Kitap Künyesi

Yazar: Osman Turan

Yayın Evi: Ötüken Neşriyat

İSBN: 9789754375275

Sayfa Sayısı: 232

--reklam--

Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Türkiye’de tahsil müesseseleri, maarif teşkilâtı ve üniversiteler ilim, kültür, ahlâk ve mefkûresi sağlam, seçkin ve aydın bir nesil yetiştirmedikçe milletimizin rehbersiz kalması, mânevî ve siyasî buhranlara düşmesi mukadderdir. Türk cemiyeti ilericilik zan ve iddiaları ile ve ilmî, millî ve insanî esaslara aykırı öyle tersine zorlanmıştır ki, bu durumda mânevî bir buhranın doğması ve siyasî nizâmın bozulması kaçınılmazdı. Aslında medeniyet tarihi ve sosyolojinin gösterdiği üzere her yabancı kültür tesiri veya iktibasının cemiyet bünyesi üzerinde bir takım sarsıntılar yaratması tabiîdir. Eğer bu tesirler normal iktisadî ve kültürel münâsebetlerle birlikte ve tedricî bir şekilde vuku bulursa, mevcud millî unsurlar üzerinde bir aşı vazifesini görür ve bu sayede cemiyet yeni bir medeniyet sentezi istikametinde hayâtiyet kazanarak yükselir. Bu kitap, bahsedilen konularda Türkiye’ye has mânevî sıkıntılara ve bunların yol açtığı siyasî buhranlara, tarihçi bir âlimin dikkatiyle nasıl bakıldığını göstermektedir.

--reklam--

Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları Alıntıları - Sözleri

  • Bir rivayete göre İmâm-ı A'zam Hacda dua ederken hatiften gelen bir ses onu «Kılıç Türklerin elinde bulundukça senin mezhebine zevâl yoktur» müjdesi ile tebşir etmişti. Zaten tarih de Türklere «İslâm'ın kılıcı» (Seyf ul-İslâm) unvanını vermiştir.
  • Diyanet işlerini idare edecek münevver din adamlarımız hemen hemen mevcut değildir. Camilerimizdeki imamların vaazları, inanmış münevverleri bile tatmin edemiyecek kadar, iptidaileşmiştir. Milli harsın en kuvvetli unsurlarından biri olan din ve dini kültürün bugünkü perişan haline nihayet vermek için ciddi bir surette tedbirler alamazsak içinde bulunduğumuz maneviyat buhranının cemiyet hayatımızda daha derin hastalıklar doğurması mukadderdir.
  • Gerçekten Türk milleti artık yüksek ideal ve duygularını ifâde edecek bir edebiyattan, ileri bir muhâkemenin mahsûlü olan bir kültür dilinden mahrum bulunmak üzeredir. Büyük Türk edebiyatı yerini edepsizliğe ve zengin Türkçe yerini iptidaî bir kabile diline bırakmıştır. Cehâlet ve çılgınlık örneği «serseri kelimeler» ve «Devrik cümleler» Türk dilini istila etmiştir, ki bu tarihte emsalsiz bir barbalığın ve safsataların nasıl tahakküm ettiğini gösterir. Dil ve fikir münasebeti dolayısıyle yeni nesillerin yalnız kültür dilinden ve güzel Türkçe'den değil sağlam muhakeme imkânlarından dahi mahrum kalmasına sebep olmuştur, ki bu fâcia esir Türklere bile revâ görülmemiştir.
  • (Az zaman içinde çok iş etmiş ve gölgesi dünyayı tutmuştu. Asrının güneşi idi. Nitekim ikindi (asr) vakti de güneşin gölgesi uzun ve zamanı kısa sürer.) İbn Kemal
  • Türklere aid milli ve İslâmi bütün değerler tasfiye edilse idi bu, Avrupalılaşıyor zannı ile milletin tarihe karışması demekti. Zira ne Türk milletini milli ve islâmî vasıflardan ayırmak, ne dinsiz bırakmak ve ne de onu dağılmaksızın Hıristiyan yapmak kabildi. Gerçekten böyle bir Avrupalılaşmak için başka bir şık da bahis mevzuu değildi. Bu gidiş bizi Şarkın efendiliğinden uzaklaşıp Garbın kapılarında medeniyet dilenciliğine ve bizzat Avrupa'nın istihzasına düşürüyordu.
  • Bir rivayete göre İmâm-ı A'zam Hacda dua ederken hatiften gelen bir ses onu "Kılıç Türklerin elinde bulundukça senin mezhebine zevâl yoktur" müjdesi ile tebşir etmişti.
  • Bu başı boş sahtekârlar kendi bâtıl dâvaları ve hasîs menfaatleri için icabında hürriyet ve demokrasi kahramanı kesilirler. Lâkin millî irâde tecelli edince onu çeşitli bahane ve fesadlarla yıkmağa çalışır; laiklik elden gidiyor yaygaraları ile de din ve ahlâka, laikliğe aykırı olarak, saldırırlar.

--reklam--

Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Osman Turan / Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları. Osman Turan 1914- 1978 yılları arasında yaşamıştır. Tarihçi, Türk Ocakları Başkanı, Siyasetçidir. Akademik çalışmalarını daha çok Selçuklu tarihi üzerinde yapmıştır. Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi kitabı en önemli eseridir. Sultan II. Abdülhamid Han'ın torunu Nemika Sultan'ın kızı Satıa Sultan ile evlidir, yani aynı zamanda damat tır. Osman Turan, yazdığı eserler de yalnızca tarihçiliği ile öne çıkmamış, aynı zamanda ülkemizin içinde bulunduğu duruma dair eserlerde vermiştir. Bu durumunda Türk Ocakları başkanlığını yapmış olması ve milletvekilliği yapmış olması da etkilidir. Cumhuriyet döneminin ilk zamanlarında aydın-halk ve siyasetçi arasındaki kopukluk ve onun ortaya çıkarmış olduğu sıkıntıları Türkiye'de siyasi buhranın kaynakları olarak değerlendirmiştir. Kitapta dönemin eğitim, sosyal, siyasi, uluslararası ilişkiler ve dini boyutlu olaylarda aydınlarımızın etkisizliğini en güzel şekilde ortaya koymuştur. Yeni kurulan devletimizin temelleri atılırken Aydın ve siyasetçilerin özellikle komünizmden etkilenerek milletimizin değer yargılarına aykırı tutumlarının devletimize verdiği zarar anlatılmaktadır. Hocanın makalelerinden seçilmiş olan kitap, Türk çocukları için bir rehber kaynak durumundadır. #Kitapşuuruinsanlıkşuuru. (Mustafa Parlatan)

Tarihçilikte önemli bir otorite olan Osman Turan'ın köşe yazısı şeklindeki yazılarından oluşan kitap, merhum hocamızın tarih kitapları kadar başarılı değil. Belki ilk yazıldığı dönem için başarılı tespitleri olmakla birlikte günümüz şartlarında yüzeysel kalan bir kitap. Üniversite çağı için basite kaçar ancak lise çağındaki gençler için İdealdir diyebilirim. 1960 yılları sonrasında Türkiye'de yaşanan gelişmelere milliyetçi-muhafazakar açıdan bakan bu doğrultuda fikirler ortaya koyan bir kitap. Özellikle o dönemde ülkemizi kasıp kavurmaya başlayan Sovyet Rusya başta olmak üzere Çin, Arnavutluk gibi ülkelerden esinlenmiş sosyalist hareketlere karşı uyarılar içeriyor. Bu hareketleri masum birer fikir hareketi olarak görmeyip kaynağını aldıkları özellikle Sovyet Rusya'nın bir çeşit emperyalist faaliyetleri olarak görüyor. Türk aydını ve üniversitelerdeki eğitim üzerinde durduğu düşünceleri oldukça önemli diyebilirim. Keza halkı ile arası açık aydınlar ve yaşadığı topluma yabancı üniversitelerin yetiştirdiği nesillerin ülkede sorulara sene olacağını vurguluyor. Bugün de öyle değil mi halkı anlamayan veya onu sahip olduğu değerler ile kabul etmeyen aydınlar büyük bir sorun değil midir? (Mustafa BAKIRHAN)

--reklam--

Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Osman Turan - Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Osman Turan Kimdir?

1914 yılında doğdu. Trabzon'un Çaykara kazasının Soğanlı Köyünde Kurunoğulları adı ile anılan bir aileden gelmektedir. Babası, Birinci Dünya Savaşı'na katılarak Kafkas Cephesi'nde şehid düşen Hasan Ağa'dır. Osman Turan; ilk mektebi Çaykara'da, liseyi Trabzon ve Ankara'da bitirdi. 1940 senesinde Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nden mezun oldu. Oniki Hayvanlı Türk Takvimi adlı teziyle doktorluk payesini aldı. Doktora jürisinin reisi Ord. Prof. Dr. Fuad Köprülü idi. 1944'de doçent oldu ve Türk-İslâm Tarihi dersleri okutmaya başladı. 1948-1950 yılları arasında Londra ve Paris'te araştırmalarda bulundu. 1951'de profesörlüğe yükseldi. 1954 senesinde Demokrat Parti Trabzon listesinden milletvekili seçildi ve 27 Mayıs 1960'a kadar bu vazifede kaldı. Yassıada'da 17 ay hapis yattı. 1964'te Adalet Partisi Umum Reis Muavini seçilen ve 1965'te tekrar Trabzon'dan mebus olan Turan, 1969'da siyasetten tamamen çekildi. 1972 yılında da profesörlükten emekli olan Osman Turan 17 Ocak 1978 tarihinde vefat etti. Prof. Dr. Osman Turan Sultan II. Abdülhamid'in torunu Nemika Sultan'ın kızı Satıa Hanımsultan (1927-2003) ile evliydi.

Yakınları tarafından "Ciddi ilim adamı formasyonu, sağlam karakteri, yüksek medeni cesareti, doğrulu ve tok sözlülüğü, çok geniş fikri ihata kabiliyeti, Türklükle ilgili geniş ve sağlam bilgisi, muktedir kalemi ile tanınmış bir ilim adamı" olarak tarif edilen Turan; İngilizce, Fransızca, Arapça ve Farsça biliyordu.Türk Ocakları Genel Merkezi'nin Ankara'ya nakli üzerine 1959'da yapılan kurultayda umum reis seçildi. Türk Yurdu Mecmuası'nı yepyeni bir muhteva ve ruhla çıkararak Türkiye'nin popüler okunan fikir dergisi haline getirdi. Yassıada'ya sevkedilince bir süre Türk Ocakları'ndan ayrı kaldı.

Dünya çapında bir "Selçuklu Tarihi mütehassısı" olan Osman Turan'a, Kadir Mısıroğlu, Doğru Türkçe Rehberi isimli eserini "İşbu eser; doğru Türkçe'nin yılmaz müdafii büyük vatansever ve değerli alim Prof. Dr. Osman Turan merhumun necib hatırasına cenab-ı Hakk'ın vasi rahmetine nailiyyeti niyazıyla" sözleri ile ithaf etmiştir.

--reklam--

Osman Turan Kitapları - Eserleri

  • Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
  • Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
  • Selçuklular Zamanında Türkiye
  • Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları
  • Türkiye'de Manevi Buhran
  • Selçuklular ve İslamiyet
  • Doğu Anadolu Türk Devletleri Tarihi
  • Kunlar ve Eski Türkler
  • Oniki Hayvanlı Türk Takvimi
  • Türkiye Selçukluları Hakkında Resmi Vesikalar Metin, Tercüme ve Araştırmalar
  • Makaleler
  • İstanbul'un Fethinden Önce Yazılmış Tarihi Takvimler
  • Kızıl Tehlike
  • Türkiye'de Manevi Buhran
  • Doğu Anadolu Türk Devletleri Tarihi
  • Selçuklular Zamanında Türkiye
  • Türkler Anadoluda
  • Makaleler 2
  • Tarihi Akışı İçinde Din ve Medeniyet
  • Yeni İstanbul Yazıları
  • Türkiye'de Komünizmin Kaynakları
  • Vatanda Gurbet
  • Türkiye'de Komünizmin Kaynakları
  • Makaleler 1
  • Gafletten Uyanalım
  • Makaleler
  • Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi

--reklam--

Osman Turan Alıntıları - Sözleri

  • Türklere aid milli ve İslâmi bütün değerler tasfiye edilse idi bu, Avrupalılaşıyor zannı ile milletin tarihe karışması demekti. Zira ne Türk milletini milli ve islâmî vasıflardan ayırmak, ne dinsiz bırakmak ve ne de onu dağılmaksızın Hıristiyan yapmak kabildi. Gerçekten böyle bir Avrupalılaşmak için başka bir şık da bahis mevzuu değildi. Bu gidiş bizi Şarkın efendiliğinden uzaklaşıp Garbın kapılarında medeniyet dilenciliğine ve bizzat Avrupa'nın istihzasına düşürüyordu. (Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları)
  • Gerçekten Türkler, başka milletlerden farklı olarak, daha peygambere sahip olmadan, kendi anlayışları ile tek bir Tanrı inancına yükselmişler; milli ve insanı duygularıyla birlikte tarih sahnesine çıkmışlardır. (Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi)
  • Malazgirt Zaferi yersiz ve yurtsuz kalan Türk muhacirlerine Anadolu'da ebedi bir vatan hazırladı. Selçuklular bu kahir zaferleri ile ve bir millet halinde bu ülkede yerleştileri halde Bizanslılar Haçlı seferlerinin Türklere verdiği sarsıntı dolayısıyla uzun bir devir Anadolu'yu kurtaracaklarını umuyorlardı. Bu ümit ve inanç II.Kılıç Arslan'ın 1176 yılında Myriokephalon'da imparator Manuel Komnenos'a karşı kazandığı büyük zafere kadar devam etmiş, Bizanslılar bu ikinci bozgundan sonra hayalleri tamamıyla yıkılmış ve Anadolu'ya ebediyen veda etmişlerdi. (Selçuklular Zamanında Türkiye)
  • Ey Türk milleti, titre ve kendine dön! Bilge Han (Türkiye'de Manevi Buhran)
  • Fakat daima bir Türk'ü tepeleyen bir Türk bulunur. (Selçuklular ve İslamiyet)
  • En büyük katliam Sultân Sancar'ın payitahtı Merv'de oldu. Ova insan cesetlerinden tepe haline geldi. Toprak kan rengine boyandı. Kale ve Hisarı yerle bir ettiler. Camileri yaktılar. Hazine bulmak maksadıyla mezarları ve Sultân Sancar'ın mezarını açtılar. Cuveyni'ye göre ölü miktarı 1 milyon 300 bin kişiye yükselmişti. İbnül Esir'e göre ölü sayısı 700 bindir. Subki bir günde şehit edilenlerin sayısını 700 bin diye yazar. (Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti)
  • İhtimal ki, bu Oniki hayvan Türklerin Oniki boy teşkilâtına mensup oldukları bir devrin totemik bir hatırasıdır. (Oniki Hayvanlı Türk Takvimi)
  • Tarih, hâdiseleri ancak zaman ve mekân içinde tespit ettikten sonra kendisine mal edebilir. (Oniki Hayvanlı Türk Takvimi)
  • "Türk dilini öğreniniz! Çünkü onların hâkimiyeti uzun sürecektir." (Kâşgari, hadîs) (Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi)
  • Türkiye'de yeni nesillerin, Avrupalı olmak hevesi ile milli kültür kaynaklarından uzaklaşmasına vesile olmakla kalmamış tarih şuuru ve milli mefkureyi de köklerinden sarmıştır. (Kunlar ve Eski Türkler)
  • Türkler Anadolu'ya geldikleri zaman, bir asırdan beri, İslam dinini kabul etmiş bulunmakla beraber, göçebe hayatın icabı, henüz sathi bir şekilde İslamlaşmış ve İslam cilası altında eski Şamani ve inanışları yaşamıştır. Baba İshak, Barak Baba, Sarı Saltuk, ve sair Türkmen babaları bir müslüman şeyhi kadar eski Türk şaman (kam)larının da bir devamı idiler. Bu sebeple Şamanilik müslüman Türk tarikatlerine tesir etmiş; ayinlerine girmiş, raks ve müzik de dini bir vecd unsuru haline gelmiş ve Müslüman alimlerinin mücadeleleri bu unsurları bertaraf edemememiştir. (Selçuklular ve İslamiyet)
  • Süçü: Gök-Türkler, Uygurlar ve Ortaçağ Türkleri'nde şerbet ve tatlı veya hafif şarap hakkında kullanılan bu kelime süçük, süçiğ, süçi, süçü şekillerinde kullanılan bu içkiyi Bulgarlar baldan yapıyorlardı. (Kunlar ve Eski Türkler)
  • Bir rivayete göre İmâm-ı A'zam Hacda dua ederken hatiften gelen bir ses onu "Kılıç Türklerin elinde bulundukça senin mezhebine zevâl yoktur" müjdesi ile tebşir etmişti. (Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları)
  • Tarih şeklî ve mutlak taklit esasına dayanmış bir kültür ve cemiyetin hayatiyet gösterdiğine dair bir misâl kaydetmemiştir. (Türkiye'de Manevi Buhran)
  • Gerçekten insan madde ve ruhtan mürekkep olduğu, onun saadeti ve medeniyetin de akıbeti bu iki unsur arasındaki muvazeneye bağlı. (Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi)
  • Kendime bir köşk yapıp da yanında bir câmi inşaa etmezsem Allah'tan utanırım. Tuğrul Bey (Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti)
  • "... asırlar da geçse Komünist idareler zulüm yapmaktan ve yıkılmaktan kurtulamazlar." (Türkiye'de Manevi Buhran)
  • Filhakika Or hon'dan beri, elimizde bulunan vesîkaların tarih zabıtlarında oniki hayvan takvimile birlikte kullanılan yıl ve aylar bu aylardır. Bahsettiğimiz Türk ayları şunlardır: Aramay, ikindi ay, üçüncü ay, törtinç ay, beşinç ay, altınç ay, yi tinç ay, sekizinç ay, tokusınç ay, onınç ay, bir yiğirminç (yirmiye bir, yani on birinci) ay, çakşaput" ay. (Oniki Hayvanlı Türk Takvimi)
  • Millî mukadderat üzerinde bu kadar büyük âmil olan üniversitelerimizin memleketin hal ve istikbaldeki ihtiyaç ve gayelerine cevap verecek bir sevi¬yeye erişebilmeleri ve diğer devlet makamlarına nazaran mânen daha büyük bir mevki olan kürsülerin ilim, ahlâk ve ideal bakımından daha kıymetli insanlarla doldurulması, şüphesiz, başta gelen millî bir müdafaa meselesi olmak icap eder. (Gafletten Uyanalım)
  • (Az zaman içinde çok iş etmiş ve gölgesi dünyayı tutmuştu. Asrının güneşi idi. Nitekim ikindi (asr) vakti de güneşin gölgesi uzun ve zamanı kısa sürer.) İbn Kemal (Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları)