Kitap Künyesi
Yazar: Irvin D. Yalom
Çevirmen: Ahmet Ergenç
Orijinal Adı: The Spinoza Problem
Yayın Evi: Kabalcı Yayınevi
İSBN: 9786055272555
Sayfa Sayısı: 446
Spinoza Problemi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Irvin D. Yalom, aynı anda 5 ülkede yayımlanan, Alfred Rosenberg ile ondan üç asır sonra yaşayan ve ona tamamen zıt gibi görünen Spinoza'nın iç dünyasına yaptığı bu gizemli yolculuğu ustaca işleyip, olayları iç içe ama birbirine karıştırmadan, dolu dolu ama sıkmadan anlattığı bu romanı için: ... Yaşanmış olabilecek olaylara dair bir roman yazmaya çalıştım. Tarihsel olaylara mümkün olduğunca sadık kalarak ve bir psikiyatr olarak birikimlerime dayanarak ana karakterlerimin, Bento Spinoza ve Alfred Rosenberg'in iç dünyalarını hayal etmeye çalıştım... ... Çoğu araştırmacı Spinoza'yı mülayim ve kibar biri olarak görüyor, bazıları da hayatını Hıristiyan azizlerinkiyle ya da hatta İsa'nınkiyle kıyaslıyordu. Ben de bu nedenle Spinoza'nın içsel yaşamına dair bir roman yazmaya karar verdim. Kişisel uzmanlığım bu noktada Spinoza'nın hikâyesini anlatmama yardımcı olabilirdi. Ne de olsa, o da bir insandı ve beni ve yıllar boyunca üzerinde çalıştığım birçok hastayı rahatsız eden temel insani çelişkilerle mücadele etmiş olmalıydı... ... Spinoza kütüphanesine el koyan ERR subayı (Oberbereichter Schimmer) tarafından yazılmış bir belge (17p-PS), kütüphanenin, Nazilerin Spinoza Problemini çözmelerine yardımcı olabileceğini belirtiyor... diyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Spinoza Problemi Alıntıları - Sözleri
- “mantığı dışarıda bırakan münakaşalar için müsait değilim”.
- İnsanın kendisi adına düşünmesi hakkına müdahale eden bütün geleneklerin bitmesini istiyorum.
- “korku doluydun. . . odana kaçar, kapını kapatırdın, hep kitaplarına koşardın. . .”
- Sakin ol. “Geri çekil ve kendine uzaktan bak”
- ''Sorgulamanın hastalık olduğuna inanmıyorum. Asıl sorgulamadan körü körüne itaat etmek hastalıktır.''
- “Bir şeyin korkutucu, değersiz, arzu edilesi ya da beş para etmez olduğuna karar veren zihindir, dolayısıyla değiştirilmesi gereken şey sadece ve sadece zihindir. ”
- Sen bu biricik ve yegane hayatını, sadece tek bir halkı ayırıp diğer bütün varlıkları dışlayan sahte ve batıl inançlarla dolu bir sisteme adarsan çok anlamsız olmaz mı?
- Kalabalıkları en çok heyecanlandıran şey en yüksektekilerin gözden düşmesidir; hayranlığın karanlık tarafı, insanın kendi sıradanlığından duyduğu memnuniyetsizlikle birleşen kıskançlıktır.
- İnsanın kendi adına düşünmesi hakkına müdahale eden bütün geleneklerin bitmesini istiyorum.
- Bir kez daha söylüyorum, üstün zekâmdan ötürü sevmiyorlar beni. Karmaşık bir zihnim var ve insanların çoğu düşüncelerimin ince damarlarını takip edemiyor. Bu benim suçum değil ama insanlar benden korkuyor. Fikirlerimi tamamen kavrayamadıkları için çoğu kendini salak gibi hissediyor ve sonra sanki bu benim suçummuş gibi bana saldırıyorlar.
- ''Özsaygınız çoğunluğun sevgisine dayanıyorsa, o zaman hep kaygılı olursunuz çünkü bu tip sevgi değişkendir.''
- “Öyleyse muhtemelen eğitilmesi gereken şey erkek zihnidir. Belki de kadınların örtünmesini talep etmektense, erkeklerin at gözlüğü takması gerekir! Derdimi anlatabildim mi yoksa devam edeyim mi?"
- Ne kadar çok kazanırsak o kadar çok isteriz ve isteğimiz tatmin olmadığında üzüntümüz o kadar derin olur. ~Mutluluğu istiyorsanız, hayatınızı gerçekten ihtiyacınız olmayan şeyler için mücadele ederek ziyan etmeyin.
- Çocukken tanıdığı insanlara benziyorlardı. Basit ama düşünceliydiler. Birbirleriyle mutlu ve huzurluydular.
- “Ben de, diğer bütün canlılar gibi, kendi varlığımı sürdürmeye çalışıyorum.”
Spinoza Problemi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Baruch Spinoza, 17. yüzyılda yaşamış ünlü Yahudi filozoftur. Yaşadığı dönem, batıl inançların hüküm sürdüğü ve ırkçılığın yaygın olduğu bir dönemdir. Fikirleri yüzünden önce 23 yaşındayken Yahudiler tarafından afaroz edilmiş, daha sonra ise Hıristiyanlar tarafından kitapları yasaklanmıştır. Her iki dinin mensupları tarafından afaroz edilmesi ve dışlanması, onun cesur bir fikir adamı olduğunu gösterir. Dolayısıyla fikirleri, bana göre, kesinlikle dikkate alınmaya değerdir. Irvin D. Yalom ile Spinoza Problemi hakkında daha önce hiçbir fikre sahip değildim. Zaman zaman Yalom'un Nietzsche Ağladığında isimli kitabını görüyordum; fakat hiçbir zaman tam olarak ciddi bir okuma hevesim oluşmamıştı. Spinoza ise, nadiren duyduğum ve fikirlerini hiç bilmediğim bir filozoftu. Sitede Spinoza Problemi'ni okuyan bir arkadaşımın alıntılarını görüp Spinoza'dan fazlasıyla etkilendim. Hatta bazı cümlelerin, benim düşüncelerime oldukça yakın olduğunu fark ettim. Bu ilgi zamanla bir okuma hevesine dönüştü ve şu an hem Yalom hem Spinoza hem de Spinoza Problemi hakkında ciddi bir bilgiye sahibim. İşte 1000Kitap'ı değerli kılan da tam olarak bu özelliğidir. Spinoza Problemi isimli bu eser, Baruch Spinoza'nın felsefesini ve Adolf Hitler faşizmini birlikte inceleyen, Hitler'in yakın dostu Alfred Rosenberg ile Spinoza arasında garip bir bağlantının kurgulandığı bir eserdir. Yalom bu şekilde bir kurgu oluşturarak hem bizim Spinoza'yı rahatça tanımamızı hem de kitabın sürükleyici olmasını amaçlamış. Amacında başarılı olduğunu söylersek, yanılmış olmayız. Zira kitapta kurgulanan diyaloglar Spinoza'nın felsefesinin anlaşılmasını sağlıyor ve Spinoza'nın fikirlerini herkes tarafından üzerine yorum yapılabilecek bir kıvama getiriyor. Kitabın dili oldukça yalın ve anlaşılır. Dolayısıyla Spinoza'ya başlamak isteyen okurlar için iyi bir başlangıç olabilir. Edebi açıdan ise kitabı değerlendirmek anlamsız. Zira yazarın amacı edebi bir eser yazmak değil. Onun amacı filozofları yattıkları mezardan kaldırıp bir kitap karakteri haline getirmek, tarihsel kişileri birbirlerine güzel bir şekilde bağlayarak diyaloglar üzerine eser inşa etmek ve okurların filozofları yakından tanımasını sağlamaktır. Kitaptan anladığım kadarıyla Spinoza'nın başlıca felsefesi şu şekilde: - Her şeye anlam veren şey zihindir. Bir şeyi iyi veya kötü yapan şey zihnimizdir. Dolayısıyla değişmek veya değiştirmek istiyorsak, önce zihnimizi değiştirmenin yollarını bulmalıyız ve onu başkalarının etkilerinden özgürleştirmeliyiz. - Hayat boyunca cehalet ve batıl inançla mücadele edilmeli. Mantığımızı hep en önde tutmalıyız. - Öteki dünya ve ebedi mutluluk diye bir şey yoktur. Gerçek dindarlık, adaleti, yardımseverliği ve insanın komşusunu sevmesini içerir. - Tanrı, doğadır; doğa da Tanrı'dır. Tanrı'yı ancak akıl yürüterek biliriz ve bu hayattaki tek mutluluk kaynağı bu amansız arayıştır. Herhangi bir dinin müdahalesi olmadan kendimizce dini bir hayat yaşamalıyız. Bütün dinler gerçek dini yolları görmemizi engelliyor. Evrende hayal dünyamızın üzerinde büyük bir ahenk vardır ve bizler bu ahenge ayak uydurmalıyız. Kitap, Spinoza felsefesini derinlemesine irdelemesinin yanı sıra, Hitler'in yükselişini ve onunla birlikte üstün ve ari ırk yaratma girişiminde olan Alfred Rosenberg'i bir psikanalist olarak irdeliyor. Her diyalogda neredeyse farklı bir psikoterapi tekniğinin kullanıldığını görüyoruz. Tabii bu konuda uzman olan biri değilim. İyi bir psikolog tarafından kitabın incelenmesi neticesinde çok daha doyurucu yorumların yapılacağını düşünüyorum. Felsefe, psikoloji, din, siyaset, tarih gibi konuların işlendiği ve psikoterapi tekniklerinin ortaya konulduğu bu eseri herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Kendisinden sonra gelen filozofları etkileyen Spinoza'nın felsefesini öğrenmek için bile bu eser okunabilir. (Semih Doğan)
Bu kitabı inceleyebilecek yetkinlikte olmadığım düşüncesindeyim. O yüzden kitabın içeriğinden çok kurgunun baş kahramanı Spinozayı ele almak istiyorum. Tüm fikirlerini benimsememekle birlikte içten içe derin bir hayranlık duydum. Kendime, fikirlerime şu ana kadar Andre Bretondan sonra en yakın bulduğum kişi Benedictus De Spinoza oldu. Bu kitap onun hayatını, fikirlerini, araştırmalarını incelememe sebebiyet verebilecek kadar vurucu bir eser. Spinozayla tanışmayı ve onun öğretilerinden faydalanabilecek kadar onu anlamayı dört gözle bekliyorum. (Zişan Varlık)
Irvın Yalom'un bir çok kitabını okumama rağmen ilk bu kitabını sizlerle paylaşmak istedim.Nedenine gelecek olursak,hiç bilmediğim bir fikir adamından bahsediyor oluşu. Spinoza Problemi'nin önsözü der ki; Dünyada yapayalnız olan, ait olduğu bir aile ve topluluk bulunmayan bir adam. Düşünsenize ait olduğu topluluk tarafından aforoz edilen ve aforoz edildiği için ailesi ile görüşemeyen, kendini ait hissedeceği bir aile bile kurmayan, kuramayan yani hayata güçlü bağlarla tutulmasını sağlayacak hiç bir varlığa sahip olmayan, sadece düşünülerek geçirilmiş bir ömür yaşamış bir adamdan bahsediyoruz. Spinoza'ya bu kitapla hayran olduktan sonra Ethica'sını okumaya karar verdim. Ve anlayabilmek için bazen bazı sayfaları defalarca okumam gerekti. Bu seferde Yalom'a bir kez daha hayran oldum. Bu kadar anlaşılması güç olan bir insanı, insanlara anlatmayı denemesi ve özel hayata çok önem veren spinoza ile ilgili kurgu yapacak bir veri olmamasına rağmen müthiş bir roman yazması takdire şayan. Kitap, 2 zaman diliminde ilerlerken siz bir 17.yy'da bir 20.yy Almanya'sında geziniyorsunuz.Bir nazi subayının çocukluk döneminde Spinoza ile tanışması ve Yahudi olan bu filozofa duyduğu hayranlık ve yok etme isteği arasındaki gidiş gelişleri irdelenirken bir yandan da Spinoza'nın hayatının içinde, fikirlerinin içinde düşünce denizinde boğuluyorsunuz. Keyifli okumalar... (Halide)
Kitabın Yazarı Irvin D. Yalom Kimdir?
Yahudi asıllı Amerikalı psikanalist, psikiyatrist, psikoterapist ve yazar.
Profesör unvanına sahip olan Yalom, Standford Üniversitesi'nden emekliye ayrılmış olup, alanında oldukça zengin bir yapıya sahip, bilimsel kitapların ve romanların sahibidir. Yalom, varoluşçu psikoterapinin en önemli yaşayan temsilcilerinden biridir. Aynı zamanda Uluslararası Sigmund Freud – Psikoterapi 2009 ödülünün de sahibidir.
Washington, DC'de dünyaya gelen Yalom'un Yahudi kökenli ailesi, I. Dünya Savaşı'nın bitmesinden kısa bir süre sonra Polonya sınırlarına yakın bir Rus kasabası olan Celtz'ten ABD'ye göç etmiştir.
ABD'nin en etkili psikanalistlerinden biri olarak kabul edilen Yalom'un, kendine akıl hocası olarak kabul ettiği kişi Jerome D. Frank'dı. Yalom, psikanalistler içinde sürekli olarak kritize edilen psikanalizin geliştirilmesinde öncülük yapmış ve aynı zamanda psikanalizdeki uzun ama etkileyici yeni rehabilitasyon yöntemleriyle insanın psikolojik rahatsızlıklarını yeniden ve daha iyi anlamayı sağlarken, uyguladığı yöntemlere has içeriklerle dolu yazdığı romanlar onun edebiyat dünyasında da yer edinmesine yardımcı olmuştur.
Irvin David Yalom, toplum bilimci ve yazar Marily Yalom ile evlidir. Bu evlilikten dört çocukları olmuştur. Kaliforniya, Palo Alto'da yaşamaktadır. Yazdıklarında kullandığı genel metafor psikanalitiktir ve felsefeyle de iç içedir. Grup terapilerinde uyguladığı varoluşçu yöntem, klasik bir yöntem olsa da Yalom, bunun günümüz psikanalizinde deforme olmasını engelleyen çok daha sonuç alıcı bulgularla devam ettirmiştir.
Irvin D. Yalom Kitapları - Eserleri
- Nietzsche Ağladığında
- Spinoza Problemi
- Divan
- Her Gün Biraz Daha Yakın
- Bağışlanan Terapi
- Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri
- Bugünü Yaşama Arzusu
- Annem ve Hayatın Anlamı
- Güneşe Bakmak Ölümle Yüzleşmek
- Varoluşçu Psikoterapi
- Depresyon Terapisi
- Günübirlik Hayatlar
- Anksiyete Terapisi
- Okul-Çağı Çocuklarının Terapisi
- Ergen Terapisi
- Okul-Öncesi Çocuklarının Terapisi
- Evlilik Terapisi
- Yeme Bozuklukları Terapisi
- Alkolizm Terapisi
- Cinsel Terapi
- Grup Psikoterapisinin Teori ve Pratiği
- Kısa Süreli Grup Terapileri
- Ölüm Korkusunu Yenmek
- Şizofreni Terapisi
- Psikoterapi Seti
- Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu Terapisi
- Din ve Psikiyatri
- Bir Psikiyatristin Anıları
- Yalom Seçkisi
- Psixoterapiya Vergisi
- Çocuk Terapisi
- Çift Terapisi
- A Matter of Death and Life
Irvin D. Yalom Alıntıları - Sözleri
- "Bir sürü soru soruyorsun, ama tek bir cevabı var: Kendi başıma yaptım." (Ölüm Korkusunu Yenmek)
- Hepimiz aynı korkuyla, ölümlülük yarasıyla, varoluşun özündeki kurtla karşı karşıyayız. (Güneşe Bakmak Ölümle Yüzleşmek)
- “Bir şeyin korkutucu, değersiz, arzu edilesi ya da beş para etmez olduğuna karar veren zihindir, dolayısıyla değiştirilmesi gereken şey sadece ve sadece zihindir. ” (Spinoza Problemi)
- Ölmek hayatın bir parçası. Onu kaçırmak, o gerçekleşirken uyumak, hayatın büyük maceralarından birini kaçırmaktır. (Annem ve Hayatın Anlamı)
- Çocukken tanıdığı insanlara benziyorlardı. Basit ama düşünceliydiler. Birbirleriyle mutlu ve huzurluydular. (Spinoza Problemi)
- Öfkeliyim , çünkü buradaki herkesten daha iyiyim ve kimse bunu fark etmiyor. Daha zekiyim, daha hızlıyım, daha iyiyim ve lanet olsun kimse beni takdir etmiyor. (Varoluşçu Psikoterapi)
- Bir daha hiç incinmemenin yolunu bulmuştum; eğer kimsenin benim için önemli olmasına izin vermezsem bir daha asla kayıp yaşamazdım. (Annem ve Hayatın Anlamı)
- Hepimizinki günü birlik hayatlar; hatırlayanın, hatırlanandan farkı yok. Hepsi geçici. Hem anılar hem de onların nesnesi. Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler yakın. Bil ki çok geçmeden hiç kimse ve hiçbir yerde olacaksın... ______ Marcus Aurelius Düşünceler (Günübirlik Hayatlar)
- .... "Ölüm her zaman bir şok etkisi yaratır." ______ Gözünü açıp kapıyorsun ve bir bakıyorsun ki hayat bitmiş. İşte bu kadar. Saklanacak yer yok. Güvenlik diye bir şey yok. Geçicilik ... yaşam geçici ... Bunu biliyordum zaten ... Herkes bilmez mi? Ama üstüne pek düşünmemiştim. Düşünmek de istememiştim. .... Ölümün kalıcılığını düşünüyorum. Sonsuza kadar ölü olmayı düşünüyorum. Nedense bu düşünce, yani sonsuza kadar ölü olma düşüncesi, bir türlü aklımdan çıkmıyor. (Günübirlik Hayatlar)
- Stresin hem bağışıklık sistemini hem de hormonal dengeyi etkileyerek hastalığa direnci azalttığına dair çok sayıda bulgu vardır. (Varoluşçu Psikoterapi)
- Her insan kendisini diğer insanlardan daha çok sevdiği halde neden kendi fikrine diğer insanlarınkinden daha az önem verir? (Günübirlik Hayatlar)
- "ilk gençlik yıllarında," der Schopenhauer, "önümüzdeki hayat üzerine düşünürken, tiyatro salonundaki yerini perde açılmadan önce almış, oyunun başlamasını sabırsızlıkla bekleyen, heyecanlı çocuklar gibiyizdir. İleride neler olup biteceğini bilmememiz düpedüz bir lütuftur. Şayet olacakları önceden görebilsek, o çocuklar gözümüze mahkum olmuş tutuklular gibi görünürdü; ölüme değil de hayata mahkum olmuş, ama hükümlerinin ne anlama geldiğinden o ana dek tamamen bihaber tutuklular gibi." (Din ve Psikiyatri)
- Din ve kültür bazen insanları o kadar güçlü motive edebilir ki, bu, psikoterapistleri sadece şaşırtabilir. Bizler, olasılığı çok çok küçük hava felaketlerine ilişkin korkuları nedeniyle bizden yardım almaya gelenlerin en azından uçağa binmelerini sağlayacak, bu fobileri yok etme amaçlı yollar geliştirmeye çalışırken, adamlarını kesin bir ölüm için uçaklarına gönderen Kamikaze komutanlarına korkuyla karışık saygı duyarak bakıyoruz. Biz, bazı İslamcı liderlerin canlı bombalarına öldükleri anda cennete gideceklerine dair verdikleri motivasyonu, panik ataktan öleceğini düşünen agorofobikleri bir otobüse bindirmeye çalışırken sağlayamadığımız için de üzgünüz. (Anksiyete Terapisi)
- “Sözünden dönmene ya da kendine olan güvenini yitirmene neden olabilecek hiçbir şeyi avantaj sayma.” ( Marcus Aurelius|Düşünceler) (Günübirlik Hayatlar)
- 10 dakikalık içten gülüş ağrı kesici etki yapar (Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu Terapisi)
- Gen çalışmaları doğuştan gelen farklılıkların anksiyete bozuklukları geliştirmedeki etkilerini kanıtlayabilirler, ancak öyle görünüyor ki genler ana nedenler olmaktan çok yatkınlığa neden olan faktörler olarak kalacaklar. (Anksiyete Terapisi)
- Kâh dilden dökülür, kâh kalem yazar. En hazin sözler “Keşke” ile başlar. (Divan)
- Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır. (Nietzsche Ağladığında)
- Dinlemek yaratıcı bir iştir, terapist zihni ölçerken çarpıtır.. (Annem ve Hayatın Anlamı)
- 1.Kendim için yarattığım dünyayı sadece ben değiştirebilirim. 2. Değişmek tehlikeli değildir. 3. Gerçekten istediğim şeye ulaşmak için değişmek zorundayım . 4. Değişebilirim. Bunu yapabilirim. (Yalom Seçkisi)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin