Kitap Künyesi
Yazar: Murat Gülsoy
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750712371
Sayfa Sayısı: 296
--reklam--
Tanrı Beni Görüyor mu? Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Başkalarını nasıl gördüğümü biliyor musun? Nereden bileceksin ki... İnsan sadece kendi gözleriyle yanılır. Bulanık bir aşk yaşamıştım bir zamanlar. Beni yanılgılara sürüklemişti. Hayatın anlamını bulduğumu düşündürtmüştü. Sen inanmazdın, ama bir şey demezdin. Suskunluğunu hiç bölmedim o yüzden. Sen sustukça, ben insan aklının olmadığı bir yere gitmek isterdim: Dünyayı anlamlandıran bakışın olmadığı, ağaçlarının iç boşluğuma doğru büyüdüğü..."
Şehrin ve hayatın onları sıkıştırdığı köşeden kaçarak, hayal kurarak, düşünerek, mücadele ederek çıkmaya çalışan ya da çıkmak zorunda kalan bu insanlar, yazının içinden imdat istercesine sesleniyor. Görülmek, sayılmak, bilinmek için... Farklı anlatım biçimlerini araştırdığı bu kitabında Murat Gülsoy, biçare hallerimizin koridorlarında gezinmeye devam ederken, "zihnin yangın yerinden kurtarılmış parçalar"ı irkiltici, düşündürücü bir çerçeveyle sunuyor bize.
--reklam--
Tanrı Beni Görüyor mu? Alıntıları - Sözleri
- İnsan iyi bir suskunluk içinde kendini tamamen yitirebilir.
- Kaçındığım şey silmeye çalıştığım şey benmişim.
- İnsan duymak istediklerini söyletmek konusunda uzmanlaşıyor zamanla.
- Bir tek yazı direniyor işte. Bir tek yazı ruhumuzun karanlığını gösteriyor.
- Sıradan insanlar ancak hedeflerden söz edildiğinde rahatlarlar. Oysa çoğu zaman, gerçekte hedefin ne olduğunu asla bilmeden doğup ölürler.
- Ben zaten uzunca bir süredir özür dilemek dışında bir şey yapamıyorum hayatta. Ben olduğum için özür diliyorum herkesten.
- sanki aklının içindeki bir düş dünyasında yaşıyordu
- iç karanlığım siyah bir gecenin okyanusu
- Kimi zaman işi şakaya boğmak acıları aşmanın bir yolu değil midir?
- geçmiş güzel günlerden bahsetmek yorar
- belki de o ağır yalnızlık anlarından birinde beni sarmalamasını istediğim bir hayalin tutsağı oldum..
- Azalmaktan öteye bir yaşam biçimi yok ki. Çoğalttığımız hep başkaları.
- "Sağda solda alık alık dolanırken bir de baktım kırk yaşında beyaz yakalı dar gelirli bir küçük burjuva olmuşum"
- Zaman geçerken azalıyor. Büyürken küçülüyoruz. Yaşadıkça yaşayacağımız azalıyor. Ardımızda bıraktığımızdan başkası yok. Yalnızız.
- İnsan gençken inanacak o kadar çok şey buluyor ki.
--reklam--
Tanrı Beni Görüyor mu? İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Murat Gülsoy'un kurmaca dili üzerine inşa edilmiş 19 hikaye içeriyor kitap. Her birinde farklı tarzlar denenen, birkaç hikayenin iç içe geçtiği öyküler var. Öykü karakterinin gerçek hayatta var olması, okuyucunun öykü karakteri olduğu gibi çapraz ilişkilerde yer alan öyküleri seviyor yazar. Bir öyküde geçen hikaye başka hikayedeki karakterin okuduğu kitabın içerisinde yer alabiliyor mesela. Çok katmanlı yapılar her zaman ilgimi çekmiştir, Bize Kuşdili Öğretildi hikayesine kadar olan kurmacalar hoşuma gitti, ancak sonrasındaki kısımlar ise zorlama geldi. Bazen hikayelerin ortaya çıkması için zorlamanın şart olduğuna inandırdığı için de verdiği mesaj anlamında beni tatmin etti. "Karanlıkta" hikayesi en fazla beğendiğim öykü oldu. (Evren Erarslan)
Yaratıcı yazarlık dersi tadında, alabildiğine keyifli bir kitap. Farklı öykü biçimleri ile küçük bir laboratuvar gibi kullanılmış bir yazın. Yazma konusunda ilerlemek isteyen herkese açık yüreklilikle tavsiye edebilirim. Keyifle okuyacaksınız. (Atakan Ceylan)
Murat Gülsoy'un öyküleri bende müthiş derece de yazma isteği uyandırıyor.Onun öykülerini sıradan bir öykü okur gibi değil adete bir okul gibi görüyorum.Çok farklı biçimlerde öyküleri var.Bu kitaptaki favori öykülerim.Bize kuş dili öğretildi ve genleşen kafka metinleri isimli öyküler oldu. (Halis Yıldız)
--reklam--
Tanrı Beni Görüyor mu? PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Murat Gülsoy - Tanrı Beni Görüyor mu? kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tanrı Beni Görüyor mu? PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Murat Gülsoy Kimdir?
1967'de İstanbul'da doğdu. Kabataş Erkek Lisesi'ni bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi'nde Elektrik-Elektronik Mühendisliğini bitirdikten sonra yüksek lisans çalışmasını aynı üniversitenin Psikoloji Bölümü'nde tamamladı. İnsan yüzlerine ilişkin uyarılmış beyin potansiyelleri üzerine yaptığı deneysel tez çalışmasından sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Biyomedikal Mühendisliği Programında doktora yaptı. Beyin cerrahisinde kullanılacak bir cerrahi lazer sistemi üzerinde temel bilimsel çalışmalar yaptı. 2000 Yılından beri Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Enstitüsü’nde öğretim üyesi olarak çalışmakta Biyofotonik konusunda dersler vermekte, araştırmalar yapmaktadır. Lazer-doku etkileşimi, lazerle doku kaynağı, cerrahi lazer sistemi tasarımı konularında çok sayıda makalesi bulunmaktadır.
Arkadaşlarıyla birlikte 1992-2002 yılları arasında çıkardığı Hayalet Gemi dergisi ile edebiyat alanında adını duyurmaya başladı. Bu dergide öykü ve deneme türünde yazılarını yayımlayan Gülsoy ilk kitabını 1999 yılında Can Yayınları'ndan çıkardı. 2001 yılı Sait Faik Hikâye Armağanı, "Bu Kitabı Çalın" adlı kitabına, 2004 yılı Yunus Nadi Roman Ödülü, "Bu Filmin Kötü Adamı Benim" adlı romanına, 2013 yılı Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü "Baba, Oğul ve Kutsal Roman" adlı romanına verildi. Kitapları çeşitli dillere (İngilizce, Almanca, Çince, Makedonca, Rumence, Bulgarca, Arapça, Arnavutça) çevrilmektedir. Yapıtlarında akıcı bir üslup kullanan yazarın gerçekliğin ve zihinsel deneyimlerin aldatıcılığı, rüyalar, ölüm ve aklın sınırları gibi konuları ele aldığı söylenebilir. Öykü ve romanlarında türler arasında gidip gelmekten çekinmeyen Gülsoy edebiyat üzerine de inceleme ve denemeler yazmaktadır. Borges, Kafka, Orwell, John Fowles, Coetzee, Tanpınar, Yusuf Atılgan, Oğuz Atay ve Orhan Pamuk sıklıkla andığı yazarlar arasında sayılabilir. Boğaziçi Üniversitesi'nde vermekte olduğu yaratıcı yazarlık derslerini Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık adlı kitabında, Modernizm/Postmodernizm üzerine görüşlerini 602.Gece adlı inceleme kitabında yayımlamıştır.
Açık Radyo'da 1995-2002 yılları arasında Hayalet Gemi, Simgeler Sözlüğü, Ubor Metenga gibi programlarda yer almış olan Gülsoy 2010 yılından bu yana TRTTURK kanalında Açık Şehir programında Sinemada Edebiyat Uyarlamaları hakkında yorumlar yapıyor. Murat Gülsoy aynı zamanda 2004 Yılından beri Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi'nin Genel Yayın Yönetmenliği görevini sürdürüyor.
--reklam--
Murat Gülsoy Kitapları - Eserleri
- Bu Kitabı Çalın
- Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık
- Ve Ateş Bizi Tüketiyor
- Öyle Güzel Bir Yer ki
- Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet
- Gölgeler ve Hayaller Şehrinde
- Baba Oğul ve Kutsal Roman
- Nisyan
- Bu Filmin Kötü Adamı Benim
- Belirsiz Bir Ânın Kıyısında
- İstanbul'da Bir Merhamet Haftası
- Tanrı Beni Görüyor mu?
- Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul
- Sevgilinin Geciken Ölümü
- Binbir Gece Mektupları
- Karanlığın Aynasında
- 602. Gece
- Türkiye Hikayelerini Anlatıyor
- Alemlerin Sürekliliği ve Diğer Hikâyeler
- Bu An'ı Daha Önce Yaşamıştım
- Sindirella’nın Bilmecesi
- Belki de Gerçekten İstiyorsun
- Şiir Dünyadan İbaret
--reklam--
Murat Gülsoy Alıntıları - Sözleri
- Sıradan insanlar ancak hedeflerden söz edildiğinde rahatlarlar. Oysa çoğu zaman, gerçekte hedefin ne olduğunu asla bilmeden doğup ölürler. (Tanrı Beni Görüyor mu?)
- Öyle... Zihin dağılmaya başladı mı toparlaması çok zordur." (Ve Ateş Bizi Tüketiyor)
- sanki aklının içindeki bir düş dünyasında yaşıyordu (Tanrı Beni Görüyor mu?)
- Okunan kitapların sayısı değil onların okunma yoğunlukları önemlidir. (Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık)
- Onun sesini zihninde canlandırmak için çabalıyordu. O yüzden onun cümleleriyle düşünüyordu. (Sevgilinin Geciken Ölümü)
- Madem kendisi bir yazar olarak ciddiye alınmıyor, o da gizlice yetiştireceği yazarlarla var olacaktı. Adı kimse tarafından bilinmese de olurdu. Tek istediği geleceğe bir yolla katılmaktı. (Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul)
- “İnsanlar... Asla yapmam dedikleri ne varsa, inan bana, şartlar müsait olduğunda herkesten önce yapıyorlar. Üstelik bunun en doğru hareket şekli olduğunda ısrar edip seni aptal yerine koyuyorlar. O yüzden en iyisi, kimseden bir şey beklememek. Böylece sukutuhayale de uğramazsın.” (Gölgeler ve Hayaller Şehrinde)
- Kalp bir para gibi renklerini kaybediyor, gerçekler aleminden palavralar alemine doğru hızla yuvarlanıyor. (Bu Kitabı Çalın)
- Koşuyordum; düşüncelerin, düşlerin, şakaların, oyunların, madrabazlıkların içinden geçiyor, sonra başladığım yere geliyordum nefes nefese. (İstanbul'da Bir Merhamet Haftası)
- Modernizm ilerlemeyle barbarlıktan kurtulunacağını vaat ediyordu. Oysa tam tersi olmuştu, barbarlık steril ve organize bir hal almıştı. İşte modernliğin ürünleri olan Nazizm ve dünya savaşları ortadaydı. Insanlar şu sorunun yanıtını bulamıyorlardı: Böylesine gelişkin bir uygarlık, böylesine incelmiş bir kültür nasıl olur da böylesine büyük bir barbarlık üretebilmişti? Üstelik bilimcilerin bu süreçteki rolü hiç de azımsanmayacak kadar önemliydi. Bir çoğu gönüllü olarak bu süreçte rol almış, savaş endüstrisinin kilit noktalarında görev yapmış, insanlar üzerinde yapılan korkunç deneyleri tasarlayıp gerçekleştirmişti. (602. Gece)
- "... Ve sonuçta yeni sanat sinemadan yararlanma deneylerini oyuncu ve tiyatro yönetmeni Nikolai Vladimroviç Ekk ile birlikte kurduğu tiyatro Metla'da dener. (Ekk 1931-41 yılları arasında Hayat Yolu, Grunya Kornakova, Bülbül. Sorochinsk Fuarı, Mayıs Gecesi adlı filmler çekecektir.)" (Şiir Dünyadan İbaret)
- İki insanın aşkı gibi değildi bizim yakınlaşmamız, acı çeken bir insanın aynada kendini öpmesi gibi yalnızlık doluydu. (Karanlığın Aynasında)
- İlahî adaletin tecelli ederek kendisini cezalandırdığını düşünerek kendine dur demişti. (Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul)
- Orta sınıfın sınırsız sorumsuz mutluluğuna küfretti Önder. Mutluydular. Ahmakçasına. Kendilerinden memnundular. Kafalarında kendilerine ve geleceklerini ilişkin net planlar vardı. Kendilerine, bahçe içindeki evlerine, birbirlerine güveniyorlardı. Yastıklı plastik sandalyelerini yaslanarak başkalarını çekiştiriyorlardı. Her evde bu küçük mahkemelerden binlercesi kuruluyordu akşamları. (Bu Filmin Kötü Adamı Benim)
- Biliyor musun, annem gibi konuşuyorsun. O da böyledir. Ne zaman ona göre yanlış bir şey yapsam bu benim düşüncem olamaz. İlle de aklıma biri girmiştir. (Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet)
- İnsan her zaman aldatır, her zaman kötüdür. (Öyle Güzel Bir Yer ki)
- Toplanmak için dağılmak gerekir. (Türkiye Hikayelerini Anlatıyor)
- İnsanlara bakmıştım. Milyonlarca Hayat vardı dışarıda. Uzaktan birbirlerine benziyorlardı ama yeterince dikkat edince her birinin diğerinden farklı olduğu anlaşılıyordu. Her biri ayrı renkte bir kapıydı. Açması zordu belki ama hepsi de açılmayı bekliyorlardı. Benim gibi... (Bu Filmin Kötü Adamı Benim)
- Nazım’ı önce tiyatroya, sonra da sinema dünyasına çekecek daveti Muhsin Ertuğrul yapar. Nazım 1924 yılındaki ilk dönüşünde, Süreya Paşa sinemasının müdürlüğünü yapan babası Hikmet Bey’in Osmanlıca-Fransızca Sinema Postası (Le Courrier du Cinéma) dergisine yardım eder. Ancak edebiyat eylemcisi Nazım, Şeyh Said isyanını öne sürerek çıkarılan Takrir-i Sükûn Yasasını ’nın verdiği baskılar sonucu, sadece yedi ay kalabildiği ülkesinden Sovyetler Birliği’ne kaçmak zorunda kalır. Ankara’da İstiklal Mahkemesi’nde açılan davada gıyaben on beş yıl hapse mahkûm olmuştur. (Şiir Dünyadan İbaret)
- Gerginliği oluşturan nedenlerin başında da sosyal başarısızlık ve dışlanma korkusu gelir. (Bu Kitabı Çalın)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin