Kitap Künyesi
Yazar: Walter G. Andrews
Çevirmen: Tansel Güney
Orijinal Adı: Poetry's Voice, Society's Song Ottoman Lyric Poetry
Yayın Evi: İletişim Yayınları
İSBN: 9789754708073
Sayfa Sayısı: 245
--reklam--
Şiirin Sesi Toplumun Şarkısı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Divan şiirinin 'gerçek' hayattan, toplumdan kopuk, üretildiği zaman ve mekanla bağı olmayan, 'soyut' bir şiir olduğu edebiyat tarihinin yerleşik yargılarından biridir. Şiirin Sesi, Toplumun Şarkısı'nda Walter Andrews, Osmanlı gazel geleneğini incelerken bu yargının tam tersi bir yaklaşım getiriyor. Gazellerin, Osmanlı toplum ve kültür hayatını hem yansıttığını, hem de şekillendirdiğini gösteriyor. Cemaatçi dünya görüşünün, tasavvufun etkisinin, istikarlı iktidar yapısının, meclis, bezm gibi etkinliklerin, duygulara yüklenen aşkın anlamlarını, gerek Osmanlı toplumunu, gerekse gazelleri anlamak ve yorumlamak için önemini belirtiyor. Gazellerdeki anlam zenginliğinin, Osmanlı toplumunun karmaşıklığına uygun çok katmanlı okumalara olanak yarattığını vurguluyor. Divan şiiri konusunda bugüne dek yapılmış çalışmaların en önemlisini sunuyoruz.
--reklam--
Şiirin Sesi Toplumun Şarkısı Alıntıları - Sözleri
- Birey, güçlü duyguların esiriyken nispeten çâresizdir.
- Fani dünyanın mutluluğu geçicidir.
- ... Güzellik her iki dünyada da bulunur, ama mükemmel güzellik ancak ilâhi âlemde görülür.
- "Şiirin yansıttığı hayatı yaşa!"
- ... Çünkü âşık, Mâşuk' u temâşâ ederken, çevresindeki dünyayı duymaz, görmez olur.
- Şiir, otobiyografi değildir, dolayısıyla şairin anlattığı yaşantıyı gerçekten yaşayıp yaşamadığı yersiz bir sorudur. Ayrıca, şiirde anlatılan yaşantılar, duygusallığın ağırlığını taşıyan yaşantılardır.
- "Hayat uçup gidiyor, ölüm mukadder."
- Müminlerin çoğu, tasavvuf yoluna giremeyecek denli bu dünyaya bağlıdır. Aynı zamanda anlar ki, sıradan kişi, dinin zahirî şekillerine itaat etmesi sayesinde, âhirette Allah'ın cennetine kavuşur, ama hakikat mertebesine erişme imkanını ebediyen yitirir.
--reklam--
Şiirin Sesi Toplumun Şarkısı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Öncelikle kitap, yabancı dilden çeviri olduğu için, başta cümlelerin giriftliğinde boğuluyor gibi oluyorsunuz. Fakat bölüm bölüm ilerledikçe anlatılmak isteneni daha rahat anlıyorsunuz. 8 bölümden oluşan bu kitap, Yabancı bir yazarın kaleminden Osmanlı şiiri ve gazelinden bahsedilmiştir. Kısaca değinmek istiyorum. Bölümlerde sırasıyla :Gazelin, anlam ve geleneği, şiirsel sözdağarı, tasavvuf ile ilişkisi, iktidar ve otoritesi, duygunun sesi, gazelin ekolojisi ve eleştirel perspektifler başlıkları altında teferruatlı bir şekilde yer yer de gazel örnekleri, gerektiği yerlerde pasaj örneklerine de vererek açıklamalar yapılmıştır. Okumuş olduğum bu eser, klasik Türk şiirine karşı oluşturulan ön yargıların kırılması amacıyla kaleme alınmıştır. Nedir bu ön yargılar? Klasik Türk şiirinin, sadece hayalden, beşeri aşktan, bireysel konulardan ibaret olmadığını, aksine şiirin, toplumdan soyutlanmadan, toplumun kültürüne de indirgenerek yazıldığından bahsedilmiştir. Gazellerde kullanılan hiçbir kelimenin altının boş olmadığını, her kelimenin bağlamdan hareketle bilinmeyen bir anlamın daha olduğunu beyit şerhleri ile detaylandırmıştır. Andrews, gazel şiirinin gerçek hayatı yansıttığına dair tezler ortaya atmış ve bunu sunmuş olduğu deliller ile güçlendirmiştir. Siz de bu deliller sayesinde farklı bir pencere açıp oradan da bakmaya çalışıyorsunuz. Kitabın son bölümde yer alan ek başlığında, divan şiiri sözdiziminin genel kurallarından bahsedilmiştir. (Aybüke Sömen)
Eski Türk Edebiyat dersim için okuduğum bir kitap. Özellikle kitabın giriş bölümü ve sonuç bölümünden büyük zevk alarak okudum. Türk okuyucuların Türkçenin söz dizimi ile ilgili olan bölümlerden sıkılacağını düşünüyorum. Zaten bildiğim şeyler olduğundan ben o kısımları okurken sıkıldım. Eğer eski edebiyata ilginiz varsa ya da eski edebiyat dersi görüyorsanız okumanızı tavsiye ederim. Benim bakış açımda değişikliklere sebep oldu. Şimdiden keyifli okumalar (moonchildssky)
Divan edebiyatına bilinenin aksine farklı ve daha gerçekçi bir yaklaşımla değiniliyor. Yerli araştırmacı ve yazarlarımız umarım bu yapıtı dikkate alıp yeni araştırmalara yönelirle. Basmakalıp söz ve yorumlardan vazgeçmenin zamanı geldi de geçti bile. (Erkan ERKAN)
--reklam--
Şiirin Sesi Toplumun Şarkısı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Walter G. Andrews - Şiirin Sesi Toplumun Şarkısı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Şiirin Sesi Toplumun Şarkısı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Walter G. Andrews Kimdir?
Walter G. Andrews (1939), Washington Üniversitesi (Seattle) Yakın Doğu Dillleri ve Kültürü Bölümü’nde profesördür. Michigan Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı üzerine master (1963) ve Türk Dili ve Edebiyatı üzerine doktora yaptı (1970). Çalışmaları arasında, An Introductuon to Ottoman Poetry (Bibliotheca Islamica, 1976; tükenmiştir),Poetry's Voice, Society's Song (W.Ü. Yayınları, 1984; tükenmiştir) ve Ottoman Lyric Poetry (M. Kalpaklı ve N. Black ile) (Texas Üniversitesi Yayınları, 1997) ile Türk edebiyatı ve kültürü üzerine çok sayıda makale bulunmaktadır.
--reklam--
Walter G. Andrews Kitapları - Eserleri
- Şiirin Sesi Toplumun Şarkısı
- Sevgililer Çağı
- Walter G. Andrews Kitabı
--reklam--
Walter G. Andrews Alıntıları - Sözleri
- ... Güzellik her iki dünyada da bulunur, ama mükemmel güzellik ancak ilâhi âlemde görülür. (Şiirin Sesi Toplumun Şarkısı)
- Hakimiyet ve itaat ilişkilerini erotik imgelerle kavramsallaştırmak iki yönlü bir şeydi. Batı Oryantalizmi, Doğu Oksidentalizmi'nde karşılık buluyordu. Örneğin, 16. yüzyıl Osmanlıları Avrupa'yla ilişkilerini en bariz şekilde İstanbul'un semtindeki Avrupa mahallerinden bir "Frenk oğlan" üzerine kurulan cinsel hakimiyetle simgeliyorlardı, bunun gibi pek çok örnek vardı. Eleştirel Avrupalılar Venedik'e Türk'ün fahişesi diye hitap ederken, siyasal ilişkileri de derecede erotik bağlamda tahayyül ediyorlardı. (Sevgililer Çağı)
- O dönemde seks diğer egemenlik ve itaat ilişkilerinden ayrı düşünülmediği gibi, cinsel tercihler de bireyin kimliğini ya da özünü herhangi başka bir tercihinden, mesela banyosunu sıcak suyla yapmaktan hoşlanmasından veya bezelye sevmemesinden daha fazla tanımlıyor değildi. (Sevgililer Çağı)
- Birey, güçlü duyguların esiriyken nispeten çâresizdir. (Şiirin Sesi Toplumun Şarkısı)
- "Şiirin yansıttığı hayatı yaşa!" (Şiirin Sesi Toplumun Şarkısı)
- Şiir, otobiyografi değildir, dolayısıyla şairin anlattığı yaşantıyı gerçekten yaşayıp yaşamadığı yersiz bir sorudur. Ayrıca, şiirde anlatılan yaşantılar, duygusallığın ağırlığını taşıyan yaşantılardır. (Şiirin Sesi Toplumun Şarkısı)
- arzu ne kadar ateşli ve ne kadar abartılı olursa, bu dünyanın çerçöpü de o kadar kül olup gider. dünyada aşk daima din ile kesişir (Sevgililer Çağı)
- Onun için her zaman doğru soruları sormak cevaplardan daha önemlidir. O daima Osmanlı edebiyatı çalışmalarında yaygın olarak kullanılan metotların, transkripsiyon ve metin edisyonu sistemlerinin altında yatan felsefeyi ve ön kabulleri sorgulayıp eleştirel bir süzgeçten geçirmeden bu alanda ilerleme katetmemizin çok zor olduğunu vurgular. SEVİM KEBELİ - MURAT UMUT İNAN (Walter G. Andrews Kitabı)
- Fani dünyanın mutluluğu geçicidir. (Şiirin Sesi Toplumun Şarkısı)
- - " (…) Türklerin bir gün tarihî edebiyatlarını yeniden keşfedeceklerine ve buna katkıda bulunabileceğime inanıyordum. Bu tuhaftı. Sırtlarını çevirdikleri muhteşem ve büyüleyici bir tarihin izleriyle çevrelenmiş bütün bir ülke. Buna inanamadım..." (Walter G. Andrews Kitabı)
- "Hayat uçup gidiyor, ölüm mukadder." (Şiirin Sesi Toplumun Şarkısı)
- Gelibolulu Mustafa Ali, Aziz-i Mısri hakkında "kadınlardan hoşlanırdı, ama zaten sadece Allah kusursuzdur" demişti. (Sevgililer Çağı)
- Gazali'ye göre (Dafi'ü'l-gumum), kadınların cinsellik seviyesi epey yüksektir; buna rağmen eğer kadın ahlaklıysa bir yandan da ilişkiye karşı koyar. Geleneksel bir olguyu tekrarlayarak belirttiği üzere, Allah cinsel arzuyu dağıtırken on parçaya bölmüş. Bir parçasını Adem'e vermiş, kalan dokuz parçayı Havva'ya bahşetmiş. Çok geçmeden iş çığırından çıkmış, Allah da Havva'yı iffet kamçısıyla kırbaçlamak üzere Cebrail'i göndermiş. O zamandan beri kadınlar seksi hem arzu ederler hem de ondan kaçınırlarmış. (Sevgililer Çağı)
- Erkeklerin kadınları korumayı ihmal etmeleri her birinin (kadının) hayvani tabiatına yenik düşüp kendi gönlünde yatan arzuların peşine takılmasına, yabancılarla temas edip iffet perdesini yırtmasına ve namus duvağını edepsizce lime lime etmesine yol açar. Bu durum onları ayağının dibinde zapt eden hayvani şehvet canavarının serbest kalmasını ve (kadınların) doğru ile yanlışı ayırt etmeyi beceremeyip çiftleşme arzusuyla kendilerini alçaltmalarına neden olur. Zira irfan sahipleri şu fikirde birleşirler ki onları kontrol altında tutmayıp sonra da iffetli olmalarını beklemek aletini bir kadının dişilik organına sokmuş, birleşmenin büyüleyiciliği ile şeker tadında kımıldanmalarda olan adama "boşalma" demeye benzer. Ya da günlerce yakıcı sıcaklarda susuz kalmış adamın bir yudum su bulduğunda içmek yerine ellerini yıkamakla tatmin olmasına benzer. Mesela eşsiz güzellikteki kadınların kehribar misali avret yeri ile hızlı iş gören sap misali (erkek) şehvet organı bir araya gelip biri birine "Aman dikkat, kapılmayasın" der ve diğeri de ona "Aman, arzulamayasın" der ise, bu anlamsız bir konuşma, izandan ve idrakten uzak bir boşboğazlık olur. Çin diyarında ..... diye bir ot vardır derler. Senenin belli bir zamanında çıkar. Bu otun kokusu kadınların burnuna geldiğinde, hepsi çiftleşmek için kontrol edemedikleri bir arzu duyarlar. O diyardaki her bir kimse bu durumu bildiği, hem de gayet iyi bildiği için, kuşkusuz karısını bir ay boyunca kilit altında tutar ve becerebiliyorsa onunla her gece gündüz mümkün olduğunca sık birlikte olup işi yoluna koyar. Zira eğer onları koruyamazlarsa, bütün kadın milletinin namusunu kirleteceği kesindir. İşte gördüğünüz gibi kadınlarını gayretle korudukları buradan anlaşılır çünkü kadınların dizginleri bırakılırsa, (kadınlar) isteseler de istemeseler de karşılarına çıkan her erkekle yatmayı mecburen arzulayacaklardır. [Gelibolulu Mustafa Ali, Kava'idi'l-Mecalis, s.364-365 (Hazırlayan: Mehmet Şeker)] (Sevgililer Çağı)
- Walter halen etkin bir sporcudur. Golf, tenis ve bisiklet sporlarını aksatmaz. İyi bir marangozdur. Evinin garajını bir marangoz atölyesi haline getirmiştir. Burada yaptığı sanatsal ahşap ürünler görülmeye değer. Walter aynı zamanda iyi bir hattattır. Gençlik yıllarında Hamit Aytaç'tan dersler almış, sonrasında kendisini geliştirmiştir. MEHMET KALPAKLI (Walter G. Andrews Kitabı)
- Sarayda baştan çıkarışlar hep yukarıya yönelir. Gücü daha az olan kendinden daha güçlü olanın ilgisini, desteğini ve iltifatını kazanmaya çalışır. (Sevgililer Çağı)
- "İnsan aşktan bihaber olacak kadar cahil olabilir mi?" "Olabilir." (Sevgililer Çağı)
- Walter G. Andrews ile çalışmak bana ve eminim ki onunla yolları kesişen herkese sadece akademik hayata değil, gündelik hayata dair de birçok şeyi fark ettirdi: aynı anda birden fazla işle uğraşılıp hepsinde başarılı olunabileceğini, bir şeye karar verildiyse mutlaka harekete geçilmesi gerektiğini, yirmi dört saat çalışmanın ya da uykusuz kalmanın insanı öldürmediğini, bilgisayar başında çalışmaktan kaynaklanan bel ve boyun ağrılarının birkaç gün sonra geçtiğini, "yapamam" kelimesini sözlüğünüzden çıkarmanız gerektiğini, hep aynı yolu izlerseniz aynı yere varılacağını, bazen yolunuzu değiştirmeniz gerektiğini, olmayacak (!) hayallerin ardına düşülebileceğini... GÜLŞAH TAŞKIN (Walter G. Andrews Kitabı)
- Rönesans dönemine ait adabımuaşeret kitapları ve vaazlar kadına "üstünde oturan binicinin en hafif dizginlemesiyle dönen, onun istediği şekilde gidip duran bir at gibi itaatkar olup sükunetle ve hevesle boyun eğinceye" kadar terbiye edilmesi gereken dik başlı bir hayvan gözüyle bakar. Beklenen itaatkarlığı sağlamak için başvurulan -şiddet ve zihinsel eziyet de dahil olmak üzere- yöntemler "aslanları, boğaları ve filleri terbiye etme" yöntemleriyle karşılaştırılır. Aslanlar, boğalar ve filler! İkinci derecede görülmesinin sebebi kısmen güçsüzlüğü olan bir cinsi tarif etmek için ne kadar da büyük, korkunç ve tehlikeli bir hayvanlar topluluğu. (Sevgililer Çağı)
- Walter'dan o kadar çok şey öğrendim ki, şimdi hangisinden bahsedeceğimi bilemiyorum. Fildişi kuleleri olmaktan çok uzaklaşan Amerikan üniversitelerinde erken modern Osmanlı edebiyatı gibi bir konunun önemini anlatmanın garip zevkini. Tarih dediğimiz ve bizden çok uzakta görünen o kavramı bugüne bağlama becerisini. Belki de kimsenin fark etmeyeceği bir noktayı, mesela yanlış çevrilmiş bir kelimeyi, kendine yedirememeyi. Yaptığın işe karşı hafif saplantılı bir bağlılık hissetmenin çok acayip olmadığını. Geçmiş ve bugünkü meslektaşların haklarını mutlaka teslim etmeyi. Ve en önemlisi, işine kendini bu kadar adamışken arada sevdiklerine kaçabilmeyi. Yani aslında Walter'dan nasıl hem bilimle uğraşıp hem de insan olacağımı öğrendim. DİDEM HAVLİOĞLU (Walter G. Andrews Kitabı)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin