Kitap Künyesi
Yazar: Attila Şenkon
Yayın Evi: İletişim Yayıncılık
İSBN: 9789750521904
Sayfa Sayısı: 105
--reklam--
Telef Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kısa bir konuşma yapmamı bekliyorlar benden. Çaldığımız onca kapıya rağmen, ağabeyimin yirmi yıl önce gözaltında göz göre göre kaybedilişiyle ilgili kesin bir bilgiye ulaşmış değiliz. Bu yüzden, söze nereden başlayacağımı, nasıl anlatacağımı bilemiyorum. Ağabeyimden “var” diye söz etsem yalan olacak, “yok” desem belki de var. Kayıp yakınlarına di’li geçmiş zaman yasak, geniş zaman dar. Kurumuş ekmek, ölmüş bir gökyüzü, çiçeksiz saksı. Marşların, sızıların, yaraların hikâyesi… Kesik kesik… Bitmeyen gecenin, başsağlığına gelenlerin, dar sokağa bakan pencerenin, gidip de dönmeyenin uğultusu.
Telef, zifiri karanlığın ağıt romanı. Hep hatırlanan, her cumartesi hatırlatılan genç ölümler…
Attilâ Şenkon, ayrı ayrı zamanlarda, yan yana duruyor yangınlarla. Gecenin ortasında kelebek yumuşaklığı…
--reklam--
Telef Alıntıları - Sözleri
- “Meğer gerçek yalnızlık, insanın rüyasını anlatacağı kimsenin kalmamasıymış.”
- “Meğer gerçek yalnızlık, insanın rüyasını anlatacağı kimsenin kalmamasıymış.”
- Nâzım Hikmet: Yok öyle umutları yitirip karanlıklara savrulmak. Unutma, aynı gökyüzü altında bir direniştir yaşamak.
- Ağabeyimden 'var' diye söz etsem yalan olacak, 'yok' desem belki de var. Kayıp yakınlarına di'li geçmiş zaman yasak, geniş zaman dar.
- "Meğer gerçek yalnızlık, insanın rüyasını anlatacağı kimsenin kalmamasıymış."
- Murathan Mungan: Anlatsam inanmazlar oğul, masal derler; masala inanmazlar, masalı yalnızca dinlerler, sanki hakikati bilirmiş gibi, sanki hakikatin sırrına ermiş gibi, masala inanmayan gerçeğe inanır mı?
- “Yaprağa düşen çiyin sesini işaret belledim. Taşa tutunan yosunu, küf kokusunu... Sabır ve dirençle böyle bekledim yeniden güneşe çıkacağım günü.”
- “Eski bir otobüsün altı ve yedi numaralı koltuklarında, uyanıkken düşünceleri, içleri geçtiğindeyse düşleri karışmış birbirine.”
- “Acı, sevinçten daha çabuk daha güçlü yakınlaştırır derler ya, doğruymuş.”
- “Çivi çıkarmış, ama yeri kalırmış gerçekten.”
- “Dinledikçe, okudukça, sorguladıkça darbenin artçılarıyla sarsılıyormuş yüreği.”
- “Özenle seçmiş sözcükleri. Damağında bekletip yumuşatmış. İyimser, sitemsiz, isyansız cümleler kurmuş onlarla.”
- “Benim yaşadıklarım kaderdi. Kadere ancak boyun eğilir. Halka yaşatılan zulme ise baş kaldırmak gerekir.”
- “Onlar okudukça genişlermiş kasabanın daracık sokakları.”
- Nâzım Hikmet: Yok öyle umutları yitirip karanlıklara savrulmak. Unutma, aynı gökyüzü altında bir direniştir yaşamak.
--reklam--
Telef İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Attilâ Şenkon’dan okuduğum 5.kitap Telef. İlk defa kitabını okurken boğazım düğüm düğüm oldu :( Hatırladığımız kadar güçlü, Unuttuğumuz kadar suçluyuz demiş Attilâ Şenkon. Ara ara açıp unutmamak için tekrar okunmalı. (Cansu Bıçak Gök)
Telef Atilla Şenkon'un kalemiyle tanismama vesile olan bir kitaptı. Masalsı bir anlatımla cumartesi annelerini konu ediniyor. Kitabin başında özellikle bunların masal olduğunu vurgulayan Atilla Şenkon (Mungan alıntısı ile) kitabin sonuna gelince hepsinin gerçekliğini yüzünüze tokat gibi vuruyor. Okunması gereken, anlaşılması gereken bir kitaptı. Büyük ihtimalle de Atilla Şenkonla ilk tanışıklığımız olarak kalmayacak. Okunmalı, okutulmalı. (ceren cerenn)
"Dinle! Bir masal anlatacağım sana.Kulaklarını aç, yum gözlerini, "dedi yaşlı kadın.Söz arıyormuş gibi sol eline baktı dalgın dalgın.İki yüzük vardı parmağında biri ip, biri altın. Yumdum gözlerimi.Uykuyu bekler gibi. "Bir varmış..."diye başladı söze.Yutkundu. "Hâlâ varmış, hep varmış, " dedi.Umudun diliydi bu, içinde 'yok' yoktu. syf 15 Attilâ Şenkon, Telef'te artık yakınlarının yaşamasından umudunu kesmiş, ölüsüne razı Cumartesi Anneleri'nin nezdinde tüm kayıp yakınlarının sesi olmuş.Öylesine iç kanatıcı ki Telef...Roman demek çok zor doğru tanım ağıt olmalı.Tüm fazlalıklardan arınmış, şiire yakın, kendi içinde ritmi olan bir anlatı çıkmış ortaya. Bize bir sürpriz de hazırlamış Şenkon...Araştırmacı okuyucu için.️Masalların anlatıcılarına verilen isimler, anlatılan masallarla ilintiliymiş. Retime; Bir şeyi hatırlayabilmek için parmağa bağlanan iplikmiş. Nullipar;Hiç doğurmamış manasında kullanılmaktaymış. Fersude;Hatalı basıldığı için piyasaya sürülmeyen gazeteymiş. Herfene;Ortaklaşa getirilen malzeme ile yapılan yemek ve eğlenceymiş Çirok ise masal, hikâye anlamındaymış. Retime'nin, Sağkız'ın, Nulipar, Fersude'nin Herfene'nin Çirok'un masalları içinizi ne denli yaksa da okuyun derim.Cumartesi anneleri bu ülkenin gerçeği... Sağkız'ın anlamını bulamadım bu arada!️ (Özlem Akbaş)
--reklam--
Telef PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Attila Şenkon - Telef kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Telef PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Attila Şenkon Kimdir?
Attilâ Şenkon, 21 Ağustos 1962'de Ankara'da doğdu. İlk, orta ve liseyi bu kentte tamamladı. 1987'de Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü'nden yüksek lisans derecesiyle mezun oldu. Dostluk ve insan ilişkilerini fantastik bir anlatımla sorgulayan öykülerini 1990'da Her Gün Perşembe Olsa adıyla kitaplaştırdı. Bu ilk kitabı ile 1991 Akademi Kitabevi Öykü Özendirme Ödülü'ne değer görüldü. 1993'te ikinci öykü kitabı Uykusuz Gece Düşleri, 1995'te Ten Yükü, 1998'de ise Nazlı Eray'ın yaşamöyküsünden yola çıkarak yazdığı ilk romanı Bütün Düşler `Nazlı'dır yayınlandı. Güldane Ayaoku Yiğit tarafından filme alınan Ten Yükü, 19. İFSAK Ulusal Kısa Film Yarışması'nda dördüncü oldu.
--reklam--
Attila Şenkon Kitapları - Eserleri
- Gökkuşağına İki Bilet
- Hoş Bulduk Hayat
- Yalan Satıcısı
- Her Gün Perşembe Olsa
- Telef
- Ten Yükü
- On Üç Büyülü Öykü
- Bıyık İzi Yalanları
- Bütün Düşler Nazlı'dır
- Aykırı Üçgenler
- Sustum Duydun mu?
- Bahar Temizliği
- Geveze Kitap Tatilde
--reklam--
Attila Şenkon Alıntıları - Sözleri
- Biliyorum ki, dostluklar var oldukça sevgi tükenmez. (Her Gün Perşembe Olsa)
- “Bizimle dalga geçen hayattır. Her zaman. Hep.” (Yalan Satıcısı)
- “Benim yaşadıklarım kaderdi. Kadere ancak boyun eğilir. Halka yaşatılan zulme ise baş kaldırmak gerekir.” (Telef)
- “Hayatın yeni dalgası, yüreğimin kıyısına vurup geri çekiliyor usulca. Bir taş daha yerine oturur. Romanın bittiğini anlarım.” (Yalan Satıcısı)
- Unutma, insanın kendini tanımasından daha önemli şey yoktur yaşamda. Kendini tanımayan başka insanları anlayamaz. Başka insanlar anlaşılmadan da yaşam anlatılamaz. (Gökkuşağına İki Bilet)
- “Yaşama bir ucundan tutunmazsak hızlı bir tren gibi bizi almadan yanımızdan geçip gider.” (Bütün Düşler Nazlı'dır)
- Seninseyemezsin çocuk. Sevgi, hoşgörü, özveri bolca konmuşsa hamuruna ve sen yirmi küsur yıl böyle pişmişsen, olmak istediğin bu kişiyi seninseyemezsin. Değişmeye karar verdiğimde sen yaşlardaydım. Beni de bezdirmişti insanlar. Tek çıkar yolun oyunu onların kurallarıyla oynamak olduğuna inanmıştım. Başlangıçta zorlandıysam da, sonunda kaskatı bir maske takabildim yüzüme. Ne var ki, içimdeki benle yüzümdeki maske hâlâ iki yabancı. (Her Gün Perşembe Olsa)
- "... az önce açtığı yarayı kendi örten bir yara bandıydı o an." (Yalan Satıcısı)
- Korkuyordum hayattan. Ben küçücüktüm, o ise çok büyük. Tırmanmam gereken yüksek bir dağ gibi dikiliyordu karşımda. Eteklerine çocukluk, aradaki kısmına gençlik, zirvesine de yaşlılık adı verilen üç katmanlı bir dağ idi bu. (Hoş Bulduk Hayat)
- Kısaca, payına düşeni yaşayan her fani gibi ben de dersimi aldım, yükümü sırtladım; biraz kırgın, biraz dargın, yorgun argın gidiyorum. (Hoş Bulduk Hayat)
- "İnsan, yaşamını temize çekebilir mi?" öykünün sonunda da şöyle cevap veriyor: "Yaşam temize çekilemiyor. Bir tek ölüm her şeyin üstünü örtebilir. Yalnız ölüm." (Ten Yükü)
- "Dünyaya gelirken herkesin yüreğine bir armağan paketi yerleştirir Tanrı. Kimileri bu paketin farkına bile varmadan yaşayıp gider, kimileri açmakta geç kalır, açanların çoğu ise içinden çıkan şeyi ne yapacağını bilemez. Sen, paketini çok küçük yaşında açan şanslılardan ve sunulmuş armağanın değerini anlayanlardansın." (Gökkuşağına İki Bilet)
- "Mutlu sonlara öyle ihtiyacımız var ki.” (Yalan Satıcısı)
- Ayrılık zamanı hızla yaklaşıyordu, bizse hâlâ susuyorduk. Söylemek istediğim ne çok şey vardı oysa. Neden korkuyordum ki ağlamaktan? (Ten Yükü)
- İki tümce arasında bunca değişir mi insan? (Her Gün Perşembe Olsa)
- Ölmeye gör... Yazdığın kitaplara, yaptığın iyiliklere ve yardımlara rağmen hemen unutuyorlar. (Hoş Bulduk Hayat)
- Yaşamak güzeldi. Bazen yanarak, bazen sönerek; kimi gün ağlayıp kimi gün gülerek geçtim içinde. Onu kısaydı, ben mi aceleciydim anlayamadım. Tam öğrenmişken, tam alışmışken sonu göründü. Şimdi aklımda baştan başlasam, her şeyin çok daha kolay olacağından eminim. Ama insan bir filmi ikinci izleyişinde ondan aynı zevki alabilir mi , kararsızım. Yaşamak acemilikleriyle güzeldi. Teşekkürler Tanrım . (Hoş Bulduk Hayat)
- “Çivi çıkarmış, ama yeri kalırmış gerçekten.” (Telef)
- "İlkokul müsameresinde saçları pudrayla beyazlaştırılıp zorla dede rolüne çıkartılmış öğrenci gibiyim. Dışım kış, içim bahar." (Hoş Bulduk Hayat)
- "Yazdıkça kendini daha iyi tanır, yüreğini kazıdıkça içindeki gizli bene ulaşırsın. Kendi psikiyatrın olursun giderek. Unutma, insanın kendini tanımasından daha önemli şey yoktur yaşamda. Kendini tanımayan başka insanları anlayamaz. Başka insanlar anlaşılmadan da yaşam anlatılamaz. Belki de bu yüzden, kimi yazarlar yaşama duyarlı bir şekilde dokunurken, kimileri ona tecavüz ederler." (Gökkuşağına İki Bilet)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin