Kitap Künyesi
Yazar: Ebu'l A'lâ el-Mevdudi
Çevirmen: Kolektif
Yayın Evi: İnsan Yayınları
İSBN: 9789755742960
Sayfa Sayısı: 585
--reklam--
Tefhimu'l-Kur'an - 2.Cilt (Büyük Boy) Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İnsanoğlu tarih boyunca ilahi mesaja muhatap olmuştur. Ardarda ve her kavme gelen Peygamberlerin, indirilen sahife ve kitapların hepsi tek bir mesajı iletmek istemiştir insana: Allah birdir ve O'ndan başka ilah yoktur. Yani "Tevhid", varlığın hayat kaynağıdır. Kur'an, insan tarihinin şahit olduğu bütün Peygamberlerin ve Kutsal Kitapların bu evrensel mesajını doğrulayan, tamamlayan son ilahi Kitaptır.
Şu halde insanoğlu, ilahi bilgi ve tebliği ancak bu kitabı okuyarak, onu anlamaya çalışarak öğrenebilir; ruhunu, dünyasını ve geleceğini aydınlatabilir.
İslam dünyasında yüzlerce tefsirin kaleme alındığını görüyoruz. Bu değerli tefsirler, Kur'an-ı Kerim'i çeşitli seviyelerde açıklayarak insanın ilahi tebliği anlamasına yardımcı olan eşsiz kaynaklardır....
--reklam--
Tefhimu'l-Kur'an - 2.Cilt (Büyük Boy) Alıntıları - Sözleri
- "Ne kadar çok olursa olsun bu dünyanın geçim ve faydalarının ahirette hiçbir değeri yoktur. Son nefesinizi verdiğiniz an her şeyden vazgeçmek zorundasınız, çünkü bu dünyadan hiçbir şey sizinle birlikte ahirete gidemez. Elbette Allah rızasını gözetmeniz ve İslam uğrunda yaptığınız fedakarlıklar için bir ecir alacaksınız."
- Nereye giderseniz gidiniz, nefret ettirici değil, müjdeleyici olunuz, insanlar için zorluk ve sıkıntı kaynağı değil, bilâkis huzur ve kolaylık kaynağı olunuz."
- De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kâr getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resulünden ve O'nun yolunda cihd etmekten daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez.
- Hatırlayın; hani sizler sayıca azdınız ve yeryüzünde zayıf bırakılmışlardınız, insanların sizi kapıp-yakalayıvermelerinden korkuyordunuz. İşte O, sizi (yerleşik kılıp) barındırandı, sizi yardımıyla destekledi ve size temiz şeylerden rızıklar verdi. Umulur ki şükredersiniz.(Enfal suresi 26) Açıklama; Umulur ki, şükredersiniz" sözleri ele alındığı çerçeve içinde çok önemlidir. Müslümanlar, sadece Allah onları Mekke'de zayıf durumlarından kurtarıp Medine'nin güvenli ortamına kavuşturduğu ve hayatın güzel ve temiz rızıklarını lutfettiği için şükretmekle kalmamalılar. Onlar aynı zamanda şükürlerini pratikte yaşayarak göstermeli, Allah'a ve Rasulü'ne itaat etmeli ve Allah'a güvenip İslam uğrunda karşılaşılan tüm güçlük, tehlike ve engelleri cesurca göğüsleyerek bu davanın başarıya ulaşması için gayret ve samimiyetle çalışmalıdırlar. Onlar eğer Allah yolunda samimiyetle çaba harcarlarsa, O'nun daha önceden olduğu gibi yine Yardımcı ve Veli'leri olacağına ve kendilerini her tür tehlikeden kurtaracağına inanmalıdırlar. O halde şükür sadece nimeti kabul edip tasdiklemek değildir; o pratikte de görülecek bir şekil olmalıdır. Eğer bir kimse kendisine nimet verenin, lütfunun değerini kabul ettiğini söyler, fakat onu memnun etmek için hiçbir şey yapmaz, ona samimiyetle hizmet etmez, ya da onun gelecekte de aynı lütfu göstereceğinden şüphe ederse, bu şükür değil, nankörlüktür.
- 2 Mü'minler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir, O'nun ayetleri okunduğunda imanlarını arttırır ve yalnızca Rablerine tevekkül ederler. 3 Onlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.
- Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız ancak bir fitnedir (imtihan konusudur.)Allah yanında ise büyük bir mükafaat vardır. Açıklama; Dünya malı ve çocuklar, genellikle kişiyi münafıklığa, ihanete ve şerefsizce davranmaya yönelten eğilimlerin en büyük sebebi olmaktadır. İşte bu nedenle Allah mü'minleri para ve çocuk sevgisinin aşırılığına karşı uyarmaktadır: "Bu dünya büyük bir imtihan sahasıdır. Çocuklarınız ve mallarınız ise iki imtihan sorunudur. Bunlar size, onların haklarına uyup uymadığınızı ve konulan sınırları aşıp aşmadığınızı denemek amacıyla verilmiştir. Bakalım sorumlulukları taşıyarak doğru yolda mı yürüyeceksiniz, yoksa arzu ve eğilimlerinizin cazibesiyle ondan sapacak mısınız ve bir taraftan Allah'ın kulu olmaya devam ederken, diğer taraftan O'nun belirlediği hakların dışına taşarak mal ve çocukların kölesi olmaya eğilimli olan "nefsinizi" kontrol edebilecek misiniz?"
- De ki: "Allah'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiç bir şey isabet etmez. O bizim mevlamızdır. Ve mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler." Açıklama; Bu bölümde, biri sadece dünya hayatı için yaşayan diğeri ise Allah için yaşayan iki adamın tutumları arasındaki sınır belirlenmektedir. Bu dünya için yaşayan adam ne yaparsa sadece kendisini tatmin etmek için yapar. Dünyevi bir amaca ulaştığında sevinir, elde edemediğinde ise üzülür. Bunun yanısıra başarısı için sadece kendi maddi kaynaklarına güvenip dayanır. Eğer bu kaynaklar elverişli ise cesurdur, fakat bunlar elverişli değilse, o zaman cesaretini kaybeder. Bunun tam aksine Allah için yaşayan bir adam her ne yaparsa Allah'ı hoşnut etmek için yapar ve ne kendi güçlerine, ne de maddi kaynaklarına güvenmeyip sadece O'na güvenir. Bu nedenle ne Allah yolunda kazandığı başarıdan gurur duyup coşar, ne de başarısızlığa uğradığında cesaretini kaybedip üzülür. Çünkü o, her iki durumunda Allah'ın iradesinin bir sonucu olduğunu bilir. Bu nedenle o ne felaketler sonucu ümit ve cesaretini yitirir, ne de başarılar sonucu gurura kapılır. Çünkü o, zenginliğin de fakirliğin de Allah katından olduğuna ve her ikisinin de birer imtahan olduğuna inanır. Bu nedenle onun tek kaygısı, bu imtihandan başarılı çıkabilmek için elinden geleni yapmasıdır. Ayrıca, onun önünde dünyevi gayeler bulunmadığı için, başarı veya başarısızlığı bu tür gayelere göre de değerlendirmez. Bunun aksine, onun tek gayesi malını ve canını Allah yolunda feda etmektir.
- Allah katında önceden belirlenmiş "kelime" şuydu: "Hakikat", insanî duyu alanına gizlenmiştir; ta ki insanın, sağduyusunu, aklını, şuurunu ve sezgisini kullanarak hakikati kavrayıp kavramayacağı sınansın. Eğer bunu yapmazsa, kendisine seçtiği yanlış yolda yürümesi için ona izin verilecek. İnsanoğlunun hakikat konusundaki ihtilaflarının bugün de çözülememesinin nedeni budur.
- Kur'an'a göre, dünyadaki karışıklık ve düzensizliğin ana kaynağı, insanın Allah'a ibadetten ayrılıp başkalarına ve nefsine kulluk etmesi, Allah'ın yol gösterici hidayetini bırakıp ahlâkî, içtimaî ve kültürel yapısını inşa etmesi için başkalarının kılavuzluğu altına girmesidir.
- Hiçbirşey hakkında: "ben bunu yarın mutlaka yapacağım deme, ancak, Allah dilerse, yapacağım" de.
- Sabretmek şu anlamlara gelir: "Duygu ve arzuları kontrol altında tutmak, acelecilik, şaşkınlık,ümitsizlik ve açgözlülükten sakınmak, soğukkanlı olmak ve düşünceli kararlara varmak, tehlike ve zorluk anlarında sebat ve dayanıklılık göstermek; en aşırı kışkırtma anlarında bile yanlış adım atmamak, çok büyük belalarla karşılaşıldığında ve çok kötü bir durumda olunduğunda dahi kontrolü kaybetmemek, görünürde yardımcı olan bir araçla, amaca gecikmeksizin hemen ulaşmak için sabırsızlıkla acele bir davranışta bulunmamak ve dünyevi kazanç ve faydalar elde etmeye veya nefsin eğilimlerine kendini kaptırmamak." Allah, yukarıdaki anlamıyla sabredenlere yardım eder.
- Ne kadar çok olursa olsun bu dünyanın geçim ve faydalarının ahirette hiçbir değeri yoktur. Son nefesinizi verdiğiniz an her şeyden vazgeçmek zorundasınız, çünkü bu dünyadan hiçbir şey sizinle birlikte ahirete gidemez. Elbette Allah rızasını gözetmeniz ve İslam uğrunda yaptığınız fedakarlıklar için bir ecir alacaksınız."
- Eğer bir toplum musibet ve dertlere düçar olduğunda bile Allah'a yönelmiyorsa ya da Allah rahmetini ve bereketini saçarken O'nu hatırlamıyor, ya da kendini ıslah etmek için, hiç mi hiç gayret göstermiyorsa, onun fena akıbeti ve helâki artık yakın ve kaçınılmazdır. Öyleki tıpkı hamile bir kadın günleri dolduktan sonra, nasıl heran doğurabilirse, bunlara da her an azap gelebilir.
- Kur'an-ı Kerim şöyle buyurur: "(Öyle) bir fitneden sakının ki, o aranızdan yalnız haksızlık edenlere ulaşmakla kalmaz". (Enfal, 25). Bu ayeti açıklama mahiyetinde Peygamber (s.a} şöyle der: "Yapabilme ve engel olabilme durumunda olmalarına rağmen, gözleri önünde açıkça işlenen günahlara göz yumdukları ve bunlara hiçbir hoşnutsuzluk tepkisi göstermedikleri sürece, günahkârların günahı yüzünden Allah bütün bir toplumu cezalandırır. İnsan topluluğu böyle bir duruma düştüğü zaman Allah, suçlularla beraber bunlara göz yumarak, müsamaha gösterenleri de aynı muameleye tabi tutar."
--reklam--
Tefhimu'l-Kur'an - 2.Cilt (Büyük Boy) İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Mevdudi, Peygamberlerin ismet(günahlardan korunmuş, masum olmak hâli) sıfatın reddeden ve sahabe, Raşid halifelerden Hz Osman için yakışıksız cümleler sarfeden bir kimsedir. Mevdudi fakih bir âlim değildir. Bununla birlikte, zamaninda, İngilizlere karşı Cihad bayrağı açmış, küfrün tasallutuna karsi direnmiş ve teşkilatlanmış dolayısıyla da siyasete karışmış bir mutefekkirdir. Ömrü cihad meydanlarinda geçmiş, yazmış konuşmuş biri olarak elbet hataları vardır ve bu da tabîdir. Sonuç olarak, okuyacak olanlar bunlara dikkate alip, kendisine hayir dua etsinler lakin itikadî bazı yanlışlarla karsilasabileceklerini göz önünde bulundursunlar. Selamun aleyküm ve Rahmetullahi ve berakatuh ebeden ve daimen. (Hafsa Koç)
--reklam--
Tefhimu'l-Kur'an - 2.Cilt (Büyük Boy) PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ebu'l A'lâ el-Mevdudi - Tefhimu'l-Kur'an - 2.Cilt (Büyük Boy) kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tefhimu'l-Kur'an - 2.Cilt (Büyük Boy) PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ebu'l A'lâ el-Mevdudi Kimdir?
Mevdudi, 25 Eylül 1903 yılında Pakistan'ın Haydarabad Dekran bölgesinde doğdu. Hint Yarımadası'nın büyük alim yetiştiren ailelerinden birine mensup olan Mevdudi'nin babası, çocuğunu İngiliz eğitiminden uzak özel bir eğitimle yetiştirdi. Özel öğretmenlerden aldığı derslerle yetişen Mevdudi; İngilizce, Arapça ve Farsça öğrendi.
1920'de babasının vefatı üzerine çalışma hayatına atıldı ve 17 yaşında iken Hint Kıtası Müslümanlarının büyük ilgi ile izlediği el Camiat Gazetesi'nin yazı işleri müdürlüğüne getirildi. Daha sonra Tercüman'ul Kur'an adıyla bir gazete çıkarmaya başladı. 1941 yılında Cemaat-i İslâmiyye'yi kurdu ve 1976 yılına kadar bu teşkilatın liderliğini sürdürdü.
Ebû'l-A'la Mevdûdî, fıkıh, ekonomi, siyaset, tarih, siyer, sosyoloji, kültür tarihi ve Kur'an bilimleriyle ilgili önemli eserler yazdı ve bu eserleri dünyanın neredeyse bütün dillerine çevrildi. Yüzyılımızın en büyük bilginleri arasından yer alan Mevdûdi, 22 Eylül 1979'da Amerika'da tedavi gördüğü Buffalo Hastahanesi'nde vefat etti.
--reklam--
Ebu'l A'lâ el-Mevdudi Kitapları - Eserleri
- Kur'an'a Göre Dört Terim
- Gelin Müslüman Olalım
- İslam'a Giriş
- Gelin Bu Dünyayı Değiştirelim
- Kur'an'ı Nasıl Anlayalım
- Hicab
- İslamda Cihad
- Tefhimu'l-Kur'an - 1.Cilt (Büyük Boy)
- Tefhimu'l-Kur'an - 2.Cilt (Büyük Boy)
- İslami Kavramlar
- İslâm'da İhyâ Hareketleri
- Tefhimu'l-Kur'an - 3.Cilt (Büyük Boy)
- Tefhimu'l-Kur'an - 7.Cilt (Büyük Boy)
- Tefhimu'l-Kur'an - 4.Cilt (Büyük Boy)
- Tefhimu'l-Kur'an - 6.Cilt (Büyük Boy)
- Tefhimu'l-Kur'an - 5.Cilt (Büyük Boy)
- Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamberin Hayatı
- Sünnetin Anayasal Niteliği
- İslam Davetçilerine
- İslamda Siyasi Sistem
- Hilafet ve Saltanat
- İslam İnkılabının Süreci
- Cihad
- Açıklamalı Kur'an-ı Kerim Meali
- İslamın Geleceği ve Öğrenciler
- İslam'ı Anlamaya Doğru
- Tevhid Bilinci
- Siret-i Nebi (Arapça-Türkçe)
- İslami Hareketin Ahlaki Temelleri
- İslam'da Aile Hukuku
- Fetvalar
- Faiz
- Müslümanların Temel Problemi ve Çözümü
- İslam'ın Çağrısı
- Cebir ve Kader Problemi
- Fıtrat Bilinci
- İslam Savaşçısının Ahlaki Stratejisi
- İslam Medeniyeti
- İslam'ın Anlaşılmasına Doğru
- İslam'da İnsan Hakları
- İslâmda Savaş Hukuku
- İslam Nizamı
- Tefhimu’l-Kur’an: Kısa Surelerin Tefsiri
- Cuma Konuşmaları
- Namaz Bilinci
- İslam Ekonomisinin Temel İlkeleri
- Barışın Yolu
- Yeniden Diriliş Yolunda Engeller Öneriler
- Tevekkül Bilinci
- İman Bilinci
- İslam ve Eğitim
- Tefhimu'l-Kur'an Kur'an'ın Anlamı ve Tefsiri (7 Cilt Takım - Küçük Boy)
- İslam ve Çağdaş Medeniyet
- Modern Çağda İslami Meseleler
- İslam ve Cahiliye
- İslam'da Hükümet
- Mücadele Bilinci
- Tefhimu’l-Kur’an
- Kur'an ve İnsanlık
- Hitabeler
- İslam Bilinci
- Sünnet Bilinci
- İslam Nazarında Doğum Kontrolü
- İslamı Doğru Anlamak
- Takva Bilinci
- Günümüzde İslam
- Kıyamet Bilinci
- Ümmet Bilinci
- Cahiliye Bilinci
- Kur'an Bilinci
- İnfak Bilinci
- Sabır Bilinci
- Devlet Bilinci
- İslami Yaşama Biçimi
- İslami Hareketin Dinamikleri
- Müslüman Gençliğin Görevi
- Müslümanca Yaşamak Üzerine
- Salah ve Fesat
- İslami Hareketin Stratejisi
- İslam'da Ahlak Nizamı
- Kur'an'da Firavun
- İslam Hukukunda Sünnetin Yasal Konumu
- İslam’da Yönetim Tartışmaları ve İnsan Hakları
- Sünnetin Anayasal Niteliği
- Dua Bilinci
- Cihad Bilinci
- Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamberin Hayatı 2. Cilt
- İslam'ın İstikbalinde Talebeler
- İslam Vahdeti ve Irkçılık
- İslam Dinine İlk Adım
- Kur'an'ın Dört Temel Terimi
- Tefhimu'l Kur'an Meali
- Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamberin Hayatı 1. Cilt
- Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamberin Hayatı 3. Cilt
--reklam--
Ebu'l A'lâ el-Mevdudi Alıntıları - Sözleri
- "Asra yemin olsun ki, insan Ziyan içindedir. Ancak inanıp Salih amellerde bulunanlar birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabır tavsiye edenler istisna." (Asr,1-2-3) (Tevhid Bilinci)
- Kur'an-ı Kerim'de anlam ve sözcüklerin her ikisi de Allah'ındır. Bunlar olduğu gibi insanlara iletilmek üzere Resulullah'a indirilmiştir. Bu nedenle bunlara vahy-i metluv denilir. Vahyin diğer türü, yani "gayr-i metluv" niteliği, yapısı ve amacı bakımından bundan tamamen farklıdır. Bunlar Resulallah'a yol göstermek amacıyla inerdi. İnsanlara, Allah'ın sözleriyle değil, Hz. Peygamber'in buyruk, karar ve işleri olarak ulaşırdı. Bir kişi, Hz. Peygamber'e ilk tür vahiylerin geldiğini kabul ediyorsa, başka türlü bir vahyin de geldiğini niçin kabul etmiyor? Kur'an'ın mucizevi kelamı, bunun ilahi kelam olduğunu bize kanıtlıyorsa, peki Resul-u Muhterem'in mucizevi hayatı ve mucizevi işleri, Allah'ın rehberliğinin sonuçları olduğu konusunda bizi niçin ikna edemesin? (Sünnetin Anayasal Niteliği)
- Ey Allah'ı zikreden ve O'na ibadet eden kimseler(!) boynunuza kölelik, zulüm halkasını geçirten sebep nedir? (İslami Kavramlar)
- Hz.Ömer Sahâbîlere: “–Allah’ın yardımı ve fetih geldiğinde... diye başlayan Nasr Sûresi hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye sordu. Bir kısmı: “–Yardım görüp fetih gerçekleşince Allah’a hamd ve istiğfar etmekle emrolunmaktayız.” dedi. Kimi de hiç yorum yapmadı. Ömer (r.a) bu sefer bana hitâben: “–Ey İbn-i Abbâs! Sen de böyle mi düşünüyorsun?” dedi. Ben: “–Hayır!” dedim. “–Peki, ne diyorsun?” diye sordu. Ben de: “–Bu sûre, Efendimiz’in(sav) ecelinin geldiğini kendisine haber verdi. Allah’ın yardımı ve fetih sana gelince -ki, bu Sen’in ecelinin geldiğinin alâmetidir- Rabbini hamd ile tesbih et, bağışlanma dile! Çünkü o tevbeleri kabul edendir.” buyruluyor dedim. (Tefhimu'l-Kur'an - 7.Cilt (Büyük Boy))
- Hidaye'de mesele şu şekildedir. "Kitabi kadınlarla evlenmek caizdir fakat evlâ olan zaruret bulunmadıkça onlardan evlenmemek ve kestiklerini yememektir. Harp ehli kitabî kadınlarla evlenmek icma ile mekruhtur çünkü bu şekil evlenme ile erkeğin kadınla beraber diyar-ı harpte yaşaması ihtimali ve dolayısıyla doğacak olan çocukların kafirlerin ahlakından etkilenmeleri söz konusu olacağı için fitne kapısı açılmış olur." (Modern Çağda İslami Meseleler)
- İman, istek ve histen ibaret değildir. Ancak kalpte yerleşip amelde kendini gösterendir.. (İslamda Cihad)
- "Gidilecek yeri aynı olmayanların hayat yolu nasıl bir olabilir ki? (Takva Bilinci)
- Dünya'da hiç bir yer yoktur ki orada Müslümanların yerleşim yeri olmasın ve orada ezan okuyarak Resulullah'ın risaleti ilan edilmesin.Namazda da Resulullah'a salavat getirilir.Cuma hutbesinde de Resulullah zikredilir.Senenin on iki ayının hiçbir günü ve günün 24 saatinin hiç bir ânı yoktur ki yeryüzünde bir yerde Resulullah zikredilmesin.Bu, Kur'an'ın doğruluğunun açık ispatıdır. (Tefhimu'l-Kur'an - 7.Cilt (Büyük Boy))
- 'İlimden kendilerine çok az pay verilmiş insanların, nizam koyma, kanun yapma yetkilerini kendilerinde görmeye kalkmaları, sonu cehennem olan bir tağutluk iddiası olduğu gibi fazlasıyla gülünçtür de.' (İslâm'da İhyâ Hareketleri)
- "Hevasını kendisine ilâh edinen kimseyi gördün ya. Allah, onu bir ilim üzerine şaşırtmış kulağını ve kalbini mühürleyip gözüne de bir perde çekmiştir. Artık ona Allah'tan başka kim hidâyet edebilir? Hâlâ düşünmez misiniz? (Ayet;23) (Takva Bilinci)
- Ikinci Bölüm: İkinci bölüm ise, İslam'a hizmet et meye gönül vermiş askerleri yetiştiren bir atölye olacak ur. Bunların köşe taşları iffet ve dolandırıcılıktan uzaklık olan erdemli bir ahlakla bezenmeleri gerekir. Ayrıca bakış lanı kesinlikle soylu gayelerinden başkasına yönelmeme lidir. Şiarları, bu gaye uğrunda fedakârlık ve çaba göster mek olmalıdır. İşinde sade, sıkı ve istikrarlı olmakla tanınan fertlerden oluşan bu genç gruptan, hedeflenen devrim par tisinin çekirdeği oluşacaktır. İşlerinde ve davranışlarında nizamın, kardeşliğin ve dayanışmanın ruhu onlara hâkim olur, öyle ki insanlar onlarda, iki ayağı üzerinde yürüyen İslam'ı görür. (Müslümanların Temel Problemi ve Çözümü)
- İslâm nizâmı, gayri meşru parayla kurulamaz. (Gelin Bu Dünyayı Değiştirelim)
- İnsana bedeni varlığı için değil de ahlaki sıfatları için insan denilmektedir. (Mücadele Bilinci)
- Nitekim hakikati bilmek için bizzat Allah'ın ilmi kâfidir. (Tefhimu'l Kur'an Meali)
- İmanın İslam ile olan ilgisi, ağacın tohumla olan ilgisi gibidir. Tohumun içerdiği güzellikler, ancak o tohumdan gelişen ağaçta gözlenebilir. Öyleki ağacı iyice incelediğiniz zaman tohumda olan tüm özellik ve güzellikleri rahatlıkla görebilirsiniz. (Mücadele Bilinci)
- Siz bir Müslümanın ahlâk ve karakterini iyice kavrarsınız, bir Müslümanın hiçbir zaman dünyada rezil , mahkum ve mağlup olarak yaşamayacağına yürekten inanırsınız. Bir Müslüman her zaman galip ve hakim olarak yaşar , çünkü İslâm'ın onda yaratmış olduğu özellikler hiçbir güç bastıramaz. (İslam'a Giriş)
- Bir kulun Rabbine en yakın anı, secde ettiği andır. (Tefhimu’l-Kur’an: Kısa Surelerin Tefsiri)
- Gözler O'na ulaşamaz. Ancak O, gözlere ulaşır. O, her şeye derinlemesine nüfuz eder ve her şeyden haberdardır. (Tefhimu'l Kur'an Meali)
- Ben sizden birini, Allah'ın bana havale ettiği bir devlet işi için vergi memuru olarak gönderiyorum da geri döndüğünde bana; 'Şu mal devlet malı, şu da bana verilen hediyedir' diyor. Bu doğru olsaydı, acaba babasının anasının evinde otururken de kendisine böyle hediyeler verilir miydi? (Fetvalar)
- İslam, imanın fiiliyata aktarılmış halidir. (Mücadele Bilinci)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin