Kitap Künyesi

Yazar: Friedrich Nietzsche

Çevirmen: Orhan Tuncay

Orijinal Adı: The Birth of Tragedy

Yayın Evi: Gün Yayıncılık

İSBN: 9789758722938

Sayfa Sayısı: 144

Tragedyanın Doğuşu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Modern zamanların en etkili filozoflarından olan Nietzche bu çalışmasında Apolloncu unsurların kendini geri çekme etkisi, tutkunun Dyonisoscu elemanlarının kontrol gücü ve mantık dışı olanın içiçe geçmesiyle Yunan tragedyasının, büyüklüğüne ulaştığını açıklıyor.

Tragedyanın Doğuşu Alıntıları - Sözleri

  • "Onun için en kötü olan şimdi ölmek, ikincileyin kötü olan da bir kez gerçekten ölmektir."
  • Uzun sürecek bir yaşama özlem duymak kahramanların en büyüğüne yakışmaz, o yaşadığı günün değerini kendiliğinden verir.
  • Dionysosçu insanın Hamlet’le benzer bir yönü vardır: ikisi de şeylerin özüne gerçek bir bakış atmış, onları tanımışlardır, ve eyleme geçmek onları tiksindirmektedir; - çünkü eylemleri, şeylerin özünü değiştirmeyecektir. Zıvanadan çıkmış dünyayı yeniden düzenleme işinin kendilerinden beklenmesini gülünç ya da utanç verici bulmaktadırlar.
  • … neşeyle seslenir insan yaşama: “Seni istiyorum: sen bilinmeye değersin.”
  • Bolluktan duyulan bir acı var mıdır? — Varoluşun bolluğundan ve taşıp coşan sağlıklılığından, varoluşun sertliğine, kötülüğüne ve sorunsallığına yönelik bir eğilim?
  • Bilgi eylemi öldürür. Hakiki bilgi ve korkunç hakikati kavrayış, eyleme dürten her türlü güdüden üstün gelir. —İnsan bir kez görmüş olduğu hakikatin bilinciyle, şimdi her yerde yalnızca varlığın korkunçluğunu ya da saçmalığını görür ve Ophelia’nın yazgısındaki simgeselliği anlar.
  • Sanatçının neden, gücünü yalnızca sayısından alan bir kuvvete uyum sağlamak gibi bir yükümlülüğü olsun ki?
  • “En iyi şey senin için tamamen ulaşılmazdır: doğmamış olmak, var olmamak, hiç olmak. En iyi ikinci şey ise senin içindir — en kısa zamanda ölmek.”
  • “Yaşamın gözlüğüyle bakıldığında ne anlama gelir, — ahlak?…”
  • Seni istiyorum: sen bilinmeyene değersin.
  • Sanatları, her sanat yapıtının zorunlu yaşam kaynağı olan tek bir ilkeden türetmeye çalışanların tutumunun aksine, ben bakışlarımı Yunanlıların sanatçı tanrılarının ikisine birden, Apollon'a ve Dionysos'a dikiyorum, ve onlarda en derin özleri ve en yüksek hedefleri birbirinden farklı iki sanat dünyasının canlı ve somut temsilcilerini görüyorum. Apollon, görünüş içinde kurtuluşa gerçekten ulaşmanın biricik ilkesini, principii individuationis'i ululayan deha olarak duruyor karşımda: öte yandan, Dionysos'un mistik sevinç çığlığıyla bireyleşmenin efsunu parçalanıyor ve varlığın analarına, şeylerin en içteki özüne giden yol açılıyor.
  • Sophokles'in tragedyasıyla karşılaştırıldığında, Euripides'in tragedyasında edebi eksiklik ve gerileme olarak saydığımız ne varsa, çoğunlukla bu nüfuz edici eleştirel sürecin, o pervasız akıllılığın ürünüdür.
  • Dionysos değildi, Apollon da değildi, tamamen yeni doğmuş bir daymondu: adı Sokrates'ti: Budur yeni karşıtlık: Dionysosçu olan ve Sokratesçi olan; ve Yunan tragedyasının sanat yapıtı, bu karşıtlık yüzünden yok olmuştur. Euripides şimdi isterse bizi vazgeçişiyle avutmaya çalışsın, başaramayacaktır bunu: en görkemli tapınak bir harabeye dönüşmüştür; yıkan kişinin yakınmaları ve bunun tüm tapınakların arasında en güçlü olduğunu itiraf etmesi ne işimize yarar?
  • En iyi şey senin için tamamen ulaşılmazdır: doğmamış olmak, var olmamak, hiç olmak
  • “Müzik, imgeselliğin ve kavramların aynasında ne olarak görünür?”

Tragedyanın Doğuşu İncelemesi - Şahsi Yorumlar

1871: "Bugüne kadar kitabınızdan daha güzel bir şey okumadım! Cosima'ya dedim ki, ondan hemen sonra siz gelirsiniz: Sizin ardınızdan da uzun süre hiç kimse..." 1872: "Kitabınızı tekrar okudum ve Tanrı huzurunda yemin ederim ki benim ne istediğimi bilen tek kişi olduğuna inanıyorum." Wagner'in, Tragedyanın Doğuşu ile ilgili Nietzsche'ye yazdığı övgü dolu birkaç cümleyle incelemeye başlamak istedim. Nietzsche ve Wagner olayı biraz çetrefilli. Neden aralarının bozulduğu konusuna girmeyeceğim. Wagner'e müzik konusunda eleştiri getirebilecek hâlim yok. Kişiliğine gelirsek evlat olsa sevilmeyecek biri benim için. Peki Nietzsche neden kendi eserini parçalayıp, Tragedyanın Doğuşuna "Wagner'e Önsöz" diye bir bölüm ekledi? Nietzsche, daha sonra Wagner'in müziğini eleştirdiği eserinde, müziğine getirilen eleştirileri anlamayıp yüceltildiğini sanan ve direkt kendisiyle ilgili olmayan hiçbir eserini kâle almayan bir besteciye neden herkesten çok hayranlık besledi? Çünkü Nietzsche kadar müziğe hayranlık ve tutku duyan başka bir filozof yoktur. Çocukluğunda başlayan bu tutku, gençliğinde Wagner'e kendini tamamen bırakmasıyla devam eder. Bu müzik tutkusunun derecesi zaman zaman artar ve azalır, hatta bir dönem duyduğu tutku seviyesinde müziğe karşı sert bir sırt dönmesi de yaşar. Ama müzik Nietzsche'nin hayatında hep önemli bir yerde olmuştur. Tragedyanın Doğuşu'na dalmadan önce, Nietzsche için sanat nedir, sorusuna cevap aramak, bu soruya cevap bulmak için de insan denilen varlık Nietzsche için ne anlama geliyor, sorusunu cevaplandırmak lazım. Nietzsche, insanı bütün haliyle ele alır. Sokrates'le başlayan ve insanı sadece bilince ve bu bilincin oluşturduğu kurgulardan ibaret olan hakikatlere indirgemeyi reddeder. Sokrates'e bu eserinde sık sık eleştiriler getirmesi ve yeri geldiğinde bildiğimiz gömmesi bu yüzdendir. Nietzsche, felsefesinde önemli bir yer kaplayan güç istencini, bilinç yerine içgüdüye yani bilinçdışına konumlandırır. İnsan denilen varlık güç istenci ile yani içgüdüleri eşliğinde bir bilinç oluşturur ve o bilincin kurguladığı hakikatler üstünden ömrünü tamamlar. Dolayısıyla Nietzsche bedeni sadece bilincin uzantısı olarak gören ve küçümseyen yaklaşımlara savaş açar. İnsanın içgüdülerinin tetiklemesiyle, bilincinden doğan kurguları şaşmaz hakikatler olarak bellemesini kabul etmez. İyi, kötü ve ahlak kavramları, toplum, devlet, din, mitler ve üzerine konuştuğumuz ne varsa insanın bilincinden taşan kurgulardır. Örneğin: Bugün üzerinde çeşitli şekiller, sayılar bulunan ve banknot diye adlandırılan kağıtlar, ancak devletlerin ve toplumların belirli bir değer kurgusuna kolektif bir biçimde inanması ve kabul etmesi sonucunda değerli sayılan kağıt parçalarından öte bir şey değildir. Nietzsche'nin sanat hakkında görüşü ise insan bilincinden taşan ve gerçek olarak kabul edilen, üstüne konuştuğumuz, tartıştığımız tüm yaratım ve kurguların aksine, sanatın, yarattıklarının bir yanılsama olduğunun zaten farkında olmasıdır. Diğer tüm kurgular gibi bir gerçeklik ve nesnellik talep etmez. Çünkü sanat zaten bir kurgu olduğunun son derece farkındadır. Nietzsche de bu istisna kurguyu ele alırken üstün millet kabul ettiği Yunanlıları ve onların sanat anlayışı odağına alır. Ve Tragedyanın Doğuşu ortaya çıkar. İncelememde tragedyanın ne olduğundan ya da tanımından bahsetmeyeceğim. Bu kurgu olduğunun farkında olan tragedya hakkındaki her şeyi, kurgu olduğunun genellikle farkında olmadığımız devletten beklemeyin. Nietzsche'ye göre tragedya hakikate götüren ya da bunu amaçlayan bir kurgu değil, yanılsamayı ve yaşamı onaylayan bir kurgudur. Yaşamın iyi ve kötü yönleri iç içe geçer. Yunanlılar varoluşun korkularına ve kötümserliğe nasıl göğüs gerdi? Tragedya denilen sanat sayesinde. Nietzsche'ye göre eski ve bozulmamış tragedya iki sağlam kolon üstünde yükselmiştir. Yunanlıların iki tanrısı Apollon ve Dionysos üstünde. Nietzsche, bu iki tanrı üstüne, yukarıda bahsettiğim insanın bilinç ve içgüdü konusundaki görüşlerini ve felsefesinin büyük bir bölümünü inşa etmeye başlar. Apolloncu görüş, tasarım, bilinç ve diyalogu temsil eder. Bir şarap ve doğa tanrısı olan Dionysos ise istenci, bilinçdışını ve müziği temsil eder. Apolloncu görüş görüneni, bilinç ve bilincin yarattığı kurguları, Dionysosçu görüş ise görünmeyeni ve içgüdüleri kendisine temel olarak alır. Örneğin; Bu görüşü sanat konusundan ayırarak baktığımızda, özellikle son zamanlarda sosyal medya sayesinde patlayan çeşitli tatlı furyaları ve markaları var. Birçok insan medya ve reklam fırtınalarına maruz kalarak ve en önemlisi sürüden geri kalmamak amacıyla bu furyaya kendini kaptırıyor. Bu konuda yani medya ve popüler kültür eşliğinde şekillenen tüketim toplumuna mensup insanlar hakkında birçok görüş, sohbet, kitap ve çeşitli materyaller üretiliyor ve üretilmeye devam edecek. Ama bu konudaki elimizdeki görünen bilgilerin ve çıkarımların hepsi aslında yine kurgulardan ve bu kurgulara atfettiğimiz özelliklerden ileri geliyor. Yani bilincimizden. Konunun bu kısmını Apolloncu görüş olarak alıyorum. İnsanlık tarihini baz aldığımızda total tarihi nispeten çok yeni olan bu kurgular, insanların genellikle yemekten sonra ya da tok olduğu anlarda midesine tatlı şeyler indirmesini tamamen açıklıyor mu peki? Aslında hayır. Dionysosçu görüşe yani içgüdülere kulak vermek lazım. İnsanların genellikle tok olduğu zaman tatlı ve şekerli yiyecekler tıkınmasının nedeni için aslında oldukça geriye, avcı-toplayıcı zamanlarına gitmek gerekiyor. Avcı-toplayıcı toplumlarının yerleşik bir yaşama sahip olmamasından dolayı o zamanlarda yaşayan insanlar özellikle tatlı meyvelere rastladıkları an, hem taşıma ve en önemlisi taze şekilde saklama imkanının bulunmamasından ötürü yarın yiyecek bulup bulamayacağının verdiği korkuyla, tok olsa dâhi bu tatlı meyveleri mideye indiriyor. İşte bu korku ve korunma içgüdüsü nesilden nesile aktarılıyor. Ortada bu korku kalmadığında bile atalarımızdan gelen bu alışkanlık devam ediyor. Binlerce yıl öncesinden gelen bu içgüdü, daha sonra bilinçten taşan kurgular eşliğinde kullanılıyor ve yönetiliyor. Bu durumu iyi, kötü, ahlak, din, toplum dahil her türlü konuya uyarlayabiliriz tabii ki. Benim verdiğim örnek çeşitli okumalar esnasında edindiğim bilgiler sonrasında bu konuları okurken kafamda beliren bir örnek. Öznel. Kavramları birebir karşılamıyor olabilir. Teşbihte hata olmaz diyerek işin içinden sıyrılıyorum. Nietzsche, Tragedyanın Doğuşu'nun yarısından fazlasını Apollon- Dionysos görüşlerine ayırıyor. Geri kalan bölümlerde ise Sokrates'in bilince yüklediği önemi ve görüşleri benimsemiş, önemli bir tragedya yazarı olan Euripides'in tragedyalarında görselliğe ve bilince önem vermesi ve Dionysosçu görüşe ait en önemli unsurlardan olan koronun yapısını değiştirmesiyle yıkılan ve bozulan tragedyayı mercek altına alıyor. Tragedya karşıtı Sokrates'in, Euripides'in yeni oyunlarında yerini aldığını da belirtmiş. Sadece ilk kitabı olmasından dolayı değil, Dionysos'un sanattan ayrılarak Nietzsche'nin felsefesinde önemli bir figür haline gelmesinden dolayı, genel anlamda Nietzsche'nin daha iyi anlaşılabilmesi için okunması elzem olan bir eser. Bir okuma tavsiyesi de bu eserden önce Sophokles, Aiskhylos ve Euripides eserlerinin okunmasıdır. Genellikle kısa eserler olduğundan, önsözü uzun tutarak tragedya hakkında güzel bilgilere yer vermişler. Diğer yayınların durumunu bilmiyorum ama, Türkiye İş Bankası Yayınları'nda güzel bilgiler mevcut. Kesinlikle çok yararı oluyor. Verimli bir okuma için kesinlikle tavsiyedir. Tragedyanın Doğuşu'nun sonuyla incelemeyi bitiriyorum. İyi okumalar. "Mutlu Helen halkı! Nasıl da büyük olmalı aranızdaki Dionysos, dithyrambik çılgınlığınızı iyileştirmek için Delfoi tanrısı böylesi büyülere gerek duyduğuna göre!" – Bu ruh hali içindeki birine yaşlı bir Atinalı, ona Aiskhylos'un yüce gözüyle bakarak, şu yanıtı verebilirdi: "Şunu da söyle ama, ey tuhaf yabancı: ne kadar çok acı çekmesi gerekmişti bu halkın, bu kadar güzel olabilmek için! Hadi, şimdi peşimden tragedyaya gel ve benimle birlikte iki tanrının tapınağına da kurban ver!" (Numan)

TRAGEDYANIN DOĞUŞU FRİEDRİCH NİETZSCHE kendi görüşüm Dünyanın en büyük en harika fılozofu Friedrich Nietzschenin tregadyanın doğuşu adlı kitabı başyapıt kitaplarındandır. Nicenin bu kitabını anlamak için yunan mıtolojisini bu kitaptan önce okumanız gerekiyor. özelikle ilk çağ antik yunan mitlerden başlayarak apollon dıonysos bılmenız gerekiyor Nicenin Bütün düşünce sisteminin ilk çıkışı bu kitaptan başlar .nicenin ilk okunması gereken kitaplarından biri bence ilki olması gerekir FRİEDERİCH NİETZSCHE Evet gönüldeşlerim benimle birlikte dionysosça yaşama tragedyanın yeniden doğuşuna inanın sokratesçi kişinin çağı geçmiştir. artık sarmaşıklarla süsleyin başınızı alın ele şarap tanrısını rahibelerinnin değneğini şaşmayın karşınızda kaplanla pars yaltaklanarak diz çökerse şimdi yalnızca tregadya insanı olmak için didinme var artık çözülmesi gerekir onun dionysos'un bayram alayını hindistandan grek ülkesine değin yönetmesi gerekir hazırlanın donanın bu sıkı yürüyüş için tanrınızın tansığına Ozanın aşamasıdır yapıtı gönüldeşim görmüş sezmiş onun düşlerini bile inanın bana insanın gerçek deliliği düşte gösterir kendini her şiir her ozanda işleyiş bir gerçek düş yorumundan başkası değil Apolllon düzenin biçimin ölçünün ve kendini kısıtlamanın sımgesi Dionysos tutku patlamalarının çoşkunun müziğin ve yaşam güclerinin simgesi Biz buraya değin apolloncayı birde onun karşıtı olan dıonysoscayı sanatın yaratıcı gücü olarak gözden geçirdik.bunlar doğadan sanatçının eli değmeden yardımı dokanmadan kendiliğindeb çıkar ortayaaapolluncu bir düş sanatcıya dıonysoscu bir coşkunluk sab-natcıya yada grek treegadyasında olduğu gibi hem çoşkunluk hemde güç sanatcısıdır o zaman bizim dıonysosçu düşündüğümüz gibidir . sokrates_güzel olmak için usa uygun olmak gerekir.yalnızca bilen kimse erdemlidir. uzun sürücek bir yaşama kahramanların en büyüğüne yakışmaz o yaşadığı günün değerini kendiliğinden verir. dionysosu insanın bir öz yansıması olarak adlandırabiliriz. bilğeliğin doruğu bilgelere dönerek bilgelik doğada bir kan dökmektir diyor gerekmezmi yaşamın içine çekmem en gerçek biçimini tutkulu gücün burada oturuyorum insanları biçimlendiriyorum kendi suretime göre bana eşit olucak bir soy acı çekecek ağlayacak haz duyucak ve sevinecek ve seni dikkate almıyacak benim gibi Dionysos müziğine inanan gönüldeşlerim, siz tragedyanın bizim için taşıdığı anlamı da bilirsiniz. Biz onda, müzikten yeniden doğan tragedya söylencesini buluyoruz. Biz bu söylencede nesneleri umar ve en etkili acıyı unutabiliriz! En etkili acı, bizim için her şeydir. Bu sözcüğü anlıyorsanız, sonunda benim umutlarımı da anlayacaksınız. -Friedrich Nietzsche- (Murat Tosun)

Sanat ve Nietzsche: Nietzsche 1872 yılında Basel’deyken Richard Wagner ile olan yakınlığı ve Yunan felsefesine olan ilgisi sebebiyle İlk eserine Trajedi’nin kökenini araştırmakla başladı. Tanrısız bir hayatın olduğuna inanmaya başlayan Nietzshce, bu boşluğun dolabilmesinin ancak sanatla olacağına inanıyordu. Bu arada Trajedi ya da Tragedya kişilere korku, heyecan ve acındırma telkinleriyle ders vermek amacı güden en eski tiyatro çeşididir. Nazım halinde yazılması ve degişmez kaidelere bağlı olması sebebiyle öbür tiyatro çeşitlerinden kolayca ayrılır. https://open.spotify.com/track/2e8MxBgVWMSQmxb2zcuCoq?si=OgADllxrQ3KgvzdieR9iKg Kitabın büyük bölümünü Wagner dinleyerek okumak da ayrı bir haz'ın parçası olacaktır. Ayrıca kitabı okurken bilgilerin havada kalmaması açısından gereğinden fazla ek kaynağa başvurduğumu belirtmekte fayda var. Kitabın konusu; Nietzsche Tregedya’nın kökeninde sanatı oluşmasından ve iki Yunan Tanrısı’ndan söz ediyor. Biri Apollon diğeri Dionysos. Sanatın kökeni bu şekilde sırasıyla Akıl Tanrısı ve Şarap tanrısı şeklinde ikiye ayrılıyor. Apollon’a göre insanların akıl yoluyla ulaşabilecekleri, bir temsile dayanan ve bir ölçütü olan sanatları (resim, yontma vs.) kapsar. Dionysos ise insanın doğa ile olan ilişkisinden doğan sanat tarzıdır. Burada insan ruhunun vahşiliğini, yaratıcılığını adeta dışa vurumunu aktarır. Kısaca; insanın iç dünyasının yüceltilmesine dayanan “Apollon” görüşü ile doğa yasalarını çiğneyen, sezgilere dayanan “Dionysos” görüşünün çatışmasından sanatı ve Tragedya’nın doğuşunu anlatır. Buradan sonra bu çatışmayı imge ve kavram arasında irdeleyerek de ilerleyen felsefe hayatındaki görüşlerinin odağını da yansıtmış olur. Ayrıca Nietzsche bilimin durmaksızın ilerlemesi yüzünden mitosun ölümüne de ayrı bir eleştiri getirir. Alman felsefesi, Alman Müziği ve Yunan Mitolojisi de Nietzsche’nin eleştiri filtrelerinden geçer. Benim için okuması çok kolay olmayan ama yeni merak kapılarını aralayan bir eser oldu. Bu bakımdan Nietzsche’nin sanata bakışı, sanat eleştirisi ve teorilerini kendim için son derece faydalı buldum. (Furkan)

Kitabın Yazarı Friedrich Nietzsche Kimdir?

Alman filolog, filozof, kültür eleştirmeni, şair ve besteci. Din, ahlâk, modern kültür, felsefe ve bilim üzerine metafor, ironi ve aforizma dolu bir üslupla eleştirel yazılar yazmıştır. Nietzsche'nin kilit fikirlerini Apollon-Dionysos ikiliği, Perspektivizm, Güç İstenci, "Tanrı'nın ölümü", Üstinsan ve bengi dönüş oluşturur. Felsefesinin merkezini oluşturan şey, kişinin coşkun enerjisini sömüren her türlü öğretinin, toplumsal olarak ne kadar geçerli olursa olsun sorgulanarak "hayatın olumlanması"dır. Hakikatin değeri ve nesnelliği üzerine yürüttüğü kökten sorgulaması, geniş çaplı yorumların odağını oluşturur ve etkisi özellikle kıta felsefesi geleneğinde varoluşçuluk, postmodernizm ve postyapısalcılık da dâhil olmak üzere devam etmektedir.

Nietzsche, kariyerine felsefeye dönmeden önce klasik filolog (Yunan ve Roma metin eleştirmeni) olarak başladı. 1869 yılında yirmi dört yaşındayken Basel Üniversitesinde klasik filoloji kürsüsüne, bu yeri alan en genç kişi olarak atandı. 1879 yazında, hayatının büyük bölümünde kendisine dert olacak olan sağlık sorunları yüzünden istifa etti. 1889'da kırk dört yaşında zihinsel yetilerinin tamamının kaybıyla sonuçlanan bir çöküş yaşadı. Çöküşü sonraları, üçüncü devre sifilis hastalığının yol açtığı, nadir görülen bir genel pareziye yoruldu; fakat bu teşhiste soru işaretleri vardı. Nietzsche, kalan yıllarını 1897'de ölümüne kadar annesinin, 1900'de kendi ölümüne kadar kız kardeşi Elisabeth Förster-Nietzsche'nin bakımında geçirdi.

Bakıcısı olarak kız kardeşi, Nietzsche'nin el yazmalarının idareciliğini ve editörlüğünü üstlendi. Förster-Nietzsche, tanınmış bir Alman milliyetçisi ve antisemitist olan Bernhard Förster ile evliydi ve Nietzsche'nin yayımlanmamış yazılarını, kocasının ideolojisine uyarlamak üzere, Nietzsche'nin belirttiği, antisemitizm ile milliyetçiliğe sert ve bariz biçimde karşı çıktığı görüşlerine genellikle ters düşecek biçimde yeniden düzenledi. Förster-Nietzsche'nin yaptığı değişiklikler sebebiyle Nietzsche'nin adı, sonraları yirminci yüzyıl bilim insanları Nietzsche'nin fikirlerinin yanlış yorumlanmasına karşı harekete geçmiş olsalar da, Alman militarizmi ve Nazizm ile birlikte anılır olmuştur.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Friedrich_Nietzsche

Friedrich Nietzsche Kitapları - Eserleri

  • Böyle Söyledi Zerdüşt
  • Aforizmalar
  • Ahlakın Soykütüğü Üstüne
  • Alacakaranlık
  • Deccal
  • Ecce Homo

  • Eğitimci Olarak Schopenhauer
  • Gezgin ve Gölgesi
  • Güç İstenci
  • İnsanca, Pek İnsanca 1. Kitap
  • İyinin ve Kötünün Ötesinde
  • Yunanlıların Trajik Çağında Felsefe
  • Wagner Olayı - Nietzsche Wagner'e Karşı

  • Öğretim Kurumlarımızın Geleceği Üzerine
  • Putların Alacakaranlığı
  • Seçilmiş Mektuplar
  • Şen Bilim
  • Tan Kızıllığı
  • Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine
  • Tragedyanın Doğuşu

  • Yunan Tragedyası Üzerine İki Konferans
  • Tanrı ve Günah
  • Richard Wagner Bayreuth'ta
  • Karışık Kanılar ve Özdeyişler
  • Her Şey Dökülmüş Müydü Kelimelere?
  • Hayat Dediğin Nedir ki?
  • David Strauss, İtirafçı ve Yazar

  • Sonsuzluğun Ufkunda
  • Sabahın Gizeminden Doğanlar
  • Gelecekteki Felsefe
  • Dionysos Dithyrambosları
  • Fridrix Nitsşe Külliyyatından Qızıl Seçmələr
  • Kendiyle Bir Başına İnsan
  • Bilim ve Felsefe

  • Platon Öncesi Filozoflar
  • Mektuplar 1
  • Filozofun Kitabı
  • Alışkanlıkların Tutsaklığı
  • The Future Of Our Eucational Institutions
  • Thoughts Out Of Season Part 2
  • The Birth Of Tragedy Or Hellenism And Pessimism

  • Otobiyografik Yazılar ve Notlar
  • Edebiyat Nedir?
  • İnsan Çoğul ve Tek Başına
  • Bütün Şiirleri
  • Homer and Classical Philology
  • Ahlaki Değerlerin Soyağacı
  • Yalnızların En Yalnızı

  • Kahin
  • Twilight of the Idols with The Antichrist and Ecce Homo
  • Nietzsche Hauptwerke
  • Zerdeşt Wıha Ferman Kır
  • Friedrich Nietzsche (4 Cilt Takım)
  • The Dionysian Vision of the World
  • Greek Music Drama

  • Aphorisms on Love and Hate
  • Megaralı Theognis Üzerine
  • Ahlakın Soyağacı
  • Ecce Homo - Kişi Nasıl Kendi Olur

Friedrich Nietzsche Alıntıları - Sözleri

  • Kendi yolumda ilerleyip ulaşacağım amacıma. Geride kalanların ve duraklayanların üzerlerinden atlayacağım. Böylece, benim ilerleyişim onların batışları olacak. (Böyle Söyledi Zerdüşt)
  • Çocuksu merakını seviyorum. (Seçilmiş Mektuplar)
  • Bir şeyi kabul etmek kimi zaman onu anlamaktan daha zordur. (Eğitimci Olarak Schopenhauer)
  • (..) İlişkilerimizin ve dostluklarımızın dayandığı zemin ne kadar da kaygan, soğuk sağanaklar ya da kötü havalar ne kadar yakın, ne kadar da yalnız her insan!" (İnsan Çoğul ve Tek Başına)
  • İstiyorsan gözlerinle aklın hiç ama hiç solmasın, Gölgede yürürken, düş pesine güneşin, kaybolmasın! (Şen Bilim)
  • Belki karınca da ormanda, kendisinin ormanın hedefi ve ereği olduğunu kuruyordur; tıpkı bizim insanlığın sonunu hayal gücümüz­de adeta istemdışı bir biçimde dünyanın sonuyla ilişkilendi­rişimiz gibi... (Gezgin ve Gölgesi)

  • Insanın bir kez olsun içinde bulunduğu zamana fazlasıyla yabancılaşıp adeta bu zamanın kıyısından geriye, geçmiş hayat felsefelerine sürüklenmesinin büyük yararları vardır. O noktadan sahile bakarken belki de ilk kez o sahilin her yanını bütün olarak görecektir kişi. Böylece oraya yeniden yaklaştığında, etraflıca anlamak açısından, sahili hiç terk etmemiş olanlardan daha avantajlı olacaktır. (Kendiyle Bir Başına İnsan)
  • Bunu bil,nə qədər ki,səni tərifləyirlər,deməli sən hələ öz yolunu tapmamısan,başqalarına sərf edən yoldasan. (Fridrix Nitsşe Külliyyatından Qızıl Seçmələr)
  • "Was mich nicht umbringt macht mich stärker." "What does not kill me, makes me stronger." (Twilight of the Idols with The Antichrist and Ecce Homo)
  • Burada buluşabilmek için hangi yıldızlardan düştük? (Seçilmiş Mektuplar)
  • "eskiye geri dönemeyiz , gemileri yakmışızdır; cesur olmak kalır bir tek geriye.." (İnsanca, Pek İnsanca 1. Kitap)
  • Birbirlerini en çok büyüleyenler, birbirlerini en çok tamamlayanlardır. (Eğitimci Olarak Schopenhauer)
  • İnançlar hakikat düşmanları olarak yalanlardan daha tehlikelidir. (Sabahın Gizeminden Doğanlar)

  • İyi kitap zaman ister. (Karışık Kanılar ve Özdeyişler)
  • Ölümün yaşamın karşıtı olduğunu söylemekten sakınalım. Canlı sadece bir ölü türüdür ve çok ender bir türdür. (Şen Bilim)
  • İnsanın en büyük suçu Doğurulmuş olmasıdır. (İnsanca, Pek İnsanca 1. Kitap)
  • İnsan bugün kimsenin sahip olamadığı şeylere tutkulu olmalı... (Wagner Olayı - Nietzsche Wagner'e Karşı)
  • Satılık olan, kapmaya çalışır kaba ellerle bütün dünyanın çin çin öten boş şöhretini! (Wagner Olayı - Nietzsche Wagner'e Karşı)
  • ... Yalnızca Herakleitos (ve Parmenides) monisttir; çoğulcular, bir yanda Atomcular, öte yanda Platon. Fakat hepsinin içinde içerikten en yoksul, en az semereli olan Parmenides'in son bakış açısıdır, zira hiçbir şey açıklamaz. Aristoteles haklı olarak buna "fizik dışı" der. (Platon Öncesi Filozoflar)
  • "Arada sıra görgüsüzler kendileriyle baş başa kalır." (David Strauss, İtirafçı ve Yazar)