Kitap Künyesi

Yazar: Murat Gülsoy

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750735004

Sayfa Sayısı: 504

--reklam--

Türkiye Hikayelerini Anlatıyor Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Nâzım Hikmet, başyapıtı Memleketimden İnsan Manzaraları’nda 1908’den 1945’e kadar uzanan bir zaman diliminde üç yüzden fazla karakter üzerinden Türkiye’nin hikâyesini anlatır. 70 yıl aradan sonra, Nâzım’ın insan manzaralarından esinlenerek Açık Radyo ve Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi işbirliğiyle gerçekleştirilen proje kitapta, bu sefer insanlardan kendi hikâyelerini anlatmalarını istedik.

Türkiye Hikâyelerini Anlatıyor tıpkı Paul Auster’ın Babamın Tanrı Olduğunu Sandım’da topladığı radyo hikâyeleri gibi radyoda seslendirildi. Aile hikâyeleri, aşk ve delilik üzerine hikâyeler, toplumsal-kültürel-etnik kimlik hikâyeleri, hayvanlara, köye, taşraya ve şehre dair hikâyeler, yaşam ve ölüm, toplumsal ve siyasal olaylar, yardımlaşma, dostluk, yoksulluk hikâyeleri...

Hepsi de Türkiye’nin hikâyeleri. Gerçekten yaşanmış ya da Oğuz Atay’ın deyişiyle, “hayat-ı hakikiye hikâyeleri”. Yaşandılar, yazıldılar. Anlatıldılar, anlaşıldılar. Şimdi sıra paylaşılmalarında...

--reklam--

Türkiye Hikayelerini Anlatıyor Alıntıları - Sözleri

  • İçine düştüğüm mutsuzluk, yeşermek isteyen ama her nedense solup yitmeye yüz tutan kalp kafesimdeki kapanın tuzağıydı.
  • Öldürüyoruz, doğrudan ya da sessiz kalarak Yazar: Hatice Coşkun Yayına hazırlayan: Deniz Altınay
  • Köy Enstitüleri’nde bilmeyi, öğrenmeyi, düşünmeyi, soru sormayı, aklını kullanmayı öğretiyorlardı. Zaten bu yüzden yaşatmadılar ya... Yazar: Mehmet Uhri Yayına hazırlayan: Meltem Gürle
  • Değer verdiğiniz insanlara bir kahve içimlik bile olsa vakit ayırın. Sonra bir bakmışsınız her şey için çok geç olmuş.
  • " İnsan, doğup büyüdüğünde zeytin tanesi gibi acı, yeşil bir meyve. Çoğunu sıkıp yağını çıkarıp posasını da sabun yapıyoruz. Yani heba olup gidiyor. Bir kısmını sofralık ayırıyor selede tuza yatırıp acı suyunu atmasını buruşup bu hale gelmesini sağlıyoruz. Veya salamura yapıp olduğundan daha şişkin gösterişli hale getiriyoruz. Insanlara da böyle yapmıyor muyuz? Okullarda okutup hayata hazırladığımızı sanıyor ya şişiriyor ya da buruşturup atıyoruz, insanları. "
  • Biz kadınlar ne hata yapmış olursak olalım, tecavüze uğramayı, şiddet görmeyi, aşağılanmayı, "meze muhabbeti" yapılmayı, yıpratılmayı hak etmiyoruz.
  • Balkonlara, meydanlara çıkıp "Ben buradayım! " diye bağırmayı düşünecek kadar yok olmuştum. Var olduğumu ispatlamak için sanki geriye bir tek bu kalmıştı.
  • Toplanmak için dağılmak gerekir.
  • Hikayelerini bilmediklerimiz en çok düşman olduklarımız
  • Zeytinin Teri Köy enstitülerinde bilmeyi, öğrenmeyi, düşünmeyi, soru sormayı, aklını kullanmayı öğretiyorlardı. Zaten bu yüzden yaşatmadılar ya... Yazar: Mehmet Uhri Yayına hazırlayan: Meltem Gürle
  • Yine dünü mü konuşacağız? Ne yani, bugünü mü konuşmayı tercih ediyorum? En iyisini o yapıyor. Susmak iyi gelebilir.
  • Maryse ile arasında ne geçtiğini kimse bilmiyor. Çünkü gerçek bir centilmen hiçbir kadının arkasından konuşmaz.
  • Rengârenk bir coğrafyanın grileşmeye yüz tutması...
  • Toplanmak için dağılmak gerekir.
  • Çekingen bir çocuktum o zamanlar... Herkes biraz çekingendi, herkes biraz çekinirdi sevmekten. Onu her gördüğümde heyecanlanır, kaçacak yer arardım.

--reklam--

Türkiye Hikayelerini Anlatıyor İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Nazım Hikmet'in insan manzaralarını anlattığı kitabından ve Paul Auster'ın bu tarz hikayeleri seslendirmesinden esinlenerek yola çıkılmış bir hikaye kitabı kendisi. Daha doğrusu 'hikayeler' kitabı. Turkiyenin kıyısından, köşesinden gönderilmiş aile temalı, aşk temalı, dostluk temalı hikayeler bunlar. Çoğu günlük hayatımızda yaşadığımız veya yaşatıldığını duyduğumuz olayların kaleme alınmış hali. Üstelik bu hikayeler Hakan Günday, Melisa Kesmez, Murat Yalçın, Ömer Aygün gibi türk hikayeciler tarafından düzenlenip yayına sunulmuşlar. Farklı dünyalardan hayaller kurduran keyifli bir kitap olmuş dolayısıyla. Iyi okumalar. (Gökçe Kaleli)

Türkiye Hikayelerini Anlatıyor: SEVGİLİ KİTAP Çok güzel kitap öncelikle yaşanmış hikayeler ve tarihler insanlar radyo ile ilgili BOĞAZİÇİ ÜNİVERSTESİNİ ANLATIYOR.Nazım Hikmet anlatıyor. AİLE HİKAYELERİ ANNEANNE VE DEDE HİKAYELERİ AŞK VE DELİLİK TOPLUMSAL VE KÜLTÜREL KİMLİK HAYVANLAR KÖY VE TAŞRA HİKAYELERİ ÖLÜM ŞEHİR HAYATI TOPLUMSAL VE SİYASAL OLAYLAR YARDIMLAŞMA VE DOSTLUK HİKAYELERİ YOKSULLUK VB. GİBİ ÖYKÜLER ANLATIYOR. Keyifliydi ve bazen üzüntülü mutlululuk vericiydi. Ne zorluklar yaşanmış yaşanacakları. Tekirdağ'ı anlatmaları iyiki indirime girmişsin yoksa okuyamazdım bence herkes okumalı bu kitapı okuyun elineze geçince mutluka okuyun. SON. (Aysu Gürbüz Ve Ali Akkaya)

Yaşamın içinden gerçek hikayelerin hatta hikaye demek doğru değil bence yaşanmışlıkların, hatıraların son derece samimi olduğu, Türkiye'nin dört bir yanından gelen yazıların derlenmesi ile oluşturulmuş buram buram samimiyet ve geçmiş kokan harika bir kitap... (Büşra)

--reklam--

Türkiye Hikayelerini Anlatıyor PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Murat Gülsoy - Türkiye Hikayelerini Anlatıyor kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Türkiye Hikayelerini Anlatıyor PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Murat Gülsoy Kimdir?

1967'de İstanbul'da doğdu. Kabataş Erkek Lisesi'ni bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi'nde Elektrik-Elektronik Mühendisliğini bitirdikten sonra yüksek lisans çalışmasını aynı üniversitenin Psikoloji Bölümü'nde tamamladı. İnsan yüzlerine ilişkin uyarılmış beyin potansiyelleri üzerine yaptığı deneysel tez çalışmasından sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Biyomedikal Mühendisliği Programında doktora yaptı. Beyin cerrahisinde kullanılacak bir cerrahi lazer sistemi üzerinde temel bilimsel çalışmalar yaptı. 2000 Yılından beri Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Enstitüsü’nde öğretim üyesi olarak çalışmakta Biyofotonik konusunda dersler vermekte, araştırmalar yapmaktadır. Lazer-doku etkileşimi, lazerle doku kaynağı, cerrahi lazer sistemi tasarımı konularında çok sayıda makalesi bulunmaktadır.

Arkadaşlarıyla birlikte 1992-2002 yılları arasında çıkardığı Hayalet Gemi dergisi ile edebiyat alanında adını duyurmaya başladı. Bu dergide öykü ve deneme türünde yazılarını yayımlayan Gülsoy ilk kitabını 1999 yılında Can Yayınları'ndan çıkardı. 2001 yılı Sait Faik Hikâye Armağanı, "Bu Kitabı Çalın" adlı kitabına, 2004 yılı Yunus Nadi Roman Ödülü, "Bu Filmin Kötü Adamı Benim" adlı romanına, 2013 yılı Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü "Baba, Oğul ve Kutsal Roman" adlı romanına verildi. Kitapları çeşitli dillere (İngilizce, Almanca, Çince, Makedonca, Rumence, Bulgarca, Arapça, Arnavutça) çevrilmektedir. Yapıtlarında akıcı bir üslup kullanan yazarın gerçekliğin ve zihinsel deneyimlerin aldatıcılığı, rüyalar, ölüm ve aklın sınırları gibi konuları ele aldığı söylenebilir. Öykü ve romanlarında türler arasında gidip gelmekten çekinmeyen Gülsoy edebiyat üzerine de inceleme ve denemeler yazmaktadır. Borges, Kafka, Orwell, John Fowles, Coetzee, Tanpınar, Yusuf Atılgan, Oğuz Atay ve Orhan Pamuk sıklıkla andığı yazarlar arasında sayılabilir. Boğaziçi Üniversitesi'nde vermekte olduğu yaratıcı yazarlık derslerini Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık adlı kitabında, Modernizm/Postmodernizm üzerine görüşlerini 602.Gece adlı inceleme kitabında yayımlamıştır.

Açık Radyo'da 1995-2002 yılları arasında Hayalet Gemi, Simgeler Sözlüğü, Ubor Metenga gibi programlarda yer almış olan Gülsoy 2010 yılından bu yana TRTTURK kanalında Açık Şehir programında Sinemada Edebiyat Uyarlamaları hakkında yorumlar yapıyor. Murat Gülsoy aynı zamanda 2004 Yılından beri Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi'nin Genel Yayın Yönetmenliği görevini sürdürüyor.

--reklam--

Murat Gülsoy Kitapları - Eserleri

  • Bu Kitabı Çalın
  • Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık
  • Ve Ateş Bizi Tüketiyor
  • Öyle Güzel Bir Yer ki
  • Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet
  • Gölgeler ve Hayaller Şehrinde
  • Baba Oğul ve Kutsal Roman
  • Nisyan
  • Bu Filmin Kötü Adamı Benim
  • Belirsiz Bir Ânın Kıyısında
  • İstanbul'da Bir Merhamet Haftası
  • Tanrı Beni Görüyor mu?
  • Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul
  • Sevgilinin Geciken Ölümü
  • Binbir Gece Mektupları
  • Karanlığın Aynasında
  • 602. Gece
  • Türkiye Hikayelerini Anlatıyor
  • Alemlerin Sürekliliği ve Diğer Hikâyeler
  • Bu An'ı Daha Önce Yaşamıştım
  • Sindirella’nın Bilmecesi
  • Belki de Gerçekten İstiyorsun
  • Şiir Dünyadan İbaret

--reklam--

Murat Gülsoy Alıntıları - Sözleri

  • Sıradan insanlar ancak hedeflerden söz edildiğinde rahatlarlar. Oysa çoğu zaman, gerçekte hedefin ne olduğunu asla bilmeden doğup ölürler. (Tanrı Beni Görüyor mu?)
  • Öyle... Zihin dağılmaya başladı mı toparlaması çok zordur." (Ve Ateş Bizi Tüketiyor)
  • sanki aklının içindeki bir düş dünyasında yaşıyordu (Tanrı Beni Görüyor mu?)
  • Okunan kitapların sayısı değil onların okunma yoğunlukları önemlidir. (Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık)
  • Onun sesini zihninde canlandırmak için çabalıyordu. O yüzden onun cümleleriyle düşünüyordu. (Sevgilinin Geciken Ölümü)
  • Madem kendisi bir yazar olarak ciddiye alınmıyor, o da gizlice yetiştireceği yazarlarla var olacaktı. Adı kimse tarafından bilinmese de olurdu. Tek istediği geleceğe bir yolla katılmaktı. (Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul)
  • “İnsanlar... Asla yapmam dedikleri ne varsa, inan bana, şartlar müsait olduğunda herkesten önce yapıyorlar. Üstelik bunun en doğru hareket şekli olduğunda ısrar edip seni aptal yerine koyuyorlar. O yüzden en iyisi, kimseden bir şey beklememek. Böylece sukutuhayale de uğramazsın.” (Gölgeler ve Hayaller Şehrinde)
  • Kalp bir para gibi renklerini kaybediyor, gerçekler aleminden palavralar alemine doğru hızla yuvarlanıyor. (Bu Kitabı Çalın)
  • Koşuyordum; düşüncelerin, düşlerin, şakaların, oyunların, madrabazlıkların içinden geçiyor, sonra başladığım yere geliyordum nefes nefese. (İstanbul'da Bir Merhamet Haftası)
  • Modernizm ilerlemeyle barbarlıktan kurtulunacağını vaat ediyordu. Oysa tam tersi olmuştu, barbarlık steril ve organize bir hal almıştı. İşte modernliğin ürünleri olan Nazizm ve dünya savaşları ortadaydı. Insanlar şu sorunun yanıtını bulamıyorlardı: Böylesine gelişkin bir uygarlık, böylesine incelmiş bir kültür nasıl olur da böylesine büyük bir barbarlık üretebilmişti? Üstelik bilimcilerin bu süreçteki rolü hiç de azımsanmayacak kadar önemliydi. Bir çoğu gönüllü olarak bu süreçte rol almış, savaş endüstrisinin kilit noktalarında görev yapmış, insanlar üzerinde yapılan korkunç deneyleri tasarlayıp gerçekleştirmişti. (602. Gece)
  • "... Ve sonuçta yeni sanat sinemadan yararlanma deneylerini oyuncu ve tiyatro yönetmeni Nikolai Vladimroviç Ekk ile birlikte kurduğu tiyatro Metla'da dener. (Ekk 1931-41 yılları arasında Hayat Yolu, Grunya Kornakova, Bülbül. Sorochinsk Fuarı, Mayıs Gecesi adlı filmler çekecektir.)" (Şiir Dünyadan İbaret)
  • İki insanın aşkı gibi değildi bizim yakınlaşmamız, acı çeken bir insanın aynada kendini öpmesi gibi yalnızlık doluydu. (Karanlığın Aynasında)
  • İlahî adaletin tecelli ederek kendisini cezalandırdığını düşünerek kendine dur demişti. (Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul)
  • Orta sınıfın sınırsız sorumsuz mutluluğuna küfretti Önder. Mutluydular. Ahmakçasına. Kendilerinden memnundular. Kafalarında kendilerine ve geleceklerini ilişkin net planlar vardı. Kendilerine, bahçe içindeki evlerine, birbirlerine güveniyorlardı. Yastıklı plastik sandalyelerini yaslanarak başkalarını çekiştiriyorlardı. Her evde bu küçük mahkemelerden binlercesi kuruluyordu akşamları. (Bu Filmin Kötü Adamı Benim)
  • Biliyor musun, annem gibi konuşuyorsun. O da böyledir. Ne zaman ona göre yanlış bir şey yapsam bu benim düşüncem olamaz. İlle de aklıma biri girmiştir. (Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet)
  • İnsan her zaman aldatır, her zaman kötüdür. (Öyle Güzel Bir Yer ki)
  • Toplanmak için dağılmak gerekir. (Türkiye Hikayelerini Anlatıyor)
  • İnsanlara bakmıştım. Milyonlarca Hayat vardı dışarıda. Uzaktan birbirlerine benziyorlardı ama yeterince dikkat edince her birinin diğerinden farklı olduğu anlaşılıyordu. Her biri ayrı renkte bir kapıydı. Açması zordu belki ama hepsi de açılmayı bekliyorlardı. Benim gibi... (Bu Filmin Kötü Adamı Benim)
  • Nazım’ı önce tiyatroya, sonra da sinema dünyasına çekecek daveti Muhsin Ertuğrul yapar. Nazım 1924 yılındaki ilk dönüşünde, Süreya Paşa sinemasının müdürlüğünü yapan babası Hikmet Bey’in Osmanlıca-Fransızca Sinema Postası (Le Courrier du Cinéma) dergisine yardım eder. Ancak edebiyat eylemcisi Nazım, Şeyh Said isyanını öne sürerek çıkarılan Takrir-i Sükûn Yasasını ’nın verdiği baskılar sonucu, sadece yedi ay kalabildiği ülkesinden Sovyetler Birliği’ne kaçmak zorunda kalır. Ankara’da İstiklal Mahkemesi’nde açılan davada gıyaben on beş yıl hapse mahkûm olmuştur. (Şiir Dünyadan İbaret)
  • Gerginliği oluşturan nedenlerin başında da sosyal başarısızlık ve dışlanma korkusu gelir. (Bu Kitabı Çalın)