Kitap Künyesi
Yazar: Sıddhartha Mukherjee
Çevirmen: Zeynep Arık Tozar
Yayın Evi: Domingo Yayınevi
İSBN: 9786056260483
Sayfa Sayısı: 536
--reklam--
Tüm Hastalıkların Şahı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
2011 Pulitzer Ödülü sahibi Tüm Hastalıkların Şahı derin bir tutkuyla kaleme alınmış, muhteşem bir kanser “biyografisi”: Belgelerde ortaya çıkmaya başladığı binlerce yıl öncesinden onu tedavi etmek, kontrol altında tutmak ve yenmek için destansı bir mücadelenin verildiği 20. yüzyıla ve nihayet özüyle ilgili yepyeni ve kökten bir anlayışa ulaşıldığı günümüze…
Time Dergisi “SON 100 YILIN EN ÖNEMLİ 100 KİTABI” seçkisinde
Kanserin öyküsü, insan yaratıcılığının, direncinin ve azminin öyküsü olduğu kadar kibrin, paternalizmin ve yanlış algılamanın da öyküsüdür. Mukherjee kitabında, inanılmaz ölçüde becerikli ve sınırsız kaynağa sahip bir düşmana karşı sürekli uyanık kalmak durumunda olmuş selefleri ve çağdaşlarının gözüyle, yüzyıllar boyunca karşılaşılan engeller, kazanılan zaferler ve ölümlerin hikâyesini anlatıyor. Kitap kanserin başkahraman konumunda olduğu bir macera romanı gibi akıyor.
Tüm Hastalıkların Şahı, kötü huylu tümörü olasılıkla Yunanlı kölesi tarafından çıkarılmış Pers Kraliçesi Atossa’dan, ilkel radyasyon terapisi ve kemoterapi yöntemlerine maruz kalan 19. yüzyıl hastalarına, hatta Mukherjee’nin kendi lösemi hastası Carla’ya kadar, hayatta kalabilmek için hırpalayıcı tedavi programlarını cesaretle sürdüren ve bu ikonlaşmış hastalıkla ilgili anlayışımızı geliştirmek için mücadele veren insanlar hakkında.
Tüm Hastalıkların Şahı, kanserin gizemini çözme peşindeki insanlara umut ve berraklık sağlayan, büyüleyici, sürükleyici ve fazlasıyla önemli bir kitap.
2011 Pulitzer Edebiyat Dışı Kitap Ödülü
2011 Guardian İlk Kitap Ödülü
2011 Amerikan Ulusal Kitap Eleştirmenleri Birliği Ödülü Finalisti
New York Times “2010’un En İyi 10 Kitabı” ve “Tüm Zamanların En İyi 100 Edebiyat Dışı Kitabı” Seçkilerinde
Time Dergisi “Son 100 Yılın En Önemli 100 Kitabı” Seçkisinde
--------------
“Güçlü ve iddialı… Tıp tarihindeki en olağanüstü öykülerden biri.” – The New York Times Book Review
“Popüler bilim’ kavramı, böylesi bir başarıyı açıklamaktan çok uzak; çünkü bu, bir edebiyat eseri aynı zamanda.” Observer
“Tüm Hastalıkların Şahı, olağanüstü bir başarı. Modern bilim ve teknolojinin herhangi bir alanını böylesine zekice ve tutkuyla betimleyip böylesine anlaşılır kılan fazla sayıda kitap olduğunu söylemek güç.” – The New Yorker
“ [Mukherjee] bilimi yalnızca anlaşılabilir değil, nefes kesici hale de getiriyor… Kendini ister istemez okutturan, beklenmeyecek ölçüde moral verici ve canlı bir öykü bu.” – O, The Oprah Magazine
“Tüm Hastalıkların Şahı beni nefessiz bıraktı ama kitap bittiğinde hissetiğim şey umutsuzluk değildi. Eski düşmanımız kanserin artık bir yüzü var.” Emma Donoghue, Man Booker Finalisti Oda’nın yazarı
--reklam--
Tüm Hastalıkların Şahı Alıntıları - Sözleri
- Lösemi kimsesiz bir hastalıktı; tedavisi için sunabilecekleri bir ilaçtan mahrum olan dahiliye uzmanları, kan üzerinde cerrahi işlem uygulama olanağı bulunmayan cerrahlar tarafından ortada bırakılıvermişti. Bir doktorun söylediği gibi: Lösemi bir anlamda II.Dünya Savaşından önce kanser sayılmıyordu bile. Lösemi, hastalıklar sınırındaki bir hastalık, disiplinler ve bölümler arasında gizlenmiş bir paryaydı.
- Cerrahlardan birinin söylediği gibi kanserli çocuklar genel olarak hastane koğuşlarının en kıyıda köşede kalmış boşluklarına yerleştiriliyordu. Nasılsa ölüm döşeğindeydiler çocuk doktorlarına göre. Huzur içinde ölmelerine izin vermek daha insani, daha şefkatli bir yaklaşım olmaz mıydı?
- Bir bakıma hastalık, biz var olduğu konusunda karar kılana kadar; onu algılayıp, adlandırıp, harekete geçene kadar yoktur.
- Bu hastalık, sonuçta en az 3000 yıldır tıp dünyasında biliniyor. Ve insanlık da en az 3000 yıldır ‘bir çare’ için tıp dünyasının kapılarına vurup duruyor.
- Uygarlık kansere neden olmadı ancak insan ömrünü uzatarak, kanserin bulunduğu delikten çıkmasına olanak tanıdı.
- Bir hasta, tıbbi bir incelenenin öznesi olmanın çok öncesinde yalnızca bir öykü anlatıcısı, çektiği sıkıntının aktarıcısı, hastalıklar krallığını ziyaret etmiş bir gezgindir.
- On altıncı yüzyıl hekimi Paracelsus, bir zamanlar bütün ilaçların aslında kılık değiştirmiş birer zehir olduğunu söylemişti. Kanser hücresini yok etmek için yanıp tutuşan kemoterapi ise, köklerini bunun tam tersi bir mantıkta bulmuştu: her zehir, kılık değiştirmiş birer ilaç olabilir.
- Kapıyı çalmadan içeri giren hastalık olma şerefi (veremden sonra) şimdi de kansere ait.
- Meme kanserini yenmiş ve kansere karşı gönüllü çalışmalar yürüten Fanny Rosenow, 1950’li yıllarda The New York Times’a bir meme kanseri destek grubu ilanı vermek için gazetenin editörüne bağlanmıştı. Uzun bir sessizlikten sonra aldığı yanıt şu olmuştu: “Üzgünüm Bayan Rosenow ama Times, “meme” ya da “kanser” sözcüklerini sayfalarında yayımlayamaz. Ama onun yerine göğüs duvarı hastalıklarıyla ilgili bir toplantının duyurusunu yapmanızda bir sakınca yok.” Rosenow tiksintiyle telefonu kapattı.
- Hipokrat gibi Galen de bütün hastalıkları birtakım sıvıların fazlalığı temelinde sınıflandırdı sınıflandırdı. Kızıl renkli, sıcak ve ağrılı bir şişmeyi betimleyen enflamasyon kanın; hepsi de soğuk, çamursu ve beyaz olan tüberkül, püstül, katar ve lenf düğümcüğü balgamın; sarılık da sarı safranın fazlalığından kaynaklanıyordu. Galen, sıvılardan en kötücül olanını ise kansere saklamıştı: Siyah Safra. Bu yağlı, ağdalı sıvıya atfedilen yalnızca bir hastalık daha çıkacaktı: tepeden tırnağa metaforla kaynayan depresyon. Depresyon için ortaçağda kullanılan ‘melankoli’ sözcüğü, adını Yunanca melas(siyah) ve khole(safra)’den alıyordu.
- Kanser, yayılmacı bir hastalıktır: dokulardan geçerek onları işgal eder, yabancı arazilerde koloniler kurar, sığınma hakkı talep ettiği bir organdan diğerine göç eder. Can havliyle davranır, yaratıcıdır, acımasızdır, bulunduğu bölgeye hükmedicidir, açıkgöz ve uyanıktır, savunmacıdır; BAZEN SANKİ BİZE NASIL HAYATTA KALINABİLECEĞİNİ ÖĞRETİYOR GİBİDİR!
- Bu hastalığa yakalananlar yüzyıllardır akla gelebilecek her türlü deneyin nesnesi olmuştur. Bu inanılmaz zorlu düşmana başarıyla karşı koyabilecek en ufak bir araç bulma umuduyla kırlar ve ormanların, eczane ve tapınakların altı üstüne getirilmiştir. İnsanın bu beyhude arayışına katkıda bulunmaktan kaçınabilmiş herhangi bir hayvan bulmak da zordur. İster tüyleri ve derisiyle, ister diş ve tırnağıyla, ister timus ve tiroid bezleriyle, ister karaciğer ve dalağıyla olsun…
- Fortune’daki makale “Kanser: Büyük Karanlık” başlığını taşıyordu ve yazarlara göre bu ‘karanlık’ tıbbi olduğu kadar siyasi karanlığı da içeriyordu. Kanser tıbbının yaşadığı tıkanma sadece ardındaki tıbbi gizemlerin derinliği değil, kanser araştırmalarının sistematik biçimde ihmal edilmesinden kaynaklanmaktaydı: ABD’de kanser araştırmalarına ayrılan fonların sayısı iki düzineyi geçmemektedir. Fonlar 500$’dan 2M$’a kadar değişmekle birlikte toplamları olsa olsa 5M$’dan biraz daha fazladır… Oysa önemli nir futbol maçını izlemek için tek bir öğle sonrasında gönüllü olarak harcanan para bunun üçte biridir.
- Bir araştırmacının anımsadığı üzere “artık sesleri solukları fazla çıkmayan bu insanların katkıları, ancak vefat ilanlarında özetlenir olmuştu.”
- Zaman zaman tümörleri açıklamakta kullanılan onkos sözcüğü, daha sonraları onkoloji olarak bildiğimiz disiplinin de adına girdi. Onkos, Yunanca’da kütle ya da yük (soyut anlamıyla da) anlamına geliyor. Kanser de vücudun taşımak zorunda olduğu bir yük olarak algılanıyordu.
--reklam--
Tüm Hastalıkların Şahı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Zor kitap: kitap gayet güzel ve akıcı fakat sağlam psikoloji istiyor,okurken modum düştü sürekli,zor bitirdim,gerçekler hakkaten acıtıcı,içim karardı yer yer,çok kuruntu yapan birisi okumamalı zannımca (ramiz plevneli)
Seneler önce “gen” kitabıyla beraber almıştım “Tüm Hastalıkların Şahı” kitabını. Gen’i hayranlıkla okumuş ve çok beğenmiştim. Uzun süre elim gitmedi açıp okumaya. Daha sonra vücudumda tümör beni’de vurdu ve kitaptan yine uzaklaştım… ️ Seneler sonra neyse’ ki aşağı yukarı bundan bir ay önce cesaretimi toplayıp kitabı okumaya başladım… Kitap gerçekten çok güzel kaleme alınmış… Kanserin yazılı tarihte ilk kayıtlara geçtiği yerden günümüz vakalarına kadar örneklerle, kanserin oluşumuna, evrimine, bütün yönleri ile ele almış. Bence kitabın en önemli kısmı; kanserin aslında bütün canlı yaşamı var eden genetik hücresel mutasyon sonucu oluştuğunu, ilaçlarla beraber kanserinde evrime uğradığını ve bu yarışın çok eski çağlardan günümüze süregeldiğini vurgulaması oldu. Yani kanser dış etkilerle (sigara, zehirli kimyasal atıklar, teknoloji vs.) sonucu oluşabilir ancak bu kansere yakalanmanın tek yolu değil. Genetik mutasyon sonucu kendiliğinden de hücrelerimizin kanser hücresi haline gelebileceğini, hem bilimsel verilerle hem de gayet anlaşılır bir dille gösteriyor. Bütün korkutuculuğuna ve ürkütücülüğüne rağmen kanserin günümüzde gerçekten bilimsel doğal açıklamasına genetik ve tıbbi veriler ışığında ulaşmış oluyorsunuz. Kitap size en azından artık kanserin ne olduğunu tanıdığımızı; Tedavi ve ilaç kısmının ise umutlu bir gelişim sürecinde olduğunu size örnekleri ile gösteriyor. Dolayısıyla antik çağlarda kara safra adı verilen “ürkütücü ve gizemli” bu hastalığın hiç’te öyle olmadığını kendi vücudunuzdaki genlerin hatalı “yazılımından” (yani mutasyondan) kaynaklandığını, kanser tedavisinde günümüzde gelinen umutlu durumu ve gelecekteki gidişatı görüyorsunuz. Mukharjee’nin önce “gen” kitabını arkasından “Tüm hastalıkların şahı Kanserin biyografisi” ni mutlaka okumanızı tavsiye ederim. (Aykut Karabay)
Kanser hastalığının tanımını, ilk olarak ne zaman fark edildiğini, özellikle son asırda geliştirilmeye çalışılan tedavi yöntemlerini, ameliyatları, kemoterapiyi, sigara üreten firmaların sigaranın zararsız (!) olduğunu ispatlamak için verdikleri mücadeleyi, ve belki de en önemlisi, insanoğlunun kıyamete kadar kanserle yaşamak zorunda olduğunu oldukça detaylı ve akıcı bir şekilde anlatan başarılı bir kitap. (Mehmet Akif Akkaya)
--reklam--
Tüm Hastalıkların Şahı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Sıddhartha Mukherjee - Tüm Hastalıkların Şahı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tüm Hastalıkların Şahı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Sıddhartha Mukherjee Kimdir?
