Kitap Künyesi
Yazar: Etgar Keret
Çevirmen: Avi Pardo
Orijinal Adı: The Bus Driver Who Wanted To Be God
Yayın Evi: Siren Yayınları
İSBN: 9786055903268
Sayfa Sayısı: 152
--reklam--
Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Etgar Keret bir dâhi… Kahkahalarla güldürüyor."
-The New York Times-
"Kara mizahı seviyorsanız, bundan iyisini bulamazsınız."
-Baltimore Sun-
Orta Doğu'nun en parlak yıldızı olarak nitelenen Etgar Keret'ten soluk soluğa okunacak bir kara mizah şaheseri: Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü!
Prensip sahibi olduğundan otobüsünü asla bekletmeyen bir şoför, Interpol'ün peşine düştüğü küçük bir kız kılığına girmiş bir cüce, cehennem kapısındaki küçük delikten yakınlardaki bir kasabaya inen insanlar, sadece intihar edenlerin gittiği ve içinde yaşadığımızdan pek farkı olmayan sıkıcı bir öbür dünya, merhamet sahibi bir tetikçi ve merhametsiz bir Tanrı… Keret'in dünyası hareketi, oyunbazlığı ve hayalle gerçeği incelikle kaynaştırmasıyla benzersiz bir okuma tecrübesi sunuyor. Günümüz insanının hayatının sıradan kesitlerini zarif dokunuşlarla bileyerek gerçekliğin sınırlarını yeniden tanımlayan bu ironi ve mizah yüklü, keskin öyküler sayfalara sığmamaya, okuyanların zihinlerine kancalar atmaya fena halde niyetli.
Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü; tuhaf, iddialı ve bangır bangır sesiyle kolay kolay unutulmayacak bir kitap.
"Kitap okumayı sevmeyenler bile bağımlısı olacak."
-Boston Globe-
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü Alıntıları - Sözleri
- Burası intihar etmeden önceki yerden çok farklı değil, biraz daha kötü sadece.
- Şu aptal intiharın gibi. İşin gücün kafanı sözcüklerle doldurmak.
- Böyle devam edemem, uyku yok, yemek yok, aşk yok. Dünyada bu kadar sefalet varken aşka zaman mı kalır?
- Yazının sınırları yoktur.
- Cennet’in hayatlarını iyilik yapmaya adamışların yeri olduğunu sanırdım, ama öyle değilmiş. Tanrı böyle bir karar vermeyecek kadar merhametli ve müşfik. Cennet dünyada gerçekten mutlu olamayanların yeri. Bana buraya kendilerini öldürerek gelenlerin hayatlarını tekrar yaşamaları için dünyaya geri gönderildiklerini söylediler, çünkü ilk seferinden hoşnut kalmamaları ikinci seferinde uyum sağlayamayacakları anlamına gelmiyor. Ama gerçekten uyum sağlayamayanların sonunda geldikleri yer burası. Hepsi değişik yollardan gelmişler Cennet’e.
- İki tür insan vardır, duvar yanında uyuyanlar ve onları yataktan aşağı iten birinin yanında uyuyanlar.
- Buruk değilim ama. Hem de hiç. Biraz umutsuz belki, ama buruk değil.
- İki tür insan vardır, duvar yanında uyuyanlar ve onları yataktan aşağı iten birinin yanında uyuyanlar.
- Cennet dünyada gerçekten mutlu olamayanların yeri.
- seni çok seven ve karşılığında senin de birazcık sevdiğin anneciğine sevgini kanıtlamaya ne dersin?”
- Hayatta tavla oynamaktan ve vişneli gazoz içmekten başka yapacak şey yoktu sanki Korbi için.
--reklam--
Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İlgimi kitabın adı çekmişti ama isminden bağımsız bir kitap. Argo çok kullanılmış, küfür içeriyor, Yahudi propagandası yapıyor ve inceden inançlarla dalga geçiyor. Hiç hoşuma gitmedi. (SihirliFlut)
Etgar Keret İsrail'li bir yazar. Hikaye yazmaya zorunlu askerlik döneminde başlıyor. Tamamen boşluktan. Anladığım kadarıyla İsrail'deki askerlik sistemi de bizim ülkemizdeki gibi. Yıllar sonra verdiği bir röpartajda ;o zamanlar bu kısa hikayelerinin bir kitapta derlenip , basılabileceklerine hiç ihtimal vermediğini itiraf ediyor. Bir çok hikayesi için de böyle düşünmekte sonuna kadar haklı. Fazla absürt , daha dogrusu saçma ve düz yani anlatmak istediği bir şey de yok. Tam anlamıyla "gündüz karalamaları".. Ama hikayelerinin hepsinin böyle olmaması , tam aksine bir derinliği olması ve farklı bir coğrafyanın hikayelerini anlatması , yazarı Batı'da ve dünyanın diğer coğrafyalarında hakettiği bir üne kavuşturmuş. Ne yazık ki , biz Türkler , İsrail'le hemen hemen aynı coğrafyayı paylaştığımız için bu coğrafyadan kaynaklı farklı olguların önemli rol çaldığı hikayelerinden , Batı'lıların aldıği o tatı alamıyoruz. Örneğin "siren" adlı hikayeyi ele alalım; kahramanımız tam köşeye sıkıştırılmış , dayak yemek üzereyken çalan sirenler üzerine tüm insanların esas duruşa geçmesi sayesinde olay yerinden kaçıyor ve kurtuluyor. Ben eminim bir Avrupa'lı bunu okurken hiç böyle bir son tahmin edemeyecektir ve önce şaşırıp sonra da gülümseyecektir. Belki de "nerden gelmiş böyle bir fikir bu yazarın aklına" diye içinden söylenecektir. Ama ben bir Türk olarak bundan daha absürt ve gerçek bir olayı ana haber bültenlerinin birinde izlemiştim. Bir mahkumu adliyeye götüren iki jandarmanın , yakınlardaki bir okulda seslendirilen İstiklal Marşı'nin sesini duymalarının üzerine hazırola geçerek mahkumu ellerinden kaçırmalarıyla ilgili haberden bahsediyorum. En çok etkilendiğim hikaye ise "iyi niyet" adlı olandı. Içine melek kaçmış bir insanın bu dünyada artık yaşayamadığı için kendini öldürtmek istemesi ama kimsenin bu kadar iyi niyetli bir insanı öldürmeye elinin gitmemesi. Çok düşündürücü bir hikaye idi. Bu dünyada yaşayabilen , bir şekilde hayatin bir ucundan tutunmuş hayatını idame ettirebilen insanların bir derece de olsa kötü niyetli insanlar olmak zorunda olması gerekiyor. Öyle ya ; dünyada her an her saniye ne zülmler , haksızlıklar , gaddarlıklar , adaletsizlikler yaşanıyor ama medya vasıtasıyla bizim gözümüze sokulmadıkça rahatımız bozulmuyor. Rahatımız bozulunca ise öfkeleniyor , üzülüyor, kınıyor ve lanet ediyoruz.. 1 hafta sonra , gazımız alındıktan sonra hayatımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Kaçımız sokaklarda soğukta yatan insanlar olduğu için uykularımızdan oluyoruz. Ya da komşumuz açken karnımızı doyuramıyoruz. Böyle hassasiyetler sadece peygamberlerde ve bu hikayede kendi öldürtmek isyeyen karakterde var. (palermo)
Bu kitabı okumaya başlamadan önce bir sürü kötü yorum gördüm. Bu sebeple kitaba olan hevesim kırılmıştı fakat okuyunca anladım ki kötü yorum yazan çoğu kişi yeraltı jargonuna alışık olmadığı için okumakta zorlanmış. Kitaptaki öykülerde sıklıkla heveslerin geçiciliği, hayatta anlam yüklediğimiz her şeyin eninde sonunda değişip anlamsızlaşması, ölüm sonrası ve insanların içlerinde taşıdığı yalan saygı üzerinde durulmuştu . Her ne kadar tema çoğu zaman kendini tekrar etse de yazarın dilinden kaynaklanan boğuculuk, o tıkanma hissi kendini okutturuyor ve her öyküde farklı bir tat veriyor. Kitaptaki karakter kadrosu genel olarak toplumdan soyutlanmış, aşağılanmış kısaca yeraltı tiplerinden diyebileceğim rezalet hayatlara ve sığ insanların neden olduğu sığ problemlere sahip insanlar. Kitabı okurken bana hep bir kaybolmuşluk hissi verdi. Çünkü öykülerin hemen hepsi karakterlerin onlardan daha güçlü olanlar yüzünden ezilmesi veya kendi zaaflarından, olmaya mahkum oldukları kişiden kaçamamaları ile bitti. Eğer absürtlüğü ile sizi güldürecek ve boğuculuğu ile düşündürecek bir kitap arıyorsanız bu kitaba şans vermenizi öneririm. (Derin Yaşar)
--reklam--
Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Etgar Keret - Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Etgar Keret Kimdir?
Etgar Keret, İsrail'de genç nesil arasında çok tanınan ve uluslararası düzeyde de fazlasıyla beğeni toplayan bir yazardır.
Yazıları The New York Times, Le Monde, The Guardian, The Paris Review and Zoetrope'ta yayımlandı. Kırka yakın kısa filmde öykülerinden esinlenilmiştir ve bunlardan biri Amerikan MTV Ödülü'ne layık görülmüştür.Wristcutters (2006), eleştirmenler tarafından övgü toplamış ve yine kısa öykülerinden esinlenilen $ 9.99, 2009'da birçok uluslararası ödüle layık görülmüştür.
Etgar Keret, şimdilerde ise Ben-Gurion Üniversitesi'nde ders vermektedir. Birçok kez Kitap Yayıncıları Birliği Platinyum Ödülü'ne, Başbakanlık Ödülü'ne, Sinema Kültürü Ödülü'ne, The Jewish Quarterly Wingate Ödülü'ne (BM, 2008) ve St.Petersburg Halk Kütüphanesi En İyi Yabancı Kitap Ödülü'ne layık görülen Keret, aynı zamanda 2007 Frank O 'Connor Kısa Öyküler Dizisi Ödülü'nün de sahibidir. 2007'de Keret ve Shira Gefen imzalı Jellyfish ile Cannes Film Festivali Altın Kamera Ödülü'nü ve French Artists and Writers Guild En İyi Yönetmen Ödülü'nü kazandı.
2010 yılında Fransa'da Sanat ve Edebiyat Şövalyesi Nişanı ile onurlandırıldı. Kitapları ise yurtdışında otuz beş ülkede otuz bir dile çevrildi ve yayımlandı.
--reklam--
Etgar Keret Kitapları - Eserleri
- Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü
- Buzdolabının Üstündeki Kız
- Kapı Birden Vuruldu
- Domuzu Kırmak
- Yedi Güzel Yıl
- Bilek Kesenler
- Uç Artık
- Nimrod Çıldırışları
- Gazze Blues
- Uzun Yeleli Kedi Çocuk
--reklam--
Etgar Keret Alıntıları - Sözleri
- Yazar ne bir aziz, ne bir guru ne de kapıda duran bir peygamber; biraz daha keskin bir farkındalığa ve dünyanın kavranılmaz gerçekliğini tanımlamak için biraz daha duyarlı bir dile sahip bir başka günahkar sadece. (Yedi Güzel Yıl)
- Bu ülkede güçlü olan haklıdır; siyaset, ekonomi ya da park yeri, fark etmez. Sadece kaba kuvvetin dilinden anlarız biz. (Kapı Birden Vuruldu)
- Birşey olacağından değil, göz banyosu. (Nimrod Çıldırışları)
- "Bu öykü müthiş," dedi abim. "İnsanın aklını başından alıyor. Fazla kopyan var mı? Diye sordu" Olduğunu söyledim. Bana abisi-küçük kardeşiyle gurur duyuyor gülümsemesiyle baktıktan sonra yere eğilip elindeki sayfayla köpeğin kakasını aldı ve çöp bidonuna attı. Yazar olmak istediğimi işte o anda anladım. Farkında olmasa da, abim bana bir şey öğretmişti : Yazdığım öykü sokaktaki çöp bidonunun dibinde bulunan boklu bir kağıt parçasından ibaret değildi şimdi. O sayfa duygularımı zihnimden ona aktarabildiğim bir boru hattıydı sadece... (Yedi Güzel Yıl)
- Hayatınızın kadını öldüğü gün ne yaparsınız? (Buzdolabının Üstündeki Kız)
- "Çünkü genç yaşta, birikip çoğalan hayal kırıklıklarını ve korkuları içimdeki kumbarayı parçalamak zorunda kalmadan çıkarmanın bir yolunu keşfettim: buna yazmak deniyor." (Domuzu Kırmak)
- Birbirlerine sarılmış yatarken onu bırakırsa tavana doğru havalanacağı duygusuna kapıldı. (Nimrod Çıldırışları)
- Kendinle temasa geçmelisin.... Ters yüz olmuşsun. (Nimrod Çıldırışları)
- Çünkü hiç birşeyden bir şey yaratmak tamamen uydurmak demektir ve değeri yoktur. (Kapı Birden Vuruldu)
- Bir şeyi bütün bedenini sızlatacak kadar çok isteme duygusunu bilir misin? (Uç Artık)
- Muğlak bir bakış vardı gözlerinde, kısmen hayal kırıklığı, kısmen ne fark eder. Yanlışlıkla yağsız süt satın almış fakat gidip değiştirmeye gücü olmayan biri gibi. (Buzdolabının Üstündeki Kız)
- Sonunda, insanların çoğu kaderlerine karşı çıkma güçlerine olan inançlarını yitirdiler. Dünya hayli kasvetli bir hal aldı. (Buzdolabının Üstündeki Kız)
- Nə olursa olsun, tez keçəcək. Yaşayacağımız istənilən dəhşətli hadisə, sadəcə bizə ayrılmış ömürdən bir gündür. (Yedi Güzel Yıl)
- Mutlu olmak için pek çok nedeninin olduğunu Tanrı biliyor - “Tanrı öldü,” diye sözünü kesti Zvi. “Biliyorum,” dedi Raphael, alt dudağını ısırarak. (Uç Artık)
- Evin qapısını açıb içəri keçdik, bizi xoş, tanış ətir, yüzlərlə çalarlı kirəmit plitələr və yeganə ümid qarşıladı. Kim bilir? Bəlkə, bu dəfə də həyat və atam bizi qeyri-adi sazişlə heyrətləndirəcək. (Yedi Güzel Yıl)
- Çünkü genç yaşta, birikip çoğalan hayal kırıklıklarını ve korkuları içimdeki kumbarayı parçalamak zorunda kalmadan çıkarmanın bir yolunu keşfettim: Buna, yazmak deniyor. (Domuzu Kırmak)
- Geçirdiği travmanın birden beyninde tekrar belirdiği görüşünde, sifonu çektikten çok sonra suyun yüzeyine çıkan bok parçası gibi. (Nimrod Çıldırışları)
- Bir çocuğun memnuniyetinde hiç bir şeyle kıyaslanamayacak bir mükemmeliyet vardır. (Nimrod Çıldırışları)
- "Dünyanın işleyişi böyle. Dünyayı yazar yaratmadı; fakan söylenmesi gerekeni söylemek için burada. Böcek öldür. kurbağa öldürmekten ayıran bir çizgi var ve yazar hayatında çizgiyi aşmış olsa bile buna dikkat çekmek zorunda. Yazar bir aziz, ne bir guru ne de kapıda duran bir peygamber: bira daha keskin bir farkındalığa ve dünyanın kavranılmaz gercegi ni tanımlamak için biraz daha duyarlı bir dile sahip bir baska günahkar sadece. Tek bir his ya da düşünce icat etme-hepsi önceden mevcuttur. Zerre kadar daha iyi değildir okurlarından -bazen çok daha kötüdür hatta- ve öyle olması gerekir. Ya zar bir melek olsaydı onu bizden ayıran uçurum o denli büyük olurdu ki yazıları bize dokunacak denli yaklaşamazdı. Fakat o burada, yanımızda, gırtlağına kadar çamura ve pisliğe batmış bizimle aklının aydınlık alanlarında ve özellikle karanlık oyuk- larında olup bitenleri paylaşabilecek kişi, herkesten çok, o. Bizi vaat edilmiş topraklara götürmeyecek, dünyaya barış getirme yiyecek, hastaları iyileştirmeyecek. Fakat işini doğru yaparsa, birkaç sanal kurbağanın hayatı kurtulabilir. Böcekler ise, bunu söylemekten üzüntü duyuyorum, kendi başlarının çaresine bakmak zorundalar." (Yedi Güzel Yıl)
- İçimdeki hüzün, aynı domuz kumbarasında olduğu gibi, sonsuza dek birikip çoğalmaya devam edecekti ve ben paramparça olduğum güne değin bunu kimseyle paylaşmayacaktım." (Domuzu Kırmak)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin