Kitap Künyesi
Yazar: Cem Akaş
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750733161
Sayfa Sayısı: 208
--reklam--
Sincaplı Gece Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Seni geberteceğim, biliyorsun değil mi?"
diye soruyorum parmağımla omzunu ittirerek.
"Ha? Biliyorsun değil mi?"
Ses çıkarmıyor.
Kafasına kalan bütün kuvvetimle bir tokat yapıştırıyorum.
Ses çıkarmıyor.
"Bittin oğlum sen," diyorum.
Öylece oturuyoruz.
Kapalı kadın. Mucit zeka.
Zor aşk. Bilinmeyen aşk. Taammüden ihanet.
Ne biçim türkiye. Ruhu olanlar olmayanlar.
Olaylar olaylar.
Dikkat, çarpar.
--reklam--
Sincaplı Gece Alıntıları - Sözleri
- Bu dünya onu boğuyor, bu çok belli.
- "Bu dünya onu boğuyor, bu çok belli."
- Bir insanın güvenini kazanmak zaman isteyen bir şey, o insan size güvenmeye hazır olsa bile.
- Fotoğraflar bizi öldürüyor.
- Hayat insana öğretiyor bazı şeyleri.
- Fotoğraflar bizi öldürüyor.
- Fotoğraflar bizi öldürüyor.
- "Her gün binlerce fotoğraf görüyorum. Bunu gördüm, resmen dengem bozuldu. Kısa devre yaptım."
- "Bu dünya onu boğuyor, bu çok belli."
- Zaman, her şeye rağmen, geçer. Bazen insanın içinden geçse de."
--reklam--
Sincaplı Gece İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Anlatım dili farklı, akıcı . Bilim kurgu, polisiye arası bir konusu var. Olayları baş karakterin ağzından anlatıyor. Başlar başlamaz kendinizi olayların içinde buluyorsunuz. Okudukça her şey yerli yerine oturuyor gibi görünse de oturmuyor. Bir yarım kalmışlık hissi var. Bu durum, olayların baş karakterin ağzından anlatılmasıyla ilgili. Kitapta tuhaf bir olay oluyor ama nedenine değinilmiyor. Çünkü o olay baş karakterin rutini haline gelmiş, nedenini anlatmaya gerek görmemiş. Konusu ve anlatımıyla farklı ve sürükleyici bir kitap. (Sallapati)
Konu olarak tuhaf ve cezbedici. Distopik bir evren desek değil, bilimkurgu desek ucundan, polisiye falan da var az çok, çok acayipti. Mindyfo olayı çok yaratıcı bir kere. İşleniş de fena gitmemiş, ortalara doğru bozulan yapı son anlara doğru toparlasa da olmayan bir şeyler kaldı sanki. Biraz daha uzun olabilirmiş, 100 sayfa daha katılsa en azından olayların altı dolu dolu işlenirdi. Bence bir iki günde bitirilsin dağılmasın mantığı ile yazıldı. Cem Akaş'ı önceki kitaplarından biliyoruz entelektüel yapısını fakat böyle bir iş hiç beklemiyordum. İyi desem değil, kötü desem hiç değil. Tek kelimeyle şaşırtıcı. Okuyun derim. Farklı bir roman katmış olursunuz kütüphanenize. Ayrıca şaşırtan ise bu kadar az okunması oldu kitabın. Bakıyorum 1-2 kişi okumuş koskoca sitede. Başka yerlere bakıyorum oralarda da aynı. Cem Akaş gibi bir yazarı keşfetmemiş o kadar çok insan var ki. Gerçi Ahmet Batman'ın bestseller olduğu bir ülkedeyiz beklentileri büyütmemek lazım. (Evren Erarslan)
--reklam--
Sincaplı Gece PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Cem Akaş - Sincaplı Gece kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sincaplı Gece PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Cem Akaş Kimdir?
1968'de Almanya'nın Mannheim kentinde doğdu, 1974'e kadar orada kaldı. Anaokuluna sınavla girdi, başarıyla bitirdi, ilkokul birin sonunu görmeden Türkiye'ye geldi ve ailesiyle İzmit'e yerleşti. Seka İlkokulu'ndan mezun olduktan sonra Robert College'de yatılı okudu, haftasonları Doğan Körfez otobüsüyle ve Bursalı arkadaşlarıyla İzmit'e gidip geldi. Boğaziçi Üniversitesi'nde Kimya Mühendisliği okumaya başlamasıyla birlikte İstanbul'a taşındı. O gün bu gündür Kadıköylü. Boğaziçi'nde başladığı siyaset bilimi master'ını New York'ta, Columbia Üniversitesi'nde tamamladı; ardından Boğaziçi'ne dönerek Türk siyaset tarihi üzerine doktora yaptı.
İlk öykülerini İngilizce kompozisyon sınavlarında, zamana karşı yazdı. Yayımlanan ilk öyküsü Gerçeğin Öte Yanında (Gergedan, 1987, sayı 3) oldu. Bir ödül kazandı ama almadı, bir imza günü düzenledi ama yalnızca komşu dükkanın çırağı geldi. Bir dönem hemen her şeyin dersini verdi. Başkalarının ödevlerini, master tezlerini, kitaplarını yazdı. Cenk Koyuncu'yla birlikte SonKişot'u kurdu. 1993-94 sezonunda TRT-2'de Okudukça programını hazırladı, sundu. Askerliğini Balıkesir ve Genelkurmay'da yaptı, çok şeyler öğrendi. 1992-2004 yılları arasında şu ya da bu şekilde (part-time editör olarak başlayıp yayın yönetmenliği ve son olarak yayın danışmanlığı yapmak suretiyle) Yapı Kredi Yayınları'nda çalıştı. Sabancı Üniversitesi'nde yaratıcı yazarlık dersleri verdi. Serbest editörlük ve çevirmenlik yaptı. 2005 yılında G Yayın Grubu'nu kurdu. Arkadan itilmek suretiyle senaryo yazarı oldu. 2010 yılında çıkmaya başlayan Sıcak Nal'ın yayın kurulunda yer aldı. 2011 yılında Ku-Ko Kurgu Kolektifi'ni kurdu ve merkez komitesi üyesi oldu.
Öykü ve denemeleri Almanya, Arjantin, Avusturya, Kanada ve Yunanistan'da yayımlandı.
Cem Akaş eşi Esra Özdoğan ve oğulları Can'la İstanbul'da yaşıyor. İki kedileri var - Gina ve Şimşir.
--reklam--
Cem Akaş Kitapları - Eserleri
- Balığın Esir Düştüğü Yer
- Sönmemiş Kireç
- Oyun İmparatorluğu
- Tekerleksiz Bisikletler
- Suç ve Ceza
- 7
- Bumba ile Bibu
- Bumba Dağın Arkasını Merak Ediyor
- 19
- Kant Kulübü
- Gitmeyecekler İçin Urbino
- Zibaldone 2
- Sözün Gelişi
- R
- Sincaplı Gece
- Y
- Aşkın Zembereği & Uyandığında Kadın Hala Yanındaydı
- İse
- Tepedeki Okul
- Gorbaçov'un Rusyası
- Zamanın En Kısa Hali
- Kavramlar ve Bağlamlar Arasında 20. Yüzyıl Düşünürleriyle Söyleşiler
- Olgunluk Çağı Üçlemesi
- Fatih Sultan Mehmed
- Noktanın Kesişimleri Antolojisi
--reklam--
Cem Akaş Alıntıları - Sözleri
- Ölene kadar herkes kendini ölümsüz sanır. (Y)
- Hayat insana öğretiyor bazı şeyleri. (Sincaplı Gece)
- "bazı şeyleri bilmek istemeyişimizin iyi nedenleri olabilir, insan doğası kendini korumaya güdümlüdür, yine de bu, istemediğimiz bazı şeyleri müthiş bir kesinlikle bildiğimiz ve bu bilgi karşısında tümüyle güçsüz kaldığımız gerçeğini değiştirmez, yapılabilecek tek şey, hakiki bilginin doğaya ters düşemeyeceği ilkesine sığınmaktır, ben de öyle yapıyorum, bulmayı yine de ummadığım azıcık iç huzuru için." (Gitmeyecekler İçin Urbino)
- İki yanında birer arkadaşı, elleri birbirlerinin omuzlarında, bağıra çağıra yürüyorlar - Önümüze gelene bir tekme. (Zamanın En Kısa Hali)
- Bedava olan, özgürleştirilmiştir. Az, çoktur. Eşit, daha fazladır. Herkes birdir. Kuşku, barıştır. (Y)
- "Her yağmur aynı şeyi getirmez, her yağmurla aynı şey gelir. Hüzün, direnç, koyveriş, arınmışlık." (Balığın Esir Düştüğü Yer)
- İnsanlığa inanmak için hiçbir neden kalmadığında, onun trajedisine inanmak nasıl mümkün olabilirdi ki? (19)
- "Geçmişte her ekonomi öğrencisinin bildiği gibi, talebi olmadan arzedilen aşkın değeri yoktur." (Balığın Esir Düştüğü Yer)
- …insanları prensip olarak tuhaftı, tuhaf olmayana tuhaf gözüyle bakıyorlardı… (Y)
- " Gösterecek bir kendisi olan, göstermeli." (Balığın Esir Düştüğü Yer)
- Uzuyor bazen ayrılık. Ulaşmak güç oluyor , uykun kaçıyor , uzanamıyorsun bana , umarsızlığa kapılmaktan.. (Aşkın Zembereği & Uyandığında Kadın Hala Yanındaydı)
- "Biz tanışıyor muyuz? Seni bir yerden çıkartacağım ama nereden?” “Çileden!” diyor Yağmur. (7)
- Fotoğraflar bizi öldürüyor. (Sincaplı Gece)
- insanlar değiştikir -neden? çunkü her toprağın herkese göre bir huzuru vardır. (R)
- Kış kervanına kurt, yaz kervanına sırtlan saldırır, dedi M, ama kışın da yürür kervan, yazın da. Nasıl, diye sordu H, çocuğun ölmesini mi bekleyeceğiz, ölünce de öldü, yazık oldu mu diyeceğiz? Ölmemesi için herşeyi yapacağız, ya ölürse diye üzülmeyeceğiz, dedi M. Uzaylısın sen, diye yineledi H. (19)
- "Her gün binlerce fotoğraf görüyorum. Bunu gördüm, resmen dengem bozuldu. Kısa devre yaptım." (Sincaplı Gece)
- Eleştirel akıl, yerini bilmeli, susulacak yerde susmalıydı. (19)
- Deprem olduğu sırada rüya görüyor, bir gemide, sallanıyor. Gözlerini açtığında odasının gidip geldiğini görüyor, ev arkadaşı beliriyor eşikte, uzunca birsüre salladıktan sonra duruyor ev. Hiç böyle deprem görmedikleri hakkında konuşuyorlar. Sonra uyuyorlar, o sırada ölen ve ölmekte olan on binlerce insandan habersiz. (Zamanın En Kısa Hali)
- İnsanlığa inanmak için hiçbir neden kalmadığında, onun trajedisine inanmak nasıl mümkün olabilirdi ki? (19)
- Bütün dinlerin tanrısı çok ciddiye alınıyor,ama ya Tanrı'nın mizah anlayışı varsa? (Zamanın En Kısa Hali)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin