Kitap Künyesi

Yazar: Elias Canetti

Çevirmen: Necati Aça

Orijinal Adı: Die Fliegenpein : Aufzeichnungen

Yayın Evi: Sel Yayıncılık

İSBN: 9789755709031

Sayfa Sayısı: 131

Sinek Azabı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Edebiyattan sosyolojiye farklı alanlarda çok sayıda eser veren Elias Canetti, bu kez de yalnızlık, ölüm, iktidar ve dil temalarını işlediği Sinek Azabı’yla okur karşısında. On yıllardır not aldığı ve daha önce yayınlanmamış aforizmalar, alıntılar ve hatıralardan oluşan bu eserde büyük edebiyatçı ve düşünürün zihninde beliren kıvılcımların ve düşünüş tarzının izini sürmek mümkün. Canetti eserini dilin müthiş kuvvetinin bilinciyle kaleme alırken, 20. yüzyılın büyük bilgesinin derin yaşam

deneyimini değerlendirmek de okurlarına kalıyor.

“Her sözcüğün şiddetle etkilediği bir kurbanı vardır; bazen düşünüyorum da, galiba bütün sözcüklerin kurbanıyım ben. Yakayı sıyırabildiğim kelimeler, sadece kâğıda aktarabildiklerim; bunlar beni sakinleştiriyor; bu sözcükleri kullanmama müsaade edilmiş gibi; ölüp gittiğim zaman, beni artık tahrik etmeyeceklerinden eminim, her ne kadar o zaman bile, hatta asıl o zaman var olacaklarsa da.”

Sinek Azabı Alıntıları - Sözleri

  • Sıkıcı bulduğum yegâne insan cinsi,akrabalarım..
  • "Hayatı, satılık olmayan şeyleri aramakla geçiyor."
  • İnsan kendini çürütmemelidir. Görgü sadece susmayı gerektirir.
  • İnsan sevdiklerine dair çok şey bilir. Ama yine de bildiklerine inanmaz.
  • Tanıştığın her yeni insan karşısında kapıldığın beklenti yüzünden hep çocuk kalmışsın. Ardından yaşadığın hayal kırıklığı yüzünden de hızla sinirli bir ihtiyar oldun.
  • En zoru, cimrinin ölümsüzleşmesidir.
  • Ne kadar yalnız bırakılmış olduğunu kimseye söylememek, kendine bile.
  • Başkalarının içyüzünü görüp de sağlam kalmak zordur. | Elias Canetti
  • Kişinin kendisini tanımasına rağmen sevilmek istemesi ne kadar gülünç.
  • "kendi feryadını hiçe sayan kimse, başkasınınkini de hissedemez artık."
  • düşüncenin kalıcılığına katlanabilmek için yer değiştirmek.
  • Ölmekte olan, dünyayı da beraberinde götürür. Ama nereye?
  • O kadın için kalbini limon gibi sıkıp çıkardı. Fakat kadını, limonun üzerine dilinden şeker gibi laflar dökülen diğer adam kazandı.
  • Unutmaya susamışlık - giderilemez mi ki?

Sinek Azabı İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Misia'nın anılarından... "Oda arkadaşlarımdan biri sinek yakalama konusunda ustalaşmıştı. Bu hayvanlar üzerinde yaptığı araştırmalar sayesinde sineklerin öyle bir noktasını bulmuştu ki, o noktalardan iğne geçirildiğinde sinek ölmüyordu. Bu şekilde kendisine canlı kolyeler yapıyor, onların çaresizliği içindeki küçük ayakları ve titreyen kanatları tenine değdikçe müthiş bir haz duyuyor, kendinden geçiyordu..." Elias Canetti bu hikayeden çok etkilenir ve burdan yola çıkarak kitabın ismini Sinek Azabı koymaya karar verir. Ve sonrasında şöyle düşünmeye başlar, mızmızlığın hedefindeki kişi sen değilsindir. Asıl hedef başka kişilerdir, sen onların çektiği acılara dayanamıyorsun. Bu, senin hiçbir şeyi olduğu gibi kabul edememenin sonucudur... Bu aforizmalarla dolu kitapta aslında vurgulamaya çalıştığı başlıca şey tam olarak budur. Çünkü insan her zaman bir şeylere müdahalede bulunmaya çalışır, hep tahammül sınırlarını zorlarcasına olayların kaderini kendi düşünce açısından değiştirmeye çabalar. Kitabın bir yerinde buna çok güzel değinmiş, "öyle konuşuyorsun ki sanki seçilip gönderilmişsin, bırak üstünlüğün mahmuzlarını, in aşağı önümüzdeki üç bin yılın fiyakalı atından..." Ama yine de insan dayanmaz mutlaka eyleme geçmek ister ve çoğu zaman da yanlış kararlar alır. Basit ve sıradan olduğumuzu kavramamız gerekir, hayat her zaman bir yolunu bulup akmaya çalışan nehir gibidir onun için o kadar da önemli değildir yaşamakta olduğumuz her şeye derin anlamlar yükleyip kendi penceremizin sınırlı görüş aralığından yorumlamaya kalkışmak. "Hassasiyetini erdeme dönüştüremedikten sonra", ne anlamı var ki eyleme geçmenin. Kısacası bu hiçbir şeyi değiştirmeyen düşüncelerden bahsettikten sonra kitap hakkında genel olarak söyleyeceklerim bu kadar. (Sisyphos)

Sinek Azabı: En korkunç öyküyü bugün bir kadının hatıralarında buldum, Misia Sert'in hatıralarında. Bu öyküye 'Sinek Azabı' adını verdim. Öyküyü olduğu gibi aktarıyorum: ''Minik oda arkadaşlarımdan biri sinek yakalama konusunda ustalaşmıştı. Bu hayvanlar üzerinde sabırla sürdürdüğü araştırmalar sayesinde sineklerin öyle bir noktasını bulmuştu ki, o noktadan iğne geçirildiğinde sinek ölmüyordu. Bu şekilde kendisine canlı sineklerden kolyeler yapıyor, onların çaresizlik içindeki küçük ayakları ve titreyen kanatları tenine değdikçe müthiş bir haz duyuyor, kendinden geçiyordu.'' s:117/118 ... (DeliBilge)

Aforizmalardan oluşan bir kitap... Bir çok bize bazen ufak gelen olaylardan tutundan bir kelime üzerşne yazılmış, kısa öz cümleler... Ara ara rastgele bir sayfa açıp okuyun.. O kadar çpk şey bulucaksınız ki... (Gülşah)

Kitabın Yazarı Elias Canetti Kimdir?

Elias Canetti (d. 25 Temmuz 1905 – ö. 14 Ağustos 1994), Bulgar modernist romancı, oyun yazarı, anı ve kurgusal olmayan düzyazı yazarı. EserleriniAlmanca yazan Canetti, "geniş bir bakış açısı, fikir zenginliği ve sanatsal güç ile işaretlenmiş yazıları için" 1981 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandı.

Hayatı

25 Temmuz 1905'de, Rusçuk'ta (Ruse, Bulgaristan) yahudi bir ailenin çocuğu olarak doğan Elias Canetti, 1905'den 1911'e kadar ailesiyle Rusçuk'ta yaşamıştır. Daha sonra aile İngiltere'ye taşınmış, babanın 1912 yılında vefat etmesiyle ise Viyana'ya gitmişlerdir. Viyana'da aile yeni bir hayata adım atarken, Canetti Ladino, Bulgarca, İngilizce ve biraz da Fransızca konuşabiliyordu. Fakat, sadece 7 yaşındayken geldiği Viyana'dan itibaren genellikle kullandığı dil Almancadır. Gelecekte kaleme alacağı önemli eserlerini de Almanca yazmıştır. Viyana'dan da taşınarak aile sırasıyla Zürih veAlmanya'yada yaşamıştır. 1924 yılında Canetti Almanya'da liseden mezun olur ve kimya eğitimi görmek için aynı yıl Viyana'ya gider. Viyana'da geçirdiği yıllarda ise ömür boyu en büyük tutkusu olacak edebiyatla ilgilenmeye başlar. Viyana Üniversitesinden 1929 yılında kimya lisansını tamamlayarak mezun olur. Daha öğrenciyken yazmaya başlamış ve Viyana'daki edebiyat çevrelerine girmiştir.

1930’ların başlarında ABD’li yazar Upton Sinclair’in yapıtlarını Almanca’ya çevirdi. 1934’te kendisi gibi yazar olan, 1963’te kaybedeceği Veza Taubner ile evlendi. Bu arada Hochzeit (Düğün) ve absürd tiyatronun ilk örneklerinden olan Die Komödie der Eitelkeit (Kibir Komedisi) adlı oyunları yazdı. 1967’de Viyana’da sahneye koyulan Die Befriesteten (Sayılı Gün) insanın öleceği zamanı tam olarak bilmesi durumunda ne olacağını sorusunu soruyordu.Nazilerin Avusturya'yı işgal etmesinden çok kısa bir süre önce Paris'e, Paris'ten de Londra'ya geçti. Hayatının büyük bir bölümünü İngiltere'de geçirdi.1970lere kadar yaşadığı İngiltere'den 1952 yılında vatandaşlık kazanmıştır. 1971’de ikinci evliliğini yapacağı, restoratör Hera Buschor’un işi gereği sık sık geldiği İsviçre’de de bir ev edindiyse de, bu döneme kadar İngiltere dışına hemen hiç çıkmadı. Yazarın Hera Buschor’dan bir kızı olduğunda yaşı altmış sekizdi. Hayatının son 20 yılını Zürih'te geçirdi ve 1994 yılında aynı kentte öldü. Elias Canetti, vasiyeti üzerine ünlü yazar James Joyce'unkinin yanına kazılan bir mezara gömülmüştür.

Başlıca Eserleri

Körleşme

Elias Canetti'nin 26 yaşında kaleme alıp 30 yaşında yayımladığı başyapıtı. Kitap 1935’te çıktı ve kısa bir süre sonra Nazi yönetimi tarafından yasaklandı. Roman yayımlandıktan sonra birçok edebiyat otoritesinin ilgisini çekmiş ve İngiltere, Fransa ve Amerika'da yoğun ilgi görmüştür. Gariptir ki, Almanca kaleme alınmış bu eser Almanya'da uzun süre ilgi görmemiş, ancak 1963'deki üçüncü baskısıyla hak ettiği üne kavuşabilmiştir. Uygarlığın yıkılışıyla insanoğlunun aşağılanması, romanın konusunu oluşturur. Körleşme,“dehşet”in romanıdır. “Yüzyılı gırtlağından yakalamaya çalışan” bu eserde Canetti, ontolojik yabancılaşmayı ve seküler dünyanın mekanik dinamiklerini romanın kahramanı, döneminin en ünlü sinoloğu olan Prof. Kien ile serimlemeye çalışır. Kendini insanlardan tamamıyla soyutlamış, insanları değersiz ve küçük gören, Viyana’da 25 bin kitabı ile beraber yaşayan, “odası dünyası kadar büyük” olan Prof. Kien’in tek tutkusu kitapları ve bilimdir. Özellikle kadınlardan nefret etmesine karşın, nasıl oluyorsa, hayatına son derece sıradan, cahil, açgözlü ve bencil bir hizmetçi kadın girer; Therese... Profesör, bu kadından kurtulmaya çalışırken, sineklerden bile değersiz bulduğu, yaşama haklarını bile fazla gördüğü insanların oyuncağı olur ve yıkıma sürüklenir.

Kitle ve İktidar

Canetti "kitle" olgusu ile ilgilenmeye daha 1925 yılında karar vermiştir. Daha sonra 1933 yılında Hitler'in Almanya'da iktidara gelmesi, Canetti'nin 1925'den beri ilgilendiği "kitle" olgusuyla "iktidar" olgusu arasındaki olası ilişkileri düşünmesine ve çözümlemeye çalışmasına neden olur. Kitle ve iktidar üzerine olan fikirlerini "Kitle ve İktidar" (Masse und Macht) ismiyle 1960 yılında yayımlamıştır. Kitabın ilk yarısı kitlenin değişik türlerinin dinamiklerinin çözümlemesine ayrılır. İkinci bölüm ise kitlenin yöneticilere neden ve nasıl itaat ettiği üzerinde yoğunlaşır. Canetti Hitler’i hükmettiği kitlenin büyüklüğünden başı dönen paranoyak bir yönetici olarak sunar. Yahudilere yapılan zulmü Almanya’nın enflasyon deneyimiyle bağlantılandırmaktadır.

Ödülleri

Canetti, Nobel Edebiyat Ödülü (1981) başta olmak üzere birçok ödül kazanmıştır. Kazandığı başlıca ödüller :

Foreign Book Prize (1949, Fransa)

Viyana Ödülü (1966)

Critics Prize (1967, Almanya)

Great Austrian State Prize (1967)

Bavarien Academy of Fine Arts Prize (1969)

Bühner Ödülü (1972)

Nelly Sachs Ödülü (1975)

Order of Merit (1979, Almanya)

Europa Prato Ödülü (1980, İtalya)

Hebbel Ödülü (1980)

Kafka Ödülü (1981)

Great Service Cross (1983, Almanya)

Elias Canetti Kitapları - Eserleri

  • Körleşme
  • Marakeş'te Sesler
  • Kitle ve İktidar
  • Hayvanlar Üzerine
  • İnsanın Taşrası
  • Sinek Azabı

  • Saatin Gizli Yüreği
  • Sözcüklerin Bilinci
  • Kurtarılmış Dil
  • Ölüm Üzerine
  • Gözlerin Oyunu
  • Edebiyatçılar Üzerine
  • Kulaktaki Meşale

  • Kulak Misafiri
  • Öbür Dava
  • Soylu Sınıfın Sonbaharı
  • İnsanın Sılası
  • Davalar
  • Günleri Sayılı Olanlar
  • Auto Da Fé

Elias Canetti Alıntıları - Sözleri

  • “Övgü, soluk almanın kuralını bozar.” (Saatin Gizli Yüreği)
  • Okumanın düzensizliği olmasa edebiyatçı da olmaz. (Edebiyatçılar Üzerine)
  • İnsanlar birbirleriyle iletişim kurmak için kıvranıp duruyor,her yolu deniyorlardı ama birbirlerini anlamayı başaramıyorlardı. Herkes yalnızca kendisini düşünüyordu. Herkes tek başınaydı,düşleri ne olursa olsun,yapayalnızlardı,ama gene de durup dinlenmeden solucan gibi kıvranıyorlardı. (Kulaktaki Meşale)
  • "Bugün nasılsınız?" "Yorgunum,” der, ister öğlenin on ikisi olsun, ister gece yarısının on ikisi, yanıt değişmez, ayrıca da yorgunluğunun nedenini mutlaka belirtir. (Kulak Misafiri)
  • Yere düşenler kendilerine geldiklerinde, artık başka bir insan olurlardı. (Kitle ve İktidar)
  • Cennette, der vicdan, doksan dokuz doğrudan çok, eğriyken doğrulmuş bir kişinin gelişine bayram edilir. (Körleşme)

  • Paradan daha kirli ne vardı? (Marakeş'te Sesler)
  • "Yere düşenler kendilerine geldiklerinde, artık başka bir insan olurlardı.." (Kitle ve İktidar)
  • Sonunda, en büyük kitle ölüler kitlesi oldu. (Kitle ve İktidar)
  • Tahminler yürütüp, sanıp durmaktansa başkalarının neler hissettiklerini bir kez olsun gerçekten bilmek fena olmazdı. (Soylu Sınıfın Sonbaharı)
  • Başarılı insan yalnızca alkışları duyar. Bunun dışında sağırdır. (İnsanın Sılası)
  • onu asla bir kişi olarak görmüyordum; kişinin karşıtıydı o. (Gözlerin Oyunu)
  • Karanlıkta sözcüklerin ağırlığı bir kat artıyor. (Marakeş'te Sesler)

  • Tanıştığın her yeni insan karşısında kapıldığın beklenti yüzünden hep çocuk kalmışsın. Ardından yaşadığın hayal kırıklığı yüzünden de hızla sinirli bir ihtiyar oldun. (Sinek Azabı)
  • “BOYUNEĞMECİ, kadere sığınır, kaçınılmaz olan ya da yazgı, onun için mutluluk kaynağıdır. Yazgıya hayır demek anlamsızdır, dolayısıyla kaçınılmaz daha ortaya çıkmadan adam evet der.” (Kulak Misafiri)
  • (…) Günümüzde, birbirinizi sevin, diyen, artık bunun için fazla zaman kalmadığını biliyor. (İnsanın Taşrası)
  • "Ötekinin bakışı benim cehennemimdir." (Soylu Sınıfın Sonbaharı)
  • . O giderken.. İçimde onun gülümsemesi ve sözcükleri vardı.. . (Saatin Gizli Yüreği)
  • ..aynılarının bastığı yere basan, bilinen, kabullenilmiş iktidar ve güç, tatmin etmez. (Soylu Sınıfın Sonbaharı)
  • Sıkıcı bulduğum yegâne insan cinsi,akrabalarım.. (Sinek Azabı)