kanser konusunda uzmanlaşmış bir tıp doktoru ve araştırmacıdır. Columbia Üniversitesi’nde yardımcı doçentlik, Columbia Üniversitesi Tıp Merkezi’nde ise kadrolu tıp doktorluğu görevini sürdürmektedir. Rhodes Bursu’na layık görülmüş olan yazar, Stanford Üniversitesi, Oxford Üniversitesi ve Harvard Tıp Okulu mezunudur. Nature, The New England Journal of Medicine, The New York Times Magazine ve The New Republic dergilerinde yayımlanmış makaleleri bulunmaktadır. Şu anda eşi ve iki kızı ile birlikte New York’ta yaşamaktadır.
--reklam--
Sıddhartha Mukherjee Kitapları - Eserleri
- Gen
- Tüm Hastalıkların Şahı
- Tıp Yasaları
--reklam--
Sıddhartha Mukherjee Alıntıları - Sözleri
- Uygarlık kansere neden olmadı ancak insan ömrünü uzatarak, kanserin bulunduğu delikten çıkmasına olanak tanıdı. (Tüm Hastalıkların Şahı)
- Bir araştırmacının anımsadığı üzere “artık sesleri solukları fazla çıkmayan bu insanların katkıları, ancak vefat ilanlarında özetlenir olmuştu.” (Tüm Hastalıkların Şahı)
- Kapıyı çalmadan içeri giren hastalık olma şerefi (veremden sonra) şimdi de kansere ait. (Tüm Hastalıkların Şahı)
- "İnsanın kendini suçlamasından daha iyi bir suçlama olabilir mi?" (Tıp Yasaları)
- "Özdeş ikizler üzerinde yapılan başka çalışmalar, genlerin kişilik ve davranışlar üzerindeki etkilerini daha da netleştirdi. Yenilik arama ve dürtüsellik özelliklerinin çok yüksel korelasyon sergilediği anlaşıldı. Kişisel olduğu düşünülen bazı deneyimlerin de ayrı yetiştirilmiş ikizler arasında paylaşıldığı görüldü(empati, özgecilik, müzik zevki, güven) hatta siyasi görüşlerin bile beyne kısmen doğuştan kazınmış olduğu görüldü." (Gen)
- "İnsan bir gücü keşfetmişse ona mutlaka başvurur," diye yazdı Bateson endişeli bir dille. "Kalıtım bilimi yakında muazzam bir güç sunacak. Ve ülkenin birinde, belki de çok uzak olmayan bir gelecekte, o güç bir ulusun bileşimini kontrol etmek için kullanılacak. Bunun o ulus için ve genel olarak insanlık için iyi mi yoksa kötü mü sonuçlanacağı ayrı bir soru." Bateson genin asrını herkesten önce görmüştü. (Gen)
- Mükemmel bilgiyle mükemmel kararlar almak kolaydır. Tıp sizden mükemmel olmayan bilgiyle mükemmel kararlar almanızı ister. (Tıp Yasaları)
- Anılar geçmişi parlatır; gerçeklerdir asıl eskiyen. (Gen)
- "İnsanlık tarihine yön veren dürtülerimiz, hırslarımız, hayallerimiz ve arzularımız kısmen de olsa genomumuzda kodlanmıştır. Buna karşılık insanlık tarihi de bu dürtüleri, hırsları, hayalleri ve arzuları taşıyan genomları seçmiştir. Türümüze özgü bazı en muhteşem nitelikleri, bu kendini besleyen döngüye borçluyuz. Fakat bazı en illet niteliklerimiz de aynı döngünün bir sonucudur. Bu döngüden kaçmaya çalışmak kendimizden çok fazla şey beklemek olur ama iç mantığının farkında olup varacağı yerleri sorgulayabilirsek zayıfı güçlünün iradesi altında ezilmekten, "mutant" ı "normal" tarafından yok edilmekten koruyabiliriz." (Gen)
- Tıbbın bu kadar yasasız, kesinlikten uzak bir dünya olmasını hiç beklememiştim. Gerçekliğin çokluğu daha derin ve önemli bir sorunu örtbas etti: Bilgi ile (kesin, sabit, mükemmel, somut) klinik akıl (kesin olmayan, değişken, kusurlu, soyut) arasındaki uzlaşma. (Tıp Yasaları)
- "Çünkü insanlar güsel sonuca o kadar kilitlenmişti ki olabilecek felaketlere hazırlanmamışlardı. Tıbbın sınırlarını genişletme peşindeki doktorlar, soğuk algınlığını hesaba katmayı unutmuşlardır." (Gen)
- Goriller, şempanzeler ve orangutanlar da dahil olmak üzere tüm diğer kuyruksuz maymunlarda 24 çift kromozom vardır. İnsansıların evriminin bir noktasında bir aramızda orta boylu iki kromozom birleşmiş. İnsan genomu birkaç milyon yıl önce kuyruksuz maymun genomundan ayrılmıştır ve zaman içinde yeni mutasyonlar ve varyasyonlar edinmiştir. Bir kromozom yitirdik ama baş parmağımızı kazandık. (Gen)
- Eğer önceki bilgileri kullanmayı başaramazsanız, gelecek hakkında ahmakça yargılarda bulunmanız kaçınılmazdır. Bu, dünyayı sezme şeklimizdir. (Tıp Yasaları)
- "Geçmiş, geleceğin en iyi rehberidir." (Tıp Yasaları)
- Hipokrat gibi Galen de bütün hastalıkları birtakım sıvıların fazlalığı temelinde sınıflandırdı sınıflandırdı. Kızıl renkli, sıcak ve ağrılı bir şişmeyi betimleyen enflamasyon kanın; hepsi de soğuk, çamursu ve beyaz olan tüberkül, püstül, katar ve lenf düğümcüğü balgamın; sarılık da sarı safranın fazlalığından kaynaklanıyordu. Galen, sıvılardan en kötücül olanını ise kansere saklamıştı: Siyah Safra. Bu yağlı, ağdalı sıvıya atfedilen yalnızca bir hastalık daha çıkacaktı: tepeden tırnağa metaforla kaynayan depresyon. Depresyon için ortaçağda kullanılan ‘melankoli’ sözcüğü, adını Yunanca melas(siyah) ve khole(safra)’den alıyordu. (Tüm Hastalıkların Şahı)
- Genomlar ve epigenomlar benzerlikleri, mirasları, anıları ve tarihleri kuşaktan kuşağa aktarmak içindir. Genlerin baştan karılması, anıların silinmesi ve mutasyonlar bu kuvvetleri dengeler. Böylece her kuşakta farklılıklar, varyasyonlar, canavarlıklar, dehalar yeni baştan ortaya çıkar; her kuşakta yeni başlangıçların şafakları söker. (Gen)
- Şimdi daha iyi makinelerimiz var ama bu makineleri daha hasta insanlara bakmak için kullanıyoruz. (Tıp Yasaları)
- Bize dünyada cenneti vaat edenler, cehennemden başka hiçbir şey getirmemiştir. - Karl Popper (Gen)
- Tıp disiplini, belirsizlik altında bilginin idaresini içerir. (Tıp Yasaları)
- Bu hastalığa yakalananlar yüzyıllardır akla gelebilecek her türlü deneyin nesnesi olmuştur. Bu inanılmaz zorlu düşmana başarıyla karşı koyabilecek en ufak bir araç bulma umuduyla kırlar ve ormanların, eczane ve tapınakların altı üstüne getirilmiştir. İnsanın bu beyhude arayışına katkıda bulunmaktan kaçınabilmiş herhangi bir hayvan bulmak da zordur. İster tüyleri ve derisiyle, ister diş ve tırnağıyla, ister timus ve tiroid bezleriyle, ister karaciğer ve dalağıyla olsun… (Tüm Hastalıkların Şahı)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin