Kitap Künyesi
Yazar: Demet Altınyeleklioğlu
Editör: Çağlayan Çevik
Tasarımcı: Cüneyt Çomoğlu
Yayın Evi: Kırmızı Kedi Yayınevi
İSBN: 9786052985083
Sayfa Sayısı: 600
--reklam--
Sustum Anne Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu kitap başlıbaşına bir “kadın”ın hikâyesi.Bu hikâye başlıbaşına Türkiye'nin en dramatik tarihi.Bugüne kadar farklı tarihi romanlarıyla okurla buluşan Demet Altınyeleklioğlu, bu kez “kadın” hareketinin sembol isimlerinden Şükûfe Nihal'i kaleme alıyor.Sustum Anne - Açmayan Tomurcuğun Romanı, hayatının son yıllarında “susma” kararı almış, şair, yazar, Darülfünun'un ilk kadın mezun mezunlarından ve Türkiye'nin ilk kadın coğrafya öğretmeni Şükûfe Nihal'in hikâyesi olduğu kadar, birbirinden tanınmış edebiyatçılarla birlikte bir Türkiye tarihi.
--reklam--
Sustum Anne Alıntıları - Sözleri
- İnsanları susturan, fikirleri bastıran ülkeler karanlıklara boğulur. ... ~...
- İnsan ise sevgi ile açar. Gerçek sevgiyle, katıksız aşkla.
- Ben hiç "KEŞKE"demeyeceğim.
- Hangi acılarla yoğurdunuz hamurunuzu?
- Bazı şeyleri duymak mı istemiyorsun, yoksa işine gelmeyen şeyleri duymazdan mı geliyorsun?
- Beni unuttular. Bunu ben istedim. Ben unutturdum kendimi. Bir duvar ördüm kendime, arkasına saklandım.
- Bir erkekte en itici şey, kendini kral ilan etmesi ve her kadını önünde yerlere kapanan tabası olarak görmesidir.
- Felaketler bir hışımla üstünüze abanmış da olsa artık her şeyin mazide kaldığını bilirsin. Sana hissettirdiği korkuların geride kaldığını da. İşte o yüzden mazisinden korkmuyor insan.
- Bizi sarsacak, yıkacak ne acılar gizleniyordur geleceğin karanlığında kim bilir?
- Ben kapattım kendimi dünyaya.
- Kalbindeki, ruhundaki hangi acıların, buruk tortuların imbiğinden süzülüyordu bu mısralar?
- Korkma. Acıya talimli kadınım ben.
- Belki de anlıyordu çocuklar yalanı. Gidenin bir daha dönmeyeceğini seziyorlardı. Kim bilir. Fakat ses etmiyor, yüze vurmuyor, ama gece sessiz gözyaşlarıyla ıslatıyorlardı yastıklarını.
- Şimdi durakta gazete okuyan da kalmadı. Bu hengâmenin içinde okunamaz ki zaten. Vapurlarda da kalmamıştır herhalde.
- Hata! Büyük hata. Kimse bir başkasına ölümüne âşık olduğunu belli etmemeli.
--reklam--
Sustum Anne İncelemesi - Şahsi Yorumlar
#SUSTUMANNE #DEMETALTINYELEKLİOĞLU #KIRMIZIKEDİ / 593 sayfa Merhaba arkadaşlar, Sustum Anne, Şükûfe Nihal'ı anlatmaktadır (d. 1896, İstanbul - ö. 24 Eylül 1973, İstanbul), Türk şair, öğretmen, eylemci, aktivist. Bununla birlikte tanınmış edebiyatçılar ve Türkiye tarihi romanı. Türkiye’nin önemli toplumsal değişmeler geçirdiği bir dönem olan 1919-1960 yılları arasında şiir, öykü ve romanlar yayımlamış bir edebiyatçıdır. 1919’da Darülfünun’un Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü’nü bitirerek “Türkiye’de Darülfünun’dan mezun ilk kadın” unvanının sahibi olmuştur. Birçok kadın derneğinde aktif görev alan sanatçı;Türkiye’de kadın özgürlüğünün ilk temsilcileri ve savunucularından birisidir. Kitabı, Şükûfe Hanım'ın ağzından dinliyoruz. Edebiyata bu kadar eser kazandırmış birini tanımadığım için utandım Günümüz ve kendi geçmişinde gidip gelmekte. Ülke, Osmanlı'nın bitimi ile Cumhuriyet' in kuruluş yıllarında. Kadınlar mücadele etmekte, bu mücadelenin başında Şükûfe Nihal bulunmakta. Hatta bir parti bile kurmuş ama onay alamamıştır. Sevdaları, sevdalıları, memleket sevdalıları, Anadolu sevdalıları hepsi anlatılmakta. Kitapta edebiyata gönül vermiş, hatta edebiyatın mihenk taşı olan birçok isim geçmekte. Kimler mi? Tevfik Fikret Samipaşazade Sezai Cenap Şahabettin Halid Ziya Uşaklıgil Halide Edip Nezihe Muhiddin Nâzım Hikmet ve Va-nü Orhan Veli Sait Faik Faruk Nafiz Çamlıbel ve ismini yazamadıklarım. Hepsiyle bir şekilde yolu keşisri Şükûfe 'nin. Nazım Hikmet uğruna şiirler yazdı ama yolları ayrıydı. Biri vatan diğeri başka sevda peşindeydi. Her ne kadar kadın hakları savunucusu olsa da Şükûfe, babası tarafından on yedi yaşında evlendirildi. Bir çocuğu oldu, evlilik ona göre değildi, çocuğunu ve tahta bavulunu kaptığı gibi terketti kocasını. Öğretmenlik yaptı, şiirler, romanlar yazdı. Atatürk ile tanıştı, memleket meselesi üzerine konuştular. Faruk Nafız ile halasının evinde karşılaştı, nefret etti ondan ama nefret aşka dönüştü. Birbirlerini çok sevdiler, şiirler yazdılar, aşkları üzerine edebiyata eserler bıraktılar, onunla da olmadı, olamadı. Son zamanlarını bir huzur evinde geçiren Şükûfe 'nin hayatı ibret alınacak cinstendi. Acılar, göz yaşları, hüzünlü vedalar. Kitap beni çokk etkiledi, sonunda dağıldım. Üç gün önce bitirmeme rağmen bir yorum yazamadım. Kitabı okumanızı tavsiye ederim, bir de şiir seviyorsanız mutlaka ama mutlaka okuyun. Seviyorum ben biyografi okumayı buna da bayıldım. Kitapla kalın sevgili dostlar (Gülsen Gürkol)
Şukufe Nihal adını hiç duymamışken okudum, kendisine hayran oldum. Aklımın almadığı kadar dolu geçen bir hayatın sonunda gelen pişmanlığa bakakaldım. Kıyısından köşesinden birçok ünlü kişiyle kesişen nadide bir hayat ve dönemin getirdiklerine başkaldırı Şukufe Nihal'in kendi ağzından dökülüyor sayfalara. (Bibliyoskop)
Sustum Anne: Gerçekten çok güzel bir kitap okumanızı tavsiye ederim konusu akıcı anlamlı bir aşkı anlatıyor ve Şam Huzurevi Selanik maceraları ve o güzel aşka yeltenmiş bir yazar kendi derdini düşünmemiş onların aşkını düşünmüş (Uğur)
--reklam--
Sustum Anne PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Demet Altınyeleklioğlu - Sustum Anne kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sustum Anne PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Demet Altınyeleklioğlu Kimdir?
13 Şubat 1955 doğumlu Türk yazar ve TRT prodüktörü. Daha çok tarihi kurgu türünde eser vermiştir; TRT televizyonlarında yüzlerce programın yapımcılığını üstlenmiştir. Altınyeleklioğlu, kendisi de bir yazar olan Ceyhan Altınyeleklioğlu ile evlidir.
Hayatı
13 Şubat 1955 yılında Ankara' da doğmuştur. TED Ankara Koleji'nin 1971 mezunlarındandır. 1975 yılında Ankara Üniversitesi / Siyasal Bilgiler Fakültesi, Basın Yayın Yüksek Okulu'nu bitirdi. 1978 yılında Hacettepe Üniversitesi'nde Eğitim İletişimleri konusunda yüksek lisans yaptı. 1980 yılından itibaren TRT Televizyonu'da çalışmaya başladı. Bu tarihten itibaren sayısız programın yapımcılığını üstlendi. Çeşitli kademelerde yöneticilik yaptı. Yazarlığı ve prodüktörlüğünün yanı sıra çevirmenlik de yapmakta olan Altınyeleklioğlu'nun çevirileri arasında Philippa Gregory gibi tanınmış yazarların eserleri bulunmaktadır.
İlk romanı Moskof Cariye Hürrem 2009 yılında yayınlandı. Bu romanıyla büyük bir okur kitlesi edindi. Popüler edebiyatta ve TV dizilerinde Osmanlı Sultanları akımının başlamasını tetikleyen Moskof Cariye Hürrem, aylarca çoksatanlar listesinde yer aldı. Ardından Alkışlarla Lamia (2010), Cariyenin Kızı Mihrimah (2010), Cariyenin Gelini Nurbanu (2011), Altın Cariye Safiye (2011), Pargalı ve Hatice (2011), Kara Kraliçe Kösem (2012) romanları geldi. Bu romanlar da büyük ilgi gördü ve uzun süre çoksatanlar listesinde kaldı. Moskof Cariye Hürrem Bulgaristan’da yayınlandı. Yunanca, Rusça ve Arapça çeviri çalışmaları devam ediyor.
Alkışlarla Lamia adlı eserinde ilk romanından farklı olarak 20. yy. kadın yaşantısını işlemiştir. Türk sinemasının ilk kadın yıldızı olan Cahide Sonku'nun hayatını kendi kurgusuymuş gibi gösterdiği yönünde eleştiriler almıştır. Ancak konu kısa sürede gündem dışı kalmıştır.
Evli ve bir çocuk annesi olan Demet Altınyeleklioğlu İstanbul ve Miami’de yaşamaktadır.
--reklam--
Demet Altınyeleklioğlu Kitapları - Eserleri
- Moskof Cariye Hürrem
- Cariyenin Kızı Mihrimah
- Cariyenin Gelini Nurbanu
- Altın Cariye Safiye
- Kara Kraliçe Kösem
- Pargalı ve Hatice
- Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan
- Cem Sultan
- Gülüm
- Alkışlarla Lamia
- Sustum Anne
- Nakşidil Güneşin Kızı
- Kösem Sultan
- Roma Kulübü
- Kara Zeybek
- Nihavent Hıçkırık
--reklam--
Demet Altınyeleklioğlu Alıntıları - Sözleri
- "Sevda denilen şey, katlanmasını bilmektir." (Cariyenin Kızı Mihrimah)
- ''Cem Kabe'ye gidip hacı olunca pusulası şaştı anlaşılan. Bambaşka bir insan olduğunu yazmış son mektubunda. Gözünde ne taht varmış ne taç? Ordu, savaş filan kalmamış fikrinde. Allah'a ibadete adayacakmış kendini. Birde kurt diye bir laf ediyor ikidebir. Kızılkurt. Kurdunu öldürmüş. Ne demekse ?'' (Cem Sultan)
- Her ayrılık acıdır, öyle değil mi? (Gülüm)
- Ben kapattım kendimi dünyaya. (Sustum Anne)
- "Ya bir garip çalı bülbülünün günahı ne olabilir ki, cellat kılıcı reva görülsün?" (Pargalı ve Hatice)
- Tanrının insanlara bahşettiği en büyük zenginlikmiş akıl. (Kara Kraliçe Kösem)
--reklam--
- Bu memlekette kadın kısmının kendini hasrete alıştırmaktan başka çaresi yok. Ha bir de, kadınlar burada sevdiği adamı, aşkıyla vatan sevdası arasında tercih yapmaya zorlamaz. Kaybedeceklerini bilirler çünkü. (Roma Kulübü)
- Nereden çıktı şimdi bu yürek çarpıntısı? Herkes sana bakıyor. Neden sen sadece onun gözlerini gördün? (Cariyenin Kızı Mihrimah)
- Alexander gibi yürekli, korkusuz, pervasız ol. Fakat, Alexander gibi aklını hırsına köle etme. Koşmasını da, durmasını da bil.. (Pargalı ve Hatice)
- Birinin ayağındaki pantolondan dizi fırlamıştı dışarı. Ötekinin pantolonunun bir bacağının dizden aşağısı tamamen yırtıktı. (Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan)
- Keşke neyin doğru olduğunu da yanlışı fark ettiğim kadar kolay bulabilsem. (Roma Kulübü)
- "Ölmüş bir ruhu taşımak zordu. Çünkü o yük her gün biraz daha ağırlaşıyordu." (Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan)
- Ol güzelin sevdasıyla kor ateşteyim, Sanma ki koynunda vuslatına eriştim, Etrafında dönen bahtsız pervaneyim, Yarsız cennet dahi olur cehennemim. (Nakşidil Güneşin Kızı)
--reklam--
- Nasıl bir dünyasa yaşıyor bu insanlar? Birbiriyle acımasızca, ölesiye, öldüresiye mücadele eden insanlarla doluydu dünyaları. (Kara Kraliçe Kösem)
- "Yakanı anılara kaptırmaya başladın mı bil ki kocuyorsun." (Kara Zeybek)
- Bedenin esir fakat ruhunu köleleştirmelerine izin verme. Ruhun, Sava nehri kadar özgür, başın karşı dağlar gibi dik olsun.. (Pargalı ve Hatice)
- Olması gerekenler olmuyor, olmaması gerekenler oluyordu. (Cariyenin Gelini Nurbanu)
- Belki de anlıyordu çocuklar yalanı. Gidenin bir daha dönmeyeceğini seziyorlardı. Kim bilir. Fakat ses etmiyor, yüze vurmuyor, ama gece sessiz gözyaşlarıyla ıslatıyorlardı yastıklarını. (Sustum Anne)
- Büyük Millet Meclisi ordu kuruyordu kurmasına da, imkânlar yetmiyordu işte koca orduyu giydirmeye, kuşatmaya, silahlandırmaya, karnını doyurmaya. Millet neyi varsa yarısını orduya bağışlıyordu. 2 yumurtanın biri askerindi. Bir somunun yarısı. İki çift çorabı olan bir çiftini koşup şubeye getiriyordu. Kadınlar, gelin kızlar makineyle, elle askere bir şeyler dikiyordu yorulmadan. Akşehir'den bu tarafa at sürerken gözleriyle görmüşlerdi. Sultandağı'nın eteklerinde, çay yolunda, Şuhut Ovası'nda, İhsaniye'de. Kağnılar yürüyordu dağlarda gacır gucur. "Adamlar askere koşmuş, bu işleri yapacak kimse kalmamışsa, avrat kısmı ne güne durur?" demişti besbelli kadınlar. Genci, ihtiyarı kağnılarla ileri hatlara cephane, yiyecek, giyecek taşıyordu. Kiminin bebesi kucağındaydı, kiminin sırtında. Kimi cephane sandığını beşik yapmıştı bebesine. Kağnı yetmemişse, kalan top mermilerini omuzlamıştı gelin kızlar. (Kara Zeybek)
- "Ah demek doğru. Tanrı onların cezasını versin. Majestelerine başkaldırmak ihanettir. Hem Tanrı'ya hem Fransa'ya... Kral, Tanrı'nın seçimidir. Tanrı'nın tercihine isyan etmek günahtır. Nankör ayak takımı. Bir yığın köylü, serseri, fahişe." (Nakşidil Güneşin Kızı)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin