Kitap Künyesi

Yazar: Doğan Aksan

Yayın Evi: Bilgi Yayınevi

İSBN: 9789752202528

Sayfa Sayısı: 224

--reklam--

Türkçeye Yansıyan Türk Kültürü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bir toplumun dili, öylesine ilginç, öylesine çok yönlü bir düzendir ki, dildeki kavramların, bunlarla ilgili sözcük deyim, atasözü ve çeşitli anlatım kalıplarının incelenmesi, o toplumun kültürünü, dolayısıyla kimliğini de ortaya koyabilmektedir.

Kitap bir yandan anadilimizle kültürümüz arasındaki sıkı bağlılığa ışık tutarken, bir yandan Türkçenin tarih boyunca sahip olduğu sözvarlığının genişlik ve zenginliğini sergilemeye yöneliyor.

--reklam--

Türkçeye Yansıyan Türk Kültürü Alıntıları - Sözleri

  • Bugün “ekmeğini taştan çıkarmak” deyiminin kaynağınin bir atasözü olduğunu görüyoruz. XVI. yüzyıl: Çıkarur etmegün taşdan er olan
  • Eski Anadolu Türkçesi dönemindeki ürünlerde er sözcüğünün 'koca: 'erkek: 'kişi: 'yiğit' ve 'bektaşi şeyhi' gibi anlamlarda kullanıldığını görüyoruz. Erlik ise 'yiğitlik: erliksiz sıfat da 'namert, insaniyetsiz' anlamlarına geliyordu (bkz. Tar. S. III). Kahramanlık göstermenin, bir ad sahibi olabilmek için gerekli olduğu anlaşılıyordu.
  • Oğlan gider, it getirir; kız gider, yiğit getirir
  • Gerdeğin o çağda, evlenecekler için hazırlanan bir çadır, bir gelin otağı olduğu anlaşılıyor.
  • Bugünkü "kadın"sözcüğümüzün o dönemde" Kraliçe"(Uygur döneminde hatta Tanrıça, ilahe) anlamlarına gelen "Katun" dan geldiği unutulmamalıdır.
  • Karahanlı döneminden kalma Divan’da Türk sözcüğü açıklanırken bir hadis tanık gösterilerek Tanrı’nın “Benim bir ordum vardır; ona Türk adını verdim... Bir ulusa kızarsam Türkleri o ulus üzerine musallat ederim” dediği belirtilir.
  • “Yiğitliğin onda dokuzu kaçmaktır.” biçimindeki atasözünde, zaman içinde meydana gelen değişim incelenince, burada geçen kaçmak sözcüğünün eski kaynaklarda “hile” olarak kullanıldığı görülüyor.
  • Yaşar, Duran, Dursun, Durmuş, Durali Ömür, Hayat gibi adlar ailelerin çocuklarının yaşanası dileğini yansıtmaktadır. İlginç olan bir örnek ise, Türkçe bir ad olan Dursun’a, Arapça dişil eki eklenerek oluşturulmuş Dursune’nin yaşamadı istenen kız çocuklarına verilmesidir.

--reklam--

Türkçeye Yansıyan Türk Kültürü İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Türkçenin en eski ürünlerinden bugüne kadar gelen metinlerini inceleyerek Türklerin maddi ve manevi kültürünün temel kavramlarını, ana öğelerini sunmuştur. Kitapta Türkiye Türkçesi temel alınmış, bazıları dile dönüşmüş onlarca lehçeden, yeri geldikçe kimi örneklere yer verilmiştir. Kültürümüz arasındaki sıkı bağlılığa ışık tutmuştur. (s.nur)

Kitapta Türk dilinde, Türklerin tarih boyunca sahip oldukları maddi ve manevi kültür öğelerini, değerlerini yansıtan kimi kavramlar üzerinde durulmuştur. Ayrıca bu kavramların karşılıklarının, sözcük, deyim, terim ve atasözlerinin dilde geçirdikleri değişimlere de yer verilmiştir. (Zeynep Karabali)

--reklam--

Türkçeye Yansıyan Türk Kültürü PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Doğan Aksan - Türkçeye Yansıyan Türk Kültürü kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Türkçeye Yansıyan Türk Kültürü PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Doğan Aksan Kimdir?

Doğan Naci Aksan (1929, İzmir - 12 Mayıs 2010, Ankara), Türk dilbilimci, eğitimci.

Aksan, İzmir'de doğmuş Ankara Yenişehir Mimar Kemal İlkokulu'nda öğrenci olmuş, Elâzığ'da, Mezre Orta Okulunda orta öğrenimini sürdürmüş, 1948'de Ankara Atatürk Lisesi'nden sonra Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nden (DTCF) 1952 yılında mezun olmuş ve aynı yıl DTCF'de akademik kariyerine asistan olarak başlamıştır. 1972 yılında DTCF dilbilim profesörü olmuştur. Aktif eğitimcilik ve öğretim üyeliği yaşamını 1996 yılında emekli olarak tamamlamıştır.

Türkiye'de dilbilimin kurucusudur. Aksan, akademik kariyeri dışında Türk Dil Kurumu'nda Dilbilim ve Dilbilgisi Kolu Başkanlığı gibi görevlerde de bulunmuştur. Türk Anlambiliminin önemli temsilcilerindendir.

Türkiye Bilimler Akademisi'nin 1998 Yılı Hizmet Ödülü'nü de almıştır. Prof. Dr. Doğan Aksan, uzun süreli hastalığının ardından 12 Mayıs 2010 tarihinde, 81 yaşında Ankara'da ölmüştür.

--reklam--

Doğan Aksan Kitapları - Eserleri

  • Türkçenin Gücü
  • Türkçenin Zenginlikleri İncelikleri
  • Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, Yarını
  • Şiir Dili ve Türk Şiir Dili
  • Her Yönüyle Dil
  • Türkçenin Sözvarlığı
  • Türkçeye Yansıyan Türk Kültürü
  • Dil,Şu Büyülü Düzen
  • Anlambilim
  • En Eski Türkçenin İzlerinde
  • Türkçenin Bağımsızlık Savaşımı
  • Halk Şiirimizin Gücü
  • Yaşayınca...
  • Cumhuriyet Döneminden Bugüne Örneklerle Şiir Çözümlemeleri
  • Nazım Hikmet Şiirinin Gücü
  • Yunus Emre Şiirinin Gücü
  • Anadilimizin Söz Denizinde
  • Sözcük Türleri
  • Halk Şiirimizin Gücü
  • Dilbilim ve Türkçe Yazıları

--reklam--

Doğan Aksan Alıntıları - Sözleri

  • Weiserberg'in görüşüne göre dil, dünyayı söze dönüştürme olayıdır (Anlambilim)
  • "Üstâd elinde serteser âheng olur lisân" (Dil, üstadın elinde, baştan başa ahenk olur) (Cumhuriyet Döneminden Bugüne Örneklerle Şiir Çözümlemeleri)
  • Kavram alanı ya da anlam alanı terimi,bir dilde eşanlamlı sayılan,birbirine yakın ve birbiriyle anlamca sıkı ilişkili sözcüklerin oluşturduğu kabul edilen alandır.Örneğin bugünkü Türkiye Türkçesinde öfkelenmek, sinirlenmek, kızmak, hiddetlenmek, hırslanmak, köpürmek, feveran etmek, hatta belirli bir kullanımında giyinmek eylemleriyle kan başına sıçramak, tepesi atmak, ifrit olmak, barut kesilmek eylemleri aynı kavram alanı içindedir. (Türkçenin Zenginlikleri İncelikleri)
  • Yenisey yazıtlarında görülen sözcükler, Orhun yazıtlarındaki sözvarlığı, Türkçenin hemen o dönemde oluşmuş bir dil olmadığını, çeşitli gelişmeler ve anlam olaylarıyla çok daha eskiye, birkaç bin yıl öncesine uzanan gelişmiş bir dil niteliği taşıdığını göstermektedir. Kısıtlı metinler olmalarına karşın yazıtlar, Türkçenin soyutlama gücünü ortaya koymakta, kimi Avrupalı bilginlerin görüşlerinin tersine, çok eski ve gelişmiş bir dilin ürünlerini sergilemektedir. (En Eski Türkçenin İzlerinde)
  • İslamiyetin benimsenmesinden sonra Arapça sözcükler dile yerleşmeye başlamış, Karahanlı dönemindeki Kutadgu Bilig'de yabancı öğelerin oranı %1-2 iken, 2 yüzyıl sonra yazılan Atebetü'l-Hakayık'ta bu oran %20-26'ya çıkmıştır. Eski Anadolu Türkçesinde, başlangıçta düşük olan sayı (Sultan Veled'de ve Yunus Emre'de %13, Yunus Emre Divanı'nın kimi yerlerinde %22) giderek yükselmiştir. Farsçanın, özellikle yazın yoluyla etkisi ve aydınların, daha önce değindiğimiz tutumu Osmanlıca döneminde yabancı öğelerin oranını birdenbire yükseltmiştir. Kendi sayımlarımıza göre Divan şairlerinden Baki'de %65, Nefi'de %60, Nabi'de %54 oranında yabancı sözcük bulunmaktadır. Tanzimat döneminin şair ve yazarlarından Namık Kemal'de %62, Şemsettin Sami'de %64, Ahmet Mithat'ta %57, daha sonraları, Türkçülük akımının temsilcisi Ziya Gökalp'te %55'tir. (Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, Yarını)
  • "Şiir sesle anlam arasında uzun bir kararsızlıktır." (Şiir Dili ve Türk Şiir Dili)
  • seni söyleyen şarkılar gibi sevdim, aşkların üflediği patlak balonlar gibi.. boynuna ince bir zincir bağlanmış tek kanatlı bir melek gibi sevdim seni.. (Nazım Hikmet Şiirinin Gücü)
  • Hint-Avrupa dillerinde yeşil,mavi,gri,sarı gibi adların hepsinin 'parlamak, ışık vermek' anlamındaki ghel- ortak köküne dayandığını görülür. Buna karşılık Türkçenin elimizdeki en eski belgelerinde, değişik anlatım yollarından adlandırmalara gidildiği görülür: Yaş'tan türeyen yaşıl(yeşil), 'sema' anlamına gelen kök (mavi), boz,sarıg(sarı), kızıl,ak ve eş anlamlısı ürüñ,koñur (kestane, kızıl kahverengi...) (Türkçenin Zenginlikleri İncelikleri)
  • Yandım zalim Erzurum... (Halk Şiirimizin Gücü)
  • "Sandım ki güzelliğin cihanda Bir saltanatın güzelliğiydi" (Cumhuriyet Döneminden Bugüne Örneklerle Şiir Çözümlemeleri)
  • Sa'dî "Evinde kötü huylu kadın olan erkeğin cehennemi bu dünyadadır. " (Yaşayınca...)
  • kalemtraş için düzgeç (Denizli, Aydın) gerdanlık için gıdıklık (Çankırı, Tokat, Sivas) kevgir için aşsüzen (Kars, Ağrı) lokma, ekmek parçası için banım ve banak (Denizli, Aydın, Afyon, Burdur...) mimoza için altıntop ( Lefkoşe, Kıbrıs) pişman için ütümen (Konya) hafıza için güdüyeri (Bursa) ve anak (Balıkesir, Adana) tamam, tamamen için bitev (Kars, Van) (Türkçenin Gücü)
  • Sa'dî, Gülistan adlı yapıtında Lokman Hekim'in bir soruya verdiği yanıtta değinir: Edebi kimden öğrendin? Yanıtı şudur: Edepsizlerden. (Yaşayınca...)
  • Diller; işlendikçe felsefe, hukuk, bilim, teknik alanlarında çeşitli çalışmalar yayımlandıkça, bir eğitim-öğretim dili niteliği kazandıkça gelişir. Genel kavram adı verilen bitki, canlı, omurgalılar, memeliler...gibi sözcüklere, değer yargısı, önsezi, sağduyu, güven, bağımsızlık... gibi soyut kavramlara ulaşır; bir soyutlama (abstraction) ürünü sözcük ve terimlere sahip olur. (Türkçenin Zenginlikleri İncelikleri)
  • Bizce, Köktürklerde ve başka Türk kavimlerinde, ölenlerin anısına yazıtlar dikmek ya da mezar taşlarına, ölenin yaşamı ve başarılarını yansıtan metinler yazmanın çok eski bir gelenek olduğu kesindir. Böyle olunca, bunları yazanlar kadar, okuyan, okuyabilen bir kitlenin de bulunması ve bu yazının çeşitli Türk boy ve uluslarınca kullanılmış olması gerekmektedir. Dolayısıyla, Köktürklerden önce bu alfabenin olmadığı yolundaki bir düşünce de kabul edilemez. (En Eski Türkçenin İzlerinde)
  • “Araştırmalar, Türkiye Türkçesinde türetmede görev alan biçimbirimlerin sayısının 100’ü geçtiğini göstermektedir. Türkçenin bu özelliği ona her türlü kavramı , her yeni kavramı karşılayabilme olanağı sağlanmaktadır.” (Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, Yarını)
  • Burada, dikkati çeken bir gelişmeye de değinmek gerekiyor: Atatürk döneminde, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 18 Temmuz 1932 tarihli yazısıyla bütün ülkede ezanın Türkçe sözlerle okunmasına başlanmıştı (bkz. Turan, 1981: 22). metni şu sözlerden oluşuyordu: 'Tanrı uludur (4 kez)/ Tanrıdan başka yoktur tapacak (2 kez)/ Tanrının elçisidir Muhammet (2 kez)/ Haydin namaza (2 kez)/ Haydin felaha (2 kez)/ Namaz uykudan hayırlıdır/ Tanrı uludur (2 kez)/ Tanrıdan başka yoktur tapacak/' (Türkçenin Bağımsızlık Savaşımı)
  • Televizyonu tivi, IMF'yi ayemef diye okuyan, HBB'yi eyçbibi diye sesleten kimselerin tutumu da ana dilimizin zararınadır. (Türkçenin Gücü)
  • İkinci Dünya Savaşı' ndan sonra İngilizcenin bütün dünyada görülen yaygın etkisi , ana dil bilincinden yoksun kimselerin özensiz dil kullanımları, eğitim-öğretimde İngilizceye verilen ağırlık ve bu dille öğretim, Türkçenin sözcük ve terim düzeyindeki söz varlığında olumsuz gelişmelere neden olmuştur. (Türkçenin Zenginlikleri İncelikleri)
  • En büyük başarı, bütün dış etkilere, olumsuz koşullara karşın, kendisine uyan yolu seçerek bu yolda kararlılıkla yürüyebilmektedir . (Yaşayınca...)