Kitap Künyesi
Yazar: Virginia Woolf
Çevirmen: İlknur Güzel
Orijinal Adı: Three Guineas
Yayın Evi: İletişim Yayınevi
İSBN: 9789750507335
Sayfa Sayısı: 203
--reklam--
Üç Gine Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İkinci Dünya Savaşı'nın arifesinde Virginia Woolf, savaşı önlemek için yardım toplayan bir cemiyetten mektup alır. Nazik bir beyefendi, Woolf'a savaşın nasıl önlenebileceğiyle ilgili pratik önerilerde bulunur, Woolf'u kendisini barışı korumaya adamış bir topluluğa üye olmaya ve bağış yapmaya davet eder. Bu nazik ve aslında çok da düşünmeden kabul edilebilecek iyi niyetli davete, Woolf cevap olarak üç makale yazar ve savaşı önlemek adına basit bir bağışla aslında neler yapılabileceğini anlatır. Üç Gine'de bir araya gelen bu makalelerde, Woolf kadınların tarihsel dışlanışının, onlara faşizme ve savaş çığırtkanlığına karşı çıkacak politik ve kültürel bir kimlik inşa etme şansı verdiğini söyler.
Woolf'un temel amacı sadece cinsiyetler ya da ırklar arasında özgürlüğü ve eşitliği sağlamak değil, bir insanlık medeniyeti kurmak. Bildiklerimizin hepsinden daha iyi, daha emin, daha sağlam bir insanlık medeniyeti... Eğer insan ruhunun ve aklının bu dünyada korkusuzca var olmasını istiyorsak, bu geniş hedefe doğru ilerlememiz gerektiğini öğütlüyor bize. Virginia Woolf'un en tutkulu ilgi alanındaki en keskin görüşlerinin muhteşem bir özeti niteliğindeki bu çalışma, aynı zamanda bir tartışma edebiyatı klasiği.
--reklam--
Üç Gine Alıntıları - Sözleri
- . Aynı dünyayı görsek de farklı gözlerle görüyoruz. ...
- Finansal olarak ailesinin onu cezalandırma gücü olmadığı için kendi düşüncelerini rahatlıkla ifade edebilir. Para ihtiyacı yüzünden genellikle bilinçsiz olarak dikte edilen beğenilerini ve hoşnutsuzluklarını açıkça dile getirebilir. Kısacası, boyun eğmek zorunda değildir artık; durumla ilgili eleştirilerde bulunabilir.
- Başarı bazıları için kolay bazıları için zordur; beyin gücü ne kadar eşit olursa olsun bazıları beklenmedik bir şekilde yükselebilir; bazıları beklenmedik bir şekilde alçalabilir ve bazıları da garip bir şekilde aynı yerde sayar.
- Para için vücudu satmak ne kadar yanlışsa para için aklı satmak daha da yanlıştır; çünkü insanların söylediği gibi akıl bedenden daha soyludur.
- Aklı satmak bedeni satmaktan daha kötüdür; çünkü vücudunu satan kişi anlık zevklerini sattığında, bunun bir süre sonra sona ereceğini bilir. Ancak aklını satan kişi bu durumun kansız, habis ve hastalıklı ürünleri, dünyayı bozmak ve yozlaştırmak ve diğer ürünlere de hastalık tohumlarını ekmek amacıyla salıverilir.
- Savaş, insan ruhunda hiçbir ameliyatın iyileştiremeyeceği yaralar açmaktadır.
- Mesele, evlenip evlenmemek değil; mesele kiminle evleneceğimiz.
- . Aynı dünyayı görmemize rağmen, farklı gözlerle görüyoruz. ...
- . Ah, araya gireceksin, işte başka bir yanlış anlama : Karı koca tek beden değildir !.. ...
- . Başarı kimisi için daha kolay, kimisi için daha zordur, beyin gücü ne kadar eşit olursa olsun, kimisi beklenmedik bir şekilde yükselir; bazıları beklenmedik bir şekilde düşer; bazıları garip bir şekilde sabit kalır. ...
- "Sınavları geçebilen beyinler yaratıcı beyinler, sorumluluk alabilen ve daha yüksek ücretler kazanabilen beyinler değildi. Bu beyinler, pratik, detaycı ve bir üstün emri altında rutin iş yapmaya uygun beyinlerdi."
- . Üzücü, şaşırtıcı, kafa karıştırıcı ama gerçekle yüzleşmek gerekiyor. Yukarıdaki cennette veya aşağıdaki yeryüzünde kesinlik yoktur. ...
- . Girişimi yapalım; başarısızlığa mahkum olsa bile... ...
- Akılları evlilik umuduyla eğitilmişti. Evlilik umuduyla piyanoyu tıngırdatıyordu; ama bir orkestraya katılmasına izin yoktu. Masum ev manzaraları resmederdi; ama bir nü resim yapmasına izin yoktu; şu kitabı okuyabilirdi; ama o kitabı okumasına, etkilenmesine, konuşmasına izin yoktu. Evlilik umuduyla bedeni eğitildi; kendisine bir hizmetçi tahsis edildi; caddeler kendisine kapanmıştı; tarlalar kendisine kapalıydı; yalnızlık ondan esirgenmişti, bedenini koca eli için el sürülmemiş olarak saklamak adına tüm bunlar ona zorla yaptırılmıştı. Kısacası, evlilik düşüncesi, ne söylediğini, ne düşündüğünü ve ne yaptığını etkiliyordu. Başka türlü nasıl olabilirdi ki? Bu kızlar için mevcut tek meslek evlilikti.
- Amacımız: "Adalet, eşitlik ve özgürlük ilkelerine bizzat kendilerinin saygı duyması için herkesin -tüm erkeklerin ve kadınların- haklarını" savunmaktır.
--reklam--
Üç Gine İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İkinci Dünya Savaşı öncesi, savaşı önlemek için yardım toplayan bir topluluktan bir mektup alır. Mektubu yazan bu kişi savaşın nasıl önleneceği konusunda fikirlerini belirtmekte ve Woolf’u bu topluluğa üye olmaya ve bağışta bulunmaya davet etmektedir. Woolf bu davete üç makale yazarak cevap verir.Savaşı önlemek için yapılacak ufak bir bağışla neler yapılabileceğini gösterir. Kadının nasıl dışlandığını, yok sayıldığını gösterir bu üç makalede. Benim için Woolf’un örneklemeleri dışında zor bir okuma oldu. Woolf okumak, benim için hiçbir zaman kolay olmadı zaten. (Özlem Akbaş)
"Bir kadın olarak benim aslında bir ülkem yok. Bir kadın olarak ülke istemiyorum. Bir kadın olarak benim ülkem tüm dünyadır." Adettendir diyip yazarın bir sözünün vererek kitabın incelemesine başlamış bulunmaktayım. :) Arkanıza yaslanın ve varsa elinize bir çay yahut kahve alın zira sizi biraz uzun bir inceleme bekliyor.. Hazırsanız buyrun :)))) Kitap, ismini tedavülden kalkmış İngiliz para birimi olan Gine'den almaktadır. II. Dünya savaşı sırasında Virginia savaşı önlemek için yardım toplayan bir cemiyetten mektup alır. Kendine mektubu gönderen beyfendi savaşı nasıl önleyebileceği hakkında pratik önerilerde bulunur, barış destekçisi ve yanlısı cemiyetlerine bağış talebinde bulunmasını ister ve cemiyetlerine üye olmaya davet eder. Virginia, üç sene boyunca mektubu cevaplamak için bekler ve nihayet: "Eğitimli bir adamın daha önce bir kadına savaşın önlenebileceği hakkında fikrini sorduğu, muhtemelen insanoğlunun iletişimi tarihinde benzersiz bir mektubu cevapsız bırakmak istemez. O yüzden, başarısız olmaya mahkum olsa bile bir girişimde bulunayım." der ve başlangıcı yapmaya başlar. Mektubu gönderen beyfendinin mektubunda çizdiği barışsever imajı altındaki maskeyi el yordamıyla kaldırır ve: "Bugün dünya barışının önündeki en gerçek tehlike, barışseverlerdir." der ve ona şu soruyu yöneltir: "Şayet kendisinin elinde bir Gine olsaydı kendisi nasıl bir davada bu Gine'yi harcardı?" İşte kitabın temelini oluşturan harç bu sorudur. Elinde üç Gine olan Virginia bunları bağışladığı yerleri üç ayrı başlık altında toplanmıştır. >>>> İlk Gine <<<< Virginia, kadın ile erkek arasındaki farkı göstererek, insanlık tarihi boyunca savaş çığırtkanlığı yapan cinsiyetin erkekler olduğunu, yeryüzünde savaşı her zaman erkeklerin başlattığını anlatır. Bunun nedenlerini de savaşı; bir meslek olarak görmeleri, onlar için heyecan ve kendilerini topluma kanıtlamanın bir yolu olarak görmeleridir. Bütün bunların yanısıra belki de en etkili sebep erkeklerin 'erkekçe' niteliklere sahip olmasını sağlayan araç olarak görülmesinden kaynaklandığını söyler. Burada çok uzağa gitmeden kendi toplumumuzda bunun bir yansıması olarak şu örnekler verilebiliriz: Küçük erkek çocuklarına; "Sus ağlama erkek adam ağlamaz! Erkek adamın canı yanmaz! Erkek dediğin vurdu mu oturtur!" vb. günlük dilimize yerleşen bir çok söz bulunmaktadır. Bunlar küçük yaşta erkek çocuklarının zihniyetine yerleştirilmekte ve toplumun istediği erkek profilini, yavaş yavaş oluşturmakta. gonderi/42362504 Virginia böylesi bir zihniyet karşısında var olan yetişkin erkekleri savaştan men etmenin imkansıza zar atmak olacağını bildiği için kökten çözüm olarak, erkekleri yetiştiren kadınların eğitilmesinde bulur çözümü. Savaşı önlemede en etkili yolun eğitim olduğunu dile getirir. Kadınların evden tek başına dışarı çıkamadığı, bir lokantada tek başına yemek yiyemediği, o yıllarda kadın için tek meslek evlilikti. Genç kızların akılları ilmek ilmek evlilik düşüncesiyle işlenilmiş ve bunun için yetiştirilmişti. gonderi/43152662 Kadın elinin , zekasının ve en önemlisi merhametinin değmediği bir ülkede elbette ki kaos ve savaşlar kaçınılmazdır. İşte bu yüzden Virginia kusurlu da olsa elindeki ilk Gine'yi kadınların eğitimi için koleje bağışlamayı doğru bulur. Çünkü Virginia'ya göre aslında kadınların eğitimine harcanan her para savaşı kökten önlemeye yönelik paylaşılan para demektir. >>>> İkinci Gine <<<< Eğitimli bir kadın ne iş yapabilir ? II. Dünya Savaş'ı yıllarını göz önüne alırsak savaşın getirdiği en büyük dezavantajlardan birisi iş imkanının oldukça azalması olduğunu görürüz. Erkeklerin iş imkanı için kadınların iş sahasından çekilmesi istenilmekteydi. Eğitimli bir kadın o yıllarda eşit eğitimdeki bir erkeğe göre çok çok az para almaktaydı. Durum böyle olunca eğitimli kadınlar iş bulamamaktaydi. Virginia burda şöyle bir analiz yapar; Kendisini gecindirecek ekonomik özgürlüğe sahip olmayan bir kadın kendisini geçindiren (eş, baba, erkek kardeş.. ) kişinin politik tercihlerine tabi olmasının kaçınılmaz bir gerçek olduğunu söyler. gonderi/43778261 İşte tam da bu yüzden ikinci Gine'yi eğitimli adamların kızlarının iş sahibi olmasına yardımcı olan bir topluluğun fahri hazinesine gönderir. gonderi/43748121 >>>> Üçüncü Gine <<<< Virginia elindeki son Gine'yi gönderilen manifestoyu imzalamasa da, o derneğe üye olmayı kabul etmese de, parayı onlara vermeyi kabul eder. Manifestoyu imzalamama sebebine gelince de cinsiyet ve eğitim bakımından farklı olmaktan kaynaklandığını dile getirir. gonderi/43761873 Böyle bir topluluğun mükemmel bir ahengi yakalamasını mümkün görmediğini söyler. Bir birey olarak topluluklarına saygı duyduklarını bunu bir Gine'yi vererek kanıtladıklarını ancak topluluklarına katılmayı reddettiklerini ve topluluğun dışındaki ortak amaçları olan adalet, özgürlük ve eşitlik için çalışarak daha etkin bir şekilde yardımcı olacaklarını dile getirir. gonderi/43798815 Kendisinin böyle bir topluluğa katılmak yerine salt kadınlardan oluşan kendilerinin hayali olarak kurduğu ve adına 'Dışlanmışlar Topluluğu' adını verdiği kadınsal hareketi tercih ettiğini söyler. Bu topluluğun bir ofisi, komitesi, sekreteri olmadığını ; konferans ve de toplantıya da ihtiyaç olmadığını söyler. Bu topluluğun ihtiyaç duyduğu tek şeyin "Savaş için tek bir çorap dahi örmem" diyen belediye başkanın karısı gibi görevleri savaşmamak ve savaşa giden her yolu kapatmak olan kadınlardan oluşan militarist ruhlu kadınlar olduğunu ... Erkek kardeşlerini, erkek çocuklarını savaşa kışkırtmamak ve onları caydırmak olan kadınlar olduğunu yani yeryüzündeki tüm kadın topluluğu olduğunu söyler.. Virginia bu üçüncü Gine'yi verirken kadın ve erkek arasındaki cinsiyetten kaynaklanan toplumsal eşitsizliği dönemin Hitler rejimini örnek vererek açıklar ki bu bence çok değerli bir örnektir. Hitler, nasıl ki insanları ırkları yüzünden insan yerine koymayip ayrım yapıyor, nasıl yaşayacaklarını söylüyor, özgürlüklerine karışıyorsa; işte ataerkil toplumdaki kadınların sırf cinsiyetlerinden ötürü susturulduklarında Hitler dönemindeki Yahudiler gibi hissettiklerini söyler. Virginia elindeki üç Gine'yi üç farklı haznedara verilmiş gibi gözükse de üçünün de aynı amaç için verildiğini üçünün de amaçlarının aynı ve ayrılmaz olduğunu tekrarlar ve mektubuna son verir. Kitabın içeriği lahana yaprakları gibi sanki... Her açılan sayfa da birden fazla konu mevcut. Ben olabildiğince genel hatlarıyla incelemeye çalıştıysamda incelemem yine de çok yüzeysel kaldı. Savaş saptamaları, toplumsal düzen , okuyan kadınların durumu, ev hanımı olan kadınların durumu...vb daha birçok konu hakkında çok fazla bilgi içeriği mevcut. Kesinlikle okunması gereken güncelliğini koruyan çok güzel bir eser. Benim için tek olumsuz tarafı dipnotların çok fazla olması oldu. Kadınların fikirlerinin sorulmadığı, okutulmadığı okuyana iş verilmediği kadının "okumuş adamın kızı, kızkardeşi" şekilde hitap edildiği bir dönemde bir erkek topluluğunun bir kadının fikir ve parasına talip olmasının gururunu yaşayan, yaşatan Virginia'ya selamlar .... Okuyacaklara keyifli okumalar :)) (Fîlankes)
İncelememe kitabın arka kapak sözleriyle başlamak istiyorum: "İkinci Dünya Savaşı’nın arifesinde Virginia Woolf, savaşı önlemek için yardım toplayan bir cemiyetten mektup alır. Nazik bir beyefendi, Woolf’a savaşın nasıl önlenebileceğiyle ilgili pratik önerilerde bulunur, Woolf’u kendisini barışı korumaya adamış bir topluluğa üye olmaya ve bağış yapmaya davet eder. Bu nazik ve aslında çok da düşünmeden kabul edilebilecek iyi niyetli davete, Woolf cevap olarak üç makale yazar ve savaşı önlemek adına basit bir bağışla aslında neler yapılabileceğini anlatır. Üç Gine’de bir araya gelen bu makalelerde, Woolf kadınların tarihsel dışlanışının, onlara faşizme ve savaş çığırtkanlığına karşı çıkacak politik ve kültürel bir kimlik inşa etme şansı verdiğini söyler. Woolf’un temel amacı sadece cinsiyetler ya da ırklar arasında özgürlüğü ve eşitliği sağlamak değil, bir insanlık medeniyeti kurmak. Bildiklerimizin hepsinden daha iyi, daha emin, daha sağlam bir insanlık medeniyeti... Eğer insan ruhunun ve aklının bu dünyada korkusuzca var olmasını istiyorsak, bu geniş hedefe doğru ilerlememiz gerektiğini öğütlüyor bize. Virginia Woolf’un en tutkulu ilgi alanındaki en keskin görüşlerinin muhteşem bir özeti niteliğindeki bu çalışma, aynı zamanda bir tartışma edebiyatı klasiği." Eser Virginia Woolf'un diğer eserleriyle uyum içinde tek farkı belirli bir olay akışını anlatan öyküleme tarzında bir anlatımı yok. Genel anlamda kadının daha doğrusu en kötü durumda olan dışlanmış ve yanlız kadının yanında olma, onun özgürlükle veya kendi haklarını savunmayla nasıl başa çıkacağını ve bunu yaparken nelere dikkat etmesi gerektiğini anlatan bir eser. Virginia Woolf'un kadınlara olan bu sevgisi ve toplum içinde kadının artık kendi ayakları altında nasıl ayakta duracağı ve kadın dünyasıyla erkek dünyası arasındaki ilişkilerle nasıl başa çıkılması gerektiğini oldukça sade ve güzel bir dille ifade etmiş. Genel anlamda kadınlar için yazılmış olsa da erkeklerin de okumasını tavsiye ederim. Çünkü Aziz Veysel'in dediği sözü unutmayın: "Senden olmayan da yaşasın ki, sende yaşa." O yüzden okuyun ve kadının yaşamasına biraz olsun destek çıkın. Kitabın bu anlamda bana çok şey kattığına inanıyorum. Herkese keyifli okumalar dilerim... (Yunus)
--reklam--
Üç Gine PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Virginia Woolf - Üç Gine kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Üç Gine PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Virginia Woolf Kimdir?
Virginia Woolf (25 Ocak 1882 - 28 Mart 1941) İngiliz feminist, yazar, romancı ve eleştirmen.
1882'de Londra'da dünyaya gelen Virginia Woolf, Victoria devri'nin tanınmış yazarlarından Sir Leslie Stephen'ın kızıydı. Annesi ve babası daha önce başkalarıyla evlenmişler, dul kaldıktan sonra ise bir araya gelmişlerdi. Her ikisinin de ilk eşlerinden çocukları vardı. Sir Leslie Stephen'ın ilk eşi, ünlü romancı William Makepeace Thackeray'nın kızıydı. Thackeray'nın eşi akıl hastası olduğundan, Leslie Stephen'ın bu kadından olan kızı Laura, anneannesine çekmiş, yirmi yaşında bir akıl hastahanesine kapatılmıştı. Virginia'nın annesi Julia Duckworth ile Leslie Stephen'ın beş çocukları oldu. Yaş sırasıyla Vanessa, Julian, Thoby, Virginia ve Adrian. Virginia on üç yaşındayken annesi ansızın ölmüştür. Woolf, o yıllarda kadınların ikinci planda kalması nedeni ile okula gönderilememiş fakat babası yardımı ile kendini geliştirmiştir.
Kızkardeşi Vanessa Bell daha küçük bir yaşta iken bir ressam olmaya, Virginia Woolf ise bir yazar olmaya karar verir. Kendisini babasının kütüphanesinde geliştiren Virginia Woolf, 1895'de bir gazetede kısa hikâyelerini yayınlatır.
Özellikle, Viktorya tarzı yaşamaya karşı olan Virginia Woolf, yazılarında da bundan bahseder.
Bloomsbury Grubu
1904'te babasının ölümünden sonra kardeşleriyle Bloomsbury'ye taşınması ise hayatında ciddi bir dönüm noktası olmuştur. Bloomsbury grubu içinde birçok ünlü edebiyatçıyı barındıran ve cinsel konulardaki özgürlükçü tavırlarıyla tanınan bir grup entelektüelden oluşuyordu. Grupta bulunan birçok kişi eşcinsel ya da biseksüeldi. İnsanlar onları etik bir grup olarak görüyorlardı. Grupta John Maynard Keynes, E. M. Forster, Roger Fry, Duncan Grant ve Lytton Strachey gibi ünlü kişiler vardı. Woolf, 1909'da bir süreliğine Lytton Strachey ile nişanlanmıştır.
Evliliği
Virginia Woolf 1912 yılında Leonard Woolf ile evlenmiştir. Evlilikleri cinsel açıdan yeterli olmasa da, Virginia Woolf için çok önemli olmuştur. Leonard Woolf eşi için bir basımevi kurmuştu ve bu da Virginia Woolf'un yazdığı kitapları yayımlatması için bir fırsat olmuştu.
Ölümü
Perde Arası romanını yazdığı sıralarda artık kendini yeterince yetenekli hissetmiyor, yeteneğini kaybettiğini düşünüyordu. Her gün savaş korkusu ve yeteneğini kaybetmenin vermiş olduğu stres, dehşet ve korku sonucu ruhsal bunalıma girmiş, 28 Mart 1941'de içinde bulunduğu duruma daha fazla dayanamayıp evlerinin yakınlarında bulunan Ouse nehrine ceplerine taşlar doldurarak atlayıp intihar etmiştir. Virginia Woolf, geride iki intihar mektubu bırakmıştır. Birisi kardeşi Vanessa Bell'e diğeri ise kocası Leonard Woolf'a.
"Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum. O korkunç yeniden yaşayamayacağımı hissediyorum. Ve ben bu kez iyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım. Odaklanamıyorum. Bu yüzden yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin. Benim için her şey oldun. Bu korkunç hastalık beni bulmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemezdim. Artık savaşacak gücüm kalmadı. Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum. Bunu sen de göreceksin. Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum. Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum. Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin. Demek istediğim, bunları herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi, o kişi sen olurdun. Artık benim için her şey bitti. Sadece sana bir iyilik yapabilirim. Hayatını daha fazla mahvedemem. Bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum."
--reklam--
Virginia Woolf Kitapları - Eserleri
- Kendine Ait Bir Oda
- Dalgalar
- Deniz Feneri
- Yıllar
- Mrs. Dalloway
- Yaşlı Kadın ve Papağan
- Flush
- Dışa Yolculuk
- Bir Okur Olarak
- Granit ve Gökkuşağı
- Üç Gine
- Bir Yazarın Günlüğü
- Gece ve Gündüz
- Jacob'un Odası
- Virginia Woolf&Vita Sackville - West Mektuplaşmaları
- Güvenin Ölümü
- Bütün Öyküleri
- Kitap Nasıl Okunmalı? - Bir Okur Olarak 2
- Dadının Perdesi
- Perde Arası
- Varolma Anları
- Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler
- A Haunted House
- Benlik Üzerine Denemeler
- Kew Gardens
- Orlando
- Hasta Olmaya Dair - Hasta Odalarından Notlar
- Kadının Toplumsal İşlevi
- Pazartesi ya da Salı
- Londra Manzaraları
- Yorum Yorar
- Aforizmalar
- Romanları Tekrar Okuma Üzerine
- The Mark on the Wall
- The Shooting Party
- An Unwritten Novel
- Mr. Bennett and Mrs. Brown
- Yazınsal Ustalık
--reklam--
Virginia Woolf Alıntıları - Sözleri
- Hayır, dünya yüzünde istediği tek şey vardı; temiz su. (Flush)
- Life's what you see in people's eyes (A Haunted House)
- Şimdi bana söyler misin, şiir nereye gidiyor, yoksa artık öldü mü? (Yazınsal Ustalık)
- "İnsanın kusurlarını itiraf etmesi kolay iş. Ama hangi akşam karanlığı, insanın erdemlerini saklayacak kadar koyudur? (Bütün Öyküleri)
- ...she spent most of her time in the London Library, reading. (A Haunted House)
- Ama bu adamın yıpranmış yüz çizgilerinden her keresinde gizem duymuştu, suskunluğunaysa, tutku. (Perde Arası)
--reklam--
- Okuma sürecinin ikinci aşaması olan, yargılamanın, okumanın kendisi gibi basit bir işlem olduğunu düşünmek ahmaklık olur, kitabı zihninin içinde tartışmayı, kitabı bıraktığında bile onu okumaya devam etmeyi ve bir kitabı diğeri ile uygun bir şekilde karşılaştırabilecek kadar okumuş olmak, işte bu zordur. Bundan daha zor olan şey ise "Sadece bu tarz bir kitap değil, aynı zamanda bu değerdedir, burada yetersiz; burada yeterli olur, burası kötü; burası iyi," demek. Okur, bunu yapabilmek için bilgi, iç görü ve hayal gücü sahibi olan biri olmalıdır. (Romanları Tekrar Okuma Üzerine)
- Hayata ne ile başlarsan başka elinde çok az şey kalıyor. Gurur ve aptallık... Kaç kez yaşadığımız anın değerini bilmediğimiz için geleceği reddetmişizdir, kaç kez kıymetini anlayamadığımız bir anda yaşadığımızdan çok parlak olabilecek bir geleceği elimizden kaçırmışızdır. Halbuki her şeyi istemiştik değil mi? (Aforizmalar)
- Başkalarının gözleri bizim için birer hapishane ; düşünceleri de kafeslerimiz. (Pazartesi ya da Salı)
- "Bak, uyuyormuş gibi dudaklarında aşk var" (Romanları Tekrar Okuma Üzerine)
- Ah! Aman Tanrım, yaşamın gizemi bu; düşüncenin doğruluktan sapması! (Bütün Öyküleri)
- . Kırdaki tepelerin üzerinden hızla geçen rüzgar, yeniden yeşile dönen geniş gölge halkaları savurdu. Ama Londra'da sokaklar bulutları daralttı; Doğu Yakası'nda nehir kıyısında yoğun bir sis asılıydı. 'Satılacak eski bir demir, herhangi bir eski demir' diye bağıran adamların seslerini uzaktan geliyordu; ve banliyölerde organlar susturuldu. Rüzgar dumanı savurdu çünkü hala son birkaç sardunyayı barındıran sarmaşıklarla kaplı duvarın köşesindeki her arka bahçede yapraklar yığılmıştı; keskin sivri alevler onları yiyordu sokağa, sabahları salonda açık duran pencerelere. Çünkü yılın doğum günü olan Ekim ayıydı. ... (Yıllar)
- Hiçbir yazar kendi sefil kişiliğini sırlarını ve kötü huylarını okuyucuya yansıtmak istemez herhalde (Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler)
--reklam--
- Oh, is this your buried treasure? The light in the heart. (A Haunted House)
- Evet, toplum dışı biriydi kendisi. Doğa ne yapmışsa yapmış, onu türdeşlerinden ayrı bir yere koymuştu. (Perde Arası)
- Bir silah sesi kulaklarda patlar: Romantizmin devri kapandı. Realizmin devri başladı. (Yazınsal Ustalık)
- Tansley bir çekiç kaldırıp olanca hızıyla havada salladı; ama aşağı doğru indirmeye başladığı anda, böyle bir aletle bu kelebeği ezmenin elinden gelmeyeceğini anlayarak, sadece, ömründe kendisini hiç deniz tutmadığını söyledi. (Deniz Feneri)
- baska bir sey düsünen kisinin yarı bilincli-yarı bilincsiz tekrar tekrar baktıgı herhangi bir cisim, düsüncelerin malzemesiyle öyle ic ice gecer ki, asıl bicimini kaybeder, biraz farklı, ideal bir bicim alarak yeniden olusur ve hic beklemedigimiz bir anda beynimize girer. (Pazartesi ya da Salı)
-  I want to think quietly, calmly, spaciously, never to be interrupted never to have to rise from my chair, to slip easily from one thing to another, without any sense of hostility, or obstacle. (A Haunted House)
- Biz ki çöl nesliyiz. Biz, yani daha özgür daha eşit bir dünyayı düşlemeden yaşamayı beceremeyen yetimler. Çaresiz bir yandan özgürlüğün ve eşitliğin vahasına ulaşıncaya değil çölde başıboş dolaşıyoruz (Yorum Yorar)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin