Kitap Künyesi

Yazar: R. C. Lewontin

Çevirmen: Ergi Deniz Özsoy

Yayın Evi: Tübitak Yayınları

İSBN: 9789754034103

Sayfa Sayısı: 159

--reklam--

Üçlü Sarmal Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Darwin sonrası yaşayan en büyük evrimsel biyolog ve genetikçilerden olan Richarcl Lewontin Üçlü Sarmal'da biyolojideki en can alıcı sorunlardan birini, moleküler biyoloji ve gençliğin bir bütün olarak organizma ve doğayı açıklama gücünü değerlendiriyor. Lewontin, akıcı bir üslupla kaleme aldığı bu kitabında genleri tüm hücresel ve evrimsel süreçlerden soyutlayarak değerlendiren klasik moleküler genetik anlayışın sağlam bir eleştirisini yapıyor, DNA tanımının gerçekçi biyoloji çalışmalarındaki yeri nedir? Moleküler ve gelişimsel genetiğin açmazları nerelerde yatıyor? Sağlıklı bir genetik ve evrimsel biyolojik yöntem nasıl oluşturulabilir? Bu soruların yanıtlarını ararken anlıyoruz ki, doğanın hem temel bilimsel amaçlar doğrultusunda hem de çevre koruma perspektifiyle gerçekçi bir biçimde kavranması mümkün. Üçlü Sarmal var olan indirgemeci perspektifin bırakılmasıyla biyolojik açıdan sağlam ve tutarlı projeler üretebilecek bütünlüklü bir yapının olanaklı olabileceğini gösteriyor.

--reklam--

Üçlü Sarmal Alıntıları - Sözleri

  • "Remember that no matter how selfish, how cruel, how unfeeling you have been today, every time you take a breath, you make a flower happy."
  • Unutmayın, bugün ne kadar bencil, zalim, duyarsız olmuşsanız olun, her nefes alışınızda bir çiçeği mutlu etmektesiniz.
  • Hiciv ustası yazar Mort Sahl bir zamanlar şöyle demişti: "Unutmayın, bugün ne kadar bencil, zalim, duyarsız olmuşsanız olun, her nefes alışınızda bir çiçeği mutlu etmektesiniz."
  • Unutmayın, bugün ne kadar bencil, zalim, duyarsız olmuşsanız olun, her nefes alışınızda bir çiçeği mutlu etmektesiniz.
  • Shakespeare 'in IV. Henry'sinin birinci bölümünde gururlu Owen Glendower güçleriyle övünür: "Engin derinliklerdeki canavarları çağırabilirim." Hotspur cevaplar, "Ben de yapabilirim ve herhangi bir adam da. Fakat çağırdığında gelirler mi?"
  • the entire body of modern science rests on Descartes’s metaphor of the world as a machine, which he introduced in Part V of the Discourse on Method as a way of understanding organisms but then generalized as a way of thinking about the entire universe. “I have hitherto described this earth and generally the whole visible world, as if it were merely a machine in which there was nothing at all to consider except the shapes and motions of its parts.”
  • The theory of epigenesis was that the organism was not yet formed in the fertilized egg, but that it arose as a consequence of profound changes in shape and form during the course of embryogenesis. It is usually said that the epigenetic view decisively defeated preformationism. After all, nothing could seem to us more foolish than a picture of the tiny man inside the sperm cell. Yet it is really preformationism that has triumphed, for there is no essential difference, but only one of mechanical details, between the view that the organism is already formed in the fertilized egg and the view that the complete blueprint of the organism and all the information necessary to specify it is contained there, a view that dominates modern studies of development.
  • if we had the complete DNA sequence of an organism and unlimited computational power, we could not compute the organism, because the organism does not compute itself from its genes. any computer that did as poor a job of computation as an organism does from its genetic “program” would be immediately thrown into the trash and its manufacturer would be sued by the purchaser.
  • remember that no matter how selfish, how cruel, how unfeeling you have been today, every time you take a breath, you make a flower happy.
  • Unutmayın, bugun ne kadar bencil, zalim, duyarsız olmussaniz olun, her nefes alışınızda bir çiçeği mutlu etmektesiniz.
  • Mecazlarla yüklü bir dil kullanmadan bilim yapmak olanaksızdır.
  • Doğa üzerine düşünürken mecazları bir kenara bırakamayız, ancak bunu yaparken de, mecaz ile asıl meselenin özünü birbirine karıştırmak gibi büyük bir risk söz konusudur: Dünyayı makineymiş gibi görmeyi (Descartes/Kartezyen görüş) bir yana bırakıp onu bir makine olarak kabul ederiz. Bunun sonucunda, ilgi nesnemize atfettiğimiz özelikler ve onun hakkında sorduğumuz sorular başta kurulan mecazi tasviri kuvvetlendirir ve böylece sistemin, mecazi tahmine uymayan durumlarını gözden kaçırırız.
  • Organik evrimin Darwinci kuramı, değişimin 'farklılıklar' modeli üzerine temellenmiştir. Bireyler topluluğunu değiştiren şey, her bireyin yaşamı boyunca paralel bir gelişim izlemesi değil, bireyler arasında farklılığın bulunması ve bazı farklı bireylerin diğerlerine göre daha çok yavru meydana getirmesidir.
  • Eğer böcekler böcek öldürücülere karşı giderek artan bir direnç kazanıyorlarsa bunun nedeni, her bireyin yaşamı boyunca giderek daha çok direnç kazanması değil; dirençli bireylerin hayatta kalması ve ürerlerken duyarlı organizmaların ölmesidir.
  • Bir organizmanın DNA dizisinin tamamına ve sınırsız hesaplama gücüne sahip olsaydık bile, organizmayı hesaplayamazdık; zira organizma genlerinden kendisini hesaplamaz.

--reklam--

Üçlü Sarmal İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Üçlü Sarmal: Canlılık, insanlığın kafasını en çok kurcalayan kavramlardan birisi. Ve bu kavram üzerine oluşmuş bir bilim " Biyoloji ". Bu eserde bize biyoloji üzerine aktarımlar yapılıyor. Canlılığın çevre ile ilişkisi üzerine duruluyor. Bazı temel kavramlar ve bilgiler bol örneklerle sunuluyor. Okurken zorlanmayacağınız bir eser diyebilirim, temel biyolojik fikirleri örnekleriyle çok açıklayıcı biçimde okuyucuyla paylaşıyor. Bu bilgi seviyesinde olanlar için güzel bir tekrar olurken, başlangıçta olanlar içinse güzel bir başlangıç eseri olduğunu söylemek mümkün. Sevgiyle ve kitapla kalın. :) (Melih Yabancı)

Bu kitabı okumak için çok geç kalmışım! Öyle ki, kitabın arkasında 3,5 YTL fiyat etiketi var. Yazarın "bu konularda şöyle detaylı incelemeler yapmamız mümkün değil" dediği pek çok konu geçmişte kalmış, çünkü ben onların çoğunu okulda veya stajda yüksek teknolojili aletler ve yeni moleküler deney kitleri ile yaptım. Kitap okuyucuya genlerin organizmayı, genlerin çevreyi, organizmaların çevreyi nasıl etkilediğini ve nasıl yapılandırdığını evrim çerçevesinde anlatıyor. Kitaba ne kadar geç kalmış olursam olayım, çevre ve organizmalar arasındaki ilişkiyle ilgili çok farklı ve çok haklı görüşler edindim, zaten aşina olduğum konuları çok farklı örneklerle yeniden okumuş oldum ki bu da o konuları daha iyi pekiştirmemi sağladı. DİKKAT: Bana göre bu kitap bir popüler bilim kitabı değil. Eğer Biyoloji, Genetik, Biyoteknoloji alanlarından birinde okumuyor veya çalışmıyorsanız, bu kitabın size göre olduğunu düşünmüyorum. (Çağla Lotinac Akman)

Evrim, Gen, Organizma ve Çevre... Buyrun bakalım :): Lewontin’den kısaca bahsetmek gerekirse, 1929 yılında New York’ta doğdu. Harvard Üniversitesi başta olmak üzere çeşitli üniversite ve akademilerde görev yaptı ve yapmaya devam ediyor. Çalıştığı alanlar ise evrimsel biyoloji, genetik ve popülasyon genetiği olarak biliniyor. Elimizdeki bu kitap dört ana başlıktan oluşuyor. İlk üç bölüm konferanslar şeklinde Milano’da sunulmuştur, son bölüm ise daha sonradan eklenmiş ve kitap metni ortaya çıkmıştır. 1. Gen ve Organizma: Tartışmaya mecaz kullanmadan bilim yapılamayacağını ifade ederek başlayan Lewontin daha sonra Descartes’in makine mecazını örnek göstererek başlıyor. Bu noktada yazarımızın ilk eleştirisi, mecazların gerçekliğin bir noktasını yakalamak konusunda bize yardımcı olduğunu kabul ederken, diğer yandan bunların mecaz olduğunu unutursak bundan sonra elimizdeki gerçekleri de mecaza uydurmaya çalışırız ve uymayan birçok noktayı görmezden geliriz. Örneğin, insanı makineye benzetirken bir noktadan sonra bunun bir benzetme olduğunu unuturuz ve insana dair her şeyi bir makine sistemine uydurmaya çalışırız. Daha sonra preformasyonist ve epigenetik kuramlara değinen yazar, gen ve organizma arasındaki ilişkiyi açıklarken günümüzde artık epigenetik kuramın kabul edildiğini düşünsek bile, aslında zaferin preformasyonist kurama ait olduğunu ifade ediyor. Preformasyonist görüş insan bedeninin sperm içerisinde minyatür halde varolduğunu ve yumurtadan aldığı besinle gelişerek bebek şekline geldiğini iddia ediyordu. Günümüzde ise organizmayı oluşturan bilginin ve gerekli mekanizmaların gen içerisinde zaten bulunduğunu ifade eden düşünce ile preformasyonist düşünce arasındaki paralelliğe dikkat çekiyor. İlerleyen kısımlarda ise fenotip ve genotip arasındaki ilişkinin bu şekilde olmadığını, organizmayı oluşturan bilginin kendi başına ne gen içerisinde ne de çevresel koşullarda saklı olmadığını ifade ediyor. Çevresel koşulları ve genleri denetim altına alsak dahi organizmayı belirleyemeyiz. Bu süreç hem rastgele hem de belirsiz bir sonuca giden “gelişimsel gürültü” olarak adlandırılır. 2. Organizma ve Çevre Bu bölüme biyolojik çevrenin tanımını yaparak başlıyoruz ve fiziksel çevreden farklı olduğuna dikkat çekiyoruz. Bir organizmanın çevresi onun doğrudan etkileşim içerisinde olduğu çevredir. Bu bölümde Lewontin’in işaret ettiği bir başka mecaz ise adaptasyon mecazı. Adaptasyon yaklaşımı evrimi anlamaya çalışırken bilime çok fazla katkıda bulundu ancak bugün geldiğimiz noktada ilerlemeyi tıkamış bulunuyor. Mecazın peşine takılan bilim insanları organizmanın bütün yapılarına bir görev biçmeye çalışıyor ancak gerçekte herhangi bir işlevi olmayan yapılar da var ve bunlar görmezden geliniyor. Lewontin’in şiddetle karşı çıktığı bir başka şey ise çevrenin organizmadan katı bir şekilde ayrılması ve her zaman sorun çıkarıyormuş gibi açıklanması. Organizmaya sürekli çevreye adapte olmaya çalışan ve daha iyi adapte olanın neslini devam ettirdiği bir yapı olarak açıklandığı zaman eksik yorumlanmış olur. Çünkü her bir organizma aynı zamanda çevresini sürekli değiştirir. Bu bir yapım-yıkım, üretim-tüketim, sürekli inşa sürecidir. Bu açıdan bakıldığında adaptasyon mecazı boşa çıkarılmış olur çünkü çevresi ile uyum içinde yaşayan organizmanın gelecek kuşak temsilcileri farklı bir çevrede yaşamaya çalışır. Son olarak eğer çevre sürekli sorun çıkaran bir olgu olsaydı ve organizmalar buna uyum sağlayarak yaşamına devam etseydi türlerin ömürleri giderek uzardı ancak elimizdeki veriler böyle bir şeyin olmadığını gösteriyor. Bu fikirleri benimsemenin bazı politik sonuçları olacağını ifade etmek gerekir. Zira “Çevreyi koruyalım!” ve “Yok Oluşları Durduralım!” gibi sloganların gerçeklikle uyuşmadığını, çevrenin korunmak için var olmadığını ve bugüne kadar dünyamızdaki türlerin %99.99’unun zaten yok olduğunu ifade etmek gerekir. Lewontin’e göre yapabileceğimiz şeyler yok oluş sürecini yavaşlatmak ve çevresel değişimin yönünü lehimize çevirmek olabilir. 3. Parçalar ve Bütünler, Nedenler ve Sonuçlar Başlıktan da anlayabileceğimiz üzere Lewontin, bu bölümde iki temel konu üzerinde düşünce ve eleştirilerini ifade ediyor. Bu bölümde karşımıza çıkan saat mecazı ile başlayalım. Lewontin, organizmanın bir saate benzetilemeyeceğini, parçalara ayrılarak değerlendirilemeyeceğini söylüyor. Bunun nedenleri, ilk olarak organizmada bir işlevi birden çok organ-yapı yapar, ikinci olarak ise bir tane organ-yapı’nın görev aldığı birden çok işlev vardır. Organizma heterojendir ve bütün olarak değerlendirilmelidir. Lewontin’in bir diğer eleştirisi ise her şeye bir neden arayan yaklaşımların doğru olmadığı yönünde. Evrimsel süreç belirsizdir yani önceden belirlenmiş, tahmin edilebilir bir sona doğru gitmez. Aynı zamanda rastgeledir. Bugün içinde bulunduğumuz dünya sonsuz olasılık uzayından sadece bir tanesidir. Artık geldiğimiz noktada gen-organizma-çevre arasında karşılık neden-sonuç ilişkilerinden oluşan birbirini inşa etme, değiştirme ve yıkma süreci olduğunu anlıyoruz. Eğer bu döngü işlemez hale gelirse evrimsel süreç ortadan kalkar ve canlılar alemi yok olur. Ayrıca nedenler ile aracı durumları birbirine karıştırmamak gerekir. Özellikle Tıp alanında ölüme yaklaşım konusunda bu durumla karşılaşırız. Bilim insanları kanser vb. hastalıkları önleyerek veya tedavi ederek ölüme çözüm üretmeyi hedeflerler. Ancak bunlar ölüm durumunu açığa çıkaran aracı durumlardır. Bu hastalıkları yensek dahi ölümü engelleyemeyiz. Kitabın dördüncü ve son kısmı olan “Biyoloji Araştırmalarında Tutulacak Yönler” bölümünü de bu kısımda ele alacağız. İlk üç bölümde gördüğümüz üzere Lewontin, bilimde mecazlar kullanmanın faydası olduğunu kabul ediyor ancak mecazların peşine fazla düşüldüğü takdirde ortaya çıkan yanlış yaklaşımları eleştiriyor ve düzeltiyor. Bu noktada özellikle katı indirgemecilik yapmak bilimsel anlamda biyolojinin yolunu tıkıyor. Bugün biyolojide ortaya atılan yeni teorilerin kritiğini yapan Lewontin, soruları yanlış sorduğumuzu ve cevapları da yanlış yerde aradığımızı ifade ediyor. Lewontin’e göre biyoloji biliminin yeni bulgular ve teoriler üretmeye değil, eldeki verilere somut ve objektif bir şekilde yaklaşması gerekir. (Alonso Quijano)

--reklam--

Üçlü Sarmal PDF indirme linki var mı?

--reklam--

R. C. Lewontin - Üçlü Sarmal kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Üçlü Sarmal PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı R. C. Lewontin Kimdir?

Evrim ve genetik varyasyon problemlerine çözüm göstermek amacıyla moleküler biyoloji'den faydalanarak popülasyon genetiğini ve evrim teorisini klasikleşmiş matematiksel biçimleriyle ortaya konulmasının öncüsü oldu. Lewontin, sosyobiyoloji ve evrimsel psikoloji tarafından ortaya atılan genetik determinizme karşıydı.

Yahudi bir ailenin oğlu olarak doğan Lewontin, 1951'de Harvard Üniversitesi'nin Biyoloji Bölümü'nden mezun olduktan sonra 1954'te Columbia Üniversitesi'nde Theodosius Dobzhansky'nin öğrencisi olarak yüksek lisans yaptı ve doktorasını aldı.

--reklam--

R. C. Lewontin Kitapları - Eserleri

  • İdeoloji Olarak Biyoloji
  • Üçlü Sarmal
  • The Dialectical Biologist
  • The Genetic Basis of Evolutionary Change

--reklam--

R. C. Lewontin Alıntıları - Sözleri

  • "Bilim kendisini oluşturan parçalar arasında dahi, hakkında çok fazla yanlış anlayış barındıran toplumsal bir kurumdur." (İdeoloji Olarak Biyoloji)
  • The theory of epigenesis was that the organism was not yet formed in the fertilized egg, but that it arose as a consequence of profound changes in shape and form during the course of embryogenesis. It is usually said that the epigenetic view decisively defeated preformationism. After all, nothing could seem to us more foolish than a picture of the tiny man inside the sperm cell. Yet it is really preformationism that has triumphed, for there is no essential difference, but only one of mechanical details, between the view that the organism is already formed in the fertilized egg and the view that the complete blueprint of the organism and all the information necessary to specify it is contained there, a view that dominates modern studies of development. (Üçlü Sarmal)
  • Doğa üzerine düşünürken mecazları bir kenara bırakamayız, ancak bunu yaparken de, mecaz ile asıl meselenin özünü birbirine karıştırmak gibi büyük bir risk söz konusudur: Dünyayı makineymiş gibi görmeyi (Descartes/Kartezyen görüş) bir yana bırakıp onu bir makine olarak kabul ederiz. Bunun sonucunda, ilgi nesnemize atfettiğimiz özelikler ve onun hakkında sorduğumuz sorular başta kurulan mecazi tasviri kuvvetlendirir ve böylece sistemin, mecazi tahmine uymayan durumlarını gözden kaçırırız. (Üçlü Sarmal)
  • "Remember that no matter how selfish, how cruel, how unfeeling you have been today, every time you take a breath, you make a flower happy." (Üçlü Sarmal)
  • Unutmayın, bugün ne kadar bencil, zalim, duyarsız olmuşsanız olun, her nefes alışınızda bir çiçeği mutlu etmektesiniz. (Üçlü Sarmal)
  • "Bazen bir bilimsel kuramın toplumsal kay­nağı ve bu bilimsel kuramın toplumsal karşılığı apaçık ortada­dır. Bunun en meşhur örneği, Darwin'in doğal seçilimle evrim kuramıdır. Hiçbir bilim insanı bugün yeryüzündeki organiz­maların, onlara hiç benzemeyen ve çok uzun zaman önce nes­li tükenmiş başka organizmalardan milyarlarca yıl boyunca ev­rimleştiğinden şüphe etmiyor. Dahası, bunun değişik formla­rın farklılık gösteren hayatta kalabilme becerilerinin doğal bir sonucu olduğunu biliyoruz. Bu anlamda hepimiz Darwinizmin doğru olduğunu kabul ediyoruz." (İdeoloji Olarak Biyoloji)
  • "Bilim bize her tür iyi şeyi sağlamıştır. Gıda üretimini mu­azzam bir şekilde artırmış; son yüzyılın başında sadece 45 olan ortalama yaşam süremizi, 70'in üzerine çıkarmış; insanları Ay'a göndermiş ve evde otu­rup dünyada olup bitenleri izlememizi olanaklı kılmıştır." (İdeoloji Olarak Biyoloji)
  • Bir organizmanın DNA dizisinin tamamına ve sınırsız hesaplama gücüne sahip olsaydık bile, organizmayı hesaplayamazdık; zira organizma genlerinden kendisini hesaplamaz. (Üçlü Sarmal)
  • remember that no matter how selfish, how cruel, how unfeeling you have been today, every time you take a breath, you make a flower happy. (Üçlü Sarmal)
  • Shakespeare 'in IV. Henry'sinin birinci bölümünde gururlu Owen Glendower güçleriyle övünür: "Engin derinliklerdeki canavarları çağırabilirim." Hotspur cevaplar, "Ben de yapabilirim ve herhangi bir adam da. Fakat çağırdığında gelirler mi?" (Üçlü Sarmal)
  • Eğer böcekler böcek öldürücülere karşı giderek artan bir direnç kazanıyorlarsa bunun nedeni, her bireyin yaşamı boyunca giderek daha çok direnç kazanması değil; dirençli bireylerin hayatta kalması ve ürerlerken duyarlı organizmaların ölmesidir. (Üçlü Sarmal)
  • Mecazlarla yüklü bir dil kullanmadan bilim yapmak olanaksızdır. (Üçlü Sarmal)
  • "Bilim toplum tarafından şekillendirilir, çünkü bilim zaman ve para isteyen beşeri bir üre­tim faaliyetidir ve bu nedenle dünyada parayı ve zamanı kontrol eden güçler tarafından yönetilir ve yönlendirilir." (İdeoloji Olarak Biyoloji)
  • huzurun adalet için değil, adaletin huzur için yaratıldığını öne sürüyordu. (İdeoloji Olarak Biyoloji)
  • Hiciv ustası yazar Mort Sahl bir zamanlar şöyle demişti: "Unutmayın, bugün ne kadar bencil, zalim, duyarsız olmuşsanız olun, her nefes alışınızda bir çiçeği mutlu etmektesiniz." (Üçlü Sarmal)
  • Unutmayın, bugün ne kadar bencil, zalim, duyarsız olmuşsanız olun, her nefes alışınızda bir çiçeği mutlu etmektesiniz. (Üçlü Sarmal)
  • "Adalet ancak huzura hizmet ederse önemlidir." (İdeoloji Olarak Biyoloji)
  • "bilim insanları, yaşama bilim insanları olarak değil, ailenin, devletin, üretken bir yapının içindeki toplumsal varlıklar olarak başlar ve doğaya toplumsal deneyimlerinin şekillendirdiği bir mercekten ba­karlar." (İdeoloji Olarak Biyoloji)
  • "Bilimden ideoloji olarak bahsettiğimizde kastedilen şey, bir yandan bilim insanlarının yaptıkları ve söylediklerinin toplumsal etki ve denetimi, diğer yandan da bilim insanlarının yaptıkları ve söylediklerinin toplumdaki kurumların daha fazla desteklenmesi için kullanılması şeklindeki ikili süreçtir." (İdeoloji Olarak Biyoloji)
  • Organik evrimin Darwinci kuramı, değişimin 'farklılıklar' modeli üzerine temellenmiştir. Bireyler topluluğunu değiştiren şey, her bireyin yaşamı boyunca paralel bir gelişim izlemesi değil, bireyler arasında farklılığın bulunması ve bazı farklı bireylerin diğerlerine göre daha çok yavru meydana getirmesidir. (Üçlü Sarmal)