Kitap Künyesi
Yazar: Tarryn Fisher
Çevirmen: Merve Altıparmak
Orijinal Adı: Mud Vein
Yayın Evi: Aspendos Yayıncılık
İSBN: 9786055175689
Sayfa Sayısı: 344
--reklam--
Siyah Damar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Sadece Gerçek Onu Serbest Bırakabilir."
Münzevi yazar Senna Richards otuz üçüncü yaş gününün sabahına uyandığında her şey değişmiştir. Kendisini elektrikli tel örgülerin ardındaki bir kafese tıkılmış ve karların ortasındaki bir eve kilitlenmiş olarak bulan Senna'nın, neden kaçırıldığını öğrenmek için kendisine bırakılan ipuçlarını takip etmekten başka şansı yoktur. Özgürlüğünü geri istiyorsa, dönüp geçmişine bakmak zorundadır. Fakat geçmişi aslında hâlâ hayattadır... Ve onu kaçıran kişi de bulunacak gibi değildir.
Kurtuluşu pamuk ipliğine bağlı olan Senna, kısa zaman içinde tüm bunların bir oyun olduğunun fark edecektir. Hem de çok tehlikeli bir oyun. Ve sadece gerçek onu serbest bırakabilir.
--reklam--
Siyah Damar Alıntıları - Sözleri
- Kalp kırıldığı zaman durgun bir ağrı yapıyordu.
- "... - Neden buradasın? -Çünkü sen buradasın."
- Kim bir kanser hastasına "Endişelenmene gerek yok çünkü bir gün herkes ölecek" diye bir şarkı verirdi ki? Beğenmiştim. İçinde dürüstlük vardı.
- "İnsanlar yalan söyler. Sizi kullanır ve yalan söylerler. Ve bunları nasıl sadık olduklarından ve sizi asla terk etmeyeceklerini anlatırken yaparlar. Kimse böylesine bir söz veremez, çünkü hayat mevsimlerden ibarettir ve mevsimler değişir. "
- “Bizi birbirimize bağlayan ve gözle görülemeyecek bir bağ var,” dedi. “Belki herkesin bağlı olduğu birden fazla ruh vardır ve tüm dünyada görülmez bağlar vardır.” Bir şey söylemeye çalışır gibi atımın yelesindeki siyah kurdeleyi işaret etti. “Her ruh eşini bulma ihtimalin oldukça düşük. Ama bazen birine denk gelecek kadar şanslı olabilirsin. Ve bir çekim hissedersin. Ve eksiklikleri ya da farklılıklarını sevmek pek de seçiminize kalan bir şey değildir, denemeden seversin onları. Hatalarını da seversin.”
- Bir insanın hayal edebileceği en kötü işkence şekliydi: ölmeyi beklemek.
- İnsanlar yalan söyler. Sizi kullanır ve yalan söylerler. Ve bunları nasıl sadık olduklarından ve sizi asla terk etmeyeceklerini anlatırken yaparlar.
- Bu herhangi bir şeye mahkûm olmanın sonuçlarından biriydi işte. Özgürlüğünüzü istiyordunuz ama özgürlük size verilir verilmez, zincirleriniz olmadan çıplak hissediyordunuz.
- Sessizliğin. "Sessizliğin çok yüksek sesli." "Seni hala duyabiliyorum."
- Bir defasında yer, zaman ve durumlar ne olursa olsun tanışmaları kaderlerinde olan insanların arasında görünmez bir bağ olduğunu okumuştum. Bağ esneyebilir ya da dolaşabilir ama asla kopmazdı. İlaç beni uyuştururken, o bağı hissedebiliyordum. Kendi tükürüğüm ve gözyaşlarımda boğulurken gözlerimi kapattım ve o Isaac’i alıp götürürken neredeyse o bağın beni çektiğini hissettim. Lütfen kopmasına izin verme, dedim ona sessizce. Bazı bağların kopamayacağını bilmem gerekiyordu.
- Ben kendi parçamı buldum. Umduğum gibi birisi değildi. Benim eşimin ruhu grafit taşından yapılmış, kanla yıkanmış ve en yumuşak gül yapraklarına sarılmış fakat hiç dokunulmamış bir kadındı.
- "Sende de bunlardan bir tane var." Parmağımı ciddi ciddi karidesin tüm bedeninde gezdirdim ve temizlenmesi gereken çizgiyi işaret ettim. “Buna siyah damar denir.” “Siyah damar,” diye tekrar etti. “Kulağa bir iltifat gibi gelmiyor.” “Bazılarına öyle gelmiyor olabilir." Bıçağı kasenin içine bıraktı. “Beni sana çeken şey içindeki karanlık. Senin siyah damarın. Fakat bazen siyah bir damara sahip olmak seni öldürebilir.”
- "İnsanlar başka birinin ağırlığını taşımak için yaratılmamışlardır. Daha kendimizi zor taşıyoruz."
- “Her ruh eşini bulma ihtimalin oldukça düşük. Ama bazen birine denk gelecek kadar şanslı olabilirsin. Ve bir çekim hissedersin. Ve eksiklikleri ya da farklılıklarını sevmek pek de seçiminize kalan bir şey değildir, denemeden seversin onları. Hatalarını da seversin.”
- “Artık buyum,” dedi. Kolundaki kelimeleri işaret etti. Kurtarmak İçin Öl Gözlerim diğer koluna kaydı. Ölmek için Kurtar “Bu ne demek oluyor?” “Kendimi kurtarabilmem için bir parçamın ölmesi gerekiyordu.” Gözlerim sol koluna kaydı. Ölmek İçin Kurtar Ölmek için hayat kurtarıyordu. Kötü tarafını ölü tutmak için kendisine sürekli olarak hayatın kırılganlığını hatırlatması gerekiyordu. Doktor olmak Isaac’in tek kurtuluşuydu. Tanrım.
--reklam--
Siyah Damar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bir kulübedesin. (kulübe dediğime bakma aslında ev) Arkanda bir uçurum var. Önünde ise sonu yokmuş gibi uzanan bir beyazlık. Kar yağıyor. Ve asla durmuyor. Gitmek istiyorsun ama etrafın elektrikli tellerle çevrili. Tabii önceden dışarı çıkamıyordun. Çıkamıyordunuz. Seninle birlikte hapis hayatına sürüklenmiş biri var. Adı Isaac. Onunla karşılaştığınız gün hayatının bittiğini düşündüğün gündü. Bu evde neden onunla birlikte olduğunu anlayamıyorsun. Hiçbir şey mantıklı gelmiyor. Yiyecekler stoklanmış, elektrik var ama bir yandan da gitme ihtimali var. Çıldırmamak için kendini zor tutuyorsun. Isaac’le hayatının bittiğini düşündüğün gün karşılaştınız demiştim ya. İşte o gün birisi sana tecavüz etmişti. Sen bağırmamıştın bile. İşini bitirip siktir olup gitmişti ve sen hayattan koparılmış bir şekilde, nereye gittiğini umursamayarak ilerlerken onunla karşılaştın. Isaac, doktor. Seninle o ilgileniyor, yaralarını kapatıyor, iyileşmen için elinden geleni yapıyor. Yanında duruyor, seni yalnız bırakmıyor. Aslında onun da gideceği bir yer vardı ama sen çıktın karşısına. Seni bırakamadı. Bu anlattıklarım sana basit bir aşk hikayesi gibi gelmesin. Öyle düşünürsen çok yanılırsın. Bir gün atlı karıncadayken sana hislerinden bahsetti, ertesi gün sen uzaklaştırma emri çıkardın. Çünkü sen ne yaptığını, nasıl hissettiğini bilmiyorsun. Kendini tanımıyorsun. Isaac’i kendi ellerinde uzaklaştırdın. O, şimdi seninle birlikte kulübede ama evli. Karısı hamile. Yakında baba olacak. Peki öyleyse neden yanında? O kulübede yaşadığınız günlerin yarısından çoğu boş geçiyor. Bazen sen ölecek noktaya geliyorsun, bazen de o. Birbirinizi kolluyorsunuz. Ölmeye izin yok. O kulübede yaşadığınız günlerden birinde Isaac, seninle karşılaşmasının bir tesadüf olduğuna inanmadığını söylüyor. Konuşuyor, kaldıramıyorsun. Gözüne bir perde çekmişsin, çünkü böyle yaşamak daha kolay. İşte bu kulübe senin gözlerinin önündeki o kalın, siyah perdeleri kaldırıyor. Biraz geç oluyor ama gerçekleri görebiliyorsun. Görüyorsun, bu evden nefret ediyorsun ama nefret edemiyorsun. Minnettarsın ama bir yandan da bunu yapanı öldüresin var. Yukarıda anlattıklarım sadece kapak yazısı olur. Daha fazlası var ama detay vermiyorum. Çünkü rüya mı, gerçek mi diye düşünerek ikilemde kalman lazım. Aynı benim gibi. Bu depresiflik akan, karınca adımlarıyla ilerlediği halde hiç sıkmayan kitabı okumalısın. Tarryn Fisher’ın bir konuyu alıp nasıl mükemmel hale getirdiğini görmeli, yarattığı karakterlerin gücünü hissetmelisin. Ne kadar muhteşem bir kitap olduğunu sadece şu cümleyle anlatabilirim. Ben kitabı bitirdikten sonra o uçurumdan aşağı düştüm. (Aycan)
Kitaba başlarken bu kadar beğenebilecegimi düşünmemiştim. Tarryn Fısher 'ın okuduğum ilk kitabı. Kitap çok akıcı bir dile sahip okurken hiç sıkmıyor. Konuyu işleyiş tarzı olayları anlatım akışı çok güzeldi. Senna 'nın psikolojik sorunları, yaşadığı olaylar , Isaac 'ın her zaman Senna 'nın yanında olması beni çok etkiledi. Sonunu biraz daha farklı beklerdim ama bence bu şekil bitmesi daha etkileyici olmuş gibi. (Nursin)
Etrafta ses sade yok, insan yok, sadece kar ve hem de bol bol kar.Dışarıda kar, içeride iç hesaplaşmalar olarak ilerliyor kitabımız. Senna, otuz beş yaşında bir yazar.Tek başına yaşamakta.Birlikte hapsedildiği adam ise eskiden birlikte yaşadığı,onu hem bedenen hem de ruhen tedavi eden doktor Isaac. İkisi birlikte hayatta kalmaya çalışıyorlar.Onları hapseden "bakıcı" yiyecek bırakmış, bir süre idare edecek kadar.Bu süre içerisinde Senna'nın anılarına tanıklık ediyoruz.Daha derine inecek olursak ; (hafif spoiler içerir) Senna tecavüze uğramış ve meme kanserine yakalanmış bir kadın.Gerisi siz düşünün. Kitap yaklaşık 350 sayfa ve oldukça akıcı.İlk yüz sayfada biraz sıkıldığımı itiraf etmeliyim; ama daha sonra işler ilginçleşmeye başladı ve bir anda kitap beni yuttu.Ne olduğunu anlayamadan bitiverdi. Dram, romantizm, vazgeçiş ve hayata tutunma... Mutlaka okuyun :'') (Şule ALTAN)
--reklam--
Siyah Damar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Tarryn Fisher - Siyah Damar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Siyah Damar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Tarryn Fisher Kimdir?
Tarryn Fisher, çocukken yetimleri yakalayan bir köpekle ilgili bir seri yazdı. Arkadaşları tarafından çok beğenilince beşinci sınıftayken yazar olmaya karar verdi. Ailesi ve lamaları Milton ve Mort ile Washington'da yaşıyor.
--reklam--
Tarryn Fisher Kitapları - Eserleri
- Fırsatçı
- Siyah Damar
- Hırsız
- S*ktir Et Aşkı
- Tehlikeli Kızıl
- İlik
- Daha İyi Bir Sen Olabilirim
- The Wives
- F*ck Marriage
- The Wrong Family
- Bad Mommy
- Atheists Who Kneel and Pray
--reklam--
Tarryn Fisher Alıntıları - Sözleri
- Hayat bundan ibaretti ; Başkalarının Sen olmak istemesini sağlamak. (Daha İyi Bir Sen Olabilirim)
- “Temkinli olmak sonradan üzülmekten iyidir.” (Tehlikeli Kızıl)
- Seni bir sonraki seyahatime götüreceğim. Avrupa'ya hiç gittin mi? Avrupa'ya gitmelisin. Hayatını değiştirecek. (Daha İyi Bir Sen Olabilirim)
- Aşk için yapamayacağım şey yoktur... (Daha İyi Bir Sen Olabilirim)
- Sadece bir veya iki saat bile olsa, ikinizin birlikte biraz zamana ihtiyacı var. (Daha İyi Bir Sen Olabilirim)
- “Her şeye muhalefetsin,” dedi. “Bunu sevdim.” (Fırsatçı)
- "... - Neden buradasın? -Çünkü sen buradasın." (Siyah Damar)
- “Aşk mantıksızdır. Bir deliğe düşer gibi içine düşersin. Sonra sıkışırsın. Aşkın içinde yaşamaktan çok, aşkın içinde ölürsün.” (Tehlikeli Kızıl)
- Aşık oldum. Hem de çok fena. Bu hayatın sonuna kadar, büyük olasılıkla sonraki hayatın da. Onu istiyordum - inatçı, mücadeleci, öfke dolu kalbinin her santimetresini istiyordum. (Hırsız)
- Bir defasında yer, zaman ve durumlar ne olursa olsun tanışmaları kaderlerinde olan insanların arasında görünmez bir bağ olduğunu okumuştum. Bağ esneyebilir ya da dolaşabilir ama asla kopmazdı. İlaç beni uyuştururken, o bağı hissedebiliyordum. Kendi tükürüğüm ve gözyaşlarımda boğulurken gözlerimi kapattım ve o Isaac’i alıp götürürken neredeyse o bağın beni çektiğini hissettim. Lütfen kopmasına izin verme, dedim ona sessizce. Bazı bağların kopamayacağını bilmem gerekiyordu. (Siyah Damar)
- “Gözlerinde bir hüzün var.” (Fırsatçı)
- ...bir kere bile ağladığını görmedim. Bu acı çekmediği anlamına gelmez. (İlik)
- Yalnızca ikimizin bildiği şakalarımız, film diyaloglarımız ve ikimizin de sevmediği yiyeceklerimiz var. Bir şeyi birlikte sevmemek bu dünyadaki en harika şey değil mi? (İlik)
- Tüm hiçlerimi gerçekleştirmek istiyorum, tek başıma ya da önemsediğim bir başkasıyla. Hiçbir şey umrumda değil. Yalnızca yaşamak istiyorum. (İlik)
- “Doğal olan yaşamak istemek. Doğal olmayan, ölmek isteyecek kadar yaralanmış olmak.” (İlik)
- "Parçalanmış insanlar parçalanmış sevgi veririlerdi." (Hırsız)
- “Onlar beraberken sanki bir kasırgayla bir hortumu aynı odaya koymuşsun gibiydi, gerilimi hissedebiliyordun. Ruh ikizi denen klişeye inanmazdım, onları beraber görene dek.” (Tehlikeli Kızıl)
- “Her ruh eşini bulma ihtimalin oldukça düşük. Ama bazen birine denk gelecek kadar şanslı olabilirsin. Ve bir çekim hissedersin. Ve eksiklikleri ya da farklılıklarını sevmek pek de seçiminize kalan bir şey değildir, denemeden seversin onları. Hatalarını da seversin.” (Siyah Damar)
- Beynimde, kapısını açan anahtara sadece alkolün sahip olduğu özel odalarda depoladığım düzinelerce anım var. (Tehlikeli Kızıl)
- "Sanat hissetmek istemediğimiz şeylere karşı verdiğimiz bir savaş. Renklerin, kelimelerin, seslerin ve şekillerin savaşı. Ve hepsi ya aşk uğruna öfkelidir ya da aşka öfkelidir." (S*ktir Et Aşkı)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin