Kitap Künyesi

Yazar: Panait Istrati

Çevirmen: Yaşar Nabi Nayır

Yayın Evi: Varlık Yayınları

İSBN: 9789754340259

Sayfa Sayısı: 112

--reklam--

Sokak Kızı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Tuna kıyısındaki Ibrail kentinin şiirli dekoru içinde ayni ateşli ve gizemli kızı seven iki delikanlının en candan bir arkadaşlık içinde yer alan korkunç çatışmaları.

--reklam--

Sokak Kızı Alıntıları - Sözleri

  • "Seni yeniden yaşamaya ihtiyacım var çocukluğum, çünkü ölüm yaklaşıyor ve dün, daha dün, çocuktum ben!"
  • "Hiç kimse insanların hepsini sevmez, İsa bile onları öyle safça sevmedi. Biz, çeşitli görünümlerle bize benzeyenleri severiz. Arzularımızı severiz... "
  • "Hayatın sadece güneşi almak için ellerini uzatanların önünden bütün tepsiyi alıp götürdüğünü biliyordum."
  • Ey erkekler! Dost olabilen kadın, eşlerin en iyisinden üstündür, oynaşın en kösnülüsünden daha yetkindir, onun dostluğu bir erkeğin diğerine göstereceği tüm dostluğu bin fersah geride bırakır; çünkü kadın, bizi besleyen, mutlandıran toprak gibi karmaşık ve her bakımdan zengindir!
  • "İnsanın gönlünde bir sevda varken ölmek ne hazindir, ne acıdır."
  • İnsanları ısıtmak için israf ettiğim ateşi bir taşı ısıtmaya sarf etseydim daha iyi bir netice elde ederdim.
  • İnsan, verecek bir şeyi kalmayınca kimseyi mutlu edemiyor...
  • Ben, doğduğu günden tezi dostluğu yücelten adamı severim. Kösnüllüğün tutkusuyla kanı tutuştuğu zaman kadını severim. Hiç duraksamadan kendimi onlara veririm, çılgıncasına. Bu pahalıya mal olur ama, düş kırıklıkları benim isteklerimi hiçbir zaman azaltmadı, azaltmayacak. Bir kumarbaz hırsıyla her yerde şansımı denerim. Her zaman büyük oynarım, çünkü küçük hesaplardan nefret ederim. Yanılırsam, benim hiç kaybım olmaz: Yitiren karşı taraftır. İnsan tümüyle kendini verdiği zaman hiçbir şey yitirmez: Yoksa hesapsız kitapsız kendini harcadığı için güneşin tükeneceğini söylemeye benzer bu. Bu arada buzullar kendiliğinden erirmiş, erisinler ne yapalım! Ama kazandığım zaman dünyalar benim olur. Dostluğun yüceliğinden söz ediyorum ben; çünkü kösnül tutkular yıldırım gibidir, insanı çarpar ama sürüp gitmezler.
  • Tensel zevk yıldırım gibidir, şiddetlidir ama uzun sürmez...
  • Ey çocukluğum, seni yeniden yaşamaya ihtiyacım var.
  • Şiddette birbirimizle anlaşmak, sevdada birbirimizi mahvetmek yazılmıştı alnımıza...
  • Bizden kaçıp gidenler ölmüştürler, hem de iki kat ölmüştürler!..
  • Tümüyle affedilecekler, çünkü çok sevdiler...
  • Hiç kimse insanların hepsini sevmez...

--reklam--

Sokak Kızı İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Karpatların mı Dostoyevskisi¿: Bir arkadaş sohbeti sırasında duydum ilk yazar/panait-istrati adını, değişik bir isimdi hatta bizdeki birini birilerine benzetme güdüsüyle kendisine “Karpatların Dostoyesvskisi” dendiğini de öğrenmiş oldum ve her zaman olduğu gibi burada takibe başladım, alıntı ve incelemeleriyle karşılaştım bolca, hatta kitap/bu-ulke--1778, kitap/tutunamayanlar--130, kitap/sokaktaki-adam--3368 gibi pek çok kitapta adının geçtiğini fakat hiç dikkat etmeden okuduğumu farkettim ve nihayet sahaftan aldığım kitap/sokak-kizi--119529 (Nerrantsula) ile kendisiyle tanıştım. Dostoyevski demişken şu paragraf kitap/yeraltindan-notlar--125’da olsa yadırgar mısınız¿ “Zavallı insancıklar! En küçük bir aksilik, hiçliğinizi meydana vurmanıza yeter... Saadetiniz gibi acınızda da korkaklık vardır. Göklere kadar çıkan haz çığlıklarını bilmezsiniz siz... Hiçbir iniltiniz cehennem kuyularına kadar inmez. Anlamı yüzlerden yoksun ve kendinizi tanımayacak kadar kör olan zavallılar, mutlu olunuz, ama acaba diyorum, bu sakınganlığınız bir beyin yarasından çok, bir kalp sakatlığından ileri gelmiyor mu? Acıyorum size, insancıklar!” gonderi/134101036 Sokak Kızı (Nerrantsula)’nda yazar, okurken Yeşilçam filmi izliyor hissiyatıyla, okumadım ama duyduğum, az çok izlediğim kadarıyla yazar/gulseren-budayicioglu işlerindeki aile dramlarını, mahalle sevdasını, dostluğu, bir kadını elde etmek için yapılabilecekleri, aşkı, Romanya (İbrail)’den İskenderiye’ye, İstanbul’a kadar öyle bir yalınlıkla anlatıyor ki kitabı elinizden bırakmadan bir çırpıda okuyacaksınız, belki de benim gibi bitmemesi için kendinizi zor tutacaksınız... Ayrıca yazar/Yasar-Nabi-Nayir çevirisiyle okudum, tavsiye ederim. Kaliteli kitaplarla kalın... (Murat)

Nerrantsoula yani sokak kızı sayesinde yazarla tanıştım. istrati, altmış yetmiş sene evvel varlık yayınları'nın çokça bastığı bir yazardı. anlaşılabilir bir durum, zira kendisini okumak oldukça kolay. betimlemeleri kurgunun içine yedirme şekli şahane. ne detaylara boğuluyorsunuz ne de yüzeysel bir planda sağa sola bakıyorsunuz. olay örgüsünde anlamı olan her şeye "nasıl?" sorusu sorulmuş gibi. üslubunu beğendim. günümüz edebiyatına hayranlık duyanlar için biraz klasik biraz sönük gelebilir tabii. bilemiyorum. kitaba gelecek olursak, aşk üçgeni barındıran bir kitap benim yaşımdaki bir adamı çok etkilemeyeceğinden konuya çok bayılmadım. lakin anlatımı fazlasıyla beğendim(liseli bir ergen olsaydım kitaba bağlanabilirdim). akdeniz kitabını da okumayı planlıyorum. ki çoğunlukla o kitabının öne çıkarıldığını görüyorum. (gamby)

1927'de " Çukurdaki Nakarat " adıyla yayınlanan ve Türkçeye " Sokak Kızı" olarak çevrilen romanın yazarın gönlündeki gerçek ismi " Nerrantsoula"dır. Mısır'da iskenderiye'de bir Yunan şarkısının " Nerrantsoula Fundoti / Küçük Turunç Ağacı" nakaratını duyan Marko, çocukluğuna ve çocukluğunun geçtiği Romanya'daki İbrail kentine gider bu ezgiyle. Mahallede kendi halinde, kimsesiz, gizemli ve güzel bir genç kız vardır. Yahudi mahallesinde yaşlı bir kadının yanına sığınmış olan bu kızın gerçek ismini kimse bilmemektedir. Mahalleliler bu kıza "saka kız", kahramanlarımız Marco ve Epaminonda " Nerrantsoula" ve ilerleyen zamanlarda düştüğü genelevdeki mama " Anikutsa" ismini vermiştir. Nerrantsoula, bu iki oğlan çocuğunu da aynı aşkla sever. İki oğlan da onu... Nerrantsoula, bu iki oğlan için hem bir rekabet hem de bir dostluk sebebi olur. İkisi de onun tarafından çok sevilmek için ellerinden geleni yaparlar. Ancak trajik bir kaza bu üç kafadarı birbirinden ayırır. Nerrantsoula'yı beş yıl boyunca göremezler. Beş yılın sonunda da Nerrantsoula'yı şehrin pahalı bir randevu evinin sermayesi olarak bulurlar. Nerrantsoula'nın bu düşmüş hali kahramanlarımızı farklı maceralara ve farklı yollara yeter. Marco, Nerrantsoula'ya verdiği sözü tutmak için Mısır'a gider. Mısır'dan görevini tamamlamış ama sevdiği kadını kaybetmiş olarak döner. Nerrantsoula, karşılıksız iyilik ve cömertliğin en saf hali olarak karşımıza çıkar. Adeta bir düşmüş melektir o. Bir İstrati klasiğiydi. Çok büyük bir keyifle okudum. (Pınar Mi)

--reklam--

Sokak Kızı PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Panait Istrati - Sokak Kızı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sokak Kızı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Panait Istrati Kimdir?

Romanya'nın bir liman kenti olan İbrail'de doğan yazar, gençliğini, aralarında İstanbul'un da olduğu pek çok Osmanlı kentinde geçirdi. Babası Yunandır. Mısır'ı, Lübnan'ı, Suriye'yi gezdi. Bu dönemde, bulduğu bir sözlük sayesinde Fransızca öğrendi. 1921 yılında, Fransa'nın Nice kentine giderken, yalnızlığı dolayısıyla intihar girişiminde bulundu. O sırada üzerinde Romain Rolland'a yazılmış fakat henüz göndermemiş olduğu bir mektup bulunuyordu.

İlk romanı Kira Kiralina (Yaşar Nabi Nayır tarafından Türkçeye çevrilmiştir) 1923 yılında Romain Rolland'ın yazdığı önsözüyle birlikte basılmıştır. Panait Istrati tüm eserlerini anadili olan Rumence değil, Fransızca olarak yazmıştır. Türkçeye de çevrilmiş önemli eserleri arasında, Arkadaş (Mihail), Akdeniz, Sokak Kızı (Nerantsula), Angel Dayı, Kodin, Baragan'ın Devedikenleri, Uşak (Méditerranée) ve Sünger Avcıları gelir.

Gençlik yıllarında devrimci hareketlerin etkisine kapılmış olan Istrati, 1929'da Komünist Partinin daveti üzerine Sovyetler Birliği'ni gezdikten sonra umutsuzluğa kapılmış ve politik mücadelenin dünyada bir şeyleri değiştirmek için yetersiz olduğu fikrini edinmiştir. Pek çok romanında da politikadan, politik mücadeleden çok insanı insan yapan değerler üzerinde durması bu yüzdendir. Panait Istrati romanlarının çoğunda yaptığı yolculukları anlatır. Fakat gezdiği ülkeler değil, tanıdığı insanlar ön plandadır. Istrati'nin eserlerinde gerçek bir insan sevgisi hissedilir. Bu karşılıksız ve koşulsuz sevginin hikâyesindeki kahramanların başına getirdiği belalar kadar, onlara yaptığı katkı da nesnel bir biçimde anlatılır.

Panait Istrati'nin şaheseri olarak Arkadaş (Mihail) adlı kitabı gösterilebilir. Bu kitapta, Panait Istrati'nin pek çok başka romanındaki başkahramanı da olan Adrian Zografi ile Mihail'in arkadaşlığı anlatılır. Bu arkadaşlık, ideal bir sevgi görüşünü simgelemek için kullanılmıştır. Istrati birçok başka eserinde de arkadaşlık temasını kullanmıştır. Hatta bu eserlerin çoğunda büyük, efsanevi aşklar bile arkadaşlıklar uğruna feda edilmişlerdir.

--reklam--

Panait Istrati Kitapları - Eserleri

  • Akdeniz
  • Arkadaş
  • Baragan’ın Dikenleri
  • Kodin
  • Sokak Kızı
  • Kira Kiralina
  • Angel Dayı
  • Hayat Yollarında
  • Sünger Avcısı
  • Minka Abla
  • Uşak
  • Perlmutter Ailesi
  • İş Bulma Kurumu
  • Keşiş Sofronie
  • Tel Ören İzak
  • Hayduklar
  • Sovyetler 1929
  • Bütün Eserleri 1

--reklam--

Panait Istrati Alıntıları - Sözleri

  • “(...) Hayatta bir çok başlangıç sonuçlardan daha üstündür...” (Hayduklar)
  • “(...) Kadının içten direnci, kaba adamın arzuları üzerinde etkisizdir. O saf bir adamın utangaçlık sıkıntılarının nerede bittiğini, kadınlık onurunun derin tiksintisinin nerede başladığını bilmez. Toprağa hükmeden bu kaba adama her şey mübah gelir...” (Hayduklar)
  • İnsanın kontrole ihtiyacı oldukça toplum adaleti asla ümit edilmemelidir. (Keşiş Sofronie)
  • - İyi ama sen fakirsin, hayatını kazanmak zorundasın. + Zararı yok ; ölmeyecek kadarını mideme vereceğim; kazancımın geri kalan kısmını kitaplara harcayacağım. (Kodin)
  • Çok acı bir şiirim var Onu ölürken de almak istemem ya da Şu kadar söylemek isterdim Ölümümden daha beteri var dünyada (Keşiş Sofronie)
  • -Sen dün sevmiş olduğun şeylerden bugün nefret ediyorsun. -Doğru.. Beni şu gördüğün hâle getiren dün sevmiş olduğum şeylerdir.. (Angel Dayı)
  • O zamandan sonra özgür insanların kaderini esirlerinkine bağlayan hayalden kurtuldum. Hepimiz aynı hamurdan yapılmamışız. Boyunduruk altındayken özgürlüğünü kaybettiğindekinden daha az acı çeken bırak zincire vurulur kalsın: onu zincirden ben kurtaramam. Özgürlük savunulmak ister; kime diş bileyip, kimi daha çok hor göreceğimi bilemiyorum, özgürlüğü kaldıranı mı, yoksa onu savunmaktan korkanı mı? Ben sadece haydutlar için haydutum!.. (Hayduklar)
  • - Sen aptalın tekisin Floritchica, insanlar flütü, köpeği sever gibi sever, ona tasma takmak için, bülbülü sever, kafese koymak için, çiçeği tanrının onu büyüttüğü yerden koparmak için ve de özgürlüğü, onu esarete çevirmek için. Eğer herkes flütü benim gibi sevseydi, o zaman ne haydut, ne poteralar, ne gospodar olurdu, sadece kardeşlik olurdu. Ama şimdi hiçbir yerde kardeş yok. (Hayduklar)
  • İnsanoğlunu allak bullak eden ve büyük mutluluk olan aşkın, hassas yürekli yüce gönüllüler için bir cehennem ateşi olması gerektiği, her kötü kaderin görünmez kitabında yazılıdır. (Tel Ören İzak)
  • Ey erkekler! Dost olabilen kadın, eşlerin en iyisinden üstündür, oynaşın en kösnülüsünden daha yetkindir, onun dostluğu bir erkeğin diğerine göstereceği tüm dostluğu bin fersah geride bırakır; çünkü kadın, bizi besleyen, mutlandıran toprak gibi karmaşık ve her bakımdan zengindir! (Sokak Kızı)
  • "Hiç kimse insanların hepsini sevmez, İsa bile onları öyle safça sevmedi. Biz, çeşitli görünümlerle bize benzeyenleri severiz. Arzularımızı severiz... " (Sokak Kızı)
  • “(...) Sadece nefret etmesini bilen ve sevebilen kimse hayatın tam kıymetini bilir...” (Hayduklar)
  • İnsan, hayatının en kötü zamanlarını bile sanki çiçek tarlası geçermiş gibi atlatır. (Minka Abla)
  • “Hiçbir eksiğiniz yokken erdemli olmak kolaydır..” (Akdeniz)
  • "Burada amaç, bir şeyler elde edip bir doyuma ulaşmak değildir, yaşamın çağrısına uygun olarak mücadele etmenin bizzat kendisi bir tatmin, bir arzulanana ulaşma hayalidir." (Minka Abla)
  • Çocukluktan çıktı mı insan canavar kesilir: ikiyüzlülükle başka bir kalıba girerek hayatı inkar eder. (Hayat Yollarında)
  • İnsanın söyleyecek bir şeyleri ve bunu söylemeye yeteneği varsa vazgeçmek bir cinayet, tembellik bir ayıp olur. (Uşak)
  • Bak yavrum, suçlunun tek bir günahı vardır: işlediği suç, suçlayanınsa günahı sayısızdır. (Kodin)
  • Yalnız o, yeryüzünde yaşayan hayvanların en yırtıcısı olan insan, geçtiği her yere ölüm, sefalet, kölelik tohumlarını eker. (Angel Dayı)
  • İnsan ödlektir. O, hayata sarılmadığı zaman hayat ona sarılır. (Sünger Avcısı)