Kitap Künyesi
Yazar: Algan Sezgintüredi
Yayın Evi: April Yayıncılık
İSBN: 9786055162900
Sayfa Sayısı: 224
--reklam--
Süperben Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Tüm Türkiye’de elektrikler bir anda kesildi. Ülke saatler boyunca karanlıkta kaldı. Taze emekli Cengiz o meşum günü küçük bir kasabada idrak etti. Eşiyle... Komşularla... Nur Abla’yla, İshak Asımoğlu’yla, Hacı Veysel’le.
Süperkahraman olmak için bütün şartlar uygundu. Ama dur, dur bir dakika...
Hep aynı şey, Cengiz. Düşün, taşın, gevezelik yap. Abuk sabuk şeyler düşüneceğine önce bir bak bakalım, Süpermen misin sahiden? Değil mi? Alt tarafı yerden havalandın daha.
Algan Sezgintüredi Vonnegut’u rehber ediniyor, Asimov’u, Le Guin’i, Wells’i sofraya oturtuyor, zamanın, geleceğin, geçmişin imkanlarını dille sorguluyor.
Sicim teorisi, paralel evrenler, kara delikler, klonlama, yapay zekadan sonraki adım, bilinç yaratma ve sonunda o bilince sahip makineler. Schrödinger'in kedisi, omega bulutsusu, at nalı Nebulası, yedi kız kardeş. Süperben, çağın soru ve sorunlarına kafa tutan taze bir roman, bir Türkçe şölen. "Okunması zevkli, dili ahenkli, ritmi hem çok şevkli hem de pek cenkli, nazarlık mavisi renkli bir eser. Bayıldım."
-Sezgin Kaymaz-
“Şüphesiz sağlığına kavuşmak için doktor emriyle düzenli yürümeye başlayan orta yaşlı bir adamın süper kahraman olması sık rastlanan bir olay değil. Süperben de insanın karşısına sıklıkla çıkabilecek bir roman değil. Hem de bunu her yerden süper kahramanlarla zombilerin fışkırdığı bir dünyada onlardan bahsederek başarıyor. Bir edebi tür olarak bilimkurgu bir sayfiye kasabasına yerleşseydi ne olurdu? İşlek kalemini polisiye romanlarından tanıdığımız Algan Sezgintüredi, Süperben’de dünyanın delirmiş haline ironiyi sakınmadan ama gizleyemediği bir şefkatle kafa yoruyor.”
-Özgür Mumcu-
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Süperben Alıntıları - Sözleri
- "Biraz trene bakar gibiyimdir hayata karşı."
- 'Solvitur Ambulando' "yürüyerek çözülür"
- Esas süper güç, kafamızda kıpırdanan, çakan, parıldayan gri hücrelerdir.
- Büyük güç yanında büyük sorumluluk getirir.
- Aman ya. Peki, peki, dur taytın altına bir şey giymiyorsa? Ne yapacaktı o zaman? Kuytu bir yere girip.... Saçmalama uçuyor adam. Çıkar stratosfere, orada halleder işini, kimsecikler görmez, nedir yani?
- ....hem süper güçlü hem deli hem de paçalarından bok akıyor; kesin başımıza bu geçer artık.
- Bilimi, bilgiyi ta en tepede tutanlardandım; yeterli kanıt bulmadan karara varmazdım
- Sanat var mı diye sormak aptallığa girerdi, onu biliyordum.Zeka varsa, bilinç varsa, sevgi varsa, nefret varsa.... Say sayabildiğin kadar. Hepsini bırak, bilim varsa ki e, yani yuh, sanatın olmaması düşünülemezdi. Fizik, şiirdi; o kadarını biliyordum.
- Ateist Ursula K. Le Gudin din için "İnsanın evrenle en derin ilişkisi" demişti.
- Einstein'ın dediği gibi ben sana gidemezsin demedim, ışıktan hızlı gidemezsin dedim...
--reklam--
Süperben İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Sezgintüredi ile bu sene tanıştık. Vedat ile Tefo serisi kitaplarının ilk ikisini okudum ve en beğendiğim kitaplara arasına kolaylıkla girdiler. Bu sebeple yine Sezgintüredi kitaplarından devam etmek istedim ve görece fantastik unsurlar barındırdığını düşündüğüm için Süperben’i dinledim. Klasik Sezgintüredi tarzı ile başlayan kitabı aslında ilk kısımları itibariyle sevmiştim ancak sonra neden olduğunu bilmediğim bir kopma yaşadım ve bu kopmayı da kitap bitene kadar tamir edemedim. Aslında güzel bir fikir ama sanki daha iyi işlenebilirmiş gibi geldi. Sanıyorum ikinci yazdığı kitabı, o yüzden bir şey diyemiyorum (gerçi Katilin Şeyi on numara kitaptı, neyse). “Bu kitaptan memnun musun yoksa şimdi olsa farklı yazar mıydın” sorusuna vereceği yanıtı merak ediyorum açıkçası. Kısacası, bu kitabı öneremiyorum ama Sezgintüredi’nin Vedat ve Tefo serisini kesinlikle öneriyorum. 2022’de kalan kitaplarını da dinleyeceğim (kendimi azıcık affettireyim). (İ. B.)
"Katil serisi" ile tanıdığımız Algan Sezgintüredi, kaşla göz arasında bu bolca absürd durumlar içeren, bir süperkahraman romanını çıkarmış. Lafı bolca dolandırması, bir türlü sadede gelmemesi biraz sinir bozsa da kaleminin kuvvetli olması nedeniyle bu kısımlar bile okutuyor. Konunun ilk kısımında metafiziksel ve sürekli bu dünya ve evren için sorduğumuz soruları sorarak bir nevi konuya girizgah yapıyor ve ikinci kısımda da daha aksiyonlu bir kısım başlıyor. Absürd hikayelerde mizahı iyi ayalarmak gerekiyor. Birkaç kısımda güldüm, eğlendim. Fakat biraz daha fazla olabilirdi. Genele baktığımızda beni çok içine çekmedi, uzaylı betimlemesi tat katsa da çok fazla içine giremedim hikayenin. Üstelik, diğer türlerin de işin içine girmesi cümbüşe çevirmiş sanki biraz. Tarzını sevenler okuyabilir. (Evren Erarslan)
Çok başarılı polisiyeler yazan Algan Beyin kalemine guvenerek okuduğum bu kitap gercekten ama gercekten o kadar sıkıcı ve basarisizdi ki. Sadece basladigim kitabi bitirme alışkanlığım ve Algan Bey'e saygım için kitabi bitirdim. Kendisi lütfen sadece polisiye yazsın. (Sinem)
--reklam--
Süperben PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Algan Sezgintüredi - Süperben kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Süperben PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Algan Sezgintüredi Kimdir?
1968’de Erzurum’da doğdum ama orada büyümedim. İstanbul’da yetiştim. St. Benoit’dan sonra MSÜ Grafik Bölümü’nü bitirdim. Bir süre grafik tasarımı yaptım ajanslarda ama devam ettiremedim. Beceremedim belki de... Sonra evlenip İzmir’e gittim, kayınpederimin şirketinde çalışıyorum o zamandan beri.
--reklam--
Algan Sezgintüredi Kitapları - Eserleri
- Katilin Şeyi
- Katilin Şahidi
- Katilin Uşağı
- Süperben
- Katilin Meselesi
- Maktulün Şansı
- Kanlakarışık
- Bedel
--reklam--
Algan Sezgintüredi Alıntıları - Sözleri
- "Anneler unutmaz, oğlum," (Katilin Uşağı)
- Zorluklar değil, zorluklara yalnız katlanmak zor. (Bedel)
- "Her şeyin bir görünen birde görünmeyen tarafı vardır. Dünyanın, insanların, aşkın, yaşamın, ölümün, herşeyin... Derinlik böyle bir şey işte...." . (Kanlakarışık)
- "Küçük yaralar sadece kin doğurur," (Katilin Uşağı)
- "...ben şu geçen on sene içinde anladım ki her meslek grubunda olduğu gibi bizim poliste de hem işin kralı var hem de andavallının önde gideni." (Katilin Şeyi)
- "dünya sizden el etek çektiğinde yalnızlığa razı gelmek kolaydı." (Bedel)
- Vay! Hırslısın ha! (Katilin Şeyi)
- Şartlar, veriler, bilinmeyenler falan eşitse doğru açıklama en basit ve makulüdür. (Katilin Şahidi)
- "Namusla, alın teriyle zenginliğe erişilemeyeceği gerçeğinin nüfuza uzanan ilişkiler ağını barındırması gereğini bilmemek en azından saflığa giderdi." (Maktulün Şansı)
- ilgi çekmek için kafasına göre isim uydurmuştu (Katilin Şeyi)
- “Nefret ettiğim, yok etmeyi dilediğim şeye mi dönüşmüştüm.” (Bedel)
- Ve çoğunlukla bunların ardından, tarihin belki en eski, en kişisel ve işin aslı, kabul edilsin edilmesin, kendi küçücük varlığımızı gözümüzde ne biçim büyüttüğümüze delalet etmesi bakımından en önemli sorusu gelir: "Neden ben?" Dedektifliğe başlamamızdan önceki dönemin her şeyden şikâyet ettiğim gecelerinin birinde, Tefo yukarıda bahsettiğim soruya, şu yaşıma dek benimseyebildiğim ve başka otuz yedi milyon altı yüz yirmi üç bin yüz elli bir kişi tarafından bulunduğunu ve sorulduğunu bildiğim tek ve malum retorik yanıtı vermişti: "Neden olmasın?" (Katilin Uşağı)
- "E, peki," dedim, "Hamlet'in bu yerli malı versiyonunda, bana düşen nedir? Tamam, elbette genç Selçuk’un, masumiyet timsali Filiz'ciğin sözlüsü ve kısmetsiz Danimarka Prensi Hamlet, Filiz'in de Ofelya olduğunu; bu durumda babası Osman ağanın her işe burnunu sokmaya meraklı, iyi niyetli ama çok geveze Polonius rolünü üstlenmesinin kaçınılmaz hale geldiğini ve hikâyeye uyacaksa tabii, Selçuk'un, hayaletten gerekli bilgiyi almasını müteakip, babasını öldürüp yerine geçen, üstüne bir de annesini yatağına alan Clau-dius Şahap Amca'sından intikam almak için deli ayaklarına yatarak harekete geçeceğini, arada Osman Ağa'nın kazayla, Filiz'in de intihar ederek canından olacağını anlamıştım. İşin çatısı, ilk bakışta, büyük ustanın, defalarca kullanıldığı halde elbette asla eskimeyen şablonuna, romanlarda kullamılacak kadar benziyordu ve olayların gelişiminin de, hani demiştim ya, Vedat işin içine girdiğinde illa saçma yönlere doğru gideceği kabul edilirse, saydıklarımın hepsinin yaşanması beklenebilirdi. İyi de, Shakespeare'in ölümsüz tragedyasına, muhtemelen işin suyu çıkmasın diye koymadığı özel dedektiften, yani benden istenen neydi? (Katilin Meselesi)
- ....hem süper güçlü hem deli hem de paçalarından bok akıyor; kesin başımıza bu geçer artık. (Süperben)
- İnterlüd: Ey ruh, geldiysen... Bir varmış, bir yokmuş: Bir zamanlar, her yanı saran onca rivayetten birine göre, Dünya'nın tam ortasında bulunan ve diğer birçok özelliğinin yanında, bugünkü halkının atalarının tarih boyunca pek çok kişinin tavuğuna kışt demesi yüzünden başı dertten hiç kurtulmayan Türkiye adlı bir ülke varmış. (Katilin Meselesi)
- “Yani, niye öldürüyor kadınları diyorum…” dedim. (Katilin Şeyi)
- Fakat işte ne yaparsın, Güzel laftan anlayan, Aklını kullanan, Kalmadı fazla. (Maktulün Şansı)
- hayallerinizin kahramaninda aradıklarınızdan biri üniversite diplomasıysa, o da var yani.. (Katilin Meselesi)
- "Cumartesi sabahları deyince hep aklıma kuşların cıvıldaştığı, taze ekmek ve toprak kokulu, serin bahar sabahları gelir. Biri çıkıp, 'Cumartesi sabahı seni öldüreceğiz' dese bile o sabah ferahlığı hissi hep içimde olacakmış gibi gelir bana." (Katilin Şeyi)
- Tamam, ilk defa anca yirminci yüzyılın sonunda ve fırlatılışından on iki dakika sonra infilak eden bir haberleşme uydusu fırlatabilmiş, fırlatan kurumun sloganında dahi Türkçe hatası yapabilmiş ("iletişim herşeydir") ve kendi olanaklarıyla batiskafından suyla çalışan arabasına kadar envai çeşit icat yapmış vatandaşını basında alay malzemesi etmekten öte gitmemiş; kafası çalışandan hep korkmuş, kafası çalışıp düşündüğünü söyleyeni hep cezalandırmış, sürmüş, içeri tıkmış, işkenceden geçirmiş, ezmiş, öldürmüş ve boyun büküp kuyruk sallayanı, yalayanı, yalayıp yutanı, hiç düşünmeden ağzına geleni söyleyeni, işine geliyorsa tabii, hep baş tacı etmiş; güzelliğine elbette güzel ama maalesef aynı oranda akrep gibisin kardeşim memleketimde bilimkurguya bildim bileli zırva muamelesi yapılmıştı ve halen yapılıyordu elbette ama... (Katilin Şahidi)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin