Kitap Künyesi

Yazar: Cengiz Aytmatov

Çevirmen: Refik Özdek

Yayın Evi: Ötüken Kitapları

İSBN: 9786051553917

Sayfa Sayısı: 150

Sultanmurat Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Cengiz Aytmatov, İkinci Dünya Savaşı’nın bütün şiddetiyle devam ettiği yıllarda Kırgızistan’ın bir köyünde, cephedeki askerlerin ihtiyaçlarını karşılamak için yediden yetmişe herkesin tabiat ve savaş şartlarıyla çetin mücadelesini anlatıyor. Cesur, zeki ve okulun güzel kızı Mirzagül’e tutkun Sultanmurat 15 yaşında olmasına rağmen cephedeki askerlere yardım etmek için seçilen köyün beş gencinden biridir. Sultanmurat’ın gözünden savaşın yıkıcılığını ve insanları adeta birer canavara dönüştürmesini anlatan Cengiz Aytmatov, diğer bütün eserlerinde olduğu gibi, bu hikâyesinde de insana olan inancını vurgulamaktadır. Şartlar ne kadar ağır olursa olsun, insanın içinde sönmeden yanmaya devam eden o sevgi ateşi her türlü zorluğun üstesinden gelmek için insanın sahip olduğu en kıymetli hazinesidir.

Daha önce elips yayınları tarafından İlk Turnalar adı altında da basılmıştır.

Kitap şuanda Nora Kitap tarafından da Sultan Murat Erken Gelen Turnalar ismiyle basılmaktadır.

Sultanmurat Alıntıları - Sözleri

  • "Bilmiyorum, ben de her şeyi bilemem. Ama savaşta olmasaydık, okula gider okurdum, okumaya vakit bulurdum."
  • Keder insanı küçültür.
  • Bir birini seven iki insan, sonunda birbirine benziyordu.
  • ..her şey, her şey güzellik ve mutlulukla dolup taşıyordu. Ama o, mutluluğu düşünmüyordu. Çünkü insan mutlu ise onu düşünmez..
  • Ağlama bir çeşit karşı koyma, kabul etmeme, baş kaldırma demektir. Oysa elden gidenin geri döndürülemeye­ceğini anlayıp susmak çok daha tehlikelidir. En koyu düşünceler bu sırada gelir insanın aklına.
  • Daha büyük mutluluk yoktur dünyada Sevdiğiyle yan yana, hep yan yana uçmaktan.
  • Ter dökmeden buğday alınmaz! Ekmeğin hamuru terle yoğrulur. Ne var ki ekmeği yiyenler bunu bilmiyor, düşünmüyor.
  • Yakarmak, ağlamak bir reddediş, bir başkaldırmadır. Ama ellerinden bir şey gelmediğini, gidenin geri gelmeyeceğini anlayıp susmak daha korkunçtur.
  • Aşk benzetmişti onları birbirine.
  • “Yüksekten uçuyorlardı.. ama gök daha yüksekti.”
  • Ben sonsuz mavilerde uçan gök güvercin Sen de kanadın kanadımda uçan eşimsin. Daha büyük mutluluk yoktur dünyada Sevdiğiyle yan yana, hep yan yana uçmaktan.
  • Yiğitliğin lafta kalıyor...
  • Eğer insan için mutluluk geçmişte ya da gelecekte değil de yalnız yaşanan zamanda varsa, işte o gün, o yolculukta Sultanmurat bunu tam olarak duyuyor, yaşıyordu.
  • Birden hasret çöktü yüreğine.
  • Her zaman, her dakika düşündüğüm odur. Hiç aklımdan çıkmıyor. Onu düşünmesem, o olmasa, bir boşlukta kalıveririm, hayatın hiç tadı olmaz, yaşamanın gereği de kalmaz.

Sultanmurat İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Canım Sultanmurat: Ne kadar zordur çocuk halinle tüm yükü sırtlanmak. Heleki Kırgısiztan’da savaş altında bir çocuksan… Yazarımız savaş gerisinde ne sıkıntıların yaşandığını bizlere en içten duygularıyla yaşatıyor. Okurken o dondurucu soğuğu, o yürek dağlayan acıları en derinden hissettim. Birde kahramanımız Sultanmuratsa bu kaçınılmaz gerçekten. Hem ailesine babalık ediyor hem savaş için komutanlık yapıyor hem de biricik yareni Mirzagüle her geçen gün daha da sevdalanıyor. Ve tüm bunların üstesinden cesareti ve yürekliliğiyle kendine yakışır şekilde geliyor. Ben burada hikayeyi anlatmayacağım. Çünkü her kişinin duyguyu içinde yaşaması farklıdır. Tavsiye isterseniz kesin okuyun derim.Sağlıcakla… (Bir Tutam Fesleğen)

Kitap yorumum: Sultan Murat kitabında Cengiz Aytmatov, Kırgızistan tarihine ışık tutmaktadır. Kitapta  savaşın cephe gerisi anlatılıyor. Sultan Murat'ın çocukluk yılları, görüşlerinin, kendi iç dünyasının şekillendiği yıllardır. Sonraki yıllarda yaşanan olaylar Sultan Murat'ın çocukluğundan izlerini taşır. Eserde, Sultan Murat ve arkadaşları, sevgilisi Mırzagül, Manas’ın kahraman çocuklarının hikâyesi dile getirilir. W. Levtchenko, yazara neden ısrarla savaşı işlediğini sorduğunda; şu anda savaşın olmamasının, onun unutulacağını, tekrar olmayacağını düşünmeyi gerektirmediğini söyler. “Bütün sanatlarda bu yapılmalıdır. İnsanlık bu sayede savaşa karşı uyanık tutulabilir. İnsani açıdan olmak kaydıyla bu konu devamlı olarak işlenmeli.” der. Kitaptan kısa bir alıntıyla sözlerime son noktayı koyuyorum; Sultan Murat turnaların erken gelmelerinin iyiye işaret sayıldığını hatırladı. Eyerin üzerinde doğrulup geriye bakarak Anatay’a seslendi: "Erken geldiler, çok iyi haber! Ürün bol olacak! Bereketli olacak!” dedi. Bu kitabı kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Kitapla kalın #kitaptanalıntıları Seylan’da macuna da gerek yok, diye geçirdi aklımdan, gerek yok çünkü. Bir kulübe yapar, üstünü otlarla örtersin ve rahat rahat oturursun içinde... Uğrunda okulu terk etmek zorunda kaldıkları olaylar, 1943 koşunun başlarında işte böyle başladı.... #kitapyorumu #okudumbitti #kitaptanalıntıları #arkakapak #sultanmurat #cengizaytmatov #elipskitap #sayga156 (Erdem)

Savaş ve Çocuk: Kırgız Türkçesindeki ismi Erte Kelgen Turnalar olan kitap, Türkiye Türkçesinde Sultanmurat, Erken Gelen Turnalar ya da İlk Turnalar adlarıyla neşredilmiştir. Eser bir uzun hikâyedir ve 1975 yılında yazılmıştır. Sultanmurat, Aytmatov'un hayatından kesitler taşır. Çünkü o da tıpkı hikâyenin çocuk kahramanı Sultanmurat ve arkadaşları gibi küçük yaştayken savaşın acılarını yaşamış ve kolhozda sorumluluk verilen çocuklardan birisi olmuştur. Eser, II. Dünya Savaşı nedeniyle yetişkin erkeklerin gitmesiyle boşalan bir Kırgız köyünde verilen tarım üretimi mücadelesini anlatır. Küçük çocuklar, geniş ama uzak bir araziyi ekmek için Aksay bölgesine gitmekle görevlendirilirler. Sultanmurat aslında savaş ve çocuk temasını ele alan bir eserdir. Aytmatov, savaşın yalnızca cephe hatlarını ya da çatışmaların yaşandığı yerleri değil, cephe gerisini de nasıl mahvettiğini çok başarılı bir şekilde resmeder. Hasan İzzettin Dinamo’nun önemli eseri Savaş ve Açlar’daki babaları cephelere giden ve yoklukla baş başa kalan çocuklar anlatısını burada da görürüz. Kaldı ki her iki eser de yoğun otobiyografik izler taşır. Sultanmurat’ın babası Bekbay cepheye gitmiştir. O, annesi ve üç küçük kardeşiyle birlikte köyde kalmıştır. Ancak köyde babası ve hatta ağabeyleri savaşa gitmemiş olan hiçbir çocuk yoktur. Hatta beş kişiden oluşacak olan çocuk heyetinin iki üyesinin babasının ölüm haberi gelmiştir bile. Hikaye işlerken bir diğerinin de gelecektir. O zamana kadar rekabet halinde bulunan Sultanmurat ile Anatay bu acı ile birlikte iyi birer dost olacaklardır, acıda birleşmişlerdir. Hikaye pek çok belirsizliğin üstüne kurulmuş ve böylece gerilim düzeyi iyi ayarlanırken, Aytmatov’un acıları da anlatsa gerçekçi kalma durumu devam etmiştir. Çünkü Aytmatov’un gerek çocukluk yıllarında gerekse de romancılığında tatlı yalanların, acı gerçeklere hiçbir çaresi yoktur! Baba figürü yine ön plana çıkmıştır. Baba hasreti ve kurulan hayalleri daha çok Sultanmurat’ın küçük kardeşi Hacımurat üzerinden verilmiştir. Öğretmen İnkamay Apa’nın oğlu ile Sultanmurat’ın babasından aylardır mektup gelmemektedir. Geri gelmelerinden bile vazgeçmişler, sadece sağ olduğu haberine bile razılardır: “Ufacık bir umuttu onun istediği. Yakında dönemeyecekse bile sağ olduğunu öğrenmek yeterdi ona. O zaman rahat bir nefes alır, sabırla beklerdi.” Eserde savaştan önceki mutlu zamanlardan da söz ediliyor. Babası ile şehre gidişi mesela… Ancak savaş öyle bir çökmüştür ki üstlerine, sanki ondan önce hiç yaşanmamış gibidir. Aytmatov’un yazarlık sürecinde beslendiği kaynaklardan birisi de ünlü Manas Destanı’dır. Bu öyküde de Manas’ın atı Tulpan gibi, destandaki Ayçörek ile Semetey aşkı gibi motiflere başvurulurken, yine Kırgız mitolojisinden de istifade edilmiştir. Sınıf arkadaşı Mirzagül’e olan aşkı ise hikayeye ayrı bir hoşluk katmaktadır. Köy hayatı anlatıldığı için atlar önemli bir yer tutmaktadır. Bu atlar arasında en öne çıkan ise babasının da atı olan Çabdar’dır. Yazar, Çabdar’ı babanın dönüşü için bir sembol haline getirir. Çünkü Sultanmurat, ağlayan kardeşi Hacımurat’ı teselli ederken, ona bir söz verir. Babaları geldiği zaman, istasyona karşılamak için gideceklerdir, hem de Çabdar ile birlikte. Uzak bir arazi olan Aksay vadisinde buğday ekmek için görevlendirilen çocukların hem sahip oldukları hem de sorumlu oldukları en önemli şeyler atlardır. Aytmatov, hikayede atların dışında, eşek, köpek, tilki, turnalar ve nihayetinde kurt gibi hayvanları da kullanır. Turnaların erken gelmesi bir uğur sayılır ancak hikayeye bu ne kadar yansır, okuyunca görülür. İyilikle kötülüğün karşılaşmasına şahit oluruz yine. Nihayetinde, Aytmatov’un yer yer Toprak Ana esintileri de taşıyan, kendi çocukluk yıllarından çokça iz barındıran gerçekçi bir hikayesidir. Bu. İklim, tabiat ve köy şartları da yine fevkalade verilmiştir. (Mehmet Y.)

Kitabın Yazarı Cengiz Aytmatov Kimdir?

Cengiz Aytmatov, (Kırgızca: Чыңгыз Айтматов (Çıňğız Aytmatov), Rusça: Чингиз Торекулович Айтматов) (d. 12 Aralık 1928, Kırgızistan - ö. 10 Haziran 2008, Almanya).

Ünlü Kırgız Türkü edebiyatçı, gazeteci, çevirmen ve siyasetçi. 12 Aralık 1928 tarihinde Kuzeybatı Kırgızistan'daki Talas eyaletinin Şeker köyünde doğdu. Babası Torekul Aytmatov, Sovyet Kırgızistanı'nda seçkin devlet adamı idi, ancak 1937'de tutuklandı ve 1938'de kurşuna dizildi. Tatar kızı olan annesi Nagima Hamziyevna Abdulvaliyeva tiyatro aktrisiydi. Adı, Cengiz Han'dan esinlenerek konulmuştur.

Gençliği sıkıntılı bir döneme denk gelmişti. O dönemde zaten yeni yerleşmeye başlayan siyasî sistemle, bir de savaşla mücadele etmek zorundaydı. Çok genç yaşta çalışmaya başladı; çünkü II. Dünya Savaşının SSCB üzerindeki etkileri gençleri de etkiliyordu, yetişkinler savaşta olduklarından, gençlere büyük iş düşüyordu. On dört yaşında köyündeki sekreterliğe girdi. Burada tarım makinelerinin sayımı, vergi tahsildarlığı gibi işlerde çalıştı. Köyünden, Kazakistan'a giderek Cambul Veterinerlik Teknik Okulu'nda okudu. Daha sonra şimdiki Kırgızistan'ın başkenti olan Bişkek'e giderek burada Frunze Tarım Enstitüsü'nde öğrenimine devam etti. Ardından Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsü'ne geçti ve 1956 ile 1958 yılları arasında Moskova'da okudu. Yazmaya bu yıllarda Pravda gazetesinde başladı. Yazdığı eserleriyle üne kavuştu ve 1957 yılında Sovyet Yazarlar Birliği'ne üye kabul edildi. 1963'te Lenin Ödülü'nü aldı. Eserleri yüz elliyi aşkın dile tercüme edildi. 1990-1994 yıllarında Sovyetler Birliği'ni ve Rusya Federasyonu'nu, sonra ise 2008 yılına kadar Kırgızistan Cumhuriyeti'ni büyükelçi olarak temsil etti.

Aytmatov, Gün Olur Asra Bedel romanının film çekimleri için gittiği Rusya'nın Tataristan Cumhuriyeti'nin başkenti Kazan'da 16 Mayıs 2008'de rahatsızlandı ve böbrek yetmezliği teşhisiyle tedavi için Almanya'ya getirildi. Almanya'nın Nürnberg kentindeki Klinikum Nord'da tedavi gören Cengiz Aytmatov, komaya girdi.10 Haziran 2008 tarihinde Nürnberg'de hayatını yitirdi.

Cengiz Aytmatov Kitapları - Eserleri

  • Beyaz Gemi
  • Toprak Ana
  • Gün Olur Asra Bedel
  • Cemile
  • İlk Öğretmenim
  • Cemile - Sultanmurat

  • Elveda Gülsarı
  • Yıldırım Sesli Manasçı - Yüzyüze - Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek
  • Dişi Kurdun Rüyaları
  • Çocukluğum
  • Ebedi Gelin
  • Kızıl Elma - Oğulla Buluşma - Beyaz Yağmur - Asker Çocuğu - Deve Gözü
  • Cengiz Han'a Küsen Bulut

  • Sultanmurat
  • Selvi Boylum Al Yazmalım
  • Kassandra Damgası
  • Elveda Gülsarı / Yüzyüze / Cemile / Oğulla Görüşme / Askerin Oğlu
  • Şafak Sancısı
  • Sokrat'ı Anma Gecesi
  • Al Yazmalım, Selvi Boylum - Erken Gelen Turnalar - Fuji Yama - Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek

  • Beyaz Gemi - Toprak Ana - Deve Gözü - İlk Öğretmenim
  • Kızıl Elma - Oğulla Buluşma - Beyaz Yağmur - Asker Çocuğu
  • Yüz Yüze / Oğulla Görüşme / Deve Gözü / Askerin Oğlu
  • Fuji-Yama
  • Yıldırım Sesli Manasçı - Kızıl Elma - Beyaz Yağmur - Baydamtal Irmağı’nda
  • İlk Turnalar - Fuji Yama
  • Kader Ağı (Kıyamat)

  • Cemile - Deve Gözü - Selvi Boylum
  • Deve Gözü
  • Yüzyüze
  • Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek
  • Kızıl Elma - Oğulla Buluşma
  • Yıldırım Sesli Manasçı - Asker Çocuğu - Beyaz Yağmur
  • Cemile - Öğretmen Duyşen

  • Hekayələr
  • Kuz Başındaki Avcının Çığlığı
  • Bütün Eserleri: 2
  • Cengiz Aytmatov Uluslararası Bilgi Şöleni Bildirileri
  • Time to Speak
  • Seçilmiş Əsərləri
  • Yüz Yüze - Oğulla Görüşme

  • Gülsarı / Yüz Yüze

Cengiz Aytmatov Alıntıları - Sözleri

  • Bir erkek, bir adam ol oğlum.Nerede olursan ol, erkek ol, mert bir erkek olarak kal! (Kızıl Elma - Oğulla Buluşma - Beyaz Yağmur - Asker Çocuğu)
  • İnsana korku veren bazı sözler vardır. "Artık hiçbir zaman!" gibi. Böyle sözlerden sonra söyleyecek bir şey kalmaz. (Elveda Gülsarı / Yüzyüze / Cemile / Oğulla Görüşme / Askerin Oğlu)
  • Biraz daha; birkaç dakika daha yaşatmak istiyordu onu gönlünde. (Kızıl Elma - Oğulla Buluşma)
  • Gün gelir, ağacın kendisi değil, gövdesi bile işe yarar. (Yüz Yüze / Oğulla Görüşme / Deve Gözü / Askerin Oğlu)
  • Gözünün bütün yaşlarını dökerek ağlamak istiyordu, ağlayamıyordu. (Yıldırım Sesli Manasçı - Yüzyüze - Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek)
  • “Yalnız çalışmak için mi yaşar insan?” (İlk Turnalar - Fuji Yama)

  • 20. yüzyıl insanlığın iki büyük dünya savaşına ve türlü kan döküşlere, nükleer felaket ve depremlere, uzayı ele geçirme ve bilimsel teknik uçuşlara tanıklık etmekle kalmadı. Bununla birlikte nice bin yılların, nesillerinin eleğinden geçip seçilmiş manevi zenginliğin, en önemlisi inanç değerlerinin düşmesine; hayatı çürümekten, bozulmaktan koruyangelen yüce sevgi duygusunun basitleşmesine, yok edici edep dışı davranışların mizahı haline gelip zayıf düşmesine yol açtı. Bence bu, insanlık için nükleer savaştan sonra en tehlikeli beladır. (Kuz Başındaki Avcının Çığlığı)
  • "Seviyordu ama özlemiyordu , yanındayım diyordu ama uzaktaydı ; sadece sözler vardı , kendisi yoktu." (Selvi Boylum Al Yazmalım)
  • Talih vardır güldürür, talih vardır öldürür. (Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek)
  • Hayatım boyunca hep seni özledim, seni düşündüm ben. Bu kadar çok beklettiğim için özür dilerim. (Kızıl Elma - Oğulla Buluşma)
  • Demek ki, düşünmemek unutmak demek değilmiş. (Elveda Gülsarı)
  • İnsanoğlu ömründe bir kerecik olsun vicdanıyla baş başa kalmak, yaşamın hay-huyundan uzak durmak istiyor, … (Al Yazmalım, Selvi Boylum - Erken Gelen Turnalar - Fuji Yama - Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek)
  • "Uzun zamandan beri seviyorum seni.. Bilmediğim zamanlardan beri seni sevmiş, seni beklemişim ben. Ve işte geldin, seni beklediğimi biliyormuş gibi geldin! (Cemile)

  • İnsan kalbi böyledir: Onu kolayca dondurabilirsiniz ama çok zor eritir, çok zor ısıtırsınız. (Kızıl Elma - Oğulla Buluşma)
  • Sanki sevginden utanç duyuyor gibisin! (Kızıl Elma - Oğulla Buluşma)
  • İnsanın kahpeliği sınır tanımaz. (Ebedi Gelin)
  • Aşk, yaratılışın hediyesi, sonsuzluğun gizli enerjisidir. (Ebedi Gelin)
  • İnsanlar ne diye böyle yaparlar, bilmem ki! İyiliğe karşılık hep kötülük, hep kötülük. Sonra yaptıklarından utansalar, pişman olsalar bari! O da yok.... (Beyaz Gemi - Toprak Ana - Deve Gözü - İlk Öğretmenim)
  • İnsanın sağlığı yerindeyse, eli kolu tutuyorsa çalışmaktan daha iyi ne var yeryüzünde? (Beyaz Gemi - Toprak Ana - Deve Gözü - İlk Öğretmenim)
  • “Öyle bir bakıyordu ki sanki hem acı çekiyor hem de hayranlık duyuyordu Cemile’ye ve mutlulukla acıyı aynı anda yaşıyordu bakışlarında.” (Cemile - Öğretmen Duyşen)