Kitap Künyesi
Yazar: Mihail Bulgakov
Yazar: Yevgeni İvanoviç Zamyatin
Çevirmen: İsmail Arıkan
Yayın Evi: İletişim Yayınları
İSBN: 9789754701296
Sayfa Sayısı: 91
--reklam--
Stalin'e Mektuplar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Sovyet edebiyat hayatı "Sosyalist Gerçekçilik" temsilcilerinin yoğun müdahaleleri altında ezilirken iki önemli yazar, Mihail Bulgakov ve Yevgeni Zamyatin, Stalin iktidarının doğrudan baskısına hedef oldular. Kendini "zamanının Moliere'i" sayacak derecede iddialı Bulgakov, yurt dışına çıkabilmek için sayısız mektup ve dilekçe yazdıktan sonra ayrıca Stalin tarafından alaya alındı. Sonunda Devlet Tiyatroları'nda "ufak bir iş" talep edecek duruma düşürüldü. Zamyatin ise Gorki'nin araya girmesi sayesinde pasaport aldı ama 1931'de Fransa'ya sürgün olarak gönderildi. İki yazarın beraberce yarattıkları "eser" -Stalin'e Mektuplar- Ossip Mandelstamm tarafından bütünleştirildi. Mandelstamm da, Stalin hakkında yazdığı dergi yazıları nedeniyle hayatının son dönemini Sibirya'da geçirdi.
--reklam--
Stalin'e Mektuplar Alıntıları - Sözleri
- Yaşamın rastlantıları bizi parçalıyor.
- Yalnız kaldığım zaman acı çekiyorum.
- Yalnız kaldığım zaman acı çekiyorum.
- Hangi sansür olursa olsun ve hangi iktidar adına yapılırsa yapılsın sansüre karşı savaş benim yazarlık görevim olduğu gibi, ifade özgürlüğü çağrısı yapmak da görevimdir.
- Bütün yapıtlarımın çirkin kötüleme kampanyaları ile karşı karşıya kaldı, adım çamura bulandı, bu da, yalnız günlük basınla sınırlanmadı. Büyük Sovyet Ansiklopedisi ve Yazın Ansiklopedisi gibi eserler bunu kanıtlıyorlar.
- Yaşamın rastlantıları bizi parçalıyor.
- ...Birinci Sanat Tiyatrosu rejyisör yardımcısı olarak atanmak istiyorum. Bu göreve atanmazsam bir figüranlık işi istiyorum. Şayet figüran dahi olamayacağıma kanaat getiriliyorsa, bana beden gücü kullanacağım bir iş verilsin. Bu da olmazsa, Sovyet Hükûmeti'nden benim için ne uygun görürse onu yapmasını, fakat kımıldamasını istiyorum. Beş piyes yazan, Sovyetler Birliği'nde ve yurt dışında tanınan bir tiyatro yazarı bugün sefaletle, sokakla, ölümle karşı karşıya bulunmaktadır. M. Bulgakov Moskova, 28 Mart 1930
- Sahneleyici olarak atanmazsam bir figüranlık işi istiyorum. Ve eğer ben figüran da olamazsam bana beden gücü kullanacağım bir iş verilsin
- Suskun bir yazar mı, artık o yok. Susuyorsa o gerçek bir yazar degildir, hepsi bu. Ve eğer gerçek bir yazarın sesi çıkmıyorsa o çürümeye mahkumdur.
- .... kapitalist düzen, başkası durdurmak için bir harekette bulunmadığı sürece, kendi kendine çalışan bir sistemdir. Sosyalizm ise, yeniden inşa edilmesi gereken bir sistemdir ve onu işletmek için de gerektiğinde zor kullanılmalıdır; bu nedenle de kurulup işletilmesinde aydınlara büyük bir rol düşmektedir. (Paul Johnsen, Wall Street Journel, 9 Ocak 1987,Önsöz Yerine, S. 9)
- susmanın başlıca nedeni ne ekmekle, ne kağıtla ilgilidir, neden, çok daha ağır, sert, kurşun gibidir.
- Zamyatin 1931'de yurt dışına çıkacak ve ülke dışında ölecektir; Pilniak'a gelince 1937'de kurşuna dizilecektir
- Edebiyatçı portrem tamamlandı. Bu aynı zamanda bir politik portredir.
- Suskun bir yazar mı, artık o yok. Susuyorsa, o gerçek bir yazar değildir, hepsi bu.
--reklam--
Stalin'e Mektuplar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
kitapta rus edebiyatına büyük ölçüde katkı sağlamış iki önemli yazarın, büyük rus diktatör stalin'e yazmış oldukları mektupları okuyoruz. ama okuduğumuz mektuplar, özellikle bulgakov'un mektupları, bir mektuptan ziyade yakarıştı bence. hatta söylendiği gibi bulgakov'un son yazdığı mektupların yazılış amacı tamamen bir yakarıştı. karşılaştırma yaparsam eğer zamyatin'in mektubu bize bir mektubun aslında nasıl yazılacağını gösterirken bulgakov'un mektupları ise bir diktatöre nasıl mektup yazmamanız gerektiğini anlatıyor. bir diktatörün yönetimi altında edebiyatçıların, sanatçıların, özellikle mevcut rejime karşı farklı bakış açıları olan sanatçıların çektiği zorlukları anlamak açısından güzel bir okuma oldu fakat okumasam da olurmuş dediğimi söylemem gerek. (andrey)
Stalinzede yazarlar: Rus edebiyatının iki büyük yazarı yazar/mihail-bulgakov ve yazar/yevgeni-ivanovic-zamyatin 'in Stalin Rusya'sini eleştirmenleri sebebiyle mimlendiklerini biliyoruz. Bu daha ziyade ülkemizdende bildiğimiz bir çeşit yıldırma politikası. Eleştiriye hiç tahammülü olmayan despot liderlerin sık sık başvurduğu bir durum bu. Tabii devletten böyle bir yaptırım görünce, hayatınız allak bullak oluyor. Geçim sıkıntısı, stres, sürekli bir yorgunluk - daha doğrusu mental yorgunluk- hatta can korkusu. Lenin ve Troçki'nin ilmek ilmek ördüğü Rus devrimi Stalin'in elinde bir despotluga dönüşünce, bu iki yazarın tek çaresi yurtdışına çıkmak olmuş. Ama bir türlü izin çıkmamış Stalin'den. Herhalde ' otursunlar gözümün önünde' diye düşündü. Durumlari iyice kötüleşen iki yazar da almış ellerine kalemlerini, mektup yazmışlar Stalin'e. İlk önce Bulgakov'u değerlendirelim. Bulgakov epeyce bir mektup yazmış. Özünde yaşadığı durumu belirtiyor. Geçim sıkıntısı çektiğini, kitaplarının yakıldığını, yeni kitaplarini basmadiklarini, zor durumda olduğunu yazıyor. Hatta bazen maalesef yalvarıyor, küçük düşmek pahasına kendisini biz okurlarina kötü gösteriyor. İstediği, yurtdışına çıkmak. Olumlu cevap alamadığı her mektubundan sonra, morali bozuluyor, depresyona giriyor. Onu yurtdışına göndermek yerine küçük bir tiyatroda küçük bir görev veriyorlar. Tabii, kiti kitina geçinmeye ancak yetiyor bu görev karsiligi aldığı ücret. Bir kez daha yazıyor, bir kez daha, bir kez daha... Sonuç olumsuz. Oylamaya devam ediyorlar. Zamyatin ise tek bir mektupta, yurtdışına çıkma iznini koparıyor. Ona sorarsanız çok etkili bir mektup yazıyor. Ama aslına bakarsanız, bir el ona yetişiyor ve ona kefil oluyor. Bu isim Rus edebiyatının belki de kimilerine göre en büyüğü, yazar/maksim-gorki . İzin çıkıyor, ve Zamyatin kendini kurtarıyor. Bir günde okuyabileceğiniz, böylesi mektuplardan oluşan bir kitap Stalin'e mektuplar. İki yazarı, romanlarindan farklı bir gözle görebileceğiniz bir kitap. Özellikle de Bulgakov'u. (Barış)
Yevgeny ZAMYATİN ve Mikhail BULGAKOV’un yurtdışına çıkabilmek için Stalin’e yazdıkları mektuplar ve Leszek KOLAKOWSKİ’nin Totaliteriz ve Yalan’ adlı makalesi. Zamyatin izni alır. Ama Bulgakov defalarca yazdığı mektuplara rağmen izni alamaz ve çıldırmanın eşiğine gelir. Gerçekten içler acısı ve ve çok alçakça. İki yazarı da çok seviyorum. Bulgakov’a gerçekten çok üzüldüm. Kolakowski, totaliter rejimlerin özellikleri, yöntemleri üzerine yazmış. Geçmişin unutturulması, yalanlarla kurulan dün ve bugün, hafıza kontrolü v.b. Okunmalı “Totaliter mekanizmanın tahripkar faaliyetlerini genel biçimde destekleyen ilkel bir sosyal felsefe sistemi vardır. Bu felsefe ‘toplum’un ortak iyiliğinin, fertlerin menfaatlerinden önde geldiğini ilan etmekle kalmaz, fertlerin varlıklarının bile, sosyal ‘bütün’ün varlığına indirgenebileceğini iddia eder. Başka bir deyimle, şahısların varlıkları garip bir anlamda gerçek dışı kabul edilir. Bu, herhangi bir esaret ideolojisi için çok müsait bir temeldir.” (Seda kendir)
--reklam--
Stalin'e Mektuplar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mihail Bulgakov - Stalin'e Mektuplar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Stalin'e Mektuplar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mihail Bulgakov Kimdir?
15 Mayıs 1891'de Kiev'de doğdu. 1916'da Kiev Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldu, fakat birkaç yıl sonra doktorluğu bırakarak hayatını edebiyata adadı. Kiev Şehir Tiyatrosu'nda sergilenen ilk iki oyunu büyük başarı kazandı. İlk eşiyle Moskova'ya yerleşen Bulgakov, 1922-1926 arasında oyun yazmayı sürdürdü, fakat Sovyetler Birliği'nin ideallerini yansıtmadığı gerekçesiyle oyunlarının sahnelenmesi yasaklandı. 1925'te yazdığı hicivli romanı 'Köpek Kalbi' de benzer bir kaderi paylaşarak, Sovyetler Birliği'nde 1987'ye kadar yayımlanamadı. Aynı yıl ilk eşinden boşanarak Lyubov Belozerskaya'yla evlendi. Sanatını icra edememekten bunalan Bulgakov, 1930'da Stalin'e bir mektup yazarak yurtdışına çıkma izni istedi. Fakat bu talebi reddedilen Bulgakov'a Moskova Sanat Tiyatrosu'nda sahne arkasında bir iş ayarlandı. 1938'de, ölümcül hastalığına yakalanmadan hemen önce başyapıtı sayılan 'Üstat ile Margarita'yı tamamladı. 1940'ta böbrek yetmezliğinden öldü. Kitap ilk olarak 1966-1967 yıllarında, dul eşinin çabaları sayaesinde 'Moskva' dergisinde yayımlandı. Kitap olarak 1973'te basıldı.
--reklam--
Mihail Bulgakov Kitapları - Eserleri
- Genç Bir Doktorun Anıları
- Köpek Kalbi
- Usta ve Margarita
- Ölümcül Yumurtalar
- Morfin
- Şeytani
- Kaybolmuş Bir Göz
- Gelecekten Beklentiler
- Usta ile Margarita (Çizgi Roman)
- Beyaz Muhafız
- Bir Ölünün Anıları
- Çelik Boğaz
- Kızıl Moskova
- Stalin'e Mektuplar
- Hayatımızın Bir Günü
- Kol Manşetinde Notlar
- Moliere Efendi
- Adem ve Havva
- Son Günler (Aleksandr Puşkin)
- Saldırı
- Morfin - Leviathan
- Hayatın ve Ölümün Saati
- Bir Delinin Hikayesi
- Seçilmiş Əsərləri
- Altın Kent
- Diaries
--reklam--
Mihail Bulgakov Alıntıları - Sözleri
- "Ayakta dikiliyor, ağlıyordum, gözyaşlarım sel gibi akıyordu. Öylece duruyor, bir şey anlayamıyordum. Oysa kafamın içinde kuşlar şarkılar söylüyorlardı... Saçma şeyler... Hatırlıyorum o günü, ah, hatırlıyorum, nasıl bir gündü o gün, ah, nasıl..." (Kızıl Moskova)
- "Bu yüce yurttaş öldürülmüştür, çünkü ülkemizde halkı köle gibi gören insanlara hiç lâyık olmadıkları sınırsız bir güç ve yetke verilmiştir." (Son Günler (Aleksandr Puşkin))
- "Düşünmek yasaklanamaz." (Bir Ölünün Anıları)
- Bu kocakarılar hepten silinip gitse yeryüzünden ne iyi olurdu! (Genç Bir Doktorun Anıları)
- Lütfen bir akıl verin bana. (Çelik Boğaz)
- Kurbağalar dayanılmaz bir tiksintiyle içimi ürpertiyor. Onlar yüzünden ömrüm boyunca bedbaht olacağım. (Ölümcül Yumurtalar)
- Yine ağlıyorum; Neden gece vakti geliyor bu iğrenç zayıflık? (Morfin)
- "Ah, para, para! Dünyada ne kadar da çok kötülüğe yol açıyor! Hepimiz paradan başka bir şey düşünmüyoruz, ama kaçımız ruhumuzu düşünmüşüzdür ki? " (Bir Ölünün Anıları)
- Ortamda sanki hiçbir şey değişmemişti. Ama ben çok değişmiştim. (Kaybolmuş Bir Göz)
- Ey, hunhar insanlar, neden kıydınız bana ? (Köpek Kalbi)
- Ah, yalnızlıktan, soğuktan, çevremde kimsenin olmamasından içim sızlıyor, daralıyor! (Kaybolmuş Bir Göz)
- "Oralarda bir yerde" Devrim,,,,oluyor. (Morfin)
- İnsanlardan o kadar korkuyorum ki gece koridorda bir ayak sesi veya konuşma işitince çığlıklar atmaya başlıyorum. (Hayatımızın Bir Günü)
- Oyunu yedi buçuk günde, yani dünyanın yaradılışından bir buçuk gün daha kısa sürede yazdık, tamamladık. Buna rağmen, dünyadan daha kötü bir şey çıktı ortaya... (Altın Kent)
- En çok sevdiğimiz insanlar,kendimize en ćok benzettiklerimizdir. (Moliere Efendi)
- Akşamları okumaya başlamıştım -çoğunlukla difteri ve kızıl hastalığı hakkında ama ayrıca tuhaf bir şekilde Fenimore Cooper’a da bağımlılık geliştirmiştim- ve masamın üzerindeki elektrik lambası, semaverimin tepsisine düşen korlu kül, soğumakta olan çayım ve uykusuz geçen aylardan sonra elde ettiğim uyuma şansı için müteşekkirdim. (Morfin - Leviathan)
- Neden bırakmıyorsun peşimi, kader?! Neden yüz yıl önce doğmadım? Ya da daha iyisi:Yüz yıl sonra. Hem daha iyisi, keşke hiç doğmasaydım. Bugün biri şöyle dedi bana:"Torunlarınıza bir şeyler anlatacak olduğunuz için doğdunuz!" Amma saçma! Sanki tek hayalim, kocayınca torunlarıma duvarda nasıl asılı kaldığım gibi saçmalıkları anlatmakmış gibi! Hem yalnızca torunlarım değil, çocuklarım da olmayacak benim. (Gelecekten Beklentiler)
- Diğer bir deyişle, kendi doğduğu yeri çarpan bir yıldırım gibi... (Morfin - Leviathan)
- Ve o havlu Murtin'de yatak odamda yıllarca asılı durdu, daha sonra gittiğim her yere benimle geldi. Sonunda iyice eskidi, havı döküldü, yer yer delindi ve nihayet hatıralar gibi o da silindi, kayboldu. (Çelik Boğaz)
- Çattık! Aklınızı başınıza alın! (Usta ve Margarita)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin