Kitap Künyesi
Yazar: Javier Marias
Çevirmen: Neyyire Gül Işık
Orijinal Adı: Todas las almas
Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları
İSBN: 9789750846557
Sayfa Sayısı: 184
--reklam--
Tüm Ruhlar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“Tüm Ruhlar” anlatıcının, dünyanın ve zamanın dışındaki bir şehirde, Oxford Üniversitesi’nde geçirdiği sislerle kaplı, tuhaf iki yılın hikâyesidir.
Bu romanın büyüleyici kahramanları da dünyanın ve zamanın dışında yaşar: Bütün hayatı boyunca, şahit olduğu ama hatırlayamadığı bir olayın etkisinde kalan, anlatıcının evli aşkı, esrarengiz Clare Bayes. Anlatıcının dostu Cromer-Blake. Tek başına geçireceğini öngördüğü yaşlılık günleri için yoğun deneyimler biriktiren, alaycı eşcinsel. Emekli olmuş bilge profesör Toby Rylands. Hepimizin sahip olduğu “korkunç eş” hakkındaki bilgisi ve üç ayaklı köpeğiyle berduş Alan Marriott… Ve diğerlerinin yanında, başka bir zamandan gelmiş, gizemli yazar John Gawsworth.
Muammalarla ve entrikalarla, resmi törenlerle ve çılgın akşam yemekleriyle, gizli geçmişlerle ve hastalıklı şimdiki zamanlarla dolu bir dünyada anlatıcı, kendi “çılgınlığı”nı ve kendi hikâyesini “naftalinde saklanmış” bu şehrin sakinlerinkiyle örmeye koyulur ve sonunda, Hindistan’da bir nehrin üzerinden geçen bir demiryolu köprüsü, birtakım talihsiz sevdalı çift, ajanlık kariyeri ya da minik Redonda adası gibi birbirleriyle alakasız görünen birçok şeyin hayatının bir parçasını oluşturacağını keşfeder: Öyle bir hayat ki tüm ruhlar arasındaki bu umulmadık aşk ve dostluk ilişkilerinin izini sonsuza kadar taşıyacaktır.
“Baş döndürücü… Javier Marías zarafetle, kıvrak bir zekâyla yazarken okuru meraklandırma sanatındaki ustalığını da sergiliyor…” – The Times Literary Supplement
--reklam--
Tüm Ruhlar Alıntıları - Sözleri
- Başımıza gelen her şey, konuştuğumuz ya da bize anlatılan her şey, gözümüzle gördüklerimiz ya da kulaklarımızla dinlediklerimiz, tanık olduğumuz her şeyin bizin dışımızda bir alıcısı olmalıdır ve o alıcıyı olup bitenlere ya da bize anlatılanlara ya da kendi söylediklerimize göre seçeriz. Her şey birisine anlatılmalıdır. Hep aynı kişiye değil, ille aynısına değil.
- Yüzyılı aşkın süredir, çocukları birer yetişkin olarak eğitmekten vazgeçildi. Tam tersine, sonucu da şu: bugünün yetişkinleri hep çocuk kalmaya eğitildiler- eğitildik. Spor yarışmalarıyla coşmak ve her şeyden işkillenmek üzere. Ürkmek ve öfkelenmek üzere. Korkmak üzere. Kendimizi gözlemlemek üzere.
- Başlangıçta her şey görkemlidir ve her şey en ufak ayrıntısına değin kuralına bağlanmıştır.
- ..bazı meslektaşlar sürekli bir telaş ve en üst düzeyde bir meşguliyet izlenimi vermek amacıyla ders aralarında yer değiştirmelerini hep koşarak yaparlardı, oysa o dersler yapma ya da iş görme olayının değil de orada bulunmanın bir parçasıydı..
- ...bereket bilmediğimiz, tanık olmadığımız ve bize etkilemeden olup bitenleri öğreneceğiz diye niye kafa patlatalım ki. Kendi gözlerimizle görmek durumunda kaldıklarımız yetiyor da artıyor bile, öyle değil mi ?
- Bir hastanın iradesi kime aittir ? Hastaya mı hastalığa mı ? İnsan hastalandığında, ihtiyarladığında ya da psikolojisi bozulduğunda olduğu gibi, işlerin yarısını kendi iradesi, yarısını başka bir irade yapar. Bizim olmaktan çıkan iradenin kimin olduğu da her zaman bilinmez. Hastalığın mı, doktorların mı, ilaçların mı, ruhsal rahatsızlığın mı, yılların mı, geçmiş zamanların mı ? Artık olmaktan çıktığımız... Giderken onu elimizden alıp götüren kişinin mi ?
- Hiç kimse kadınlar ve erkeklerden başka bir şey düşünmüyor, günün tamamı belli bir an duraklamak ve onları düşünmek için yapılan işlemlerden ibaret, işin ya da dersin bitmesinin hedefi nihayet onları düşünebilmekten başka şey değil, onlarla birlikteyken bile onları düşünürüz, en azından ben öyleyim.
- Dünya piç oldukları bilinmeyen ve onları pehdahlamış olmayan kimselerin servetlerini ya da sefaletlerini devralan piçlerle doludur.
--reklam--
Tüm Ruhlar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kahramanımızın iki yıl Oxford Üniversitesi'nde geçirdiği yılları baz alarak çevresindeki olayları, kişileri, aşkı ve Oxford'un işleyişini baz alan bir kitapla geldim. Kısa bir metin olduğu için uzun uzadıya anlatamam fakat bir iki ipucu verirsem şayet; bu kitap bir aşk hikayesinden çok aslen karakterin çevresindeki kişilerin onda bıraktığı etkiyi bizlere anlattığı bir metin demek daha doğru olur. Üzülerek söylemem gerekirse çevirisi o kadar yorucuydu ki İspanyolca aslını dili bilmediğim halde acaba okusam ben daha iyi anlar mıyım diye düşündürdü. Hakikaten çevirisinin elden geçmesi gerektiği taraftarıyım. Zira yazarın bir duayen olduğu katıksız bir gerçekken çevirisinden dolayı okuru üzdüğüyde ayrı bir hakikat. Yazarla tanışmanızı mutlaka isterim lakin bu kitabı yerine başka çevirilerinden yola çıkmanızı tavsiye ederim. #tümruhlar #javiermarias #yapıkrediyayınları (Aslihan Yayla)
Okuduğum ikinci Marias romanı Tüm Ruhlarda, Oxford Üniversitesi’nde sözleşmeli olarak okutmanlık yapan Jaime Deza’nın üniversite, şehir- Oxford- ve çevresindeki insanlarla olan deneyimi anlatılıyor. Oxford Üniversitesi’nin geleneksel ve hantal yapısı, şehrin durağanlığı ve karakterlerin çarpıcı hikayeleriyle okumaya değer bir kitap. Yazar durağan hikayeyi, bazıları 1sayfayı bulan ama okuması keyifli cümlelerle anlatıyor. Normalde uzun cümleler okumayı zorlaştırır fakat Javier Marias’ta durum tam tersi. Dili sade ve akıcı, en sıradan hikayeyi bile sürükleyici hale getirebiliyor. Tek sorun çeviri. Keşke ispanyolcasını okuyabilseydim dediğim dikkat dağıtıcı unsurlar vardı kitapta. Javier Marias zaman zaman İngilizce ve İspanyolca dil oyunları ve karşılaştırmalar yapıyor ve bunlar Türkçe’ye çevrilirken sırıtmış. Bir yanda çarnaçar, düçar gibi kelimeler öte yanda ise çevrilmeyen ‘college’ ve ‘warden’ gibi ingilizce sözcükler roman boyunca sinir hücrelerimi harap etti. İyi çeviri nedir bir kere daha anladım. (Diğdem Abşin)
--reklam--
Tüm Ruhlar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Javier Marias - Tüm Ruhlar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tüm Ruhlar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Javier Marias Kimdir?
İspanyol romancı, deneme yazarı, çevirmen. 1951'de Madrid'de doğdu. Çocukluğunun bir kısmını babası düşünür Julián Marías'ın çeşitli üniversitelerde ders verdiği ABD'de geçirdi. Yazarlık hayatına on yedi yaşında yazdığı Los dominios del lobo (Kurdun Toprakları) ile atılan Marías, Madrid Üniversitesi'nde İngiliz edebiyatı eğitimi gördü ve okuldan mezun olduktan sonra bir süre çevirmenliğe ağırlık verdi. Çevirdiği yazarlar arasında Hardy, Conrad, Nabokov, Faulkner, Kipling, James, Stevenson, Browne ve Shakespeare sayılabilir. 1980'ler boyunca Madrid, Oxford ve Venedik'teki çeşitli üniversitelerde, ayrıca Boston'daki Wellesley College'da ders verdi. Halen Reino de Redonda adlı küçük bir yayınevinin başında olan Marías, bunun yanı sıra El País gazetesinde köşe yazıları yazıyor.Eserleri otuzun üstünde dile çevrilmiş olan Marías'ın Türkçede yayımlanmış kitapları şunlar: Beyaz Kalp (Gendaş Kültür, 1999), Yarın Savaşta Beni Düşün (Sistem, 1999), Ufkun Öte Yanı (Everest, 2000), Yazınsal Yaşamlar (Can, 2008), Duygusal Adam (Sel, 2009).
--reklam--
Javier Marias Kitapları - Eserleri
- Karasevdalılar
- Beyaz Kalp
- Yarın Savaşta Beni Düşün
- Yarınki Yüzün Cilt: 1 Ateş ve Mızrak
- Duygusal Adam
- Acı Bir Başlangıç Bu
- Yazınsal Yaşamlar
- Yarınki Yüzün Cilt: 2 Dans ve Rüya
- Tüm Ruhlar
- Yarınki Yüzün Cilt 3: Zehir, Gölge, Veda
- Berta Isla
- Kötü Niyet Öyküleri
- Ufkun Öte Yanı
- Zamanın Karanlık Yüzü
--reklam--
Javier Marias Alıntıları - Sözleri
- Ortak bir dili tek paylaşmayalar, canlılarla ölülerdir Jacobo (Yarınki Yüzün Cilt: 1 Ateş ve Mızrak)
- "Unutma kapasitemiz için yeterli bir süre geçmemişti, ayrıca her şey fazlasıyla uzun süre açık bir yara gibiydi, rejim öyle olmasını sağlıyordu. Hiçbir zaman zihin temizliği yapılmadı, ruhları yatıştırmak için de birşey yapmadılar; rejimin yardım etme konusundaki ihmali sürekliydi ve diğer her şey gibi totaliterdi, çünkü hayatın bütün alanlarında ve aşamalarında geçerliydi, elle tutulmayan konularda bile." (Yarınki Yüzün Cilt: 2 Dans ve Rüya)
- Her kariyer aslen yitirdiklerimizi, heder ettiklerimizi, noksanlarımızı, tamamlanmamış arzularımızı, bir kenara bıraktıklarımızı, seçmediklerimizi, başaramadıklarımızı, çoğu gerçekleşmeyen sayısız imkanı, tereddütlerimizi, hayallerimizi, hayal kırıklığıyla sonuçlanan projelerimizi, yanlış yahut ilgisiz hasretlerimizi, kaskatı kesilmemize neden olan korkularımızı, geride bıraktıklarımızı ve bizi geride bırakanları da içinde barındırır. Kısacası biz insanların mayasını olduklarımız kadar olmadıklarımız; kanıtlanabilir, sayılabilir, hatırlanabilir olanlar kadar asılsız, belirsiz ve bulanık olanlar da oluşturur; belki olanlarla eşit oranda olabilecek olanlardır özümüzü oluşturan. (Yarın Savaşta Beni Düşün)
- "Öyle ya, hiç değilse sırtında ütülü giysilerle ölmeli insan." (Duygusal Adam)
- Dünya piç oldukları bilinmeyen ve onları pehdahlamış olmayan kimselerin servetlerini ya da sefaletlerini devralan piçlerle doludur. (Tüm Ruhlar)
- Ve kendimden nefret ettim. (Kötü Niyet Öyküleri)
- Anlatmak en çok öldüren ve en fazla defneden, yüzümüzü profilimizi ya da ensemizi sabitleştiren ve dondurup öylece bırakan şeydir. (Zamanın Karanlık Yüzü)
- Bizim için yaşamsal önemde ne çok insan bizi yarı yolda bırakmıştır. (Karasevdalılar)
- Hep sanırız ki bugün ve dün olan ve akıp giden şeyin durdurulabileceği bir yarın vardır, biz farkına varmaksızın o hal bir yeni rutine dönüşür, o da günlerimizi ve gecelerimizi eşitler, öyle ki sonunda barındırdıkları şeylerden hiçbiri olmaksızın düşünülemez olurlar, böylece gecelerin ve günlerin en azından özünde birbirinin tıpkısı olmaları gerekir, vazgeçişler de özveriler de, onları isteyen de güçbela tahammül eden de olmasın diye. (Kötü Niyet Öyküleri)
- ...hep sanırız ki bugün ve dün olan ve akıp giden şeyin durdurulabileceği bir yarın vardır, biz farkına varmaksızın o hal yeni bir rutine dönüşür, o da günlerimizi ve gecelerimizi eşitler, öyle ki sonunda barındırdıkları şeylerden hiçbiri olmaksızın düşünülemez olurlar... (Kötü Niyet Öyküleri)
- Dedim ki gerçekten son noktayı koyan şey son değildir, o sonun ve önceki gelişimin anlatısıdır. (Zamanın Karanlık Yüzü)
- Herkesin kendi hayatı vardır, bir tanecik hayatı, kimse onun arzularına göre gerçekleştiğini görmekten vazgeçmeye razı olmaz, arzuları olmayanlar dışında ki onlar aslında çoğunlukta. (Kötü Niyet Öyküleri)
- Eğer insan ne pahasına olursa olsun vicdanını rahatlatmak istiyorsa ya da buna ihtiyaç duyuyorsa, kendi vicdanına kendini bağışlatmak çoğunlukla zor değildir; hele vicdanı daha büyük, kolektif bir vicdanın, hatta yığınların vicdanının bir parçasıysa, işi daha kolaydır: "Bir tek ben değildim, ben canavar değildim, başkalarından farklı değildim, göze batmadım; hayatta kalmak zorundaydım, neredeyse herkes aynı şeyi yaptı, o sırada hayatta olsa herkes yapardı." Belki dindar olanların işi herkesten daha kolaydır, özellikle de Katoliklerin; rahipler en yüce ve mahrem konularda onları temize çıkarmaya hazırdır. (Yarınki Yüzün Cilt: 2 Dans ve Rüya)
- Yalanı iş edinmiş çok sayıda insan müthiş bir güçtür, etkisiz hale getirilmesi imkansızdır. Her savaşta çok sayıda yalan vardır, yalanlar savaşın temel unsurlarından biri, bazen başlıca unsurudur. İşin kötüsü, hiçbir şey asla kesin olarak yalanlanamaz. Aradan kaç yıl geçerse geçsin, aldatmacayı sürdürmeye hazır insanlar vardır her zaman; herhangi bir aldatmacayı, en gerçeğe aykırı, en çılgınca olanları bile. (Yarınki Yüzün Cilt 3: Zehir, Gölge, Veda)
- Gül ey saf çelişki bütün gözkapaklarının altında hiç kimsenin uykusu olamamanın sevinci. Rilke (Yazınsal Yaşamlar)
- Onunki iktidarsız ve sonuç vermeyecek, engellenmiş bir nefretti, panik ya da korkuyla karışıktı; belki de çocuklarınki gibi bir nefretti, çocuklar fazlasıyla uzun süre aykırı çocuk bedenlerinde kalmaya, kendilerini zıvanadan çıkaran fuzuli bir bekleyişe mahkum olduklarını bilirler, oysa nihayet büyüdüklerinde o nefreti hatırlamayacaklardır bile. (Yarınki Yüzün Cilt 3: Zehir, Gölge, Veda)
- Sen benim yaşamımsın, yaşamımın anlamısın ve sen benim yaşamım olduğun için öldüğümde yanımda senden başkası olsun istemiyorum. (Duygusal Adam)
- Mutlak kesinlikle yaşamanın sıkıcı olduğunu, bunun insanı bir tek yaşam sürmeye ya da aynı yaşamı hem gerçek hem hayali olmaya mahkum ettiğini keşfetmişti ve hiç kimse bu sonuncusundan tümüyle kaçınamaz. (Berta Isla)
- İnsanı aşırı utançtan fazla lekeleyen şey yoktur. (Kötü Niyet Öyküleri)
- Ama insanlar tek yönlü değildir dedim. Koşullara, karşılarına çıkan durumlara bağımlıdırlar, ayrıca değişirler, bozulur, düzelirler ya da sağlamlaşırlar. (Yarınki Yüzün Cilt: 1 Ateş ve Mızrak)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin