Kitap Künyesi
Yazar: Henry James
Çevirmen: Dost Körpe
Orijinal Adı: A Most Extraordinary Case
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750748523
Sayfa Sayısı: 56
--reklam--
Son Derece Tuhaf Bir Durum Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
HENRY JAMES, 1843’te New York’ta doğdu. ABD’li düşünür Henry James’in oğlu, pragmatizmin öncülerinden William James’in kardeşiydi. Aile dostları arasında Thoreau, Emerson, Hawthorne gibi düşünür ve yazarların bulunduğu bir ortamda yetişti. 25 yaşına geldiğinde ABD’nin en yetenekli öykü yazarlarından biri sayılıyordu. Paris’te yaşadığı yıllarda Turgenyev, Flaubert, Zola, Maupassant’la tanıştı. İngiltere’de Victoria döneminin seçkinleri arasına katıldı; Tennyson, Gladstone, Browning gibi dönemin ünlü adlarıyla yakınlık kurdu. Amerikalı, Daisy Miller, Avrupalılar, Washington Meydanı, Yürek Burgusu, Bir Kadının Portresi, The Bostonians (Boston’lılar) gibi yapıtlarında, masum, demokratik ve bereketli Amerika’yı, daha eski ve aristokrat Avrupa kültürünün dünyevi bilgeliği ve çürümüşlüğüyle karşı karşıya getirdi. İçsel yaşamı yansıtmasıyla, 20. yüzyılda gelişen “bilinç akışı” tekniğinin öncülerinden oldu. 1916’da Londra’da öldü.
--reklam--
Son Derece Tuhaf Bir Durum Alıntıları - Sözleri
- Şeytan ölmedi, ama can çekişiyor.
- Hissetmeye cesaret edebildiğim her şeyi hissediyorum.
- O gelecek ki, savaş yüzünden çoktan değersizleşmişti iç karartıcı bir şekilde.
- Kadınlar hasta adamları severler.
- “Büyük sevinçlerden sonra en geçici duygunun büyük sıkıntılar olduğu söylenir sık sık.”
- Ciddi tutkular en yüce spekülasyonlar için iyi bir hazırlıktır.
- Tabii ki salak olduğumu düşünüyor. Başka ne düşünsün ki?
- Ciddi tutkular en yüce spekülasyonlar için iyi bir hazırlıktır.
- ''Bir kadının bilgeliğine boyun eğen bir erkek genellikle kendini sağduyuyla teslim olduğuna ikna etme gereksinimi duyar.''
- “Cenaze etleri düğün masalarına fazla doğuk gelir.”
- Ruhu yüz telli bir enstrüman ve sadece güçlü bir el ondan ses çıkarabilir.
- Ama geri kalan vakitlerde zaman hafif bir müzik gibi geçiyordu.
- Hissetmeye cesaret edebildiğim her şeyi hissediyorum.
- Fransızca bilir misin evladım?
- '' 'Ama ben akıllı bir adam değilim. İradem iğrenç bir şekilde zayıf. Beni heyecanlandıran çok az şey var. Küçücük zevkler gözümde öyle büyüyor ki. Mesela sizinle burada yarım saat kalabilmek için çok şey veririm.' 'Sevgili Albay Mason, bana kalsa bütün akşamı burada geçirmemizi isterim. Böyle anlar hoyratça harcanmayacak kadar güzel. Ben sadece sağduyunuza hitap ediyorum.' ''
--reklam--
Son Derece Tuhaf Bir Durum İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Albay Mason savaşın bitiverdiği ilk zamanlarda, savaş yaralarıyla dolur bir şekilde bir otel odasında dinlenmeye ve iyileşmeye çalışan biridir. Birgün bir kadın ziyarete gelir. Bu kadın aynı zamanda uzaktan akrabasıdır ve bakımını üstlenmesi üzerine onun evine taşınır. Olaylar bundan sonra gelişmekte ve hüzün ile biter sonu. Çok akıcı ve sürükleyici bir eser. Tavsiye ederim. Dost Körpe ‘ye değerli çevirisi için teşekkürler. (Memo)
Çeviri çok ustaca yapılmış ve çok başarılı. Bazı yerlerde cümleleri baştan okumanız gerekebilir. Konusuna gelirsek kitabın adı gibi tuhaf bir durum yok aslında. Lacivert Klasikler’in ortak özelliği olarak tek solukta okunan bir öykü. Diğerlerine nazaran olay akışı daha akıcı denebilir. (Esra)
Bir "Yeniden Var Olduğunu Hissetme" Çabası: Son Derece Tuhaf Bir Durum: 1843'te ABD'de doğan yazar/henry-james 'in dünya çapında tanınmasını sağlayan eserleri kitap/bir-hanimefendinin-portresi--29900 , kitap/yurek-burgusu--7864 ve kitap/daisy-miller--128459 'dır. Kısa bir süre önce Can Yayınları'nın Lacivert Klasikler Dizisi'nde yayımlanan "Son Derece Tuhaf Bir Durum" ise yazarın savaş psikolojisi, yalnızlık ve aşk gibi olguları harmanlayarak kaleme aldığı bir novellası. Bir insanın ağır bir psikolojinin ardından kendini yeniden değerli hissetme çabası ve hayata karşı tekrardan heyecan duymaya başlamasını aşk olgusuyla ele alan yazar, tartışmalı bir finalle noktalıyor öyküsünü. Bir hastalıktan ve karamsar ruh halinden kurtulup iyileşmek birilerine mi bağlıdır? Yoksa iyileşmeye başlaması için öncelikle insanın kendi içinde çözmesi gereken problemleriyle yüzleşmesi mi gerekir? Öyküyü okuduktan sonda bu sorular üzerinde düşünmek mümkün. Kısaca özetlemek gerekirse; Amerikan İç Savaşı henüz yeni bitmiştir ve savaş gazisi Albay Ferdinand Mason, New York'taki bir otel odasında yalnız başına iyileşmeye çalışmaktadır. İlaçlarını odasına getiren bir garson, Mason soyadlı bir kadının kendisine bir not bıraktığını söyler. Ferdinand'ın teyzesi olduğunu söyleyen Maria Mason, onu kendi evine götürmeyi ve iyileşene kadar orada kalmasını teklif eder. Şaşkın olan Ferdinand, teklifi kabul eder ve kadının evinde, doktor Horace Knight'ın kontrolünde yaşamaya başlar. Teyzesi evde yaşayan diğer kadına (Caroline Hoffmann) aşık olmamasını tembihlese de, Ferdinand kadının güzelliğinden etkilenir. Gelecek konusunda karamsar olan Ferdinand, aşktan aldığı güçle iyileşme belirtileri gösterse de, en ufak bir sorunda yeniden yatağa düşmektedir. Fiziksel yaraları ve savaş psikolojisinin üzerindeki etkileri son bulduğunda kadına açılma hayalleri kuran Ferdinand, Caroline'ın doktor Knight'la nişanlandığını öğrendiğinde yıkılır ve iyileşme emareleri gösteren askerin hayata bakışı tekrardan karamsar bir hal alır. (Bahri Doğukan Şahin)
--reklam--
Son Derece Tuhaf Bir Durum PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Henry James - Son Derece Tuhaf Bir Durum kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Son Derece Tuhaf Bir Durum PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Henry James Kimdir?
1843'te New York'ta doğdu. Babası dönemin önde gelen dinbilimci ve filozoflarındandı; ağabeyi William da tanınmış bir filozoftu. New York'ta başladığı eğitimine Londra, Paris ve Cenevre'de devam etti. 1862'de Harvard'da Hukuk Fakültesi'ne girdi. 1865'ten itibaren dergi ve gazetelerde kısa hikayeler yazmaya başladı. 1875'te bir seneliğine Paris'e taşındı, burada Flaubert, Turgenyev ve dönemin ünlü yazarlarıyla tanıştı. Ertesi yıl Londra'ya geçti, 1915'te İngiliz vatandaşı oldu ve 1916'da öldü. Kısa hikayeler, oyunlar, eleştiriler, seyahat kitapları ve özyaşam öyküsü dışında yirmi roman yazdı.
19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında edebiyat eleştirileri, romanlar ve kısa hikâyeleri ile ünlendi. Ana tema olarak insan bilincini işleyen James, hayatın çoğunu Avrupa'da geçirdikten sonra, ölümünden kısa bir süre önce İngiliz vatandaşı oldu. Psikoloji biliminin kurucularından sayılan William James'in kardeşidir. The Ambassadors, Daisy Miller, The Turn of the Screw ve Portrait of a Lady gibi klasik eserleri bulunmaktadır. Eserlerinden Bir Kadının Portresi'nin sinema uyarlamasında ünlü aktrist Nicole Kidman başrolü oynamıştır. Romanlarında çoğunlukla kadına ve kadınların iç dünyalarına göndermelerde bulunmuştur. Eserlerinde resim kullanmayı sevmez.
--reklam--
Henry James Kitapları - Eserleri
- Yürek Burgusu
- Daisy Miller
- Bir Hanımefendinin Portresi
- Son Derece Tuhaf Bir Durum
- Geçmişin İzi
- Ustanın Dersi
- Washington Meydanı
- Kısa Romanlar Uzun Öyküler
- Dostlarımızın Dostları
- Güvercinin Kanatları
- Aspern' in Mektupları
- Pandora
- Ormandaki Canavar
- Tutkun Seyyah
- Halıdaki Motif
- Bir Başyapıtın Öyküsü
- Amerikalı
- Hayalet Hikayeleri
- Güven
- Kurgu Sanatı
- Tutku
- Portreler
- The Ambassadors
- Altın Kase
- Londra Kuşatması
- Yürek Burgusu - Ormandaki Canavar - Daisy Miller
- The Jolly Corner
- Poynton’daki Ganimetler
- A Bundle of Letters
--reklam--
Henry James Alıntıları - Sözleri
- "Yitirecek bir şeyim olduğunu sanmıyorum, ancak, kuşkusuz, kazanacak bir şeyim var" dedi Newman (Amerikalı)
- Fransızca bilir misin evladım? (Son Derece Tuhaf Bir Durum)
- "Beni muhtemelen, asla anlamayacaksın; zaten anlasan da bu neyi değiştirir ki?" (Pandora)
- -sahte tanrılara tapınmanın hüzünlü, acınacak bir görüntüsü olmayın. (Ustanın Dersi)
- "....Bir insanı on yıl önce olduğu yere geri götürmek çok korkunç...." (Ormandaki Canavar)
- Nasıl böyle kötü , böyle acımasız olabilirsin ? Ben ne yaptım ki sana ? Neden rahat bırakmıyorsun beni ? Her şeyi bozacağından korkuyorum, çünkü sen elinin değdiği her şeyi bozarsın ! (Washington Meydanı)
- İnsan inandığı tanrıyı savunmaz: İnsanın tanrısı, kendi içinde bir savunmadır zaten. (Aspern' in Mektupları)
- Hoşnutsuzluğunu iki üç dilde akıcı olarak anlatabilir; işte entelektüellik budur. Ben İngilizce dışında küfredemediğim için, bana tam anlamıyla veryansın ediyor. (Amerikalı)
- “Ruhun ölümsüz bir şey olduğuna hiç inanmıyorum. Yok edilebileceğine inanıyorum. “ (Bir Hanımefendinin Portresi)
- Kitap yazmak, eğer biri büyük bir dâhi değilse - hatta olsa bile - zenginliğe giden son yoldur. (Aspern' in Mektupları)
- İlk belirtilerini gösteren olağanüstü olaylara karşı tavır takınmak için olağanüstü olmam gerekiyordu. (Yürek Burgusu)
- Bazen takip edemeyeceğimiz yollara sapıyoruz. .... ~... (Geçmişin İzi)
- "En iyi şeyi yapmış olmanın verdiği his - sanatçının gerçek hayatı olan ve yokluğunun sanatçının ölümü olduğu hissi; doğanın entelektüel çalgısında gizlediği harika bir müzik parçasını çıkarma ve onu çalınması gerektiği gibi çalma hissi." (Ustanın Dersi)
- "Nasıl da acımasız geçiyor zaman, değil mi? Kendi kendine mi geçiyor; fark edilmeden, ölçülüp biçilmeden? (Tutkun Seyyah)
- Sen öyle benden bir parçasın ki; kendi içinde bulunan ancak benim varlığımın sonucu olan bir şey gibi. (Ormandaki Canavar)
- Newman, düşündüğü gibi, kendini suyun akışına bırakmaya karar vermişti, akıntıya kapılınca çığlık atmayacaktı. (Amerikalı)
- Bir kadının güzelliğini ayrıntılarıyla anlatmaya ya da çürütmeye kalkışmanın temelinde bir kabalık hatta felsefeye ters düşen bir şeyler vardır ve bir erkek sonuçta çeşitli hatların toplamının bütünü oluşturmadığını farkedince tam anlamıyla layığını bulur. (Bir Başyapıtın Öyküsü)
- Onunla birlikteyken her şey çok yolunda ama ondan uzaktayken sanki canlıların dünyasından dışlanmışım gibi hissediyorum kendimi. (Bir Başyapıtın Öyküsü)
- Hiçbir mutluluk coşkusu, içindeki iyi bir insanın aldatılmış olduğu duygusunu gideremeyecekti. (Amerikalı)
- “Demek insan hayran olsa da ihtiyatı elden bırakmamalı.” (Halıdaki Motif)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin