Kitap Künyesi
Yazar: Naime Erkovan
Editör: A. Ali Ural
Tasarımcı: Yasin Çetin
Yayın Evi: Şule Yayınları
İSBN: 9786054498536
Sayfa Sayısı: 127
--reklam--
Soğuk Taht Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Geçtiğimiz yıl Beşinci Düğme adlı fantastik öykü kitabıyla edebiyat dünyasında adından söz ettiren Naime Erkovan, ikinci öykü kitabıyla yine okurlarını şaşırtıyor: Soğuk Taht
Birbirine bağlı yirmi öyküden oluşan bir salkım üzüm; Soğuk Taht. Ülke ülke gezen bir kralın başka krallarda kendini görmek isterken, dünyanın bir oyun ve oyalanma yeri olduğunu dehşetle fark edişi
Bu kralın tacı, tahtı, atı ve arabası yok. Bir defteri var ancak dedelerinden kendisine miras kalan. Ayrıldığı her şehirden sonra not düştüğü bir defter.
İnsanın kendini tanıma macerasını hiçbir yazar bu kadar yalın ve çarpıcı anlatmadı.
Soğuk Taht Alıntıları - Sözleri
- Ve kral şöyle bitirdi sayfayı: 'Beni anlayanı buldum.Ama beni, benim anladığım gibi değil, kendi anladığı gibi anladı.Hangisi benim peki? Belki o. Belki ben...Ne kadar zor kral olmak.'
- Çok kez herseyi geride bırakıp uzaklaşmak istedim.Sonunda sıkıldım böyle hissetmekten.Kuş seslerini taklit etmeye çalışmak şimdilik daha eğlenceli.
- ... Ne de olsa anneler, babaların yerine de görür.
- "İnsanlar kaç türlüdür?" başlıklı sayfanın ilk satırlarında büyük büyükbabasının el yazısını gördü: "Çok türlüdür. Saymakla bitmez. Vakit bulunca saymalı."
Soğuk Taht İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Benim elimde bulunan kitabın kapağı daha güzel. O manada da insanı içine çeken bir tarafı var. Kitap muhtevası için uzun soluklu öykü diyebiliriz. Her öykü diğer öykü hakkında devam niteliğinde. Mevzu hoş. Baş kahraman kral. Kralımız biraz farklı bir tip olduğundan, olgunlaşması için kraliçe ve heyet tarafından hayatı keşfetmesi açısından, babasının ve dedesiyle büyük dedesinin de çıktığı bir yolculuğa çıkması kararlaştırılıyor. Her gittiği şehirde kral ile görüşecek ve bundan önce ceddinin yaptığı gibi, izlenimlerini de deftere kayd edecek. Birbirinden ilginç kale ve şehirler, farklı mı farklı krallar görüyorsunuz. Kitap içinde yolculuğumuz bu şekilde ilerliyor. Ben çok sevdim. Tavsiye ederim. (N. E. A.)
Soğuk Taht PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Naime Erkovan - Soğuk Taht kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Soğuk Taht PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Naime Erkovan Kimdir?
Bayburt Doğumlu. Çocukluğunu geçirdiği Berlin'den 1990 yılında İstanbul'a geldi. Marmara Üniversitesi Alman Filolojisi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Alman Filolojisi'nde yüksek lisans eğitimini sürdürmektedir.
Karabatak, Hece, Varlık, Türk Edebiyatı ve Mühür dergilerinde öyküleri yayımlandı. Aynı zamanda çeviriler yapmakta. Kafka'dan "Seçme Hikayeler", "Dönüşüm" ve "Küçük Prens" çevirilerinden bazılarıdır.
"Beşinci Düğme" adlı kitabı Arnavutçaya çevrildi.
Eserleri:
Beşinci Düğme (2011,Öykü)
Soğuk Taht (2012, Öykü)
Asılsız Hikayeler (2013,Öykü)
Ay ve Güneş Kumpanyası (2015, Öykü. Eskader 2015 Hikaye Ödülü)
Olay Berlin'de Geçiyor (2017,Öykü. Türkiye Yazarlar Birliği 2017 Hikaye Ödülü)
Akvaryum Fırtınası (2018, Öykü)
--reklam--
Naime Erkovan Kitapları - Eserleri
- Asılsız Hikayeler
- Beşinci Düğme
- Olay Berlin'de Geçiyor
- Soğuk Taht
- Ay ve Güneş Kumpanyası
- Akvaryum Fırtınası
- Fantastik Şeyler
--reklam--
Naime Erkovan Alıntıları - Sözleri
- Yeteneğinin daima her şeyden üstün geldiğini gören Alegor tuhaflaştı. Okurunun bir gün kendisini keşfedeceğine dair inancı ilk defa sarsılmaya başladı ve çürük bir inşaat gibi yerle bir oldu öz güveni. Yatağına uzandı, gözlerini tavana dikti. "Anlaşılmadım... Sanatımı anlamadılar... " diyerek yavaşça gözlerini kapadı. Sanatın kimin için olduğunu sorgulamayan ve merak da etmeyen aile fertleri, uzun zaman üzerine hep birlikte evden çıktılar. Pazar yürüyüşlerinin keyfini çıkarıp Alegoru, yazdıklarını okumayarak cezalandırdılar. (Asılsız Hikayeler)
- İyiliğin büyüğü küçüğü olmaz, demiştiniz hep. Keşke kötülüğün de büyüğü küçüğü olmaz deseydiniz... (Ay ve Güneş Kumpanyası)
- Her dört yol ağzında yolumu kaybederim. (Fantastik Şeyler)
- Çocuk olmama izin verilmiyor. (Beşinci Düğme)
- Ve kral şöyle bitirdi sayfayı: 'Beni anlayanı buldum.Ama beni, benim anladığım gibi değil, kendi anladığı gibi anladı.Hangisi benim peki? Belki o. Belki ben...Ne kadar zor kral olmak.' (Soğuk Taht)
- Gülmeyi unutmuştu insanlar. Gülmeyi unuttuklarından ağız kenarları aşağı meylediyor, yanakları sarkmaya başlıyordu herkesin. Balık yememiş çocuklar gibi gözlerindeki ışıltı sönmüş, konuşmak ve yemek dışında kullanılmaz olmuştu ağızlar. Kavga etmiyordu insanlar ama mutlu da değildi kimse. Çocuklar, asık suratlı bebekler olarak doğuyor, sonra da yetişkinlerin yüzlerine bakarak aynısını yapıyorlardı. Sessiz sedasız ve herhangi bir tepki vermeden oyun oynuyor, kazanıyor ama gülmüyorlardı. (Akvaryum Fırtınası)
- Gelecek, yıllar rakamla yazıldığında uzak görünür sadece . Halbuki yaşamaktır seneleri hızlandıran. (Asılsız Hikayeler)
- O kadar çok sevdi ki yetişemedim Mecnun’un aşkına... (Ay ve Güneş Kumpanyası)
- Fakat hava kararmaya, uzaktaki hayvanların gözleri kırmızı bir iştahla ışımaya ve kasabadan şölen sesleri yükselmeye başlayınca küçük bir güve tırtıkladı bekçinin kalbini: "Senin suçun ne?" Sorunun muhattabını değiştirmek ve kalbine atılan çiziğin daha fazla büyümesini önlemek için, "Suçunun ne olduğunu biliyorsun, değil mi?" diye seslendi bekçi kafese doğru. Soru, demirden seken kurşun gibi hızla yönünü değiştirdi. - Çirkinim, dedi Leyla. - Suçlusun yani, diye karşılık verdi bekçi. - Sadece çirkinim, dedi Leyla ve ikisi de sustu. (Ay ve Güneş Kumpanyası)
- Kapağını açar açmaz deliren bir gazoz gibi ziyan ettiklerini umursamadan bütün görüntüleri etrafına saçıp sakinleşmesi vakit alıyor. (Olay Berlin'de Geçiyor)
- "Tren, uzun ve meşakkatli bir hastalığın sonunda dünya dertlerinden kurtulan birinin derin, iç rahatlatıcıci nefesiyle durdu. Gürültü ve gergin bir bekleyişle doldu istasyon. Kısa bir duraksamanın ardından duraklar boyunca yolcuların sesleri ve soluklarıyla dolan vagonların kapıları açıldı. Ama peron ne şenlendi ne de hareketlendi. Tam tersi oldu ve istasyonun saatlerdir biriktirdiği suskunluk olanca eziciliğiyle trene dolup yolcuların bütün seslerini yuttu." (Fantastik Şeyler)
- Bir şehri, haritalara eklenmesi gereken yeni bir köprü, kuş cıvıltılarıyla tıka basa dolu yaşlı bir orman ya da ilkbaharda gençlik çağlarına dönüp delice akan ama kış geldiğinde her şeyi yavaşladığı ve azaldığı için ihtiyarlayan bir nehir bölebilir. Hepsine tahammül edilir fakat bir duvarın böldüğü şehirlere sadece acınır. (Olay Berlin'de Geçiyor)
- Çok kez herseyi geride bırakıp uzaklaşmak istedim.Sonunda sıkıldım böyle hissetmekten.Kuş seslerini taklit etmeye çalışmak şimdilik daha eğlenceli. (Soğuk Taht)
- Onlar güldükçe dağların eteklerinde toplar patlardı; onlar güldükçe gencecik insanlar süngülenirdi ve onlar güldükçe insan soyunun kıyımı için ant içmiş şeytan yeryüzünde daha sağlam adımlarla dolaşırdı. (Fantastik Şeyler)
- Hiçbir şey yapmayarak, zamanın yavaşça üzerlerinden geçmesine ve günün sonunu getirmesine ses etmiyor, eve düşen güneş ışınlarının oradan oraya zıplayıp eşyalar üzerinde solmasını seyrediyorlardı. Kimse konuşmuyordu. (Akvaryum Fırtınası)
- Tam konuşmaya niyetlenmişken vazgeçti fikrinden. Bu fikirler ona aitti. Onları başkasına aşılarsa o kişi içinden geldiği gibi davranamazdı. Sessiz kalmak belki de daha iyi bir çözüm, diye düşündü. (Akvaryum Fırtınası)
- Kâğıt, bembeyaz bekliyordu. (Fantastik Şeyler)
- "Gecenin, yeryüzünü çatılardan yakalamaya başladığı bu saatlerde hangi ışık bu kadar cesurca parlayabilirdi?" (Asılsız Hikayeler)
- Mağaza kapılarında avcılar bekler. Gözümün ucuyla dahi vitrinlerine baktığımı gördüklerinde beni yakalamak için ileriye doğru atılırlar. (Beşinci Düğme)
- Belki de kendisini daha az suçlu hissetmek ve güçsüzlüğünü kabul etmemek için dünyayı suçlamak kolayına geliyordu. (Akvaryum Fırtınası)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin