Kitap Künyesi
Yazar: Orçun Türkay
Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları
İSBN: 9750841934
Sayfa Sayısı: 64
--reklam--
Tunç Bey Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Orçun Türkay’dan bir baba anlatısı...
Tunç Bey sıkı örülmüş yalın bir anlatı. “Tunç güzel bir ad, öyle değil mi?” sorusuna verilmiş çıplak bir yanıt... Babayla düğümlü sessiz anları kalemin ucuna dolayıp geri getirme çabası yazınsal bir eyleme dönüşüyor.
Daha önce Peri Masalları (2004), Zavallı (2008), Belkıs, Cevat ve Ne İdüğü Belirsizler (2011), Dans Ediyor Bir Hane (2016) gibi yükte hafif pahada ağır kitaplarıyla tanınan Orçun Türkay Tunç Bey adlı anlatısında yitirilen babanın geçmiş zamandaki izini sürüyor.
--reklam--
Tunç Bey Alıntıları - Sözleri
- “Unutulacak kadar eski”
- “Hayatta senden başka kimseden özür dilemedim, sen de kabul etmedin.”
- “Sana bir kere ‘Hayır’ dedim,onda da beni dinlemedin”
- “Bazen öyle umutsuzluğa kapılıyorum ki, rakı kadehimi kime bıraksam diye düşünüyorum”
--reklam--
Tunç Bey İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Upuzun cümleleriyle ama bir şekilde anlaşılabilen kitabı bir başladığınızda bitiriyorusunuz. Kitap 61 sayfa olmasıyla beraber son 20 sayfası sadece bir cümleden oluşuyor, bu cümleyi okurken kitabı da bitirmiş oluyorsunuz ve sanki bir nehrin akışında sürükleniyor gibi hissediyorsunuz. Bu 20 sayfalık cümlenin bu denli hızlı akıp gidiyor oluşu da yazarın babasıyla geçirdiği iyi kötü zamanların ne denli hızlı aktığına iyi bir atıf gibi. Okurken sıradan bir kişinin, yazarın babası Tunç Beyin yaşamdaki herkes tarafından göz ardı edilebilecek sıradan anılarındaki eşsizliğe tanık oluyorsunuz ve bu da size yaşam ve yaşamda her gün geçirdiğimiz, sıradan olarak adlandırdığımız anıların değerini farketmenizde çok yardımcı oluyor. Farklı bir üslup tatmak isteyen gönül rahatlığıyla Tunç Bey'e bir şans verebilir. (Venüs)
Ölüm döşeğindeki bir baba, başında bekleyen bir oğul ve geri dönüşlerle tüm bir hayat... sözcük ve cümle tekrarlarıyla 64 sayfada uzun bir öykü ya da bir anlatı okuyacağım derken bir şiirle karşılaştım. Babanın eliyle oğlunun dizine dört kere vuruşu ve buna yüklenen anlamlar, yaşananlar.. Bu kitabı yüksek sesle okuyup sözcüklerin ritmini duyduğunuzda ne demek istediğimi daha iyi anlayabileceğinizi düşünüyorum. Orçun Türkay gerçekten usta işi bir kitap yazmış. Hasan Ali Toptaş'ın "Kuşlar Yasına Gider" deki baba oğul ilişkisinden sonra bu daha vurucu bir baba oğul ilişkisi anlatımı olmuş. (ÜMİT YILMAZ)
Aldığıma, okuduğuma vaktimi ayırdığıma pişman olduğum ve kitabın başından sonuna kadar ne anlatmaya çalıştığını bir türlü anlayamadığım ve okuduğum için pişman olduğumun nadir kitaplardan. (Berk)
--reklam--
Tunç Bey PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Orçun Türkay - Tunç Bey kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tunç Bey PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Orçun Türkay Kimdir?
Orçun Türkay 1976’da İstanbul’da doğdu. Saint Joseph Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Çeşitli yayınevlerine, kuruluşlara çevirmenlik ve editörlük yapıyor.
--reklam--
Orçun Türkay Kitapları - Eserleri
- Dans Ediyor Bir Hane
- Zavallı
- Tunç Bey
- Bir Serap Günce
- Belkıs, Cevat ve Ne İdüğü Belirsizler
- Peri Masalları
--reklam--
Orçun Türkay Alıntıları - Sözleri
- “Hayatta senden başka kimseden özür dilemedim, sen de kabul etmedin.” (Tunç Bey)
- [...] her şeyi atabilirsin, ilk başta balonun yükseleceğini, yükseldiğini sanarak kum torbalarını... Şeyleri kum torbaları olarak gördükten sonra, değil mi ya? Her şeyi atabilirsin, evet, her şeyi atabilirsin. Konuşacak hiçbir şey kalmaz böylece. (Zavallı)
- “Unutulacak kadar eski” (Tunç Bey)
- Ama belli ki sen tüm bunları daha önce düşünmüşsün, beklemek üstüne böyle düşünmeyi sürdürürsen beklemekten asla kurtulamazsın. Hâlâ birşeyleri beklediğin ortada (Peri Masalları)
- “Bazen öyle umutsuzluğa kapılıyorum ki, rakı kadehimi kime bıraksam diye düşünüyorum” (Tunç Bey)
- "Annem"dedi," ölmesinden önceki hafta öyle güzelleşmişti ki...Zaten çok güzeldi ama hani eriyen mum sönmeden bir parlar ya, öyle. (Bir Serap Günce)
- "Neydi o yazarın adı? Hani hiç 've' kullanmaz" dedi birden. "Ataç mı?" "Hah, yaşa, Ataç. 'Ben kaybolmam' dermiş ya kızına, kulakları çınlasın..." (Bir Serap Günce)
- [...] daha kafadan başlıyor anlayacağın. (Zavallı)
- Birden unutulmak gelir aklıma, ya da başka bir şeyin sana yeğ tutulması, bu bir zorunluluk bile olsa, affedilemez bir şeydir dürüst olmam gerekirse; o zaman o kahraman başım düşer ve ekilmenin ezik haklılığıyla çekip gitmeye zorlarım kendimi. (Peri Masalları)
- adam yatağın sağına giriyor. tek dizini yere koyup, ilk kez ağlıyor. böyle hıçkıra hıçkıra ağlaması kahkasını andırıyor biraz. ama onu güzelleştirmiyor. (Dans Ediyor Bir Hane)
- "daha önce bir kez, bir akşamüstü, yemek masasının yanında, odalara giden salon kapısının önünde ayakta dururlarken olduğu gibi, bu kez bir zaman kocaman fenerbahçe posteri asılacak salon duvarının önünde, kütüphanenin, televizyonun tam karşısında, üçlü kanepede otururlarken, adam kadına sarılıyor, kadın adama sarılıyor. arkalarındaki kalorifer peteğinin üstünde kadehleriye birlikte duran, geyik başı kabartmali sürahide 'Im Wald und auf der Haide / da such ich meine Freude' yazıyor. oysa evde kimse almanca bilmiyor. " (Dans Ediyor Bir Hane)
- "Birden unutulmak gelir aklıma, ya da başka bir şeyin sana yeğ tutulması, bu bir zorunluluk bile olsa, affedilemez bir şeydir dürüst olmam gerekirse; o zaman o kahraman başım düşer ve ekilmenin ezik haklılığıyla çekip gitmeye zorlarım kendimi." (Peri Masalları)
- Adam yatağın sağına giriyor. Tek dizini yere koyup, ilk kez ağlıyor. Böyle hıçkıra hıçkıra ağlaması kahkasını andırıyor biraz. Ama onu güzelleştirmiyor. (Dans Ediyor Bir Hane)
- Tekdüze bir hortumlar zinciri. (Zavallı)
- İnsan kalabalığı bir hava durumu gibi. Başını kaldırmana izin vermeyen bir yağış. (Zavallı)
- Ters gittiğini düşündüğü şeyler düz gitselermiş de yaşamına öyle çok etki etmeyecek gibiler. (Zavallı)
- (…) Ama olur mu öyle şey? Aynı yazgının içine sıkışmalı ve birbirlerinden tiksinmeli insanlar. (Zavallı)
- Upuzun, bembeyaz saçları vardı anneannemin. İki yandan örerdi. Can atardık onun evine gitmeye. Kümesten yumurta toplardık. Gider gitmez pazen geceliklerimizi giyerdik, orada kalmak için. (Bir Serap Günce)
- Çünkü insanların her zaman ulaşılmaza ihtiyaçları olmuştur, geçmişi, Tanrı’yı, kralı ondan sevmiş, o yüzden onlardan korkmuşlardır. En ulaşılmaz olan da yok olandır. Hiç olmazsa zavallı yaşamda yok olmaya en yakın duran. (Peri Masalları)
- Uzunca bir burnu, genişçe bir ağzı vardı. Ağzını büzerek gülüyor, gözleri doluyordu. "Annem çok güzeldi" dedi. (Bir Serap Günce)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin