Kitap Künyesi
Yazar: İsmail Cem
Yayın Evi: Türkye İş Bankası Kültür Yayınları
İSBN: 9789944888356
Sayfa Sayısı: 376
--reklam--
Sosyal Demokrasi ya da Demokratik Sosyalizm Nedir, Ne Değildir Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İsmail Cem bu kitabında, sol siyasetin teori ve pratiğindeki birikimlerini okuruyla paylaşıyor.
--reklam--
Sosyal Demokrasi ya da Demokratik Sosyalizm Nedir, Ne Değildir Alıntıları - Sözleri
- << ... Demokrasi, sınıf tahakkümünün yokluğudur, yani, hiçbir sınıfın siyasal imtiyaza tek başına sahip olmadığı bir sosyal durumdur. Çağdaş demokrasi, insan topluluğunun her üyesi için hak eşitliği anlayışı üzerinde yükselir... Bireyin haklarını belirleyecek olan, yasaların ortadan kalkması değil, hukuki eşitlikle bağdaşmayan yasaların yok olmasıdır... >>
- << Kimlik >>, bir insanın, bir topluluğun ya da bir toplumun kendi ifadesini bulduğu kendini özdeş gördüğü ortak değer yargılarının bütünüdür... İnsanın kendini öncelikle nasıl gördüğüyle, hangi niteliklerle özdeşleştirdiğiyle, başkalarıyla paylaşılmış hangi ortak özelliklerde kendini bulduğuyla, <
>, yakından bağlantılıdır... - Demokrasi, başlıca ağırlıklarını sermaye sınıfı ve işçi sınıfının oluşturduğu bir << dengeler rejimidir >> Sosyal Demokrasi, toplum yaşamının her alanında ve her düzeyinde, ( ekonomi, kültür, çalışma koşulları, siyaset, sosyal kurumlar, vb.) sınıfsal güç dengelerinin geçerlikte olduğuna ve belirleyici olduğuna inanır...
- İsveç'in özgürlükçü alışkanlıkları, 1766'nın anayasa hareketinden başlayarak olmuştur. Yayın özgürlüğü ve devletin bütün işlemlerinin kamuya açıklanması gibi özellikler, daha bu dönemde edinilmiştir... Öte yandan İsveç, çok erken tarihlerden başlayarak, etkin ve akılcı bir bürokrasiye sahip olmuştur... Bürokrasinin bu nitelikleri, İsveç vatandaşında kurallara ve yasalara uyum gösterme alışkanlığının gelişmesini kolaylaştırmıştır... Öte yandan İsveç'in tarihinde ihtilal yoktur, son iç savaş örnekleri, 16 yüzyılın köylü isyanlarında yaşanmıştır... Tek hükümet darbesi girişimi 1809'dadır. Ülkenin geçirdiği hukuksal yapı değişimleri de genel oy' un ve parlementerizmin gerçekleşmesi de, barışçı bir mücadele ortamında ve kurumsal-anayasal süreklilik içinde gerçekleşmiştir...
- Bizim işçimizin çok büyük bölümü tarım kökenlidir. Kendisi değilse bile, çoğu durumda babası tarımdan gelmiştir... << Birinci Kuşak İşçileri >> ülkemizde büyük çoğunluktur. Türk Sosyal Demokrasi 'sinin temeli olması gereken kitle, çevre ve aile olarak, toplumsal köken olarak, birey düzeyindeki bir işçi geleneğinden çoklukla yoksundur...
- Sosyal demokrasinin temeli olmuş kitleler, şimdi, sosyal demokrat hareketten yeni çözümler yaratmasını, kendisine ait kavramları ve tezleri, günün zorlu koşullarında yeniden biçimlemesini beklemektedir...
- Bizatihi sol, bir değişimdir; değişim solun karakteridir.
- Hintliler, halka göstermek için karanlık bir ahıra bir fil getirmişlerdi. Fili görmek için o karanlık yere birçok kişi toplanmıştı. Fili o karanlıkta görmenin imkanı yoktu; herkes, file el sürmekteydi. Böylece herkes, filin bir yerine dokundu; neresine dokunduysa ona göre anladı; fili o çeşit anlatmaya başladı. Bu bakımda sözleri, birbirine aykırı oldu; birisi dal dedi ona, öbürü elif adını taktı. Her birinin elinde bir mum olsaydı, sözlerindeki aykırılık, aykırılık kalkar giderdi. Mevlânâ Celâleddin Rûmî
- Özgürlük, insanları daha eşit kıldığı zaman en değerli konumuna gelir; eşitlik, herkesin paylaştığı özgürlükleri en yüksek düzeyine çıkardığında, en olgun biçime ulaşır. Demokratik sosyalizmin gücü, eşitlik ve özgürlük arasında kurduğu bütündür.
- İdeoloji kendiliğinden oluşmaz ama, ideoloji olmadıkça da, hiçbir şey olmaz...
- Sosyal demokrat niteliğindeki CHP bile, sola ciddi şekilde niyetlendiği 1972 sonrasında bir kimlik bunalımından pek kurtulamamıştır.
- Demokrasinin varlığı ya da yokluğu, en fazla kimlerin ekmeğini, çocuğunun geleceğini, işyerinde "adamdan" sayılıp sayılmamasını etkilemektedir?
- Eşitsizlik, seçkincilik, güçlülere daha fazla özgürlük... Ve bunların topluma daha faydalı olduğu iddiaları... Daha da önemlisi, bu iddiaların toplum tarafından büyük ölçüde kabulü... Bir tür tevekkülle karşılanıp, kadere rıza gösterilmesi...
--reklam--
Sosyal Demokrasi ya da Demokratik Sosyalizm Nedir, Ne Değildir İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Sosyal demokrasinin ne olduğunu anlamaya çalışırken elime geçen bu eski kitaba bakayım bir de dedim. 1984 yılında ilk kez yazılmış ama elimdeki baskısı 1989da yenilenerek yazılmış. Belki daha yeni baskıları da vardır bilemiyorum. Varsa ve değişik baskılarsa onlara bakılmalı. Daha önce hiç İsmail Cem okumamıştım. Olumlu ya da olumsuz bir beklentim olmamakla birlikte, daha önce sosyal demokrasi okumaları yapmaya çalıştım ve düzenli ve derli toplu bilgiye ulaşamadığımı düşündüm hep (bu konuda önerileri olan varsa lütfen paylaşsın, makbule geçer:). Fakat İsmail Cem, konuyu gerçekten anlaşılır bir şekilde ele almış. Mesela sosyal demokrasiyi derli toplu anlayamama sebebimiz belli bir dogmasının ya da sert köşeleri olan bir ideolojisinin olmaması imiş. Önceki okumalarımı resmen tamamladı bu vurgusu. Bu sebeple kendisi de bu çok çok faydalı ön açıklamalar sonrasında sosyal demokrat partileri inceleyerek (Avrupa'dan) konuyu aydınlatmaya çalışıyor. Düşüncenin ve yaklaşımın evrimine işaret ediyor yıllar içinde. Çok yerde keşke vefatından hemen önce yazsaymış böyle bir eser dedim. Çünkü 1989 sonrası gelişmeleri bu teorik yaklaşımda nasıl değerlendireceğini merak ettim. Tabii ki bir duruşu var İsmail Cem'in, fakat eserde gerçekten azami ölçüde teorik yaklaşıp objektif olmaya çalışmış ve çoğu yerde de olmuş. Buna dikkat etmeye çalıştığını ve çalışacağını eserin pek çok yerinde kendisi de ifade etmiş zaten. Okurken rahatsız etmiyor ve taraflı gibi de gelmiyor. (Fulya)
--reklam--
Sosyal Demokrasi ya da Demokratik Sosyalizm Nedir, Ne Değildir PDF indirme linki var mı?
--reklam--
İsmail Cem - Sosyal Demokrasi ya da Demokratik Sosyalizm Nedir, Ne Değildir kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sosyal Demokrasi ya da Demokratik Sosyalizm Nedir, Ne Değildir PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı İsmail Cem Kimdir?
İsmail Cem İpekçi (d. 15 Şubat 1940, İstanbul - ö. 24 Ocak 2007, İstanbul), Türk siyasetçi ve gazeteci. 1997 ile 2002 yılları arasında Türkiye Dışişleri Bakanı.
1959 yılında Robert Lisesi'nden, 1962 yılında Lozan Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Ertesi yıl Milliyet'te gazeteciliğe başladı. 1964'ten 1969'a değin Cumhuriyet gazetesinde çeşitli konularda incelemeleri yayımlandı, 1964-66 yılları arasında bu gazetenin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 1971-1974 arasında Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) İstanbul Şubesi Başkanlığını yürüttü.
CHP-MSP koalisyon hükümeti döneminde TRT Genel Müdürlüğü görevinde bulundu (1974-1975). I. Milliyetçi Cephe hükümetince genel müdürlükten alınması ve Danıştay'ın yürütmeyi durdurma kararına karşın görevine iade edilmemesi iktidarla muhalefet arasında uzun süren tartışmalara yol açtı. 1975'te Ercan Arıklı ve Kadri Kayabal ile birlikte Politika gazetesini kurdu ve bu gazetenin hem başyazarlığını hem yayın yönetmenliğini yaptı. 1991'de Paris Siyasal Bilgiler Enstitüsü'nde siyaset sosyolojisi dalında yüksek lisans yaptı.
Siyasi yaşamı
1985'te Halkçı Parti (HP) ile Sosyal Demokrasi Partisi'nin (SODEP) birleşmesiyle kurulan Sosyaldemokrat Halkçı Parti'nin (SHP) Merkez Karar ve Yönetim Kurulu'nda görev aldı. Partinin Haziran 1987'de yapılan 3. Olağanüstü Kongresi'nde de Parti Meclisi'ne ve Merkez Yürütme Kurulu üyeliğine seçildi. 1987 genel seçimleri'nde SHP listesinden İstanbul milletvekili seçildi. Parti içinde Deniz Baykal'la birlikte "Yeni Sol" denen grupta yer aldı, bu dönemde yazdıklarıyla Anadolu Solu'nun teorisyeni olarak öne çıkarıldı. 25-26 Haziran 1988'de yapılan SHP II. Kurultayı'nda genel başkanlık yarışına girdiği Erdal İnönü'ye karşı yenildi. 1991 genel seçimleri yine SHP listesinden İstanbul milletvekili seçildi.
1992’de Baykal'la birlikte SHP'den ayrılarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) yeniden oluşumunda önemli rol oynayan Cem, 1993 cumhurbaşkanlığı seçimine CHP adayı olarak katıldı. 7 Temmuz 1995’te 50. Hükümet'te Ercan Karakaş’tan boşalan Kültür Bakanlığı görevini üstlendi.
Zamanla Deniz Baykal'ın çekirdek kadrosundan uzaklaşan Cem, 1995 genel seçimleri öncesinde beklenmedik bir kararla CHP'den istifa ederek Demokratik Sol Parti'ye (DSP) geçti; bu partiden Kayseri milletvekili seçildi. DSP TBMM Grup Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi (1996). 30 Haziran 1997 tarihinde kurulan 55. Hükümette Dışişleri Bakanlığı görevine atandı, bakanlık görevini 56. ve 57. hükümetlerde de sürdürdü. Bakanlığı döneminde özellikle Avrupa Birliği (AB)-Türkiye ilişkilerine yoğunlaşan Cem, Türkiye'nin Aralık 1999'da AB adayı olmasında ve Yunanistan ile ilişkilerin düzeltilmesinde etkili rol oynadı.
11 Temmuz 2002'de, Başbakan ve DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit'in bozulan sağlığı ve buna bağlı olarak hem hükümetin hem de hükümetin en büyük ortağı olan DSP'nin kan kaybettiğini düşünerek, hükümet ve Demokratik Sol Parti'nin artık işlevini yitirdiği gerekçesiyle dışişleri bakanlığı görevinden ve DSP'den istifa etti.[2] Kısa süre sonra Yeni Türkiye Partisi'nin (YTP) kuruluşuna katıldı ve bu partinin genel başkanlığına getirildi (22 Temmuz 2002). YTP'nin beklenen ilgiyi görememesi üzerine, Deniz Baykal'ın çağrısıyla 2004 yılının ekim ayında YTP'nin Cumhuriyet Halk Partisi'ne katılma kararı alındı. Bu karar üzerine genel başkanlık görevi de sona eren Cem, CHP’nin 24 Ocak 2005’te yapılan 13. olağanüstü kurultayında Parti Meclisi üyeliğine seçildi. Bu görevi dışında Bilim ve Kültür Platformu Başkanı ve genel başkan başdanışmanı olarak görev yaptı.
İsmail Cem, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en uzun süre görev yapan 4. dışişleri bakanıdır. 18 ve 19. dönem İstanbul, 20 ve 21. dönem Kayseri milletvekilliği yaptı. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) ve Batı Avrupa Birliği (BAB) Asamblesi üyeliklerine seçildi (1987-1996). AKPM Sosyalist Gurubu Başkanvekilliğine seçildi (1989-91), (1993-95). AKPM ve BAB Asamblesi Türk Parlementer Gurubu Başkanlığına seçildi (1996). Avrupa Medya Enstitüsü Danışma Kurulu üyeliği yaptı.
Elçin Cem ile evli olan İsmail Cem, İpek ve Kerim adlarında iki çocuk babasıydı.
Vefatı
İsmail Cem, 26 Aralık 2006'da akciğer kanseri tedavisi için yatırıldığı İstanbul Cerrahi Hastanesi'nde 15 Ocak'tan itibaren enfeksiyon nedeniyle yoğun bakıma alınarak antibiyotik tedavisi görmeye başlamıştı. İsmail Cem, 24 Ocak 2007 saat 09:50'de vefat etti. Cenazesine aynı dönem çalıştığı meslektaşı Yunanistan eski Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu da katılmış, Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki kabrine çiçek ve toprak atmıştır. Yorgo Papandreu 9 Ekim 2009 tarihli Türkiye ziyareti kapsamında iki ülke (Türkiye-Yunanıstan) arasında dostluğu başlattığı için İsmail Cem 'in mezarına zeytin dalı getirdi.
2010 yılında Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Antalya Kültür Sanat Vakfı (AKSAV) tarafından İsmail Cem Televizyon Ödülleri düzenlenmeye başlandı.
Yayımlanmış Eserleri
Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi, 512 sayfa, Can, ISBN 975-510-791-6
Türkiye Üzerine Yazılar
12 Mart (1674-1977, 2 cilt)
TRT'de 500 Gün (1975)
Siyaset Yazıları (1980)
Geçiş Dönemi Türkiye'si 1981-1984 (1984)
Sosyal Demokrasi ya da Demokratik Sosyalizm Nedir, Ne Değildir ve Uygulanabilirliği, 311 sayfa, Can, (1984) ISBN 975-510-801-7
Mevsim (1985)
21. Yüzyılda Türkiye
Türkiye'de Sosyal Demokrasi
Engeller ve Çözümler (1987)
Yeni Sol, Sol'daki Arayış, 340 sayfa, Can, ISBN 975-8440-16-0
Gelecek İçin Denemeler, 344 sayfa, Can, ISBN 975-8440-18-7
Türkiye, Avrupa, Avrasya I, Strateji-Yunanistan-Kıbrıs, 298 sayfa, İstanbul Bilgi Universitesi (2004), ISBN 975-6857-88-9
Avrupa'nın Birliği ve Türkiye, 364 sayfa, İstanbul Bilgi Universitesi (2005), ISBN 975-6176-27-X
Hakkında Yayımlanmış Eserler
Can Dündar (2010), Ben Böyle Veda Etmeliyim & İsmail Cem Kitabı, 297 sayfa, Türkiye İş Bankası Yayınları, ISBN 994-4882-53-8
Ozan Örmeci (2011), Bir Türk Sosyal Demokratı: İsmail Cem, 320 sayfa, AKY Yayınları, ISBN 605-6157-04-2
Ozan Örmeci (2011), Portrait of a Turkish Social Democrat: İsmail Cem, 356 sayfa, Lambert Academic Publishing, ISBN 384-4328-51-3
Ödülleri
İsmail Cem, Türk-Yunan dostluğuna yaptıkları katkıdan ötürü, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ile birlikte 2000 yılında, merkezi New York'ta bulunan Doğu-Batı Enstitüsü'nce "Yılın Devlet Adamı Ödülü"ne layık görüldü.
Ekovitrin Dergisi'nce verilen 'Yılın Starları' ödülleri kapsamında, 2002 yılında "Yılın Bakanı" seçildi.
Türkiye'ye yaptığı başarılı hizmetlerden ötürü Türk Kalp Vakfı tarafından "Sakıp Sabancı İyi Kalp Ödülü" ne layık görüldü.
Merkezi İsviçre'de bulunan Dünya Ekonomi Forumu'nca hazırlanan "Rüya Hükümeti"nde İsmail Cem de "en başarılı 4 dış politikacıdan biri" sıfatıyla yer aldı.
Türkiye ve Yunanistan arasındaki barışa katkılarından dolayı İzmir Gazeteciler Cemiyeti'nce 1999 Şehit Gazeteci Hasan Tahsin Gazetecilik Altın Heykel Yarışması, Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı Büyük Jüri Özel Ödülü'ne layk görüldü.
--reklam--
İsmail Cem Kitapları - Eserleri
- Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi
- Sosyal Demokrasi ya da Demokratik Sosyalizm Nedir, Ne Değildir
- Tarih Açısından 12 Mart
- Gelecek İçin Denemeler
- Soldaki Arayış
- Türkiye Üzerine Araştırmalar
- TRT'de 500 Gün
- Türkiye, Avrupa, Avrasya - 1.Cilt
- Yeni Sol
- Geçiş Dönemi Türkiyesi
- Engeller ve Çözümler
- Türkiye, Avrupa, Avrasya - 2.Cilt
- Siyaset Yazıları
--reklam--
İsmail Cem Alıntıları - Sözleri
- Sosyal demokrat niteliğindeki CHP bile, sola ciddi şekilde niyetlendiği 1972 sonrasında bir kimlik bunalımından pek kurtulamamıştır. (Sosyal Demokrasi ya da Demokratik Sosyalizm Nedir, Ne Değildir)
- "Haris budalalıktan sanır ki, fakir kendi tembelliği yüzünden fakir olmuş, zengin de çok çalışmasından dolayı nimete ermiştir." (Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi)
- << Kimlik >>, bir insanın, bir topluluğun ya da bir toplumun kendi ifadesini bulduğu kendini özdeş gördüğü ortak değer yargılarının bütünüdür... İnsanın kendini öncelikle nasıl gördüğüyle, hangi niteliklerle özdeşleştirdiğiyle, başkalarıyla paylaşılmış hangi ortak özelliklerde kendini bulduğuyla, <
>, yakından bağlantılıdır... (Sosyal Demokrasi ya da Demokratik Sosyalizm Nedir, Ne Değildir) - Osmanlı tarihinin 1550 yıllarına kadar süren ilk dönemini bize ileten ve yorumlayan tarihçilerin hemen hepsi bir noktada birleşiyor; Osmanlı köylüsünün çağın koşulları çerçevesinde benzerleriyle kıyaslanmayacak kadar düzenli ve güvenli bir yaşama sahip olması. (Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi)
- Geçmişiyle hesaplaşmaktan korkan siyasetlerin ortak zaafı, geleceği dünde aramalarıdır. Çünkü, hesaplaşılmayan geçmiş, kutsallaştırılır. Ardından, eski reçetelerin zaman ötesi bir geçerlilik taşıdığı sanılır. Sonra, tozlu raflardan indirilmiş bu reçetelerle, günümüzün hastalıklarına şifa aranır. (Soldaki Arayış)
- Sayda Kralı, "Ellerim bana kâfi; hiçbir şeyi arzu etmediğim için hiçbir eksiğim olmadı." (Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi)
- Geri kalmışlığın temel nedeni olan toprak mülkiyetinin amaç ve biçim değiştirmesi konusunda buraya kadar izlenen gelişmeler şöyle sıralanabilir: 1) Osmanlılarda toprak mülkiyeti kaide olarak devlete aittir. Dev let, bu toprakların sağladığı vergi gelirini, görevleri karşılığında memur-askerlere bırakmıştır. 2) Geleneksel Osmanlı düzeni, çağın koşulları çerçevesindeki üstün durumuna rağmen bazı hassas noktaları bünyesinde barındırmaktadır: Düzenin temeline karşıt olan iltizam uygulaması, kaçakçı liğin önlenememesi, esneklikten yoksun kanunlar gibi. 3) Batı'nın geçirdiği köklü değişim ona teknik bir ilerleme sağlamiş; biriken sermaye denizaşırı maceraları ve tekniği zorlamıştı. Bu gelişmenin sonucunda Avrupa'nın giriştiği dünya çapındaki talan, de ğerli madenlerin kıtaya akmasını sağlamıştı. Altın bolluğu ve büyüyen sanayinin ihtiyaçlarındaki artış, hammadde fiyatlarında çok hızlı bir yükselmeye neden olmuştu. 4) Deniz ticaretindeki ilerleme ve yeni denizyollarının keyfi Batı'dan Osmanlı memleketine yönelen ilk darbe olmuş, bunun sonucunda Asya'yla Avrupa'yı bağlayan kara ticareti yolları önemden dü şerek Osmanlıları büyük bir gelir kaynağından yoksun birakmıştı. 5) Parali Avrupa tüccarinin ucuz hammadde kaynağı olarak Osmanlı toprağına yönelmesi ve çok yüksek fiyat verebilmesi geniş ölçüde kaçakçılığa yol açmış, görülmedik bir hububat ve hammadde darliği Osmanlı ülkesini sarmıştı. 6) Bu darbeler, askeri harcamaların artması, gelir kaynaklarının kuruması, fethedilmiş yerlerin korunması gibi zorluklar içinde bunalan devletin büyük bir mali krizin içine düşmesine neden olmuştu. Artik devlet, ne yapıp edip para bulmak zorundadır. 7) Devletin bu durum karşısında yöneldiği kaynak, toprak geliri olmuş; geleneksel düzen bozularak toprak gelirinin memur askerlere bırakılması sisteminden vazgeçilmişti. Memur-askerler yerine, toprak gelirinin "mültezimlere ihale edilmesine başlanmıştı. Mültezimler, bu gelir karşılığında belirli bir parayı devlete ödemeyi taahhüt etmekteydi. Devlet, bütçesindeki açığı bu şekilde kapamak ümidindeydi. 8) Toprak rejimindeki değişim Osmanlı düzeninde bir ihtilal niteligindeydi. Toprak mülkiyeti hukuken devlette kalmakla beraber fiiliyatta özel mülkiyete doğru hızlı bir gidiş başlamıştı. Çağın bu büyük üretim aracı devletin kontrolünden çıkarak bireyci ekonomik güçlerin eline düşmüştü. 9) Düzenin yıkılması için, mülkiyetin hukuken el değiştirmesi şöyle dursun, kullanılış amacının değişmesi bile yetmiştir. Prof. Barkan'ın deyişiyle, "Timarli Sipahinin bu suretle yavaş yavaş tasfiyeye mahkum olması Osmanlı Imparatorluğu'nun klasik idare ve toprak rejiminin temellerinin büsbütün sarsılarak yeni doğan iktisadi kuvvetlerin eline müdafaasiz ve teşkilatsız terk edilmesi demekti." 10) Topraktaki değişimin kısa süreli ekonomik sonucu üretimin azalması, tarlaların meraya dönüşmesi ve görülmemiş bir kitliğim Anadolu'da belirmesi olmuştu. Uzun süreli sonuç ise, geri kalmışlık durumudur. Ana üretim aracında mülkiyet biçiminin değişmesi toplumun öteki temellerini ve kurumlarını da sarsmış: Türkiye, günümüze dek sürecek yoksul yolculuğuna koyulmuştu. (Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi)
- TRT'nin görevi iktidarların sesi olmak değildir. Bütün Türkiye'nin tek sesi olmak gibi, bir yayın aracı için ölçüsüz bir iddiayla ortaya çıkmak da değildir. TRT'nin görevi, bütün Türkiye için çok önemli bir haber ve kültür aracı olmaktır. (TRT'de 500 Gün)
- 1453'ten 1600'e kadar 48 Vezir-i azamın yalnızca dördü Türk soyundan gelmiştir. (Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi)
- Bizim işçimizin çok büyük bölümü tarım kökenlidir. Kendisi değilse bile, çoğu durumda babası tarımdan gelmiştir... << Birinci Kuşak İşçileri >> ülkemizde büyük çoğunluktur. Türk Sosyal Demokrasi 'sinin temeli olması gereken kitle, çevre ve aile olarak, toplumsal köken olarak, birey düzeyindeki bir işçi geleneğinden çoklukla yoksundur... (Sosyal Demokrasi ya da Demokratik Sosyalizm Nedir, Ne Değildir)
- Daima din ile düşünce karşı karşıya getirilmiştir. Halbuki din,inanç alanına ait bir şeydir. İleri ve geri ise düşünce alanına aittir. (Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi)
- Tabiatla yapılan mücadele öyle güçsüz silâhlarla yü- rütülmelidir ki, insan «savaşın bir tarafı değil, tabiatın bir parçasıdır.» (Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi)
- Özgürlük, insanları daha eşit kıldığı zaman en değerli konumuna gelir; eşitlik, herkesin paylaştığı özgürlükleri en yüksek düzeyine çıkardığında, en olgun biçime ulaşır. Demokratik sosyalizmin gücü, eşitlik ve özgürlük arasında kurduğu bütündür. (Sosyal Demokrasi ya da Demokratik Sosyalizm Nedir, Ne Değildir)
- Eşitsizlik, seçkincilik, güçlülere daha fazla özgürlük... Ve bunların topluma daha faydalı olduğu iddiaları... Daha da önemlisi, bu iddiaların toplum tarafından büyük ölçüde kabulü... Bir tür tevekkülle karşılanıp, kadere rıza gösterilmesi... (Sosyal Demokrasi ya da Demokratik Sosyalizm Nedir, Ne Değildir)
- Toplumun “akil” takımı, toplumun “yönetici” kesimi, toplumun “tuzu kuru” olanları, gözlerinin önündeki bu sessiz ve yavaş ölümü, bir bakıma sessiz ve yavaş intiharı, kayıtsız seyrediyor (Gelecek İçin Denemeler)
- “Hak sahibi” olarak görülen, “hakkı tanınan,” hakkının “gereği yerine getirilen” insan ya da birey yoktur. Ekonominin sahibi devlet olduğunda da yoktur, sermaye olduğunda da yoktur. Ya ne vardır? Yaptıklarına “göz yumulan;” vatandaş olarak değil, “tebaa” gibi görülen; hak sahibi olmaya değil, destekleme fiyata lâyık bulunan bir “insan” vardır. Onun ekonomiye katılımı, kararlarda yer alması, işyerinde etkin olması günümüzün ekonomi anlayışında bile vardır. (Gelecek İçin Denemeler)
- İsveç'in özgürlükçü alışkanlıkları, 1766'nın anayasa hareketinden başlayarak olmuştur. Yayın özgürlüğü ve devletin bütün işlemlerinin kamuya açıklanması gibi özellikler, daha bu dönemde edinilmiştir... Öte yandan İsveç, çok erken tarihlerden başlayarak, etkin ve akılcı bir bürokrasiye sahip olmuştur... Bürokrasinin bu nitelikleri, İsveç vatandaşında kurallara ve yasalara uyum gösterme alışkanlığının gelişmesini kolaylaştırmıştır... Öte yandan İsveç'in tarihinde ihtilal yoktur, son iç savaş örnekleri, 16 yüzyılın köylü isyanlarında yaşanmıştır... Tek hükümet darbesi girişimi 1809'dadır. Ülkenin geçirdiği hukuksal yapı değişimleri de genel oy' un ve parlementerizmin gerçekleşmesi de, barışçı bir mücadele ortamında ve kurumsal-anayasal süreklilik içinde gerçekleşmiştir... (Sosyal Demokrasi ya da Demokratik Sosyalizm Nedir, Ne Değildir)
- 1787 yılında Rusya’ya yeniden savaş ilân edildiğin- de, devlet iflâsın eşiğine gelmiştir. Önceleri olduğu gibi bazı zenginlerin, görevden uzaklaştırılan vezirlerin malına yahut mirasına el koyarak ordu açığının kapatılmasına artık imkân kalmamıştır. Padişah, malî bunalım karşısın- da, devlet büyüklerinden iane toplanmasını, bir çeşit iç borçlanmaya gidilmesini düşünmektedir. Ancak bu yolda da başarı sağlanamayınca, Osmanlı zenginlerinden ümidikesen I. Abdülhamid «Cenab-ı hak lâyiklermi versin)) di- yerek Şeyh-ül îslâmdan fetva alacak ve «Dış borçlanmaayı tarihimizde ilk olarak deneyecektir (Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi)
- Bizatihi sol, bir değişimdir; değişim solun karakteridir. (Sosyal Demokrasi ya da Demokratik Sosyalizm Nedir, Ne Değildir)
- Yurttaşın yüreği ağzında, şu siyasetçiler bakalım bu kez bize ne oyun oynayacak diye bekliyor. (Gelecek İçin Denemeler)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin