Kitap Künyesi
Yazar: Fatma Aliye Hanım
Yayın Evi: Kesit Yayınları
İSBN: 9786054646111
Sayfa Sayısı: 155
--reklam--
Udî Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Fatma Aliyenin dördüncü romanı Udi, İkdam gazetesinde tefrika edildikten sonra 1899da kitaplaştırılarak İkdam Matbaası tarafından da yayımlanmıştır. Fatma Aliye Udide sanatıyla hayata karşı direnen udi Bedianın hayatını anlatır.
--reklam--
Udî Alıntıları - Sözleri
- “Bir daha yapmamak üzere talep olunan af reddolunmaz..”
- ../lisanını istediği gibi kullanıyorsa da gönlünü de öyle istediği gibi idareye muvaffak olamıyordu..
- Bir genç sonradan nadim ve mahçup olacak hiçbir halde bulunmadan âlem-i civaniden (gençlik çağından) geçmek ve ileride mazisine nazar eylediği vakit, asla mucib-i şermsar (utanma gerektiren) bir hale tesadüf etmemek ne mükemmeliyettir!
- Sevmeyeni sevmek bu ne yaman haldir! Ah! Ne kadar biçare, ne kadar bedbahtım!
- “Beyim gidiyorum. Bırakmaya kıyamadığım şey hayattan ziyade sensin!”
- “Şimdiye kadar hep âşıkların halini tarif ile vakit geçirilmiş aşk hakkındaki tarif ve tetkik ne kadar ihmal olunmuş bilir misin?”
- Senin bu sükuti küskünlüğün beni korkutuyor.
- “Muhabbette hıyanetten başka her şey çekilir.” Ubeyde el- Tanburiye
- “ Aşkta ihanetten başka her şey kabulümdür.”
- Bedia lisanını istediği gibi kullanıyorsa da gönlünü de öyle istediği gibi idareye muvaffak olamıyordu.
- “”Edeceğim yemini tutabileceğimden emin olmaksızın nasıl yemin ederim? O halde daha büyük fenalıkta bulunmuş olmaz mıyım?”
- “Onu tabiat kendi kendine hissettirir. Teneffüs eylediği hava nüfuz ettirir, nesim ta derununa üfler.”
- O bundan sonra dostluk ve insanlık denilen şeyin ancak zengin iken, mutlu iken, her şey yolunda iken görülen, ismi işitilen şeylerden olduğunu öğrenecekti.
- “Sen benimle beraber ağladığın vakit zahmetim tahaffüf ediyor.”
- "Bak Bedia! Tabiat bize aşkı anlatıyor. Bu çağlayan sevinçten ağlamayı, şu çiçekler gülmeyi, şu dallar üzerindeki çift çitf kuşlar sevişmeyi, şu dallar üzerindeki söğüt dallarıyla yine kendi eteğini örter gibi bir vaziyette olan âşıkâne sevdayı bize öğretiyor..."
--reklam--
Udî İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bedia hanım daha çocukken sanatla müzikle tanışmış, ilk öğretmeni, aynı zamanda bir sanatkar olan babası tarafından ruhunu müzik tutkusuyla doldurmuştu. İlk kanun ve kemanla başlasa da bir eğlencede tanımış ve aşık olduğu ud onun artık vazgeçilmezi olmuştu. En iyi hocalardan ders almış, yeteneğini daha da geliştirmiştir. Bedia, Fatma Aliye'nin diğer romanlarında olduğu gibi güçlü bir irade ve ahlaka sahiptir. Kocası, kendisini bir - afedersiniz- aşüfteye değişince, Bedia da artık değişmiştir. Kocasını ne kadar sevse de artık onunla olamayacaktır çünkü gururu buna el vermez(ne yapsın kadın. ahlaksız herif kadının yüzüne karşı başkasını seviyorum dedi) Bedia acısını içine gömer bir vakit yoksulluk hasıl olunca da o çok sevdiği udu ona hayatını tekrar verir.. Çünkü o bir sanatkardır. 'Kadın kendini satmak zorunda değildir' der ve namusuyla geçimi çıkarmaya başlar. Kitapta, Bedia'nın Refet'i okuduğu da bahsolunuyor. Kitabın tek kötü tarafı, çok fazla Osmanlıca kelime var ve bu akışı aşırı zorluyor. Bi metne bir dipnotlara bakmak zorunda kalıyorsunuz. Kelimeyi bilseniz dahi, ister istemez gözünüz kayıyor ve birazcık siniriniz bozulabiliyor. Fatma Aliye'ye her okuyuşumda bir kez daha hayran kalıyorum. Keyifli okumalar dilerim (Nursel Aşık)
Udi, o dönemde de var olan ve aslında bakıldığında günümüzde de devam etmekte olan toplumsal cinsiyeti ve öteki üretme mekanizmasını vurgu etmekte. Türk edebiyatı çerçevesinde kesinlikle okunması gereken bir kitaptır. Bir aşk romanıdır. Fatma Aliye romanda Tanzimat dönemini çok sade bir şekilde anlatmakta ve romanda kendine de yer vermektedir. Tanzimat Dönemindeki klasik tiplemeye değil de karakterleştirme eylemine girmiştir. Tabii bakıldığında yine klasikleştirilmiş karakterle karşılaşmaktayız (astsubayın züppe, iki yüzlü vb. olması) fakat neredeyse bir ilk olarak burada bir kadının ‘Bedia’nın baş kaldırışı ve hayata tutunma, hayatta kalma derdi mevcut. (SPOİ) Bir kadının evden ayrıldığında nasıl olgunlaştığını ve hayat böyleymiş vurgusunu görüyoruz. Bedia’nın düşlediği o cennetindeki yaşamdan çıkmasını, erkeklerle yüzleşmesini, hayal kırıklığına uğramasını ve estetik deneyim fikrini devam ettirmeye çalışmasını anlatan bir kitap. “Sevmeyeni sevmek bu ne yaman haldir! Ah! Ne kadar biçare, ne kadar bedbahtım!” (İlayda Türe)
Türk edebiyatının ilk kadın romancısı olan Fatma Aliye Hanım'ın 4. romanı olan Udi Bedia adını verdiği kendi ayakları üzerinde durabilen güçlü kadın karakterle ve onun hayat hikayesiyle karşımıza çıkar. Ayrıca romanda aşk, evlilik, ahlak, baba - kız ilişkisi ve kardeş ilişkileri adına da yaşantılar güzel bir örnek olarak sunulmuştur. Eser birçok Osmanlıca kelime bulundursa da okumaya ve anlamaya engel olmadan akıcı bir şekilde ilerlemeye izin verir. (Sümeyra)
--reklam--
Udî PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Fatma Aliye Hanım - Udî kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Udî PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Fatma Aliye Hanım Kimdir?
1862′de İstanbul’da doğdu 1936′da yine İstanbul’da yaşamını yitirdi.
İlk kadın romancımız, ilk kadın felsefecimiz, edebiyatımızda ilk kez çeviri yapan, kadın haklarından ve kadın-erkek eşitliğinden ilk kez bahseden, hakkında ilk defa monografi yazılan yazar.
Tanzimat döneminin ünlü devlet adamı Ahmed Cevdet Paşa’nın kızı. Babasının konağında özel öğretmenlerden Fransızca, tarih, edebiyat ve felsefe dersleri aldı. Yazmaya Fransızca’dan yaptığı çevirilerle başladı. İlk çevirisi George Ohnet’den Volente. O dönemde edebiyatla uğraşmak kadınlar için hoş karşılanmadığından çevirisi Meram adı ve “Bir Hanım” imzasıyla yayınlandı. Sonraları “Meram Mütercimi” olarak tanındı. Bir çok makalesi “Mütercime-i Meram” adıyla yayınlandı. Nisvân-ı İslâm adlı anı kitabı Fransızca, İngilizce ve Arapça’ya, Udî adlı romanı Fransızca’ya çevrildi. Fatma Aliye Hanım’ın felsefeye merakı gençliğinde başladı. Olayları dikkatle incelemesi, çeşitli ailelerdeki gözlemleri onu felsefeye götürdü. Felsefeye merakı arttıkça daha çok kitap okudu, babası ve arkadaşlarıyla felsefe tartışmalarına girdi. Babasıyla birlikte Aristotales ve Platon ile İbn-i Rüşt ve Gazali’nin felsefelerini karşılaştırdı. 1904′te ilk felsefe tarihini yazdı. Thales’le başlayıp ilk çağ felsefesini anlattığı bu kitabın ikinci bölümünü İslâm Felsefesine ayırdı. Kahramanları kadın olan öyküler ve romanlar yazdı. En önemli eseri sayılan Muhâdarât’ta bir kadının ilk aşkını unutamayacağı tezini çürütmeye çalıştı. Romanlarında zaman zaman toplumsal sorunları ele aldı, felsefeye yer verdi. Udî adlı romanında müziğin felsefe ile ilişkilerine değindi. Bu romanda, babasının etkisiyle müziğe ilgi duyan bir kızın daha sonra hayatını kazanmak amacıyla dersler vermesi anlatılır. Fatma Aliye Hanım, düşünceleri ve yaşam biçimiyle ilk kadın kadın hakları savunucularından. Döneminin toplumsal koşulları gözönüne alındığında düşünceleri ve savunduğu görüşlerin son derece cesur olduğu ortaya çıkar. Kadın-erkek eşitliğine inanan ve savunan Fatma Aliye Hanım, her iki cinsin aynı eğitim olanaklarından yararlanmasını istedi. Çok kadınla evliliğe karşı çıktı. Boşanmada kadınların da söz hakkı olması gerektiğini savundu.
İlk Türk kadın romancı olma özelliği ile Avrupa ve Amerika basınında kendisinden söz edilen Fatma Aliye Hanım'ın “Nisvan-ı İslâm” adlı eseri Fransızca ve Arapça'ya, “Udî” adlı romanı Fransızca'ya çevrilmiştir. Émile Julliard adlı bir Fransız yazarının Doğu ve Batı Kadınları adlı kitabını Fransız gazetelerine yazdığı bir mektupla eleştirmesi Paris'te büyük yankı uyandırmıştı. Eserleri 1893 yılında Şikago'da Dünya Kadın Kütüphanesi Kataloğu'nda sergilenmiştir. Fatma Aliye Hanım'ın II. Meşrutiyet yıllarına kadar yaygın bir ünü olmasına rağmen zamanla unutulmuştur.
Fatma Aliye Hanım, soyadı yasasından sonra Topuz soyadını aldı.
Fatma Aliye 13 Temmuz 1936 tarihinde İstanbul'da vefat etti. Cenazesi Feriköy Mezarlığı'na gömüldü.
Fatma Aliye Hanım, ilk Osmanlı kadın feministlerden Emine Semiye Önasya'nın ablası, tiyatro ve sinema oyuncusu Suna Selen'in anneannesidir.
Adı, Beyoğlu'nda ve Çankaya'da birer sokağa verilmiştir.
2009 yılında tedavüle sürülen 50 Türk Lirası banknotlarının arka yüzünde portresi bulunmaktadır.
ESERLERİ:
ROMAN:
- Hayal ve Hakikat (Ahmet Mithat ile 1891)
- Muhâdarât (1891)
- Ref’et (1897)
- Udi (1899, Fransızca’ya çevrildi)
- Enin (1912)
ÇEVİRİ:
- Meram (Roman, 1889)
ANI-İNCELEME-MEKTUP:
- Nisvan-I Islam (Tefrika, 1891)
- Levayih-i Hayat (1897-1898)
- Taaddüt-ü Zevcata Zeyl (1898-1899)
- Namdaran-ı Zenan-ı İslamiyan (1899-1901)
- Ahmet Cevdet Paşa ve Zamanı (1912-1913)
TARİH:
- Kosova Zaferi-Ankara Hezimeti (1912-1913)
FELSEFE:
- Teracim-i Felasife (1899-1900)
--reklam--
Fatma Aliye Hanım Kitapları - Eserleri
- Refet
- Levayih-i Hayat
- Muhadarat (Fazıla)
- Udî
- Hayal ve Hakikat
- Nisvan-ı İslam
- Osmanlı'da Kadın
- Ahmed Cevdet Paşa ve Zamanı
- Enin
- İslam Kadınları
- İstila-yı İslam
- İslamda Kadının Gerçek Yeri
- Tedkîk-i Ecsâm
- Kosova Zaferi Ankara Hezimeti
--reklam--
Fatma Aliye Hanım Alıntıları - Sözleri
- " Allah'ın emrine uymayan ve yasaklarından çekinmeyenler günahkâr olurlar ve yarın ceza gününde azabı hak ederler. Fakat yine Müslümandırlar. Sonuçta cennetin nimetlerine ulaşırlar. Cenabı Hak dilerse affeder,dilerse günahı kadar azap ettikten sonra,yine cennete dâhil eder. Allah ile kul arasına girilmez. Müslümanlar günahlarını affettirmek için Hıristiyanların kiliseye gitmeye mecbur oldukları gibi mutlaka camiye gitmeye mecbur değildirler. Tövbe ve istiğfar edecek oldukları hâlde bir köşeye çekilip Cenabı Hak'a yalvarırlar. Allah'tan başkasına sırlarını açıklamaya mecbur olmazlar. " (Osmanlı'da Kadın)
- “”Edeceğim yemini tutabileceğimden emin olmaksızın nasıl yemin ederim? O halde daha büyük fenalıkta bulunmuş olmaz mıyım?” (Udî)
- Şu "seviyorum " kelimesi ne acayip bir kelimedir ! Ne çok söylenirse söylensin eskimez ! Anlamını yitirmez ! Modası geçmez ! Bir bedbahtın saadetine, bir aşığın felaketine sebep olabilir. Kimini canına kıydırır, kimini mutluluk içinde yaşatır. Nice defalar yalan yere söylenmiş, sahtekarların işine yaramış, nice masumların baştan çıkarılmasına hizmet etmiş, binlerce vaadin yerini tutmuş da hala bu söze itibar ediliyor. Her yerde söylenip duruyor ! Hala bir aşığın yüzünü güldürüyor. Bir bedbahtı bahtiyar ediyor. Her gün, her an ve her dakika bir yerlerde etkisini gösteriyor !.. (Muhadarat (Fazıla))
- ... bence sevmek için sevilecek adamın sevilmeye layık olması gerekir. (Levayih-i Hayat)
- Felaket insanı pişirir. Sıkıntı, insanı vaktinden evvel kocaltır. (Muhadarat (Fazıla))
- (...) Fransızcayı da kesb-i malumat için değil alafranga olmak maksadıyla öğrenmişler ve ahkâm-ı şeriyyeden bihaber oldukları gibi âdât-ı milliyelerini de terk ederek tamamıyla alafranga yaşamakta bulunduklarından bunlar ile görüşmek Beyoğlu'ndaki Frenk familyalarıyla konuşmak gibi olacağı cihetle kendilerinden hiçbir şey öğrenilemez. (Nisvan-ı İslam)
- Gözler kalbin tercümanıdır. (Osmanlı'da Kadın)
- “Şimdiye kadar hep âşıkların halini tarif ile vakit geçirilmiş aşk hakkındaki tarif ve tetkik ne kadar ihmal olunmuş bilir misin?” (Udî)
- Ağızdan çok yalanlarda çıkar. Fakat gözler sahtekârlık edemez. Ağız yalan söylerken gözlere bakılacak olursa gerçek anlaşılır. (Osmanlı'da Kadın)
- Güzellik şansla, talihle karşılaştırılamaz, güzel olan herkes şanslı olmuyor ki.. (Muhadarat (Fazıla))
- Sevmek için evet Mehabe, bence sevmek için sevilecek adamın sevilmeye layık olması gerekir. (Levayih-i Hayat)
- "Yârin bize bir selamı yok mu? İnsafın o yerde namı yok mu?" (Hayal ve Hakikat)
- Başkalarının giydiği kirli bir elbiseyi, insan olanın üzerine geçirmesi kabil olabilir mi ? (Muhadarat (Fazıla))
- “Onu tabiat kendi kendine hissettirir. Teneffüs eylediği hava nüfuz ettirir, nesim ta derununa üfler.” (Udî)
- "Zevçlerinin muhabbetleriyle iftihar edecek kadınlar varsa onlar da İslam kadınlarıdır Madam." (Nisvan-ı İslam)
- İnsanlar arzu ve niyetlerini istedikleri gibi düzenlerler... (Muhadarat (Fazıla))
- Hiçbir sözüm yoktur. Hiçbir sözümden caymıyorum ki. Ayıplanayım. (Hayal ve Hakikat)
- Kötü tecrübeler insanı pişi rir, olgunlaştırır. Sıkıntı, dert insanı çabuk yaşlandırır. (Muhadarat (Fazıla))
- Zira birbirleriyle aşk ve sevda ile tezevvüç edenler miyanında altı ay, bir sene sonra o aşktan kendilerinde eser kalmayanlar epeyce çoktur. (Nisvan-ı İslam)
- Başlarına çöken heves belasını aşk sanarak birçok delilik yapan ne kadar zavallı gençler vardır. O yanılgı , onları ana babalarını kırmak, baba ocağından firar ile ailesini terk etmek derecelerine kadar götürür. Bari sonra o zan kendilerini bırakmasa da pişmanlığın acı tesirini duymasalar. Lakın heyhat !!! Başta aşk sandıkları o yanılgıdan sonra o kadar ikrah ederler ki sonları bir dram olur. (Osmanlı'da Kadın)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin