Kitap Künyesi
Yazar: Max Frisch
Çevirmen: Ogün Duman
Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları
İSBN: 9789750850332
Sayfa Sayısı: 112
--reklam--
Sorular-Sorular-Sorular Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Max Frisch'in yeni bir yazınsal tür olarak önerdiği ve literatüre sağladığı katkıyla, "soruşturma" adı altında kaleme aldığı Sorular, Sorular, Sorular; insan soyunun korunması, evlilik, kadınlar, umut, mizah, para, dostluk, babalık, anayurt, mülkiyet, ölüm, ahlak, alkol, teknoloji temalarında zihin açıcı, kişinin kendini sorgulamasına kapı aralayan, ikili konuşmalarda ve toplumsal tartışmalarda ortak zemin oluşturan varoluşsal meselelere dair 351 soruluk, aydınlatıcı ve eğlenceli bir dizi "anket/sınav".
Aslen Günlükler 1966-1971 içinde yer alan ve Almancada tek kitap halinde ayrı basımı ilk kez 1987 sonunda yapılan Sorular, Sorular, Sorular'ın, yazarın ölümünden sonra ortaya çıkan, ahlak, alkol, teknoloji temalı üç soruşturmanın da eklenmesiyle Kasım 2019'da yayımlanan bu genişletilmiş baskısında, Max Frisch'in bütün soruşturmaları ilk kez eksiksiz bir derlemede bir araya getirilmiş oluyor.
Max Frisch, insan varoluşunun temel meseleleri üstüne kurguladığı on dört soruşturmada düşünme edimini soru sorma eylemiyle kışkırtıyor: İçtenlikle yanıtlamak, kendi karşı-sorularını oluşturmak, esinlenmek serbest.
Dostoyevski 19. yüzyıl için ne idiyse, Max Frisch de 20. yüzyıl için odur: Zamanın anlaşılmaz hayat bilgisi ve karar alma çilesini, anlaşılabilir biçimlere ve süreçlere büründürmüş kişi. Hartmut von Hentig
--reklam--
Sorular-Sorular-Sorular Alıntıları - Sözleri
- Birini seviyorsanız: Neden hayatta kalan taraf olmak istemeyip diğerine keder bırakmayı tercih edersiniz?
- Ahlakın polise gereksinimi var mıdır, yoksa polisin mi ahlaka gereksinimi vardır?
- Hangi buluşu yapmış olmayı istemezdiniz?
- Hangi umudunuzdan vazgeçtiniz?
- Eğittiğimiz insan zihninin, temelde türün kendi kendini yok etmesi üzerine tesis edildiğine akıl erdirebilir misiniz!?...
- Kadınları neden anlamamak zorundayız?
- Sadece var olan toplumu onaylamakla kalmayıp bunu sorgulayanlara göz yaşartıcı gazla karşılık verdiğinizi varsayalım: Büyük bir ütopyası olmaksızın insanın kaçınılmaz olarak ahmaklaşacağından korkmuyor musunuz, yoksa tam da bu yüzden mi kendinizi post-modern biçimde rahat hissediyorsunuz?
- Eşinizin yerinde olmak ister miydiniz?
- Umut olmadan düşünebilir misiniz?...
- Ölmeyi mi tercih edersiniz yoksa bir süre daha sağlıklı bir hayvan olarak yaşamayı mı? Hangi hayvan olarak?
--reklam--
Sorular-Sorular-Sorular İncelemesi - Şahsi Yorumlar
özeleştiriniz sizi ikna ediyor mu?: Soru sormak, edebî bir ifade tarzı olmasına rağmen sessizce bir köşeye itilmiştir. Bu, savunma ağırlıklı cevaplara çok istekli olmamızın ve doğru soruları sormak konusunda aynı cesarete sahip olmadığımızın da bir göstergesi. Kitapta ‘Soruşturmalar’ başlığı altında sunulan 14 soruşturmada Frisch, oyunbaz bir yöntemle okuru kışkırtmaktadır. Yüzlerce yıldır toplum tarafından onaylanmış şeyleri acımasızca dile getirmekte ve düşündürmekte. Okurların kendi başına sessiz okumalarının peşi sıra daha geniş toplumsal tartışmalara doğru evrilen kapılar açmaktadır cevapsız bu sorular. “Soruşturmanın içerdiği açık uçlu sorular, insan varoluşunun önemli, büyük meseleleri hakkında olmakla birlikte hep hassas noktayı hedef alır: Kişiyi kendini sorgulamaya ve gündelik hayatın getirdiklerinden bir adım ger çekilmeye zorlar.” Diyerek savunuyor kendini kitap. Bu soruların esasen ne oranda yanıtlanabilir olduğu konusunda fikir yürütmek zor. Bilindiği kadarıyla Frisch’in kendisi de böyle bir işe kalkışmamış. Kendisiyle yapılan bir söyleşide kendi sorularına maruz bırakıldığında şöyle yanıt vermiş:” Atıfta bulunduğunuz bu sorular kuşkusuz art niyetli, bunlara ben de yanıt veremem ve bunların yanıtları için kendimi zorlamak istemem. Amacım sadece ilgili konulara dikkat çekmekti.” Sadece sorulardan oluşan bu kitapta nelere mi dikkat çekiliyor, işte bir kaç örnek: 1. Evlilik kurumunu kendiliğinden keşfedebilir miydiniz? 2. Eşinizin yerinde olmak ister miydiniz? 3. Hangi umudunuzdan vazgeçtiniz? 4. Birinin tedavisi olmayan bir hastalığı olduğunu öğrendiğinizde, söz konusu kişiye, kandırmaca olduğunu bile bile umut aşılar mısınız? 5. Yalnızken de mizah duygusuna sahip misiniz? 6. Yoksullardan korkuyor musunuz? 7. Kendinizle dost musunuz? 8. Çitle çevrili alanları sever misiniz? 9. Armağan vermekten neden hoşlanırsınız? 10. Teknoloji ne zaman ( cihazların asli amacı olan) insan varoluşunu kolaylaştırmamaya, aksine üzerimizde insan-dışı bir hakimiyet kurmaya ve boyun eğdiği doğayı bizden çalmaya başladı? Sorular, Sorular , Sorular; insan soyunun korunması, evlilik, kadınlar, umut, mizah, para, dostluk, babalık, anayurt, mülkiyet, ölüm, ahlak, alkol ve teknoloji temalarında zihin açıcı 351 soruluk aydınlatıcı ve eğlenceli bir anket/sınav. Okuyun, belki de kendi cevaplarınızdan mutmain olursunuz. Bize göre fazla Batılı gelebilir. Toplum olarak soru sormamaya daha yatkın olsak da bir yerlerden başlamamız gerekmez mi? kitap/kitap--290715 (Özlem Özmen)
Bir saatte okuyup bitirebileceğiniz, sizi kendiniz hakkında düşünmeye yönlendiren, içinde 351 soru bulunan ufuk açan bir kitap. İnsanın kendi hakkında düşünmek istemediği veya kendine soramadığı, cevaplarından kaçtığı kişisel ve toplumsal konulara nokta atışı sorular sayesinde değinilmiş. Kendi içinize doğru sizi güzel bir yolculuğa çıkarıyor. Keyifli okumalar.. (Meltem)
Baştan sona sorulardan oluşan garip bir metin. Kurgu dışı metinler için farklı bir deneme olmuş. Başarılı bulduğumu söyleyebilirim. Art arda sorulan sorular insanı o soruşturma hakkında düşünmeye itiyor. Max Frisch ufuk açmak istemiş ve bunu günlükler isimli eserinde bulunan bu soruşturmalarıyla başarmış. Çok kolay okunan ve bir anket gibi keyif veren bir okuma oldu. Böyle kitapları okumaktan her zaman mutlu olmuşumdur. 2019'da eklemelerle yapılan bu baskıda ise yazarın sonradan ortaya çıkarılan üç soruşturması daha var. Konuları, ahlak, alkol ve teknoloji. Tavsiye ediyorum. Yazarın ünlü kitaplarından önce de sonra da okunabilir. (Burak Kuşcu)
--reklam--
Sorular-Sorular-Sorular PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Max Frisch - Sorular-Sorular-Sorular kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sorular-Sorular-Sorular PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Max Frisch Kimdir?
15 Mayıs 1911'de Zürih'te doğan Max Frisch, on altı yaşında yazmaya başladı. Alman dili üzerine eğitim görürken, yirmi iki yaşında babasının ölmesiyle gazetecilik hayatına atıldı. Böylece Doğu Avrupa'ya ilk araştırma gezilerini yaptı. Yirmi beş yaşındayken, Zürih Yüksek Teknik Okulu'na girdi ve 1941'de mimarlık diplomasını aldı. İkinci Dünya Savaşı sırasında İsviçre ordusunda görev yapan Frisch'in 1934'ten itibaren pek çok romanı ve tiyatro oyunu yayınlandı. Yazar 1958'de Almanya'nın en önemli edebiyat ödülü olan Georg Büchner ödülünü, 1976'da da Alman kitapçıların verdiği Barış Ödülü'nü aldı. Yapıtlarının tümünde çağının genel toplumsal bunalımlarını ve geleneklere dayalı düzene karşı uyanan kuşkuyu dile getiren Frisch, bugün çağdaş İsviçre edebiyatını dünya edebiyatında temsil eden en büyük isimlerden biridir. 1991'de hayatını kaybetmiş olan Max Frisch'in başlıca yapıtları şunlardır: Homo Faber, Stiller, Locarno'u Eczacının Düşü, Biyografi, Mavi Sakal, Adım Gantenbein Olsun.
--reklam--
Max Frisch Kitapları - Eserleri
- Sessizliğin Yanıtı
- Homo Faber
- Mavi Sakal
- Stiller
- Kont Öderland
- Montauk
- Andorra
- Sorular-Sorular-Sorular
- İnsan Nedir ki
- Günlükler 1946-1949
- Don Juan ya da Geometri Aşkı
- Bidermann Und Die Brandstifter
- Locarnolu Eczacının Düşü
- Biyografi
- Günlükler 1966-1971
- Günce
- Adım Gantenbein Olsun
- Tirbüşon
- 2 Oyun Kont Öderland - Santa Cruz
- Sorular Sorular Sorular
- Cezaevi Günleri
--reklam--
Max Frisch Alıntıları - Sözleri
- Eğittiğimiz insan zihninin, temelde türün kendi kendini yok etmesi üzerine tesis edildiğine akıl erdirebilir misiniz!?... (Sorular-Sorular-Sorular)
- "Sevgili ölüm, henüz yaşamadım." (Sessizliğin Yanıtı)
- ve her şey yerle bir oluveriyor. (İnsan Nedir ki)
- Dur! dedi: Sen orada durunca Venüs daha güzel görünüyor... (Homo Faber)
- Niye mutlu bir düş? (Locarnolu Eczacının Düşü)
- Birileri parayı getiriyor, diğerleri alıp götürüyor. Her gün böyle. Örneğin birileri paraya ihtiyaçları olduğu için çalışıyor, diğerleriyse onların yerine para çalıştığı için kazanıyor. (Kont Öderland)
- Sevişmeyle geçen gecelere yazık. (Locarnolu Eczacının Düşü)
- "Dünyadaki silah birikimini kalemimizle yok edemeyiz, ama iki tarafça da savaş yöntemi olarak kullanılan boş laf yığnlarını allak bullak edebiliriz. (Günce)
- Benim arkadaşa ihtiyacım yok. Kendi kendime düşünürüm. (Mavi Sakal)
- Neden sizin gözünüzde hak sahibi degilim? Siz hakikatten güçlümüsünüz? (Andorra)
- Herkes, er ya da geç kendi hayatı sandığı bir hikaye yaratır. (Adım Gantenbein Olsun)
- Kıskançlık: Başkasıyla kıyaslanmaktan korku. (Günlükler 1946-1949)
- Duvardaki çatlak gibi bir şey bu. Çatlağı görmemek için duvarı kâğıtla kaplayabilir insan. Oysa çatlak kalır. (Kont Öderland)
- Ulaşılmaz bir uçurumda çürüyen bir döşek (İnsan Nedir ki)
- ...aslında unuttum yani istemediğim zaman hiç hatırlamam. (Homo Faber)
- sevilmeye değer demek istiyorum (Homo Faber)
- "Yalan söylemek, yalancılığın aksine gücümüzü tüketir: yalan bir edimdir, şeytani bir edim. Yalan söylemek başka bir bilinci bilinçli olarak gizlemektir, irade gerektirir ve tehlikeli bir girişimdir her zaman; oysa yalancılık sözcük olarak aynı şeyi ifade etse de merttir, ahlaklıdır, huzurludur. Bu nedenle yalancının söylediğini çürütmek mümkün olmaz asla, tıpkı bir tapınağa saygısızlık edildiğinde olduğu gibi öfkelenir insan sadece; onun tapınağı, ona en iyi gelen şeyin , gerçeğin , kendi gerçeğinin değil , asıl gerçeğin sonsuz, değiştirilemez, dokunulmaz, kutsal ve mutlak olduğuna duyduğu güven ve umuttur. (Günlükler 1966-1971)
- Senin bana özgürlük tanıman gerekmez, gereksinim duyarsam kendi özgürlüğümü kendim alırım. (Stiller)
- "Beni duyuyormusun? Ben diyorumki: sen korkak değilsin. Eğer diğer Andorralılar gibi olmak istersen, işte o zaman korkaksın..." (Andorra)
- İnsanın öz-özlüyündə bütöv olmaması dəhşətli bir şeydi! Və onun bütövləşmək arzusu nə qədər güclüdürsə, onu başqa cinsə nökərçiliyə vermiş taleyin lənəti də o qədər güclü olur. (Don Juan ya da Geometri Aşkı)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin