Kitap Künyesi

Yazar: Salâh Birsel

Yayın Evi: Sel Yayıncılık

İSBN: 9789755705927

Sayfa Sayısı: 136

--reklam--

Şiir ve Cinayet Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Salâh Birsel, üslubu, özgün dili ve anlatımıyla öne çıkan araştırmacı bir düşün ve yazın adamıdır. Denemelerinde, var olanla yetinmeyip sözcük üreticisi de olan Birsel, bizlere ince elenip sık dokunmuş ilginç bilgiler sunar.

Betimlemelerinde o kadar başarılıdır ki, anlattığı kişi ya da dönemi hafızanızda tam olarak canlandırırsınız. Türkçenin büyük ustası "Denemelerimin kahve söyleşileri gibi daldan dala konmasını ve başladığı yerde değil başlamadığı yerde bitmesini severim. Bunu her zaman başardım da diyemem," sözleriyle ne kadar yücegönüllü olduğunu da gösterir.

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Şiir ve Cinayet Alıntıları - Sözleri

  • “Kötü esen rüzgar iyi bir şey getirmez.” 
  • Sırası gelmişken söyleyeyim, Orhan Veli’nin «İstanbul Türküsü» ile «İstanbul'u Dinliyorum» şiirleri karşısında ağzı sulananlar da biçimle kalıbı birbirine karıştıranlardır. Bu iki şiir kalıp bakımından dokuncasız, biçim bakımından ise başarısızdır. Oysa bu iki şiiri övenler onların kalıbından gelen ucuz bir güzelliğe kapılırlar.
  • İnsanlar alıştıkları şeylerden uzak durmayı hiç istemedikleri gibi, doğru belledikleri şeylerin sağlamlığını araştırmaya da yanaş­mazlar. Tersine, doğru diye sarıldıkları eğrileri dü­zeltmeye kalkışanlara da içerlerler.
  • İnsan hiç bir vakit kötek attığı, acıdığı, yani onurunu kırdığı kişinin dostu olamaz. Tek bir yasa vardır: Düşmanının gırtlağına sarıldınsa onu sıkacaksın.
  • Ne tuhaf ömrümün sonuna kadar kelimelerle yaşamam. Ağaçtan çok ağaç sözünü Denizden çok deniz sözünü sevmem.
  • Ben bedava laf etmem.
  • Yaşamın sesine kulak veriyor görünmek birçoklarına göre hafifliktir. Ağır başlı, oturaklı bir insan sayılmak için, yaşantılara, canlılı­ğa, tazeliğe, evet evet neşeye arka dönmek gerekir.
  • Osmanlı Padişahları Türklere kendi kulu, kendi tutsağı gözüyle bakmış, onların yaşama ya da söz söyleme hakkı olabileceğini akıllarına getirmemişlerdir. Osmanlı padişahları yanlarında da ancak kendi tanrılıklarına inanmış kişileri tutarlar, vezirleri bunlardan seçerlerdi.
  • Putlaştırmak, kafasını işletmeye üşenen ya da omuzlarının üstünde kafa yerine kavanoz taşıyan insanların işidir.

--reklam--

Şiir ve Cinayet İncelemesi - Şahsi Yorumlar

BİRSEL ortayı yaptı ve GOL GOL GOLL!!: Hayatım boyunca tek kıskanacağım yazar olacak Birsel. Bu nasıl bir bilgi birikimi, farklı bilgileri nasıl ustaca zincir halkaları gibi bağlamaktır?! Dünya edebiyatına, Türk edebiyatına, kültüre, sanata, tarihe nasıl hakim olmaktır?! **Çığlık atmak istiyorum!!!** "Lütfen Birsel'in beynini bana nakil eder misiniz?" diye yalvarmak istiyorum! Kitap 170 sayfa mı? Kesinlikle yalan! Görünüşü incecik, içindeki bilgilere tek tek bak en az 1000 sayfalık bir kitap oluşur. Abartmıyorum. Bir giriyorsunuz felsefeden Nietzche'si, Watts kitaplarından, yaşamlarından; bir bakıyorsunuz Goethe'nin kıskanç çocukluğuyla Freud'na bağlantı; hop adapte oldum derken; Camus, Cervantes, Ahmet Mithat Efendi..gibi yazarların yazma çılgınlığına; Führer'in gaddarlığını okurken kadınlara öfkeli katillerinden, siyasetçilerine; sonra çiçek düzenleme sanatına Japonyasına, Osmanlısına; çiçeğe hasta gangsterlere bağlantı yok yok yetmiyor ona ağzınıza bir parmak bal çalıp kaçmıyor; dünyaca ünlü ressamlar Dali'nin delilikleri, Picasso'nun acayiplikleri, yok yok yetmez diyor adına şarkılar şiirler düzülen İstanbul'a bir giriyorsunuz aman yarabbim Lotiler, Çelebiler, adını bilmezdiğiniz dünya edebiyatından şairler, yazarlar; hiç bir inceleme beni bu kadar heyecanlandırmadı. Küçükken okuldan eve gelince annemize her şeyi anlatırdık ya böyle hızlı hızlı, nefes nefese o çocuk modundayım. O kadar çok şey var ki anlatmak istediğim. Ben tekrar okurum bu kitabı tekrar. yazar/michel-butor 'un bir sayfayı 50 kez baştan yazması gibi sıkılmadan! Okumak isteyenlere tavsiyem: 170 sayfa seriye bağlayarak okuyayım derseniz. Emin olun memnun kalmayacaksınız. O hızla okurken pek çok satırı atlayıp geçeceksiniz. Sonra da çok sıkıcı adam gelecek Birsel. Sitede tahmini okuma süresi 4 saat diyor ama ben dört günümü ayırdım. Böyle sindire sindire bir fincan kahve içiyor gibi okumalısınız. Kitap bittiğinde benim neden çığlık atmak istediğimi de anlayacaksınız :) (Verda)

Salâh Birsel’in okuduğum ilk kitabı bizim örtbas ettiğimiz şeyleri daha doğrusu yaşadığı zamanki durumları gerek siyasi gerek sanatı o anın şartları altında değerlendirip tarafsız gözlemi ile okuyucu ile buluşturan yazara hayran kaldım. Aklıma yazar/lev-tolstoy un kitap/sanat-nedir--21335 kitabı geldi tabi burada Tolstoy çok daha derinlemesine bir inceleme yapıyor salâh Birsel ise daha yüzeysel inceliyor. Farklı bir şey okumak isteyenlerin okuyabileceği bir kitap. (Fatih Baskan)

https://youtu.be/tTqEHefOqAI Deneme kitapları ilgi görmediği için okuduktan sonra bu türdeki eserlere inceleme niyetinde birkaç paragraf yazarım. Belki birilerinin dikkatini çeker ve bu ufuk açıcı türe biraz daha ilgi duyulur düşüncesiyle.. Salâh Birsel'in bu kitabı için neyi nasıl yazacağımı bilemedim açıkçası. 10 puanlık kitaba da 9 puan verdim. Çünkü yazarın okura aktardığı yazar, eser, olay, örnek o kadar fazla ki Salah Birsel kitaplarında bilmediğim yazar ve eserleri inceleme çabasına girersem her kitabının bana birkaç aya mal olacağı için 9 puan verdim. Bu durumdan rahatsızlık duymadım kesinlikle tek sıkıntı yaşadığım konu edebiyat evreninin sınırsızlığı karşısında kendimi çaresiz hissetmek oldu. Ne kadar okursak okuyalım hâlâ çok az okumuş olacağız.. Salah Birsel'in aktardığı yazarların, eserlerin bazılarını okumuş olmama rağmen bilmediklerim ve merak duyduklarımın sayısı da epey var. Salâh Birsel kesinlikle üzerinde durulması gereken bir yazar ilerleyen zamanlarda başka kitaplarına daha ayrıntılı incelemeler yazacağım şimdi birkaç şey yazacağım sadece. Yazar hakkında daha önce paylaştığım ileti: gonderi/78951639 "Salâh Birsel’e göre denemelerde bulunması gereken başka bir özellik de öğreticiliktir. “Bu öğreticiliği “Bacon’un, Gide’in, Valery’nin, Emerson’un, Eyüboğlu’nun, Anday’ın, Yetkin’in, Nermi Uygur’un, Vedat Günyol’un, Oktay Akbal’ın denemelerinde bulabiliriz” der." Saydığı yazarlardan birkaçının deneme kitaplarını okudum. Başka deneme yazarlarını da okudum ama daha önce Salâh Birsel kadar öğretici yönü ağır basan bir denemeciye denk gelmedim. Bu kitabı okurken aklıma Tanzimat Döneminden Yazı Makinesi Ahmet Mithat Efendi geldi. Ortak yönleri: Çok yazmak ve öğretici olmak. Ama Birsel'in öğreticiliği daha üsluplu ve daha sanatsal yani dünya edebiyatına uzanan, tiyatroya, sinemaya, yerli edebiyata uzanan geniş bir yelpazede aktarıyor. İlk denemesinde 44-45 tane yazar adı geçiyor. Bir konu seçiyor ve o konuyu farklı farklı yazarlardan alıntılarla önünüze seriyor bakış açılarını, düşünceleri başka ülkelerin başka yazarların kitaplarından aktarıyor. Yazarlar arasında en çok okuyan ve okuduklarını denemelerine en çok aktaran kişi olarak tanınır Salah Birsel. Vecihi Timuroğlu Yazınımızdan Portreler adlı kitabında şunları yazar: “Her denemesinde en azından yirmi kitap ve yazar adı saymaktadır. Hem, onların salt adlarını yazmakla kalmıyor, yapıtlarını da kanıtlayıcı biçimde tanıtıyor.” Deneme türüne çok önem verir Salah Birsel. Yazarın gereksiz ifadelerden kaçınması gerektiğini özellikle vurgular. O yüzden onun denemeleri dolu doludur. Okuru zorlar, çünkü araştırma-inceleme güdüsünü hep canlı tutar. Üşengeç insanların okumaktan zevk almayacağı bir yazardır Salah Birsel. Çünkü eline balyozu "kalem"i almış. Sürekli zihnimize darbeler indirip bizi ayakta tutan tarzda bir yazardır. Deneme türü için başka bir yazısında şunları söyler: “Bir ‘bilgi kumkuması’ olan denemede, yazarın gördüklerinden, duyduklarından ve okuduklarından doğan bilgiler fışkırır. Bilgiyi yalnızca kitaplarda aramamalıyız, yaşamın içinde de bulmaya çalışmalıyız. Çünkü ‘en büyük bilgi kitabı’ yaşamdır. Yaşam yazarın önünde hasırcıarnavut karpuzu gibi koskoca ve dopdoludur. Yazarın onu kütletmesi, kütürdetmesi için bıçağı eline alıp yüreğine saplaması yetişir” İşte o bıçağı alıp yüreğe saplayan bu yazarın mutlaka dikkate alınması gerekir. Daha önce hiç deneme okumamış olanlar Salah Birsel'den başlamasa da olur ama deneme türüne acilen el atmanız gerekiyor. En özel türlerin başında gelir benim için. Yetkin bir denemeci okyanusu aşan büyük yük gemilerine benzer taşıdığı tüm yüklerin tadına vardığınız zaman roman, öykü gibi türlere verilen ağırlığın altında ezilen deneme'nin uğradığı haksızlığa dur diyebileceksiniz. İçeriğine değinmek için zamanım yok. Belki bu son paragrafın üzerine ileryen günlerde eklemeler yaparım. Tekrar paylaşır içeriğine değindiğimi sizinle paylaşırım ama değinecek o kadar çok şey var ki onun yerine bir sonraki siparişte Salâh Birsel'in bir deneme kitabını ekleyin sepete ve yazdığınız incelemelerle içeriğine siz değinin çok daha güzel olur... https://youtu.be/TJ9XAFPBydY (Adem Yüce)

--reklam--

Şiir ve Cinayet PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Salâh Birsel - Şiir ve Cinayet kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Şiir ve Cinayet PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Salâh Birsel Kimdir?

Salâh Birsel, 1919'da Balıkesir'de doğdu. İlk şiiri 1937'de Gündüz dergisinde çıktı. Günlüklerini 1950'de Beş Sanat dergisinde yayımlamaya başladı. Türk şiirinde özgün bir yer edinen Birsel daha çok aklın ve zekânın egemenliğini ön planda tutan, şairanelikten uzak, yergici şiirlere ağırlık verdi. Asıl ününü 1970'den sonra yayımladığı 1001 Gece Denemeleri ve Salâh Bey Tarihi olarak adlandırdığı dizi kitapları ve günlükleriyle elde etti. Şair ve deneme yazarı Salâh Birsel 1999'da vefat etmiştir.

--reklam--

Salâh Birsel Kitapları - Eserleri

  • Dört Köşeli Üçgen
  • Kurutulmuş Felsefe Bahçesi
  • Boğaziçi Şıngır Mıngır
  • Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu
  • Paf ve Puf
  • Kahveler Kitabı
  • Varduman
  • Nezleli Karga
  • Şiir ve Cinayet
  • Rüştü Onur
  • Köçekçeler
  • Bir Zavallı Sarı At
  • Seçme Şiirler
  • Şişedeki Zenci
  • Amerikalı Tolstoy
  • Gandhi ya da Hint Kirazının Gölgesinde
  • Yaşlılık Günlüğü
  • Hafiyeler Önde Gider
  • Şiirin İlkeleri
  • Kediler
  • Yapıştırma Bıyık
  • Halley Kimi Kurtarır
  • Kendimle Konuşmalar
  • Aynalar Günlüğü
  • Yalnızlığın Fırınlanmış Kokusu
  • Hacivat Günlüğü
  • Asansör
  • İstanbul - Paris
  • Geceyarısı Mektupları
  • Bay Sessizlik
  • Sergüzeşt-i Nono Bey ve Elmas Boğaziçi
  • Sen Beni Sev
  • Günlük
  • Papağanname
  • Haydar Haydar
  • Gece Mavisi
  • Çarleston
  • Yaşama Sevinci
  • Sevdim Seni Ey İnsan
  • Yanlış Parmak
  • Goethe: Işık... Biraz Daha Işık
  • Ases
  • Rumba Da Rumba
  • Seyirci Sahneye Çıkıyor
  • Baş ve Ayak
  • Beyoğlu'nda Büyülü Geceler
  • Fransız Resminde İzlenimcilik
  • Hacivatın Karısı
  • Kuşları Örtünmek
  • Nardenk
  • İnce Donanma

--reklam--

Salâh Birsel Alıntıları - Sözleri

  • Doğrusu, bilinçaltı denilen o zirzop bilgisayar, insana öyle oyunlar oynar ki, aklı keskinler bile işin içinden kolay kolay sıyrılamaz. (Boğaziçi Şıngır Mıngır)
  • Goethe, “ okumayan insanlar, onun ne kadar çabaya, ne kadar zamana mal olduğunu bilemez. Ben okumayı öğrenmek için seksen yılımı verdim. Yine de öğrendim diyemem,” der. (Hafiyeler Önde Gider)
  • Ahmet Refik, Sokullu adlı kitabında Kanuni çağında İbrahim Paşa'nın adamlarından Venedik Balyosu (elçi, temsilci) Alvario Griti'nin de Taksim'de büyük bir konağı olduğunu söyler. Balyos “Beyoğlu” adıyla anılır ki Beyoğlu adının buradan geldiği düşünülebilir. (Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu)
  • Yaşasın Hürriyet! Yaşasın Vatan! (Sergüzeşt-i Nono Bey ve Elmas Boğaziçi)
  • Kaçın kaçın karayelden Sıkıntıdan bulanımdan Bağlanmayın güzelliklere Mutluluğun berisinde durun (Çarleston)
  • Dünyada onlardan güzel şey var mı? Kadınlara düşen şey sevilerek ve de onurlandırarak yaşamaktır. (Gece Mavisi)
  • Demokrasinin hayran olunacak bir özelliği de yurttaşlara protesto hakkı tanımasıdır. (Şişedeki Zenci)
  • Gülücüklerinizi çoğaltıyoruz (Köçekçeler)
  • Ölümünden birkaç ay önce 15 ciltlik romanın sonuna ‘Bitti’ sözcüğünü oturttuktan sonra rahatlar ancak. O vakit hizmetçisine şöyle diyecektir: - Romanım bitti. Artık ölebilirim Celeste. (Kurutulmuş Felsefe Bahçesi)
  • Şair, almadan verendir. Şairin Tanrı'ya benzetilmesi de bundan, bu almadan verme yüzündendir. (Hacivat Günlüğü)
  • Çay içen limon istedi mi Hacı kendisine hakaret edilmiş sayar. (Kahveler Kitabı)
  • Kötü damgası vurulan şeyleri aynen kabul etmek insanların hamu­runda vardır. İnsanlar bir şeye güzel dendi mi ayakla­nırlar. Kötü dendi mi ses çıkarmazlar. (Sen Beni Sev)
  • ...Yağmacılık adam başı Adalet sevenler nerde Eşekleri yolda bekler Açıkgözler hazırolda Yalan üretilir yok yere Yaşa ahlaksız ahlak Herkes suçla uğraşır Suçluları soran nerde... (Seçme Şiirler)
  • Uyu bir tanem uyu ... Seni şiir uyandıracaktır (Baş ve Ayak)
  • Kapıyı örttükten sonra kendimi yokladım. Neşe diye bir şey kalmamıştı. (Hacivat Günlüğü)
  • Bir karanlık kutudur İnsanlık bahçesi Kim kime dosttur anlaşılmaz Kim kime gölge verir (Yaşama Sevinci)
  • Bir romanı elli kez okumak! Bu, birçok­larına gülünç gelebilir. Ama tekrar tekrar oku­madan bir kitabın iyice anlaşılabileceği düşü­nülmemelidir. Jean Cocteau, bu konuda şöyle der: “Okumak başka bir iştir. Okuyorum. Okuduğumu sanıyorum. Bir kitabı yeniden okuduğum vakit de, onu daha önce okuma­dığımı sezinliyorum.” (Kendimle Konuşmalar)
  • Bir avuç çılgınlık dönenir içimde. (Bay Sessizlik)
  • ...burada 1de Anatole France’nin 1sözüne perende attıralım: — Yazı yazmadan mutlu yıllar yaşamıştım... (Yapıştırma Bıyık)
  • Ne olursa olsun ikinci okumalardan alınan tad, birincisinden damıtılan tad değildir. Ondan daha başka şeyler, daha başka büyüler taşır. (Asansör)