Kitap Künyesi
Yazar: Soren Kierkegaard
Çevirmen: Bülent Tokdemir
Yayın Evi: Paris
İSBN: 9786058262102
Sayfa Sayısı: 96
--reklam--
Şimdiki Çağ-Başkaldırının Ölümü Üzerine Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Ludwig Wittgenstein’ın 19. yüzyılın en önemli düşünürü dediği Kierkegaard, Şimdiki Çağ: Başkaldırının Ölümü Üzerine’de medyanın gücünü felsefi göstergelerle ortaya koyuyor.
Varoluşçuluğun babalarından biri olarak kabul edilen Kierkegaard’ın bu kitabını okurken işlediği toplumla -aradan yüzyıllar geçmesine rağmen- şimdiki çağdaki toplum arasındaki benzerlikleri okuyunca şaşıracak ve medyanın insanlar üzerindeki etkisini bir kez daha göreceksiniz.
“Halk her şey olduğu kadar bir hiçtir, iktidarlar arasında en tehlikelisi ve en siliğidir: Adamın biri ortaya çıkıp halk adına tüm ulusa seslenebilir ve halk hâlâ tek bir gerçek insandan daha azdır, her hâlükârda önemsizdir. ‘Halk’ nitelemesi tefekkür çağının aldatıcı bir hokkabazlığı eliyle üretiliyor; bu yolda kendisini bu canavarla özdeşleştiren birey üzerinde, somut gerçekliklerin yoksul göründüğü bir karşılaştırmada göklere çıkaran çağ eliyle…” Türkçe olarak ilk kez yayımlanıyor…
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Şimdiki Çağ-Başkaldırının Ölümü Üzerine Alıntıları - Sözleri
- . Bugünlerde intihar bile umutsuzluk içindeki kişinin kendisini öldürmesi anlamına gelmiyor. Müntehir, son adımı o kadar uzun süre boyunca ve dikkatlice tasarlayıp atmıştır ki, sonunda tastamam düşünceyle boğulur. Hatta hayatını elinden alan düşüncenin ta kendisi olduğuna göre, bunun hâlâ intihar olarak anılıp anılamayacağı tartışılır. O düşünme ile ölmemiştir, o düşünme dolayısıyla ölmüştür. .
- . Fiili andaki bir olayla ilgili hiçbir görüşü olmayan kişi çoğunluğun görüşünü kabul eder, geçimsiz olanlarsa azınlığın görüşüne uyar. .
- . Asil ve iyi eylemler çağı geride kaldı, şimdiki çağ ise peşinen tanınmış olduğunda bile beklenti çağıdır. Kimse belirli bir şeyi yapmaktan tatmin olmuyor, herkes hiç olmazsa yeni bir kıtayı keşfetmiş olmanın yanılsamasına yaslanan düşüncesiyle pohpohlanmış hissetmek istiyor. .
- . Artık büyük şeyler gerçekleştirmek arzusuyla yollara düşen, kötülüğün kucağında iğrenç günahlarla harmanlanan kimseler kalmadı, böylece ne kötü ne de iyi hakkında konuşacak bir şey de yok, hoş tam da muğlaklığın muazzam teşvikiyle insanlar daha fazla dedikoduya gömülüyor. Ne iyiliğe katılıyor ne de kötülükten pişman oluyorlar, sadece lafebeliği yapıyorlar. .
- . Yansıma kötü değildir; ancak eylemden önce gelen nitelikleri eylemden kaçış aracına dönüştüren bir düşünsel koşul ve içerdiği çıkmaz, hem yozlaşmış hem de tehlikelidir ve sonunda geriye dönük bir harekete yol açar. ...
- . Halk: Tüm katılımcıların üçüncü bir taraf (izleyici) haline gelmesiyle en gülünç şekilde oluşturulan soyut bütün. ...
- . Zeka o kadar üstündür ki, gerçek görevi gerçek olmayan bir numaraya ve gerçekliği bir oyuna dönüştürür. ...
- . İnsan ve insan arasındaki sadakatsizlik ve sadakatten yakınmak dünyada alışılmadık bir şey değildir ve çoğu zaman durum gülünçle sınırlanır. İlişki bir farklılık ilişkisi değil, ne yazık ki, karşılıklı benzerliğin sadık bir imgesi, iki değişmiş kişi arasındaki ilişkidir. Yeni yanlış anlamalar, her biri ayrı ayrı kendini suçlamak ve anlayış bulmak yerine, her biri diğerinin suçlayıcısı olarak birlikteliklerini sürdürüyor. ...
- . Aslında artık her şey için elkitapları var, yakın zamanda eğitim, tüm dünya çapında, az ya da çok sayıda ezbere yorumun öğrenilmesinden oluşacaktır. Baskı makinesinin mektupları tek elden çıkarması gibi, insanlar da muhtelif olguların arasından uygun olanı seçip çıkarma kapasitelerine bağlı olarak başarı gösterecekler, bu arada hiçbir şeyin anlamından haberleri olmayacak. .
- . Konuşkanlık nedir ? Konuşmak ile susmak arasındaki hayati ayrımı ortadan kaldırmanın sonucudur. Yalnızca özünde nasıl sessiz kalacağını bilen biri gerçekten konuşabilir ve eylemde bulunabilir. Sessizlik, içselliğin, içsel yaşamın özüdür. ...
- . Yaşamdan öğrenme hevesine nadiren rastlanır, ancak yaşam tarafından aldatılma arzusu, eğilimi ve karşılıklı acelesi daha sık görülür. ...
- . Her halükârda kesin olan bir şey vardır: Artan bilgi gibi, artan tefekkür kudreti de yalnızca kişinin çektiği eziyeti artırır ve hepsinden öte nesil için olduğu gibi, birey için de hiçbir görev kesinlikle tefekkürün baştan çıkarıcılığıyla baş etmekten daha zor değildir. .
- . Konuşkanlık nedir ? Konuşmakla susmak arasındaki hayati ayrımı ortadan kaldırmanın sonucudur. Yalnızca özünde nasıl sessiz kalacağını bilen biri gerçekten konuşabilir ve eylemde bulunabilir. "Sessizlik içselliğin, içsel yaşamın özüdür." ...
- . Bizim çağımız özünde anlayış çağıdır ve ortalama olarak belki de herhangi bir önceki nesilden daha bilgilidir, ancak tutkusuzdur. Herkes çok şey biliyor; hepimiz hangi yöne gitmemiz gerektiğini ve gidebileceğimiz tüm farklı yolları biliyoruz, ama kimse hareket etmeye istekli değil. Sonunda biri içindeki yansımayı yenebilseydi ve harekete geçseydi, o zaman hemen binlerce yansıma bir dış engel oluşturacaktı. Yalnızca bir planı yeniden gözden geçirme önerisi coşkuyla karşılanır; eylem tembellikle karşılanır. ...
- . Kendini kaybetmişleri veya her anlamda bütünüyle yoldan çıkmış olanları anmayacağım bile: Onlar para için köpek rolünü oynayanlardır... .
--reklam--
Şimdiki Çağ-Başkaldırının Ölümü Üzerine İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İncelemem: 19. yüzyılın varoluşçuluk öncülerinden biri olan Søren Kierkegaard’ın iki bölümden oluşan kitabı. İlk bölüm Şimdiki Çağ, ikinci bölüm Deha ile Havari arasındaki fark. spoiler İlk bölümde halkın tek başına bir şey ifade etmediğini, çağın tefekkür çağı olduğuna değinmiş. Bunu şöyle özetler aslında “Devrimci çağ bir eylem çağıyken bizim çağımız reklam ve tanıtım çağıdır”. Başkaldırının artık mümkün olamayacağını halktan çok birey ve otoritenin önemli oluşuna değinmiş. İkinci bölümde ise Havari’nin paradoksal teleolojik seviyede olduğunu, onun tanrı tarafından görevlendirilmiş biri olduğunu ve sırf bu yüzden bir ilahi otorite sayılabileceğini belirtmiş. Deha’yı ise kendine özgü içkin bir teleolojisi olan parlak bir zeka olarak nitelemiş. Onun Havari gibi paradoksal görevi yoktur çünkü. Kitleler tefekkürle onun düşüncelerini sahiplenirler ya da sahiplenmezler. Bu gibi paradoksal bir misyonu yoktur demek istemiş. Genel itibariyle beğendim, günümüzde de hâlâ geçerliliği olan bir durum. spoiler (Emine)
Bu kitapta Kierkegaard'ı her zamanki kişiliği yerine, tarihe tanıklık etmiş usta bir gözlemci olarak görüyoruz. Kitabın ikinci kısmı "Deha ile Havarilik Arasındaki Fark" başlığını taşımakta, adından da anlaşılacağı üzere Hristiyanlık ve Havarilik ile ilgili ve bu bölümde bizleri ilgilendiren pek birşey yok, akademik olarak ilgi gösterenler için çekici olabilir, o yüzden ben ilk bölümü düşünerek yazacağım. "tutkulu bir çağ yıkım sürerken gelişerek eskileri yıkar ve yenileri kurarken fırtınalar estirir, düşünceli ve tutkusuz bir çağ tam tersini yapar. Tüm eylemleri engeller ve bastırır; böyle bir çağ düzleyicidir." Üstadın en çok kullandığı terimlerden biri 'düzleyicilik'tir. Düzleyicilik ile devrimcilik veya reformist hareketlere karşıtlıktan bahsediyor. Ünlü sözlerinden birinde, "Bizim çağımızda düşüncenin yeterliliği konusunda sorun yok, sorunumuz yeteri kadar tutku olmaması." der. Kendi çağını o açıdan sorunlu buluyor ve gün geçtikçe bunun daha da geriye düşeceğini söylüyor. Yani, herhangi bir romantiklik sergilemediğini ve bu noktada belki de kendisinden beklenmeyecek derecede karamsar olduğunu söyleyebiliriz. Karamsarlık yerine gerçekçilik de söz konusu olabilir, malûm felsefesinde daima birey ve bireyin öneminden bahseder, ona göre bireyi temel almayan hareketler de çökmek zorundadır. "Düzleme sürecinin en belirgin işaretinin 'nesil' kategorisinin 'bireysellik' kategorisine üstünlüğünü apaçık olarak ifade etmesinde yattığı herkes için ortadadır." Bu düzleme sürecinin, sadece devrimci hareketleri bastırmakla kalmayacağını, onun yanında 'bireysellik' kavramını zayiflatacağını söylemiş ki tarihin ilerleyişine bakarsak, bu noktada kesin olarak haklı çıktığını söyleyebiliriz. "Coşku felaketle sonuçlanabilir, düzleme ise bireyin yıkımıdır." Aynı konu, Kierkegaard şahsen muhafazakâr olmaya azcık yakın olsa da, düzleme düşüncesine hiç yakın olmadığını, hatta bunun onu ürküttüğünü rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu kitap, Kierkegaard felsefesinde çok önemli değildir, burada Kierkegaard'ın büyüklüğünden öte, bu tarihin en önemli bölümlerinden birini onun gözüyle okuma şansına erişiyoruz. Çağın tarihi zenginliği yanında konuşkanlık, biçimsizlik, yüzeysellik gibi konularda da yorumlar yaptığını görüyoruz. (arifsahin)
Bir Kierkegaard Eseri / Şimdiki Çağ: Başkaldırının Ölümü Üzerine: Kierkegaard yaşadığı çağı sorunlu olarak görüyor ve bunları gözlemleyerek bizlere sunuyor. Yaşadığı çağın daha da kötü olacağını, daha da geriye gideceğini düşünüyor. Kendisi doğruları söyleyerek, görerek gerçekçi bir yaklaşımla çağını ele alıyor. Kierkegaard kitabında sürekli bireyin önemini ve bireyin kendisinden bahsediyor. Kitap çoğunlukla Kierkegaard'ın yaşadığı tarihi, dönemi bize sunuyor ve biz de gözlemliyoruz. Zaman zaman sıkıldığım oldu ama kitap direk beni uzaklaştırmadı kendinden çünkü bana bir şeyler katıyordu. Yeni düşünceler görüyordum ve hoşuma gidiyordu. Felsefe sevenler için güzel bir kitap olabilir diyebilirim. (Berkant)
--reklam--
Şimdiki Çağ-Başkaldırının Ölümü Üzerine PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Soren Kierkegaard - Şimdiki Çağ-Başkaldırının Ölümü Üzerine kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Şimdiki Çağ-Başkaldırının Ölümü Üzerine PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Soren Kierkegaard Kimdir?
Soren Aabye Kierkegaard (1813-1855), Danimarkalı filozof ve teolog.
Kierkegaard dindar babasının etkisiyle din eğitimi alarak ve katı bir dini atmosfer içinde yetişti.Tüm yaşamında bu çocukluğun etkisi görülür.Kendisi de dinsel düşünceleri olan birisi olmakla birlikte sürekli din adamlarıyla, kurumlarıyla ve düşünceleriyle çatışma halinde oldu. Mevcut Hıristiyanlığın yozlaşmış olduğunu ileri sürdü ve Hıristiyan inancinin tamamen yenilenmesine yönelik eleştiriler geliştirdi. Kierkegaard, din ve Tanrıyı tamamen bireysel bir konu olarak değerlendirdi. Bu yönde giderek sistematik felsefenin bireyi göz ardı eden bütüncüllüğünü de reddetti. Felsefesinde bireyi merkeze aldı.
Felsefesi
Kierkegaard, varoluşçuluğun öncülerinden sayılır.Varoluşçu felsefe bir bakıma her varoluşçu filozofta kendine özgü bir nitelik kazanarak ayrıca tanımlanır, ancak bilinen genel nitelikleri ve felsefi özgürlüğü açısından varoluşçuluğun kurucu isimlerinin başında Kierkegaard sayılmaktadır. Kierkegaard'ın belli bir felsefî sistematik geliştirmediği doğru olmakla birlikte (Kierkegaard bu anlamda Nietzsche gibi bağımsız ve dizgesiz filozoflardandır), kullandığı kavramlar ve felsefe yapma tarzı sonradan varoluşçu felsefelerde görülen nitelikleri barındırır. Kierkegaard'ın itiraz ettiği ve sürekli eleştirdiği filozof Hegel'dir. Hegel'in rasyonalist ve sistematik felsefesi Kierkegaard için kabul edilemezdir.Varoluşçu felsefelerde görülen kavramların çoğunluğu öncül olarak Kierkegaard'da görülür: saçma, bunaltı, korku ve kaygı.Kierkegaard'ın felsefî sorunsalı bir bakıma mevcut Hıristiyanlık içinde ve hatta karşısında nasıl iyi bir Hıristiyan olunacağı noktasına da bağlıdır. Kierkegaard, felsefe tarihinin soyut mantıksal kurgularla geliştiğini ve bu nedenle bireyi, bireyin gerçek yaşamını gözden kaçırdığını düşünür.Ona göre varoluş, somut ve öznel insanın yaşamıdır.Bu nedenle felsefe somut düşünmeye, yani varoluşa yönelmelidir.
--reklam--
Soren Kierkegaard Kitapları - Eserleri
- Baştan Çıkarıcının Günlüğü
- Korku ve Titreme
- Ölümcül Hastalık Umutsuzluk
- Kahkaha Benden Yana
- Kaygı Kavramı
- Felsefe Parçaları ya da Bir Parça Felsefe
- Kendinizi Sevmeyi Unutmayın
- Hakikat Şaraptadır
- Kırdaki Zambak ve Gökteki Kuş
- Hayat Çözülecek Bir Problem Değil, Yaşanacak Bir Hakikattir
- Aforizmalar
- Meseller
- Tanrı'ya İhtiyaç Duymak
- Tekerrür
- Evliliğin Estetik Geçerliliği
- Ya / Ya Da
- Etik-Estetik Dengesi
- İroni Kavramı
- Şimdiki Çağ-Başkaldırının Ölümü Üzerine
- Müzikal Erotik
- Sevginin İşleri
- Günlüklerden ve Makalelerden Seçmeler
- Ölüme Götüren Hastalık
- Evliliğin Estetik Geçerliği / Korku ve Titreme
- Toplu Eserler 1
- İtirazlara Cevaben Evlilik Üzerine Muhtelif Gözlemler-Bir Kocanın Kaleminden
- Dolayımsız Erotik veya Müzikal Erotik Evreler
- Kierkegaard Yazılarından Seçmeler
- Fear and Trembling and The Sickness Unto Death
- For Self-Examination
- Suçlu mu? Suçsuz mu?
- The Difference Between a Genius and an Apostle
- Aşk Eserleri
--reklam--
Soren Kierkegaard Alıntıları - Sözleri
- Benim için önemli olan, uğrunda yaşayıp uğrunda ölmek istediğim fikri bulmaktır. (Hayat Çözülecek Bir Problem Değil, Yaşanacak Bir Hakikattir)
- "Her insanda, kendisine karşı tamamen şeffaf olmaktan bir derece alıkoyan bir şeyler var. Bu şeffaflıktan uzak olma, kişinin kendi dışında yer alan yaşam şartları yumağına açıklanamaz bir şekilde dâhil olması ve bu yüzden neredeyse kendisini açıklayamaz hale gelmesi ölçüsünde gerçekleşmektedir. Kendisini açıklayamayan kişi sevemez ve sevemeyen kişi tüm insanların en mutsuzudur. Ve sen aynı serkeşlikle kendini herkese karşı bir bilmece olma sanatında eğitiyorsun. Genç dostum! Peki ya hiç kimse senin bilmeceni çözme zahmetine katlanmazsa O zaman yaptığının ne zevki kalacak? Ama her şeyden önce kendin için, kendi kurtuluşun için bu vahşi kaçışı, içinde kabaran bu imha etme hırsını durdur. Senin yapmak istediğin bu; sen her şeyi yok etmek yaşama dair kuşku açlığını doyurmak istiyorsun. Kendini bu amaca göre yetiştiriyorsun. Zihnini buna göre eğitiyorsun. Memnuniyetle kabul edeceğin gibi, başka hiçbir şeyde iyi olmasan da bunda iyisin. Sana zevk veren her şey yaşamın etrafını yedi kez dolanıyor ve borusunu üflüyor ve böylece her şeyin tepe taklak oluyor ki senin ruhun huzur bulabilsin. Evet ne üzücü ki yankı yapıyorsun ve yankı ancak boşlukta işitilebilir." (Toplu Eserler 1)
- Asıl mesele kendimi anlamak, Tanrının gerçekten benden ne yapmamı istediğini görmek; asıl mesele, benim için doğru olan bir hakikati bulmak, uğrunda yaşayıp öleceğim fikri bulmak. (Kahkaha Benden Yana)
- Evlenirsen pişman olursun; evlenmezsen yine pişman olursun. Evlen ya da evlenme, ikisinden de pişman olursun. (Hayat Çözülecek Bir Problem Değil, Yaşanacak Bir Hakikattir)
- Deliler ve gençler insan için her şeyin mümkün olduğunu düşünürler. Yanlış! (Korku ve Titreme)
- "Korkaklığın en korktuğu şey karardır, zira karar, bir anlığına olsun, sisleri daima dağıtır. Bu yüzden korkaklık en sevdiği düşüncenin ardına saklanır: Zamanın koltuk değneği. Korkaklık ve zaman acele etmemek için "Bugün değil yarın " demeye daima bir neden bulur. Oysa göklerdeki Tanrı ve ebediyet der ki : "Bugün yap. Kurtuluş günü şimdidir." (Tanrı'ya İhtiyaç Duymak)
- Kendi olmayı istememek, kendi ben 'inden kurtulmayı istemek, ve bu da şu anlama gelmektedir; kendi olmanın umutsuz istenci. (Ölümcül Hastalık Umutsuzluk)
- . Aslında artık her şey için elkitapları var, yakın zamanda eğitim, tüm dünya çapında, az ya da çok sayıda ezbere yorumun öğrenilmesinden oluşacaktır. Baskı makinesinin mektupları tek elden çıkarması gibi, insanlar da muhtelif olguların arasından uygun olanı seçip çıkarma kapasitelerine bağlı olarak başarı gösterecekler, bu arada hiçbir şeyin anlamından haberleri olmayacak. . (Şimdiki Çağ-Başkaldırının Ölümü Üzerine)
- Benim için önemli olan, uğrunda yaşayıp uğrunda ölmek istediğim fikri bulmaktır. (Hayat Çözülecek Bir Problem Değil, Yaşanacak Bir Hakikattir)
- Hayat nasıl da boş ve anlamsız. (Hayat Çözülecek Bir Problem Değil, Yaşanacak Bir Hakikattir)
- Aşk en üstün neşe olsa bile ondan vazgeçiyorum, birini gocundurmayı ya da kıskandırmayı istemeden; ve eğer aşk hayal edilebilecek en büyük faydayı bağışlama hali olsa bile bana onun için verilen fırsatı reddediyorum -fakat düşüncelerimi fahişeliğe sunmadım. (Kierkegaard Yazılarından Seçmeler)
- “Ben kendim için acı çekerken tutunacak bir şeyim olabilsin diye ızdırabın yoluna işaretler yerleştiririm, ama başkası için acı çektiğim vakit, yolumu kaybederim, zira başkasının aslında nerede olduğunu haliyle bilemem ve her an sil baştan başlamam, bir sonraki an herhangi bir şeyi es geçmemek için kabusuna dayanmak zorunda olduğum daha da korkunç bir ihtimali düşünebilmeye hazırlıklı olmam gerekir.” (Suçlu mu? Suçsuz mu?)
- “Oğul, babanın kendi yansımasını gördüğü bir ayna ve baba ise, oğulun kendisinin gelecekte ne olacağını gördüğü bir aynadır.” (Hayat Çözülecek Bir Problem Değil, Yaşanacak Bir Hakikattir)
- İnsan konuşabiliyor diye, tam da bunun içindir ki susabilmek bir hünerdir. (Kırdaki Zambak ve Gökteki Kuş)
- “sevgi her şeye inanır - ve yine de hiçbir zaman aldanmaz..” (Sevginin İşleri)
- Hiç kimse sahici ben olmaya cesaret edemiyor. Herkes bir tür "beraberlik" içerisinde gizleniyor. Duyarlı organların bedenden korunduğu ve nesnelerde doğrudan temas içinde olmayışı gibi biz sıradan insanlar da ebedi olana kişisel, dolaysız bir temasa girmeye korkuyoruz. Bunun yerine geleneklere ve başkalarının sesine bel bağlıyoruz. Hakikatin önünde bireysel sorumluluktan korunan bir yaşam süren bir numune ya da nüsha olmaktan memnunuz.. (Tanrı'ya İhtiyaç Duymak)
- “Hayata bakışım tek kelimeyle anlamdan yoksun. Kötü bir ruh burnumun üzerine bir gözlük yerleştirdi herhalde, gözlüğün bir camı dev gibi büyütüyor, öbür camı aynı ölçüde küçültüyor.” (Ya / Ya Da)
- . Kendini kaybetmişleri veya her anlamda bütünüyle yoldan çıkmış olanları anmayacağım bile: Onlar para için köpek rolünü oynayanlardır... . (Şimdiki Çağ-Başkaldırının Ölümü Üzerine)
- Belki de sana karşı aşırı derecede yumuşak sözlerle konuşuyorum. Belki de sana çok fazla katlanıyorum. Belki de tüm gururuna karşı üzerinde kullandığım otoriteyi artırmalıydım. Ya da belki seni bu konuya hiç katmamalıydım, zîra sen bir çok yönüyle tehlikeli bir kişisin ve bir kimse seninle ne kadar birlikte olursa, o kadar kötüleşir... (Evliliğin Estetik Geçerliği / Korku ve Titreme)
- Herkes kendisi tarafından kandırılır. (Kaygı Kavramı)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin