İbrahim'e bak! Sevgili evladını aşka kurban ediyor. (Ali Şeriati'den Aforizmalar)
- "O sıfır aleminin içinde bir gibiydi." (Çocuklar ve Gençler)
- Netice, yine umutsuzluk, nefret, sorumluluktan kaçma, kendi köşesine çekilme, mistik hayat, varoluşçu oyunlar vb .. (Medeniyet ve Modernizm)
- Dua, yüzüne açılmayan hiçbir kapıyı çalmaz.. Dua, en yüksek ifade zirvesini, aklın karanlık gecesinde, Akıl bineğinin ayağı topalladığında, Aşk uçuşu sırasında bulur.. (Dua)
- lnsan ne kadar daha fazla anlar ve ne kadar daha derin hissederse daha çok acı çeker ve sorumluluğu ağırlaşır. (Yalnızlık Sözleri 2)
- Yarının tarihini yazarsak ancak, tarih değer kazanacaktır. Tarih, eğer yarını bilmemize, bugünün insanını ya da ortaya çıkacak insanı bilmemize yardımcı olmuyorsa, faydasız olacaktır. Çünkü tüm bilimler; insanları, geleceğin insanının hayatını ve bugün ile yarının insanının idealini anlamada, en azından yararlı olmak zorundadır. Geçmişteki insanı anlamak, kendimizi ve geleceğimizi anlamada bir başlangıç olmalıdır... (Yarının Tarihine Bakış)
- Şüphe yok ki, bu memlekette aç olanlar en çok çalışanlardır. Bununla şerefiyle çalışan, hırsızlık, yan kesicilik, aldatma, dalkavukluk, rüşvet, nüfuz sömürücülüğü, kadın ticareti, insanı kısa yoldan seçkin kılacak herhangi ber şeyi yapmayan namusluları kastediyorum. (Kapitalizm Uyanıyor mu?)
- Komünizm ve kapitalizmin her ikisi de şekil farklılıklarına rağmen insana "ekonomik bir hayvan" olarak bakmaktadırlar. Aralarındaki bu şekil farkı bu hayvanın ihtiyaçlarını karşılamada hangisinin daha başarılı olabileceği meselesi üzerinedir. (İnsan)
- Aydın ; son peygamberden sonra, peygambere benzeme eylemidir. Ümmi olmak ; halkın adamı olmaktır. Ümmetin hem içinde hem de dışında ayaklanmaktır. (Ne Yapmalı)
- "Bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez." (Bilinç ve Eşekleştirme)
- Halkın eleştirilerini özgürce yapamadığı bir toplumda eleştiriler, mizahla yapılır ve bu mizahlar bir araçtır. (Medeniyet Tarihi 1)
- Kuran'ın Allah'ı insana yakındır, herkesle birliktedir. (İslam Nedir Muhammed Kimdir)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin