Kitap Künyesi
Yazar: Antonio Tabucchi
Çevirmen: Münir Göle
Orijinal Adı: Il Filo Dell' Orizzonte
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750700040
Sayfa Sayısı: 90
--reklam--
Ufuk Çizgisi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Ufuk Çizgisi, çağdaş İtalyan yazar Antonio Tabucchi'nin bir gerilim romanı. Romanın kahramın Spino, İtalya'nın bir liman kentinde, morgda görevlidir. Getirilen cesetleri, özelliklerine göre sınıflandırıp bir deftere kaydeden Spino'nun, cesetlerle arasında duygusal bağlar kurmak gibi garip bir özelliği vardır. Ama bir gece getirilen ceset, her şeyi değiştirir. Öldürülen bu delikanlıyı kimse arayıp sormaz. Delikanlıyı kendi gençliğine benzeten Spino, onun yaşamını merak eder. Delikanlıyı tanıyabileceğini umduğu birtakım insanları bulur, onlara sorular sorar. Ardından da, kimden olduğu bilinmeyen yanıtlar gelmeye başlar. Beklenmedik yerlerde Spino'ya randevular verilmeye başlar. Beklenmedik yerlerde Spino'ya randevular verilmeye başlanır. Spino, delikanlının başına gelenleri yavaş yavaş anlamaya başlamıştır, ama çözümün beklediği yerde karşısına çıkmayacağını da fark etmiştir. Sıranın kendisine gelmekte olduğunu sezmektedir. Spino, her insanın kendi içinde bir bilmece olduğunu, kendini keşfetmek istiyorsa her şeyi yeni baştan kurması, eski defterleri karıştırması, başkalarının tanıklığına başvurması, yitik izleri sürmesi gerektiğini anlayacaktır. Kendi gizini açığa kavuşturmak isteyen Spino'nun, özdeşleştiği 'öteki'nin peşine düşerek kendi yazgısının izlerini sürmesi gerekecektir. Antonio Tabucchi'de sık sık görüldüğü gibi, Spino'nunki de bir içsel arayış, nesneler arasındaki bağların bir derlenmesidir. Antonio Tabucchi, 'de sık sık görüldüğü gibi, Spino'nunki de bir içsel arayış, nesneler arasındaki bağların bir derlenmesidir. Antonio Tabucchi, 'Kurbanın değil, araştıranın kimliği üzerine, olmayan bir romanın hikayesi' olarak adlandırıyor bu ilginç romanını.
(Arka Kapak)
--reklam--
Ufuk Çizgisi Alıntıları - Sözleri
- "Yaşayanları ölülerden ayıran mesafe gerçekten büyük müdür, diye sorar kendi kendine kimi zaman."
- "İnsan görünümlerin ötesine gitme yürekliliğini bulamazsa, asla bir şey anlayamaz; insan nedenini bilmeden, yaşamı boyunca oyun oynamak zorunda kalır."
- Yaşayanları ölülerden ayıran mesafe gerçekten büyük müdür, diye sorar kendi kendine kimi zaman. Bu soruya ne yanıt vereceğini bilemez.
- "Ama insanların ölümlerini hiç indirgeyemezsin, sanki iki kere ölmüş gibi olurlar."
- Grekçe bir söz vardı, yanında da çevirisi. İnsanın gövdesi ölür, erdemi asla .
- Bütün gün, kitaplarını düzene soktu.
- Rahip gülümseyip hoşgörüyle ona baktı "Varolmanın bütün bağdaşımlarını yalnız Tanrı bilir, ama birçok olasılık içinden kendi yolumuzu seçmek bizlere düşer," dedi. "Yalnızca bizlere."
- Sara kulağına, olan olduktan sonra, bu kadar geç ·tanışmalarının yazık olduğunu fısıldayacak; onunla mutlu olacağından emin olduğunu; herhalde Spino da aynı duyguları paylaşıyor, ama avutmak için tersini iddia edecek; sevgili olmakla karı koca olmak farklı şeyler, günlük yaşam aşkın en büyük düşmanıdır, aşkı mahveder.
- "Ne aranıyorsun peki?" diye fısıldar Pasquale. "Bu ölüyle niye bu kadar ilgilisin?"
- Bu arada da, gözünün önünde, seyre daldığı deniz var, üzerinde de gezinen gemiler, martılar, bulutlar.
- Yaşayanları ölülerden ayıran mesafe gerçekten büyük müdür ?
- Sevgili olmakla karı-koca olmak farklı şeyler, günlük yaşam aşkın en büyük düşmanıdır, aşkım mahveder.
- Her insan kendi içinde bir bilmecedir ve kendini bulgulamak istiyorsa döne döne aranması, her şeyi yeni baştan kurması, eski defterleri karıştırması, başkalarının tanıklığına başvurması, yitik izleri sürmesi gerekir. Her olgu, her insan ilişkisi bir bilmece, sonsuz bir gizemdir.
- "Ben, köyümde gömülmek isterim, orada, dağın eteğinde yatmak isterim," (...)
- "Ya sen?" dedi Spino, "Sen kimsin kendine göre? Günün birinde, buna yanıt aramaya niyet edersen, sorular sorman, kimliğini yeniden kurman, eski çekmecelerini karıştırman, başkalarının tanıklığını toparlaman, oraya buraya dağılmış imleri bir araya getirmen gerektiğini biliyorsun. Her şey kapkaranlıktır, el yordamıyla ilerlemek gerekir."
--reklam--
Ufuk Çizgisi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Antonio Tabucchi “Ufuk Çizgisi” .. Kitabı üçüncüye ya da dördüncüye okudum, Allahtan daha önce paylaşmamıştım da bahane oldu. Bu çokça okuma halim, yana yakıla kitaba, yazara ya da çağdaş İtalyan edebiyatına olan hayranlığımdan değil, kendi kendime yaptığım hinliğimden Paylaşımı yaptığım gibi, onu kitaplıkta zor ulaşacağım bir yere kaldırmak şart oldu. Evden hızla çıkarken, hazırlıksızsam (yani nadiren) çantaya ince kitap, ne gelirse elime onu atıyor, yolda okumaya başlayınca ayıyorum Neyse, yanımda başka kitap yoksa da okuyorum.. Arka kapak yazısında, gerilim romanı diye geçse de, benim için hiç öyle değil. Hatta gerilim dışında hangi tür deseler, oluru daha fazla. Morg görevlisi Spino karakterinin, kurban üzerinden (bu arada kurban, morga getirilmiş kimsenin arayıp sormadığı bir delikanlı) kendi içsel yolculuğu. Özdeşleştiği kurbanla insan/insan hali kafa sesinden ibaret. Araştırmasını ve rotasını insan/nesne olarak şekilleyen karakter, bazen nesnenin özneleştirilmesiyle geride bile kalıyor, ben seviyorum bu kitabı ve galiba sevme sebebim sessizce çığlık atması. O kadar sakin, öylesine yavaş ki.. Atlamış olmak istemiyorum,romandan ziyade roman prototipi hissi veriyor. Aldığınız keyfin derecesi, ufuk çizgisine göre değişir. Çanta kitabı olarak tavsiye listemde efenim. Sevgim üzerinize olsun (Kitapzede)
İlginç bir kitap, başı belli sonu belli değil, bu yüzden de adı Ufuk Çizgisi diye düşündüm, çünkü sonu yok, git git bir türlü ufuk çizgisine ulaşamıyorsun. Morgta görevli Spino, bir gece morga getirilen ve hiç kimsenin sahip çıkmadığı bir genç ile kendi arasında kurduğu benzerlikten yola çıkarak, gencin kimliğini araştırırken aslında kendi iç yolculuğuna çıktığının farkındamıdır?... Ucu açık romanları sevenlere tavsiye edebilirim. Keyifli okumalar. (Selma Mertel)
Ufuk Çizgisi - Antonio Tabucchi: Tabucchi bu kitabını, “Kurbanın değil, araştıranın kimliği üzerine, olmayan bir romanın hikayesi” diye tanımlamış. Okuduğunuzda bu tanımın tam anlamıyla kitabın ana temasını oluşturduğunu hemen kavrayacaksınız. Bir morgda ölüleri sınıflandırarak kaydetmekle görevli, kaydederken herbiri ile yakınsal bir bağ kuran ve kitabın baş karakteri olan Spino’nun, en son getirilen ve faili meçhul bir cinayete kurban giden genç bir ölünün sırrını, kendi zihninde yarattığı ipuçlarını takip ederek çözmeye çalışmasını okuyacaksınız. Üzerine çok konuşulması gereken bir kitap olmasına rağmen, eğer yorumu uzatırsam “spoiler” vermek zorunda kalacağımdan burada kesmek istiyorum. Ama şunu belirtmeliyim ki bu incecik kitap sakın size konusundan dolayı polisiye bir hikaye olarak izlenim bırakmasın. Önsözü çıkarırsak toplam 80 sayfadan oluşan kısa bir hikaye gibi de olsa polisiye görünümünün altında çok anlamlı felsefi değerlere değinen, içsel arayışların ve öz-keşfin yapılmasının anlatıldığı, her insanın kendi içinde bir bilmece olduğunun vurgulandığı bir kitap olarak değerlendiriyorum. Tabucchi ile tanışma kitabımdı ve sadece 80 sayfadan oluşmasına rağmen anlatım ve düşünce tarzına hayran oldum. Diğer kitaplarını da okumak için sabırsızlanıyorum. Tüm kitapsever dostlarıma keyifli okumalar dilerim. (Ayşen&Erdal)
--reklam--
Ufuk Çizgisi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Antonio Tabucchi - Ufuk Çizgisi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ufuk Çizgisi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Antonio Tabucchi Kimdir?
Antonio Tabucchi, 23 Eylül 1943te Pisada dünyaya geldi, ama Vecchiano kasabasında anneannesiyle büyükbabasının yanında büyüdü. 1969da Portekizde Gerçeküstücülük üzerine bir tezle üniversiteden mezun olduktan sonra, 1970li yıllarda Pisa'daki Scuola Normale Superiorede Portekiz dili ve edebiyatı üzerine çalışmalarını sürdürdü ve 1973te Bologna Üniversitesinin Portekiz Dili ve Edebiyatı kürsüsüne öğretim üyesi olarak atandı. Portekizceye ve bu dilin edebiyatına yönelmesindeki en büyük etken, Fernando Pessoa'nın yapıtına olan hayranlığı ve onu ana dilinden okuma arzusu oldu. 1975de, ilk romanı Piazza dItalia (Milano: Bompiani) yayımlandı.
Siena Üniversitesinde ve New Yorktaki Bard College, Paristeki Ecole des Hautes Etudes ve Collège de France gibi seçkin üniversitelerde ders verdi. Kitapları kırktan fazla dile çevrildi. Bazı romanları Roberto Faenza, Alain Courneau, Alain Taner, Fernando Topes gibi ünlü yönetmenlerce beyazperdeye, Giorgio Strehler ve Didier Bezace gibi tanınmış yönetmenlerce sahneye uyarlandı. Halen üyesi olduğu Uluslararası Yazarlar Parlamentosunun kurucuları arasında yer aldı. Tabucchiye 2007de Liège Üniversitesince onursal doktor unvanı verildi.
Aldığı Ödüller [değiştir]
Almanya
Leibniz Akademisince verilen Nossack Ödülü
Avusturya
Europaeischer Staatspreis
Fransa
Prix Médicis Etranger
Prix Européen de la Littérature
Prix Méditerranée
İspanya
Hidalgo
Asturias Prensince verilen basın özgürlük ödülü Francisco Cerecedo
İtalya
Pen Kulübü Ödülü
Campiello Ödülü
Viareggio Ödülü
Yunanistan
Aristeion
Türkçede Antonio Tabucchi [değiştir]
Notturno indiano (Palermo: Sellerio, 1984).
Hint Gece Müziği, çev. Münir H. Göle (İstanbul: Afa, 1994).
Il filo dellorizzonte (Milano: Feltrinelli, 1986).
Ufuk Çizgisi, çev. Münir H. Göle (İstanbul: Afa, 1994).
Requiem (Milano: Feltrinelli, 1992).
Requiem Bir Sanrı, çev. Münir H. Göle (İstanbul: Afa, Ekim 1994).
Sostiene Pereira (Milano: Feltrinelli, 1994).
Pereira İddia Ediyor, çev. Münir H. Göle (İstanbul: Afa, 1997).
La testa perduta di Damasceno Monteiro (Milano: Feltrinelli, 1997).
Damasceno Monteironun Kayıp Başı, çev. Kemal Atakay (İstanbul: Can, 1998).
Si sta facendo sempre più tardi (Milano: Feltrinelli, 2001).
Gittikçe Geç Olmakta, çev. Neyyire Gül Işık (İstanbul: Can, 2002).
Piccoli equivoci senza importanza (Milano: Feltrinelli, 1985).
Önemi Olmayan Küçük Yanlış Anlamalar, çev. Münir H. Göle (İstanbul: Can, 2006).
Tristano muore. Una vita (Milano: Feltrinelli, 2004).
Tristano muore, çev. Semin Sayıt (İstanbul: Can, 2006).
Sogni di sogni (Palermo: Sellerio, 1992).
Düşler Düşü, çev. Semin Sayıt (İstanbul: Can, 2006).
Gli ultimi tre giorni di Fernando Pessoa (Palermo: Sellerio, 1994).
Fernando Pessoanın Son Üç Günü, çev. Münir H. Göle (İstanbul: Afa, 1994).
--reklam--
Antonio Tabucchi Kitapları - Eserleri
- Zaman Hızla Yaşlanıyor
- Requiem
- Mnemosyne
- Önemi Olmayan Küçük Yanlış Anlamalar
- Tristano Ölürken
- Düşler Düşü
- Pereira İddia Ediyor
- Fernando Pessoa'nın Son Üç Günü
- Gittikçe Geç Olmakta
- Hint Gece Müziği
- Ufuk Çizgisi
- Isabel İçin Bir Mandala
- Damasceno Monteiro'nun Kayıp Başı
- Yolculuklar ve Öteki Yolculuklar
- Tersyüz Oyunu
- Kara Melek
--reklam--
Antonio Tabucchi Alıntıları - Sözleri
- Japon okullarinda kağit çeşitlerini, kurdeleleri nasıl düğüm atılacağını ve ne tür fiyonklar yapılacağını öğreten bir ders vardır. (Yolculuklar ve Öteki Yolculuklar)
- ... ama fotoğraflar göze görüneni bir dörtgen içine kapatırlar. Çerçevesiz görünen ise bambaşkadır. (Hint Gece Müziği)
- Gene de insan kendi bedeniyle neden konuşamasın ki, duvarlarla konuşan insanlar var ya. (Zaman Hızla Yaşlanıyor)
- “Ama hiç insan resimleri çizmezdi, İnsanlar gizemi kaçırırlar, derdi, bak, ben hiç kimsenin görünmediği o gizemli pencerelerin resmini yapıyorum ama oradan bakan birini çizersem gizem kaybolur.” . (Isabel İçin Bir Mandala)
- "... ama fotoğraflar göze görüneni bir dörtgen içine kapatırlar. Çerçevesiz görünen ise bambaşkadır." (Hint Gece Müziği)
- Huzursuzluktan yana payımı aldım, dedi Topal Piyangocu, ben de kendimi sofraları zengin kurulmuş, salonları zengin döşenmiş, bol resimli bir kitaptan çıkmış gibi hissediyorum, ama artık zenginliğin sonu geldi,... (Requiem)
- Artık aradan yıllar geçti, uzun yıllar, sevgilim, gerçekten çok uzun yıllar. Ama, görüyorsun, seni hâlâ hepimiz nasıl hatırlıyoruz, nasıl hatırlıyorum seni. (Gittikçe Geç Olmakta)
- Bütün bir yaşam boyu ayaklarını aynı yere basmak tehlikeli bir yanlış anlamaya yol açabilir;sanki orası bizimmiş, dünyada her şey bir ödünç olarak verilmiş değil de bize aitmiş sanırız (Yolculuklar ve Öteki Yolculuklar)
- “Kimi zaman, yaşanmış bir olayın derin anlamı, tam bu olay kapanmış görünürken kendini gösterir.” (Zaman Hızla Yaşlanıyor)
- Bizim öğretmenimiz bize her şey için "son derece güzel" sözcüğünün kullanılamayacağını, kimi durumlarda "olağanüstü'' denebileceğini söylemişti, ben de onun için öyle dedim, ben bu kumsalda denize girmeyi olağanüstü buluyorum. (Zaman Hızla Yaşlanıyor)
- İd, Ego ve Süper-ego taptığı Üçlü Tanrı’dır. Aslında, belki de hepimiz o tanrıya tapmaktayız. (Düşler Düşü)
- Paris'teki bu daire dünyanın en doğal şeyiydi sanki, değildi, dünyanın en doğal şeyi diye bir şey yoktur, şeyler sizin düşündüğünüz gibi ve siz isterseniz var olurlar, o zaman siz onları yönetebilirsiniz, yoksa kendi yollarına giderler. (Zaman Hızla Yaşlanıyor)
- Sevgili olmakla karı-koca olmak farklı şeyler, günlük yaşam aşkın en büyük düşmanıdır, aşkım mahveder. (Ufuk Çizgisi)
- “Gazeteler yoruyor, dedi içinden, haberler yoruyor, dünya yoruyor. Dünya yoruyor, çünkü yorgunsun.” (Zaman Hızla Yaşlanıyor)
- ...Sizin için tüm bunları neden yaptığımı bilmiyorum Monteiro Rossi, dedi Pereira. Belki iyi1insan olduğunuz için, diye yanıtladı Monteiro Rossi. Fazla basit bu, dedi Pereira, ""dünya dert aranmayan iyi insanlarla dolu.""" (Pereira İddia Ediyor)
- In dreams begins responsibility (Tristano Ölürken)
- "Yaşayanları ölülerden ayıran mesafe gerçekten büyük müdür, diye sorar kendi kendine kimi zaman." (Ufuk Çizgisi)
- “başkalarının düşüncelerine saygı göstermek gerekir, ama kendininkilere saygı göstermekten asla geri durma, özellikle kendininkilere saygı göstermekten geri durma” (Zaman Hızla Yaşlanıyor)
- ...sizinle bir kitapta karşılaşmış gibiyim... (Requiem)
- "Ne aranıyorsun peki?" diye fısıldar Pasquale. "Bu ölüyle niye bu kadar ilgilisin?" (Ufuk Çizgisi)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin