Kitap Künyesi
Yazar: Katharine Burdekin
Çevirmen: Mehtap Gün Ayral
Orijinal Adı: Swastika Night
Yayın Evi: Encore Yayınları
İSBN: 9786058541498
Sayfa Sayısı: 232
--reklam--
Swastika Geceleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Modern toplumlarımızın günden güne totaliter rejimlere doğru kaydığı, filozof Slavoj Zizek'in dediği gibi kapitalizmle demokrasi arasındaki sonsuz evliliğin bittiği bir dönemde hepimizin kafasını kurcalayan şey nasıl bir geleceğin bizi beklediği. Eğer insanlık bu gelecekten işaretleri okuyamayıp bu geleceği değiştiremediği takdirde Katharine Burdekin'in 80 yıl önce kurguladığı faşist bir dünya olabilir mi bizi bekleyen?
Şiddet ve hainliğin erkeklere statü kazandırdığı, kadınların damızlık hayvan vasfına indirgendiği bu dünyada herkesin ortaklaşa taptığı tek bir şey vardır: LİDER
1937'de Hitler henüz yaşarken yazılan bu roman, uzun süre unutulmuş ancak 1980'lerde tekrar gündeme gelmişti. "1984" ve "Cesur Yeni Dünya" gibi büyük distopik romanların arasında yer alan Swastika Geceleri en önemli feminist eserlerden biri olarak görülmektedir. Önsözden alıntılarsak:
"Burdekin Swastika Geceleri'inde yedi yüz yıllık Nazi hegemonyasının ardından bir Avrupa hayal ederken, faşizmin tehlikeleri hakkında uyarıda bulunmaktan daha fazlasını yapıyordu. Burdekin'in kitabı, faşizm analizlerini, Hitler ve onun döneminin özelliklerinin ötesine geçerek ifade etmesi açısından önem taşımaktadır. Faşizmin erkek hegemonyasının olağan gerçekliğinden, cinsiyet rolleri açısından erkek ve kadınları kutuplaştıran bir gerçeklikten nitelik olarak değil, nicelik olarak farklı olduğunu iddia eden Burdekin, davranışın "eril" ve "dişil" şekillerini hicvetmektedir. Bu açıdan Nazi ideolojisi, "erkeklik kültünün" en uç noktaya ulaşmış halidir. Erkeklik kültüne karşı öne sürülen güçlü argumanların yanı sıra bu bağlantı, Burdekin'in kitabını 1930 ve 1940'larda yazılmış diğer pek çok anti faşist karşı ütopya kitabından ayırır."
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Swastika Geceleri Alıntıları - Sözleri
- Çürüyen fiziksel güçtür. Her şey buna döner. İsyan silahsız olmalıdır; isyanın ardındaki güç ruhsal olmalı, içten gelmelidir. Bach'in müziğini ürettiği yerden. Belki Tanrı'dan. Tanrı nedir? "Tanrılığa ve Tanrı'nın evrenselliğine kusursuz inançtır. Anlayış gün batımının en güzel anı gibi gelir ve gider."
- ...Kültürü kökünden kesip sonra da çiçek açmasını bekleyemezsin.
- "Efendimiz , düşünce özgürlüğünün olmadığı yerde onur da yoktur ."
- "Hayatımda o kadar çok şeyi önemsedim ki, özellikle önemseyeceğim bir şey kalmadı."
- "Ama gerçekler yetişkin bir adam için bile katlanılmaz bir yüktür."
- "Düşünce özgürlüğünün olmadığı yerde onur da yoktur."
- von Hess şöyle der: "Dışlamak, erkekleri değersiz hissettirmek için kusursuz bir yöntemdir."
- Yetiştirildiğin çizginin dışındaki her şey sana hayali gelir.
- Düşünce özgürlüğünün olmadığı yerde onur da yoktur.
- Kadınlardan biri derin derin hıçkırıyordu. Şövalye,Efendi Hitler'e atfedilen bir deyişi hatırladı: " Almanlar, kalplerinizi taşlaştırın. Kalplerinizi her şeye karşı ama en çok da kadınların gözyaşlarına karşı taşlaştırın. Bir kadının ruhu yoktur ve bu yüzden acı çekemez . Onun gözyaşları sahtedir, aldatmacadır."
--reklam--
Swastika Geceleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Katharine Burdekin çok sayıda roman yazmış.Murray Constantine adını kullanmış, bu kitaplarda. Swastika Geceleri 1937 yılında Murray Constantine imzasıyla yayımlanmış.Margaret Atwood'un Damızlık Kız adlı eserinin de ana esin kaynağının bu kitap olduğu düşünülüyormuş. Nazi egemenliğinde bir dünya kurgulamış Katharine Burdekin. Büyük Savaş üzerinden yüzyıllar geçmiştir.Hitler'in insan olduğuna dair tüm kanıtlar yok edilmiştir.Hitler artık Tanrı'dır. Yok edilen sadece fotoğraflar değildir. insanlık tarihine ait kültür ve sanata dair ne varsa yok olmuştur.Kitaplar da ortadan kaldırılmıştır. Geçmiş silinmiş, belleksiz, Batı'da Nazilerin, Doğu'da Japonların egemen olduğu bir dünya vardır artık. Her zamanki gibi en büyük zararı kadınlar görür.Kadınlar, tek tip kıyafetler içinde, saçları kazınmış, cinsiyetini en az yansıtacak bir görünümde, sefil bir şekilde yaşarlar.Erkek çocuk doğurmaktan başka hiçbir şey beklenmez onlardan.Belli bir süre sonra erkek çocuklar da koparılıp alınır ellerinden. Feminist distopyanın önemli örneklerinden biri olan bu kitabın, Hitler'in iktidarda olduğu bir dönemde yazılması, kitabı daha da ilginç kılıyor. George Orwell'ın 1984 adlı romanından 12 yıl önce yazılan bir kitap Swastika Geceleri.Swastika Geceleri'nin yayıncısı Victor Gollancz Orwell'ın da ilk yayıncısıymış. Mutlaka okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum bu kitabın. (Özlem Akbaş)
Hitler Egemenliğinde Geçen 700 Yıl: Swastika Geceleri: “Düşünce özgürlüğünün olmadığı yerde onur da yoktur.” -Katharine Burdekin. 1896 yılında İngiltere’de doğan yazar/i8994, 10’dan fazla roman kaleme almasına rağmen birçok yapıtında Murray Constantine takma adını kullanmayı tercih etmiştir. Gerçek kimliğinin ortaya çıkışı ise 1980’li yılların ortalarını bulmuştur. Ütopik ve distopik kurmaca üzerine araştırmalar yapan Daphne Patai tarafından ortaya çıkarılan bu gerçek, o tarihten itibaren yazarın daha fazla görünür kılınmasını sağlamıştır. Burdekin, ağırlıklı olarak sosyal ve manevi konularda spekülatif kurgu eserler yazmış ve feminist distopya kategorisine de önemli ölçüde katkıda bulunmuştur. Orijinal adıyla Swastika Night, 1937 yılında Murray Constantine takma adıyla yazılmıştır. Bu takma ismin aslında Katharine Burdekin olduğu ortaya çıktığında ise Feminist Press tarafından 1985 yılında bu isimle yeni baskısı yayımlanmıştır. Bu baskının ardından daha fazla satan kitap, kısa sürede feminist distopya edebiyatının öncülerinden biri olarak görülmüş ve günümüzde ise bilimkurgusal distopya edebiyatının klasikleri arasında gösterilmeye başlanmıştır. yazar/i5242‘un 1985’te kaleme aldığı kitap/kitap--12567 isimli eserinin bile ana esin kaynaklarından birinin bu roman olduğu düşünülmektedir. Atwood’un romanı dünya genelinde daha bir gözde olsa da, Burdekin’in yapıtının da ondan geri kalır bir yanının bulunmadığını belirtmek gerek. Hatta birçok okura göre Swastika Geceleri’nin kurgu bakımından Damızlık Kızın Öyküsü’nden daha ileri bir seviyede olduğu bile söylenmekte. Kitap ilk olarak 2014 yılında Türkçeye çevrilmiştir. yazar/i46678 çevirisiyle, Encore Yayınları’ndan çıkan Swastika Geceleri, bir ara çok satanlar listesine girmeyi de başarmıştır. Kitabının çevirisinin ise gayet iyi olduğunu söylemek mümkün. “Erkekler dişi hayvanları sevemezler, ama insanlaştırdıkları ve erkeksi şablonlara oturttukları kadınları sevebilirler ve sevmişlerdir de.” Faşist ve diktatör lider Adolf Hitler’in ölümünden önce kaleme alınan Swastika Geceleri, okuruna Nazi egemenliğindeki bir dünya tasviri sunuyor. 27. Yüzyıl’ın dünyasında geçen anlatıda Hitler’in kurduğu imparatorluk Almanya’nın sınırlarını aşmış ve dünyaya yayılmıştır. Yalnızca işin siyasi boyutunda değil, dinler bazında da bir devrim yaşanmış ve ortaya çıkan bu yeni dünyadaki yeni dinin adı “Hitler” olmuştur. Hitler’i kutsal sayan insanlar, ona olan bağlılıklarını tapınarak göstermektedirler. Geriye kalan bütün dinler ise zamanla ortadan kaldırılmıştır. Almanlar haricinde dünyada varlığını sürdüren bir diğer ırk Japonlardır. Bu iki imparatorluğun varlıklarını sürdürme nedeni ise birbirleriyle savaşmamalarıdır. Kitaptaki olayları ağırlıklı olarak Almanlar’ın gözünden izlesek de, belirli aralıklarla Japonlar’dan da bahsedilmektedir. Almanlar da kendi içlerinde Kan Soyu, Şövalye, Nazi gibi belirli sınıflara ayrılmışlardır. Führer ise en tepedeki isim, yani Tanrı’dır (Hitler). “…. Kültürü kökünden kesip sonra da çiçek açmasını bekleyemezsin.” Kitapta anlatılan gelecek portresinde kadınlar açısından neredeyse hiçbir olumlu öğe bulunmuyor. Adeta birer hayvan olarak görülen kadınlar, erkeklerin hizmetine sunulan bir metadan ibarettirler. Tecavüz dahi günlük yaşantının bir parçası haline gelmiştir. Sürüler halinde, ahır benzerleri yerlerde yaşamaları sağlanan kadınlar, insanlığa dair birçok olgudan arındırılmış ve görünüş itibarıyla çirkin bir hale sokulmuştur. Saçları kazınan, cinsel haz duyulabilecek çekici unsurları yok edilen kadınların nihai amacı onlarla ilişki kurmak isteyen her erkeğe boyun eğmek ve yalnızca erkek çocuk doğurmaktır. Bu karanlık çağda kültür ve sanat anlamında da herhangi bir şey bulunmamaktadır. Var olan bütün kitapların yakıldığını öğrendiğimiz bu hikaye, yazar/i401’nin kitap/kitap--1687’ini aratmamaktadır. Geçmişe dair hiçbir bilgi sahibi olamayan insanlar, kendilerine öğretilen ne ise ona inanmak zorunda bırakılmışlardır. “O zavallı dişi ahmaklar, erkeklerin onlara dayattığı şeyleri neşeyle ve canı gönülden yaparlarsa, erkeklerin bir şekilde mantıklı davranmaya başlayıp onları sevmeye devam edeceklerini sandılar.” Kitabın ana öyküsü bir İngiliz (Alfred), bir Nazi (Hermann) ve bir de Alman şövalyesi (Friedrich von Hess) etrafında şekillenmektedir. Doğumundan itibaren gerçek bir Alman olarak yetişen Alfred, Hitler dinine sıkı sıkıya bağlı bir çiftçidir. Bir teknisyen olan Alfred’in kökeni ise İngiliz’dir ve Almanya’ya geliş amacı kutsal yerleri ziyaret ederek hac görevini yerine getirmektir. Hitler dini için kutsal sayılan yerleri ziyaret etmek, dinin gerekliliklerindendir. Sorgulayan ve araştıran bir kimliğe sahip olan Alfred, bu konuda Hermann’ı da etkilemeyi başaracaktır. Alman şövalyesi von Hess ise kritik bir rolde okurun karşısına çıkmaktadır. Geçmiş çağlarda tüm olan bitenin yazılı olduğu bir kitabı ve Hitler’le birlikte eski döneme ait gerçek bir kadının yer aldığı fotoğrafı daha ileri yıllara taşımayı amaçlayan şövalye, bu görevi layıkıyla ifa edecek kişi veya kişileri aramaktadır. Zira dünya tarihinin büyük bir bölümünün yazılı olduğu bu kitap da yok edildiğinde, yeryüzünde geçmişe dair hiçbir şey kalmayacaktır. “Gerçekler, yetişkin bir adam için bile katlanılmaz bir yüktür. Bu yükü üstümden atacağım için çok memnunum.” -Friedrich von Hess. Hikaye, ağırlıklı olarak bu üç isim çevresinde şekillenmektedir. Kimsenin varlığından haberdar olmadığı gizli kitabından alıntılar yapan von Hess, yaşananları tane tane anlatıyor. Alfred, Hermann ve von Hess’in birbirleriyle olan diyalogları neticesinde böylesine karanlık bir çağa doğru sürüklenen dünyanın geçmişi gün yüzüne çıkıyor. Özetle, henüz Hitler’in iktidara gelişinden kısa bir süre sonra inanılmaz bir öngörü ile yazılan Swastika Geceleri, kesinlikle okunması gereken bir distopya. yazar/i3344’in kitap/kitap--175770’i, yazar/i677’nin kitap/kitap--1057’sı, yazar/i118’ın kitap/kitap--266801’ü ve yazar/i401’nin kitap/kitap--1687'i gibi birer klasik haline gelen distopik romanlarla yarışabilme potansiyelinin yanı sıra, kadınların önemini bir kez daha hatırlatması ve okuru düşüncelere sevk etmesi bakımından da oldukça önemli bir eser. Kitabın, erkekleri bir iç hesaplaşmaya ittiği de bir gerçek. Faşizmin, diktatörlüğün ve erkek egemenliğinin ileri safhalarını duru bir şekilde anlatan Burdekin’in bu güçlü yapıtı daha fazla görünür kalmayı hak ediyor. Dünya kadınlarla daha güzel. “…insanların üstünü ya da evini arayabilirsiniz belki ama zihinlerini arayamazsınız.” -Katherine Burdekin (Bahri Doğukan Şahin)
Kadınların damızlık hayvanlara dönüştüğü, tek amaçlarının erkek çocuk doğurmak olduğuna baskılarla inandırılmış acı verici bir distopya. İlginçtir ki kadınların bu kadar değersiz olduğu bir toplumda kız çocuk doğumları kendilerinin bile inanmak istemedikleri gizli bir sevinçtir içlerinde. Çünkü kadınlar olmadan kan soylarının devamı mümkün değildir. Soy devamını ise yalnızca kadınlardan doğacak kadınlar sağlayabilecektir. Kıskandıkları ve kadınları indirgemelerinin nedeni de budur aslında asla savaşamayacakları gücü hapsetmek ve yarışamayacakları bu gücü aptallaştırmak. Katherine Burdekin şüphesiz başarılı bir eser bırakmış ardında ve daha gelişmişini bırakarak kocaman bir kült olabilirdi tarihimizde. Eserdeki ayrıntıları çeşitlendirse çok daha başarılı be daha çok kitleye hitap edebilecek bir eser olabilirdi. (İrem Nur Dönmez)
--reklam--
Swastika Geceleri PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Katharine Burdekin - Swastika Geceleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Swastika Geceleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Katharine Burdekin Kimdir?
--reklam--
Katharine Burdekin Kitapları - Eserleri
- Swastika Geceleri
- Mağrur Adam
--reklam--
Katharine Burdekin Alıntıları - Sözleri
- Bazen hayvani cinselliklerine taparlar ve bunu dinleriyle kaynaştırırlar. Bazen nefret ederler ve hiç yokmuş gibi davranmaya çalışırlar. Bazen aşırıya kaçarak hayvanların haz almadığı bireysel uygulamalarla işkence çeken zihinlerini rahatlatmak isterler, sonra yalnız kalarak yeniden seksten tamamen kurtulmaya çalışırlar, ama bunun için fiziksel olarak çok yetersizdirler. Seksin bu çarpıklığı dişilerin erkeklerle doğal ilişkisini tamamen zehirliyor, cinsel ayrıcalığa, cinsel tahakküme, cinsel uzlaşmazlığa ve diğer alt-insan engellemelerine yol açıyordu. (Mağrur Adam)
- Düşünce özgürlüğünün olmadığı yerde onur da yoktur. (Swastika Geceleri)
- Aslında bir fahişe ile arzulamadığı bir erkekle evlenen bir kadın arasında fark yoktur, uzak duramadığı için bezdiği bir adamla yaşar. Sorgulanmayan erkek egemenliği zamanında kadınların yarıdan fazlası zaman zaman fahişelik yapmıştır ve riskli bir hayat yaşayıp erkeklere yeterince cinsel haz veren bir kadın aşağılanırken, güvenli bir hayat yaşayıp erkeğe yetersiz cinsel haz veren bir kadına neden saygı duyulduğu, insan aklının kavrayışını aşan bir konudur. (Mağrur Adam)
- Kadınlardan biri derin derin hıçkırıyordu. Şövalye,Efendi Hitler'e atfedilen bir deyişi hatırladı: " Almanlar, kalplerinizi taşlaştırın. Kalplerinizi her şeye karşı ama en çok da kadınların gözyaşlarına karşı taşlaştırın. Bir kadının ruhu yoktur ve bu yüzden acı çekemez . Onun gözyaşları sahtedir, aldatmacadır." (Swastika Geceleri)
- Birbirlerini sürekli küçümsedikleri, birbirlerinden sürekli korktukları ve birbirlerini hep yanlış anladıkları için bir arada huzur içinde yaşayamıyorlardı. Erkeğin köklü kıskançlığı, daha aşağı ve değersiz bir konuma itilmiş kadınların tamamen bilinçli ama daha yüzeysel olan kıskançlığı ve hasediyle dengelenmekteydi. Yine de bu erkekler karşı cins olmadan yaşayamazlar, çünkü hayvani arzuları çok güçlüdür. Hayatlarının bir ucundan öbür ucuna, dayanılmaz bir korku, şüphe ve suçluluk duygusunun yükü altında sızlanır. Ve eğer çektikleri ıstırap onları kaçış yolları hazırlamaya zorlamış olmasa, her erkek ve kadın kendi elleriyle çoktan yok etmiş olurdu. (Mağrur Adam)
- "Cesur ve açık sözlü olduğunu düşünüyorum, bu delilik emaresi olabilir mi?" (Mağrur Adam)
- "Ama gerçekler yetişkin bir adam için bile katlanılmaz bir yüktür." (Swastika Geceleri)
- Biri sözcüklerle bir şey ifade ettiğinde ise, o söz binlerce yıl önce söylenmiş de olsa, sözcükler ve düşünceler hala burada ve hayal gücü olmadan da anlamlandırılabilir, sanki o sözü söyleyen sana bir şey anlatıyormuş gibi. (Mağrur Adam)
- Oğulları doğuştan efemine gibi görünen burjuva babalar, onların bu yapılarını değiştirmek için en pahalı eğitimleri aldırırlar, küçük yaşta annelerinden ve kız kardeşlerinden ayırırlar, onları erkeklerin idaresindeki küçük ya da büyük gruplardan oluşan oğlanlarla yaşamaya gönderirler. Bu okullarda yılın dokuz ayını o korkunç dişi etkisinden mutlak surette ayrı tutularak geçiren oğlanlar on sekiz yaşlarına gelene dek erkeksi olmayı öğrenirler. Bazıları, yaşça büyük olan gençlerin gittiği okullar olan, yüksekokul denen aynı homoseksüel atmosferde eğitimlerine üç yıl daha devam ederler. Bu arada kızlarsa kadınsı olmayı her yerde öğrenebilirler, evde eğitim alsalar ve babalarının eril etkisi altında yaşasalar da. Bir baba isterse kızını kendisi yetiştirebilir ve babası ya da herhangi biri, kız büyüdüğünde kadın olmayacağından endişe duymaz. (Mağrur Adam)
- ...Kültürü kökünden kesip sonra da çiçek açmasını bekleyemezsin. (Swastika Geceleri)
- “Delirdim,” dedi, mektubu bitirdiğinde. “Ve sonunda mutluyum.” (Mağrur Adam)
- "Düşünce özgürlüğünün olmadığı yerde onur da yoktur." (Swastika Geceleri)
- Yetiştirildiğin çizginin dışındaki her şey sana hayali gelir. (Swastika Geceleri)
- "Hayatımda o kadar çok şeyi önemsedim ki, özellikle önemseyeceğim bir şey kalmadı." (Swastika Geceleri)
- (...) erkek kitlelerinin gönüllü itaatini cinsel araçlar kullanmadan kazanabilen pek az kadın vardır. Ancak cinsiyetin genel olarak düşük bilinçte olması ve kural olarak kadınların, bir erkek ya da erkekler üzerinde kısmen ya da sağlam olmayan bir egemenlik kurmak için cinsel cazibeyi kullanmaları yüzünden, bu kadınlara çok az rastlanır. Kadının erkek üzerindeki cinsel çekiciliğinden başka bir gücü yoksa bu gücü artırmak için elinden ne geliyorsa yapacak, bunu mümkün olduğunca muhafaza edecek ve bu gücün azaldığını gördüğünde acı çekecektir. (Mağrur Adam)
- Kusurlarınızdan kurtulmak, değerlerinizi korumak istiyorsunuz. Bunu yapamazsınız. Bu ikisi birbirinden ayrılamaz. Biri diğerini doğurur. (Mağrur Adam)
- "Efendimiz , düşünce özgürlüğünün olmadığı yerde onur da yoktur ." (Swastika Geceleri)
- von Hess şöyle der: "Dışlamak, erkekleri değersiz hissettirmek için kusursuz bir yöntemdir." (Swastika Geceleri)
- Erkekler çok eşli hayvanlardan gelmiş olsun ya da olmasın, erkek egemenliğinin hüküm sürdüğü zamanlardaki medeni erkeklerin çok eşli olduğuna şüphe yoktur. Bir erkek tek bir kadına bağlanamaz, çünkü bütün kadınları aşağılar. Bütünüyle, sadece ve hayatı boyunca tek bir kadını sevemez, çünkü zihninin derinliklerinde o kadının cinsiyetinden nefret eder. (Mağrur Adam)
- Çürüyen fiziksel güçtür. Her şey buna döner. İsyan silahsız olmalıdır; isyanın ardındaki güç ruhsal olmalı, içten gelmelidir. Bach'in müziğini ürettiği yerden. Belki Tanrı'dan. Tanrı nedir? "Tanrılığa ve Tanrı'nın evrenselliğine kusursuz inançtır. Anlayış gün batımının en güzel anı gibi gelir ve gider." (Swastika Geceleri)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin