Kitap Künyesi
Yazar: Zygmunt Bauman
Çevirmen: Akın Emre Pilgir
Editör: Güven Gürkan Öztan
Orijinal Adı: What Use is Sociology?
Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları
İSBN: 9786053145035
Sayfa Sayısı: 160
--reklam--
Sosyoloji Ne İşe Yarar? Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Sosyoloji (…) şeylerin, eylemlerin, eğilimlerin ve süreçlerin “zorunluluğu” ve “doğallığına” duyulan popüler inançların altındaki temelleri baltalamaya mahkûmdur. Onların oluşumu ve devamlılığına katkı yapan mantıksızlıkların maskesini düşürür. Zahiri kurallar ve normların arkasında yatan durumsallıklarla sözde tek olma iddiası taşıyan (yani diğerlerinin pahasına seçilen) olasılıkların etrafına kümelenmiş alternatifleri açığa serer. Sonuçta sosyolojinin işi, Milan Kundera’nın alegorisini kullanırsak, onları sahte temsillerle örterek gerçeklikleri gözlerden saklayan “perdeleri yırtmaktır”.
Sosyoloji ne işe yarar? sorusu uzun zamandır tekrarlansa da zihinlerdeki şüpheler ortadan kalkmış değil. Bauman ile yapılan söyleşi, yakın tarihe damgasını vurmuş bir sosyoloğun gözünden bu soruya doyurucu ve eleştirel bir yanıt veriyor. İnsan deneyimi ile sürekli etkileşim içinde olan bir sosyoloji tarifi yapan Bauman, beslendiği kaynakların ve başta akışkan modernite olmak üzere kullandığı kavram ve metaforların öyküsünü cömertçe anlatıyor. Bütünlüklü bir bakış açısıyla hem mesleki yaşamından hem de sosyolojinin geçirdiği evrimden bahsediyor.
Bauman, sosyolojinin yöntem bilime sadık olup olmaması üzerinden değil, deneyimle ve insanların yaşam sorunlarıyla yürüttüğü mücadeleyle kurduğu ilişki üzerinden yargılanması gerektiğini vurguluyor. Ona göre beşerî yaşamı tam manasıyla deneyimlemek ve anlamlandırmak için sosyolojiye ihtiyacımız var.
Bu kitap yalnızca Bauman sosyolojisini anlamak için bir rehber değil, aynı zamanda içinde yaşadığımız dünyayı sorgulamamız ve kendi tarihimizi kendimiz yazmamız için de bir çağrı…
--reklam--
Sosyoloji Ne İşe Yarar? Alıntıları - Sözleri
- “Öğrenmek isteyenler, gözlerinizi dört açın! Edindiğiniz bilgilere ve kazandığınız alışkanlıklara sıkı sıkıya tutunmak bela demektir.”
- Dünya yoluna devam etmekte, sosyoloji yoluna devam etmekte ama nadiren bir araya gelmektedirler.
- "Hayatını toplumsal dünyayı incelemeye adama şansı olanlar, gelecek dünyanın umudunu bağladığı mücadeleler karşısında tarafsız ve kayıtsız kalamaz."
- "Sorgulamaya devam ettiğimiz müddetçe özgürüzdür ve durduğumuz noktada özgürlüğü kaybederiz."
- İnsanlık tarihinin "medeni" kısmı en başından beri öğrenme ve unutmanın karışımı olmuştur.
- Istırap, korku ve tehditlerin hiç azalmayan mevcudiyeti, gerçekleşmesi imkansız düşüncelerin kenara atılmaması gerektiğini şart koşmaktadır.
- Ahlak, Ötekine karşı bir sorumluluk duyma meselesidir.
- "Öğrenmek isteyenler, gözlerinizi dört açın! Edindiğiniz bilgilere ve kazandığınız alışkanlıklara sıkı sıkıya tutunmak bela demektir."
- Çağımızın agorası ağzına kadar pazar tezgâhlarıyla doludur ve sadece metaları alıp satan kişileri kabul etmektedir. Bilgi sadece satıldığında ve alındığında dolaşıma girmektedir.
- Neden dünya herkesin yoğun işbirliği içinde olduğu bir arı kovanı veya karınca yuvası gibi değil de herkesin ya öldüğü ya da öldürdüğü bir gladyatör arenası gibi olmak zorunda?
- Hayatını toplumsal dünyayı incelemeye adama şansı olanlar, gelecek dünyanın umudunu bağladığı mücadeleler karşısında kayıtsız kalamaz.*
- "Felsefe hiç yumuşatmadan, neden dünyanın (bugün şimdi cennet olabilecekken) yarın cehenneme dönüşebileceğini bilmek zorundadır."
- Sıkıntının kökenlerini kabul etmekle bunları ortadan kaldırmak arasında uzun ve dolambaçlı yollar uzanmaktadır ve ilk adımı atmak, bırakın o yolu sonuna dek takip etmeyi, sonraki adımların atılacağını bile garanti etmez.
- Modern yaşamın biçimleri birçok açıdan farklılık gösterebilir ama onları birleştiren şey tam da kırılganlıkları, geçicilikleri, hassasiyetleri ve sürekli değişmeye meyilli olmalarıdır. "Modern olmak" saplantılı ve zorunlu bir şekilde modernleşmek demektir. Kimliği sağlam bir şekilde korumak şöyle dursun "olunan bir şey" de değildir. Aksine sürekli "dönüşen", tamamlanmaktan kaçınan ve yeterince tanımlanmayan bir şeydir.
- Adorno'nun bakış açısına göre kişinin kendisini inzivaya çekmesi bir ihanet değildir. Dahası bu ne bir çekilme işareti ne de lütuftur. (bu ikisi birbiriyle bağlantılıdır: Kendi ifadesiyle "lütufta bulunma ve kişinin kendisini daha iyi görmemesi aynı şeydir") İletişimi koparma niyetine de işaret etmez. Sadece beşeri özgürleşme olasılığında saklı "hakikati" "sarsabilecek" tehditlere karşı koruma kararlığıdır.
--reklam--
Sosyoloji Ne İşe Yarar? İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bauman ile yapılan söyleşi, yakın tarihe damgasını vurmuş bir sosyoloğun gözünden Sosyoloji Ne İşe Yarar? sorusuna eleştirel bir yanıt veriyor. İnsan deneyimi ile sürekli etkileşim içinde olan bir sosyoloji tasviri yapan Bauman, beslendiği kaynakların ve kullandığı kavram metaforları üzerine bir anlatım yapıyor. Bütünlükçü bir bakış açısıyla hem mesleki yaşamından hem de sosyolojinin geçirdiği evrimden bahsediyor. Bauman sosyolojisini anlamak için bir rehber değil, aynı zamanda içinde yaşadığımız dünyayı sorgulamamız ve kendi tarihimizi kendimiz yazmamız içinde bir çağrı. (Pelin Yaşar)
--reklam--
Sosyoloji Ne İşe Yarar? PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Zygmunt Bauman - Sosyoloji Ne İşe Yarar? kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sosyoloji Ne İşe Yarar? PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Zygmunt Bauman Kimdir?
Zygmunt Bauman, 19 Ekim 1925'te Polonya Poznan'da doğdu. Sosyolog ve filozoftur. Postmodern felsefenin hem sosyoloji alanında uyarlanmasını hem de genel kuramsal düzeyde sağlıklı bir şekilde değerlendirmesini ortaya koyan yapıtlarıyla tanınmaktadır.
Zygmunt Bauman, II. Dünya Savaşı patlak verene kadar, Polonya-Poznan'da yaşamını sürdürmüştür. Daha sonra Sovyetler Birliği'ne taşındı ve savaşın ardından Varşova Üniversitesi'nde doktorasını yaparak Doçentlik sınavını verdi.1954'ten itibaren aynı üniversitede Sosyoloji dersleri verdi. 1968 yılında Polonya Komünist Partisi'nden ayrıldı. Aynı yıl, politik nedenlerden dolayı sosyoloji prefesörlük unvanını kaybetti. İsaril'e göç etmek zorunda kaldı. 1971 yılında Bauman, Büyük Brintanya'nın çağrısı üzerine, Leeds Üniversitesi'nde yeniden sosyoloji kürsüsüne sahip oldu. 1990'lara kadar orada çalışmalarını sürdürdü.
Zygmunt Bauman, 1980'li yıllardan itibaren, Modernizm ile Totaliterizm arasındaki bağlantılar üzerine hem kuramsal hem de sosyolojik incelemeleriyle öne çıktı. Özellikle Almanya'daki Nasyonalsosyalizm üzerinden Holocaust hakkındaki çözümlemeleri bu bağlamda önemli bir etki yaptı. Böylelikle, Modernizme içkin kavram ve kategorilerin Totaliterlikle doğrudan ya da dolaylı ilişkileri derinlikli olarak ve disiplinlerarası bir yöntemle ortaya konulmuş olundu.
Bauman, aynı zamanda postmodernizm hakkındaki çalışmalarıyla da önemli bir yer tutmaktadır. Siyasal, etik ya da genel olarak kuramsal düzlemde postmodernizmin değerlendirilmesini yapmış ve açık anlaşılır fakat derinlikli de olan metinleriyle postmodernizmin ne olup olmadığını, ne tür olanaklar sağladığını göstermeye ve netleştirmeye çalışmıştır
1989 yılında Amalfi Ödülünü ve 1998 yılında Theodor Adorno Ödülünü almıştır.
--reklam--
Zygmunt Bauman Kitapları - Eserleri
- Sosyolojik Düşünmek
- Yaşam Sanatı
- Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına mıdır?
- Küreselleşme
- Akışkan Aşk
- Özgürlük
- Kimlik
- Kapımızdaki Yabancılar
- Akışkan Gözetim
- Bireyselleşmiş Toplum
- Iskarta Hayatlar
- Akışkan Modern Dünyadan 44 Mektup
- Akışkan Modernite
- Eğitim Üzerine
- Modernite, Kapitalizm, Sosyalizm
- Tanrı'ya ve İnsana Dair
- Retrotopya
- Yasa Koyucular ve Yorumcular
- Cemaatler
- Modernite ve Holocaust
- Modernlik ve Müphemlik
- Akışkan Hayat
- Postmodern Etik
- Ahlaki Körlük
- Ölümlülük Ölümsüzlük ve Diğer Hayat Stratejileri
- Sosyoloji Ne İşe Yarar?
- Siyaset Arayışı
- Parçalanmış Hayat
- Edebiyata Övgü
- Postmodernlik ve Hoşnutsuzlukları
- Kuşatılmış Toplum
- Avrupa
- Çalışma, Tüketicilik ve Yeni Yoksullar
- Dünyaya ve Kendimize Dair
- Hermenötik ve Sosyal Bilimler
- Bu Bir Günlük Değildir
- Akışkan Modern Dünyada Kültür
- Sosyalizm - Aktif Ütopya
- Kriz Hali ve Devlet
- Akışkan Korku
- Borçlu Zamanlarda Yaşamak
- Zygmunt Bauman ile Söyleşiler
- Akışkan Doğanlar
- Etiğin Tüketiciler Dünyasında Bir Şansı Var mı?
- Kültür Teorisinde Eskizler
--reklam--
Zygmunt Bauman Alıntıları - Sözleri
- Büyük servet olan yerde büyük eşitsizlik vardır. Bir kişinin çok zengin olabilmesi için en az beş yüz fakir gerekir! (Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına mıdır?)
- Görünür olmak birey olmanın yoludur; belki de biri olmanın tek yolu. Herkes gizliden gizliye var olmadığından korkar, çünkü başkaları farkına varmadığı sürece aslında o yoktur. (Ölümlülük Ölümsüzlük ve Diğer Hayat Stratejileri)
- "Dünya düşününenler için bir komedi, Hissedenler için bir trajadi." (Zygmunt Bauman ile Söyleşiler)
- Bütün aşklar insan - yiyici bir açlık çekerler. (Akışkan Aşk)
- müritlerinize verdiğiniz şey hakikat değil, sadece hakikatin suretidir. Birçok şeyin işiticileri olacaklar ama hiçbir şeyi öğrenmeyecekler. Her şeyi biliyormuş gibi görünecekler ama genel olarak hiçbir şey bilmeyeceklerdir. Sinir bozucu, bezdirici insanlar olacaklar, gerçekliği olmayan bir bilgeliğin taşıyıcıları gibi davranacaklardır. (Tanrı'ya ve İnsana Dair)
- “Uzaklık coğrafi olmaktan çok zihinsel bir mesele olabilir.” . (Sosyolojik Düşünmek)
- Eskiden uzun süreli bir aşk ilişkisinde belirleyici unsur seks iken, artık odak noktası güvenliğe kaymıştır. Bu yalnızlık asrında aşk bir dermandır.. (Retrotopya)
- Robert Winder'in zekice belirttiği gibi, "İstediğimiz kadar sandalyemizi kumsala koyup, yaklaşmakta olan dalgalara bağıralım, ne gelgit dinleyecek ne de deniz geri çekilecektir." Göçmenleri "kendi arka bahçemiz'den uzak tutmak için duvarlar inşa etmek, gülünç şekilde antik filozof Diogenes'in eski Sinop'un sokaklarında içinde yaşadığı fıçıyı bir o yana bir bu yana yuvarlaması hikâyesine benziyor. Bu tuhaf davranışının nedeni sorulduğunda, Diogenes komşularının kapılarına barikat yapmak ve kılıçlarını keskinleştirmekle meşgul olduğunu gördüğünü ve Makedonyalı İskender'in yaklaşan askerleri tarafından işgal edilmesine karşı şehrin savunmasına katkı yapmak istediğini söyler. (Kapımızdaki Yabancılar)
- "hiçbir şey bahşedilmediği" için "her şey kazanılmalıydı." (Modernlik ve Müphemlik)
- "Cepteki ilişkiler" anlık olmanın ve fırlatılıp atılabilirliğin cisimleşmiş hâlleridir. (Akışkan Aşk)
- Tüketim toplumunda seri imalat artık kitlesel emek gücüne ihtiyaç duymuyor ve bir zamanlar "yedek sanayi ordusu" olan yoksullar şimdi "defolu tüketiciler"e dönüştürülmüştür. (Çalışma, Tüketicilik ve Yeni Yoksullar)
- "Geriye ya da yukarıya değil; becerinin, iradenin, gücün toplanması gereken yere, kendi içine bakmalı insan. Oradan başlamalı. Bir ‘savunma stratejisi’ olarak daima orada kalmalı." (Akışkan Modernite)
- Göçmenler (yerkürenin uzak köşelerinden "arka bahçemiz"e boca edilen atık insanlar) ile kendi imalatımız olan dayanılmaz korkularımız arasında bir seçici yakınlık mevcuttur. (Iskarta Hayatlar)
- Hayatının her günü kösteklenen ve hakir görülen birey kişisel narsisizmine “kolektif narsisizm” içinde barınak bulur. Bu ağır yara almış bireyselliğin kurtuluşu ne oranda aranıyorsa o derece aldatıcı olabilecek bir güvenlik vaadidir. Kefaret umudu hüsranla sona ermeye mahkumdur... (Akışkan Hayat)
- Gezegende her şey birbirine bağlı olduğundan, yerkürenin belli bir kısmında güvenlik, ancak güvenli bir insanlık içinde temin edilebilir. İnsanların aşağılanmasına her yerde karşı çıkan, artan fırsat eşitsizliğiyle büyüyen toplumsal adetsizlik ve insani aşağılanmaları hafifletecek, etik açıdan aydınlanmış bir küresel eylem, her açıdan ortak sağ kalımımızın en temel koşuludur. (Avrupa)
- Oxford Üniversitesi'nin saygın sosyologlarından John Goldthorpe yönetiminde on üç güçlü ekibin Ingiltere, Şili, Macaristan ve Hollanda'da yürüttüğü bir çalışmanın bulgularına göre, kültürel seçkinlerle, kültürel hiyerarşide daha altta olanların, günümüzde artık eskiden olduğu gibi bazı işaretlerle kolayca ayırt edilemediği görülmektedir. Bu eski işaretler, düzenli olarak opera ve tiyatroya gitmek, 'yüksek sanat' sayılan her şey karşısında her zaman duyulan coşku ve bir pop şarkısı ya da popüler bir televizyon dizisi gibi sıradan sayılan her şeye burun kıvırmak gibi unsurlardan oluşmaktadır. Elbette bu durum, dışarıdan kültürel seçkinler, gerçek sanatseverler, kültürün ne olduğu, nelerden oluştuğu ve bir kültür adamı ya da kadını için (comme il faut ya da comme il ne faut pas) -neyin uygun olup neyin olmadığı gibi konularda, pek de o kadar kültürlü olmayan akranlarından daha bilgili kabul edilen kişilerle artık karşılaşma yacağımız anlamına gelmez. (Akışkan Modern Dünyada Kültür)
- Tüketim toplumunun bir üyesi olmak göz korkutucu bir görev ve hiç bitmeyen Çetin bir mücadeledir. Ayak uyduramama korkusu yetersizlik korkusu tarafından kenara itilmiş ama rahatsız edici iliğinden bir şey kaybetmemiştir. (Akışkan Gözetim)
- Devlet her şeyden önce bir yeniden metalaştırma aracıdır. (Yasa Koyucular ve Yorumcular)
- "dış görünüş benim için hem gerçekleştiren hem de yaşayandır" diye yazdı Nietzsche. (Akışkan Doğanlar)
- "Farkında olalım veya olmayalım, hoşumuza gitsin veya gitmesin, yaşamlarımız sanat yapıtıdır." (Yaşam Sanatı)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin