Kitap Künyesi
Yazar: Halil İnalcık
Yayın Evi: İş Bankası Yayınları
İSBN: 9786053602743
Sayfa Sayısı: 826
--reklam--
Tanzimat Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Tanzimat Fermanı, Osmanlı ve Türk modernleşmesinin en önemli tarihsel dönemeçlerinden biridir. Bu ferman, anayasal tarihimizin başlangıcı olarak kabul edilir. Ayrıca modern hukuk devletinin kuruluşu ve buna bağlı olarak yeni idari yapıların doğuşunun temelleri de Tanzimat dönemine uzanır. Toplumsal ve zihinsel değişim açılarından da bu dönemin taşıdığı önem yadsınamaz. İşte tüm bunlardan dolayı da Tanzimat dönemi, üzerinde sürekli düşünülmesi ve tekrar tekrar yorumlanarak değerlendirilmesi gereken tarihsel bir evredir.
Bu eser, bu yorumlama ve değerlendirme sürecine bir katkı olarak, çağımızın
tarihçi ve sosyal bilimcilerinin çalışmalarından derlendi. Hem Türkiye'den hem dünyadan üç kuşaktan 32 akademisyenin 36 makalesi, Tanzimat'ı farklı bakımlardan ele alırken, bu süreçteki üç temel belge de çevriyazı olarak eserin girişinde yer alıyor: Sened-i İttifak, Tanzimat Fermanı ve Islahat Fermanı.
--reklam--
Tanzimat Alıntıları - Sözleri
- İstanbul Üniversitesi'ne ilk bayan öğrenci 1914'te kabul edilmişti.
- 1857 yılında Basra Körfezi bölgesinde getirilmiş olan yasağın yanı sıra 1855'te Trablusgarp'tan Girit ve Yanya'ya köle ticareti, Nisan 1856'da da Orta Afrika'dan Trablusgarp'a köle ithali ve bu vilayetten köle ihracı yasaklanmıştı. Ne var ki, 1857 yılında getirilen yasak hepsinin doruk noktası oldu.
- ...arazinin miras yoluyla intikalinde kız evlat da erkeklerle eşit pay alacaktı ki bu, hukuki yönden önemli bir gelişmedir.
- Aceb midir medeniyet resûlü dense sana Vücud-ı mu'cîzin eyler taassubu tahzîr
- Sırp isyanları da şehirlerden değil, ziraî vaziyeti çekilmez bir hale gelen köylü sınıflarından çıkmakta idi.
- Filhakika, devlete ait topraklar, malikâne-çiftlik halinde fiilen mahut bir ağalar ve Çorbacılar zümresinin eline geçerek milyonlarca köylü feodal bir rejimde olduğu kadar müşkül maddi şartlar içine düştü ki, imparatorluğun yıkılışı tarihinde bizce en asasî hadise budur.
- Avrupa'da tamamen cahil kabul edilecek biri sadece dürüstlüğü sayesinde Türkiye'de mükemmel ve yetenekli bir yönetici olabilir.
- " Esta'izubillah ,lev -enfakte mâ fî'l -arzı cemî'an mâellefte beyne kulubihim ve lâkinnellahe eltefe beynehum nass-ı celîli .." (Sen yeryüzünde bulunan her şeyi verseydin yine onların gönüllerini birleştiremezdin fakat Allah onların aralarını bulup kaynastirdi .) (Enfal süresi 63. Ayet )
- Nihayet Avrupa'nın ilk metrolarından biri olan "Tünel" Karaköy ve Beyoğlu arasında işletmeye açıldı.
- Şeyhülislam Mehmet Ziyaü'ddin Efendi'nin verdiği, Sultan Abdülhamid'in ha'l fetvasında istibdat suçlaması yoktu. İstibdat sözünü Genç Türk politikacıları kullanıyordu.
- Şunu da hatırlatalım ki Şeyhülislamlar ve umumiyetle din adamları ancak inhitat devrinde üstün bir nüfuza sahip olmuşlardı.
- Her nahiye ve kasabanın resmî bir çorbacısı vardı. Ahali tarafından seçilen ve mahalli hükümet tarafından kendisine bir âsa verilmek suretiyle resmen tanınan bu çorbacılar Belediye Reisi hizmeti görürler, vergi, mahkeme ve sair işlerde idari ve adli makamlarla halk arasında mutavassıt rolü oynardı.
- Her ne kadar "Medeni" kelimesine lügatlerde rastlanmakta ise de bu da, çölde yaşayan "bedevi"den şehirde yaşayanı ayırt etmek için "şehirde yaşayan"manasına gelmekteydi.
- Avrupa'daki terakki ve inkilapların içtimai ve iktisadi şartlarda yarattığı yenilikleri karşılayacak ve bu değişikliklerden müteessir olan Osmanlı cemiyeti bünyesinin ihtiyaçlarına uyacak yeni esaslar, elbetteki dini hükümlerden çıkarılamazdı.
- Sened-i İttifak, bir harp ve ihtilal ortamı içinde iktidarı ele alan âyânlar tarafından Padişah'ın mutlak otoritesi karşısında açıkça kendilerinin durumlarını garanti altına almak gayesi ile kabul ettirilmiş vesikadır.
--reklam--
Tanzimat İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Tanzimat Dönemi’ni inter disciplinary ( çok boyutlu ) olarak ele alan bir başyapıt .Osmanlı’yı hatta Türkiye Cumhuriyet’ini iyi anlamak isteyenlerin tercih edebileceğini bir eser. (heradot Murat)
"Tanzimat Fermanı modern bir Osmanlı toplumu yaratmayı amaçlıyordu" Osmanlı Devleti, 1550'li yıllara kadar iyi bir gelişme gösterdi. Ancak bu tarihlerden sonra başlayan sorunlar yumağı 1800'lü yıllara ulaştığında Osmanlı Devleti'ni uçurumun kenarına getirmişti. Bunu çok net bir şekilde söyleyebilirim. Devletin uçurumun kenarında olduğunu fark eden devlet adamları önce devletin hantal kendini ilerletemeyen yapısını dönüştürme gayreti içine girdiler. Toplumda herkes kendine göre bir yöntem keşfederek varlığını sürdürüyordu. Ancak bu varoluş mantığı devletin varlığını ve geleceğini tehdit ediyordu. Bu sebeple toprak sistemi ve vergi sistemi değiştirildi. Bu değişime ilk tepkiyi değişimle çıkarları elinden gidenler verdi. Dinin toplumsal ihtiyaçlara cevap vermede yetersiz kalması üzerine laik bir anlayışla sorunlara yaklaşımà isteği ulemanın tepkisine sebep oldu. Vergi ve toprak sistemi ile çıkarları ortadan kalkanlar ile ulemanın kışkırtmaları birleşince o yüce Osmanlı Devleti bir ateş çemberine dönüştü. Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyeti'ne gidilen yolda Tanzimat ile birlikte atılan adımlar Osmanlı Devleti'ni kurtaramasà da yeni cumhiriyet için büyük bir örnek teşkil etti. Osmanlı Devleti'nin acı tecrübelerinden ders alan Osmanlı Paşaların yeni Cumhuriyeti laik temeller üzerine eşitlikçi ve adil bir sistem üzerine inşa etti. Yeni cumhuriyet ile birlikte hayata geçirilen inkilapların yapılış nedenlerini Osmanlı Devletinde aramak gerektiğini düşünüyorum. Netice itibarıyla 1300'de kurulup 250 yıl içinde güçlü bir imparatorluğa dönüşen Osmanlı Devleti'nin 1550'li yıllardan itibaren yıkılış nedenlerini anlayamazsak Türkiye Cumhuriyeti ve kuruluş felsefesini de anlayamayız. Osmanlı Devleti'nin yıkılışını Enver, Talat ve Cemal Paşalara bağlayarak ancak kendimizi kandırırız. Devet bu isimlere gelmeden önce zaten kanser olmuştu. Kanserli devleti kim nasıl kurtarsın. Osmanlı Devleti'ni yorumlayan Halil İnalcık ve birbirinden değerli akademisyenler özgün yaklaşımlarla devletin çöküş nedenlerini ve çöküşten kurtulma amacıyla yapılanları güzel bir dille anlatmıştır. Kitabı okumanızı öneririm. Kalın bir kitap olduğuna bakmayın. Bir polisiye Roman kadar sürükleyici bir kitaptır (Mustafa BAKIRHAN)
Halil hocam kalp ben: Yakınçağ ile ilgilenen biri olarak döne döne okuduğum, başucu kitabimdir. Bu tarz kitaplar için tekrar okuyorum seçeneği eklenmeli kesinlikle çünkü biliyorum çok değil yakında tekrar okuyacağım. Çeşitli başlıklar altında bir çok makaleden oluşan bu kitap bana hayli keyif veriyor. E hali hazırda Inalcık fanı olup, Seyitdanlıoğlu'na çokça saygı duyan biri olarak olumsuz yorum pek çıkmaz gibi benden. Ilk 3 4 makale için küçük bir eleştiri getirebilirim ki dili hayli ağırdı. Anlayabilmekte bayağı zorlandım. Çıtayı çok yükseltip çok verim bekledigim 1-2 makalede de hayal kırıklığı yaşadım. Ama 19. yüzyıl çalışan biri için kesinlikle olmazsa olmaz bir kitap. Sevgiler. (Asıl)
--reklam--
Tanzimat PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Halil İnalcık - Tanzimat kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tanzimat PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Halil İnalcık Kimdir?
İnalcık, aslen Kırım Tatarı'dır. Balıkesir Muallim Mektebi'ni tamamladı. 1935 yılında Ankara Üniversitesi Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi Yeni Çağ Tarihi bölümünde yükseköğrenimine başladı. 1942 yılında "Tanzimat ve Bulgar Meselesi" adlı doktora tezini verdi. Uzun yıllar aynı Fakültede Osmanlı ve Avrupa tarihi üzerine dersler verdikten sonra 1972 yılında Chicago Üniversitesi Tarih Bölümü'ne "Osmanlı Tarihi Üniversite Profesörü" olarak davet edildi.
1973 yılında meşhur kitabı The Ottoman Empire The Classical Age 1300-1600 yayımlandı. Yurtiçi ve dışında çeşitli üniversitelerden fahri doktora payeleri aldı. 1993 yılında Bilkent Üniversitesi'ne davet edildi ve burada Tarih bölümünü kurdu. Yazdığı makale ve kitaplarla Osmanlı İmparatorluğu tarihi üzerinde tartışılmaz bir otorite haline gelen Prof. Dr. Halil İnalcık Bilkent Üniversitesi Osmanlı Tarihi Bölümü'nde yüksek lisans ve doktora ögrencilerine seminerler verdi.
Hayatı ve tarihçiliğini anlattığı Tarihçilerin Kutbu Halil İnalcık Kitabı adlı söyleşi kitabı Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarından 2005 yılında yayımlanmıştır.
--reklam--
Halil İnalcık Kitapları - Eserleri
- Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606)
- Osmanlı Tarihinde Efsaneler ve Gerçekler
- Devlet-i Aliyye - Tagayyür ve Fesâd (1603-1656)
- Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600)
- Atatürk ve Demokratik Türkiye
- Osmanlı'da Devlet, Hukuk ve Adalet
- Şâir ve Patron
- Devlet-i Aliyye - Köprülüler Devri
- Devlet-i Aliyye - Âyânlar, Tanzimat, Meşrutiyet
- Osmanlılar
- Kuruluş ve İmparatorluk Sürecinde Osmanlı
- Rönesans Avrupası
- Osmanlı Tarihinde İslamiyet ve Devlet
- Osmanlı ve Modern Türkiye
- Osmanlı ve Avrupa
- İmparatorluktan Cumhuriyete
- Kuruluş Dönemi Osmanlı Sultanları (1302-1481)
- Kuruluş - Osmanlı Tarihini Yeniden Yazmak
- Tarihçilerin Kutbu
- Fatih Sultan Mehemmed Han
- Halil İnalcık'ın Merceğinden Osmanlı
- Has-Bağçede Ayş u Tarab
- Halil İnalcık’ın Merceğinden Tarih Bilinci
- Osmanlılar ve Haçlılar
- Tarihe Düşülen Notlar
- Tanzimat ve Bulgar Meselesi
- Osmanlı İmparatorluğu
- Tanzimat
- Türklük Müslümanlık ve Osmanlı Mirası
- Doğu Batı-Makaleler 1
- Osmanlı İmparatorluğu: Toplum ve Ekonomi
- Osmanlı İmparatorluğu'nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi - Cilt 1
- Akademik Ders Notları
- Söyleşiler ve Konuşmalar
- Adalet Kitabı
- Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar 1
- Osmanlı Hakimiyetinde Ortadoğu ve Balkanlar
- Kırım Hanlığı Tarihi Üzerine Araştırmalar 1441-1700
- Doğu Batı-Makaleler 2
- Osmanlı İdare ve Ekonomi Tarihi
- The Ottoman Empire and Europe
- İstanbul Tarihi Araştırmaları
- Osmanlı İmparatorluğunun Ekonomik ve Sosyal Tarihi - Cilt 2
- Devlet-i ‘Aliyye
- Gazavât-ı Sultân Murâd b. Mehemmed Hân
- Halil İnalcık Seti
- Türkiye Tekstil Tarihi Üzerine Araştırmalar
- Bursa Araştırmaları
- Kemal Atatürk Değişim ve Uluslaşma Süreci
- The Ottoman Empire
- Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar 1
- The Survey of Istanbul 1455
- Osmanlı İmparatorluğu (2CİLT)
- Tarih ve Akademi
- Osmanistik Bilimi’ne Katkılar
--reklam--
Halil İnalcık Alıntıları - Sözleri
- Bahar geldi, bahar geldi Sevinelim sevinelim Dallarda hep bülbüller çağlar Gelincikler, papatyalar Uçuşur nazlı kelebekler Sevinelim sevinelim Neşe ile bu baharı yad edelim. (Tarihçilerin Kutbu)
- Leibnitz'in planı şu şekilde hazırlanmıştı: Osmanlı tehdidi karşında geleneksel Avrupa Hıristiyan birliğinin sağlanması, Doğu'da savaşın devamı. (Osmanlılar)
- In Mustafa Nuri Pasha's view, during the third stage (that is, broadly speaking, the 16th century), the love of luxury increased, moral qualities were lost, and the first signs of decline appeared. But if the real decline set is after the repulse before Vienna in 1683, the stage from 1595 to 1683 must be counted as belonging to the period of maturity. (The Ottoman Empire)
- Cizye artışları ve tahsilatının, on altıncı yüzyıl sonlarından itibaren Hıristiyan nüfusun Osmanlı rejimin den soğumasının temel nedenleri arasında yer aldığını; daha sonraki yüzyıllarda Balkanların çeşitli bölgelerinde görülen kitlesel ihtida(dininden dönerek Müslüman olma.)olaylarının da ardında cizye artışlarının yattığını rahatlıkla söyleyebiliriz. (Osmanlı İmparatorluğu'nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi - Cilt 1)
- "Fatih ,tahta ciktiğinda henüz memede olan kardesi Ahmed'i "nizâm-ı âlem " uğruna bogdurmustur ." (Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606))
- İstanbul’un fethinden sonra Akşemseddin, fethin evliyanın eseri olduğunu söylediği zaman Fatih, “Bu şehir kılıcımla alınmıştır.” Yanıtını vermiştir. (Osmanlı Tarihinde İslamiyet ve Devlet)
- "Hükümdarın gücü askeri güce ,askeri güç hazineye , hazine reayanın ödediği vergilere ,vergilerin artışı adalete bağlıdır .Bu nedenle akıllı hükümdar ,kendi egemenliğini korumak ve gücünü arttırmak istiyorsa ,reayaya adaletle muammele etmeli ,zulümden kaçınmalıdır :"Adalet mülkün temelidir." ." (Osmanlı Tarihinde İslamiyet ve Devlet)
- Ulug-kent beyi der ki " halk mutlu olmalıdır, halkın mutlu olması için karnının doyması lâzımdır " ( b. 5353-55 ). Zira " Kara budunun kaygısı hep karnıdır...Onların yiyecek ve içeceklerini eksik etme " ( b. 4330, 4327 ). (Osmanlı Hakimiyetinde Ortadoğu ve Balkanlar)
- Alp Arslan'ın Malazgird meydan muharebesine başlamadan evvel beyazlar giyinmesi ve atının kuyruğunu bağlaması,eski Şâmanî ananelerinin devamını kat'iyetle göstermektedir. (Adalet Kitabı)
- Bugün bilim toplumunda hükümet adamları, siyasiler, herhangi bir meseleyi ele almadan önce, bir hüküm vermeden önce tarihe bakarlar, bu meselenin evveliyatını araştırırlar. Bu ileri devletlerde siyasete yardım eden, siyasileri aydınlatan ve atacakları adımda en emin yürümelerini temin eden bir kurumdur. (Halil İnalcık’ın Merceğinden Tarih Bilinci)
- Osmanlı Devleti,kocası ölen kadının erkek evladı yoksa,elinden tarla arazisini alır ve başka bir köylüye aktarır. Eğer dul kadın, oğulları çalışma çağına gelinceye kadar,ırgatla idare edebilirse, onu "bive"adıyla işletmenin sahibi tanıyabilir. (Osmanlı İmparatorluğu)
- Savurganlık ve irrasyonellik maalesef halkımız arasında da caridir. Türkiye'de devlet, sonsuz tüketim imkanlarına kavuşan bir azınlık, hatta sıradan halk, kredi kartı zihniyeti ile yaşamaktadır. Hiç kimse giderlerini kaynaklarına göre ayarlamıyor, harcamalarını bitmez tükenmez sandığı kredi kartına göre yapıyor, böylece devlet de, birey de borç, faiz, kısır döngüsü içine düşmüş bulunuyor. (Söyleşiler ve Konuşmalar)
- Tüm hayatımı arşivlerde, kütüphanelerde milletimin belgelere dayanan doğru bir tarihini anlatmak için harcadım. Buy benim için yerine getirilmesi gerekli bir şükran borcu idi. (Halil İnalcık’ın Merceğinden Tarih Bilinci)
- "İnsan akıl ile yükselir, bilgi ile büyür. Her ikisi ile insan itibar görür." Yusuf Hâs Hâcib (Osmanlı'da Devlet, Hukuk ve Adalet)
- Yaşamını yalnız bir bilgi dalına adayan kişi, ilahi gerçeğin uzağına düşer. (Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600))
- Herhangi bir tarih döneminin yorumunda, kurum ve davranışları, günümüz üslup ve kavramlarına indirgeyerek anlatmak, ileri modern kurum tarihçilik gibi algılanır olmuştur. Meselâ; gazâ (ganimet akını), sipahi timarı (fief sahibi atli), ayanlık (feodal düzen) gibi. Modernist yazarlara göre mesela gaza, gazi, fetih gibi tarihi terimlerin kullanılması ulusalcılık, bağnazlıktır. Unutuluyor ki tarih, müşahhasın, (actual/somut olanın) bilgisidir. Osmanlı savaşçısı, savaşırken İslam'ın belli bir inanç ve zihniyetiyle savaşmaktadır; o gelişigüzel bir akıncı değil bir gazidir, aldığı ganimet onun için, dinin kutsallık verdiği bir kazançtır Cami yaptırmaya niyet eden sultanlar, gazâ seferi düzenler ve ganimet malıyla camisini yapardı; reâyâ vergisinin haram içerdiğine inanilirdi. Tarihçi, bu inancı, bu ruh haletini, bu zihniyeti görmezlikden gelirse, tarihî müşahhas olanı göz ardı etmiş olur; o zaman yaptığı şey tarih değildir. (Doğu Batı-Makaleler 2)
- Herhalde ilk Kırım Hanı sayılan Hacı Giray'dan evvel, atalarının 15. yüzyıl başlarında Kırım'da hâkim oldukları muhakkaktır. (Kırım Hanlığı Tarihi Üzerine Araştırmalar 1441-1700)
- Osmanlılar, kendilerini Allah'ı kılıcı saymakta idiler ve bu görüş Palamas'a ait kayıtların ortaya koyduğu cici, yalnız arasında değil, Bizanslılar arasında da yayılmıştı. İleride Martin Luther de, Osmanlılar hakkında aynı şeyi düşünecek, Allah'ın onları, Hıristiyanları günahlarından dolayı cezalandırmak için gönderdiğini söyleyecektir. (Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606))
- Azerbaycan'ın işgal ettikten sonra Şâhruh, I.Mehmed'i uyararak Kara Yusuf'un oğlu İskender'in Osmanlı topraklarına sığınması halinde ona yardım etmemesini istedi (Aralık 1420). Uyarıya cevabında I.Mehmed tam bir teslimiyet ifade etti. Bu sırada Osmanlılar, büyük endişe ile doğu cephesindeki gelişmeleri izliyordu. Akkoyunlu Kara Osman'ın İskender tarafından mağlup edilmesi üzerine (Nisan 1421) Şâhruh, Doğu Anadolu'ya girmiş ve İskender'e karşı ezici bir zafer kazanmıştı (Temmuz 1421). Bu ortamda I.Mehmed, Şâhruh tarafından tehdit edilen Memlükler'le dostane ilişkilerini sürdürmeye çalışıyordu. (Kuruluş Dönemi Osmanlı Sultanları (1302-1481))
- Kosova savaşı Osmanlı kuvvetlerinin kesin galibiyetiyle sonuçlandı. Başlangıçta Osmanlı sol kolu çöktü, fakat sağ koldaki Yıldırım Bayezid'in büyük gayreti sayesinde zafer kazanıldı. Gazânâme'ye göre I.Murad, birkaç hasekisiyle gelip cesetler arasında dolaşırken, kendisini cesetler arasına saklamış bulunan Miloş Kobilovic tarafından hançerle yaralandı ve az sonra öldü. İç organları çıkarıldıktan sonra şehid düştüğü yerde gömüldü; daha sonra, Yıldırım Bayezid'in tahta çıktığı sırada idam ettiği oğlu Yakub Bey'in cesediyle Bursa'ya götürülüp Çekirge'deki türbesine defnedildi. Yaralandığı ve öldüğü yere Hudâvendigâr Meşhedi denilen bir türbe yapıldı. (Yakub Bey : I.Murad'ın oğlu) (Kuruluş Dönemi Osmanlı Sultanları (1302-1481))
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin