Tek İsim, Tek Kader - John Green Kitap özeti, konusu ve incelemesi
Tek İsim, Tek Kader kimin eseri? Tek İsim, Tek Kader kitabının yazarı kimdir? Tek İsim, Tek Kader konusu ve anafikri nedir? Tek İsim, Tek Kader kitabı ne anlatıyor? Tek İsim, Tek Kader PDF indirme linki var mı? Tek İsim, Tek Kader kitabının yazarı John Green kimdir? İşte Tek İsim, Tek Kader kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...
Kitap Künyesi
Yazar: John Green
Yazar: David Levithan
Çevirmen: Çiçek Eriş
Orijinal Adı: Will Grayson & Will Grayson
Yayın Evi: Pegasus Yayınları
İSBN: 9786053435310
Sayfa Sayısı: 336
Tek İsim, Tek Kader Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Will Grayson
Ya çılgın dostunuz hayatınızla dalga geçen bir müzikal sahneliyorsa
Ve hoşlanmadığınızı sandığınız kız sizden hoşlanmaya başladıysa?
Öteki Will Grayson
Ya yapayalnız hissettiğiniz bu dünyada tek gerçeğiniz depresyonunuzsa
Ve hiç tanışmadığınız birine sırılsıklam âşık olduysanız?
İkisinin de ismi Will Grayson;
İkisi de Şikago'da yaşıyor
Ve ikisi de on yedi yaşında…
Ortak bir de dertleri var:
Aşka duydukları su katılmamış korku…
"Bu romanda hayat var."
-Entertainmentweekly.com-
"Okurları hem kahkahaya boğacak, hem ağlatacak hem de herkese avaz avaz şarkı söyletecek."
-Kirkus Reviews-
"Süperstar yazarlardan neşe dolu bir ortak çalışma."
-The Daily Beast-
"Genç âşıklar, tutku, entrika, öfke, acı ve arkadaşlığa dair harika bir öykü."
-Booklist-
(Tanıtım Bülteninden)
Tek İsim, Tek Kader Alıntıları - Sözleri
- En çok ümit ettiğin şeyler sonunda seni mahveden şeylerin ta kendisi oluyordu..
- Beni dinlemiyorsun. Beni seviyormuşsun gibi bile görünmüyorsun.
- annemin saç ıvır zıvırını kullanabilirdim aslında fakat tarlada uçuşan kelebekler gibi kokmak gibi bir niyetim yoktu.
- anneme ilişki tavsiyesi vermem bir balığın salyangoza uçmayı öğretmesi gibi bir şey.
- Kendimi öldürmekle etrafımdaki herkesi öldürmek arasında sürekli gidip geliyorum.
- Nereye itilirsem oraya gitmekten yorulmuştum.
- Birilerini umursamanın sonunda başına kötü şeyler geleceğine güvenebilirsin," dedim ki doğruydu. Umursamak kimi zaman felaketle sonuçlanmıyordu. Sonu her zaman felaketti.
- “İnsanlar gerçekten aptal, ‘dedi Tıfıl. ‘Sanki aşık olmak kötü bir şeymiş gibi.”
- "It's gonna hurt because it matters."
- Fark etmediysen, insanlar bayağı acayip.
- yani ben on yedi yaşına bastığı anda garaj yolunda yepyeni bir chevrolet belirmesinin tanrı tarafından amerikalılara bahşedilmiş bir hak olduğuna inanan embesillerden değilim ki.
- “En çok ümit ettiğin şeyler sonunda seni mahveden şeylerin ta kendisi oluyordu.”
Tek İsim, Tek Kader İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Evet yine giriş cümlesi bulamadığım bir kitap yorumu. İlk öncelikle bu kadar alıntı yaptığım ve çok sevdiğimi söylediğim bir kitaba incelemeyi böyle geç yazmamın nedeni sanırım çok değil de sadece sevdiğime karar vermiş oluşum. Peki neden öyle oldu diye soracak olursanız basit. Son sayfalarda Tıfıl’ın yaptığı şeyler ve Tıfıl ve Öteki Will Grayson’ın ilişkisi. Bu kitabı gerçekten uzun zamandır almak istiyordum çünkü Kitapyurdun da iç sayfalara göz at butonuna tıklayarak birkaç sayfasını en az 78974945 kez okumuşumdur ve ne kadar okursam okuyayım hep gülmüşümdür. Ve sonunda aldım işte. Başlarda gerçekten aşırı eğleniyordum, kahkaha atıyordum. Bazı yerlerde anırıyordum falan hatta. Ama her şey İki Will karşılaştıktan sonrasına kadardı. Şimdi size oraya kadar yaşananları ve genel olarak kitabı anlatacağım. Şimdi bizim en başında Will Grayson adında bir karakterimiz var. Ve bu karakterinde hayatına koyduğu iki önemli ve tek kuralı var. 1. Çok umursama. 2. Sus. Ve birde bu karakterin arkadaşı olarak gösterilebilecek Tıfıl adında bu iki kuralına uymamaya dair sanki yemin etmiş gibi davranan tek ve en yakın arkadaşı birde EHB’den (EHB = Eşcinsel Hetero Birliği) Jane ve Gary var. Ayrıca o aralar Tıfıl, konusunun kendi hayatı olduğu ve başrolünde oynadığı bir müzikal için para toplamaya çalışıyor ve bulduğunda da müzikalin şarkılarını falan yapmaya başlıyor. Neyse bu Will bi yana dursun, Şikago da yaşayan bir Will Grayson daha var. Bu Will depresif bir ruh hali içerisinde ve sanal arkadaşı Isaac dışında konuşmak istediği çok bir insan yok. Isaac aynı zamanda aşık olduğu kişi ve zamanının çoğunu onun aktif olmasını bekleyerek ve onunla yazışarak geçiriyor. Gel zaman git zaman bir gün Isaac ‘buluşmalıyız’ diyor ve Will heyecanlanıyor ve sonra buluşmak için bir gün belirliyorlar. O günün gelmesini Will kadar kitabı okuyan herkes de (ben de dahil) heyecanla bekliyor ve nihayet o gün geldiğinde ve Will ne giyeceğine bir türlü karar veremezken neredeyse tüm okuyucuların içinden eminim ki ‘kesin bi haltlar olucak ama bakalım’ düşüncesi geçiyor. Ve o bir haltlar tabi ki de oluyor ama onu tabi ki yazmayacağım. :D Neyse Isaac ile buluşma bahanesiyle iki Will’in yolları bir erotik shopta kesişiyor ve daha sonra bunlar konuşuyorlar biraz falan sonra o sırada Jane ve Tıfıl konserden geri geliyor (ha bu arada söylemeyi unuttum Depresif olmayan Will Jane’den hoşlanıyor) ve neyse sonra Will ve Jane yürümek için Tıfıl ve depresif Will’in yanından ayrılıyor ve Tıfıl ve Will baş başa kalıyor ve sonra bunlar çıkıyorlar benzeri bir şey oluyor. Tıfıl bilmem kaç bin flörtten sonra gerçek aşkını buluyor, ilk uzun süreli sevdiği kişi falan. Daha sonra müzikalin konusunu kendi hayatından ‘Sevgi’ konusuna çeviriyor ki bu kitapta yaptığı 2 mantıklı şeyden biri. Diğeri Will’den (arkadaşı olandan) özür dilemesi. Ve sonra ben kitabı yavaş yavaş çoktan sadece sevme aşamasına düşüyorum. Çünkü başından beri Will’ın Isaac’i unutamadığını içimde hissediyorum ve Tıfıl’la ona asla sıcak bakmıyorum ki zaten bana samimi gelmiyorlar. Ve bu ilişki yüzünden depresif Will’ı severken ona olan sevgimi yitiriyorum. Çünkü abi ilişkinin yürümeyeceği en başından belli. Will bu kadar neşeyi ve ilgiyi kaldırabilecek türde bir karakter değil. Tıfıl’a ise bilmiyorum ama sevmemin nedeni kendini sürekli ön plana atıyormuş gibi hissetmem sanırım. Sonra Will ile çıkmaya başladığında arkadaşı olan Will’ı hafiften görmezden gelmeye başladığında sadece sevgimi kaybetmekle kalmadı aynı zamanda biraz da nefretimi de kazanmış oldu. Çoğu insan Tıfıl’ı, Will’a olan patlamasından sonra, ‘herkesin iyiliğini istiyorum ama kimse bunu görmüyor. Kilolu oluşumu bir an bile düşünmediğimi sanmıyor musun?’ gibi bir patlama sevmeye başlamış ama maalesef biraz üzülsem de Tıfıl benim için çoktan ölmüş bitmiş bir karakterdi. Jane’i de başta severken sonra sevmedim çünkü o da birtakım saçmalıklara bulaştı ama sonra onu yeniden sevdiğimi söyleyebilirim. 1-) Müzik zevki 2-) Will ile olan diyaloglarından dolayı Neyse kitabın sonunda gerçekten sevdiğim tek bir karakter kaldı. O da Tıfıl’ın arkadaşı olan ama depresif olmayan Will Grayson. Gerek karakteri, gerek düşünceleri ve konuşmaları, her şeyiyle beni etkileyen bir karakter oldu. Özellikle ikili diyaloglarda olan konuşmalarıyla. İnsan gerçekten öyle bir arkadaşa sahip olmayı istiyor sanırım. Ve şunu da söylemek istiyorum ki, şu Will ve Isaac olayında yaşanan şeyler ‘u want me 2 kill him’ filminde olanlara benziyordu. Yani gerçek hayatta böyle bir şey yaşanmış zaten de yaşansa işte bu birinin duygularını taciz etmekten dolayı suç sayılıyor. Yani böyle bir şey yapmak hafife alınacak bir şey değil. Onun dışında depresif Will’ın takdir ettiğim bir yönü de hatasını fark ettiğinde annesine kötü davranmayı bırakması. Isaac darbesini yedikten sonra (o darbeyi ben de yedim çünkü Isaac ve Will ikilisini baya sevmiştim…) ‘anlıyorum. Şimdi annemi anlıyorum’ demesi beni etkilemişti. Bazı şeyleri yaşamadan gerçekten bazen karşımızdaki insanı anlayamıyoruz cümlesini gerçekten deneyimleyerek yaşadı ve tattı. Ve son bir şey, çoğu kişi depresif Will’deki yazım tarzını baskı hatası sanmış ve bunları okurken cidden ÇOK FAZLA ŞAŞIRDIM. :D Depresif Will’de ki bölümler hep büyük harf kullanılmadan yazılmıştı, hatta cümle başlarında bile ve ben bu tarzı ne bileyim onunla özdeşleştirmiştim. Üşengeç olduğu için büyük harf bile yapmıyor falan diye. (Asıl sebep: Will'leri ayırt edebilmemiz içinmiş) Ayrıca çoğu kişi farklı iki Will olduğunu sonradan fark etmiş. İki Will’ı aynı kişi sananlar falan olmuşta, baya şaşırdım. Fark edilmeyecek gibi değil çünkü… Onu geçtim kitabın arkasını okuyan her kişi iki farklı Will olduğunu zaten bilir. Yani yazarların bunun için yazım değişikliğine gitmesi bile gerekmiyordu ki bence zaten boşa gitmiş, kimse fark etmemiş kflfjff Neyse kitap hakkında söyleyeceklerim bu kadardı. Sevdim ve eğlenmek istiyorsanız okumanızı öneririm ama eğer homofobikseniz okumanızı tavsiye etmem. (summer)
Bir solukta bitirdiğim bir kitap oldu. Üslup olarak çok güzel ve eğlenceli. Bol bol kahkaha attığım yerler oldu. Özellikle eşcinsel olan Will’in diyaloglarına bayıldım. İnsanın modunu yükselten bir kitaptı bana kalırsa. Willleri ayıramayanlar olmuş sadece harflerle ilgiliydi :) Konusu herkesin ilgisini çekmeyebilir ama John Green ne hakkında yazarsa yazsın mutlaka kendini okutturuyor.. (Z)
Kitap aynı ismi taşıyan iki çocuğun hayatlarının esrarengiz kesişmelerini anlatıyor. Birisi henüz kimliğini bulamamış homoseksüel bir genç; diğeri ise ailesi, arkadaşları ile sürekli çıkmazlara giren bir genç. Kitabı yazarına güvenerek almıştım ki John Green kalemini sevdiğim bir yazardı erken ergenlik yıllarımda. Karantina döneminde biraz rahatlamak için okudum ama sanırım artık edebi olarak tatmine ulaştırmıyor. (Furkan Aydın)
Tek İsim, Tek Kader PDF indirme linki var mı?
John Green - Tek İsim, Tek Kader kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tek İsim, Tek Kader PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı John Green Kimdir?
John Green New York Times bestseller'ı olmuş dört kitabın yazarıdır. Michael L. Printz Ödülü, Michael L. Printz Onur Ödülü ile Edgar Ödülü kazanmış, iki kez L.A Times Kitap Ödülü finalisti olmuştur. Ayrıca kardeşi Hank'le birlikte tüm dünyada üç yüz milyondan fazla izlenmiş bir video serisi olan Vlogbrothers'ın yaratıcısıdır. John eşi ve iki çocuğuyla birlikte Indianapolis'te yaşamaktadır.
John Green Kitapları - Eserleri
- Aynı Yıldızın Altında
- Alaska'nın Peşinde
- Kağıttan Kentler
- İlk Aşk
- Tek İsim, Tek Kader
- Kar Taneleri
- Kaplumbağa Kabuğunda Dünya
- The Anthropocene Reviewed
- Aynı Yıldızın Altında
John Green Alıntıları - Sözleri
- "I" is the hardest word to define. (Kaplumbağa Kabuğunda Dünya)
- Artık herhangi birisinin beni neden sevdiğini umursamıyorum. Ölesiye yalnızım sadece. (Kaplumbağa Kabuğunda Dünya)
- "Ona hayat kütüphanesi diyorum." (Alaska'nın Peşinde)
- Biz hamımız çat vermişik.Doğulandan hər birimiz su keçirməz gəmi olaraq yola çıxırıq.Sonra belə şeylər baş verir- bu adamlar bizi ya atır, ya sevə bilmirlər, ya onlar bizi başa düşmür, ya da biz onları başa düşmürük və beləliklə, biz bir-birimizi itiririk, aldadırıq, pis vəziyyətdə qoyuruq, bir-birimizin xətrinə dəyirik.Və bizim gəmimiz çat verir.Birinci çat görünən kimi yaxınlaşan son qaçınılmaz olur. Amma çat görünən anla gəminin batması anı arasında müəyyən vaxt var. Biz yalnız bu vaxt ərzində biri-birimizi görə bilirik, çünki özümüzdən o yana yalnız bu açılan çatlardan baxa bilirik.Biz biri-birimizin gözlərinə nə vaxt düz baxdıq? O vaxt ki, sən mənim çatlarımı gördün, mən də sənin çatlarını. Ondan qabaq biz yalnız biri-birimizin uydurma obrazlarını görürdük-bu ona oxşayır ki, jalüzləri bağlanmış pəncərənizə baxıram, amma içərini görmürəm. Çatlar yarananda isə içəriyə işıq düşür. Amma içəridən də bayıra işıq düşür. (Kağıttan Kentler)
- Ve çoğu insan özgürlükte günah buluyor. (Aynı Yıldızın Altında)
- Acının olayı bu, acı hissedilmek ister. (Aynı Yıldızın Altında)
- Nereye itilirsem oraya gitmekten yorulmuştum. (Tek İsim, Tek Kader)
- "Düşünceler sadece düşünce, sen düşüncelerinden ibaret değilsin. Düşüncelerin sana ait değilken bile sen kendine aitsin." (Kaplumbağa Kabuğunda Dünya)
- Bu şehire, bu insanlara, bu yollara, seni bana imkansız kılan herşeye çokça küskünüm haberin olsun. (Aynı Yıldızın Altında)
- "It's gonna hurt because it matters." (Tek İsim, Tek Kader)
- Ve asıl olay, birisini kaybettiğinde eninde sonunda herkesi kaybedeceğini fark ediyorsun. (Kaplumbağa Kabuğunda Dünya)
- “İş o yerə gəlib çatdı ki, gördüm, biləyimin dərsi elə ağ, elə kövrəkdir ki, mən buna cəsarət etmədim.Mənə elə gəldi ki, öldürmək istədiyim şey bu dərinin, ya da nəbz kimi döyünən bu nazik, göyümtül damarların altında deyil, hardasa başqa yerdədir, daha dərindədir və ona çatmaq daha çətindir” (Kağıttan Kentler)
- Kalp seçemez, sadece sever. (İlk Aşk)
- "Bu labirentten nasıl çıkacağım!" (Alaska'nın Peşinde)
- "Neden iyi insanlar hayatta berbat şeyler yaşar?" (Alaska'nın Peşinde)
- Anlaşılan dünya bir dilek fabrikası değilmiş (Aynı Yıldızın Altında)
- Eksik parçaların eksildikten sonra bir daha asla içindeki yere tekrar yerleşemiyor bence. (İlk Aşk)
- Getmək həmişə ağırdır, çətindir, amma gedəndə, yerindən tərpənənə kimidir bu hiss.Sonra görürsən ki, bundan asan iş yoxmuş. (Kağıttan Kentler)
- Size herkes bakabilirdi. Asıl nadir olan, sizinle aynı dünyayı gören birini bulmaktı. (Kaplumbağa Kabuğunda Dünya)
- “Size herkes bakabilirdi. Asıl nadir olan; sizinle aynı dünyayı gören birini bulmaktı.” (Kaplumbağa Kabuğunda Dünya)