Kitap Künyesi
Yazar: Halid Ziya Uşaklıgil
Yayın Evi: Özgür Yayınları
İSBN: 9789754472271
Sayfa Sayısı: 176
--reklam--
Solgun Demet Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Yazar'ın farkında olarak yada olmayarak gözlemleri, okumaları, olaylar, sanat eserlerinden etkilenmelerinin yanı sıra, Yazarın hatıralarında bizzat söylediği kendi hayatından izler taşıyan ve Servet-i Fünun edebiyatında ender raslanan yerel renkleri de barındıran hikayeleri okuma fırsatı bulacaksınız.
--reklam--
Solgun Demet Alıntıları - Sözleri
- Yaşamayı sevmeyecek derecede yaşamış gibiydi.
- Sevilmek umudunun yokluğu sevmek için de imkan bırakmıyordu.
- Kimi şeylerin düşüncede nasıl derin bir etkisi vardır. Başka bir zamanda, başka bir yerde beni bu kadar etkiler miydi?
- İnsanın kalbini gözyaşları kadar temizleyecek bir şey yoktur.
- Ah! İnsanın kalbini gözyaşları kadar temizleyecek bir çare yoktur.
- Onlar mutlaka birbirlerini severek evlenmişlerdi. Bir sene, iki sene bahtiyar olduklarına güvenerek daima böyle olacaklarına emniyetle yaşıyorlardı. Sonra küçük bir sebep bu emniyeti sarsmış, mesut olmamak da pek mümkün, asıl bu mümkün olduğunu göstermişti.
- Demek ilelebet, ölünceye kadar onlar senede bir kere buraya gelecekler ve çocuklarını hep böyle mezarda uykuda bulacaklardı öyle mi? Bunlar hiç mi, hiç mi uyanmayacaklardı?
- Onlar mutlaka birbirlerini severek evlenmişlerdi. Bir sene, iki sene bahtiyar olduklarına güvenerek daima böyle olacaklarına emniyetle yaşıyorlardı. Sonra küçük bir sebep bu emniyeti sarsmış, mesut olmamak da pek mümkün, asıl bu mümkün olduğunu göstermişti.
--reklam--
Solgun Demet İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitabın akıcılığı çok güzel. Bir hikayeyi bitirdiğinizde diğerini merak ediyorsunuz ve bu böyle devam ediyor. Hikayelerin sonları bana alışılmışın dışında geldi ve hoşuma gitti. Yazar karakterlerin iç dünyasını çok iyi anlatmış. Hikayelerde sıradışı hikayeler, yani okumanızı öneririm :) (Betüş)
Kitap yazarin hikayelerinden olusuyor.Hayat-ı şikeste,sade bir şey,solgun demet ve kırık oyuncak en beğendiklerim oldu.Cok guzeldi diyemem.Yalniz fazlaca oz Turkçe kelimeler kullanmaya calismis bu da yer yer anlatimi sekteye ugratip kompozisyonu bozmus.İyi okumalar (Şevket Erciyas)
Servet-i Fünûn döneminin güçlü kalemlerinden Halid Ziya UŞAKLIGİL'in ikinci hikaye kitabı olan Solgun Demet on yedi tane öyküden oluşuyor. İlk öykü olan Solgun Demet aynı zamanda kitaba da adını vermiş. İkinci öykü olan Mösyö Kanguro'yu Mehmet Rauf'a ithaf eden yazarın bu öyküsüyle Victor Hugo'nun Notredam'ın Kamburu romanını baz aldığı görülüyor. Hayat-ı Şikeste ve Sevda-yı Girizan öykülerinde hayatımızdaki tesadüflerin öneminden bahseden yazar Sade Bir Şey'de ise hırsın ne kadar zararlı olduğunu anlatıyor. Kırık Oyuncak ise adeta sakınan göze çöp batar misali bir hikayeyi anlatıyor. Bu hikayedeki olayın gerçek, o bebeğin de yazarın oğlu olduğunu akılda tutarak okumalı bu öyküyü. Beyaz Şemsiye'de tesadüf ile başlayan ve sonu trajedi olan bir hikaye işlenmiş. İzdivac-ı Müteyemmen'de ise yazar trajikomik bir konu ile çoluk çocuk sahibi olmayı işlemiş. Uçurumun Kenarında hikayesinde insanların geçici heveslerinin nasıl tehlikeli olabileceği yazar tarafından gözler önüne serilmiş. Mahalleye Mevkuf ise insanlarımızın birilerini kullanmaya olan merakını işlemiş. Bir Demet Çiçek ise yazarın yine trajik bir öyküsü. Veremden muztarip iki küçük kardeşin hazin öyküsü yazar gibi okuyucuyu da üzüyor. Rakstan Avdet ise bir genç kızın rüyasını anlatıyor. Penceremin Hikayesi yazarın penceresinden gördüklerini anlatması ile başlıyor. Pencereden gözlemlediği yeni evli mutlu bir çiftin felakete dönüşen hayatı yine okuyucuyu kederlendiriyor. Mektup Parçası gelin-kaynana çatışması bakımından numunelik bir öykü. Çöl Kızı ise dantel dantel sıla hasretinin örüldüğü bir hikaye. Son Çocuklar yine hüznün işlendiği bir öykü. Arka arkaya dört çocukları vefat eden anne-babanın avunma yolu bulmaları konu olarak işlenmiş. Birinci Perde ise iyi ve kötü insanlar arasındaki mantalite farkını öne çıkaran bir hikaye olarak karşımıza çıkıyor. Genel bir değerlendirme yapacak olursak hüznün, trajedinin yoğun olarak işlendiği bir kitap Solgun Demet. Zaten kitap için seçilen isim de bunu vurguluyor. Yine de önemli mesajlar içeren öyküler okumaya değer. (Sefa Akgül)
--reklam--
Solgun Demet PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Halid Ziya Uşaklıgil - Solgun Demet kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Solgun Demet PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Halid Ziya Uşaklıgil Kimdir?
Bazı edebi yazılarını Hazine-i Evrak dergisinde Mehmet Halit Ziyaeddin adıyla yayımlamıştır. Servet-i Fünun edebiyatının en büyük nesir ustası kabul edilir. İlk büyük Türk romanı olarak kabul görmüş Aşk-ı Memnu'nun yazarıdır.
Aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu'nun Sultan Reşat devri Mabeyn Başkatibi (1909-1912), ve Ayan Meclisi üyesidir.
İstanbul'un Eyüp semtinde doğdu. Babası halı tüccarı Halil Efendi, Uşak'tan İzmir'e göçmüş varlıklı bir ailedendi. Halit Ziya, o sırada İstanbul'a yerleşmiş olan Halil Efendi ile Behiye Hanım'ın üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Mahalle mektebindeki ilk eğitiminin ardından Fatih Askeri Rüştiyesi'ne devam etti. 93 Harbi'nin başlaması ile Halil Efendi'nin işleri bozulunca aile, İzmir'e yerleşti ve Halit Ziya öğrenimini İzmir Rüştiyesi'nde sürdürdü. Ardından İzmir'de Ermeni Katolik rahiplerinin çocukları için kurulmuş yatılı bir okula devam ederek Fransızcasını geliştirdi; Fransız edebiyatını yakından tanıdı. Fransızca çeviri denemeleri yaptıktan sonra henüz öğrenci iken ilk yazılarını yayımlamaya başladı. Önce İzmir çevresinde kendini tanıttı. Bazı edebi yazılarını İstanbul'da Hazine-i Evrak adlı önemli bir dergide "Mehmet Halid" adıyla yayımladı. Son sınıfta iken okuldan ayrıldı, babasının kâtibi olarak iş yaşamına başladı. Aynı yıl, Bıçakçızade Hakkı ve Tevfik Nevzat adlı arkadaşlarıyla Nevruz adlı bir dergi yayımlamaya girişti. 10 sayı kadar yayın hayatında bulunan ve İzmir'in ilk edebiyat dergisi olan bu dergide çeviri şiir ve hikâyeler, mensur şiirler, bilimsel yazılar yayımladı. Babasının yanındaki işi edebiyat merakı ile bağdaştıramadığından farklı bir iş aradı. İstanbul'a giderek hariciyeci olmak için başvurdu; başvurusu kabul edilmeyince İzmir'e döndü. İstanbul'da bulunduğu süre içinde Fransız edebiyat tarihi ile ilgili olarak uzun süredir yazmak istediği kitabı yazdı. Garbdan Şarka Seyyale-i Edebiye: Fransa Edebiyatının Numune ve Tarihi adlı kitabı 1885'te 84 sayfa olarak basıldı. Bu eser, onun basılan ilk kitabıdır ve Türkçede basılmış ilk Fransız edebiyatı tarihi olma özelliği taşır. İzmir'e döndükten sonra İzmir Rüştiyesi'nde Fransızca öğretmenliği yaptı, öğretmenliğe devam ederken Osmanlı Bankası'nda çalışmaya başladı. İzmir İdadisi'nin açılmasından sonra öğretmenliğe bu okulda devam etti; Fransızcanın yanısıra Türk edebiyatı dersleri verdi.
--reklam--
Halid Ziya Uşaklıgil Kitapları - Eserleri
- Mai ve Siyah
- Aşk-ı Memnu
- Bir Ölünün Defteri
- Kırık Hayatlar
- Ferdi ve Şürekası
- Nemide
- Bu muydu?
- Ferhunde Kalfa
- Sefile
- Fena Bir Gece
- Hikaye
- Bir Acı Hikaye
- Sade Bir Şey
- Aşka Dair
- Kırk Yıl
- Mai Yalı
- Bir Yazın Tarihi
- İzmir Hikayeleri
- Ruhun Lisanı
- Bitmemiş Defter
- Saray ve Ötesi
- Kadın Pençesi
- Kar Yağarken
- Solgun Demet
- Onu Beklerken
- Bir Hikaye-i Sevda
- İhtiyar Dost
- Bir Şi'r-i Hayal
- Mensur Şiirler - Mezardan Sesler
- Saklanan Düşman
- Füruzan
- Kâbus
- Nesl-i Ahir
- Sepette Bulunmuş - Hepsinden Acı
- Hepsinden Acı
- Bir Başlangıcın Sonu
- Kırık Hayatlar 1. Cilt
- Sanata Dair
- Kırık Hayatlar 2. Cilt
- Küçük Fıkralar
- Bir Muhtıranın Son Yaprakları
- Valide Mektupları
- ذكريات راحل
- Papağan Halit
- Yarın Kardeşler
- Sanata Dair Cilt 2
- Sanata Dair Cilt 1
- Saray ve Ötesi
- Garp'tan Şark'a Seyyale-yi Edebiyye
- Almanya Mektupları
--reklam--
Halid Ziya Uşaklıgil Alıntıları - Sözleri
- Ben mutsuz, kendi kendimden, hayatımdan, geleceğimden kuşku duyan bir gencim. (İzmir Hikayeleri)
- "Zengin olmamakla beraber eline geçen bütün parayı elbiseme, harçlığımı harcar, üç gün sonra para istesem hiç itiraz etmez.." (Aşka Dair)
- "Lakin asıl şiir kadınlardır, bu çiçeklerden teşkil edilerek odanızın yaldızlı hücrelerinde narin çiçekliklerde güzel kokulu anılarıyla size gülümseyen demetlerdir. " (Aşk-ı Memnu)
- "Zaten hiçbir zaman kendisi için alelade bir hayattan fazlasını tasavvur etmemişti. Ta çocukluğundan beri zevkleri sade, emelleri ufaktı." (Mai Yalı)
- mazi ve istikbal aynı ömür kitabının iki sahifesidir, birini yırtmak diğerini natamam [noksan] bırakmak demektir; hele ikincisini yazmak isteyenler birincisini okumamış, görmemiş bulunurlarsa yazacakları bî-asıl bir hurafeden [temelsiz bir saçmalıktan] ibaret kalır. (İhtiyar Dost)
- Sen yalnız benimsin, başka hiç kimsenin olamazsın. Ben bütün içim kaynayarak, bedenimin en küçük parçasına kadar titreyerek senin isteğinle doluyum. Gece gündüz, uyurken uyanıkken gözlerimde kafamda yalnız sen varsın. Anlıyor musun? ... Hep senin için yaşıyorum; ama senin için ölmesini de bilirim. (İzmir Hikayeleri)
--reklam--
- Hâlâ yaşamaktadır lâkin bir yarısını mezara gömmüş bir vücut nasıl hayatta bulunursa öyle... (Hikaye)
- Bir muaşakadan [aşktan] alınan lezzet mahvolur, lâkin bir validenin badi-i felâketi [felâket sebebi] olmaktan mütevellit [ileri gelen] azab-ı vicdanî ebediyyen müteezzi eder [acı verir]. (Sefile)
- O kalp sevmiş, fakat sevdikten sonra kırılmıştı. (Bir Ölünün Defteri)
- Fakat bilinemez nasıl bir ihmalle bir aile kurma tasavvur ve ihtiyacını daima ertesi güne erteleye erteleye bir gün fark etmişti ki saçları ağarmış... (Mai Yalı)
- Aşk, geçtiği yerlerde hazzın öyle izlerini bırakır ki bu görülmese bile duyulur, sezilir. (Sade Bir Şey)
- ...ona en düşman olduğu zamanlar en ziyade sevdiği zamanlardı ve pek emindi ki o da ağır hakaretleriyle, hırçınlıklarıyla beraber onu seviyordu. (Bitmemiş Defter)
- Ne kadar çirkin ve kötü hisler varsa, haset, kıskançlık, çekememezlik, gayz ve kin, her şeyin üstünde tutulmak gerekirken, çıkarlara göre kullanılmak istenen din örtüsünün altında saklanırdı. (Papağan Halit)
--reklam--
- Unutmak istediğim bütün anılar onun içinde idi . (Bir Ölünün Defteri)
- Aralarinda hallolunacak meseleler, paylasilacak seyler, birisine yahut digerine uyarak kabul olunacak fikirler ortaya cikti. Isin baslangicinda her ikisi de digerine karsi, karsilikli yardimlarda bulunuyorlardi. Oyle ki sonunda yaklasa yaklasa ya opusmek ya bogusmak lazim geldi. Opusmediler, bogusmak da istemediler, yalniz ayrilmakla yetindiler. (Saklanan Düşman)
- "Gel. dama çıkalım, sen uçurtmanı uçur, bende çoraplarını öreyim." (Sepette Bulunmuş - Hepsinden Acı)
- Sultan Reşat'ın cülusunun hemen akabinde bir gün Emrullah Efendi (İttihatçı) bana geldi ve oturmaya bile kuvvet bulmayarak yarı ayakta yarı sandalyede söyledi: “Sana mühim bir iş için geliyorum. Biliyorsun ki hünkâr için hükümet yirmi beş bin lira tahsisat teklif ediyor. Biz bunu fazla bulmuyoruz ama…” “Ama hünkâr kendiliğinden bunun beş bin lirasını terk edecek olursa efkâr-ı umumiye üzerinde pek iyi bir tesir hâsıl edecek.” (Saray ve Ötesi)
- "Evet. beni en çok mutlu edecek şey, annesi ve kızını öldürmek olacak!.." (Sepette Bulunmuş - Hepsinden Acı)
- Kaderin akışına engel olacak bir tedbir alınabilir miydi? (Bir Acı Hikaye)
- "Bu evlilik seni mesut etmek değil, aksine, öldürüyor..." (Ferdi ve Şürekası)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin