Kitap Künyesi
Yazar: İsmet Özel
Yayın Evi: Çıdam Yayınları
İSBN:
Sayfa Sayısı: 50
--reklam--
Tahrir Vazifeleri 5 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
--reklam--
Tahrir Vazifeleri 5 Alıntıları - Sözleri
- dünya sistemi değerleri değerden düşürerek ayakta durabiliyor.
- bir milletin sırtına yabancılar tarafından giydirilen bir elbise olarak tarih ilk bakışta gösterişli ve yakışmış görünse bile bir esaret, bir mahkûmiyet giysisidir.
- diyeceksiniz ki bu hızlı, büyük ve hatta korkunç değişme neyin nesi öyleyse? insanlar şaşırtıcı ölçüde değişiyor ve değiştiriyorlar.
- devletle halk arasındaki çizgi kalın bir çizgi değildi belki, ama kesin bir çizgiydi.
- bir direniş hattının gerçeklik kazanması, ancak ve ancak bir atılım yönünün benimsenmesiyle mümkündür.
- SEÇKİNLİĞİ DE, ÖZGÜRLÜĞÜ DE BAŞLATAN SAVAŞÇIDIR
- felâketin ve saadetin aynı kelimeyle adlandırılması gibi tuhaf bir durumla karşı karşıyayız.
- bize gereken seçkinlik bilincidir.
- tarihini bulamayanın talihsizliğe uğrayacağı kesin.
- Tarihsizlik talihsizliktir.
- değişmeye öyle şiddetle direniyor, değişme karşısında öyle durgun, hımbıl, kötürüm kalıyoruz ki içinde hareket ettiğimiz ortam anlayış gücümüzü zorlayacak boyutlarda değişiyor. nasıl oluyor bu?
- kendimi aldatmadığıma önce kendimi inandırmalıyım. bunun için de zihnimin nereden nereye savrulduğunu gizlemekten geri durmalıyım.
- kâinatta yaratılmış olan her şey sürekli değişme halindedir.
- “Öncelikle neyin lehimizde, neyin aleyhimizde olduğuna dair bilincimiz yetersiz.”
- Kitle iletişim araçlarının ustaca manevralar yaparak yalnızca gözden değil, gönülden de uzak tutmaya çalıştıkları gerçek, dünya nüfusu içinde dinden çözüm bekleyen kesiminin hem sayı ve hem de etki bakımından artmakta olduğudur.
--reklam--
Tahrir Vazifeleri 5 İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Tahrir Vazifeleri 5 - İsmet Özel: Diyor ki Özel: "...Türkiye Cumhuriyeti güttüğü hedefler bakımından Osmanlı Devleti'nin bir devamı değildir; kendine yeni hedefler ihdas etmiş bir İslam devleti hiç değildir; size tuhaf gelebilir ama Türklüğü koruyup üstün kılma hedefine dönük bir Türk devleti de değildir. Peki nedir? Bu soruya yalın bir cevap veremeyiz..." Özel bu satırları yazarken gayet haklıdır. Çünkü dünya ile entegre olmaya çalışan bir Türk devleti, ehl'i küfür ile iş birliğine zorlanacağı için, hem Türklüğünü hem de Müslümanlığını kaybedecektir. Şairi dinleyelim: "...sistem bütünlüğünü her aşamada biraz daha pekiştirirken, giderek pekiştirmesi için rakibi olan bütünlüğünü parçaladığıdır..." Evet, Özel doğru söylüyor: Bu dünya ile bütünleşmek, Türkiye'nin bütünlüğünü parçalar. (Yanlış anlaşılmasın; İsmet Özel burada Türkiye'nin toprak bütünlüğü tehlikededir demiyor. Yani parçalanmış olan Türkiye'nin haritası değil, Türkiye'nin öz benliğidir, ruhudur.) İsmet Özel, bu ülkenin benliğinin parçalanmasını sebebini evrensel (bilimsel) tarih anlayışının sebep olduğunu öne sürer. Diyor ki bu konuda: "...Bir milletin sırtına yabancılar tarafından giydirilen bir elbise olarak tarih, ilk bakışta gösterişli ve yakışmış görünse bile bir esaret, bir mahkumiyet giysisidir..." Bu mahkumiyetten kurtulmak için yeni bir tarih anlayışını savunuyor: "... Buna mukabil bir milletin kendi varlığını kendinde bulmak için eliyle biçip, dikip giyindiği bir elbise olarak tarih beynelmilel sahada gösteriş yapmaya fazlaca müsait olmasa bile, o milletin özgürlüğünün güvencesidir..." Evet, şair İsmet Özel, Türkiye için yeni bir tarih anlayışını savunurken, bir yandan da Müslüman ahalinin seçkinci ve savaşçı olmasını istiyor. Özgürlüğümüzün geçer akçesi budur diyor. Bir okur olarak yaptığı tespitlere katılıyorum. 10/10 veriyorum. Okumanızı tavsiye ederim. (Cemil Meriç)
Tahrir Vazifeleri 5 İsmet Özel: Demokrasiye, toplumsal hareketlere, birliğe, vatan, millet, batılasmaya ve ülkenin içinde bulunduğu toplumsal cıkmazları nasıl açacağına dair bilgi yüklü enfes yazılardan oluşuyor kitap. Herkesin okumasını öneririm. Konu başlıkları; TARİHSİZLİK TALİHSİZLİKTİR KATILIMSIZ FEDAKARLIK KATILIMA NE GEREK VAR? YAĞMAYA KATILMAK KATILIM OLMAZ İYİLER NE KADAR İYİ? BÜTÜNLEŞMEYİ BULMAK İÇİN SEÇKİNLİK MÜSLÜMANLIĞI MÜSLÜMANLAR SEÇKİNLEŞMEYİ İSTEDİKLERİ ZAMAN SEÇKİNLİĞİ DE, ÖZGÜRLÜĞÜ DE BAŞLATAN SAVAŞÇIDIR MESAFEYİ KAPATMAK İÇİN BÜTÜNLEŞMEYİ İSLAM’DA ARAMANIN İKİ YOLU SAVAŞ NEYİ ONARIR? FURKAN’I HATIRLAMADAN KUR'AN OKUNABİLİR Mİ? (red john)
Tahlil Vazifeleri 5: Devam... Kurulmuş olan Kafir Algoritması'nda, Türkiye'nin konumu ne? İşte bu hususu müzakere ediyoruz. ("Türkiye demekle ben demek arasında bir fark göremiyorum" diyor İsmet Özel) "Kendimi aldatmadığıma önce kendimi inandırmalıyım." ifadesini çekinmeden telaffuz eden bir kimse, en azından bu itirafı paylaşabilecek kadar, aldatılmaktan yalıtılmış bir insan tekidir diyebiliriz. Aldatılmaya alışmış olan topluluk, aldatmayı öğrenir. Bu öğreti evvela bireyin kendi beynine tatbik ettiği bir öğrenim. "Acaba beynim beni aldatıyor mu?" sorusunu sormak yerine, "acaba beynim beni kaçıncı kez aldatıyor?" sorusunu sormak, sanıyorum daha isabetli olacaktır. Zira toplum olarak aldatılıyoruz. "Kafir ve Mümin" ayrımında olduğu gibi; "Düşman kafirdir" deyip, kestirip atmayan İsmet Özel, "Kurtuluş İslamdadır" diyerek cümlelerini noktalamıyor. Bir önceki incelememizde ( gonderi/54471127 ) izah ettiğimiz gibi; "Kafirden daha tehlikeli olan şey, kafirin kurmuş olduğu düzendir" anlayışının bir devamını görüyoruz burada. "Müslüman'dan daha diri olan şey, seçkin Müslümandır!" söylencesi karşılıyor bizi. Peki nasıl oluyordu seçkin Müslüman? İsmet Özel'e göre iki sınıf Müslüman vardı. 1. Sınıf Müslüman ve 2. Sınıf Müslüman. Lüzum görmüyor 2. Sınıf Müslüman'ı uzun uzadıya yorumlamaya. Olayın merkezinde 1. Sınıf Müslüman, yani Seçkin Müslüman var. Seçkin Müslüman odur ki; üzerimize çökmüş olan mekanizma gölgesinde; neyin lehimize yahut neyin aleyhimize olduğunu kavrayabilecek ve durumun icab ettiği şey ne ise o biçimde mukavemet edebilecek. Mesele topyekun reddetmek değil asla. Bizler reddederek, İslam'ın gerektirdiğini icra etmiş oluruz sadece. Seçkin Müslüman olmak içinse, sisteme gedik açmanın yollarına aramak gerekir. Açılan gedikten; bir hamlede çarkı kırmak gerekir. Fareli köyün kavalcısı değil; uyuyan köyün horuzu olmak gerekir. Dünyanın ve Türkiye'nin ıslahı için gereken şeyin İslam'da olduğunu söylüyor ve ekliyor; "Dünyada ve Türkiye'de İslâmî dönüşüme ancak seçkin bir Müslüman zümre öncülük edebilir." Bu konjonktürde, devlet bazındaki işleyişi de ele alıyor İsmet Özel. Lakin Mükerrer vazifem, bu bahse girme noktasında beni sınırlandırıyor. Daha doğru bir ifade ile, şimdilik alakadar etmiyor. Unutulmamalıdır ki; umuma arz ettiğim bir gayretten değil, umum ile paylaştığım birkaç nottan ibarettir cümlelerim. Kendime düştüğüm birkaç dipnottan... (Oğuzhan Âsım Güneş)
--reklam--
Tahrir Vazifeleri 5 PDF indirme linki var mı?
--reklam--
İsmet Özel - Tahrir Vazifeleri 5 kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tahrir Vazifeleri 5 PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı İsmet Özel Kimdir?
1944 yılında Söke 'li bir polis memurunun altıncı çocuğu olarak Kayseri'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kastamonu, Çankırı ve Ankara'da yaptı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde bir süre okuduktan sonra Hacettepe Üniversitesi'ne geçerek Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi (1977). Ataol Behramoğlu ile birlikte Halkın Dostları dergisini çıkardı. Devlet Konservatuarı'nda Fransızca okutmanı olarak çalıştı. İstiklal Marşı Derneği kurucusudur. Evlidir. Dört çocuğu vardır.
--reklam--
İsmet Özel Kitapları - Eserleri
- Tavşanın Randevusu
- Waldo Sen Neden Burada Değilsin?
- Bir Yusuf Masalı
- Henry Sen Neden Buradasın 1
- İrtica Elden Gidiyor
- Henry Sen Neden Buradasın 2
- Surat Asmak Hakkımız
- Tahrir Vazifeleri
- Toparlanın Gitmiyoruz 1
- Erbain
- Taşları Yemek Yasak
- Bakanlar Ve Görenler
- Üç Mesele
- Kırk Hadis
- Şiir Okuma Kılavuzu
- Zor Zamanda Konuşmak
- İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir
- Neyi Kaybettiğini Hatırla
- Kalın Türk
- Of Not Being A Jew
- Faydasız Randevu
- Çatlıycak Kadar Aşki
- Ve'l-Asr
- Sorulunca Söylenen
- Desem Öldürürler Demesem Öldüm
- Küfrün İhsanı Olmaz
- Cuma Mektupları 1
- Faydasız Yazılar
- Tehdit Değil Teklif
- Cuma Mektupları 2
- Cuma Mektupları 3
- Cuma Mektupları 4
- Cuma Mektupları 5
- Cuma Mektupları 6
- Cuma Mektupları 7
- Cuma Mektupları 8
- Cuma Mektupları 9
- Evet İsyan
- Cinayetler Kitabı
- Geceleyin Bir Koşu
- Şiir Resitali
- Celladıma Gülümserken Çektirdiğim Son Resmin Arkasındaki Satırlar
- Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 2
- Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 1
- Bilinç Bile İlginç
- Allah'ın Emri Zaid / Plus Peygamberin Kavli
- Bileşenleriyle Basit
- Siper Beden
- Karz-ı Hasen
- Neredeyizim
- Başbaş Başbaşa Başabaş
- Evet Mi, Hayır Mı?
- Muvazzaf
- Toparlanın Gitmiyoruz 2
- Toparlanın Gitmiyoruz 3
- Ebruli Külah
- Evlenseydik Boşanacaktık
- Türk Olamadıysan Oldun Amerikalı
- Hayatın Manası Versus Manalı Bir Hayat
- Çenebazlık
- Dil ile İkrar
- Tok Kurda Puslu Hava
- Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar
- Şiir Kitabı
- Başını Örten Kızlar Felsefe Bilmelidir
- Tahrir Vazifeleri 2
- Tahrir Vazifeleri 4
- Tahrir Vazifeleri 3
- Tahrir Vazifeleri 5
- Tahrir Vazifeleri 6
- Tahrir Vazifeleri 7
- Tahrir Vazifeleri 8
- Tahrir Vazifeleri 9
- Tahrir Vazifeleri 10
- Cuma mektupları 10
- Tahrir Vazifeleri 11
- Tahrir Vazifeleri 12
- Türküm Doğruyum İntikamım Ülkemdir
- Bir Vefa Daha
- Pergelin Yazmaz Sivri Ucu
- İslamla Damgalanmış Varoluş
- Tekne Kazıntısı
--reklam--
İsmet Özel Alıntıları - Sözleri
- Biz Türkiye'de yaşayan insanlar olarak öyle yalan yanlış seylere inandırılmış, öyle kabul edilemez şeyleri kabul etmişiz ki, insanlara kendileri hakkında ya da birlikte yaşadıkları insanlar hakkında ne söylersen söyle söylediğin şeyler asla mantıklı gelmez. (Çenebazlık)
- Türkiye, bir imparatorluk ihdas etme üstünlüğü gösterdiğimiz için değil, dar-ül İslam olması, dar-ül İslam vasfı kazanması sebebiyle vatanımızdı. (Cuma Mektupları 6)
- ölümle ölüme yaraşan bağı nasıl kurabiliriz? (Tahrir Vazifeleri 3)
- Taarruz bombalarının tahrip gücü kadar gürültüsü de önemlidir. Çünkü düşman yalnızca öldürülerek veya mevzileri yıkılarak püskürtülmez, aynı zamanda düşmanı, başına büyük bir felâket geleceğine inandırmak da gereklidir. Bu yüzden toplumda hâkimiyet tesis etmeye yönelmiş her hareketin, yürürlüğe koyduğu işler kadar kopardığı gürültü de önemlidir. Nitekim son birkaç yılda Müslümanlara karşı haçlı ve Siyonist seferberlik düzenlemiş odakların kopardıkları gürültü bir hesap sonucudur. Diyelim ki, tesettüre uyan öğrencileri üniversiteye almayacaklar. Bunu idarî tedbirlerle sessiz sedasız uygulamaya koyabilecekleri halde, bu konuda bir kamuoyu husule getirmek üzere, basın organlarının büyük bir şamata çıkarması istenmiştir. Bir gürültü koparan siyasî hareket, taarruza geçmeye hazırlanmış ve belki de taarruzu fiilen başlatmış demektir. Taarruza geçen kuvvet, büyük ve geniş taleplerle insanların önüne çıkar. Onun düsturu şudur: Çok çok istemeliyim ki, az az versinler. Bu tutumun beynelmilel arenada en iyi uygulayıcısı İsrail olmuştur. İsrail, henüz üzerinde devlet olmaya çalıştığı toprakların kendi hakkı olup olmadığı tartışma konusu iken, daha geniş topraklara ihtiyacı olduğunu dile getirmiştir. Yani her zaman çok çok istemiş ve alabildiği az miktarı yanına kâr bilmiştir. Böylece ilk yerleştiği toprakları tartışma konusu olmaktan çıkarılmış ve işgal ettiği topraklar görüşmelere esas alınır olmuştur. Türkiye'deki İslâm düşmanları çok çok neyi istiyorlar ve az az neye razı olacaklar? Onların çok çok istedikleri, Müslümanların Türkiye'de hiçbir sosyal varlık gösterememeleridir. Yani tek parti, tek şef döneminde olduğu gibi, Müslümanlar kendi memleketlerinde sürgün muamelesi görmelidirler. Ticarî hayatta geri plana itilmeli, iyi eğitim veren mekteplere sokulmamalı ve bürokraside yükselme sınırları pek düşük tutulmalıdır. Bu en geniş taleplerin tam tamına gerçekleşmeyeceğini bildiklerinden, kopardıkları gürültüyle bir tek siyasî sonuca razıdırlar. O da, Müslümanların bağımsız bir siyasî alternatif olarak ortaya çıkmamaları ve gözleri yılarak kimliği Müslüman olmayan siyasî organizasyonların şemsiyesi altında olmayı nimet bilmeleridir. (İrtica Elden Gidiyor)
- İnsanın gereğinden çok şeyi fark ediyor olması, esas olan şeyi fark etmekten mahrum kalması anlamına da gelebilir. (Kırk Hadis)
- İnsanlar artık aya , güneşe Lât ve Menât putuna tapmıyorlar ama devlet adamlarına , piyasaya , makinalara, teşkilatlara, teorilere tapıyorlar. Yeni putları mukaddes kılabilmek için kitaplı dinleri terkediyorlar. Bu tarz putperestliğin Doğu'da ve Batı'da birbirinden farkı yok. (Üç Mesele)
- Bugün yaşama biçimi olarak dünya çapında yaygın bir batılılaşma var. Mutfaklar yemek hazırlama laboratuvarı, televizyonlu yaşama alanları bir kamu toplantısının dinlenme anı gibi, yatak odalarımıza değil koğuşlara gidiyoruz. Çalışma ve eğitim hayatımız mekanik ölçüleri hiçbir zaman aşamıyor. (Bakanlar Ve Görenler)
- Daha doğrusu bir ordu ilgili olduğu toplumun bir ürünü olduğu oranda gerçektir. Ordunun gerçekliğinin gösterilebilir iki dayanağı var: Bir toplum kendi savaş gücünü ne oranda yeniden üretebiliyor? Bir toplum kendi değerlerine ne oranda sahip çıkıyor? Savaş gücünü yeniden üretebilmenin toplumun sermaye gücüyle olduğu kadar nitelikli insan potansiyeliyle doğrudan ilgisi var. ABD Pearl Harbour baskınında bombalanan gemilerini bir yıl içinde yeniden inşa etti. Bunun için malî güce elbet sahipti, ama yeniden üretim için gerekli uzmanlığı da ithal etmek zorunda değildi. Bir toplumun kendi değerlerine sahip çıkmasının iki parlak örneği Almanya ve Japonya'dır. Her iki dünya savaşından yenik çıkmış Almanya'nın ve son savaştan sonra ordusuzluğa mahkûm edilmiş Japonya'nın bugün beymelmilel sahada hâlâ belli bir belirleyici güç sahibi olmalarının her iki toplumun da kendi değerlerinden vazgeçmeyişlerinden başka bir açıklaması yoktur. (Cuma Mektupları 3)
- Neyi öğrenmek istiyorsak zihnimizi onu öğrenmeye müsait duruma getirmek zorundayız. Bazı şeyleri bütün çabalarımıza rağmen bir türlü öğrenemiyorsak, bunun sebebini zihnimizin düştüğü elverişsiz durumdan başka bir şeye bağlamayalım. Âmiyâne bir ifadeye başvurarak şöyle diyebiliriz: Ancak işimize gelen şeyler aklımıza yatar veya aklımız ancak işimize gelen şeylere yatar. Dünyaya isteklerimiz doğrultusunda bakarız. Zihnimizin dış dünyayla ilişkisinde bütün mesele "irade" (istem) meselesinden ibaret değildir. Bir de zihin kilitleri meselesi var. Nelerin işimize geldiğini tanımamız açısından bazı bölgelerde zihnimiz kilitlenmiştir. Bazen menfaatimizi zihnimizin kilitleri sayesinde koruyabiliriz. Bazen de zihnimizdeki kilitleri kırmak menfaatimizi korumanın kaçınılmaz gerek-sartı olur. Zihnimizdeki kilitlerin hangilerinden güç almanın vakti ne zamandır? Hangi zihin kilitlerimizi ve ne vakit kırmalıyız? (Henry Sen Neden Buradasın 1)
- İslâm’a yerküre üzerinde hangi varoluş tarzı yakışıyorsa Türkler o tarzı tecessüm ettirmekle bir kavim karakteri edinmişlerdir. Türk’ü İslâm’dan, İslâm’ı Türk’ten ayırın geriye ne Türk kalır, ne İslâm. Amerikalıyı paradan, parayı Amerikalıdan ayırın geriye ne Amerikalı kalır, ne para. (Pergelin Yazmaz Sivri Ucu)
- gitti deriz ölenler için yalnız yaşayanların işidir yola çıkmak, yolu kat etmek. (Bir Yusuf Masalı)
- İnsanlar içlerinde yaşattıkları bir mükemmelliğin özlemini duyarak hep varolan şartları beğenmediler. (Bileşenleriyle Basit)
- tam düşecekken tutunduğum tuğlayı kendime rabb bellemeyeceğim razı değilim beni tanımayan tarihe beni sinesine sarmayan tabiattan rıza dilenmeyeceğim. (İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir)
- Çin, Mısır, Aztek, Yunan, Roma ve İslam medeniyetlerinin kendilerine özgü teknolojileri elbette vardı; ama insan hayatının devamını böylesine yaygın ve karmaşık mekanik süreçlerin işleyiş şartına bağlayan bir başka medeniyet bilmiyoruz. (Tahrir Vazifeleri 7)
- "Bana göre insanın tarifi: "Geç kalmış yaratıktır." Neye geç kalmıştır? Her şeye." (Tahrir Vazifeleri 12)
- kalbe gizlice batan kıymık geçecek. (Şiir Resitali)
- İnanıştaki doğruluk inanılan "şey"in doğruluğuna delil olur. Görürüz ki inancı arayan onu yalnızca inananda bulabilir, inandıranda değil. (Tahrir Vazifeleri 7)
- Canının kıymetini bilmek insanın kendi nefsini en rahat edeceği, azami derecede zevk alma ortamında bulunmak anlamına gelseydi batı medeniyetinin hakimiyet kurmasıyla biçimlenen dünya şartları haklılık kazanmış olurdu. (Tahrir Vazifeleri 9)
- Oysa salaklar hayati kalin cizgilerle cevrelemekten hoslanir (Henry Sen Neden Buradasın 2)
- "İslâmi hareket sözkonusu olduğunda Türkiye'ye dünyanın herhangi bir yerine verdiğimden daha çok önem veriyorum." (Cuma Mektupları 1)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin