Kitap Künyesi

Yazar: Gilbert Sinoué

Çevirmen: F. Gönül Akgerman

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750713927

Sayfa Sayısı: 376

--reklam--

Taşların Çığlığı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Geldiğim yerde, yarın bir gün, insan hıçkırıklarının yerine taşların çığlığı duyulacak.

Gilbert Sinoué'nin Ortadoğu'nun yakın tarihini fon olarak kullandığı ikilinin son kitabı Taşların Çığlığı, Nâsır'ın Mısır'da yönetime el koyduğu 1956 yılıyla, barış yanlısı Yitshak Rabin'in fanatik bir Yahudi tarafından öldürüldüğü 1995 tarihi arasındaki zaman dilimini kapsıyor. Kırk yıllık bu süreçte bir yanda savaşlar, ekonomik bunalımlar, yükselen diktatörlükler ve terör eylemleri, bir yanda da kayıplara, acılara, yoksulluğa rağmen yaşama tutunan, özgürlük mücadelesi veren, barışa, dostluğa ve aşka inanan sıradan insanların sıra dışı yaşamları akıp geçiyor...

Yasemin Kokusu'ndan tanıdığımız Mısırlı Lütfi, Filistinli Şahid, Yahudi Markus ve Iraklı El-Nidal ailelerinin, tarihin akışı içindeki yolculukları devam ediyor. Kuşaktan kuşağa bilinçlenen, mücadele veren, kimi zaman yenik düşen, kimi zaman da dört elle yaşama ve aşka sarılan bu ailelerin bireyleri kendi yollarında giderken, Ortadoğu'daki yangın da sürüyor.

Taşların Çığlığı tarihsel gerçekleri sakınmadan anlatan bir roman. Yazar, tarih sahnesinde başrol oynamış politikacıların siyasetlerini, son bulmayan savaşları ve iktidar mücadelelerini, tek tek bireylerin yaşamlarıyla iç içe, incelikle dokuyarak, destan zenginliğinde bir roman kaleme almış.

--reklam--

Taşların Çığlığı Alıntıları - Sözleri

  • Kuzguna yavrusu anka görünür.
  • Söylemediğin sözlerin efendisisin; ağzından çıkanlarınsa kölesisin.
  • Karagözler birer kukladır, kuklalar da başkalarının hareket ettirdiği oyuncaklardır.
  • "Doğacak çocuklarımın geleceğini düşünmeliyim: Özgür ve demokratik bir ülkede büyümeliler."
  • Yüce Kral Süleyman döneminde olup bitenleri unutmuşlardır. Aynı evde yaşayan iki kadın bir bebeği sahiplenmek için mücadele ediyordu. Her biri bebeğin kendisine ait olduğunu iddia ediyordu. O zaman Süleyman buyurdu: "Çocuğu ortadan kesin, yarısını birine, diğer yarısını ötekine verin." Kadınlardan biri kabul etti ve şöyle dedi: " Ne benim ne senin olacak,paylaştırılsın !" Ötekiyse krala yalvardı : "Efendimiz, çocuk onun olsun,yeter ki öldürülmesin!" O zaman Süleyman son konuşan kadını işaret ederek, kararını açıkladı : "Anne odur, çocuk ona verilsin"
  • Politika, partiler. Onların yüzünden kocamı ve oğlumu kaybettim. Politikadan uzak dur! Kafalarının için pek çok idealle dolu olarak yola çıkıyorlar, iktidarı elde eder etmez de tüm ilkelerine ihanet ediyorlar.
  • O korkunç günü her düşündüğünde, Kur'an-ı Kerim'den bir ayet aklına geliyordu : "Allah onların kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlemiştir, işte onlar gafillerdir."
  • İnsanların birbirlerini sevdiği yerde karanlık çökmez.
  • "Eline hiç kıymık battı mı? Kuşkusuz batmıştır. Bir marangoz olarak bu acıyı tatmamış olamazsın. Dolayısıyla o anda insan ne hisseder bilirsin: Tahta parçası etine girer ve etin onu atmak için mücadele eder. İsrail de Arap etinde bir kıymıktır."
  • "Evlilik tasavvur edilemeyecek kadar önemli bir iştir. (...) sonuçta ömür boyu mutlu ya da mutsuz olursun."
  • "Yücelik, adalet istemek değil, adalet dağıtmaktır." ( Sufi atasözü )
  • "Korkaklara ve acizlere aşılanabilecek yegane irade biçimi fanatizmdir"
  • Insan sadece, otekinde yarattığı duyguda güzeldir. Sizi seven kişi sizi canlı kıldığı sürece, gerçekten canlısınızdır.
  • Öyle acılar vardır ki, onları bir kez yaşadınız mı sizi çökertir, perişan eder ve izleri sonsuza dek yüzünüzde kalır.

--reklam--

Taşların Çığlığı İncelemesi - Şahsi Yorumlar

#kitapyorumu "Allah kuşları sevdi ve ağaçları yarattı, insan kuşları sevdi ve kafesleri yarattı." Taşların Çığlığı ortadoğu anlatan bir kitap, tarihi roman. Kitabı okurken Zülfü Livaneli'nin Huzursuzkuk kitabındaki şu bölüm sürekli aklımdaydı: " Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz… Ortadoğu’nun âdeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur." Kitap 1960'lardaki ortadoğuya ışık tutuyor. Darbeler, savaşlar, katliamlar, yıllardır çözüme kavuşamamış İsrail-Filistin meselesi... Fikir sahibi olabilmek adına okunulabilecek bir kitap. Birçok bilgiyi vermiş yazar,birçok kahraman üzerinden. Kendi kanına nasıl doymadığını belki de hiç doymayacağını anlatmış. Ortadoğuda herkes haklı, İsrail, Filistin ve diğer arap milletler. Ama hepsi eksildikçe eksiliyor ve eksilerek kazanacaklarını düşünüyorlar. Eksinin bir şeyler götürdüğünün farkında olmayarak. "İnsan sevdiğini bağışlar." keşke ortadoğu da bağışlasa. Sevgiyle (Nursel Ersoy)

Bir kitapçıda gezinirken şans eseri karşıma çıkan ve konusuyla beni almaya ikna eden bir kitap. Okumaya başladığım andan itibaren anlatılan hikayeye kendimi kaptırdım ve onlardan biri gibi hissettim kendimi. Kitap kendi dünyasına çekti beni ve bundan oldukça memnun oldum. Okumayanlara şiddetle tavsiye ederim. (Hakan Şanal)

Ortadoğu’yu daha iyi anlamak açısından: Orta Doğu‘da yaşananlar, özellikle Suriye Filistin Mısır ve İsrail devletlerinin birbirleriyle savaşları ve ilişkileri tarihsel gerçeklik içerisinde okuyucuya çok güzel aktarılıyor. Bundan yaklaşık 50-60 yıl önce Mısır ve Suriye devletlerinin tek bir devlet olduğunu/birleştiklerini bu kitaptan öğrendim. Aynı şekilde Irak’ta gerçekleşen darbenin zamanlamasının manidarlığını, Mısır lideri Nasır’ın nasıl bir suikaste kurban gittiğini roman kahramanlarının gözünden izleme fırsatı yakaladım. Yazarın bir diğer kitabı olan Yasemin Kokusu’nun devamı niteliğinde olan bu kitap, tarih ve edebiyatın içiçe geçmesinden zevk alan okuyuculara hitap ediyor. Orta Doğu coğrafyasını daha iyi anlama açısından ve özellikle Filistin-İsrail arasındaki sorunların komşu devletler Mısır ve Suriye ile de ne kadar yakından alakadar olduğunu anlatan güzel ve başarılı bir roman. (Muhammet Fatih Öztürk)

--reklam--

Taşların Çığlığı PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Gilbert Sinoué - Taşların Çığlığı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Taşların Çığlığı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Gilbert Sinoué Kimdir?

Gilbert Sinoué, 1947 yılında Kahire'de doğdu. "Le Livre de Saphir"le 1996 Fransa Kitapçılar Ödülü'nü kazandı. 1987'de "La Pourpre et l'Olivier", 1989'da "İsfahan Yolu", 1991'de "L'Egyptienne" ve 1993 yılında "La Fille du Nil" adlı kitapları yayımlandı. Yayınevimiz tarafından 1999'da yayımlanan "Kavalalı Mehmed Ali Paşa", yazarın Türkçeye çevrilen ilk kitabıdır. "Verona Toprağı" (2000), "Sen Bana Mevsimlerden Söz Et" (2003), Doğan Kitap tarafından yayımlanan diğer yapıtlarıdır.

--reklam--

Gilbert Sinoué Kitapları - Eserleri

  • Yasemin Kokusu
  • Nil'in Kızı
  • Taşların Çığlığı
  • Sen Bana Mevsimlerden Söz Et
  • Tanrı'nın Sessizliği
  • İsfahan Yolu ' İbni Sina '
  • Çarmıhtaki Kraliçe
  • Kavalalı Mehmed Ali Paşa
  • Gökyakut Kitap
  • Verona Toprağı

--reklam--

Gilbert Sinoué Alıntıları - Sözleri

  • [...] Zekâ, herhangi bir yasaya göre bir şeyi ayrıştırabilme ve herhangi bir sisteme göre ayrıştırılan parçaları tekrar bir araya getirebilmenin sonsuz gücü olarak belirlenir. [...] ~ Bergson ~ - Yaratıcı gelişim. (Gökyakut Kitap)
  • [...] Ben sadece bir melek tanıdım, [...] (Gökyakut Kitap)
  • Bütün ruhunun okunabildiği yer, gözleriydi. (Nil'in Kızı)
  • “Yalnızlık bilgeliğe götürür.” (İsfahan Yolu ' İbni Sina ')
  • “Ne olursa olsun, şunu asla unutma:varlığımız birkaç günde akar gider.O,bir çöl rüzgarı gibi geçer.Bu dünyada soluğun olduğu sürece,asla endişe etmemen gereken iki gün vardır:gelmemiş olan gün ve geçmiş olan gün.” (İsfahan Yolu ' İbni Sina ')
  • Köle alçak bir sesle ezbere okudu: -"Bir kadını seviyorsan, o cennettir. Ama Cennetten başka birşey sana onu veremez." -Ne saçmalıyorsun? -Hiç. Sadece yaşı olmayan şiirden birkaç dize. Genç bir adam olan Mecnun'un genç bir kadına, Leyla' ya duyduğu çılgın aşktan bahsediyor. (Çarmıhtaki Kraliçe)
  • [...] Zaman bir nehir gibi, senyora, insanın gözünün yaşına bakmadan akıp gidiyor ve hiçbir zaman tersine akmıyor. [...] (Gökyakut Kitap)
  • "Yücelik, adalet istemek değil, adalet dağıtmaktır." ( Sufi atasözü ) (Taşların Çığlığı)
  • Bir fincan kuşburnu, tüm hazinelere bedeldir. (Nil'in Kızı)
  • Kuşkusuz su portekiz atasözünü biliyorsunuzdur, haşmetmeap em briga de branco, negro nao sem ete. Beyazların kavgasına, siyahlar karışmaz. Hukumdarimizin gözünde granada krallığının bir iç meselesi bu. Karışmak için haklı bir neden yok. - bir iç mesele mı? Bu insanlar muhtemelen portekiz sınırına saldırmaya hazırlanırken mı? Fransiscco soğukkanlılıkla yanıtladı: -kesinlikle majestelerine belirtmeye çalıştığım şey de buydu. Söz konusu olan portekiz. Kastilya değil. (Çarmıhtaki Kraliçe)
  • Yaşam seçimlerden oluşmuştur: ya görevin götürdüğü yere yürümek ya da ruhunuzun size fısıldadığı yönü izlemek? Ya sürü halinde yaşamak ya da tek başına yaşamını sürdürmek? Ya coşkularımızı, utanmazlıklarımızı bir zırhın içine kapatmak ya da kalbimizi saklısı gizlisi olmadan açmak? (Çarmıhtaki Kraliçe)
  • - Schrödinger'in kedisinden söz edildiğini duydun mu hiç? Genç kızın kocaman açılan gözleri Morcar'ın yüzünde bir memnuniyet tebessümüne yol açtı : - Bilimsel sohbetinize karıştığım için özür dilerim , diyerek söze girdi Clarissa. Schrödinger'in kedisi de nedir? - Erwin Scrödinger'in kuantum fiziğinin önemli isimleri arasında sayılır. Ama özellikle kuantum fiziğinin makroskopik adı verilen , yani kendi ölçeğimizde ki karmaşık nesnelere uygulanmaya çalışıldığında meydana çıkan saçmalığı göstermek için ortaya attığı kedi paradoksuyla ünlüdür. (Tanrı'nın Sessizliği)
  • Ramazan'ın yeni ayı, sedef ışıltılarıyla manzarayı örtüyordu. - Bak, Ebu Ubeyd... Akşam, her şey ne kadar güzel, her şey ne kadar asileşiyor. Hiçbir şeyde aleladelik kalmıyor, çirkinlik kayboluyor, tül gerisine saklanıyor. Niçin gündüz gelip de hiç acımadan, geceyi kovmak zorunda, niçin? - Şüphesiz, Allah'ın iradesi böyle olduğu için, dedi sadece el-Cocani. Belki de. Ancak cennette başka türlü olacağını umuyorum. - Şeyh el-reis... Sana bir soru sorabilir miyim? Sorabilirsin, Ebu Ubeyd. Sen benim dostum değil misin? - Bir başka hayat olduğuna gerçekten inanıyor musun? Ali yürürken durdu ve öğrencisine abartılı bir tavırla baktı. - Bunu sorgulamak bile başlı başına bir günahtır. Allah'a hakarettir. Evet, ben inanıyorum. Her zamankinden daha çok inanıyorum. Ben ruhun ölümsüzlüğüne inanıyorum. Yoksa, ne kadar boş bir oyunu oynamış olurdu Ulu Tanr... Sözünü tamamlamadan kısa bir soluk aldı: Ve sonsuz, bitmez tükenmez bir zalimlik olurdu Ulu Tan- rı'nın yaptığı... oynadığı bu oyun... Çadırın kapısına gelmişlerdi, fakat oraya gireceğine, Ali kendini kumlara bıraktı. - Hava tatlı ve benim uykum yok. Şu anda çalışmak için pek istekli değilim. - Ama gene de dinlenmen gerek. Hastalık geçti. Ama sen hâlâ zayıfsın. - Her şey yolunda, Ebu Ubeyd. Hastalığı yendim. - Şeytan kulağına kurşun, Şeyh el-reis. Gözlerini yıldızlı gökyüzüne kaldırarak fısıldar bir sesle: - Hatalarımdan duyduğum pişmanlık ve rahatsızlıktan başka, ne var kalan elimde gençliğimden? Ah! Gençliğim, nereye gittin, kayboldun? Ne yazık ki şimdi bir ihtiyar, evet evet, sen ne yaptın gençliğinde? Ebu Ubeyd onun böyle birdenbire Firdevsî'den bu şiiri okumasına şaşırmış olarak ona baktı. Ama hiçbir şey demedi. İki adamın, ayrı ayrı kendi düşünce âlemlerine daldıkları, sessizliği korudukları bir zaman geçti. Bir kadına ihtiyacım var, dedi Ali birdenbire. (İsfahan Yolu ' İbni Sina ')
  • Aşk kumar gibidir biraz: İnsan ya kazanır ya kaybeder. (Nil'in Kızı)
  • [...] ayağa kalk ve davanı savun... [...] (Gökyakut Kitap)
  • "Hayatımı altüst eden bir olay oldu." (Gökyakut Kitap)
  • "Şimdi beni yalnız bırakın. Uyumaya ihtiyacım var..." (Nil'in Kızı)
  • İnsanoğlunun icat ettiği şu zaman hesabı ne saçma şeydi! İnsan kalbiyle delikanlı olup bedeniyle ihtiyar olamaz mıydı? (Yasemin Kokusu)
  • İnsana yaşamının sonunu düşünmeyi engelleten şey , yaşama doğru yapılan bir hamledir. Yaşama gücünü bu hamlenin içinde buluruz. (Tanrı'nın Sessizliği)
  • Devrilmiş kadeh bir daha asla dolmaz. Gerçeklere sırt çevirerek yaşamakta ısrar edersen mutluluk ve mutsuzluk tıpkı bir çağlayanın suyunun, yassı çakıl taşları üzerinde kayıp gittiği gibi, senin kalbinin üzerinden kayar gider. Halbuki, insanın dengede yürüyebilmesi için mutluluğa ve mutsuzluğa gereksinimi vardır. (İsfahan Yolu ' İbni Sina ')