Kitap Künyesi
Yazar: Gustave Flaubert
Çevirmen: Samih Rifat
Orijinal Adı: Trois Contes
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750707001
Sayfa Sayısı: 128
Üç Öykü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Üç Öykü, dünya edebiyatının en önemli yazarlarından Gustave Flaubert'in çok özel bir kitabı. Yazarın ölümünden üç yıl önce, 1877'de yayınlanan bu yapıt, "Saf Bir Yürek", "Konuksever Aziz Julien Söylencesi" ve "Herodias" adlı üç öyküden oluşuyor.
İşlenen temaların çeşitliliği ve üslup yetkinliğiyle Flaubert'in yeteneğini tüm yönleriyle ortaya koyan bu kitabın, Madame Bovary yazarının başyapıtı olduğu kabul edilir. Daha ilk yayınladığında nerdeyse tüm eleştirmenlerce bir "edebiyat olayı" olarak karşılanan, okurlardan büyük ilgi gören bu küçük kitap, Tahsin Yücel'in deyişiyle, "yazarın tüm çabalarının, tüm yönelimlerinin, tüm özlemlerinin somutlaştığı bir yapıttır."
Birçoklarınca, Flaubert'in Madame Bovary ve Duygusal Eğitim gibi büyük metinleri kadar önemli sayılan Üç Öykü'yü Samih Rifat'ın ustalıklı çevirisi ve Tahsin Yücel'in önsözüyle sunuyoruz.
Üç Öykü Alıntıları - Sözleri
- Onun da, herkes gibi, bir sevda öyküsü olmuştu.
- Tanrı’dan başka kral yoktur!
- Başkalarının yaşamına karışmak ihtiyacı onu kente indiriyordu. Fakat yüzlerdeki hayvancıl anlatım ile konuşmalardaki duygusuzluk ve tezgahların gürültüsü yüreğini burkuyordu.
- Yeniden alevlendirmeye çalıştığı sevda o kadar uzaktaydı ki şimdi!
- Zaman acılarını dindirmedi. Daha da dayanılmaz hale geldi acılar. Ölmeye karar verdi.
- Yalnızlık dolu yaşayışında bu kuş, onun gözünde enikonu bir oğul, bir sevgili idi.
- “Yüreğinde bir bağ, onları birleştiriyordu; yazgıları da benzer olacaktı.”
- Umudun ardından bitkinlik gelmişti.
- Yeniden canlandırmaya çalıştığı aşk artık çok uzaktaydı.
- Ne zaman geleceksin ey yolunu gözlediğim?
- "Sonsuz Olan'dan baska kral yoktur!"
- Öyle ya, hangi işin bir garip tarafı yok?
- Bir insanın içine girip de nesi var, nesi yok, her şeyini bilemeyiz ya!
- Kendime rağmen seviyorum onu!
- Zaten hepimiz yeterince ürkütücü ve tamamen absürd bir düşü yaşamıyor muyuz?
Üç Öykü İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Faubert'in Üç Hikâye Adlı Eseri Üzerine İncelemem: Saf Bir Yürek adlı öyküyü çok beğenmiştim. Flaubert'ten okuduğum ilk kitaptı ama ne beğendim ne beğenmedim açıkçası. Flaubert külliyatını tamamlamak için okunabilir. (İbrahim)
gustaveflaubert (1821-1880) Konusu ve anlatımıyla benim daha önce de pek beğenmediğim klasiklerden biri sayılan Madam Bowary'nin Fransız yazarı. Başyapıtı olan bu eseri 1857'de yayınlaması ve ahlaksızlıkla suçlaması na rağmen dikkat cekmesinden sonraki yirmi yılda verdiği eserler kendi deyimiyle anlaşılmadıklarindan üzüntüyle geçiyor. Satrre'nin Ailenin delisi olarak tabir ettiği, istenmeyen bu ikinci çocuk, yaşadığı buhranlari metinlerinin kimi yerlerinde dışa vurmasını biliyor. BOWARY'DEN 20 yıl sonra kaleme aldığı bu üç hikaye ise tamamen tarihi kurgu metinlerden oluşuyor. Saf bir kalp'te emektar, şanssız, ümitsiz fakat yardımsever bir hizmetciyi yüceltiyor, Aziz Julyen'in hikayesinde dini bir efsaneyi canlandırıyor ve Herodias'ta Hz.Isa'nin çarmıha gwrilmwsindwn 3 yıl kadar önce Kudüs teki çekişmeleri bir bir döküyor. Öykülere tiyatral bir üslup getirerek kimi yerde diyaloglar kimi yerde tasvirlere yoğrulmuş metinlere ilgiyi çekmeye bilinçli olarak çalışmış denebilir. Metin kuruluşu bakımından tiyatro ile duzyazi anlatımını biraraya getiren senaryo denemesi diye eleştirilmesi de bu yüzden zaten. Gerçekten de anlatımlar çoğu kez bir sahne gibi verilmekte, durum.kurgusu yaratılmakta ancak konu Olaylar Kurgusu nun küçük bir parçası olarak kalmaktadır. Bazı yerleri zorlama olsa da Flaubert bu hikayelerde insanlara istediğini vermiştir ve bugün de halen pek revaçta olan tarihi ve dini olaylar içinde kurgu yaratma modasını o zamandan başlatmıştır belli ki. Kitap bazen sıkıcı gelse de bir üstad tarafından yazıldığını gösteriyor insana. Bowary'deki yasak aşk ve duygular edebiyatımızda örneğin Ask-i Memnu gibi hala çekici geliveriyor toplumumuza ve belki de tüm insanlığa. Hikaye'nin en önemli şartı olan özgün olmaya bağlı kaldıkça, günümüz normlarinda bile istenilen pekala yazıya dokulebilir . Ve zamanla yavaşça dile getirilip kimilerine özgürlüğün yolları açılabilir (Hayat Bu)
Üç Öykü: Tüm kitap dostlarına merhaba! Bugün hepinizin Madame Bovary adlı eseriyle daha çok tanıdığı Gustave Flaubert’in öykü kitabıyla karşınızdayım. Kitapta ilk olarak “Saf Bir Yürek” adlı öykü yer almakta. Öyküde yalnız, kalbi kırık, ömrünü temizlik işleriyle uğraştığı bir evin sahibine ve evlatlarına adamış, hayatta kendi adına pek bir şeye sahip olamamış bir kadının hüzünlü hikayesi anlatılıyor. İkinci olarak “Konuksever Aziz Julien Söylencesi” adlı öyküyle devam ediyoruz. Doğduğunda herkesin bir aziz olacağını düşündüğü Julien bebeğin, büyüdükçe bir hayvan katliamcısına dönüşmesi, öldürdüğü hayvanların laneti sonucunda başına gelenler anlatılıyor. Son olarak da “Herodias” adlı öykü ile veda ediyoruz kitaba. Bu hikayede hem tarihi hem de dini motifler ağırlıkta olduğundan, efsanevi bir yanının olmasının da etkisiyle pek fazla anlayamadığımı ifade etmem gerekir. O yüzden biraz araştırma yapmam gerek sanırım. Genel olarak akıcı bir eserdi. Lakin kültürel ve inançsal farklılıklardan kaynaklı olacak ki pek fazla içselleştiremediğim bir kitap oldu. Kitapla kalın (Gamze Yorulmaz)
Kitabın Yazarı Gustave Flaubert Kimdir?
Edebiyat eleştirmenleri tarafından modern romanın kurucusu kabul edilir. En tanınmış eseri, 19. yüzyıl toplumsal gerçekliğini çarpıcı biçimde aktaran ve dünya klasikleri arasına giren Madame Bovary'dir. 1857'de yayımlanan ve Fransa'da ciddi tartışmalara neden olan bu eserden sonra realist akımı başlatan kişi olarak gösterilmiştir.
12 Aralık 1821’de Fransa'nın Rouen kentinde doğdu. Bir hekim kızı ve dinsel bağlılıkları sahip bir aristokrat olan annesi Justine-Caroline Fleuriot ile Hôtel-Dieu'de baş cerrahlık yapan orta sınıftan gelme babası Achille-Cléophas'nın ortanca çocuğuydu. Rouen'de mutlu bir çocukluk dönemi yaşadı.
1832-1840 yılları arasında Rouen Koleji'nde öğrenim gördü. Edebiyat alanındaki ilk denemelerini okul gazetesinde ve Le Colibri ("Sinek Kuşu") adlı küçük bir dergide yaptı. 1834’te arkadaşı Ernest Chevalier ile birlikte Art et Progrès (Sanat ve İlerleme) adında bir dergi çıkarmaya başladı. Henüz 15 yaşındayken Trouville sahilinde tanıştığı kendisinden on yaş büyük ve evli bir kadın olan Elisa Schlésinger'e aşık oldu. Bu aşk, yaşamında çok önemli etkiler, izler bıraktı. Elisa Schlesinger daha sonra "Duygusal Eğitim" adı ile kaleme alacağı eserde Marie Arnoux karakterinin de temel kaynağı oldu. Öğrencilik yıllarında sürekli yazdı. "Bir Çılgının Hatıraları" (1838), "Smarh" (1839) ve 1840 yılında yazmaya başladığı "Kasım" lise öğrencisi olduğu dönemin ürünleridir.
1841'de Paris'e gidip Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Hukuk öğrenimi sırasında da yoğun bir şekilde yazmakla meşgul oldu. 1844 yılında sara kaynaklı ilk krizini geçirince, dinlenmesi gerektiğinden hukuk eğitimini yarıda bırakarak eve döndü. Hastalığı nedeniyle vaktinin çoğunu evde geçirmek zorunda kaldı.
1845’te "Duygusal Eğitim"in ilk taslağını bitirdi ve ailesiyle beraber bir İtalya seyahatine çıktı. Cenova'da gördüğü ve onu çok etkileyen bir Brueghel tablosunun verdiği ilhamla “"Aziz Anthony'nin Baştan Çıkışı”'nı yazmaya başladı.
1846 yılında babasını, hemen ardından kız kardeşini kaybetti. Ölen kardeşinin küçük bebeğinin bakımını üstlendi. Babasından kalan yüklü miras sayesinde tüm zamanını yazı yazarak geçirmeye karar verdi. Yeğeni ve annesi ile Rouen yakınlarındaki Croisset'ye yerleşti, hayatının tamamını burada geçirdi. Bu arada edebiyat dünyasında kendisinden uzatmalı sevgilisi olarak bahsedilen şair Louise Colet ile tanıştı (1846) ve ilişkileri sekiz yıl sürdü.
1849’da "Aziz Antoine" adlı eserinin ilk okumasını arkadaşlarına yaptığında büyük hayal kırıklığı yaşadı. Arkadaşları ona sıradan konular seçmesini ve bunu doğal bir üslupla, herkesin anlayabileceği bir dille yazmasını öğütlediler. Bu hayal kırıklığının ardından yakın dostu Maxime du Camp ile birlikte 18 ay süren bir Ortadoğu gezisine çıktı. Yunanistan, Anadolu, Mısır, Filistin, Suriye ve İtalya'yı dolaştı. Gezi esnasında mal varlığının çoğunu harcayan ve frengiye yakalanan Flaubert, içe kapanıklığından, yalnız Mısır’a ve Tunus’a yaptığı yolculuklarla sıyrıldı. Ünlü romanı Salambo’yu ona esinleyen de, bu yolculuklar oldu. Madame Bovary’i de bu esnada kurgulamakta olduğu ifade edilir. Edebiyat dünyasından pek çok kişiyle mektuplaştı. Bu mektuplardan bazıları sonradan büyük ün kazandı. Sevgilisi Louise Colet’e mektupları ise edebî açıdan eserleri arasında sayılacak değerde kabul edilir.
Yakın Doğu seyahatinden dönüşünden üç ay sonra, Eylül 1851′de Madame Bovary'yi yazmaya başladı. Kitabı 1856 baharında bitirdi ve eser tefrika edildi. Flaubert 1856′da "Baştan Çıkış"'ı tekrar kaleme ve "Salombo" üzerinde çalışmaya başladı (1857). Bu arada ilk romanı Madame Bovary, 1857’de kitap olarak basıldı. Eser “ahlaksızlık-sapkınlık” eseri olarak suçlanarak yasaklandı ve yazara dava açıldı. Savcıya göre kitapta eş aldatma yüceltilmekte, cinsel duygular abartılıp kışkırtılmakta, geleneklere hakaret edilmekteydi. Yargıç “namus cellâdı kadın”ın kim olduğu sorulduğunda, Falubert’in verdiği "Madam Bovary, c'est moi! (Madame Bovary benim!)” yanıtı meşhurdur. Avukatı Marie-Antoine-Jules Senard’ın başarılı savunması Flaubert’in aklanmasını sağladı. Bu nedenle avukat Senard’ın adı bu nedenle kitabın yeni basımında, daha ilk sayfada, ithaftan da önce, Flaubert’in kendisine hitaben yazdığı kısa bir teşekkür notuyla birlikte yer almıştır. Flaubert bu savunmadan sonra, yazdığı kitabın kendi gözünde bile umulmadık bir değer kazandığını söylemiştir.
Yazar, 1858 ilkbaharında Kuzey Afrika'da iki aylık bir araştırma gezisi yaptı. Salomo adlı romanını Nisan 1862′de tamamladı. 1864-1869 arasında Duygusal Eğitim’in son taslağını yazdı. Yirmi beş seneye yayılan bir çalışma sonunda ortaya çıkan bu eserde kendi gençlik yıllarından hareketle bir "nesil hikâyesi" anlatmıştır.
Yaşamının son yılları acılar, edebi başarısızlıklar ve maddi zorluklarla geçti. Bitiremediği son projesi "Bouvard ve Pécuchet"'yi ("Bilirbilmezler" ismi ile Türkçeye çevrildi) yazmaya 1874′te başladı. Para sıkıntısı yüzünden, projeye iki senelik bir ara verip 1877′de yayımlanacak olan "Üç Hikâye"'yi (Saf Bir Kalp, Konuksever Aziz Julien Efsanesi ve Hérodias) kaleme aldı. Çocukluk arkadaşı Laure le Poittevin'in oğlu Maupassant'ı manevi evladı olarak benimsemişti. Onu iyi bir yazar olarak yetiştirmeye çalıştı ve Maupassant'ın başarılarıyla avundu.
Flaubert, 8 Mayıs 1880 günü, ani bir felç sonucu, Croisset’de öldü.
Romanları
Salambo (Salammbô)
Duygusal Eğitim
Madam Bovary
Gönül ki Yetişmekte
Ermiş Antonius ve Şeytan
Bilirbilmezler (Bouvard ile Pécuchet)
Günlük
Kırlarda ve Kumsallarda (1886)
Anı
Bir Delinin Anıları (1838)
Gustave Flaubert Kitapları - Eserleri
- Madame Bovary
- Saf Bir Yürek
- Bir Delinin Anıları
- Madam Bovary
- Bibliyomani
- Üç Öykü
- Yerleşik Düşünceler Sözlüğü
- Ermiş Antonius ve Şeytan
- Duygusal Eğitim
- Bilirbilmezler
- Herodias
- Kasım
- Salambo
- Doğu’ya Yolculuk
- Gönül Eğitimi
- Konuksever Aziz Julien Söylencesi
- Kabul Görmüş Kanaatler Sözlüğü
- Cehennem Rüyası
- Aşk Eğitimi
- Mektuplar
- Bir Delinin Anıları
- Bibliomanie
- Madame Bovary
- Herodias Stage 2
- Madame Bovary
Gustave Flaubert Alıntıları - Sözleri
- Elle tutulup gözle görülmez bir derdi nasıl anlatabilirdi insan ? (Madam Bovary)
- Ne istiyorsun? Söyle bana! (Salambo)
- Ortada bir hain varsa, o da Büyük Meclis'tir. Askerlerin bağlılığı savaşla sona erdiğinden, savaş bitince serbest kalırlar. (Salambo)
- Tanrı’dan başka kral yoktur! (Üç Öykü)
- FATURA: Muhakkak kabarık gelir. (Kabul Görmüş Kanaatler Sözlüğü)
- ÇAĞ(IMIZ): Çağımıza şiddetle karşı çıkmalı. — Şiirsel olmamasından yakınmalı. — Onu, geçiş dönemi, çöküş dönemi olarak adlandırmalı. (Yerleşik Düşünceler Sözlüğü)
- "Belki de onu unutmuşlardı ya da yoksulluk kalplerini taşlaştırmıştı." (Saf Bir Yürek)
- Felicite arkasından bir efendi için dökülmeyecek gözyaşlarıyla ağladı. Madamın kendinden önce ölmüş olması kafasını karıştırıyor, doğanın düzenine ters, kabul edilmesi olanaksız, korkunç bir şey gibi görünüyordu. (Saf Bir Yürek)
- Öyle ya , yüreğinize soğuğun gelip çöktüğünü hissetmek bir sevinçtir ,ve hâlâ tüten bir ocakmışçasına elinizle yoklayıp , artık yanmıyor diyebilmek . (Kasım)
- “Yüreğinde bir bağ, onları birleştiriyordu; yazgıları da benzer olacaktı.” (Üç Öykü)
- Kudurmuş hayvanlar ortalığa salınmaz (Herodias)
- Ben belirli sayıda okur için bir eser yazmıştım, bütün halk tabakaları bunu sevip benimseyiverdi (Salambo)
- "Hepimiz dünyaya ıstırap çekmeye geldik." (Madam Bovary)
- Robespierre, azınlıgın haklarını savunurken, XVI. Louis'yi Milli Konvansiyon'un önüne götürdü ve halkını kurtardı. Sonuçlar alayları meşru kılar. Diktatörlük kimi zaman zorunludur. Yaşasın zorbalı k! Elverir ki zorba iyi şeyler yapsın ! (Gönül Eğitimi)
- "Kadının sözleriyle büyülendiği gibi, sessizliğiyle de büyülenmişti" (Madam Bovary)
- - Eee! Sizin şu evlenmeden ne haber? dedi. - Hangi evlenme? - Şu sizinki ! - Benimki mi? Yok böyle bir şey! -Hem böyle bir şey ne zaman olur? Düşlerinde yaşattıgın guzelden umut kesip basit bir hayatta yaşamaya razı olunca. (Gönül Eğitimi)
- - Ne olursa olsun, birbirini çok sevmiş iki kişi olarak kalacagız. - Birbirimizin olmadan, ama! - Böylesi belki daha iyi, (Gönül Eğitimi)
- Her birimiz dünyaya bir prizma arkasından bakarız; gülümseyen renkleri ve neşe veren şeyleri seçebilenlere ne mutlu.. (Bir Delinin Anıları)
- Ve Atlas Dağı'nın tepesindeydim, altını ve çamuruyla, erdemi ve gururuyla dünyayı izliyordum. (Cehennem Rüyası)
- "Neyi mi bekliyorum? Sadece birinin gelip sarılmasını..." (Bir Delinin Anıları)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin