Kitap Künyesi
Yazar: Cemal Şakar
Yayın Evi: Hece
İSBN: 9789944195492
Sayfa Sayısı: 94
--reklam--
Sular Tutuştuğunda Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Cemal Şakar, dilin yalın, simgesel ve imgesel düzeylerini denkleştirerek, toplumsal dramları kurgusal olana sindirerek "an"ın derinliğini ve "kesit"in sürekliliğini duyuran, ileten öyküler yazıyor. Neredeyse her öyküde biçimsel yenilikler deniyor ama bilinçle kavranılacak, sorumluluk ve muhataplık duygusunu daima duyuracak güncel ve kültürel kodları da incelikle biçimin içine yerleştiriyor. Zaman zaman şiirselin sularına dalıyor; söylenilemeyeni görüntüde derinleştiriyor ama anlatmayı daima merkeze alıyor.
Har, Muntazar, Fragmanlar, Hadi, Çemberler, Alamdağ'da Var Bir Panço gibi öykülerde konuşan özneler, hatırlarlar, düşünürler, zamanda ve mekanda kaymalar yaşarlar; kültürel ve siyasal özlerin yüklerini taşırlar; derin ve içli konuşurlar. Belki de bu yüzden sözü çok uzatmak yerine kısaltarak, anlamı çoğaltırlar.
Kitapta, değerlerin karikatürleşmesini ima eden; kurgu ve gerçek arasındaki oyuna atıf yapan; inançlarla modern yaşamaklar arasındaki çelişkiyi ima eden ironik nitelikli öyküler de var: Alemdağ'da Var Bir Panço'daki kırık, Ana Haber Bülteni'ndeki mahçup gülümseme gibi.
Sular Tutuştuğunda Alıntıları - Sözleri
- Rahmân ve Rahîm diye zikredip duruyordum; içimin karanlıklarından çıkabilmek için.
- Sen yani, bilinmeyen bir mezarlık gibiydin.
- Davamızın sonu, âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamdden ibarettir.
- Eşya bir hicap hâline geliyordu. Anlıyordu, burada bir şeyleri terk ettikçe, ötede bir şeyler kazandığını.
Sular Tutuştuğunda İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Icinde genellikle hüznün yer aldığı hikayeler var. Hikayelerin kiminde faydalı dersler de var. Hikayelerde cokça yinelemelerde olmasina karşın kitabın şiirsel bir yani da var. Cok begendigimi soyleyemem. (Ahmet Sağlam)
Cemal Şakar’ın bundan önce Pencere isimli öykü kitabını okumuştum. Bu kitabını oldukça beğenmiş ve yazarın diğer kitaplarını da okuma listeme almıştım. Kitabın ismi, beni Ahmet Haşim’e götürdü. Daha çok o, akşam kızıllığında suların tutuşmasından bahseder. “Sular mı yandı, neden tunca benziyor mermer.” “İnsan bir damla kan.” der Necip Fazıl. Ama bu kan oluşur da oluşur, üçte ikisi su olan bir varlığa dönüşür. Bazen “Yarin dudaklarından getirilen bir alev misali karanfil.” tutuşturur insanın elini ayağını. Kitapta böyle bir karanfil yok. Tutuşan içerdeki pespaye duygular da değil. Bu kitapta suları tutuşturan, yazarın gördükleri, özledikleri, duydukları, yaşadıkları ve okuduklarıdır. Bazen Kerbela’da geziniriz. Şehit edilen halifeler genç bir kadının ağzından anlatılır. Bazen öfke, ayakkabı suretine girer bir basın toplantısında zalimin yanağında öpücük olarak patlar. Bazen sirenler, acı acı öter, bombalar her yerde, çocuklar bir yerde. En mahrem duygular çapulcuların ayakları altında çiğnenirken bir şeyler yapamamanın mahcubiyetiyle eğilen yaşlı başlar ve Ortadoğu'da arsızca atılan tiz kahkahalar… Kitapta bazen mekan olarak Bursa’ya gidiyoruz, bazen Kemeraltı’nda bir kahvehaneye. Kitapta vakit, çoğu zaman ikindi vakti, biraz serinlik, biraz çay vakti. Kişiler biraz gerçek biraz muhayyel. Olaylar yaşanmış ama değiştirilmiş. Dil biraz şiirsel, anlatım yeni. Tür ise, biraz deneme, biraz durum hikayesi. Cemal Şakar’ın üslubunu oldukça ilginç buluyorum. Bir noktaya geliyorum. Ve diyorum ki bu sahneyi daha önce okumuştum. Sayfalar ilerliyor, bakıyorum yine başa dönüyorum. Bunu hemen hemen her hikayesinde görüyorum. (Sait Köşk)
Sular Tutuştuğunda PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Cemal Şakar - Sular Tutuştuğunda kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sular Tutuştuğunda PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Cemal Şakar Kimdir?
Türk öykü yazarı.
Karesi İlkokulu’nu (1973), Atatürk Ortaokulu’nu (1976), Muharrem Hasbi Lisesi’ni (1979), Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ni bitirdi (1983). Balıkesir’de aile şirketinde çalıştı. Halen İstanbul'da bir kamu kuruluşunda çalışıyor; e-edebiyat dergisi Edebistan.com’un yayın yönetmenliğini yürütüyor.
Edebiyat hayatına, 1982’de Aylık Dergi’de yayınlanan "Bir İnsan Ölür, Bir Yıldız Kayarmış" adlı öyküsüyle başladı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Kayıtlar Dergisi'nin çıkışında yer aldı. Öykü ve denemeleri Aylık Dergi, Yönelişler; Mavera; Yedi İklim; Kayıtlar; Hece; Hece Öykü; Yumuşak G; edebi Müdahele; Tasfiye; Söz Ve Adalet; Eski Yeni; Kur'ani Hayat ve İtibar dergileriyle Yeni Şafak Kitap’ta yer aldı.
--reklam--
Cemal Şakar Kitapları - Eserleri
- Adı Leyla Olsun
- Sular Tutuştuğunda
- Portakal Bahçeleri
- Yol Düşleri
- Hikayat
- Mürekkep
- Utanç
- Kara
- Pencere
- Hayalperdesi
- Esenlik Zamanları
- Yazı Bilinci
- Sessiz Harfler
- 40 Soruda Türk Öyküsü
- Sel ve Kum
- Gidenler Gidenler
- Edebiyat Ne Söyler
- Edebiyatın Sırça Kulesi
- Edebiyatın Doğası
- Hasan Aycın'ın Çizgi'si
- Satır Arasındaki Anlam
- İmge Gerçeklik ve Kültür
- Yazının Gizledikleri
- Dile Kolay
--reklam--
Cemal Şakar Alıntıları - Sözleri
- O vakitte içimden bir değil, binlerce parça kopmuş olup bundan böyle titrek oyuk bir gölgeydim zaman dışı, eskitilip atılmış bir yalnızlık kadar suskun. (Sessiz Harfler)
- Kendime giden bir yol bile bulamıyorum. (Adı Leyla Olsun)
- Ben-sen, özne-nesne dedi ve her şeyi ikiye böldü. Kendini kudretli bildi, zira kudretin hikmetin ardında gizli olduğunu bilmiyordu. Aklınca varolanlar arasındaki bağın sırrını çözdüğünü düşündü ve bunlara yasa dedi. Yazdığı yasanın üstündeki Yasayı unuttu. Ait olduğu bütünden koptu ve ileriye doğru yürümeye devam etti. O yürüdükçe her şeyin onun yasasına uyacağını düşündü. Tabiatın bir tabiatı olduğunu unuttu. Ve tabiat tabiatının gereğini yerine getirdi. Rüzgar esmeye, yağmur yağmaya, ateş yakmaya devam etti. İnsan geriye dönüp baktığında mamur beldelerin tarumar, bıraktığı izlerin yok olduğunu gördü. Bunu öteki'nden bildi ve kendiyle savaşa başladı. Öldürdükçe azgınlaştı, azgınlaştıkça daha çok öldürdü; öldürdüğünün kendi soyu olduğunu, insanlık olduğunu, insaniyet olduğunu ve kendi olduğunu bilmedi ve insan kendi tabiatından da uzaklaştı. (Utanç)
- Yolculuk varmaktan güzeldir bazen. (Hikayat)
- Dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır. (40 Soruda Türk Öyküsü)
- Mevsim güz olsun. Güz ne de olsa hazır bir hüzündür (Esenlik Zamanları)
- "...Bozkırın uçsuz bucaksızlığı,aynılığı, hiçbir sürprize açık olmaması onu tedirgin etmiş, gerginleştirmişti..." (Hikayat)
- dildeşinden ayrı düşen , yüz türlü nağmesi olsa bile dilsizdir . (Yol Düşleri)
- Neydi Özlem? Özlemlerim! Dünyaya bakışıma göre şekillenen düşler... (Sel ve Kum)
- Onunla araya sözcükler girmeden söylesirdik. (Esenlik Zamanları)
- Başkalarına bir iz bırakmak için kendimi ortaya koydum. Simdi sadece başkalarının izlerini basarak yürüdüğümü fark ediyorum (Sel ve Kum)
- İnsanın artık yolculuklarını mekanda değil zamanda yaptığı, mekânın zaman tarafından sıkıştırıldığı yeni yaşama biçiminde mesafeler artık metreyle değil, zamanla ölçülür oldu. (Edebiyatın Sırça Kulesi)
- Dönecek miydi acaba? Benden cesaret bulup da mı gitti yoksa? (Gidenler Gidenler)
- Pierre Bersuire Tanrının Kitabı olarak dünya imgesini oğula genişletir: İsa, Meryem'in teni üzerinde yazılmış bir tür kitap gibidir. Kitap baba tarafından konuşulmuş, Meryem'in İsa'ya gebe kalması ile yazılmış, doğum ile aydınlanmış, çarmıhta düzeltilmiş, kırbaçlama sırasında silinmiş, yaraların izleri ile noktalanmış kılmış, mihraptaki ağaçların üstünde süslenmiş, akan kandan nurlanmış, yeniden doğuş için ile yükselmiştir ve yükselişte sıralanacaktır. (Alberto Manguel) (Yazı Bilinci)
- Görsellik görünenin , o an bize göründüğü şekliyle görmek ve onu bir bağlam içinde sunmak işidir; dolayısıyla tasviridir ve biriciktir. (Edebiyat Ne Söyler)
- ...zamanın dışına düşememek, zamandan kopamamak, zaman çeker, zaman sürükler, zaman belirler, zaman kaderdir, kader ânıdır zaman (Adı Leyla Olsun)
- Zaman-mekan sıkışması, global köy, hatta giderek global mahalle metaforlarıyla üretilen yeni söylemde, dünyanın hızla küçüldüğü, neredeyse bir uydunun görüş açısı içine girdiği anlatılmaktadır. (Edebiyatın Sırça Kulesi)
- Tenimden kurtulan ruh şaşakaldı, şaşırakaldı, gündüz mü, gece mi bilemedi, şaştı bu habis işlere. Dedim di, rahat dur, çürü içimde, içimde çürü de kimseye zararın olmasın, korkutma ortalığı, bulaştırma habisliğini; yok, dedi, durmam gayri bu mahpusta, kendi kendimi zehirliyorum... (Kara)
- Kuşlar, böcekler, uçuşan her şey, hatta yüreğim bile, derdi, bu ışığa tutunarak, onların açtığı yoldan başbaşka iklimlere göç ediyor. (Pencere)
- gökle yerin arasında sıkışıp; güneşle karanlıklar arasında kaybolup; daralan, üzerine üzerine gelen göğün altında boğuluyorken... (Mürekkep)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin