Kitap Künyesi
Yazar: Mehmed Niyazi
Yayın Evi: Ötüken Neşriyat
İSBN: 9754376975
Sayfa Sayısı: 319
--reklam--
Türk Tarih Felsefesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Hayat canlı bir organizma gibidir; gelenek ve göreneklerimiz, yönetim sistemimiz, yemeklerimiz, elbiselerimiz her geçen günle değişiyor. Bu değişmeler hayatın dinamizminin bir sonucudur. Bünyesindeki bu muharrik güçten yoksun bulunsaydı, fosilleşmek hayatın kaderi olurdu. Canlılığın kaçınılmaz bir özelliği olan değişmelerde bizi toplum olarak devam ettiren tarih şuurudur. Bu şuurumuz eksik olursa, her renkten renge girişimizde kendimizi milletçe yeni bir kişiliğe kavuşmuş zannederiz; bu da milli şuurumuzun parçalanmasına, şizofrenik bir hal almasına sebep olur.
Milli şuurun biricik kaynağı tarihtir. Milli şuurun realiteyi ifade edebilmesi için dayandığı tarihin doğru olması lazımdır. Tarihin doğru olup olmadığının tespiti de ancak “tarih felsefesi” süzgecinden geçirilmesiyle mümkündür. Bugüne kadar “Türk Tarih Felsefesi”ne dair ne bir makalenin, ne de bir kitabın yazılmadığını düşünürsek, Mehmed Niyazi'nin “Türk Tarih Felsefesi'nin nasıl bir boşluğu doldurduğunu idrak ederiz.
--reklam--
Türk Tarih Felsefesi Alıntıları - Sözleri
- Sıradan insanların aklı gözündedir; onu değiştirmek, ancak gözüne hitap etmekle mümkündür. Geniş kitlelere fazileti anlatmak, fazileti yaşamakla kabildir.
- Milli şuur gökten zembille inmez; metafizik atmosfer, tarih bilgisi, milli acılar, milletçe elde edilen başarılar ve benzeri faktörler milli şuuru oluşturur. Ama onun beslendiği en önemli kaynak tarih şuurudur; ondan mahrum kalan milli şuur, susuz kalmış çiçek gibi kurur. Onun alevlenmesinde cemiyete yol gösterenlerin de payı çoktur. Ashab-ı Kehf uykusuna dalmış Hindistan'ın ayağa kalkmasında, sömürgelikten kurtulmasında şair Tagore'nin Büyük Ruh olarak vasıflandırdığı Gandi'nin payı pek önemlidir. Pakistan ve Bangladeş'in temellerine harç koyan ulu muzdarip İkbal'dir. Gerek Gandi, gerekse İkbal öğrenimlerini sürdürdükleri Batılı ülkelerde milli şuurlarını elde etmişlerdi. Milli şuurun ateşleyicileri tarih felsefesine sahip aydınlardır. Bu nosyona sahip olanlar dünyanın şartlarını gerektiği gibi değerlendirir, yaklaşan tehlikeyi sezer, selamete çıkacak kapıyı keşfederler. Fonksiyonlarını gerektiği şekilde ifa edebilmeleri halklarının hazır olmalarına bağlıdır. Bunun için halklarını ruhen ve maddi bakımdan her türlü mücadeleye hazırlamak amacıyla barış zamanlarında gerekli kültür ve ilmi çalışmalar yaparlar.
- Bir konunun felsefesini yapmak, o konuya hakim olmakla mümkündür. Felsefi düşünce, sahibine sözkonusu alana kuş bakışı bakmak yeteneğini kazandırır. Olayların arasındaki bağlantıyı yeterince görme imkanına ancak o bilimin felsefesiyle kavuşulur; aksi takdirde ayrıntıları asıl zannetmek kader haline gelebilir. Tarih felsefesi, tarih biliminin olaylarına tutulan projektördür; aynı zamanda da genel felsefenin bir bölümüdür. Felsefenin akla tekabül ettiğini söyleyen Francis Bacon'a göre tarih felsefesi, geçmişe dair bilgilerimizin doğruluğunu kontrolde vazgeçilmez bir unsurdur. Bu öyle bir elektir ki incelenen dönemin zihniyetiyle bağdaşmayan elementleri ayıklar, olayları sebep ve mantığıyla önümüze koyar.
--reklam--
Türk Tarih Felsefesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Turk devleti diğer devletlerde olmayan bir özelliğe sahiptir: Dinamizm. Türk devletinin dayanakları geçmişten bu yana ele almış bu kitap türk devletinin düşünce sistemine dair önemli bilgileri okuyucuya sunuyor. (Yasemin Hayırlı)
Tarih ve felsefenin ayrılmaz bir bütün olduğunu çok iyi anlatan bir kitap. Tarihin nasıl doğduğunu, diğer ana bilim dallarıyla nasıl birlikte ele alınmasını iyi bir şekilde işlemiş. Yaşanmış hikayelerle ve betimlemelerle akıcı bir dille anlatılmış. Tarihçilerin ve tarih severlerin okumasını öneririm. (cansu yıldız)
--reklam--
Türk Tarih Felsefesi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mehmed Niyazi - Türk Tarih Felsefesi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Türk Tarih Felsefesi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mehmed Niyazi Kimdir?
İlk ve orta okulu Akyazı'da okudu. Liseyi İstanbul Haydarpaşa Lisesi'nde bitirdi. Sonra Hukuk Fakültesi'ne girdi; 1967de oradan mezun oldu. O zamanlar da hukuk fakültesinde takıntısız olarak üçüncü sınıfa geçenler, dekanlığa müracaat edip, izin alarak edebiyat fakültesinin herhangi bir bölümüne devam edebiliyorlardı. Bu imkândan faydalanarak Edebiyat Fakültesinin Felsefe bölümünden de sertifika aldı. Mezuniyetini takiben devlet felsefesi sahasında doktora yapmak için Almanya'ya gitti. Brilon'daki Goethe Enstitüsü'nde Almanca öğrendi. Marburg Üniversitesi'ne intisap ederek burada Prof. Dr. Ditrich Pirson'un yanında "Türk Devletlerinde Temel Hürriyetler"konulu doktorasına başladı. Uzun yıllar Almanyada oturdu. 1988 yılından beri Türkiyede ikamet etmektedir. Tercüman ve Zaman gazetelerinde yazdı. 1987'den beri de ilk başta haftada üç gün, sonraları haftada bir gün Zaman gazetesinde yazmaktadır. Ayrıca; Genç Akademi, Nizâm-ı Âlem, Türk Yurdu, Ufuk Çizgisi gibi dergilerde makalelerini de zaman zaman Batı dergilerinde yayınlatmaya çalışıyor. Mehmet Niyazi Özdemir, tezli romanlarıyla tanınan bir yazar ve düşünürdür. Eserlerinde millî konuları işlemeyi şiar edinmiştir. Fikrî eserlerinde ise Türkiye`nin sosyal yapısı üzerine görüşlerini açıklar.
--reklam--
Mehmed Niyazi Kitapları - Eserleri
- Çanakkale Mahşeri
- Yemen! Ah Yemen!
- İki Dünya Arasında
- Dahiler Ve Deliler
- Plevne
- Varolmak Kavgası
- Ölüm Daha Güzeldi
- Kanije
- Yazılamamış Destanlar
- Türk Devlet Felsefesi
- Doğunun Ölümsüz Çocuğu
- Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği
- Millet ve Türk Milliyetçiliği
- Bayram Hediyesi
- İslam Devlet Felsefesi
- Türk Tarih Felsefesi
- Daha Dün Yaşadılar
- Türk Tarih Felsefesi
- Dahiler Ve Deliler
- Plevne
- Bayram Hediyesi
- İki Dünya Arasında
- Türkiye'nin Meseleleri
--reklam--
Mehmed Niyazi Alıntıları - Sözleri
- "Sevgililerin gömüldüğü, acı ve tatlı anıların yaşandığı, emeklerin döküldüğü toprak parçası ayaklar altında çiğnenen bir nesne olmaktan çıkıp, uğruna şehadet şerbetleri içilen "vatan" olmaya başlıyor ve onda doğup batan kanlı, hıçkırıklı günlerde toplum ortak bir bilince varıyordu." (Millet ve Türk Milliyetçiliği)
- Bir milletin medeniyeti sarsıldı mı, bu sarsıntının ilk görüleceği yer devletidir; çünkü medeniyetin sarsılması demek, medeniyetin taşıyıcısı olan insanın bazı değerlerini yitirmesi demektir. Bilindiği gibi devlet çarkını döndüren, devlete ruh veren insandır. O yara aldı mı, milletin bünyesinde en uygun sistemler işlemez olurlar, en adil kanunlar kağıt üzerinde kalırlar. (Türk Devlet Felsefesi)
- Hayat bir rüyadır, ölürsen uyanırsın. (Kanije)
- "Türk hakan çadırlarının kubbeli olması göğün yerdeki sembolü kabul edilmiştir. Eski Türklerde gök kubbesi devletin, çadır ise ailelerin örtüsü olarak düşünülmüştür. Birinin altında devlet diğerinin altında aile kurulmuştur.” (Türk Devlet Felsefesi)
- Yorgunluk dinlenince geçer. Fakat insanın canı sıkkın olunca, pişmanlık duyabileceği işler yapıyor. (Bayram Hediyesi)
- Servet yüktür; omuzlarımın onu taşıyacak kudreti yok. (Kanije)
--reklam--
- Deha çok şey kader her şey. Dünyaya, insanın sözü ve niyeti yön verir (Dahiler Ve Deliler)
- Süper güç olmayan diktatörlükler, dış güçlere dayanırlar. dolayısıyla onların menfaatini korumak durumunda kalırlar. kitlelere mal olmayan fikirler, iktidara gelseler bile,ancak diktatörlükle orada kalabilirler. (Dahiler Ve Deliler)
- Ne çare ki her zaman insanın beyni yüreğine hakim olamıyor. (Yazılamamış Destanlar)
- Diğer milletlerin teslim oldukları noktada Türklerin savunması başlar. Helmuth Karl Bernhard von Moltke (Plevne)
- İmansızlığı ilim sanan beyinsizler, ilme gözlerini kapamış hurafeciler silinip gidecektir. (Varolmak Kavgası)
- “ Kadınlara yalan söylemekten çekinme; yeterki onlar için söylediklerini bilsinler. “ (Doğunun Ölümsüz Çocuğu)
- Türkler'in yılmaması ise dikkat çekiciydi; darbeler onları saracağı yerde sanki sağlamlaştırıyordu. (Çanakkale Mahşeri)
--reklam--
- Ah para ve menfaat! İnsanları nasıl da değiştiriyor; onlarda ne din, ne millet, ne de vatan sevgisi bırakıyor.. (Kanije)
- Eğer insan yaşanabilir bir dünyada ömür sürmek istiyorsa, mutlaka ilahi denetime tabi olduğunun şuurunu taşımalıdır. (Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği)
- Halbuki hayat ırmağı çok değişik kıvrımlarla akar; bir merceğe sığabilecek cinsten değildir. (Türk Tarih Felsefesi)
- Billahi Tuna, sen de biliyorsun ki, böyle onurlu bir savaş dünyanın bir başka yeri için verilmedi.İdrakler sınırlı, sevgiler sınırsız olduğundan Plevne'de yaşananları hiçbir milletin hayali almadı çünkü hiçbir millet seni bizim kadar sevmedi, sana türküler yakmadı, çocuklarına adını vermedi, onları yoluna kurban etmedi. (Plevne)
- Sanat ancak millî bir ruhla yoğrulur, insanlığa da millî ruhla açılır. (Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği)
- "Zulüm her yerde saltanatını kurmuş; ama hiçbir yerde uzun ömürlü olmamıştır." (Ölüm Daha Güzeldi)
- Her şeye ad takıyoruz; fakat hiçbir şeyin aslını öğrenemiyoruz. (Yemen! Ah Yemen!)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin