Kitap Künyesi

Yazar: İsmet Özel

Yayın Evi: Tiyo Yayınları

İSBN: 9786058615199

Sayfa Sayısı: 416

--reklam--

Sorulunca Söylenen Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

İsmet Özelin son on dört senede neşredilmemiş kitabı SORULUNCA SÖYLENENin yeni baskısı yapıldı. Kitap, 1977 ila 1999 yılları arasında İsmet Özel ile yapılmış mülakatları ihtiva ediyor. Kitabın arka kapağında şu satırlar yazmakta:

"Soruyorsunuz: İslâm düşüncesi bir kalkınma ideolojisi olabilir mi? Soruyorsunuz: İslâm düşüncesi anti-emperyalist bir mücadele programında temel unsur haline gelebilir mi? Soruyorsunuz: İslâm düşüncesi komünizme karşı bir silah olarak kullanılabilir mi?

Bunların hepsi yirminci yüzyılda yapılmıştır ve yapılmaktadır. Ama bütün bu olup bitenin, devam etmekte olanların kelime-i tevhid ile müsbet mânâda bir ilgisi olduğunu sanmıyorum. İslâmı bir araç olarak görmek, İslâmdan daha üstün hedeflerin bulunduğunu kabul etmek anlamına gelir. Eğer İslâmdan, yani Allaha teslimiyetten daha üstün değerler varsa Müslüman olmaya ne gerek var."

--reklam--

Sorulunca Söylenen Alıntıları - Sözleri

  • “Nedendir boyaların çoğalıp renklerin azalması. Gölge düşürmesi aşka, beyaz zambaklara”
  • Benim sloganım ne biliyor musunuz ? " Kendini dışarı attırma , kendini içeri tıktırma.Girebilirsen gir, çıkabilirsen çık ama kendin yap ! " #IsmetOzel
  • "Eve dön! Şarkıya dön! Kalbine dön!
  • Doğrunun yarısı, yanlışın tamamıdır.
  • İslâm benim için bir şifadır. Yaralı olmayan veya yarasını tanımayan bu şifadan nasibini alamaz.
  • İnsan olan her varlık belli tecrübelerden sonra sahici dayanağın ne olduğunu kendiliğinden bilir.
  • Sistemin bizi mecbur ettiği şeyleri reddettiğimiz yerde bakıyoruz ki bunu kabul edenler tarafından bir kayıp olarak değerlendiriliyoruz.
  • Derin ve ince düşünceler, derin mahrumiyetlerin, karmaşık sosyal yapıların belalarını savabilmek çabasının uzantısıdır.
  • Bizi gelişmeye itmeyen ama zaten bulunduğumuz zihnî seviyeyi okşayan kitaplar, bizi köleleştirmek için yazılmıştır.
  • Özetle gerçekçi olmak dayatılan gerçeği kabullenerek yeni şartlardan yararlanma yoluna girmekle değil, gerçeği eleştirerek yeni bir gerçeklik yolunu açma çabasını göze almakla mümkün.
  • Hakikat, araladıkça fark edebileceğimiz, eştikçe görebileceğimiz, kendi çabamız olmaksızın bir türlü belirginleşmeyen, bizi de içine alan bir durumdur.
  • “Nedendir boyaların çoğalıp renklerin azalması. Gölge düşürmesi aşka, beyaz zambaklara”
  • Eğer kitaplar bizi geliştirmiyorsa, gerek zihnimizi işlek kılmak, işlek tutmak bakımından bize faydalı olmuyorsa, gerekse bilgi alanında ulaşılmaya değer noktalar bulunduğunu bize göstermiyorsa onlara gerçek kitap demek bile doğru olmaz
  • Erkeklerin kadınlara ne kadar muhtaç olduğunu kadınların anlamasını bekliyorum. Kadınlar bunu anladıklarında istismar ediyorlar.

--reklam--

Sorulunca Söylenen İncelemesi - Şahsi Yorumlar

"Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar. .. Acaba kim bilen doğrusunu? " Ne sorulardı ama ve ne cevaplardı.. Soru-cevap şeklinde sürüp giden, gerek edebiyattan, gerek şiirden ve İsmet Özel'in şiirlerinden, gerek kadından, gerek politikadan, gerek günlük hayatımızda yaşanabilen toplum temalı birçok konudan oluşan ve bu konulara birçok açıdan açıklık getiren, 1977-1999 yılları arasını kapsayan, söyleşilerden oluşan bir kitap. Birçok konu açısından, acaba İsmet Özel tüm bu sorulara sıcağı sıcağına cevaplar verseydi, o zaman da sorulara verdiği cevaplar aynı olur muydu? diye düşünmedim değil. Kitapta özellikle dikkatimi çeken, okurken çok keyif aldığım bölümler oldu. Misal, kadınlarla ilgili yapılan konuşmalarda, yeri geldi İsmet Özel'i terleten sorular soruldu, yeri geldi soruyu soran kişi güçlük yaşadı :) Bir bölümde de lise öğrencileriyle yaptığı röportaj çok hoşuma gitti. Bu kadar önemseyip sorulara ciddi bir şekilde cevap verişi beni ziyadesiyle mesrur etti. Ve dikkatimi çeken bir bölüm daha.. Bir Yahudi ile Of Not Being A Jaw şiiri üzerine yaptığı konuşması çok tuhaf olmakla birlikte ayrı bir keyif verdi. Birçok yerde beklemediği sorular karşısında vereceği cevaplarda zorluk yaşayan, terleyen bir İsmet Özel görmek çok güzeldi. Okuyanlara bilgi açısından çok fayda sağlayacağı kanaatindeyim. İsmet Özel'i daha yakından tanımak isteyenler için paha biçilemez bir eser. Benim için ziyadesiyle doyurucu bir kitap oldu, çok faydalı buldum. Okumanızı tavsiye ederim. Kitapla kalın.. (Verâ ⠀)

Takdime ait : BEN Ben yanlışları kaldıracak kadar çoğul değilim. Başka şairin duymayacağı bir hata beni yıkabilir. Ben yanlış yapamayacak kadar bir durumdayım.. Adım çıkmış bir kere çıktığı gibi. Değiştiremem onu. yazar/ozdemir-asaf / kitap/ozdemir-asafca--28420 (zaimoğlu mehmet)

sor gücün sormaya yetiyorsa var mıymış gönlümü bin parçaya böldüğünün bir sebebi o yürek burkucu gençlik döngülerinde beni çark ettirişi ses çürütüp bağrımda böğrümden karaltı söktürüşü niyeymiş boynumun tan yerine amade kılındığı silkinişler türk ilinde fütur eylemeksizin la belle dame sans merci sancak açsın diye mi Savaş Bitti - İsmet Özel Öyle sorular var ki, cidden muhatabı soru sorarken gücünü zorlamış. Soru-Cevap şeklinde Şiire, şiirine, kitaplarına, İsmet Özel'in politikasına, edebiyata, biraz özel hayatına, kadına, topluma... dair genellikle soru cevap bazen sohbet havasında geçiyor kitap. 1977-1999 arasında yapılan söyleşileri kapsıyor. İhtidâ etmeden önceki döneminde de bu tür söyleşiler olsaydı diye düşünüyordum. Daha güzel olurdu.. Waldo Sen Neden Burada Değilsin ile masalını yıktıktan sonraki dönemde verdiği cevapların daha farklı olduğunu hissettim. (Burada farktan kasıt cevap değişikliği olarak anlaşılmasın, daha kalın bir duruş manasını kast ediyorum) Bunun dışında kapak fotoğrafında bir boğayı savuşturan matador resmi dikkatimi çekti. Acaba boğanın boynuzları İsmet ağabeye gelen sorulara mı işaret ediyor? :) Bir Yahudi ile Of not being a Jew şiiri üzerine konuşması da çok ilginç. Bir Lise talebesi ile söyleşi gerçekleştirmesi enfes ve hoş bir hareket. Çok samimi buldum. Kadın muhatapları baya zorladı İsmet abiyi onları okurken çok eğlendim diyebilirim. Bu kitabı okumadan önce 2000'e kadar çıkmış tüm kitaplarını okuduğum için şunu diyebilirim ki İsmet Özel'i biraz daha tanıdım. Waldo'da otobiyografisini yazsa da soru cevapta daha hazırlıksız olduğu için daha iyi tanıma fırsatı doğuyor. Kitapları üzerine söyleşileri de var, çok faydalı buldum. Kafanızdaki bir çok soruya cevap bulacağınız eser. (Oldi)

--reklam--

Sorulunca Söylenen PDF indirme linki var mı?

--reklam--

İsmet Özel - Sorulunca Söylenen kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sorulunca Söylenen PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı İsmet Özel Kimdir?

1944 yılında Söke 'li bir polis memurunun altıncı çocuğu olarak Kayseri'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kastamonu, Çankırı ve Ankara'da yaptı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde bir süre okuduktan sonra Hacettepe Üniversitesi'ne geçerek Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi (1977). Ataol Behramoğlu ile birlikte Halkın Dostları dergisini çıkardı. Devlet Konservatuarı'nda Fransızca okutmanı olarak çalıştı. İstiklal Marşı Derneği kurucusudur. Evlidir. Dört çocuğu vardır.

--reklam--

İsmet Özel Kitapları - Eserleri

  • Tavşanın Randevusu
  • Waldo Sen Neden Burada Değilsin?
  • Bir Yusuf Masalı
  • Henry Sen Neden Buradasın 1
  • İrtica Elden Gidiyor
  • Henry Sen Neden Buradasın 2
  • Surat Asmak Hakkımız
  • Tahrir Vazifeleri
  • Toparlanın Gitmiyoruz 1
  • Erbain
  • Taşları Yemek Yasak
  • Bakanlar Ve Görenler
  • Üç Mesele
  • Kırk Hadis
  • Şiir Okuma Kılavuzu
  • Zor Zamanda Konuşmak
  • İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir
  • Neyi Kaybettiğini Hatırla
  • Kalın Türk
  • Of Not Being A Jew
  • Faydasız Randevu
  • Çatlıycak Kadar Aşki
  • Ve'l-Asr
  • Sorulunca Söylenen
  • Desem Öldürürler Demesem Öldüm
  • Küfrün İhsanı Olmaz
  • Cuma Mektupları 1
  • Faydasız Yazılar
  • Tehdit Değil Teklif
  • Cuma Mektupları 2
  • Cuma Mektupları 3
  • Cuma Mektupları 4
  • Cuma Mektupları 5
  • Cuma Mektupları 6
  • Cuma Mektupları 7
  • Cuma Mektupları 8
  • Cuma Mektupları 9
  • Evet İsyan
  • Cinayetler Kitabı
  • Geceleyin Bir Koşu
  • Şiir Resitali
  • Celladıma Gülümserken Çektirdiğim Son Resmin Arkasındaki Satırlar
  • Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 2
  • Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 1
  • Bilinç Bile İlginç
  • Allah'ın Emri Zaid / Plus Peygamberin Kavli
  • Bileşenleriyle Basit
  • Siper Beden
  • Karz-ı Hasen
  • Neredeyizim
  • Başbaş Başbaşa Başabaş
  • Evet Mi, Hayır Mı?
  • Muvazzaf
  • Toparlanın Gitmiyoruz 2
  • Toparlanın Gitmiyoruz 3
  • Ebruli Külah
  • Evlenseydik Boşanacaktık
  • Türk Olamadıysan Oldun Amerikalı
  • Hayatın Manası Versus Manalı Bir Hayat
  • Çenebazlık
  • Dil ile İkrar
  • Tok Kurda Puslu Hava
  • Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar
  • Şiir Kitabı
  • Başını Örten Kızlar Felsefe Bilmelidir
  • Tahrir Vazifeleri 2
  • Tahrir Vazifeleri 4
  • Tahrir Vazifeleri 3
  • Tahrir Vazifeleri 5
  • Tahrir Vazifeleri 6
  • Tahrir Vazifeleri 7
  • Tahrir Vazifeleri 8
  • Tahrir Vazifeleri 9
  • Tahrir Vazifeleri 10
  • Cuma mektupları 10
  • Tahrir Vazifeleri 11
  • Tahrir Vazifeleri 12
  • Türküm Doğruyum İntikamım Ülkemdir
  • Bir Vefa Daha
  • Pergelin Yazmaz Sivri Ucu
  • İslamla Damgalanmış Varoluş
  • Tekne Kazıntısı

--reklam--

İsmet Özel Alıntıları - Sözleri

  • Biz Türkiye'de yaşayan insanlar olarak öyle yalan yanlış seylere inandırılmış, öyle kabul edilemez şeyleri kabul etmişiz ki, insanlara kendileri hakkında ya da birlikte yaşadıkları insanlar hakkında ne söylersen söyle söylediğin şeyler asla mantıklı gelmez. (Çenebazlık)
  • Türkiye, bir imparatorluk ihdas etme üstünlüğü gösterdiğimiz için değil, dar-ül İslam olması, dar-ül İslam vasfı kazanması sebebiyle vatanımızdı. (Cuma Mektupları 6)
  • ölümle ölüme yaraşan bağı nasıl kurabiliriz? (Tahrir Vazifeleri 3)
  • Taarruz bombalarının tahrip gücü kadar gürültüsü de önemlidir. Çünkü düşman yalnızca öldürülerek veya mevzileri yıkılarak püskürtülmez, aynı zamanda düşmanı, başına büyük bir felâket geleceğine inandırmak da gereklidir. Bu yüzden toplumda hâkimiyet tesis etmeye yönelmiş her hareketin, yürürlüğe koyduğu işler kadar kopardığı gürültü de önemlidir. Nitekim son birkaç yılda Müslümanlara karşı haçlı ve Siyonist seferberlik düzenlemiş odakların kopardıkları gürültü bir hesap sonucudur. Diyelim ki, tesettüre uyan öğrencileri üniversiteye almayacaklar. Bunu idarî tedbirlerle sessiz sedasız uygulamaya koyabilecekleri halde, bu konuda bir kamuoyu husule getirmek üzere, basın organlarının büyük bir şamata çıkarması istenmiştir. Bir gürültü koparan siyasî hareket, taarruza geçmeye hazırlanmış ve belki de taarruzu fiilen başlatmış demektir. Taarruza geçen kuvvet, büyük ve geniş taleplerle insanların önüne çıkar. Onun düsturu şudur: Çok çok istemeliyim ki, az az versinler. Bu tutumun beynelmilel arenada en iyi uygulayıcısı İsrail olmuştur. İsrail, henüz üzerinde devlet olmaya çalıştığı toprakların kendi hakkı olup olmadığı tartışma konusu iken, daha geniş topraklara ihtiyacı olduğunu dile getirmiştir. Yani her zaman çok çok istemiş ve alabildiği az miktarı yanına kâr bilmiştir. Böylece ilk yerleştiği toprakları tartışma konusu olmaktan çıkarılmış ve işgal ettiği topraklar görüşmelere esas alınır olmuştur. Türkiye'deki İslâm düşmanları çok çok neyi istiyorlar ve az az neye razı olacaklar? Onların çok çok istedikleri, Müslümanların Türkiye'de hiçbir sosyal varlık gösterememeleridir. Yani tek parti, tek şef döneminde olduğu gibi, Müslümanlar kendi memleketlerinde sürgün muamelesi görmelidirler. Ticarî hayatta geri plana itilmeli, iyi eğitim veren mekteplere sokulmamalı ve bürokraside yükselme sınırları pek düşük tutulmalıdır. Bu en geniş taleplerin tam tamına gerçekleşmeyeceğini bildiklerinden, kopardıkları gürültüyle bir tek siyasî sonuca razıdırlar. O da, Müslümanların bağımsız bir siyasî alternatif olarak ortaya çıkmamaları ve gözleri yılarak kimliği Müslüman olmayan siyasî organizasyonların şemsiyesi altında olmayı nimet bilmeleridir. (İrtica Elden Gidiyor)
  • İnsanın gereğinden çok şeyi fark ediyor olması, esas olan şeyi fark etmekten mahrum kalması anlamına da gelebilir. (Kırk Hadis)
  • İnsanlar artık aya , güneşe Lât ve Menât putuna tapmıyorlar ama devlet adamlarına , piyasaya , makinalara, teşkilatlara, teorilere tapıyorlar. Yeni putları mukaddes kılabilmek için kitaplı dinleri terkediyorlar. Bu tarz putperestliğin Doğu'da ve Batı'da birbirinden farkı yok. (Üç Mesele)
  • Bugün yaşama biçimi olarak dünya çapında yaygın bir batılılaşma var. Mutfaklar yemek hazırlama laboratuvarı, televizyonlu yaşama alanları bir kamu toplantısının dinlenme anı gibi, yatak odalarımıza değil koğuşlara gidiyoruz. Çalışma ve eğitim hayatımız mekanik ölçüleri hiçbir zaman aşamıyor. (Bakanlar Ve Görenler)
  • Daha doğrusu bir ordu ilgili olduğu toplumun bir ürünü olduğu oranda gerçektir. Ordunun gerçekliğinin gösterilebilir iki dayanağı var: Bir toplum kendi savaş gücünü ne oranda yeniden üretebiliyor? Bir toplum kendi değerlerine ne oranda sahip çıkıyor? Savaş gücünü yeniden üretebilmenin toplumun sermaye gücüyle olduğu kadar nitelikli insan potansiyeliyle doğrudan ilgisi var. ABD Pearl Harbour baskınında bombalanan gemilerini bir yıl içinde yeniden inşa etti. Bunun için malî güce elbet sahipti, ama yeniden üretim için gerekli uzmanlığı da ithal etmek zorunda değildi. Bir toplumun kendi değerlerine sahip çıkmasının iki parlak örneği Almanya ve Japonya'dır. Her iki dünya savaşından yenik çıkmış Almanya'nın ve son savaştan sonra ordusuzluğa mahkûm edilmiş Japonya'nın bugün beymelmilel sahada hâlâ belli bir belirleyici güç sahibi olmalarının her iki toplumun da kendi değerlerinden vazgeçmeyişlerinden başka bir açıklaması yoktur. (Cuma Mektupları 3)
  • Neyi öğrenmek istiyorsak zihnimizi onu öğrenmeye müsait duruma getirmek zorundayız. Bazı şeyleri bütün çabalarımıza rağmen bir türlü öğrenemiyorsak, bunun sebebini zihnimizin düştüğü elverişsiz durumdan başka bir şeye bağlamayalım. Âmiyâne bir ifadeye başvurarak şöyle diyebiliriz: Ancak işimize gelen şeyler aklımıza yatar veya aklımız ancak işimize gelen şeylere yatar. Dünyaya isteklerimiz doğrultusunda bakarız. Zihnimizin dış dünyayla ilişkisinde bütün mesele "irade" (istem) meselesinden ibaret değildir. Bir de zihin kilitleri meselesi var. Nelerin işimize geldiğini tanımamız açısından bazı bölgelerde zihnimiz kilitlenmiştir. Bazen menfaatimizi zihnimizin kilitleri sayesinde koruyabiliriz. Bazen de zihnimizdeki kilitleri kırmak menfaatimizi korumanın kaçınılmaz gerek-sartı olur. Zihnimizdeki kilitlerin hangilerinden güç almanın vakti ne zamandır? Hangi zihin kilitlerimizi ve ne vakit kırmalıyız? (Henry Sen Neden Buradasın 1)
  • İslâm’a yerküre üzerinde hangi varoluş tarzı yakışıyorsa Türkler o tarzı tecessüm ettirmekle bir kavim karakteri edinmişlerdir. Türk’ü İslâm’dan, İslâm’ı Türk’ten ayırın geriye ne Türk kalır, ne İslâm. Amerikalıyı paradan, parayı Amerikalıdan ayırın geriye ne Amerikalı kalır, ne para. (Pergelin Yazmaz Sivri Ucu)
  • gitti deriz ölenler için yalnız yaşayanların işidir yola çıkmak, yolu kat etmek. (Bir Yusuf Masalı)
  • İnsanlar içlerinde yaşattıkları bir mükemmelliğin özlemini duyarak hep varolan şartları beğenmediler. (Bileşenleriyle Basit)
  • tam düşecekken tutunduğum tuğlayı kendime rabb bellemeyeceğim razı değilim beni tanımayan tarihe beni sinesine sarmayan tabiattan rıza dilenmeyeceğim. (İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir)
  • Çin, Mı­sır, Aztek, Yunan, Roma ve İslam medeniyetlerinin kendilerine özgü teknolojileri el­bette vardı; ama insan hayatının devamını böylesine yaygın ve karmaşık mekanik sü­reçlerin işleyiş şartına bağlayan bir başka medeniyet bilmiyoruz. (Tahrir Vazifeleri 7)
  • "Bana göre insanın tarifi: "Geç kalmış yaratıktır." Neye geç kalmıştır? Her şeye." (Tahrir Vazifeleri 12)
  • kalbe gizlice batan kıymık geçecek. (Şiir Resitali)
  • İnanıştaki doğruluk inanılan "şey"in doğruluğuna delil olur. Görürüz ki inancı arayan onu yalnızca inananda bulabilir, inandıranda değil. (Tahrir Vazifeleri 7)
  • Canının kıymetini bilmek insanın kendi nefsini en rahat edeceği, azami derecede zevk alma ortamında bulunmak anlamına gelseydi batı medeniyetinin hakimiyet kurmasıyla biçimlenen dünya şartları haklılık kazanmış olurdu. (Tahrir Vazifeleri 9)
  • Oysa salaklar hayati kalin cizgilerle cevrelemekten hoslanir (Henry Sen Neden Buradasın 2)
  • "İslâmi hareket sözkonusu olduğunda Türkiye'ye dünyanın herhangi bir yerine verdiğimden daha çok önem veriyorum." (Cuma Mektupları 1)