Kitap Künyesi

Yazar: Attila Şenkon

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789758440788

Sayfa Sayısı: 88

--reklam--

Ten Yükü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Her şey, kitaba adını veren ilk öykünün yazılmasıyla başladı. Öyküyü tamamladığımda daha önce başıma gelmeyen garip bir huzursuzluk yaşadım. Öykü bitmişti, ama benim iç hesaplaşmam bitmemişti. Kahramanlarıma haksızlık ettiğimi, onları orta yerde bıraktığımı düşünüyor; Mine, Sedat ve Tamer'in yaşadıkları parçalanıştan sonra ne yaptıklarını, iki çocukluk arkadaşının aradan geçen yıllarda nasıl bu denli değişebildiğini merak ediyordum. Bir süre sonra, yeni bir öykü yazmak için masaya oturduğumda, kâğıdın üzerinde kahramanlarımın çocukluklarıyla karşılaştım. Beni, geçmişlerini araştırmaya onlar zorladı. Sedat ile Tamer arasında eşcinsel bir ilişki var mıydı, müsveddeye benzetilen bir yaşam temize çekilebilir miydi, Mine'nin inandığı gibi ihanetin ilacı karşı ihanet miydi gerçekten Bu sorulara yanıt ararken, kahramanlarımın değişik dönemlerini anlattığım bir dizi öykü çıktı ortaya. Her biri tek başına da okunabilen öyküler; tıpkı yap-boz parçaları gibi belli ipuçlarıyla birbirlerine bağlandılar. Bu açıdan, aslında bir öyküler toplamı olan Ten Yükü'ne, dikkatli okura karışık sunulmuş bir roman gözüyle de bakılabilir. Her ne kadar, parçaların yanlış yerleştirilmesinin, farklı okumalara açık bir kurguya sahip olan kitabın özünü zedelemeyeceğine inanıyorsam da, gönlüm, okurun Ten Yükü'ne kırılacak bir eşya duyarlılığıyla yaklaşmasından, doğru tabloyu oluşturabilmesinden yana.

--reklam--

Ten Yükü Alıntıları - Sözleri

  • "İnsan, yaşamını temize çekebilir mi?" öykünün sonunda da şöyle cevap veriyor: "Yaşam temize çekilemiyor. Bir tek ölüm her şeyin üstünü örtebilir. Yalnız ölüm."
  • Zerrin teyzelerde, "Ayrılığın yükünü geride ka­lan taşır," demişti annem. Giden, yerleşme telaşı, yeni çevresi, komşuları derken avunurmuş biraz. Geride bıraktıklarını unuturmuş zamanla. Oysa ka­lan öyle miymiş ya? Koskoca bir boşlukta bulurmuş kendini.
  • Lütfen gizlendiğin kabuğu kır, yaşama dön. Bir şans daha tanı kendine ve âşık olmaktan korkma.
  • Çoğumuz, midemiz ağrıdığında, gözümüz bozulduğunda rahatlıkla doktora gideriz de, ruhi bir açmaza düştüğümüz zaman psikologa gitmeye çekiniriz nedense. Utanırız bundan. Gitsek bile, bunun çevremizce bilinmesini istemeyiz.
  • Yaşam temize çekilemiyor. Bir tek ölüm her şeyin üstünü örtebilir.
  • Onu başkasıyla paylaşmak düşüncesi çıldırtıyordu beni. Yalnız benim arkadaşımdı o. Öyle kalmalıydı. Benden başka hiç kimseyle kızmabirader, dama, zehir oynamamalı, dünya atlası üzerinde düşsel yolculuklara çıkmamalıydı.
  • “Ayrılığın yükünü geride kalan taşır” demişti annem.
  • Bazı insanlar el sıkışmayı bilmez. Kopup avucunuzda kalıverecekmişçesine cansız, paçavra gibidir elleri. Üşürsünüz.
  • “Endişemi hoş görün. Bu çok sık başımıza gelen bir şeydir. Okur, kahramanla yazarı hep özdeşleştirmeye çalışır nedense.”
  • “Ayrılığın yükünü geride kalan taşır,” …
  • Ayrılık zamanı hızla yaklaşıyordu, bizse hâlâ susuyorduk. Söylemek istediğim ne çok şey vardı oysa. Neden korkuyordum ki ağlamaktan?
  • “Kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum.”

