Kitap Künyesi

Yazar: Doğan Aksan

Yayın Evi: Bilgi Yayınevi

İSBN: 9789754949100

Sayfa Sayısı: 180

--reklam--

Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, Yarını Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Türkiye Türkçesinin geçirdiği evreleri, başlıca özelliklerini, yitirdikleri ve kazandıklarını, dilbilgisi kitaplarında ortaya konmayan kimi yönlerini belirtmeye çalışmakta, bugünkü gelişmelere ve eğilimlere dayanarak yarınki durumunu kestirmeye yönelmektedir. Bu bakımdan, Türkçeye ilgi duyanların, Türkoloji öğrencilerinin gereksinimlerini de göz önünde bulundurmaktadır.

-Prof. Dr. Doğan Aksan-

(Arka Kapak)

--reklam--

Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, Yarını Alıntıları - Sözleri

  • İslamiyetin benimsenmesinden sonra Arapça sözcükler dile yerleşmeye başlamış, Karahanlı dönemindeki Kutadgu Bilig'de yabancı öğelerin oranı %1-2 iken, 2 yüzyıl sonra yazılan Atebetü'l-Hakayık'ta bu oran %20-26'ya çıkmıştır. Eski Anadolu Türkçesinde, başlangıçta düşük olan sayı (Sultan Veled'de ve Yunus Emre'de %13, Yunus Emre Divanı'nın kimi yerlerinde %22) giderek yükselmiştir. Farsçanın, özellikle yazın yoluyla etkisi ve aydınların, daha önce değindiğimiz tutumu Osmanlıca döneminde yabancı öğelerin oranını birdenbire yükseltmiştir. Kendi sayımlarımıza göre Divan şairlerinden Baki'de %65, Nefi'de %60, Nabi'de %54 oranında yabancı sözcük bulunmaktadır. Tanzimat döneminin şair ve yazarlarından Namık Kemal'de %62, Şemsettin Sami'de %64, Ahmet Mithat'ta %57, daha sonraları, Türkçülük akımının temsilcisi Ziya Gökalp'te %55'tir.
  • “Türkiye Türkçesinde sözcük vurgusunun yeri konusunda genel bir yargı belirtmek vurgu her zaman şu hecededir demek olanaklı değildir; sözcük vurgusunun yeri değişkendir.”
  • Dil, bakıldıkça büyüyen bir ağaçtır.
  • “Araştırmalar, Türkiye Türkçesinde türetmede görev alan biçimbirimlerin sayısının 100’ü geçtiğini göstermektedir. Türkçenin bu özelliği ona her türlü kavramı , her yeni kavramı karşılayabilme olanağı sağlanmaktadır.”
  • Aynı lehçe içinde , küçük bölgesel ayrımların oluşturduğu dilsel topluluklara ise ağız ( Alm. Mundart ,Fr. parler ) denir.
  • Bugün dünyada konuşulan Türk lehçe ve dilleri arasında dil bilgisi özellikleri açısından Türkiye Türkçesine ve öteki lehçelere en çok uzaklaşmış olanlardan biri ,ayrı bir Türk diline dönüşen Çuvaşça' dır.
  • “Bugün dünyada konuşulan Türk lehçe ve dilleri arasında dilbilgisi özellikleri açısından Türkiye Türkçesine ve öteki lehçelere en çok uzaklaşmış olanlardan biri ayrı bir Türk diline dönüşen Çuvaşça’dır.Aynı derecede bugün hem yerleşim bölgesi hem de dil özellikleri bakımından öteki lehçelere uzak kalmış bir Türk dili de Yakutça’dır. Bugün Türkiye Türkçesini konuşan bir kimsenin Yakutça ve Çuvaşça gibi Türk dillerini konuşanları anlamaları olanaksız gibidir.”
  • “ Türkiye Türkçesinde ikilemelerin değişik sözcük türlerinden , başka başka görevleri olan sözcüklerle kurulmuş 2000 dolaylarında örneği olduğunu sanıyoruz.”
  • Dil,bakıldıkça büyüyen bir ağaçtır.
  • 1931'de, gazete haber dilinde %35 olan Türkçe sözcük oranı Dil Devrimi'nden sonra 1936'da %48'e, 1946'da %57'ye, 1965'te %60.5'a yükselmiştir. Bu çıkış sürerek oran 1970'ten sonra %70'i geçmiştir (Bkz. Kamile İmer, 1973: 175-190; 1976: 197-198). Bir öğrencimin (İnayet Deveci) yaptığı çalışmada ise, dil konusunda birbirinden ayrı tutumları bulunan Cumhuriyet ve Tercüman gazetelerinin 1982-87 tarihleri arasındaki haber dilinde sözcük sayımları ortaya konmuştur. Buna göre Cumhuriyet gazetesindeki Türkçe sözcük oranı ortalama %74.8, Tercüman'da ise %70'tir ki, arada ancak %4.8'lik bir fark belirmektedir.
  • Türkçeye özen ve saygı, birçok kusurun giderilmesinde başlıca çaredir.
  • “Almanca ile karşılaştırılacak olursa Almancanın aşağı yukarı 90 milyon, Türkçenin ise yaklaşık 150 milyon kişinin anadili olduğu görülür. “Türkçe” Bu niteliğiyle değişik lehçeler ve diller doğuran “Latince” gibi bir ana dil sayılabilir.”
  • Dil bilimde ,bir dilin çeşitli bölge ve ülkelerde oluşmuş ,zaman zaman büyükçe ayrımlar gösteren değişik biçimine lehçe ( Alm. Dialekt ,İng.dialect , Fr.dialecte ) adı verilir.
  • Tarih gerçeklerine ve dil özelliklerine bakılınca Karahanlı Türkçesinin, batıya göçen Uygurlar ve yazıtları bize bırakan öteki kavimlerle Doğu ve Batı Türkistan'da oturan Türklerin birlikte oluşturdukları yeni bir yazın dilini yarattığı görülür. Karahanlı Türkleri, İslamlığı kabul ederek Arap kültürüyle yakın ilişkiye girmiş, Arap yazısını benimsemiş olmakla birlikte Uygur abecesini uzunca bir süre daha kullanmışlardır.
  • Dil, bakıldıkça büyüyen bir ağaçtır.

--reklam--

Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, Yarını İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Dilimizi geçmişten günümüze ve hatta geleceğe taşıyan nadir eserlerden biridir. Her Türk gencinin Doğan Aksan'ın mürekkebini tatması gerekir. Okuyalı, okutalım. (M. Yasin Çakır)

Bilhassa Türkoloji öğrencileri için ve daha sonrasında Türk dilini konuşan herkes için kesinlikle okunması gereken bir kitap. Türk dilinin geçirdiği evreleri, nereden gelip nereye gittiğini anlatan ve bir an dahi sıkmayan; özellikle akademik boyutunun dışında tüm kesimlere hitap eden, Türk dilinin bir nevî tarihini anlatan eser. Okunmalı ve okutulmalı... (MertcanG)

Meraklısına değil de herkese lazım. Dilimizin İngilizcenin istilası altında olduğu, korunmaya ihtiyaç duyduğu günümüzde herkesin dil bilincine sahip olması gerekiyor. Biz bu konuda özensiz, dikkatsiz bir milletiz. Kitapta dilimizin geçmişiyle birlikte güzellikleri verilirken okuyucuyu sıkmayan, akıcı bir üslup tercih edilmiş. (Oğuzhan Salcı)

--reklam--

Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, Yarını PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Doğan Aksan - Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, Yarını kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, Yarını PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Doğan Aksan Kimdir?

Doğan Naci Aksan (1929, İzmir - 12 Mayıs 2010, Ankara), Türk dilbilimci, eğitimci.

Aksan, İzmir'de doğmuş Ankara Yenişehir Mimar Kemal İlkokulu'nda öğrenci olmuş, Elâzığ'da, Mezre Orta Okulunda orta öğrenimini sürdürmüş, 1948'de Ankara Atatürk Lisesi'nden sonra Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nden (DTCF) 1952 yılında mezun olmuş ve aynı yıl DTCF'de akademik kariyerine asistan olarak başlamıştır. 1972 yılında DTCF dilbilim profesörü olmuştur. Aktif eğitimcilik ve öğretim üyeliği yaşamını 1996 yılında emekli olarak tamamlamıştır.

Türkiye'de dilbilimin kurucusudur. Aksan, akademik kariyeri dışında Türk Dil Kurumu'nda Dilbilim ve Dilbilgisi Kolu Başkanlığı gibi görevlerde de bulunmuştur. Türk Anlambiliminin önemli temsilcilerindendir.

Türkiye Bilimler Akademisi'nin 1998 Yılı Hizmet Ödülü'nü de almıştır. Prof. Dr. Doğan Aksan, uzun süreli hastalığının ardından 12 Mayıs 2010 tarihinde, 81 yaşında Ankara'da ölmüştür.

--reklam--

Doğan Aksan Kitapları - Eserleri

  • Türkçenin Gücü
  • Türkçenin Zenginlikleri İncelikleri
  • Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, Yarını
  • Şiir Dili ve Türk Şiir Dili
  • Her Yönüyle Dil
  • Türkçenin Sözvarlığı
  • Türkçeye Yansıyan Türk Kültürü
  • Dil,Şu Büyülü Düzen
  • Anlambilim
  • En Eski Türkçenin İzlerinde
  • Türkçenin Bağımsızlık Savaşımı
  • Halk Şiirimizin Gücü
  • Yaşayınca...
  • Cumhuriyet Döneminden Bugüne Örneklerle Şiir Çözümlemeleri
  • Nazım Hikmet Şiirinin Gücü
  • Yunus Emre Şiirinin Gücü
  • Anadilimizin Söz Denizinde
  • Sözcük Türleri
  • Halk Şiirimizin Gücü
  • Dilbilim ve Türkçe Yazıları

--reklam--

Doğan Aksan Alıntıları - Sözleri

  • Weiserberg'in görüşüne göre dil, dünyayı söze dönüştürme olayıdır (Anlambilim)
  • "Üstâd elinde serteser âheng olur lisân" (Dil, üstadın elinde, baştan başa ahenk olur) (Cumhuriyet Döneminden Bugüne Örneklerle Şiir Çözümlemeleri)
  • Kavram alanı ya da anlam alanı terimi,bir dilde eşanlamlı sayılan,birbirine yakın ve birbiriyle anlamca sıkı ilişkili sözcüklerin oluşturduğu kabul edilen alandır.Örneğin bugünkü Türkiye Türkçesinde öfkelenmek, sinirlenmek, kızmak, hiddetlenmek, hırslanmak, köpürmek, feveran etmek, hatta belirli bir kullanımında giyinmek eylemleriyle kan başına sıçramak, tepesi atmak, ifrit olmak, barut kesilmek eylemleri aynı kavram alanı içindedir. (Türkçenin Zenginlikleri İncelikleri)
  • Yenisey yazıtlarında görülen sözcükler, Orhun yazıtlarındaki sözvarlığı, Türkçenin hemen o dönemde oluşmuş bir dil olmadığını, çeşitli gelişmeler ve anlam olaylarıyla çok daha eskiye, birkaç bin yıl öncesine uzanan gelişmiş bir dil niteliği taşıdığını göstermektedir. Kısıtlı metinler olmalarına karşın yazıtlar, Türkçenin soyutlama gücünü ortaya koymakta, kimi Avrupalı bilginlerin görüşlerinin tersine, çok eski ve gelişmiş bir dilin ürünlerini sergilemektedir. (En Eski Türkçenin İzlerinde)
  • İslamiyetin benimsenmesinden sonra Arapça sözcükler dile yerleşmeye başlamış, Karahanlı dönemindeki Kutadgu Bilig'de yabancı öğelerin oranı %1-2 iken, 2 yüzyıl sonra yazılan Atebetü'l-Hakayık'ta bu oran %20-26'ya çıkmıştır. Eski Anadolu Türkçesinde, başlangıçta düşük olan sayı (Sultan Veled'de ve Yunus Emre'de %13, Yunus Emre Divanı'nın kimi yerlerinde %22) giderek yükselmiştir. Farsçanın, özellikle yazın yoluyla etkisi ve aydınların, daha önce değindiğimiz tutumu Osmanlıca döneminde yabancı öğelerin oranını birdenbire yükseltmiştir. Kendi sayımlarımıza göre Divan şairlerinden Baki'de %65, Nefi'de %60, Nabi'de %54 oranında yabancı sözcük bulunmaktadır. Tanzimat döneminin şair ve yazarlarından Namık Kemal'de %62, Şemsettin Sami'de %64, Ahmet Mithat'ta %57, daha sonraları, Türkçülük akımının temsilcisi Ziya Gökalp'te %55'tir. (Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, Yarını)
  • "Şiir sesle anlam arasında uzun bir kararsızlıktır." (Şiir Dili ve Türk Şiir Dili)
  • seni söyleyen şarkılar gibi sevdim, aşkların üflediği patlak balonlar gibi.. boynuna ince bir zincir bağlanmış tek kanatlı bir melek gibi sevdim seni.. (Nazım Hikmet Şiirinin Gücü)
  • Hint-Avrupa dillerinde yeşil,mavi,gri,sarı gibi adların hepsinin 'parlamak, ışık vermek' anlamındaki ghel- ortak köküne dayandığını görülür. Buna karşılık Türkçenin elimizdeki en eski belgelerinde, değişik anlatım yollarından adlandırmalara gidildiği görülür: Yaş'tan türeyen yaşıl(yeşil), 'sema' anlamına gelen kök (mavi), boz,sarıg(sarı), kızıl,ak ve eş anlamlısı ürüñ,koñur (kestane, kızıl kahverengi...) (Türkçenin Zenginlikleri İncelikleri)
  • Yandım zalim Erzurum... (Halk Şiirimizin Gücü)
  • "Sandım ki güzelliğin cihanda Bir saltanatın güzelliğiydi" (Cumhuriyet Döneminden Bugüne Örneklerle Şiir Çözümlemeleri)
  • Sa'dî "Evinde kötü huylu kadın olan erkeğin cehennemi bu dünyadadır. " (Yaşayınca...)
  • kalemtraş için düzgeç (Denizli, Aydın) gerdanlık için gıdıklık (Çankırı, Tokat, Sivas) kevgir için aşsüzen (Kars, Ağrı) lokma, ekmek parçası için banım ve banak (Denizli, Aydın, Afyon, Burdur...) mimoza için altıntop ( Lefkoşe, Kıbrıs) pişman için ütümen (Konya) hafıza için güdüyeri (Bursa) ve anak (Balıkesir, Adana) tamam, tamamen için bitev (Kars, Van) (Türkçenin Gücü)
  • Sa'dî, Gülistan adlı yapıtında Lokman Hekim'in bir soruya verdiği yanıtta değinir: Edebi kimden öğrendin? Yanıtı şudur: Edepsizlerden. (Yaşayınca...)
  • Diller; işlendikçe felsefe, hukuk, bilim, teknik alanlarında çeşitli çalışmalar yayımlandıkça, bir eğitim-öğretim dili niteliği kazandıkça gelişir. Genel kavram adı verilen bitki, canlı, omurgalılar, memeliler...gibi sözcüklere, değer yargısı, önsezi, sağduyu, güven, bağımsızlık... gibi soyut kavramlara ulaşır; bir soyutlama (abstraction) ürünü sözcük ve terimlere sahip olur. (Türkçenin Zenginlikleri İncelikleri)
  • Bizce, Köktürklerde ve başka Türk kavimlerinde, ölenlerin anısına yazıtlar dikmek ya da mezar taşlarına, ölenin yaşamı ve başarılarını yansıtan metinler yazmanın çok eski bir gelenek olduğu kesindir. Böyle olunca, bunları yazanlar kadar, okuyan, okuyabilen bir kitlenin de bulunması ve bu yazının çeşitli Türk boy ve uluslarınca kullanılmış olması gerekmektedir. Dolayısıyla, Köktürklerden önce bu alfabenin olmadığı yolundaki bir düşünce de kabul edilemez. (En Eski Türkçenin İzlerinde)
  • “Araştırmalar, Türkiye Türkçesinde türetmede görev alan biçimbirimlerin sayısının 100’ü geçtiğini göstermektedir. Türkçenin bu özelliği ona her türlü kavramı , her yeni kavramı karşılayabilme olanağı sağlanmaktadır.” (Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, Yarını)
  • Burada, dikkati çeken bir gelişmeye de değinmek gerekiyor: Atatürk döneminde, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 18 Temmuz 1932 tarihli yazısıyla bütün ülkede ezanın Türkçe sözlerle okunmasına başlanmıştı (bkz. Turan, 1981: 22). metni şu sözlerden oluşuyordu: 'Tanrı uludur (4 kez)/ Tanrıdan başka yoktur tapacak (2 kez)/ Tanrının elçisidir Muhammet (2 kez)/ Haydin namaza (2 kez)/ Haydin felaha (2 kez)/ Namaz uykudan hayırlıdır/ Tanrı uludur (2 kez)/ Tanrıdan başka yoktur tapacak/' (Türkçenin Bağımsızlık Savaşımı)
  • Televizyonu tivi, IMF'yi ayemef diye okuyan, HBB'yi eyçbibi diye sesleten kimselerin tutumu da ana dilimizin zararınadır. (Türkçenin Gücü)
  • İkinci Dünya Savaşı' ndan sonra İngilizcenin bütün dünyada görülen yaygın etkisi , ana dil bilincinden yoksun kimselerin özensiz dil kullanımları, eğitim-öğretimde İngilizceye verilen ağırlık ve bu dille öğretim, Türkçenin sözcük ve terim düzeyindeki söz varlığında olumsuz gelişmelere neden olmuştur. (Türkçenin Zenginlikleri İncelikleri)
  • En büyük başarı, bütün dış etkilere, olumsuz koşullara karşın, kendisine uyan yolu seçerek bu yolda kararlılıkla yürüyebilmektedir . (Yaşayınca...)