Kitap Künyesi

Yazar: Furuğ Ferruhzad

Çevirmen: Onat Kutlar

Çevirmen: Celal Hosrovşahi

Yayın Evi: Kırmızı Kedi Yayınevi

İSBN: 9786052984741

Sayfa Sayısı: 80

Sonsuz Günbatımı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

1965 yılında yaşamöyküsünü ünlü yönetmen Bertolucci’nin belgesel film yaptığı, şiirleri ve hayatıyla tüm dünyada “biricik” yere sahip adlardan Furuğ Ferruhzad.

Kısacık yaşamına rağmen (1935-1967) modern İran şiirinin en parlak temsilcilerindendir Furuğ.

Sonuncusu “tamamlanmamış” olmakla birlikte beş şiir kitabıyla önce İran’da sonra tüm dünyada ezilen kadınların sesi olmuş bir şair aynı zamanda.

Sonsuz Günbatımı, Furuğ’un tüm okuyanları etkisi altına alan duyarlılığıyla; insanı, doğayı, zamanı, mekânı derin şiir diliyle sorguladığı şiirlerinden ustalıklı bir seçki. Onat Kutlar ve hem Kutlar’ın hem de Furuğ’un yakın dostu Celal Hosrovşahi’nin seçtikleri şiirler ve ustalıklı çevirileri, şairin şiir dünyasını tüm yoğunluğuyla aktarıyor.

Sonsuz Günbatımı hacmen küçük ancak her kelimesi, her dizesiyle zihinlerinizde balyoz etkisi yaratacak bir kitap.

Sonsuz Günbatımı Alıntıları - Sözleri

  • Sönmüş tüm bağlantı ışıkları Artık kimse güneşle tanıştırmayacak beni
  • Götür beni ey yüreğimi okşayan umudum Götür şiirlerin ve coşkuların kentine
  • Ve sonsuza dek sürüyordu gözleri .
  • Ta içimden geliyor yağmak, o büyük buluttan
  • İnanın ne olur bana Diri değilim ben !
  • "Öylesine doluyum ki, tapınıyorlar sesimin üstüne..."
  • Anladım birden yolum yok yolum yok yolum yok Çılgınca sevmekten başka
  • “Aynada görüyordum onu Aynanın kendisi gibiydi tertemiz ve ışıklı Seslendi birden Ve akasya salkımlarının gelini oldum.”:::!!!
  • Ve ne kadar yılan yuvasına benziyor bu yeryüzü.
  • “Birbirimize ihanet ettik senden sonra Ve sildik tüm anıları Kurşun parçaları ve akan kanın damlalarıyla Sokaklar alçı duvarlarından.”:::!!!

Sonsuz Günbatımı İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Uzun bir süre yaşasaydı eminim çok kıymetli eserler yazıp, insanlığa armağan edip yol gösterici olacaktı. Özgür kalmak istemenin sesini her şiirinde kusursuzca işleyen haykıran şair, dönemin baskısını, özgür olmamanın özellikle bir kadın için bunu satırlarında içtenlikle haykırmış. Okunması gereken çok güzel bir şiir kitabı, bolca alıntı yapabilirsiniz o kadar çok altı çizilmesi gereken satırlar var ki. Keyifli okumalar... (FIRAT SUBAŞI)

Sonsuz Günbatımı küçük ancak her kelimesi, her dizesiyle zihinlerimizde etkisini yaratacak bir şiir kitabıdır. Bir şiir kitabının nasıl haykırdığını ilmek ilmek içimize nasıl işlendiğini göreceğimiz bir kitap. Kısacık yaşamına rağmen bize çok güzel şiirler bıraktığı için şanslı olmalıyız. İçinde beğendiğim bir şiiri ile veda edelim “Küpeler yapacağım kulaklarıma iki çift kirazla ve tırnaklarımı yıldız çiçekleriyle süsleyeceğim Bir sokak var, biliyorum,orada hâlâ bana aşık olan çocuklar karmakarışık saçları, ince boyunları ve zayıf ayaklarıyla…” (Mehmet mcmem)

“Ve aşktan benim tüm yaralarım/Aşktan, aşktan, aşktan…”: "Bu bir kitap incelemesi değil, bir mektuptur. Sevgili Füruğ’un anısına kendimce bir saygı duruşudur!" Sevgili Füruğ, Ben senden çok sonra ve belki de senin hep özlemini duyduğun şartlarda doğdum. Senin ülkeni şekillendiren ve benim ülkemi şekillendiren tarih aynı zamandı ama ne yazık ki doğduğun zamandaki liderin Rıza Şah ile onun hayran olduğu Atatürk kıyaslanamazdı. Sen doğduğunda sana “ışık” anlamına gelen adını koydu baban Albay Muhammed. Ama annenin adı pek geçmiyor. Seni ananlar, annenin adından ziyade annenin Turan Veziri Tebar’ın yedi çocuğundan üçüncüsü olması ile ilgileniyor çünkü. Sen kadının adı bile olmadığı bir coğrafyada “kadın” olarak doğdun. Hem de tam bugün… 5 Ocak 1935’te… Baban sana “Füruğ” adını verirken acaba “Adın kaderindir.” söylemini duymuş muydu? İlk gazellerini babandan gizli yazdın. Tıpkı bizler gibi… Ama öğrense babalarımız, neticesi aynı olmazdı. O yüzden yırttın attın hepsini… Biz, senin gibi ilk gençlik çağlarında şiir yazanlar belki bir hayal kırıklığından yırtıp attık onları ya da asla senin gibi yazamayacağımızı anladığımızdan… Lise eğitimini bile tamamlamadan bıraktın. Coğrafyanın suçu muydu terzilik derslerini alman? Ama resim de yaptın değil mi o yıllarda? Çünkü sen susmazdın, susamazdın… Bir yandan gizliden gizliye yazdığın şiirlerinle bir yandan resimlerinle anlattın kendi içindeki o dışarıdan bastırılmış “sen”i… Annen söyledi sana “Sen evlenmeliydin.” Hatta annen önerdi sana senden senelerce önce gelen kuzenin Perviz Şapur’u… Perviz, dönemin İran’ında (güya) aydın bir şahıstı. Entelektüel sayılırdı ve bu evlilik, belki senin için bir tür kurtuluş sayılırdı baskıdan… Böyle düşündün, değil mi? gonderi/98383868 16 yaşındaydın evlendiğinde… Ama belki de senin için en güzel zaman 17 yaşında sevgili biricik oğlun “Kami”yi kucağına aldığın ilk andı. Eminim ki onun, seninki gibi pırıldayan gözlerine bakıp şükrettin Tanrı’na… https://hizliresim.com/jwjxXJ Hayatında ilk defa ait olduğun bir şeyi hissettin çünkü… Merak ediyorum, oğlunun adını sen mi vermiştin, yoksa hep o başkaları mı belirlemişti oğlunun da adını, hayatına hükmetmeye çalışan? Sonra n’oldu Füruğ? Roşenfekr dergisinde ilk şiirin “Günah”ı yayımlayan Nasir, o adam, gonderi/98390867 o çok güvendiğin ve belki de sevdiğin adam, dergisinde senin hakkında olur olmaz hikâyeler yayımlamaya başlayınca ne hissettin diye sormuyorum. Öyle acıdı ki kalbin hayatının tek ışığı oğlun Kami’ye rağmen ölmeyi istedin. gonderi/98391874 Ama senin coğrafyanda senin istediğin şekilde ölmek de yasaktı. Seni farklı türde öldürmeyi tercih ettiler. Parça parça ederek… Önce Perviz terk etti seni, sonra ailen…Üstelik bu kadarla da kalmadılar… İran’ın hükümlerine göre boşanan bir çiftin çocuğunun velayeti babaya verilirdi. Perviz, seni oğlundan “Kami”den kopardı. “Kami” senden alındıktan sonra artık ait olduğun bir yer yoktu… Ne doğduğun topraklar ne dünyanın başka bir yeri… gonderi/98379989 Ama ayakta kalacaktın. Çünkü hep bir umut vardı. Kami bir gün seni anlayacaktı belki… Hatta Perviz insafa gelir diye mektup bile yazdın ona. Babana gönderilmeyecek mektuplar biriktirdin… Hiçbirinden cevap gelmedi. Göndersen de göndermesen de… Perviz’e “Duvar” adlı kitabını bile adadın. Ne oldu Sevgili Füruğ? Yumuşadı mı “duvar”dan kalpleri? gonderi/98374662 Gittiğin Avrupa toprakları derdine deva oldu mu? Yoksa acılarını daha da mı kazıdın içine içine? İbrahim Gülistan o yıllarda çıktı karşına… Hatta birlikte Kara Ev’i https://www.youtube.com/watch?v=XJGABtligKk&t=161s çektiniz. Ve sen… O filmin çektiğin son sahnelerinde bir soru sordun “Üç çirkin şey nedir?” Bir çocuk yüzünde kocaman gülümsemesiyle “Ay, güneş, çiçek, oyun” dedi sana. Ve sen o çocuğu Hüseyin’i kara bağrına taş diye bastın…“Kamyar’ın düşünce ve tasası rahat bırakmıyordu, beni öldürüyordu. Hüseyin geldiğinden beri daha huzurluyum. Aslında bazen onun yüzünde Kamyar’ı görüyorum. Ellerini tutup saçlarını okşarken Hüseyin mi Kamyar mı diye hiç düşünmüyorum. Farkı yok. Hissediyorum ki o oğlumdur.” O Hüseyin var ya şiirlerini Almancaya çevirdi, o çok sevgili annesinin sesini duyurdu dünyaya… O, ailenin dolduruşuna gelip seni görmeyi reddeden Kami mi? Sen üzülme, o seni anladı ve kendince İran sokaklarında senin sesini farklı bir şekilde hatırlatıyor insanlara https://www.youtube.com/watch?v=-ryEDMCsL0U Gelelim sevdiğin son adama… İbrahim Gülistan’a… https://www.youtube.com/watch?v=HpKBlm-mQ2c Sen ona şiir adayacak kadar cesurdun, peki ya o senin kadar cesur olabildi mi Füruğ? Sen öldükten sonra ancak… Oysa tanıdığın tüm erkekler seni çok sevmişti değil mi… Belki önce babanın sevdiğine inandın, sonra Perviz’in… Sonra Nasih Hodayar’ın, Sonra İbrahim Gülistan’ın… gonderi/98394058 Senin ülkenin değişimini anlatan “Persepolis” filminin finalinde söylendiği gibi “Özgürlüğün hep bir bedeli olmuştur.” Bu bedel, bu kadar ağır olmalı mıydı? Susuyorum… gonderi/98639996 Henüz 32 yaşındaydın… O çocuklarla dolu servis karşına çıktığında hiç düşünmeden kırdın direksiyonu… Çünkü çocuklar senin için en kıymetli varlıklardı… Ve sen başını son kez bir “taş”a çarptın. gonderi/98352121 Senden geriye kalan o son anının bir fotoğrafı https://hizliresim.com/0jRQWL ve tüm dünyayı saran sesin oldu. Sen İran’da doğmuş bir kadındın, evet. Ve orada ve burada ve belki de dünyanın her yerinde “kadın” olmak bir suçtu, bir zayıflıktı. En “güzel” (!) acılar kadına çektirilir, yaşanmış her şeyin yükü o “kadın”a yüklenirdi… Ama şairler hep erkekti değil mi? Sen hikâyesi olan bir kadındın. Ama kendini şiir ettin be Kadın… “Şiir benim tanrımdır, işte ben şiiri bu denli seviyorum. Gecem gündüzüm bunu düşünmekle geçiyor, kimsenin söylemediği yeni bir şiir, güzel bir şiir söyleyeyim diye... Kendimle baş başa olmadığım ve şiiri düşünmediğim günüm, anlamsız ve hiç sayılır...” Sen İran’da doğmuş bir kadındın, evet. Ama “kadın” olmanın anlamına en çok sen vardın belki, biliyor musun bunu da? Her şeye rağmen “kadın” olmaktan asla vazgeçmedin, biliyorum. gonderi/98635356 Ben senin bu kitabını senden 100 yıl önce senin topraklarında yaşamış yine senin gibi bir kadın şairin Fatimah Baraghani’nin Rû be rû şiiri eşliğinde okudum. Ve senden neredeyse 100 yıl sonra yaşamış Nurcan Toprak’ın çektiği video eşliğinde… Çünkü bu şarkı ve bu video bana hep seni hatırlattı Sevgili Füruğ… گر به تو افتدم نظر چهره به چهره رو برو شرح دهم غم تو را نکته به نکته مو به مو Ger be to oftadam nazar, çehre be çehre, ru be ru Şarh daham game to ra nokte be nokte mu be mu Olur da çehrene bir bakış atabilirsem ve yüz yüze gelebilirsek, Gönlümde taşıdığım derdini anlatırım sana, tek tek, ince ince… https://www.youtube.com/watch?v=4UINDzh2SXU Olur da bir gün öte zamanlarda yüz yüze gelebilirsek gönlümüzde taşıdığımız dertleri anlatırız birbirimize ince ince… İyi ki doğdun, iyi ki geçtin bu dünyadan. Doğum günün kutlu olsun! “Kadın”ın adını tarihe şiirinle ve en nihayet canınla kazıyan kahramanlardan birisin sen… gonderi/99431115 (Tubistan)

Sonsuz Günbatımı PDF indirme linki var mı?

Furuğ Ferruhzad - Sonsuz Günbatımı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sonsuz Günbatımı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Furuğ Ferruhzad Kimdir?

Füruğ Ferruhzad, (Farsça: فروغ فرخزاد, Forough Farrokhzad) (d. 5 Ocak 1935 - ö. 13 Şubat 1967), İranlı şair, yazar, oyuncu, yönetmen, ressam. İran'ın 20. yy'da yetiştirdiği en önemli kadın şairlerindendir.

Yaşamı

Babası Albay Muhammed Ferruhzad ve annesi Turan Veziri Tebar'ın yedi çocuğundan üçüncüsüydü. Mahalle mektebinde 9. sınıfa kadar devam ettikten sonra kız sanat okuluna gitti. Burada resim, dikiş-nakış ve el sanatları öğrendi. Hicivci şair Füruğ, 16 ya da 17 yaşlarına geldiğinde Perviz Şapur ile evlendi. Eğitimine kocasının yanında Ahvaz'da devam etti. Bir yıl sonra tek çocuğu olan Kāmyār'ı dünyaya getirdi. Evliliğinden iki yıl sonra 1954 yılında Füruğ, eşinden ayrıldı. Mahkeme Kāmyār'ın velayetini babasına verdi.

Füruğ, Tahran'a geri dönüp şiir yazmaya devam etti ve Esir adını verdiği ilk kitabını yayınladı.

1958 yılında İbrahim Gülistan'la tanışır ve dokuz ayını Avrupa'da geçirir. Şair bu dönemde yaşamının esin kaynağı olan şiirlerine devam eder ve hızla iki kitabını daha piyasaya sürer. Bunlardan ilki Duvar ve diğeri de İsyandır.

İranlı cüzzam hastalarını ve onların sorunları ile ilgili olarak Tebriz'de film yapar. 1962 yılında filmi Kara Ev adını verdiği filmiyle dünyanın çeşitli yerlerinde ödüller kazanır. Film çekimi sırasında cüzzamlılar evinde tanıştığı Hüseyin Mansur isimli çocuğu evlat edinir.

1963 yılında Füruğ, Yeniden Doğuş adlı eserini yayınlar. Artık şiirde olgunlaşma dönemidir ve sanatsal düzeyi yüksektir. Bu kitabıyla şair, İran şiirinde derin ve etkileyici değişikliklere yol açmıştır.

13 Şubat 1967 tarihinde öğleden sonra saat 14.30'da stüdyoya gitmek için hızla seyir halindeyken karşısına çıkan okul aracına çarpamamak için direksiyonu kıran Füruğ, aracından fırlayıp, boynunun kırılmasıyla 32 yaşında hayata gözlerini yummuştur.

Modern İran şiirine önemli katkılar sağlayan şairin ölümünden sonra çalışmaları Soğuk Mevsim adı altında bir kitapta toplandı. Michael Hillman, Yalnız Kadın adıyla onun hayatını ve şiirlerini 1987 yılında yayınladı. Şairin şiirleri ve yaşamı hakkında daha pek çok makale ve kitap yayınlandı, hayatı filme çekildi.

Füruğ Ferruhzad şiirlerinde derin bir yalnızlık duygusu dikkat çeker. Bunun yanında, şiirlerinde kadınların sorunlarını da ele almakta, İran toplumunun kadınlara karşı uyguladığı ayrımcılığı eleştirmektedir. Bu fikirleri zaman zaman şiddetli tartışmalara yol açmıştır. İran'da kadınların yaşamlarının daha iyi hak ve koşullara kavuşmasını savunmaktaydı. Dönemindeki Şah'ın despotluğuna da karşı çıkmıştır. Şiirleri kimi zaman İran toplumunca erotikbulunmuştur.

İranlı yönetmen Abbas Kiyarüstemi'nin 1999 yapımı Rüzgar Bizi Sürükleyecek filminin adı, şairin bir dizesinden alıntıdır.

Ödülleri

1962 yılında yaptığı belgeselle İtalya Belgesel Filmler Festivali'nde birincilik.

1963 yılında “Kara Ev” filmiyle, Almanya'daki Oberhausen Film Festivali'nde en iyi film ödülü.

Furuğ Ferruhzad Kitapları - Eserleri

  • Yaralarım Aşktandır
  • Sonsuz Gün Batımında
  • Aşk Şiirleri
  • Yeryüzü Ayetleri
  • Dünya Sevmek İçin Çok Küçük
  • Furuğ-i Ferruhzad
  • İnanalım Soğuk Mevsimin Başlangıcına
  • Kederli İpek
  • Bir Başka Doğuş
  • Gitmekti Benim Payıma Düşen
  • Ses, Ses, Yalnız Ses
  • Hemû Berhem
  • Sonsuz Günbatımı
  • Rüzgâr Bizi Götürecek
  • Önce Ben Öleceğim
  • Bütün Şiirleri
  • Sadece Ses Kalıcıdır
  • Sin: Selected Poems of Forugh Farrokhzad
  • Duvar
  • Furuğ - Dünya Şiir Mitosları 2
  • Ma Baweri Bı Destpekerdışe Mewsime Serdi Biyar
  • Baweriye Binin Em Bi Destpeka Demsala Sar
  • Son Gün

Furuğ Ferruhzad Alıntıları - Sözleri

  • O günlerde çepeçevre dönen kuşlara benziyordum. Karanlık gökyüzü ile çevrilmiş boşlukta kanat açarak yükselmiş, aydınlığın ve ışığın kaynağına doğru uçmak istiyordum. Yolumda yağmurlu ipekler ayağıma dolanıyor, rüzgârların nefesi uçuş seyrimi kesiyor ve bulutların sisi gözlerimi kapatıyordu. Ben kanat çırpıyordum, sürekli kanat çırpıyordum. Yolum uzak bir yoldu. Kanatlarım yorulunca uykunun kucağına dalmak için aşağıya indim. Yorgunluktan uyanık kalma korkusunu unuttum ama uykumda uçuşları düşünüyordum ve şimdi o uykudan uyandım. Yolumda yağmurların, rüzgârların ve bulutların oturup beklemekte olduklarını biliyorum. Ve ben yorgunluktan, acıdan boşalmış kanatlarla ve ümit dolu bir kalple yine de ufkun uzaklarındaki o aydınlık, huzurlu, mutlu ve gerçek özgürlüğün olduğu caddelerde parlayan güneşin hayranı olacağım. (Dünya Sevmek İçin Çok Küçük)
  • Neden gölgemi uzaklaştırıyorsun benden? Soruyorum sana: Acı mıdır yoksa mutluluk mudur karanlık? Zindan mıdır yoksa özgürlük ovası mıdır beden? Nedir gecenin karanlığı? Gece, Kimin kara ruhunun gölgesidir? (Duvar)
  • ben pişman değilim kalbim sanki zamana doğru akmakta hayat kalbimi tekrarlayacak rüzgar göletlerinin üzerinde hindiba sürüyor o beni tekrarlayacak. (Sonsuz Gün Batımında)
  • „ah... budur benim payıma düşen budur benim payıma düşen benim payıma düşen Bir perde asılmasının benden aldığı gökyüzüdür benim payıma düşen, terk edilmiş merdivenlerden inmektir ve ulaşmaktır bir şeylere çürüyüşte ve gurbette benim payıma düşen, anılar bahçesinde hüzünlü gezintidir ve “ellerini seviyorum” diyen sesin hüznünde ölmektir” (Ses, Ses, Yalnız Ses)
  • “Ax, bihêle wenda bibim di dilê te de.” —Ohhh bırak kalbinde kaybolayım.”:::!!! (Hemû Berhem)
  • Benim için mutluluk güzel elbiseler, iyi yaşam ya da güzel yemekler değil, ben ru­hen huzurlu olduğumda mutlu oluyorum ve şiir ruhumu huzurlu kılı­yor. (Sonsuz Gün Batımında)
  • ger min dest bida ser felekê mîna yezdan min ê rakira ji binî vê feleka han ji nû ve yeka din a wisa ava bikira ku kirina mirazê dil bibûya serbest û hêsan Xeyyam (Baweriye Binin Em Bi Destpeka Demsala Sar)
  • su akışının sesi... ve dişi toprak kabuğu üzerine.. yıldız ışığının düşüş sesi ve aşkın yayılma sesi.. Ses, ses, sadece ses kalıcıdır. (Sadece Ses Kalıcıdır)
  • ben yüreğini yitirmiş bu zamandan korkuyorum (Yeryüzü Ayetleri)
  • Şklovski der ki: "Biz birbirimizin yüzüne bakarız ama birbirimizi görmeyiz!" (Ses, Ses, Yalnız Ses)
  • "Titreyen ağlayışım dans ediyor gözyaşlarımla" (Gitmekti Benim Payıma Düşen)
  • güneş ölmüştü güneş ölmüştü ve yarın çocukların belleğinde belirsiz, yitik bir imgeydi... (Rüzgâr Bizi Götürecek)
  • ah! bana düşen budur bana düşen budur bana düşen bir perdenin asılışının benden aldığı gökyüzüdür bana düşen terk edilmiş bir merdivenden inmek ve yalnızlık içinde çürümekte olan bir şeye ulaşmaktır bana düşen hatıralar bahçesinde hüzünle dolaşmaktır (Yeryüzü Ayetleri)
  • "kalbim, kalbinle birlikte okudu aşk masalını" (Rüzgâr Bizi Götürecek)
  • Düşünüyorum ama biliyorum ki hiç gücüm yok bu kafesten kurtulmaya, gardiyan razı olsa da takatim yok kanatlanıp uçmaya. (Yeryüzü Ayetleri)
  • hemî hebûna min ayeteke tarî ye ku di ber xwe de te dubare dike dê te bibe berbanga bişkivîn û şînbûnên ebedî di vê ayetê de min kir axîn ji te re, kir axîn di vê ayetê de min tu li dar û av û agir lûl kirî (Baweriye Binin Em Bi Destpeka Demsala Sar)
  • hemû hebûna min ayeteke tarî ye.. (Hemû Berhem)
  • Gece kara bir toz gibi ağaçları üzerine çökmüştü. Sert bir rüzgar esiyor ve kuru sarı yaprakları caddede bir o yana, bir bu yana sürüklüyordu. O donmuş parmak uçlarıyla pencerenin buharla kaplı camını sildi. Şehrin ışıkları uzaktan göz kırpıyor ve her an daha da soluklaşıyordu. Uzun ağaçların dallarında sanki bir yalvarış vardı, gökyüzüne uzanmış ve yukarıda bir yerde, bulutların arasında bir şeyler arıyordu. (Son Gün)
  • Ses,ses, sadece ses, su akışının sesi ve dişi toprak kabuğu üzerine yıldız ışığının düşüş sesi ve aşkın yayılma sesi Ses, ses, sadece ses kalıcıdır. (Sadece Ses Kalıcıdır)
  • seni gördüm bir gece rüyamda, sarhoşum ah… yoksa rüyalarda mı göreceğim artık seni (Kederli İpek)