--reklam--

Ten Yükü İncelemesi - Şahsi Yorumlar

'Her parça herkese uymaz ' der kitabın başı ne de olsa , birbirinden farklı hikayelerin buluştuğu bir kitap. Hikayenin bir yerinde psikoloğa derdinizi anlatıyorsunuz, bir başka yerinde ise çok sevdiği birisinden ayrılan bir çocuk oluyorsunuz. Bir diğer yerinde terkedilen bir erkek oluveriyorsunuz. İşte kitap dediğiniz böyle bir şey zaten oradayken oradasınız. (Penbegül Yılmaz)

#3 Çerez Olarak Bile Okunmaz..: Kitap cidden gereksiz. Boş zamanlarda çerezlik olarak okumaya çalışırsanız zamanınızı çöpe atmış olursunuz. Edebi tat alamazsınız. Düz yazı ve biraz betimlemeler ile 4-5 öykünün birleşimi. Bir öyküde eşcinsel mi değil mi sorusu, diğer öyküde kocasının onu aldatması vb. olaylar... Tüm öyküler 100 sayfalık bir kitabı 25 sayfaya düşürmüş hissi yaratıyor. Yazarın dili sade. İlk defa kitabını okuyorum (kitapyurdu teslimat noktasının hediyesi olduğu için bende mevcut. Yoksa asla okumazdım yani) (Ömer GreenYaprak)

Kitap birbirleriyle bağlantılı birçok hikayeden oluşuyor. Yazarın deyimiyle " her şey ilk öyküyü yazmamla başladı. Bir süre sonra yazmak için masaya oturdugumda kahramanların çocukluklarıyla karşılaştım" dili oldukça güzel olmasına rağmen bana ayrı ayrı öykülerden ziyade karışık ve eksik yazılmış kısa bir roman gibi geldi. Çoğu bölümde kim hangisi anlayamadım. Sonundaki mektup kimden kime , hikayeyle ne ilgisi var anlamlandıramadım. Bir saatte yakın bir sürede bir solukta okunabilecek bir kitap ama bana fazlasıyla eksik ve detaysiz yazılar bütünü gibi geldi. (İpek aguslar)

--reklam--

Ten Yükü PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Attila Şenkon - Ten Yükü kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ten Yükü PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Attila Şenkon Kimdir?

Attilâ Şenkon, 21 Ağustos 1962'de Ankara'da doğdu. İlk, orta ve liseyi bu kentte tamamladı. 1987'de Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü'nden yüksek lisans derecesiyle mezun oldu. Dostluk ve insan ilişkilerini fantastik bir anlatımla sorgulayan öykülerini 1990'da Her Gün Perşembe Olsa adıyla kitaplaştırdı. Bu ilk kitabı ile 1991 Akademi Kitabevi Öykü Özendirme Ödülü'ne değer görüldü. 1993'te ikinci öykü kitabı Uykusuz Gece Düşleri, 1995'te Ten Yükü, 1998'de ise Nazlı Eray'ın yaşamöyküsünden yola çıkarak yazdığı ilk romanı Bütün Düşler `Nazlı'dır yayınlandı. Güldane Ayaoku Yiğit tarafından filme alınan Ten Yükü, 19. İFSAK Ulusal Kısa Film Yarışması'nda dördüncü oldu.

--reklam--

Attila Şenkon Kitapları - Eserleri

  • Gökkuşağına İki Bilet
  • Hoş Bulduk Hayat
  • Yalan Satıcısı
  • Her Gün Perşembe Olsa
  • Telef
  • Ten Yükü
  • On Üç Büyülü Öykü
  • Bıyık İzi Yalanları
  • Bütün Düşler Nazlı'dır
  • Aykırı Üçgenler
  • Sustum Duydun mu?
  • Bahar Temizliği
  • Geveze Kitap Tatilde

--reklam--

Attila Şenkon Alıntıları - Sözleri

  • Biliyorum ki, dostluklar var oldukça sevgi tükenmez. (Her Gün Perşembe Olsa)
  • “Bizimle dalga geçen hayattır. Her zaman. Hep.” (Yalan Satıcısı)
  • “Benim yaşadıklarım kaderdi. Kadere ancak boyun eğilir. Halka yaşatılan zulme ise baş kaldırmak gerekir.” (Telef)
  • “Hayatın yeni dalgası, yüreğimin kıyısına vurup geri çekiliyor usulca. Bir taş daha yerine oturur. Romanın bittiğini anlarım.” (Yalan Satıcısı)
  • Unutma, insanın kendini tanımasından daha önemli şey yoktur yaşamda. Kendini tanımayan başka insanları anlayamaz. Başka insanlar anlaşılmadan da yaşam anlatılamaz. (Gökkuşağına İki Bilet)
  • “Yaşama bir ucundan tutunmazsak hızlı bir tren gibi bizi almadan yanımızdan geçip gider.” (Bütün Düşler Nazlı'dır)
  • Seninseyemezsin çocuk. Sevgi, hoşgörü, özveri bolca konmuşsa hamuruna ve sen yirmi küsur yıl böyle pişmişsen, olmak istediğin bu kişiyi seninseyemezsin. Değişmeye karar verdiğimde sen yaşlardaydım. Beni de bezdirmişti insanlar. Tek çıkar yolun oyunu onların kurallarıyla oynamak olduğuna inanmıştım. Başlangıçta zorlandıysam da, sonunda kaskatı bir maske takabildim yüzüme. Ne var ki, içimdeki benle yüzümdeki maske hâlâ iki yabancı. (Her Gün Perşembe Olsa)
  • "... az önce açtığı yarayı kendi örten bir yara bandıydı o an." (Yalan Satıcısı)
  • Korkuyordum hayattan. Ben küçücüktüm, o ise çok büyük. Tırmanmam gereken yüksek bir dağ gibi dikiliyordu karşımda. Eteklerine çocukluk, aradaki kısmına gençlik, zirvesine de yaşlılık adı verilen üç katmanlı bir dağ idi bu. (Hoş Bulduk Hayat)
  • Kısaca, payına düşeni yaşayan her fani gibi ben de dersimi aldım, yükümü sırtladım; biraz kırgın, biraz dargın, yorgun argın gidiyorum. (Hoş Bulduk Hayat)
  • "İnsan, yaşamını temize çekebilir mi?" öykünün sonunda da şöyle cevap veriyor: "Yaşam temize çekilemiyor. Bir tek ölüm her şeyin üstünü örtebilir. Yalnız ölüm." (Ten Yükü)
  • "Dünyaya gelirken herkesin yüreğine bir armağan paketi yerleştirir Tanrı. Kimileri bu paketin farkına bile varmadan yaşayıp gider, kimileri açmakta geç kalır, açanların çoğu ise içinden çıkan şeyi ne yapacağını bilemez. Sen, paketini çok küçük yaşında açan şanslılardan ve sunulmuş armağanın değerini anlayanlardansın." (Gökkuşağına İki Bilet)
  • "Mutlu sonlara öyle ihtiyacımız var ki.” (Yalan Satıcısı)
  • Ayrılık zamanı hızla yaklaşıyordu, bizse hâlâ susuyorduk. Söylemek istediğim ne çok şey vardı oysa. Neden korkuyordum ki ağlamaktan? (Ten Yükü)
  • İki tümce arasında bunca değişir mi insan? (Her Gün Perşembe Olsa)
  • Ölmeye gör... Yazdığın kitaplara, yaptığın iyiliklere ve yardımlara rağmen hemen unutuyorlar. (Hoş Bulduk Hayat)
  • Yaşamak güzeldi. Bazen yanarak, bazen sönerek; kimi gün ağlayıp kimi gün gülerek geçtim içinde. Onu kısaydı, ben mi aceleciydim anlayamadım. Tam öğrenmişken, tam alışmışken sonu göründü. Şimdi aklımda baştan başlasam, her şeyin çok daha kolay olacağından eminim. Ama insan bir filmi ikinci izleyişinde ondan aynı zevki alabilir mi , kararsızım. Yaşamak acemilikleriyle güzeldi. Teşekkürler Tanrım . (Hoş Bulduk Hayat)
  • “Çivi çıkarmış, ama yeri kalırmış gerçekten.” (Telef)
  • "İlkokul müsameresinde saçları pudrayla beyazlaştırılıp zorla dede rolüne çıkartılmış öğrenci gibiyim. Dışım kış, içim bahar." (Hoş Bulduk Hayat)
  • "Yazdıkça kendini daha iyi tanır, yüreğini kazıdıkça içindeki gizli bene ulaşırsın. Kendi psikiyatrın olursun giderek. Unutma, insanın kendini tanımasından daha önemli şey yoktur yaşamda. Kendini tanımayan başka insanları anlayamaz. Başka insanlar anlaşılmadan da yaşam anlatılamaz. Belki de bu yüzden, kimi yazarlar yaşama duyarlı bir şekilde dokunurken, kimileri ona tecavüz ederler." (Gökkuşağına İki Bilet)