Kitap Künyesi
Yazar: Reha Çamuroğlu
Yayın Evi: Everest
İSBN: 9789752899636
Sayfa Sayısı: 342
--reklam--
Sultan Selahaddin El Kürdi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Tarih konusundaki ustalığını edebiyatçı kimliğiyle birleştiren Reha Çamuroğlu, bir kez daha şaşırtıcı bir romanla. Çıkıyor okurlarının karşısına. Bu kez haçlı seferlerini ve sultan Selahaddin'i ele alan Çamuroğlu, tarihin insana olduğu kadar insanın da tarihe olan etkisini anlatıyor. Haçlı Seferleri'ne karşı durmanın yanı sıra İslam dünyasının birliğini kurmayı da amaçlayan Selahaddin, tarihin en kritik dönemlerinden birini simgeliyor.Bu roman, bir savaşçının ve bir devlet adamının olduğu kadar bir âşığın da romanı. Kişisel hayatın acıları, ihanetleri ve dostluklarını gözden kaçırmayan Reha Çamuroğlu'nun usta kalemi tüm bunların izini sürerken, insan yaşamına ilişkin sırları da aydınlatıyor.Sultan Selahaddin El Kürdi, bir insanın olduğu kadar bir toplumun, bir dönemin romanı ve tarih okurları ile edebiyat : okurlarını bir kez daha birleştiriyor.
--reklam--
Sultan Selahaddin El Kürdi Alıntıları - Sözleri
- Ben hiç ölmeğecek gibi yaşamak zorundayım..
- Akıllı düşünürken, deli yolu bitirir.
- Mümin müminin örtüsüydü. Yoksa Allah niçin "Settar" olsun ki?
- Nasılsa her kul ölümlüydü ve aceleye hiç gerek yoktu.
- " Talih nedir? diye sordu Cafer merakla. ... " Talih" dedi Süleyman, "hâlâ talihten söz edebilmektir!"
- "Canavardan" ödleri patlar, yine de dizinin dibinden ayrılamazlardı.
- Sen sevda nedir bilmez misin? Senin yüreğin çarpmaz, başın dönmez, gözün kararmaz mı?
- İmadeddin; dinin direği demek.
- Aşktan güçlü bir duygu var mı? Niçin bir süredir aşk deyip duruyorsun? dedi. Niçin her aşk dediğimde konuyu değiştiriyorsun? dedi çocuk. Vardır, dedi Süleyman. "İman, iman etme duygusu." Gülmeye başladı çocuk. "Yahu sen de böyle saçmalar miydin? İman zaten aşk değil midir?"
- Niçin o geride bıraktıkları yer sıcak ve kıymetliydi?
- Büyükler hayatı engellemekle mükelleftir.
- Görmüyor, duymuyor musun?
- Büyükler hatayı engellemekle mükelleftir.
- 'Hiç aşık oldun mu ? dedi Cafer, Süleyman'a' 'Aşık olmasam burada işim ne dedi ' Süleyman gülerek. 'Kaç kez ?' diye sordu Cafer. 'Kaç kez olacak , bir kez elbette ! ' 'Niçin elbette diyorsun ? Birden fazla , pek çok kez olmuş olamaz mısın ? ' 'Hayır' anlamında başını salladı adam. ' Bir kez , ancak bir kez olabilirsin . Böyle büyük bir kısmeti ancak bir tane verir Allah .' 'Ya birden fazla olanlar nasıl oluyor ?' diye diretti çocuk. ' Hisler de birbirini taklit eder,' dedi adam.
- Ben savaşçıyım, hiç ölmeyecek gibi yaşamak zorundayım, Her gün ölecekmiş gibi yaşarsam, altıma kaçırırım cenk meydanında.
--reklam--
Sultan Selahaddin El Kürdi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Kalemi güçlü ve sürükleyici. Kitabın bazı yerlerinde yazarın görüşünden kaynaklı ifadeler, kullanmış olduğu cümleler rahatsızlık verdi. Özellikle İngiltere kralı Richard'ın enstantanesinde, öyle cümleler, öylesine övücü kelimeler kullanmışki, fanatik bir İngiliz tarihçisi ancak bu kadarını başarabilir. O kadar ki kitabı kapatıp, yarıda bırakasım bile geldi. Hele hele "aydınlığın gelip karanlığı yok edeceği, baş melek gelip, lucifer'in karşısına dikildi" gibi ve buna benzer cümleler. (Burada karanlık ve Lucifer Selahaddin, aydınlık ve baş melek Richard oluyor.) (Osman GÜLER)
Yazar ile tanışma kitabım. Tarih bölümü mezunu ve tarihi kitapları var. Akıcı bir üslup, açık, net anlaşılır dil ile yazılmış keyifle okunan bir kitap olduğunu belirtmek isterim. Sultan Selahaddin’in hayatını çocukluğundan başlayıp vefatına kadar büyüme süreci, eğitimi, savaşları Kudüs mücadelesini anlatıyor. Kudüs’ü almak hep hayali ve yıllar önce Nureddin Zengi tarafından bir gün Kudüs fethedilecek ve oraya yerleştirilecek diye yaptırılan minberi yerleştiren Sultan Selahattin. Bu kutlu mücadelede yapayalnız kalışı, müslüman dünyası tarafından tek başına bırakılması büyük acı. Ayrıca bu mücadele uğruna tüm maddi varlığını feda etmesi karşılığında ise yalnızlık bulması. O kadar mal varlığına rağmen ölümünde bir kaç gümüşten başka hiç mirası kalmaması.. Siz hayatta iken sultan olmak isteyen yakınlarınızı gözlemlemek.. okumak okurkende ibretler almak isterseniz ayrıca Kudüs okumaları yapmayı düşünüyorsanız listenize eklemelisiniz diye düşünüyorum. (Sevilhan Tunaboylu Karacaoğlan)
Sultan Selahaddin ve yaptıklarını sürükleyici şekilde anlatan bir eser. Haçlılara karşı verilen onurlu mücadele. Bu kitapla Selahaddin Eyyubi’ye hayran olmamak gerçekten mümkün değil. Hayatı boyunca kendisini bütün ümmeti tek bir çatı altında toplamaya adamış,merhametli,zeki ve aynı zamanda duygusal bir kumandan.Irk,din,mezhep ayrımı yapmaksızın herkesle iletişim kurabilen derdi tasası birlik beraberlik olan bir sultan. Kitap, okurken büyük bir sinema salonunda mükemmel efektleri olan bir filmi izliyormuşcasına etkili bir anlatıma sahip. Bence her kitap severin okuması gereken bir eser. (Halil)
--reklam--
Sultan Selahaddin El Kürdi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Reha Çamuroğlu - Sultan Selahaddin El Kürdi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sultan Selahaddin El Kürdi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Reha Çamuroğlu Kimdir?
Reha Çamuroğlu, 20 Ağustos 1958'de İstanbul'da doğdu. Babasının adı Yaşar İhsan, annesinin adı Gülen'dir. Tarihçi-Yazar; Boğaziçi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nü bitirdi. Büyük Larousse ve Ana Britannica ansiklopedilerinde tarih yazarlığı ve redaktörlük, Cem ve Nefes dergilerinin ise yazı işleri müdürlüklerini yaptı. Almanya'da bir dizi üniversitede konuk olarak ders ve konferanslar verdi. 12 telif ve 2 tercüme eseri yayımlandı. TYB tarafından "2001'in En İyi Romanı Ödülü"ne layık görüldü. Aynı yıl "Hacı Bektaş Barış ve Dostluk Ödülü"nü aldı. Çok iyi düzeyde İngilizce bilen Çamuroğlu, evli ve 1 çocuk babasıdır.
--reklam--
Reha Çamuroğlu Kitapları - Eserleri
- Son Yeniçeri
- İsmail
- Sultan Selahaddin El Kürdi
- Nazar
- Bir Anlık Gecikme
- Kalem Efendisi
- İkiilebir
- Dönüyordu
- Cemil Reloaded
- Yeniçerilerin Bektaşiliği ve Vaka-i Şerriye
- Tarih, Heterodoksi ve Babailer
- Değişen Koşullarda Alevilik
- Sabah Rüzgarı ''Enelhak'' Demişti Nesimi
- Günümüz Aleviliğinin Sorunları
- Geçen Zaman Geçmiş Zaman
- Tarihi ve Kültürel Boyutları İle Alevilik
--reklam--
Reha Çamuroğlu Alıntıları - Sözleri
- Cüneyd bütün bu karşılıklı tutum ve düşünceleri biliyordu. (İsmail)
- Cengin, şeytan hilesini aratmayacak hilelerle dolu olduğunu burada öğrendim. Cenk pazı kuvveti kadar, fikir işiydi. (Son Yeniçeri)
- Kendi kendine söyleniyor, bir yandan da arabasına doğru hızlı adımlarla ilerliyordu. Sitenin etrafını kuşatan yüksek ve "estetik kaygılarla " kaliteli taşlardan yapılmış duvarın üzerindeki kameralara gözleri takıldığında, sevinsin mi üzülsün mü bir an kararsızlık kaldı. Sinsi mahlûk gözleri gibi yavaşça sağa sola dönen kameralar, insana güven dışında her şeyi ilham ediyordu. Kocaman kocaman, özellikle görülsün denilerek yerleştirilmiş bu koruma kafesli beyaz nesneler, Cemil Ilkan'in bütün saldırganlık güdülerine davetiye çıkarır gibiydi. Yerden büyücek bir taş mı alıp atsaydı ? Hemen güldü bu düşünceye. (Cemil Reloaded)
- Bilmezler gündüz ehli olanlar, gecenin en azından sabah kadar taze olduğunu. (Nazar)
- İmadeddin; dinin direği demek. (Sultan Selahaddin El Kürdi)
- "Aynaya niye bakarsınız? Üstünüzü başınızı düzeltmek için. Hor görmeden, dikkatle ve eksik bulmak, güzeli görmek için bakarsınız. Mümin, müminin aynasıdır. Öyleyse birbirinize öyle bakın. Birbirinizi kızıl serpuştan tanıyın. Teferruata değil, öze bakın. Öze giden yol gözden geçer, göze bakın." (İsmail)
--reklam--
- Eski Romalıların bir sözü var, bilir misin? “Yenilmiş, ezilmiş bir düşmanı, katledilmekten çok, ezikliğine terk edilmek yaralayacaktır.” (Bir Anlık Gecikme)
- Artık kan ve vücut parçaları bir yağmur gibi yağıyordu. Haydar bir an tanıdık bir yüz gördü. Bu , Akkoyunlu Sarayı'nda birçok kez gördüğü yeğeninin kapıcısı Ali Aka'ydi. Ve Ali Aka onun başını kesti. (İsmail)
- Cadılıkla suçlanan kadın, çırılçıplak soyulur, elleri bileklerinden ayak bileklerine iplerle bağlanır, bu vaziyette bir ırmak veya göle atılırdı. Eğer kadın batmaz da suyun üzerinde kalırsa suyun onun kirli varlığını reddettiği düşünülür ve bu cadılığının kanıtı sayılırdı. Kadın batarsa, bu bir tür kutsamaydı, vaftiz ritüelinin bir benzeriydi ve masumiyet işaretiydi. Ama elbette bu durumda da, birinin, kadının sudan çıkmasını sağlaması gerekirdi. Yoksa bir masum olarak boğulurdu. (Nazar)
- Sabıra zaman verirsen taşı bile eritir. (İsmail)
- Görmüyor, duymuyor musun? (Sultan Selahaddin El Kürdi)
- Kılıncı elina alıp cenk meydanina çıktıysan tereddüte yer yoktur. Cenk meydanında tereddüt ölümün kardeşidir. Öldürmezsen ölürsün. Cengin kuralı budur. Hakli, haksız, yiğit, zavallı düşünmeyeceksin. (Son Yeniçeri)
- Şimdi, Gece ve ben, ikimiz, birlikte,eskisinden daha da yalnızdık. (Nazar)
--reklam--
- "Zaman zamanda iken, kalbur samanda iken, sucu tellal, keçi berber iken, tavşan bize çırak iken, ben onbeş yaşında çocuk iken, samanlık tepesinde çelik çomak oynardım. Öteden doğru dedem geldi: 'Oğlum müjde, baban dünyaya geldi' dedi"... İgnacz Kunos, Türk Masalları, s.5 (Dönüyordu)
- Güldü bana ve "Ben senin bütün aptallıklarındım," deyiverdi. "Bu nedenle gitmeliydim." (Nazar)
- "Tanrı buyruğu, onun özü gereğidir, sözle, harflerle, Arapça ya da başka bir dille açıklanacak türden değildir." (Dönüyordu)
- "Trabzonlular yine biliyorlardı ki, hepsi elbirliğiyle yıllardır devasa büyüklükte bir tek atmacayı daha beslemekteydiler. Bu atmaca, yıllardır buraya tünemişti ve buradan, yani dünyanın tepesinden aşağıda olup bitenleri gözlüyordu. Elbirliğiyle besledikleri bu atmaca, Osmanlı şehzadesi ve Trabzon Sancakbeyi Selim`den başkası değildi." (İsmail)
- Parçasını hoş göremeyenin bütünle işi ne?Gözünü sevme,kendini sev,olacak iş mi bu? Ormana bayıl,ağacı kes,oldu mu şimdi?Bütünü gör,ne olduysa artık göstersin kendini,gözlerin kamaşsın,"Sen bendensin," desin sana.Sonra dön,parçada onu göreceğine parçayı küçümse,"Bu da mı ondan?" diye sor.Gördüğünden bütün öğrendiğin gurur,kibir midir? 99 isimden sonra sana kalan ey Barak "Mütekebbir'midir?" (İkiilebir)
- Ahlak için sabit bir gerekçe olmalıdır. Bu gerekçe öncesiz ve sonrasız olmalıdır. Tarih dışı olmalıdır. Koşullara göre değişmemelidir. Örneğin çocukların çalıştırılmaları her zaman ve her yerde kötü olmalıdır. Kölelik de öyle, cinayet de öyle, katliam da öyle, şiddet de... (Dönüyordu)
- Bu nedenle biz, yeniçerilerin 16. yüzyıldan başlayarak bektaşileşme sürecine girmiş olabileceklerini, fakat özdeşleşmenin büyük ölçüde 18. yüzyılla birlikte olduğunu ileri sürüyoruz. (Yeniçerilerin Bektaşiliği ve Vaka-i Şerriye)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin